Şimdi Ara

Şehzade Mustafa (2. sayfa)

Bu Konudaki Kullanıcılar:
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
100
Cevap
3
Favori
2.366
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • quote:

    Orijinalden alıntı: boğucu

    quote:

    Orijinalden alıntı: yavuzsultanselimhan

    Şehzade Mustafa (1515, Manisa - 6 Ekim 1553, Konya), (Osmanlıca adı: شهزاده مصطفى) Kanuni Sultan Süleyman'ın Mahidevran Sultan'dan olma oğlu.

    Saruhan, Amasya, Konya sancak beyliklerinde bulunmuştur. Babasının tahtına göz dikmekle suçlanmış; Nahcıvan seferi'ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulmuştur. Katli, devlete isyan suçundan dolayıdır; ancak deliller ve şahitler konusunda tartışma bulunmaktadır.[1] Hürrem Sultan'ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa'ya tuzak kurduğu ve ölümünü hazırladığı iddia edilmektedir.1515 yılında babası Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasının yanında İstanbul’a gitti.

    Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran Sultan ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı. Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancakbeyi (Aydın sancağı ilavesiyle) olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi, dolayısıyla Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehzadesiydi. 16 Mayıs 1541’de Amasya Sancakbeyliğine atandı; Saruhan Sancakbeyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmed getirildi. Halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenliği için şehzadenin Amasya'ya gönderildiğini ve veliahtlığının sürdüğünü açıkladı[2]. Ardından, Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancakbeyliğine Şehzade Selim getirilirken; Şehzade Mustafa ise 1549 yılında Konya Sancakbeyliğine atandı.

    Şehzade Mustafa'nın şahsına dair önemli verilerden biri de Bernardo Navagero adlı İtalyan elçinin yazdığı bir mektupta hakkında verdiği bilgilerdir. [3]

    Diğer bir veri ise Guillaume Postel'in Osmanlı gelenek-göreneklerini ve siyasi durumunu anlattığı kitapta bulunmaktadır. 1536'da, Fransız kralı I. François, Kanuni Sultan Süleyman'la bir sözleşme imzaladı ve ardından resmî tercümanı ve tarihçisi Guillaume Postel'i yardımcı olarak Fransız elçisi olan Jean de La Forêt'in yanına, İstanbul'a gönderdi. Fransız tarihçi Guillaume Postel, "De la République des Turcs" (Türklerin Cumhuriyeti) adlı kitabında Şehzade Mustafa’nın iktidarı devralabilecek yaşa ve olgunluğa ulaştığını, tedbirli ve son derece iyi eğitimli bir şehzade olduğunu yazmaktadır.
    Mustafa, şair (Mahlası Muhlisî[5]) ve hattattır (Elyazısı: Viyana, Şark yazmaları, No:998 de nesh ile yazılmış Süleyman-name). Irakeyn ve Korfu seferinde (1534, 1536, 1537) ve Boğdan seferinde Anadolu muhafızı, 9. seferde (1541) İstanbul muhafızı oldu. Manisa Bozdağ'da, cami, saray, türbe, çeşmeler yaptırdı. Görüntüsü ve tavırlarıyla dedesi Yavuz Sultan Selim'e çok benziyordu.[6]

    Şehzade Mustafa'nın bilhassa Amasya'dayken ilim meclislerinde bolca bulunduğu, devrin önemli müderrislerinden dersler aldığı ifade edilir. Celalzade Salih Çelebi, Manisalı Senai Mehmed Çelebi, Hayreddin Hızır Efendi, Şems Efendi, Şair Lali Çelebi, Karaçelebizade Hicri Mehmed Muhyiddin Efendi, İstanbul kadısı, şair Muhyiddin Mehmed Hüseyni efendi gibi âlimlerden dersler aldı. Şehzadenin hocalarından olan Mustafa Sürûrî Efendi, Bahrü'l- Maarif ve Zahiretü'l Müluk yazıp şehzadeye sunmuştur. Şehzadenin katli üzerine de Kanuni ile alakasını kesip bir daha görüşmemiş ve kendisine verilmek istenen bütün resmi vazifeleri de reddetmiştir.[7] Kanuni Sultan Süleyman'a yazdığı bir mektupta şu ifadeler geçmektedir.



