Şimdi Ara

''Türkçe'' (2. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
100
Cevap
1
Favori
3.560
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Dil.
    Yazıldığı zaman diliminde onları anlayan kaç kişi vardı? Okuryazar oranı neydi XVII. yy da? Vurguyu görmezden gelmişsiniz? Halk o zaman da Türkçe konuşuyordu, bugün de Türkçe konuşuyor. Türkçede bir değişim yok. Değişim sadece alfabede.
    _____________________________
    psn
    acaltun17
  • Alfabe değişikliği bence de gerekliydi. Arap alfabesi Türkçenin fonetik yapısına hiç uymuyor. Ona katılıyorum. Benim dediğim şey dil kısırlaştırıldı "öztürkçeleştirme" adına. Dünyada kendi edebiyatını okuyamayan ve dolayısıyla anlayamayan başka millet yoktur. Osmanlı Türkçesiyle biraz haşır neşir olunca anlıyorsunuz neleri yitirdiğimizi. Üniversite birinci sınıfa kadar ben de sıkı bir Dil Devrimi savunucusuydum fakat fikirlerim tamamen değişti. Büyük bir birikim bir kalemde yok edilmiş kesinlikle.
    _____________________________
  • Sevgili mudeb,

    Söylenenlere bu kadar çabuk teslim olmayın lütfen. Bu konunun bir benzeri daha önce burada tartışılmıştı, ama bir şikayet nedeniyle, verilen tüm emekler yok sayılarak konu kapanmıştı.

    Aşağıda, Osmanlı döneminde yazılmış 2 şiir vardır. Bunları okuyun ve bakalım ikisini mi anlayacaksınız, birini mi anlayacaksınız, yoksa hiçbirini mi anlaayamacaksınız, görelim. Konuya ondan sonra devam ederiz.

    Birinci şiir;

    Müheyyâ Oldı Meclis Sâkiyâ Peymâneler Dönsün

    Müheyyâ oldı meclis sâkiyâ peymâneler dönsün
    Bu bezm-i rûh-bahşın şevkine mestâneler dönsün

    Dilaâm-ı şarâb-ı ‘aşk-ı yâri şöyle nûş it kim
    Felekler güm güm ötsün başına hum-hâneler dönsün

    Hayâl-i şem’-i ruhsarın ko yansun hâne-i dilde
    Yakub ol şem’e perin şevkile pervâneler dönsün

    Sen ağyâr ile devretdir şehâ peymâneyi da’im
    Ser-i kûyın dolaşub ‘âşık-ı bîçâreler dönsün

    Bu bezm-i dil-küşâya mahrem olmaz Bâkiyâ herkes
    Di gelsün ehl-i diller gelmesün bîgâneler dönsün

    İkinci şiir;

    Ağlayı ağlayı düştüm yollara
    Karışayım bozbulanık sellere
    Adı sanı bilinmedik illere
    Gitmeyince gönül yardan ayrılmaz

    Ahım kaldı şu gelinin ahdinde
    Deremedim güllerini vaktinde
    Karanlık gecede kolum altında
    Yatmayınca gönül yardan ayrılmaz

    Gözüm kaldı şu kaplanın postunda
    Azrail de can almanın kastında
    Döne döne teneşirin üstünde
    Yunmayınca gönül yardan ayrılmaz

    Hadini de Karac'oğlan hadini
    Aramazlar gurbet ile gideni
    Ak göğsün üstünde çakır dikeni
    Bitmeyince gönül yardan ayrılmaz

    Karacaoğlan...
    _____________________________




  • Emeğine sağlık ama burada neyi anlatmaya çalıştığını anlamadım.
    _____________________________
  • quote:

    Katılıyorum. Fakat bunun nedeni başka. Dil Devrimi'yle dilimiz kısırlaştırılmasaydı çok zengin bir dilimiz olurdu şu anda. Kökeni Arapça veya Farsça olduğu için dilde varolan/kullanılan bu kelimelere Öztürkçe karşılıklar önerildi. Önerilen çoğu kelime tutunamadığı gibi eski kelimeler de unutuldu. Böylece dilde büyük bir kısırlaşma meydana geldi. Yapılması gereken yeni terimlerin Türkçe türetilmesi, dildeki mevcut söz varlığının ise korunması şeklinde olmalıydı. Bu biçimde dilimiz, yüzyılların birikimine yeni kelimeler de eklenerek çok çok zenginleştirilebilirdi, ama maalesef bu yapılmadı.

