Şimdi Ara

Tasavvuf hakkında konuşalım mı?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
43
Cevap
0
Favori
7.557
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Tasavvuf


    Türkler, Müslüman olduktan sonra, İslâm dinini geniş kitlelere yaymak üzere bir düşünce sistemi oluşturmaya başlamışlardır. Eski inanışların İslâmlaşarak girdiği bu düşünce sistemi, tarikat adı verilen yollar vasıtasıyla halka ulaşır. Başlangıçta, sûfî adı verilen dervişlerin yaydığı bu din felsefesinin genel adı tasavvuftur. Mutasavvıf denen tasavvuf düşünürlerine göre, fizik ötesi evrenle, içinde yaşadığımız evren birdir (vahdet-i vücûd). Bu birlik, Tanrı'dır. Tanrı aynı zamanda hem vücud-ı mutlak yani salt varlık, hem de hüsn-i mutlak yani salt güzelliktir.

    Hava, su, toprak ve ateşten oluşan evren, geçici bir görüntüdür. Adem-i mutlak (mutlak yokluk) olan bu görüntüyü, Tanrı kendi güzelliğini görmek için yaratmıştır. İnsan varlık ve yokluk unsurlarıyla birlikte yaratılmıştır. İnsanın görevi, kendisinde bulunan yokluktan kurtularak varlığa, yani Tanrı'ya ulaşmaya çalışmaktır.

    Tanrı'ya ulaşmanın yolu aşktır. İnsan dünyanın zevk veren tutkularından uzaklaştıkça yokluktan da uzaklaşır; kendisinde var olan faziletleri geliştirdikçe varlığa yaklaşır. Tanrı'ya yaklaşan faziletli kişilere insan-ı kâmil (olgun insan) denir.

    Tasavvuf düşüncesi, insan ruhunu işlemeye yönelen bu yönüyle, kişiyi ikiyüzlülükten doğruluğa, kötülükten iyiliğe ve nefretten sevmeye götüren bir özellik taşır.

    Tasavvuf şiiri, bütün bu sözü edilen düşünce sistemini benimseyerek ilke hâline getirmiştir. İlâhî ve nefeslerde bütün canlılığıyla yaşayan bu ilkeler, bazı semboller aracılığı ile anlatılır. Buna göre; âşık, Tanrı aşkıyla O'nu arayan kişi; maşuk, âşık olunan, Tanrı; şarap, Tanrı aşkı; sâkî, yol gösteren; meyhane, dergâh veya tekke demektir. "Mazmun" (kalıplaşmış anlatım) adı verilen bu semboller Klâsik Türk Edebiyatı ve Tekke Edebiyatı'nın yanı sıra din-dışı şiirlerde de kullanılmıştır.







  • bu tasavvuf fikri ve bakış açısıyla ilgili bilgi alabileceğim önerebileceğiniz internet siteleri var mıdır.Paylaşırsanız sevinirim.
  • quote:

    Orjinalden alıntı: vezir
    bu tasavvuf fikri ve bakış açısıyla ilgili bilgi alabileceğim önerebileceğiniz internet siteleri var mıdır.Paylaşırsanız sevinirim.


    http://nur.web.tr/icsayfa.php?action=book&tree=4&id=798&book=3
    Yararlı olabilir.

    Bir de imzamda | Hz. Mevlânâ | isimli bir başlık var göz atabilirsiniz. . .
  • inceleyeceğim ,teşekkür ederim.

    quote:

    Orjinalden alıntı: Ớмєяυξ

    quote:

    Orjinalden alıntı: vezir
    bu tasavvuf fikri ve bakış açısıyla ilgili bilgi alabileceğim önerebileceğiniz internet siteleri var mıdır.Paylaşırsanız sevinirim.


    http://nur.web.tr/icsayfa.php?action=book&tree=4&id=798&book=3
    Yararlı olabilir.

    Bir de imzamda | Hz. Mevlânâ | isimli bir başlık var göz atabilirsiniz. . .




