Şimdi Ara

Basri Dirimlili'yi Saygıyla Anıyoruz - Röportaj

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
3
Cevap
0
Favori
693
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  •  Basri Dirimlili'yi Saygıyla Anıyoruz - Röportaj


    Basri Dirimlili (1929-1999)


    Hakkında bilmek istediğimiz şeyleri öğrenebileceğimiz bir röportaj olmuş.
    ----

    17 Eylül 2009

    Hep yara bere içinde, kafasındaki bandajla çekilmiş fotoğrafıyla, adeta ''Fenerbahçeli'', ''ruhlu'' futbolculardan yoksun kaldığımız zamanlarda açılan bir nevi isyan pankartlarında gördük O'nu, Mehmetçik Basri Dirimlili'yi.

    Hemen hemen hepimiz onu bu mücadeleci, istekli, arzulu futboluyla biliyor, tanıyor. Ama acıdır, sadece o fotoğraf ve o anlamlı kareyi yorumladığımız kadar tanıyoruz Fenerbahçemiz’de 10 yıl top koşturmuş, kaptanlık yapmış, Milli Takım'ın vazgeçilmezi olmuş, gerçek bir Fenerbahçeli olan Mehmetçik'i.

    Tarihimizi, tarihimize anlam katanları daha yakından tanımak ve bunun önemli adımlarından birini ise Basri Dirimlili ile atmak istedik ölümünün 12. yıldönümünde. Ve geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Müdürü Alp Bacıoğlu ve Basri Dirimlili'nin yeğeni aynı zamanda eski Fenerbahçeli futbolculardan Ömer Kaner'in oğlu Serhat Kaner ile bir araya gelip, dolu içeriği ve büyük anlamıyla güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Konu Fenerbahçe'nin tarihi ve bu şanlı tarihin önemli isimlerinden biri olunca klasik bir röportajdan çok sıcak ve samimi bir sohbete dönüştü buluşmamız. Biz de elimizden geldiğince sizlere aktarmaya çalışacağız bu sohbetimizi.


    1907 ÜNİFEB: Öncelikle bu yoğun temponuzda bize zaman ayırdığınız için çok teşekkürler. 1907 ÜNİFEB Fenerbahçe Derneği olarak tüm arkadaşlarımızla birlikte Fenerbahçemizi tarihiyle, tarihinin kahramanlarıyla birlikte gerek paneller, gerek köşe yazıları ile öğrenmeye ve sonraki süreçte de yaşatmaya gayret gösteriyoruz. Daha önce bu konseptte bir röportaj gerçekleştirmemiştik, bu ilk röportajımız olmuş olacak. Bu röportajla Basri Dirimlili'yi daha yakından tanımak, bilmek ve daha sonra Fenerbahçeli arkadaşlarımıza, hatta belki de ileride çocuklarımıza aktarmak istiyoruz; bu şekilde tarihini daha iyi bilen bir Fenerbahçe kamuoyu yaratmak istiyoruz. Dilerseniz öncelikle sizden Basri Dirimlili'nin Fenerbahçe ile yollarının kesişmesini, Fenerbahçe ile kaç yılını geçirdiğini öğrenerek başlayalım Alp Bey.

    Alp Bacıoğlu: Basri Dirimlili Bulgar göçmeni ancak Eskişehir'e geçiyorlar ve futbol hayatına da Eskişehir'de başlıyor. Ankara'da askerlik yaparken, Karagümrüklü Naci'yle; ki Basri Dirimlili ve Naci Erdem çok yakın arkadaştırlar, ikisi Havagücünde yapıyorlar askerliklerini. 1953 yılında Çanakkale Anıtı'na gelir sağlamak amacıyla Ankara'da, Çanakkale Abide Kupası Turnuvası düzenleniyor. Orada Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Vefa var; Vefa o sıralar 4. büyük İstanbul takımı tabii. Turnuva Temmuz aylarında olduğundan kulüpler gelecek sezona oyuncu deneyebilsinler diye bir lisanssız futbolcu oynatma hakları var. Ancak Fenerbahçe Vefa maçında iki lisanssız futbolcuyu yani Basri ve Naci'yi oynatmak istiyor. Vefa Kulübü Başkanı da Fenerbahçe sempatizanı olduğundan bunu kabul ettiklerine dair bir belgeyi imzalıyor ve bu iki futbolcu böylece Fenerbahçe kariyerlerine başlamış oluyorlar.