    “ Cihan padişahı babası gibi adil, atası Sultan Selim gibi yavuz ve korkusuz, büyük atası Sultan Mehmet gibi zeki.
    Devlet-i Aliye'nin gördüğü en parlak şehzade.
    Zevcesinin adı bilinmemektedir. 1525, Kırım doğumludur. Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra 1555 de, Pertev Mustafa Paşa ile evlendirilmiştir.[8]

    Çocukları:

    Nergisşah Sultan: 1536 yılında Manisa'da doğdu. Damat Cenabi Ahmet Paşa (şair, tarihçi, Enderuni ve çeşnigirbaşı, 20 yıl kadar Anadolu Beylerbeyi) ile evlenmiştir.

    Şehzade Mehmed: 1546'da Amasya'da doğdu. Ölümü; 1553, Bursa.

    Şehzade Orhan: Ölümü; 1552, Konya.

    Şah Sultan: 1547 yılında Konya'da doğdu. 2 Ekim 1577'de öldü. Zevci Damat Abdülkerim Ağa.
    Taht yarışında Şehzade Mustafa’yı bertaraf edebilmek için Sadrazam Damat Rüstem Paşa tarafından sahte mektuplar ürettiği düşünülür. Bu mektuplar, Şehzade Mustafa’nın babası hayatta iken onun tahtına göz diktiğini ve isyan hareketlerine destekte bulunduğunu gösterir niteliktedir. Başlangıçta iddialara inanmayan Kanuni, güvendiği din alimlerinden tavsiye istedi. Güvenilen bir kölenin efendisinin parasını irtikap ettiğine ve ona karşı bir tuzak kurduğuna ilişkin hayali bir hikayeyle buna karşı ne yapılması gerektiğini sordu.[10] Aslında bu, Mustafa’nın isyan hareketlerine başvurduğuna ve babasının tahtına göz diktiğine dair endişelerinin çok uzağındadır. O dönemin alimlerinden olan Mehmet Ebussuud Efendi Süleyman’a şu cevabı vermiştir; “bu durumda köleye ölünceye kadar işkence yapılması uygundur.” Bu ifade, şeraite göre kendisine bir cinayet izninin verilmesi demektir, ancak bir fetva niteliği taşımamaktadır. Çünkü Şehzade Mustafa'nın yaşadıkları Süleyman'ın danıştığı hikayeden çok farklıdır.[11]

    1553 yılında Veziriazam Damat Rüstem Paşa İran seferi için hareketinden sonra Aksaray taraflarına gelince, orduyu durdurdu ve yeniçerilerin Şehzade Mustafa'ya yatkınlığı olduğunu ve askerin, ihtiyarlığı sebebiyle sefere çıkamayan padişahın Dimetoka da oturmasını, Mustafa'yı hükümdar olmasını istedikleri dedikodusunun yayılmakta olduğunu bildirmek için, sipahiler ağası olan, Kızıl Ahmedliler den Şemsi Ağa'yı (Şemsi Paşa) İstanbul'a yolladı ve padişahın bizzat askerin başında sefere çıkmasını arz ederek, Aksaray'dan ileri gitmeyip bekledi.

    Padişah bunu haber alınca Rüstem Paşa'yı geri çağırdı ve 1553 ağustos sonlarında kendisi İran seferine çıktı. Kütahya sancakbeyi Şehzade Bayezid'i Rumeli muhafazasında bulunmak üzere Edirne'ye gönderdi. Bolvadin'e gelince Saruhan sancakbeyi Şehzade Selim orduya gelerek el öptü. Bundan sonra padişah Aktepe konağına geldiği vakit, sefere çağrılan Şehzade Mustafa orduya iltihak ederek çadırı kuruldu. Ertesi gün şehzade babasının elini öpmek için otağ-ı hümayuna yürüdü. Çadıra girdiği zaman babasını göremedi, yedi dilsiz onu karşıladı ve hemen üstüne atılarak boğmak istendilerse de Mustafa bunların elinden kurtulup kaçarken, saray hademelerinden Zal Mahmud ağa arkadan yetişip şehzadeyi boğmuştur.[12] Cesedi çadırın önüne bir İran halısı üzerinde bırakılmak suretiyle ölümü ilan edildi. Bu, aynı zamanda İran ile iş birliği yaptığı iddia edilen Şehzade Mustafa'nın durumunda bir mesaj niteliği taşıyordu. Cenazesi daha sonra Bursa’ya gönderilerek II. Murat türbesi yakınına defnedilmiştir.