  • Ben nedendir bilmem oldum olası tasavvufa soğuk yaklaşmışımdır. Çok beğendiğim bir hoca ağzından tasavvuf kelimesini çıkardığı anda benim gözümden düşüveriyor.

    Sürekli tasavvuf ehli olduğu iddia edilen insanların yanına giden insanlara rastladım. Hatta bu iddianın muhatabı olanlardan biri ile bir kaç yıl kapı komşusu oldum. Torunları ile aynı okulda aynı sınıfta okudum.

    Yine turiz okuduğum sıralarda hem okulda baya bir tarikat mensubu ile aynı yurtta kaldık. Ve öğrenciliğimiz süresince bu zatların gittiği dergahlarada çeşitli vesilelerle bir kaç kez gittik.

    Bütün bunların sonucunda vardığım kanı ise şu. Bu insanlar işin özünü tamamen yitirmişler. İlime ve ibadete değil gönüllere yönelmişler. Oysa kalblerde olanı Allahtan başka kim bilebilir. Kalbin yönelişi Allahtan başka kime aittirki. Kim bunu başarabilir.

    Bizde Hiç bilenle bilmeyen bir olurmu kuralı vardır. Allah koymuştur bu kuralıda. Ortam elbette önemli arkadaşlar önemli. Ama en önemlisi bilgidir. Ve yüreğe işlemiş bir bilgidir.Gerçekten yürekten gelmeyen sadece beyin denen organda hapsolan bilgiler kuru bir ekmekten farksızdır. Sadece çok aç olanlara ondan tad alabilir. ama hiç bir zaman ondan bir ziyafet olmaz.

    Aslında bu konuda biraz bişeyler yazabilecek durumdayım ama şu an müsait bir ortamda değilim. Hafta sonu da sınavım var . İnşaallah ondan sonra yazarım . Bakarsınız.




  • www.Menzil.net e bakmanı tavsiye ederim.daha yalın bir sekilde ifadelerle daha anlasılır bir sekilde ogrenebilirsin ne demek oldugunu tasavvufun ve daha genis bir sekilde.
  • cevap etusch arkadaşıma :
    yazdıklarından kendime göre bir şeyler çıkarmayı çalıştım ve bence içine dahil olduğun grupları (artık cemaat mı dersin orası sana kalmış) değerlendirirken şahısları düşünme onların yaptığı hataları da gruba yorma . ben de senin gibi düşünbüyordum ama yanlışmışım diyorum. neyse yazdıkların için teşekkürler ayrıca sınavlarında Allah yardımcın olsun
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • tasavvuf hakkında konuşmak için tasavvufu yalayıp yutmuş olmak gerekir. bir kaç kişinin arasına girip çıkmakla, tasavvuf erbabı olduğunu iddia eden bir kaç kişinin hal ve hareketlerine bakarak tasavvuf hakkında ne fikir sahibi olunur, ne tasavvuf anlaşılır, ne de isabetli bir yorum yapılır. hatta tasavvuf kitapları okumakla dahi tasavvuf ne anlaşılır nede muhteviyatı kavranır.

    şurası bir gerçekki suistimale en açık olan kavramlardan biridir tasavvuf. tarihte sayısız kişi ve grup tasavvufu suistimal etmiş, kendi çıkarlarına alet etmiştir. tasavvufu iyi anlamak için gerçek bir mürşid tanımak ve onun metodunu iyi anlamak gerekir. tasavvufun içerisinde sayısız şube var. burada saymakla bitmez. bunların herbirinin aslı nedir, yolcuyu nerelere götürür iyi bilmek gerekir. bilmekten ziyade yaşamak gerekir ki anlaşılsın.

    yukarıda arkadaşın iddia ettiğinin aksine gerçek bir mutasavvıf ilimden geri kalmaz. ibadetten ise hiç geri kalamaz. zira ilimden geri kalsa davanın ruhuna ters, ibadetten geri kalması ise zaten tam bir saçmalık olur. bu şekilde yapan varsa tasavvufu kendine göre yorumlamıştır ve bir şey ifade etmez. tasavvufun ilim ötesi bir kavram olduğunu iddia eden yığınla insan çıkar muhakkak ama eğer bu iddia sahibi zamanında islami ilimleri tahsil etmiş sonra tasavvufa yönelmişse davası doğrudur. yok ilim edinmemiş ve bu haliyle tasavvufa girmiş, ilim öğrenmeye de ihtiyaç duymuyorsa sözüne itibar edilmez.

    kısacası tasavvuf "armut piş ağzıma düş" yolu değil, çalışma, öğrenme ve gayret etme yoludur.