    600 yıllık imparatorluk süresince yazılmış hiçbir eseri okuyamıyoruz, okusak da anlayamıyoruz. Kendi edebiyatımızı Bâkî'yi, Fuzûlî'yi, Taşlıcalı Yahya'yı, Evliya Çelebi'yi, Nedîm'i... anlayamıyoruz. Çok acı bir durum.


    Buyuk olcude haklsiniz. Eger sayin @lehrer35 in iddia ettigi gibi degisen sadece alfabe olsaydi Turk Dil Kurumunun kurulmasina gerek kalmazdi. Tabii ki kimsenin daha once kullanmadigi kelimeler dilimize eklendi. Daha once kullanilanlar unutuldu. Bunun aksini savunmak komik.

    Ben de sizin gibi hali hazirda varolan kelimelerin korunmasi taraftariyim. Fakat yeni girecek kelimelerin Turkcelestirilmesi son derece yerinde bir uygulama olmustur .(bilgisayar, yazici, donanim, yazilim vb.)

    Alfabe devriminin okur yazarlik oraninin artmasiyla baglantili olmadigini baska bir baslikta orneklerle aciklamistim. Evet bence alfabe devrimi gerekli degildi. Ilkokullarda her iki alfabe de cok rahat bicimde ogretilebilirdi. Bunun kaybettirdikleri dil devriminin kaybettirdiklerinden daha fazladir.

    Son yaziniza da itirazim var: Alfabeler dili okumak icin birer aractir. Dillerin alfabelere uymasi uymamasi diye bir sorun olamaz. Latin alfabesindeki bir harf belki degisik diller tarafindan 50 farkli cesitte telaffuz edilir. Osmanlicaya bakarsaniz Araplarin telaffuz edemedigi harfler mevcuttur. Bu tamamen alfabeyi yapan dil bilimcilerin basarisi veya basarisizligidir, alfabelerin degil.

    Mesela Turkce latin harflerine daha sonra gectigi icin (istisnalar haric) yazildigi gibi okunabilmektedir. Bu bir basaridir. Fransiz alfabesinde ise tek bir ses icin bircok harf gereksiz yere kullanilmaktadir. Bu ise basarisiz bir alfabe kullanimidir. (Her ikisi de latin alfabesi)

    Bunun yaninda bizde de sorunlar vardir: Ozellikle arapcadan ve farscadan gecen kelimelerin telaffuzu yeterince harf olmadigi icin zamanla bozulmustur. Bunu korumak icin zaman zaman derme catma onlemler konmustur. (kagit kelimesindeki a nin uzerine sapka koymak gibi, halbuki a bildiginiz a diye okunmakta fakat k bildigimiz k den farkli okunmaktadir. Yani sorun a da degil k dedir. Ornegin bizden daha sonra latin alfabesine gecen Azerilerin alfabesine bakarsaniz aslinda bizde de olmasi gereken ve bizdeki k ve h yerine gecen q ve x harflerini de gorursunuz.)

    Bunun yaninda osmanlica ogrenmek o kadar da zor degil. Alfabeyi ve kelimelerin koklerini bulmayi ogrenirseniz cogu osmanlica metni asagi yukari anlayabilirsiniz.
    _____________________________
    Smile... Tomorrow will be worse.




  • Bir dilin zenginliğinde kelime sayısı ne kadar kıstas olarak kabul edilebilir? Ben Türkçe konusunda uzman biri değilim, uzman arkadaşlar daha açıklayıcı olacaklardır.Bir örnek üzerinden gidelim, "yüz" kelimesini ele alalım ve basit bir deneme olarak google üzerinden çeviri yapalım, çıkan sonuçlar şunlar:

    1. face
    2. front
    3. countenance
    4. obverse
    5. visage
    6. physiognomy
    7. c.
    8. cast of features
    9. dial
    10. kisser
    11. frontispiece
    12. mien
    13. phiz
    14. puss
    15. snoot
    16. hundred

    Görüldüğü gibi 16 farklı sözcüğün karşılığı olarak çıkardı. Ayrıca bu listeye "yüzmek" fiili dahil değil. Şimdi bu dilimizin zayıflığı mıdır? Yoksa anlama dayalı bir dil olduğu için doğasından kaynaklı bir durum mudur?