    1553 yılında Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi 1.561 sayfasında Fransız trajedisi La Soltane ya Gabriel Bounin tarafından konu edinilmiştir.
    Şehzade Mustafa’nın ölümü askerler ve halk arasında büyük tepki yarattı. Yeniçeriler, olaydan sorumlu gördükleri Rüstem Paşa’nın çadırına saldırdılar ancak onu bulamadılar. Matem göstergesi olarak öğlen yemeği yemediler ve Rüstem Paşa’nın azlini istediler[13]. Kanuni artan baskı karşısında aynı gün Rüstem Paşa’yı görevden alıp yerine Kara Ahmet Paşa’yı atamak zorunda kaldı.

    Şehzade Mustafa'nın katlinden sonra Konya'da olan annesi Mahidevran Sultan ve ailesi (eşleri, kızları ve oğlu Şehzade Mehmed) Bursa'ya gönderildi. Lakin Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra askerler arasında çıkan "Şehzade Mustafa öldüyse oğlu var, tahta o geçer!" dedikodularını işiten Kanuni torununun da boğdurulmasını emretti ve 7 yaşındaki Şehzade Mehmed babasının ölümünden bir süre sonra boğularak katledilip Şehzade Mustafa'nın yanına defnedildi.[14] Şehzade Mustafa’nın türbesi, 1555 yılında kardeşi Şehzade Selim tarafından yaptırılmıştır.[kaynak belirtilmeli]

    Şehzade Mustafa’nın ölümü üzerine Fünûnî, Rahmî, Edirneli Nazmî, Muînî, Mustafa, Müdâmî, Sâmî, Kara Fazlî, Nisâyî , Şeyh Ahmed Efendi, Selîmî, Kâdirî gibi şairler mersiyeler yazdılar. Hakkında yazılmış en tanınmış mersiye, Taşlıcalı Yahya Bey tarafından yazılmış olandır. Şehzade Mustafa, sultan olmadan kendisi bu denli fazla mersiye yazılan tek şehzadedir.

    “ Meded meded bu cihanın yıkıldı bir yanı
    Ecel celalileri aldı Mustafa Han'ı
    Dolundu mihr-i cemali bozuldu erkanı
    Vebale koydular al ile Al-i Osman'ı

    Galiba muhteşem yüzyildan etkilenmissin.Yazdiklarinin hepsi dogru.Bişey sölicem.Sultan süleyman çok korkaktir.İbrahim paşadan da korkuyordu.Herkesin önünde ibrahimi boğduramamıştır.İbrahim uyurken odasına 5 tane cellat göndermistir.Sehzade mustsfadan da korkuyordu.Şehzade mustafanin kendini devirip tahtini ele geçirecegini dusunuyordu.Şehzade mustafa hakkinda gizlice bilgi toplamaya calismistir.Onu bircok kez denemistir.En soninda o mektubu mustafanin yazdigini zannetmistir.Şehzade mustsfayı oldurmeye karar vermiştir.Ama herkesin icinde mustafayi idam ettirememistir.Çunku boyle birseye kalkışsaydi mustafa askerleriyle süleymanı oldurebilirdi.Şehzade mustafa ya da pusu kurdurarak boğdurtmuştur.Bu iki kararı çok yanliştir.Tahta mustafa gecseydi ve veziriazami da ibrahim paşa olsaydı şu an turkiyede yaşıyor olmazdık.Osmanlida yaşıyor olirdukPadişahlık devam ederdi.Tahta ickici selim gecince devlet çökmüştür.Çunku hic tecrubeli degil ne yapacagini bilmiyor.Sultan süleymanın cok iyi padişah oldugunu sanmayin o zaferleri ibrahim pasa ve mustafanin destegiyle ve fikirleriyle kazanmiştir.