  • quote:

    Orjinalden alıntı: C4

    tasavvuf hakkında konuşmak için tasavvufu yalayıp yutmuş olmak gerekir. bir kaç kişinin arasına girip çıkmakla, tasavvuf erbabı olduğunu iddia eden bir kaç kişinin hal ve hareketlerine bakarak tasavvuf hakkında ne fikir sahibi olunur, ne tasavvuf anlaşılır, ne de isabetli bir yorum yapılır. hatta tasavvuf kitapları okumakla dahi tasavvuf ne anlaşılır nede muhteviyatı kavranır.



    Peki bu tasavvuf nasıl öğrenilir. Sonra nasıl tanımlayabiliriz tasavvufu . Karşılaştığımızda bu tasavvuf diyebileceğimiz şey nedir. Hiç bilemeyecekmiyiz yoksa belli bir tanımı varmıdır?

    Sınavlar için başarıı dileyen arkadaşım ; Allah razı olsun sağol.
  • quote:

    Orjinalden alıntı: etusch


    quote:

    Orjinalden alıntı: C4

    tasavvuf hakkında konuşmak için tasavvufu yalayıp yutmuş olmak gerekir. bir kaç kişinin arasına girip çıkmakla, tasavvuf erbabı olduğunu iddia eden bir kaç kişinin hal ve hareketlerine bakarak tasavvuf hakkında ne fikir sahibi olunur, ne tasavvuf anlaşılır, ne de isabetli bir yorum yapılır. hatta tasavvuf kitapları okumakla dahi tasavvuf ne anlaşılır nede muhteviyatı kavranır.



    Peki bu tasavvuf nasıl öğrenilir. Sonra nasıl tanımlayabiliriz tasavvufu . Karşılaştığımızda bu tasavvuf diyebileceğimiz şey nedir. Hiç bilemeyecekmiyiz yoksa belli bir tanımı varmıdır?

    Sınavlar için başarıı dileyen arkadaşım ; Allah razı olsun sağol.


    Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.Bu nedenle insanlar ancak yaşadıkları kadarını ifade edebilirler ancak Yaratana vasıl olup ondan irşad görevi ile geri dönenlerin anlattıkları tasavvuf gerçektir.Yani tasavvufun öğrenileceği yer bellidir.Bir mürşid-i kamilin yanı.Onun verdiği dersleri yaparak öğrenilir.Ama maksat tasavvufu öğrenmekse kimse Allah cc'ye vasıl olmadan tam manası ile tasavvufu öğrenemez.Bazı kesimin nirvana dediği yer tasavvufta bekabillah olarak nitelendirilir.Yani Allah cc'de mutlak hayat bulma hali.Ruhun bekaiyetini sağlama noktası.
    Tasavvufun tanımı vardır ve oldukça basittir.Tasavvuf;Resulullah asv'nin yaşadığı üzere yaşamaya denir.Onun yaşadığı şekilden kıl kadar ayrılmayı kendine ar edinenlerin yaşadıkları hayattır tasavvuf.Şibli ks'nin bir sözü vardı.Tasavvuf;Allah cc'nin seni sende öldürüp kendisiyle dirilmesi diyordu.Daha bir çok Allah cc dostunun benzer sözleri ve açıklamaları var ama bu sözlerden öte bu sözü söyleyen alim ve ulema zevatın yaşayışıdır tasavvuf.
    Tasavvufu hem yaşayan ve hemde yaşanmasına vesile olan büyük alimlere Sadat-ı Kiram denir.Sadat-ı Kiram'ı temsilen her yaşadığımız anda onlar gibi büyük bir zat bulunur ve bu hizmeti devam ettirir.Kendileri dünya değiştirdiler mi,yaptıkları hizmeti en az kendileri kadar iyi yapacak hulefa bırakırlar.Her irşad ehlinin şeriat ve sünnete uygun irşad metodu vardır o nedenle tasavvuf çok fazla kollara ayrılmıştır.Kimileri geçerliliğini yitirmişse de halen daha ilk gün ki gibi sağlamlığını ve geçerliliğini koruyan kolları mevcuttur.Onlardan birinin başındaki mürşid-i kamili bulup onun terbiyesine girerseniz kalp marifetinizce sizde tasavvufu yaşayarak öğrenirsiniz.Hatta Sadat-ı Kiram diye anılan zamanın en büyüklerini bulursanız ve gayretiniz de son haddinde olursa çok fazla bilgiyi çok kısa zamanda öğrenirsiniz.