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi muuzoo -- 30 Mart 2011; 0:40:50 >
    _____________________________
    Lifetime Error!
  • Konu saptı sapacak , ha gayret
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: mmarass



    Emeğine sağlık ama burada neyi anlatmaya çalıştığını anlamadım.


    Sevgili mmarass, benim orada anlatmak istediğim şey, şiirlerden birini anlayabiliyorken diğerini anlayamadığımız, özel bir eğitim gerektiği ile ilgilidir. Şu anda fena halde geçmişe özlem duyulması ve dezenformasyon sonucu, insanlarda böyle bir düşünce oluştu. Yani, "Alfabemiz değişmeseydi de, geçmişimizle olan bağlarımız kopmasaydı" diye.

    Ancak, yukarıda gördüğünüz iki şiirden birincisi Divan Edebiyatı örneğidir ve bunu anlamamamız oldukça doğalken, ikincisi Halk Edebiyatı örneğidir ve bunu anlıyor olmamız da oldukça doğal. Divan Edebiyatı denen şey, saray edebiyatıdır ve kendisini toplumdan tamamen soyutlamış, kendine has "Osmanlıca" diye bir dil geliştirmiş Osmanlı aristokratlarının dilidir ve halk bu dili anlamaz. İkinci şiir ise Halk Edebiyatı örneğidir ve halkın dilinde değişimler olsa da, istediğiniz halk edebiyatı şiirini açın ve okuyun, büyük oranda anlayacaksınızdır.

    Benim burada anlatmaya çalıştığım şey, aslında dilde değişimler olmakla birlikte, Osmanlı dönemine ait olan ve anlamadığımız yazılar bize ait olanlar değil; tabii bizi halk olarak ele alırsak. Bu nedenle de çok fazla dert etmemek gerek diye düşünüyorum ve emin olun ki, eski ingilizce metinleri de şimdiki ingiliz halkı çok fazla anlamıyor. Biz ne kadar anlıyorsak, onlar da o kadar anlıyorlar. Tek fark, onların alfabesinin değişmemiş olmasıdır.
    _____________________________




  • Karacaoğlan da bizim Bâkî de. İkisini de anlıyorum Türk Dili ve Edebiyatı üçüncü sınıf öğrencisi olduğum için. O dönemde medrese eğitimi almış birisi her iki şairin şiirlerini de anlıyordu büyük ihtimalle. (Şu an da eğitimsiz bir adamın mevcut edebiyattan bir şey anlayacağını zannetmiyorum.) Halk edebiyatını da divan edebiyatını da bizim insanlarımız oluşturdu, niye farklı kutuplarmış gibi gösteriyorsunuz ki? Siz kabul etmeseniz de bu beğenilmeyen, dışlanan Osmanlı Türkçesiyle yazılmış onbinlerce eser var. Bu muazzam bir birikimdir ve bunu oluşturanlar bizim insanımızdır. Bunları anlayamıyor olmak beni çok üzüyor açıkçası.

    @neverlate, Arap alfabesi ünsüz seslerin kalınlık-incelik mantığına göre düzenlendiği için Türkçeye uymuyor diyorum (Harekesiz yazıldığında Arapçada bile çile oluyor, zira Arapça inanılmaz zengin ve aynı biçimde yazılıp farklı okunan çok fazla kelime var). Gerçi Arap alfabesine yeni karakterler eklenip öğretilebilirdi ama pratiklik açısından Latin harfleri mükemmel bence. Üç senedir eski harfli metinlerle uğraşıyorum ve bu fikre tecrübelerim sonucunda ulaştığımı söylemeliyim. Arap harfleriyle yazılmış Türkçe metinlere göz attığımızda hemen algılayamıyoruz herhangi bir kelimeyi, illa dikkatle okumak gerekiyor. Latin harfli metinlerdeyse kelimeyi hemen algılıyoruz, Latin harfleri Türkçe için biçilmiş kaftan bana kalırsa. Fakat eski harfler kesinlikle öğretilmeliydi Latin harflerinin yanında. Bu bizim çok büyük bir kaybımız.