    Serhat Kaner: Tabi bu arada dayım ve Naci Ağabey çok yakın arkadaştırlar; dayımın evinde Naci Ağabey için özel bir oda bile vardı. Acaba şimdiki futbolcularda var mıdır bu kadar büyük bir dostluk? Tabii, merak ediyor insan.

    Alp Bacıoğlu: Bu arada Basri Dirimlili öncesinde Beşiktaş'la bir maça çıkıyor, bunu da eklemek lazım. Ancak ben Fenerbahçeliyim, burada yapamam deyip; bir maç oynadığı Beşiktaş'tan ayrılıyor.

    Serhat Kaner: Dedemin de anlattıklarına göre; o maçtan sonra yapamayacağını, bu yükü kaldıramayacağını söyleyip danışıyor ailesine ancak ailemiz de Fenerbahçe'ye gönül verdiğinden sıcak bakılmıyor. Dedemin ''Beşiktaş arabacı takımı, ne işin var orada; halkın takımı Fenerbahçe her zaman için bizim ailemizde büyük önem taşımıştır'' söylemi de var. Beşiktaşlılar kızmazlar umarım bu deyime.

    1907 ÜNİFEB: Kızmazlar diye düşünüyoruz, neticede sadece sizin kullandığınız bir deyim değil bu; tarihte birçok kaynakta arabacı takımı deniyor Beşiktaş'a seyircilerinin ve futbolcularının gelir düzeyi yüksek olduğu için. Peki kaç yıl Fenerbahçe'de oynadı Basri Dirimlili?

    Alp Bacıoğlu: 1953'ten 1963'e kadar oynuyor. Sol bek mevkiinde. O kadar başarılı bir sol bek ki; 1965'te 1923'ten itibaren 42 yılın 11'i belirleniyor Futbol Federasyonu tarafından. Tüm futbolseverler katılıyor bu ankete, daha sonra oradaki sonuçlar bir jüri tarafından kontrol ediliyor. İşte o kadrodaki 11 futbolcunun 6'sı Fenerbahçeli, o 6 kişiden biri de sol bek mevkiindeki Basri Dirimlili.

    Serhat Kaner: Dayım pek anlatmazdı kendi futbolunu ancak Halit Amca (Halit Deringör) şöyle anlatırdı: ''O kadar iyi bir kanat oyuncusu ki; kaymak gibi alırdı topları rakibe hiç temas etmeden direk topla oynarak.''

    Alp Bacıoğlu: Daha sonra antrenörlük de yaptı; Molnar döneminde Molnar'ın yardımcılığını yaptı; 5 kupayı aldığımız sene.

    1907 ÜNİFEB: Futbolculuktan ve antrenörlükten sonra ne yapıyor peki, bir görevde bulunuyor mu? Zamanını futbolla mı geçiriyor yine?

    Serhat Kaner: Sonraki dönemde 8 yıl Tesis Müdürlüğü yapıyor Fenerbahçe'de. Tabii sonrasında hiç kopmuyor Fenerbahçe'den. Sürekli yakından takip ediyor, evi de Moda'da olduğundan kolay oluyor Fenerbahçe ile iç içe olmak.

    Alp Bacıoğlu: İçki konusunda da zaafları var bu arada 70'lerin sonunda, görevi sona erdikten sonra. Ben de çok kez rastladım, kulübün tesislerinde sürekli içerdi; büyük zevk alırdı o ortamdaki futbol sohbetlerinden. Çok kez denk geldim artık kapatılacak gece 01:00 olmuş saat; Basri Dirimlili ''Yahu daha devam ediyorduk, ne bu acele'' derdi. Çok sevilirdi herkes tarafından efendiliği, hoş sohbetliği, saygısıyla.

    Serhat Kaner: Tabi görevi bittikten sonra bile sürekli Fenerbahçe'nin içinde yer alması, sürekli Fenerbahçeli dostlarıyla zaman geçirmesi; bize hep Fenerbahçe'den kopamadığını, Fenerbahçe'nin O'nun önemli bir parçası olduğunu gösterdi.

    Alp Bacıoğlu: Fenerbahçe'nin iyi bir tarafı da, eski futbolculara sahip çıkar hep. Belli görevler verir birlikteliğin devam etmesini sağlar. Diğer kulüplerde çok fazla yoktur bu hassasiyet.