  • gücdevani çok güzel açıklamış. bunun üzerine söz söylemek gereksiz olur.

    ben tasavvufun topluma ne gibi getirileri olduğundan biraz bahsedeyim. tasavvuf bir çoğunun sandığı gibi kendisini insanlardan soyutlamak, dünya meşgalelerini bırakarak bir köşeye uzlete çekilmek, her şeyle alakasını kesmek değildir. aksine tasavvuf, dışın halk, için HAK ile olmasıdır. bu kıvama gelen insanlardan asla toplum zararına işler, kötü fiiller zuhur etmez. tasavvuf manevi bir okuldur insanlar bu okulda iç alemlerini düzeltip terakki ederler ve hem Allah'a layık bir kul hemde topluma faydalı insanlar olurlar. kendisini tasavvuf erbabı gösterip halleri tasavvufun ruhuna uymayanların sözlerine ise itibar edilmez, bunlara bakarak tasavvuf hakkında yargıya varmak yanlış olur.
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Gücdevani

    Tasavvuf kal ilmi değil hal ilmidir.


    yani sözle değil yaşayarak öğrenilir.

    bu anahtar cümleye dikkat çekeyim dedim.
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Gücdevani

    1 - Tasavvufun tanımı vardır ve oldukça basittir.Tasavvuf;Resulullah asv'nin yaşadığı üzere yaşamaya denir.Onun yaşadığı şekilden kıl kadar ayrılmayı kendine ar edinenlerin yaşadıkları hayattır tasavvuf.

    2 - Şibli ks'nin bir sözü vardı.Tasavvuf;Allah cc'nin seni sende öldürüp kendisiyle dirilmesi diyordu.Daha bir çok Allah cc dostunun benzer sözleri ve açıklamaları var ama bu sözlerden öte bu sözü söyleyen alim ve ulema zevatın yaşayışıdır tasavvuf.


    1 - İşte bu çok güzel bir cumle . Elbette butun muslumanların ideali olması gereken bir şey. Tam anlamıyla yapmak değil yapmaya çalışıyor olmak ve pek azını yapabililyor olmak bile muhteşem bir insan yaratır.


    2 - İşte böyle sözler beni buz gibi soğutur. Özellikle burada ki cümlenin kuruluş şekli ile bunu kesinlikle kabul edemem. Hiç bir aklı başında müslüman kabul edemez. Ama doğru söylenişi nedir bilmem.Yalnız şurası kesinki kimse bi yerde ölüp bir yerde dirilmez.Eğer kastedilen nefsi öldürmekse buda dinimizin istemediği bir davranıştır.Ayrıca kimsenin dinde ileriye gitmeye çalışmaması konusunda Peygamberimizin de uyarısı vardır. Kimse ne kadar uğraşırsa uğraşsın peygamberimizi zaten geçemez. Hatta sahabeyi hatta tebe uttabi ini bile geçemez. Bir kere amelden önce niyet gelir. Amaç kendini tamamen dine adamak değildir. Dini önde tutup ona göre dünyayı yaşamaktır. Herkes te bizzat kendisidir. Kendi kendine uydurduğu şöyle böyle olmak laflarının Allah katında bir hükmü olacağını sanmıyorum.
    Yukarıda söylenen sözlerde derin mecazlar olabilir. Ama din bir edebiyat değildir. Ve herkes herşeyi tam manasıyla kavrayamaz. Dinimizde bilen insanlara öğretmek düşer. Böyle insanların kafasını karıştıracak yada yeterli bilgiye sahip olmayan insanları yanlış yollara ve sözlere götürebilecek şeyler söylemek yapmak ... ben bunu kibir olarak görüüyorum. Sen sana gelene bu dini Peygamber nasıl öğretmişse öyle öğretirsin. Sonra onun Allahla nasıl bir ilişkiye gireceği onun bu yol hakkındaki hisleri ve tanımı kendine ait olarak kalır. Zaten içten bir duygu hiç bir zaman sözlerle anlatılamayacak kadar buyuk olmalıdır.