    @muuzoo ingilizcenin gerçekten inanılmaz zengin olduğunu hepimiz kabul ediyoruz değil mi? İngilizcedeki sözcüklerin yüzde 70'inin (veya daha fazlasının) ingilizce dışındaki bir dilden geldiğini ve adamların bundan hiç gocunmadığını; aksine, başka dillerden aldıkları bütün kelimeleri kendi söyleyişlerine uydurarak benimsediklerini de bilmeliyiz. Adamlar bunu bir zenginlik olarak algılıyor. Zaten başka bir dilden kelime almaksızın dilin kendi ekiyle köküyle vs süper zengin olması beklenemez.
    _____________________________




  • quote:

    Orijinalden alıntı: mudeb

    Karacaoğlan da bizim Bâkî de. İkisini de anlıyorum Türk Dili ve Edebiyatı üçüncü sınıf öğrencisi olduğum için. O dönemde medrese eğitimi almış birisi her iki şairin şiirlerini de anlıyordu büyük ihtimalle. (Şu an da eğitimsiz bir adamın mevcut edebiyattan bir şey anlayacağını zannetmiyorum.) Halk edebiyatını da divan edebiyatını da bizim insanlarımız oluşturdu, niye farklı kutuplarmış gibi gösteriyorsunuz ki? Siz kabul etmeseniz de bu beğenilmeyen, dışlanan Osmanlı Türkçesiyle yazılmış onbinlerce eser var. Bu muazzam bir birikimdir ve bunu oluşturanlar bizim insanımızdır. Bunları anlayamıyor olmak beni çok üzüyor açıkçası.

    @neverlate, Arap alfabesi ünsüz seslerin kalınlık-incelik mantığına göre düzenlendiği için Türkçeye uymuyor diyorum (Harekesiz yazıldığında Arapçada bile çile oluyor, zira Arapça inanılmaz zengin ve aynı biçimde yazılıp farklı okunan çok fazla kelime var). Gerçi Arap alfabesine yeni karakterler eklenip öğretilebilirdi ama pratiklik açısından Latin harfleri mükemmel bence. Üç senedir eski harfli metinlerle uğraşıyorum ve bu fikre tecrübelerim sonucunda ulaştığımı söylemeliyim. Arap harfleriyle yazılmış Türkçe metinlere göz attığımızda hemen algılayamıyoruz herhangi bir kelimeyi, illa dikkatle okumak gerekiyor. Latin harfli metinlerdeyse kelimeyi hemen algılıyoruz, Latin harfleri Türkçe için biçilmiş kaftan bana kalırsa. Fakat eski harfler kesinlikle öğretilmeliydi Latin harflerinin yanında. Bu bizim çok büyük bir kaybımız.

    @muuzoo ingilizcenin gerçekten inanılmaz zengin olduğunu hepimiz kabul ediyoruz değil mi? İngilizcedeki sözcüklerin yüzde 70'inin (veya daha fazlasının) ingilizce dışındaki bir dilden geldiğini ve adamların bundan hiç gocunmadığını; aksine, başka dillerden aldıkları bütün kelimeleri kendi söyleyişlerine uydurarak benimsediklerini de bilmeliyiz. Adamlar bunu bir zenginlik olarak algılıyor. Zaten başka bir dilden kelime almaksızın dilin kendi ekiyle köküyle vs süper zengin olması beklenemez.