    1907 ÜNİFEB: Peki son zamanlarda Fenerbahçe'den ayrılan futbolcuların gittikten sonra Fenerbahçe'yi şikayet etmesi, memnuniyetsiz olması neden kaynaklanıyor, değişen şeyler mi var?

    Alp Bacıoğlu: Açıkçası o zamanki futbol düzeni ile şu zamanki çok farklı; para konusunda oluyor o rahatsızlıklar genelde. Çıkıyor kaç milyon dolarım verilmedi, alacağım var diyor. O zamanlarsa bir maç primi; bir takım elbise ve iki vapur bileti.

    Serhat Kaner: Ben de o sitemleri hoş bulmuyorum. Sonuçta Fenerbahçe'yle bütünleşmiş bir kişi asla o tarz söylemlerde bulunmaz; zarar gelsin istemez. Bu yüzden gerek son zamanlardaki Edu, gerekse diğer futbolcuların bu konu da çok haklı olduklarını söyleyemeyeceğim. Bizim ailemizde, örneğin dayımın kazandırdığı önemli bir duygudur bu; Fenerbahçe seçilir her zaman. Babamın da başına geldi, benim de başıma geldi bu tarz Fenerbahçe mi? yoksa başka bir takım mı? ikilemi.

    1907 ÜNİFEB: Siz müzisyensiniz ancak futbolla yakından ilgili olduğunuzu biliyoruz, uzun süre futbolcu olduğunuzu biliyoruz, bu ikilemi ne zaman yaşadınız?

    Serhat Kaner: Ben Fenerbahçe genç takımında oynadım. Uzun yıllar Fenerbahçe'nin altyapısındaydım. 1993'te Denizlispor'a transfer oldum. Beşiktaş'la bir hazırlık maçı yaptık ve ben gerçekten başarılı bir performans sergiledim o maçta. Maç sonunda Beşiktaş yöneticileri akşam konuşmak istediklerini söylediler. Daum o zaman Beşiktaş'ın başındaydı; akşam toplantı yaptık beni takımlarına istediklerini söylediler; tabii genç bir futbolcuydum sonuçta, geleceğe yönelik bir transfer planıydı bu. Ancak ben bunu Fenerbahçeliyim diyerek reddettim tabi ki. Bu ne kadar profesyonelce bir hareket bilmiyorum ama asla pişman olmadım bundan.

    1907 ÜNİFEB: Babanız da Fenerbahçe'de top koşturdu tabii.

    Serhat Kaner: Evet, Eskişehir'den Fenerbahçe'ye geldi Didi zamanında, 2 yıl oynadı O da.

    Alp Bacıoğlu: Başarılı bir futbolcuydu Ömer Kaner de gerçekten. Şu anda ne ile meşgul kendisi?

    Serhat Kaner: Milli Takımda görev yapıyor, eğitimci olarak; salon futbolu ile ilgili çalışmaları var son yıllarda.

    1907 ÜNİFEB: O halde dayınızla başlayan futbolculuk ve Fenerbahçelilik ailece ortak bir tutku gibi.

    Serhat Kaner: Tabii, özellikle Fenerbahçelilik konusunda büyük bir etkendir kendisi. Ben daha annemin karnındayken Basri Dayım, Neslin Sipahi'nin seslendirdiği Fenerbahçe Marşı'nı dinletirmiş, ''O da Fenerbahçeli olacak'' dermiş. Zaten sonrasında bana derdi hep ''Fenerbahçe'ye büyük hizmetler vermelisin'' diye. Fenerbahçe çok büyük bir önem taşırdı O'nun için.

    Alp Bacıoğlu: Basri Dirimlili ve O'nun gibi unutulmaz isimlerin hepsi büyük Fenerbahçe tutkunlarıydılar. Fenerbahçe'yi bilirdi hepsi, sahip çıkardı, tarihiyle, yapısıyla, tribünüyle.

    Serhat Kaner: Malesef bu bilgi, bu merak, bu istek yeni nesil futbolcularda yok; tutup tarihlerini bilmeden ne için oynarlar ki? Ne anlamı kalır ki esasında? Geçmişlerine bakıp, zamanında yapılanları, kulüpte emeği geçenleri, eski futbolcuların isteğini görmeden tam Fenerbahçeli bir oyun izlememiz zor. Ancak endüstriyel futbol diyelim kolaya kaçıp bahane olarak.

    Alp Bacıoğlu: Endüstriyel futbol, son yılların klasiği tabii.