    Sünnet bizim bir insandan çıkan yegane rehberimizdir. Aslında oda vahiy kaynaklıdır. Ve o kaynağın sahibi kendisinde ölüp allahla dirildiği gibi saçma sözler söylememiştir. Sünnet sadece ibadetlerde değil irşadda da geçerlidir. En güzel örneği peygamberimizde vardır. Kimse çıkıpta böyle olur olmaz laflar edip sonrada kendimi mürşidi kamil vs şeylerle namlandırmaya çalışlmamalıdır.

    İşte böyle şeyler oldumu artık ben o adama yanaşmam. Sizede uzak durmanızı tavsiye ederim. Hz Aişe sabaha kadar namaz kılıp gafletle uyanmaktansa erkenden yatıp korkuyla uyanmayı tercih ederim demiş. Kimse kendisin söyle böyle yüceltip kurtuluşa ermiş görme hakkınada sahip değildir. Allah imanımızı korusun.

    Öyle bir gün gelecekkiii insan yatağına musluman girip kafir olarak uyanacak musluman olarak uyanıp yatağına kafit olarak girecek ve bundanda haberi olmayacak şeklilnde bir hadisi şerif var. İman gerçekten çok tehlikeli hassas bir konudur. İnsanın sözlerine çok dikkat etmesi gerekir. Emin olmak diye bir şeyse kesinlikle yoktur. Peygamberimiz zamanında namaz kılmaktan dizleri şişen munafıklar vardı. Kimse ibadetinede güvenemez . Sadece Allaha sığınıp dua edebilir. Sonunun iyi olmasını diler. İçtense inşaallah olur. Ama emin olmak yoktur. Emin olmak hazırlıksızlığı doğurur. Hazırlıksız yakalanan her zaman mağlup olur.




  • quote:

    Orjinalden alıntı: etusch

    Sünnet bizim bir insandan çıkan yegane rehberimizdir. Aslında oda vahiy kaynaklıdır. Ve o kaynağın sahibi kendisinde ölüp allahla dirildiği gibi saçma sözler söylememiştir. Sünnet sadece ibadetlerde değil irşadda da geçerlidir. En güzel örneği peygamberimizde vardır. Kimse çıkıpta böyle olur olmaz laflar edip sonrada kendimi mürşidi kamil vs şeylerle namlandırmaya çalışlmamalıdır.

    İşte böyle şeyler oldumu artık ben o adama yanaşmam. Sizede uzak durmanızı tavsiye ederim. Hz Aişe sabaha kadar namaz kılıp gafletle uyanmaktansa erkenden yatıp korkuyla uyanmayı tercih ederim demiş. Kimse kendisin söyle böyle yüceltip kurtuluşa ermiş görme hakkınada sahip değildir. Allah imanımızı korusun.



    dostum senin burada gözden kaçırdığın bir nokta var. o da mürşidi kamilin kimliği ve görevinin ne olduğu. mürşid, insanlar ile Allah arasına giren birisi değil, bir öğretici, bir eğitmendir.