    Siz beni yanlış anladınız. Benim değinmek istediğim konu kelime sayımızın az olduğunu düşünenler içindi. Çünkü çoğu zaman bu fikir öne sürülerek dilimizin fakir bir dil olduğu söyleniyor. Kaldı ki ben öz türkçeci yaklaşımı da sağlık bulmuyorum. Dillerin gücü biraz da etkileşimi girdikleri dillerdeki kelimeleri kendi içlerinde eritebilmelerinden gelir. Benim değindiğim nokta kelime sayısındaki azlık ya da çokluğun tek başına bir değerlendirme için yeterli olmayacağıdır. Bizim dilimizde kelimeler yerine göre anlam kazanıyorlar bu yüzden dilimizde bulunan kelimelerein görece azlığı, Türkçe2nin fakir bir dil olduğunu göstermez.
    _____________________________
    Lifetime Error!




  • Sanırım sizinle farklı yerlerden bakıyoruz sevgili mudeb. Bana göre ikisi de "bizim" değil ve bunun kanıtı olarak da, illa ki medrese eğitimi sonrasında anlayabileceğimiz bir lisandan bahsediyor olmanız yatıyor, yani anadilimiz olarak anlayamadığımız bir dil. Bir "yani" daha kullanmam gerekirse, kutuplaşmayı ben gerçekleştirmiyorum, ya da halk gerçekleştirmiyor; durduk yere kendi dilinde var olan kelimeler yerine Arapça ve Farsça'dan kelimeler kullanmayı uygun görenler gerçekleştiriyor. Yani kendi özünü inkar edenler.

    Ayrıca, Osmanlı sarayında kullanılan ve adına Osmanlıca denilen dilin İngilizce ya da Almanca dillerinden farkı ne sizce? Onları da akademik ya da özel bir eğitim aldıktan sonra anlayabiliyorsunuz sonuçta. Unutmayın ki, Osmanlıca'yı yaratanlar, kendi anadilleri dururken böyle birşeye, yani halkın anlayamadığı bir dile ihtiyaç duymuşken ben halk olarak neden onları kendimden sayayım ki? Beni ifade eden şey Halk Edebiyatı'dır. Divan Edebiyatı'nı yok saymıyorum, ya da sanatsal anlamını önemsizleştirmek istemiyorum ama benimle arasında bağ kurmaya çalışmamış birşeyle aramda bağ kuramadığım için kendimi kötü ya da suçlu hissetmem.
    _____________________________




  • @muuzoo Evet haklısınız. Ama teknik terimler bakımından fakir olduğumuz söylenebilir. Nesneleri adlandırmada sorunumuz var mesela. Selpak, pimapen, ufo... gibi marka isimlerinin kağıt peçete, pvc, elektrikli ısıtıcı için kullanılması bunun kanıtıdır sanıyorum. Türkçe fakir bir değil elbette, demeye çalıştığım bundan çok çok daha zengin olabilirdi.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Paul Klee -- 30 Mart 2011; 1:13:23 >
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: mudeb

    @muuzoo Evet haklısınız. Ama teknik terimler bakımından fakir olduğumuz söylenebilir. Nesneleri adlandırmada sorunumuz var mesela. Selpak, pimapen, ufo... gibi marka isimlerinin kağıt peçete, pvc, elektrikli ısıtıcı için kullanılması bunun kanıtıdır sanıyorum. Türkçe fakir bir değil elbette, demeye çalıştığım bundan çok çok daha zengin olabilirdi.


    Bu noktada kesinlikle haklısınız. Zamanında bilgisayar, buzdolabı gibi terimleri oluşturabilmiş, dile kazandırabilmişiz. Bundan sonra da olmaması için bir neden yok fakat gündelik hayatımızda o kadar çok bombardımana kalıyoruzki yabancı sözcükler kullanan görsel ve yazılı basın tarafından. Bu nedenden dolayı ister istemez önceki mesajlarda verilen "lokasyon" gibi "start vermek" gibi ucubeler ortaya çıkıyor. Keşke yazılı ve görsel basın da dil konusunda denetlenebilse.
    _____________________________
    Lifetime Error!




  • Şu zamanlar hep söylenen bir söz var ya, iletişim çağındayız diye. Bence bu sorunun en büyük sebebi yaşam standartlarımızdan kaynaklanıyor.
    Dilimizde varolan ve kullanılan, kulağa hoş gelen kelimelerin yerine farklı dilden kelime kullanmaya karşıyım.(Mutlaka arada oluyordur ama napalım :) )
    Fakat bizim dilimiz diye baze absürd absürd kelimeler söyleniyor ki açıkçası bence bunun dili sahiplenmekle pekte alakası yok gibi geliyor.