    Asıl sen dizilerden biraz fazla etkilenmişsin galiba. Kanuni korkakmış yok oğlundan yok vezirinden korkuyormuş. O dönemde mi yaşadın arkadaşım sen. Nerden biliyorsun sen hangi kitapta okudun? Hangi tarihçiden duydun?




  • quote:

    Orijinalden alıntı: saralnet

    Hani hep diyosunuz ya Atatürk olmasaydı kim bilir kimin torunu olurduk diye onu bilmemde Osmanlı olmasaydı banko onun bunun torunu olurdunuz bunu iyi bilin !!

    Bir hanedan bu kadar mı efendiniz oldu ? Osmanlı olmasa başka bir beylik olacaktı tahminim karamaoğulları.Cahilliğinizi her yerde belli etmeyin bare.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: saralnet

    Hani hep diyosunuz ya Atatürk olmasaydı kim bilir kimin torunu olurduk diye onu bilmemde Osmanlı olmasaydı banko onun bunun torunu olurdunuz bunu iyi bilin !!

    +1
  • Valla Herşey Bir yana O gece Twitter'daMillet Kanuni'ye sövüyordu. bunun böyle olmaması gerekirdi, Genç Nesil TV'den tarih öğreniyorsa yazık yani
  • Şşşt sakin Sultan yavuz Selim han hazretleri burada

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • .
     Şehzade Mustafa

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: onureyiz


    quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: saralnet

    Hani hep diyosunuz ya Atatürk olmasaydı kim bilir kimin torunu olurduk diye onu bilmemde Osmanlı olmasaydı banko onun bunun torunu olurdunuz bunu iyi bilin !!

    +1453

    Hocam Türk um diye dolaşmayin lutfen

    Merak etme ben saf kan turkum cunku atalarimi biliyorum kimin torunu oldugunu biliyorum. Ki seni ilgilendirmeyen durum. Ben sadece arkadasin dedigini onayladim. Senin benim turklugumu sorgulayacak bir insan degilsin





  • quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: onureyiz


    quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: saralnet

    Hani hep diyosunuz ya Atatürk olmasaydı kim bilir kimin torunu olurduk diye onu bilmemde Osmanlı olmasaydı banko onun bunun torunu olurdunuz bunu iyi bilin !!

    +1453

    Hocam Türk um diye dolaşmayin lutfen

    Merak etme ben saf kan turkum cunku atalarimi biliyorum kimin torunu oldugunu biliyorum. Ki seni ilgilendirmeyen durum. Ben sadece arkadasin dedigini onayladim. Senin benim turklugumu sorgulayacak bir insan degilsin

    :) safkan Türkmüş gelde gülme

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • quote:

    Orijinalden alıntı: onureyiz

    quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: onureyiz


    quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: saralnet

    Hani hep diyosunuz ya Atatürk olmasaydı kim bilir kimin torunu olurduk diye onu bilmemde Osmanlı olmasaydı banko onun bunun torunu olurdunuz bunu iyi bilin !!

    +1453

    Hocam Türk um diye dolaşmayin lutfen

    Merak etme ben saf kan turkum cunku atalarimi biliyorum kimin torunu oldugunu biliyorum. Ki seni ilgilendirmeyen durum. Ben sadece arkadasin dedigini onayladim. Senin benim turklugumu sorgulayacak bir insan degilsin



    Hosunuza gitti galiba yazdiklarim

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • quote:

    Orijinalden alıntı: dersimli62f


    quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: onureyiz


    quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: saralnet

    Hani hep diyosunuz ya Atatürk olmasaydı kim bilir kimin torunu olurduk diye onu bilmemde Osmanlı olmasaydı banko onun bunun torunu olurdunuz bunu iyi bilin !!