    Allah hz.Cebrail'e, o Peygamberlere, onlar ashablarına öğrettiler. mürşidler de bu halkanın birer parçasıdır. sen bugün gidip mühendislik hakkında tüm kitapları alarak evinde ne derece mühendis olabilirsin? ama üniversitede hocalar ve diğer arkadaşlarla birlikte tahsilini gerektiği gibi yapıyorsun. mürşid-mürid ilişkisi buna benzer. mürşid sadece eğitmenlik görevini ifa eder bir mürşidin hiç kimseyi kolundan tutup cennete sokmak gibi bir şansı yoktur. bunu kendileri dahi söylemelerine rağmen bazı ifrada kaçan müridler bunu iddia edebilirler ama bunların bu iddiaları bir şey ifade etmez.

    seyyid abdülhakim bilvanisi' nin mürşidleri inkar eden bir alim ile yaptığı şu sohbet ilginçtir; alime hitaben "hocam şu yabani dut ağaçlarını aşılarsan ne olur?" diye sormuş, "alim cevaben " aşılandığında gayet güzel meyve verirler" demiştir. bunun üzerine " o zaman Allah ile yaratığı arasına mı girmiş oluyoruz?" demiştir. burada mürşid bir aşılayıcıdır gerisi müridin gayretine kalmıştır. bir talibe de Allah yolunu talim ettirmekle o taliple Allah arasına girilmiş olunmaz.

    Ala suresi ayet 9 "fayda verecekse, öğüt ver" şeklindedir. din öğüttür, nasihattir, talim ve terbiyedir. kimse kendi başına kendi kafasına göre tasavvuf gibi deryanın içinden çıkamaz. işi iyi bilen, seyr-i sulükünü tamamlamış bir mürşidin kontrolunde bir talip kısa zamanda çok yol alır ve manevi dünyasını mamur eder. yeter ki niyeti halis olsun ve yola gerçek bir mürşid ile çıkmış olsun.

    mürşidin görevi insanlara hz.Peygamber'in ahlakını aşılamaktır. yıllar içerisinde kasıtlı-kasıtsız dine sokulan bid'atleri ustalıkla ayıklarlar ve sünneti ayakta tutarlar. müridlerin halleri ile yakından ilgilenir, olumsuzluklarını hemen ikaz ederler. dolayısıyla işlerini Allah ile kul arasına girmek olarak vasıflandırmak yanlış olur. zaten Allah öğretici-öğrenci kuralını koymuştur. Cebrail a.s tüm Peygamberlerin öğreticisidir. Peygamberler de insanlara öğrettiler. hz.Peygamberden sonra Peygamberlik olmadığı için asırlar içerisinde mürşidler dini bidatlerden ayıklama ve insanlara Peygamber ahlakını aşılama görevi üstlendiler. mürşidlere yapılan olur olmaz yakıştırmalar özellikle zamanımızda çok artmış olmakla birlikte mürşidlerin kıymeti zamanımızda daha da iyi anlaşılır olmuştur.

    zamanımızda "kardeşim işte Kur'an ortada, sünnet meydanda. mürşid nedir? kim Allah ile kul arasına girebilir" tarzında yorumlar ve yayınlar yapılıyor ama mürşidlik müessesesi öyle kolay kolay kaldırılıp atılacak bir şey değildir. hz. Peygamberin "benim varislerim olacaktır" hadisinde belirttiği varisler kimler peki? bu mürşidleri karalayan sözüm ona zamanımız alimleri mi? onlara sorsan tabiki bu varislerin kendileri olduğunu iddia edeceklerdir ama bana kalırsa hem zahiri hemde batıni ilimleri bitirmiş, Allah'a vasıl olarak görev yüklenip geri döndürülen bu mürşidlerdir bu varisler. sebebi ise açık. insanların hem ilmi hemde manevi dünyalarını mamur ederler. hz.Peygamber zamanında da öyle değilmiydi? neden en büyük evliyalar sahabenin makamına asla erişemiyorlar? çünkü onlar resulullah s.a.v in meclisinde bulunmakla öyle manevi hallere vasıl oldular ki değme evliya hayatı boyunca didinse o hallere vasıl olamıyor. mürşidlerin yanında bulunmakla da insanlar manevi hallere vasıl olurlar ama tabi sahabe gibi değil. çünkü onlar bizzat hz.Peygamberin meclisinde bulundular ve o feyzden faydalandılar. Allah dünyayı boş bırakmayacaktır. kıyamete kadar erenler olacak ve insanların hem maddi hemde manevi dünyalarını mamur etme vazifelerini ifa edeceklerdir.