    Serhat Kaner: Yani demek istediğim, baksınlar tarihe; Lefter kolay olunmuyor, Can Bartu kolay olunmuyor, Mehmetçik kolay olunmuyor.

    1907 ÜNİFEB: Bu arada Mehmetçik lakabı hangi maçta çıkıyor, nasıl özdeşleşiyor Basri Dirimlili ile?

    Alp Bacıoğlu: Mehmetçik lakabı bu fotoğrafın (önündeki başı sargılı Basri Dirimlili fotoğrafını gösteriyor) çekildiği maçta çıkıyor. 1955 - 1956 sezonunda Atatürk Kupası maçında Galatasaray'a 3-2 yeniliyoruz. O maçta kafasını bir tekmeye uzatıyor ve kaşı açılıyor, büyük acı çekiyor tabi darbeyle. Dikiş olmadığı için zımbayla kapatmaya çalışıyorlar yarayı. Eğer oynamazsa takım 10 kişi kalacak çünkü o zamanlar oyuncu değiştirmek diye bir şey yok, ''Devam edeceğim'' diyor. Çıkıyor sahaya, ilk golü Lefter atıyor o maçta. İkinci golü de o yaralı bereli haliyle Basri. Üstelik kafayla atıyor golü. Golden sonra da bayılıyor, saha kenarına getiriliyor. O sırada tüm taraftarlardan bir anda ''Sen Mehmetçik'sin'' nidaları kopuyor. Ertesi gün gazetelerde Galatasaray'ın galibiyetinden çok Basri Dirimlili'den bahsediliyor. Tabii artık isminin önünde ''Mehmetçik'' lakabı var. O günden sonra da Mehmetçik deniyor kendisine, her zaman o tutkuyla oynadığı için.

    1907 ÜNİFEB: Tüyleri diken diken eden bir olay gerçekten. Günümüzdeki futbolla karşılaştırmak mümkün değil.

    Alp Bacıoğlu: Mehmetçik canla başla mücadele ettiği için birçok kez bu tarz talihsizlikler yaşıyor. Adana Demirspor ile yapılan bir karşılaşmada da rakibinin tekmesi geliyor yüzüne ve çenesi kırılıyor. Kırık çenesine rağmen yine oyundan çıkmayıp devam ediyor maça.

    Serhat Kaner: Dayım 1974 öncesi Kıbrıs'ta hem bir takımı çalıştırıyor hem de çatışmalara katılıyor; oradaki mücadelesiyle de iyice pekişiyor tabi Mehmetçik lakabı.

    1907 ÜNİFEB: Tüm bu anlattıklarınızdan sonra futbolcuların mücadelesinden memnun olunmadığı zaman taraftarlarımızın stadımızda açtıkları Basri Dirimlili pankartları çok daha anlamlı hale geliyor. Gerçekten de Mehmetçik Basri Dirimlili, ruhsuz futbola karşı bir isyanı niteliyor sanki, siz ne düşünüyorsunuz?

    Serhat Kaner: Fenerbahçe tarihindeki birçok efsane isim bu şekilde mücadele etmiştir ancak dayım daha fazla göze batıyor tabii, hem aldığı lakap, hem de tekmeye kafa uzatan futboluyla. Ben stadımızın etrafında, tribünlerde, girişlerde bu efsaneleşen futbolcularımızın resimlerine, fotoğraflarına yer verilmeli diye düşünüyorum; hem tarihimize olan saygımızı hem de Fenerbahçe'nin mücadeleci ruhunu göstermesi için.

    1907 ÜNİFEB: O halde biz bu konu üzerine fikirler üretip, kulübümüze bir öneri sunmak için çalışmalara başlıyoruz an itibariyle.

    Serhat Kaner: Tabii, zaten 1907 ÜNİFEB'in bu duyarlılığı ve yapmaya çalıştıklarını çok yakından biliyorum; tarih konusunda her Üniversiteli Fenerbahçeli'nin kafa yorması gerekir gerçekten.

    1907 ÜNİFEB: Peki az önce bahsini ettiğimiz o mücadeleci futbolu şu anda hangi futbolcularımızda görüyorsunuz?

    Alp Bacıoğlu: Gökhan Gönül diyorum ben bu konuda. Hangi takımlı olduğunu bilemeyiz ancak Fenerbahçeli gibi oynuyor Gökhan.