    +1453

    Hocam Türk um diye dolaşmayin lutfen

    Merak etme ben saf kan turkum cunku atalarimi biliyorum kimin torunu oldugunu biliyorum. Ki seni ilgilendirmeyen durum. Ben sadece arkadasin dedigini onayladim. Senin benim turklugumu sorgulayacak bir insan degilsin

    :) safkan Türkmüş gelde gülme

    Acinda bi tarafiniza gulun dicem bunu hakaret olarak algilamayip onada guleceksiniz. Siz gecmisinizi bilmiyorsaniz ben ne yapayim. Neyse sizin gibi bos veletlerle ugrasak vaktim yok

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • haber-ul.donanım H kullanıcısına yanıt
    Tez bu kafirin kellesini getirin bana

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • Bu nasıl konu la akşam akşam yardınız beni.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: dersimli62f


    quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: onureyiz


    quote:

    Orijinalden alıntı: haber-ul.donanım


    quote:

    Orijinalden alıntı: saralnet

    Hani hep diyosunuz ya Atatürk olmasaydı kim bilir kimin torunu olurduk diye onu bilmemde Osmanlı olmasaydı banko onun bunun torunu olurdunuz bunu iyi bilin !!

    +1453

    Hocam Türk um diye dolaşmayin lutfen

    Merak etme ben saf kan turkum cunku atalarimi biliyorum kimin torunu oldugunu biliyorum. Ki seni ilgilendirmeyen durum. Ben sadece arkadasin dedigini onayladim. Senin benim turklugumu sorgulayacak bir insan degilsin

    :) safkan Türkmüş gelde gülme

    Acinda bi tarafiniza gulun dicem bunu hakaret olarak algilamayip onada guleceksiniz. Siz gecmisinizi bilmiyorsaniz ben ne yapayim. Neyse sizin gibi bos veletlerle ugrasak vaktim yok

    sen nerden biliyon la evinde 700 yıllık soyağacınız mı asılı




  • Ulan diziden amma çok etkileniyosunuz.
    Mustafa öldü herkes Mustafacı oldu arkadaş o dizi ya dizi.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: vires

    Mustafa çıksa ne olur selim çıksa ne olur sen daha bir ülkenin gelişmesi için padişahların değil zihniyetin değişmesi gerektiğini kavrayamamışsın.

    Zihniyeti degıstirecek olan padisahlardır.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Emrehan141:

    quote:

    Orijinalden alıntı: boğucu

    quote:

    Orijinalden alıntı: yavuzsultanselimhan

    Şehzade Mustafa (1515, Manisa - 6 Ekim 1553, Konya), (Osmanlıca adı: شهزاده مصطفى) Kanuni Sultan Süleyman'ın Mahidevran Sultan'dan olma oğlu.

    Saruhan, Amasya, Konya sancak beyliklerinde bulunmuştur. Babasının tahtına göz dikmekle suçlanmış; Nahcıvan seferi'ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulmuştur. Katli, devlete isyan suçundan dolayıdır; ancak deliller ve şahitler konusunda tartışma bulunmaktadır.[1] Hürrem Sultan'ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa'ya tuzak kurduğu ve ölümünü hazırladığı iddia edilmektedir.1515 yılında babası Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasının yanında İstanbul’a gitti.

    Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran Sultan ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı. Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancakbeyi (Aydın sancağı ilavesiyle) olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi, dolayısıyla Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehzadesiydi. 16 Mayıs 1541’de Amasya Sancakbeyliğine atandı; Saruhan Sancakbeyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmed getirildi. Halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenliği için şehzadenin Amasya'ya gönderildiğini ve veliahtlığının sürdüğünü açıkladı[2]. Ardından, Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancakbeyliğine Şehzade Selim getirilirken; Şehzade Mustafa ise 1549 yılında Konya Sancakbeyliğine atandı.

    Şehzade Mustafa'nın şahsına dair önemli verilerden biri de Bernardo Navagero adlı İtalyan elçinin yazdığı bir mektupta hakkında verdiği bilgilerdir. [3]