    kendisinde ölüp Allah ile dirilmek bahsi öyle kafa karıştıracak, buz kesecek bir ibare değil. anlatılmak istenen insanın nefs-i emmaresinin elinden kurtulup Allah'a layık bir kişi olarak tekrar hayat bulmasıdır. bu ise niyeti halis olan bir sadığın gerçek bir mürşidin yanında çok kolay yakalayabileceği bir durumdur. neticede zaten Allah kullarının kendisine ulaşmasını ister ve niyeti sadık olanlara yolu kolaylaştırır. önce onu nefsinin elinden kurtarır. bu onun kendisinde ölümüdür. sonra onu nefs-i emmaresinin tasallutundan arınmış ve fuyuzattan nasiplenecek şekle sokar ki bu da kendisi ile diriltmesidir. burada mürşidin yardımı çok önemlidir. zira hz.Peygamber bırakın Allah yolunu, normal iki şehir arasındaki bir yolculuğa dahi tek çıkılmasını tasvip etmemiştir. her zaman yardımlaşmayı, bilenin diğerlerine yardımcı olup öğretmesini tavsiye etmiştir.




  • Edindiğim izlenim ve gözlemler sonucu çıkardığım sonuç şudur.

    Tasavvuf Anadoluda doğmuştur anadoluya daha doğrusu Türklere has bir şeydir. Baskıcı arap anlayışına karşı türklerin kendi islam anlayışlarını ifade ediş biçimidir. Klasik islam kültüründe Allah evreni yaratmıştır ama evrenden ayrı bir yerdedir. Tasavvufta ise tanrı ile evren birdir bu bakımdan panteizm yani tüm tanrıcılığa benzemektedir.
  • Bismillahhirrahmanirrahim
    Tasavvuf kelimesi ile anlatılmak istenen şey Ahlak-i Muhammediye kazanmak ile el-Hakka yaklaşmak "Mukarrebun" zümresine dahil olmak demektir.
    Nitekim ayette buyruldu ki: Sabikunes sabikun ulaikel mukarrebun" Yani: Onlar öne geçenlerdir (ALLAHA) yakın olanlardır.
    Her işte bir yol gösterici-öğretici olması Hakk nizamı olduğu için, Tasavvuf=maneviyat işinde de Mürşid=yol gösteren elzem ve hakikattir.
    Pes zamanı ahirde yani işbu vakitte kıyamet zamanı olduğu için etraf mürşid,şeyh,mürşide adı sanı altında meydana çıkmış FIRILDAKÇILAR ile doludur.
    Kimi zahire dalmış mes-papuç-şalvar-türban-sakal-bıyık ile uğraşmakta; kimi de fena halde dağıtmış rakı masasında tütün dumanında maneviyat aramaktadır.
    El-Hakk zamanı ahirde zuhur etmiş ve edecek ehli mağrip adı altında hakikat tayfası olsa gerektir. Niketim Cenabı Peygamberimiz Efendimiz buyurdular ki;" ......mağripte bir tayfa zuhur edecek sünnetim üzerine yürüyecek...."
    Kelimelerin tatbikatı sırrınca kimi kalplerde feyzi manevi niyazıyla ! abdi




  • ... Yanlış mesaj ...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi playground -- 2 Temmuz 2006; 23:37:03 >
  • quote:

    Orjinalden alıntı: mimayınkaf

    quote:

    Orjinalden alıntı: vezir
    bu tasavvuf fikri ve bakış açısıyla ilgili bilgi alabileceğim önerebileceğiniz internet siteleri var mıdır.Paylaşırsanız sevinirim.


    http://nur.web.tr/icsayfa.php?action=book&tree=4&id=798&book=3
    Yararlı olabilir.