    Serhat Kaner: Ben de Gökhan'ı söyleyebilirim. Efendiliği, Fenerbahçeliliği ile Semih de var tabii. Alex'i de açıkçası ben Fenerbahçe'nin büyüklüğünü fark etmiş ve bu doğrultuda oynuyor diye düşünüyorum. Gelmiş geçmiş en başarılı yabancı diyebilirim O'nun için.

    1907 ÜNİFEB: Peki Serhat Bey dayınızla olan anılarınızı anlatabilir misiniz?

    Serhat Kaner: Beraber diş hekimine gittiğimizi hatırlıyorum, ben bağırmayayım diye Fenerbahçe ile ilgili anılarını, maçlarını anlatırdı tedavi boyunca. Ayrıca bir anda kaybolurdu hep, zahmet verdiğini düşünürdü bize geldiğinde, hiçbir şey demeden kimse salonda yokken bir anda çıkıp giderdi, ''Ben gidiyorum'' diyemiyorum derdi.

    1907 ÜNİFEB: Peki beraber izlediğiniz maçlar?

    Serhat Kaner: Çok sakindi genelde, soğukkanlı bir şekilde izlerdi. Ama televizyondan izlediğimiz bir maçta Rıdvan'ın kaçırdığı golden sonra televizyona kalem fırlattığını hatırlıyorum, yani göründüğü kadar sakin yaşamıyormuş maçları içinde.

    1907 ÜNİFEB: Bu güzel sohbetimizin sonuna geldik. Son olarak ne demek istersiniz Basri Dirimlili için?

    Alp Bacıoğlu: Mehmetçik, Fenerbahçe'nin ve Türk futbolunun sembol isimlerinden biriydi. Yetenekli ve başarılı bir futbolcu olmasının yanında mücadelesiyle herkese örnek oldu ve örnek olmaya da devam ediyor. Ölümünün 12. yıldönümünde rahmetle anıyorum Mehmetçik'i, nur içinde yatsın. Ayrıca 1907 ÜNİFEB'e de teşekkür ediyorum tarihine bu kadar duyarlı olduğu, geçmişine sahip çıktığı için.

    Serhat Kaner: Ben de teşekkür ediyorum tabii ki, umarım bu röportajla tüm arkadaşlarınıza Basri Dirimlili'yi daha net anlatabilmiş, tanıtmışızdır. En büyük temennim dayım ve dayım gibi birçok sembol ismin mücadelesinin, emeğinin unutulmaması ve sonsuza dek yaşatılması. Bizi biz yapanlar bu değerlerimizdir, başka değerlerimiz değil. Fenerbahçe halkın takımıdır; halk saygıya, vefaya, sadakate, sevgiye önem verir; bu duygularla yaşar Fenerbahçe aşkını, bu duygularla yaşatır. Fenerbahçe var olduğu sürece devleşen tarihi ile her Fenerbahçelinin gönlünde olmalıdır mazimizdeki kahramanlarımız. 1907 ÜNİFEB'in de bu duyguları yaşatacak kardeşlerimizle dolu olduğunu görmek büyük bir umut veriyor bana, herkese. Tekrar tüm arkadaşlarınıza teşekkür ediyorum.

    1907 ÜNİFEB olarak, bizleri kırmayan Alp Bacıoğlu ve Serhat Kaner'e yapmış olduğumuz röportajdan dolayı teşekkürlerimizi sunuyor, (Mehmetçik) Basri Dirimlili'yi ölümünün 12. yıldönümünde saygıyla anıyoruz.
    http://www.1907unifeb.org/haber.php?haberno=564

     Basri Dirimlili'yi Saygıyla Anıyoruz - Röportaj



    _____________________________




  • sıkılmadan okudum sonuna kadar.
    okumanızı tavsiye ederim arkadaşlar, tarihimiz ile ilgili yararlı bilgiler almak için.
    Basrı Dilimlili hakkında pek bilgim yoktu açıkçası, fotoğraflarından biliyordum. 1907 ÜNİFEB, güzel bir röportaj yapmış.
    _____________________________

    Heep, bu dünya hep yalan dolan,
    Senin sevgindir aslolan,
    Sonuna kadar biz,
    FENERBAHÇELİYİZ ulan!
  • Belki inanacaksınız belki inanmıcaksınız ama bu röportajı gördükten sonra üzüldüm basri dirimlili benim dedemin amcası oluyor ben 12 yaşında bir çocuğum ama onu hiç göremediğim için bazen çok üzülüyorum anlatması çok zor ne bilim garip bir duygu
    _____________________________
    Bilgisayar İle İlgili Herşey




  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
    
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.