    (Programlama dillerinde özellikle karşılaşılan bir durum bu. Örneğin bir yabancı kelime karşısında yerli kaynakların hepsi bir taraflarından karşılık türetiyorlar, dolayısıyla biz de ingilizcesini kullanmak zorunda kalıyoruz ve dilimize de yerleşiyor. Bu duruma çare bulupta uygulamaya dökmekte oldukça zor.
    _____________________________
  • @webbie

    Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
    Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi

    Saltanat didükleri ancak cihan gavgasıdur
    Olmaya baht ü saadet dünyede vahdet gibi

    bu Muhibbî yani Kanûnî Sultan Süleyman'ın bir gazelinden alınan iki beyit (ki o dönemde edebiyatın en büyük hâmisinin padişah olduğunu unutmadan diline bir bakalım lütfen). Şimdi bu beyitleri yazan bir padişahın özünü inkâr ettiğini nasıl söyleyebiliriz?
    _____________________________
  • Gariptir ki, bunu yazan padişah en uzun süre saltanat süren padişahtır aynı zamanda.

    Ben herzaman aynı şeyi düşünmüşümdür bu tür konularda. Eğer ki birinin ağzından bir laf düşmüyorsa, o kişi onu sadece çıkarları için kullanandır. Kurumlar için de bu geçerlidir. Örnek vermek gerekirse, adından "Demokratik" kelimesini bulunduran ülkeler verilebilir. Hemen iki tane örnek vereyim; Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti.

    Neyse, konuyu dağıtan kişi olmak istemiyorum ama ben Osmanlı'yı reddetmeden ama aynı zamanda hayran olmadan yaşamayı seçiyorum. Siz padişahların halkçı olduğunu düşünmeye devam edin.

    Saygılar...
    _____________________________
  • Arkadaşlar Osmanlı-Cumhuriyet'i zıt kutuplar olarak görüyorsunuz. Yahu Osmanlıya hayran olanlara niçin Atatürk ve cumhuriyet düşmanı gözüyle bakıyorsunuz (tamam bazı kişiler böyle olabilir ama herkesi aynı kefeye koymayın)? Osmanlı imparatorluğu Türklerin medeniyet zirvesidir ve Atatürk de o medeniyetin içinden çıkmış en büyük şahsiyetlerden biridir. Dincilerin (dindarlara sözüm yok) dedikleri beni bağlamaz beni onlarla bir olarak görüyorsanız diye söylüyorum. Bunu belirtmek zorundayım. Kutuplaşmaya çok müsait bir toplumuz maalesef. Karşımızdakini hemen "benden" veya "onlardan" diye sınıflandırıyoruz. Düşünce tarzımızda değişim yapmak gerekiyor en başta galiba.
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: neverlate

    quote:

    Katılıyorum. Fakat bunun nedeni başka. Dil Devrimi'yle dilimiz kısırlaştırılmasaydı çok zengin bir dilimiz olurdu şu anda. Kökeni Arapça veya Farsça olduğu için dilde varolan/kullanılan bu kelimelere Öztürkçe karşılıklar önerildi. Önerilen çoğu kelime tutunamadığı gibi eski kelimeler de unutuldu. Böylece dilde büyük bir kısırlaşma meydana geldi. Yapılması gereken yeni terimlerin Türkçe türetilmesi, dildeki mevcut söz varlığının ise korunması şeklinde olmalıydı. Bu biçimde dilimiz, yüzyılların birikimine yeni kelimeler de eklenerek çok çok zenginleştirilebilirdi, ama maalesef bu yapılmadı.

    600 yıllık imparatorluk süresince yazılmış hiçbir eseri okuyamıyoruz, okusak da anlayamıyoruz. Kendi edebiyatımızı Bâkî'yi, Fuzûlî'yi, Taşlıcalı Yahya'yı, Evliya Çelebi'yi, Nedîm'i... anlayamıyoruz. Çok acı bir durum.