    Bir de imzamda | Hz. Mevlânâ | isimli bir başlık var göz atabilirsiniz. . .


    bu iş nurcularla olmaz arkadaşlar. lütfen onlardan uzak durun.
    http://www.diyalogmasali.com/




  • quote:

    Orjinalden alıntı: bekir__
    quote:

    Orjinalden alıntı: mimayınkaf
    quote:

    Orjinalden alıntı: vezir
    bu tasavvuf fikri ve bakış açısıyla ilgili bilgi alabileceğim önerebileceğiniz internet siteleri var mıdır.Paylaşırsanız sevinirim.

    http://nur.web.tr/icsayfa.php?action=book&tree=4&id=798&book=3
    Yararlı olabilir.
    Bir de imzamda | Hz. Mevlânâ | isimli bir başlık var göz atabilirsiniz. . .

    bu iş nurcularla olmaz arkadaşlar. lütfen onlardan uzak durun.
    http://www.diyalogmasali.com/


    Ben sadece bilgi amaçlı birkaç uzantı verdim. Siz de verdiniz. Ne güzel değil mi?
    Ben art niyet taşısaydım sadece o uzantıdan bahsederdim. Bir görüşü dayatmak istemediğim için Hz. Mevlâna başlığına da yönlendirme yaptım.

    Ama sizin gelerek bir de mesajımdan alıntı yaparak sadece o nokta üzerine odaklanmanız hoş olmamış, keşke geneli algılayabilseydiniz. . .

    Sizce olmayabilir bence olabilir bir başka arkadaşımıza göre de olmayabilir. . .En iyisini okuyan ve de muhakeme edebilen arkadaşlar bilirler. . .

    Eleştirilere açığız ama bu şekilde kesin yargılarla görüşlerimiz ifade edilecekse konuyu konuşmayalım hiç.

    Tamam olmaz peki ama niçin ?




  • quote:

    Orjinalden alıntı: kaotika

    Edindiğim izlenim ve gözlemler sonucu çıkardığım sonuç şudur.

    Tasavvuf Anadoluda doğmuştur anadoluya daha doğrusu Türklere has bir şeydir. Baskıcı arap anlayışına karşı türklerin kendi islam anlayışlarını ifade ediş biçimidir. Klasik islam kültüründe Allah evreni yaratmıştır ama evrenden ayrı bir yerdedir. Tasavvufta ise tanrı ile evren birdir bu bakımdan panteizm yani tüm tanrıcılığa benzemektedir.

    bu senin söylediğin tamamen yanlış bir düşünce. Evet böyle şeyler ileri sürenler var . ama bunlar felsefi bir yaklaşım olmaktan ileri gidemeyen üstelik benim bile çürütebileceğim basit fikirlerdir. ayrıca dinimiz allahın zatını anlamaya çalışmayı yasaklamıştır.

    hz ebu bekir ( ki kendisi peygamberlerden sonra insanların en faziletlisidir) idrak allahı anlamaktan aciz olduğumu anlayabilmektir demiştir. Kural da şudur dinimizde. Her ne ki düşünebiliyor hayal edebiliyorsun bilki o allah değildir. Allah sınırlı bir şeye sığamaz. sığarsa onun yuceliği zedelenir. en mükemmel varlık olma sıfatı zedelenir. her neki mukemmel değildir bir zayıflığı bir eksikliği vardır o allah değildir.

    c4 bizim ilim öğretenede öğrenene de bir şey dediğimiz yok. ama şurda ölmek burda dirilmek böyle şeyleri bırakın.Yazdıklarımı istersen bir kaç kez daha oku anlamadığın bir yer varsa yaz anlatayım.Bu yazdıklarından senin bunu bi inanç haline getirdiğin anlaşılıyor. Doğruluğunu zfemin bulmaya çabalıyorsun.

    Biz bazı tarikatçılardan bir tanesinin enel hak dediğini anlattıklarını da duyduk. neymiş o kadar yukselmişki enel hak demiş. dediğim gibi din edebiyat değildir. Ben kim olursa olsun böyle konuşana iyi gözle bakmam. hemen kafir de demem ama ne ben yanına yanaşırım nede sözumu dinleyen birini yanına yanaştırırım.




  • 
Sayfa: 123
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.