    Buyuk olcude haklsiniz. Eger sayin @lehrer35 in iddia ettigi gibi degisen sadece alfabe olsaydi Turk Dil Kurumunun kurulmasina gerek kalmazdi. Tabii ki kimsenin daha once kullanmadigi kelimeler dilimize eklendi. Daha once kullanilanlar unutuldu. Bunun aksini savunmak komik.

    ......
    ......

    Bunun yaninda osmanlica ogrenmek o kadar da zor degil. Alfabeyi ve kelimelerin koklerini bulmayi ogrenirseniz cogu osmanlica metni asagi yukari anlayabilirsiniz.


    Demek Osmanlıca biliyorsunuz. Buyrun bir tercüme edin de ortalık meydan görsün.

     ''Türkçe''


    https://store.donanimhaber.com/4d/98/4a/4d984a9018400d6eafc331e169b7343f.JPG

    Webbie sizin gibi aydın insanlarla aynı ortamda bulunmak insana gurur veriyor. Yazdıklarınızın tümü noktasina virgülüne doğrudur. Aydınlatmaya devam...
    _____________________________
    psn
    acaltun17




  • http://www.facebook.com/video/video.php?v=1769656723771&oid=378273257374&comments


    ilk önce çevremizdeki dükkanlara bakalım beyler
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: lehrer35

    Demek Osmanlıca biliyorsunuz. Buyrun bir tercüme edin de ortalık meydan görsün.

     ''Türkçe''


    https://store.donanimhaber.com/4d/98/4a/4d984a9018400d6eafc331e169b7343f.JPG



    Tabii ki cocuklugumuzdan beri hep latin alfabesiyle okuyup yazdigimiz icin bu bize daha kolay geliyor. Bana da bizim alfabemize benzeyen Kiril alfabesini ogrenmek Japon ve Arap alfabesini ogrenmekten daha kolay gelmisti. Fakat ornegin ilkokulda her iki alfabeyi de ogrenen Suudi Arabistanli bir arkadas her iki alfabeyi de rahatlikla okuyup anliyor. Ayni sekilde Japon ve Hintli arkadaslar da oyle. Hicbirisi de birini digerinden daha zor bulmuyorlar.

    Sayin lehrer, Arap harflerini ve Osmanlicadaki birkac ekstra harfi bilirseniz siz de okuyabilirsiniz. Insanlar alfabesini ogrenince Japonca, Cince, Hintce, Rusca, Yunanca da okuyabilir. Bu sadece zaman ayirmakla ilgili bir durum. Fakat alfabe okumak yazilani anlamak degildir. Osmanlicayi anlamak icin kelimelerin koklerini bulmaniz ve kelime koklerinin degisik durumlarda nasil modifiye edildigini bilmeniz lazim. Bunun kursunu veren yerler de mutlaka vardir. Zaten bu yapiyi bazi kelimelerde kullandigimiz icin bize cok zor gelmiyor. Ben bu konuda bir calisma yapmadim ama ufak bir ornek vereyim:

    Ornegin sizin yukarida kullandiginiz "tercume" kelimesi "tercuman" (tercume eden) seklinde isim veya "mutercem" (tercume edilmis) seklinde sifat haline gelebiliyor. Dedigim gibi ben bu konunun uzmani degilim. Tarih okumus biri olarak sizin bildiginizden eminim.

    Ben Osmanlica bilmiyorum ama keske bilseydim. Ama tercume icin verdiginiz metnin dili zaten gunumuz Turkcesine cok yakin gorunuyor. Arap alfabesini okumayali yillar gecti. Dusuk cozunurlukten anladigim kadariyla ilk satiri latin alfabesine gecireyim mesela:

    "Yagmur yagardi. Pis pis yagardi. Bu havada ancak, yapabilecek bir sey...."

    Yanlissa kusuruma bakilmasin, dedigim gibi burada referans ben degilim. Bu konuya birazcik zaman ayiran insanlar cok daha dogru tercumeyi yapabilir. Iyi forumlar...
    _____________________________
    Smile... Tomorrow will be worse.




  • 
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.