    Diğer bir veri ise Guillaume Postel'in Osmanlı gelenek-göreneklerini ve siyasi durumunu anlattığı kitapta bulunmaktadır. 1536'da, Fransız kralı I. François, Kanuni Sultan Süleyman'la bir sözleşme imzaladı ve ardından resmî tercümanı ve tarihçisi Guillaume Postel'i yardımcı olarak Fransız elçisi olan Jean de La Forêt'in yanına, İstanbul'a gönderdi. Fransız tarihçi Guillaume Postel, "De la République des Turcs" (Türklerin Cumhuriyeti) adlı kitabında Şehzade Mustafa’nın iktidarı devralabilecek yaşa ve olgunluğa ulaştığını, tedbirli ve son derece iyi eğitimli bir şehzade olduğunu yazmaktadır.
    Mustafa, şair (Mahlası Muhlisî[5]) ve hattattır (Elyazısı: Viyana, Şark yazmaları, No:998 de nesh ile yazılmış Süleyman-name). Irakeyn ve Korfu seferinde (1534, 1536, 1537) ve Boğdan seferinde Anadolu muhafızı, 9. seferde (1541) İstanbul muhafızı oldu. Manisa Bozdağ'da, cami, saray, türbe, çeşmeler yaptırdı. Görüntüsü ve tavırlarıyla dedesi Yavuz Sultan Selim'e çok benziyordu.[6]

    Şehzade Mustafa'nın bilhassa Amasya'dayken ilim meclislerinde bolca bulunduğu, devrin önemli müderrislerinden dersler aldığı ifade edilir. Celalzade Salih Çelebi, Manisalı Senai Mehmed Çelebi, Hayreddin Hızır Efendi, Şems Efendi, Şair Lali Çelebi, Karaçelebizade Hicri Mehmed Muhyiddin Efendi, İstanbul kadısı, şair Muhyiddin Mehmed Hüseyni efendi gibi âlimlerden dersler aldı. Şehzadenin hocalarından olan Mustafa Sürûrî Efendi, Bahrü'l- Maarif ve Zahiretü'l Müluk yazıp şehzadeye sunmuştur. Şehzadenin katli üzerine de Kanuni ile alakasını kesip bir daha görüşmemiş ve kendisine verilmek istenen bütün resmi vazifeleri de reddetmiştir.[7] Kanuni Sultan Süleyman'a yazdığı bir mektupta şu ifadeler geçmektedir.



    “ Cihan padişahı babası gibi adil, atası Sultan Selim gibi yavuz ve korkusuz, büyük atası Sultan Mehmet gibi zeki.
    Devlet-i Aliye'nin gördüğü en parlak şehzade.
    Zevcesinin adı bilinmemektedir. 1525, Kırım doğumludur. Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra 1555 de, Pertev Mustafa Paşa ile evlendirilmiştir.[8]

    Çocukları:

    Nergisşah Sultan: 1536 yılında Manisa'da doğdu. Damat Cenabi Ahmet Paşa (şair, tarihçi, Enderuni ve çeşnigirbaşı, 20 yıl kadar Anadolu Beylerbeyi) ile evlenmiştir.

    Şehzade Mehmed: 1546'da Amasya'da doğdu. Ölümü; 1553, Bursa.

    Şehzade Orhan: Ölümü; 1552, Konya.

    Şah Sultan: 1547 yılında Konya'da doğdu. 2 Ekim 1577'de öldü. Zevci Damat Abdülkerim Ağa.
    Taht yarışında Şehzade Mustafa’yı bertaraf edebilmek için Sadrazam Damat Rüstem Paşa tarafından sahte mektuplar ürettiği düşünülür. Bu mektuplar, Şehzade Mustafa’nın babası hayatta iken onun tahtına göz diktiğini ve isyan hareketlerine destekte bulunduğunu gösterir niteliktedir. Başlangıçta iddialara inanmayan Kanuni, güvendiği din alimlerinden tavsiye istedi. Güvenilen bir kölenin efendisinin parasını irtikap ettiğine ve ona karşı bir tuzak kurduğuna ilişkin hayali bir hikayeyle buna karşı ne yapılması gerektiğini sordu.[10] Aslında bu, Mustafa’nın isyan hareketlerine başvurduğuna ve babasının tahtına göz diktiğine dair endişelerinin çok uzağındadır. O dönemin alimlerinden olan Mehmet Ebussuud Efendi Süleyman’a şu cevabı vermiştir; “bu durumda köleye ölünceye kadar işkence yapılması uygundur.” Bu ifade, şeraite göre kendisine bir cinayet izninin verilmesi demektir, ancak bir fetva niteliği taşımamaktadır. Çünkü Şehzade Mustafa'nın yaşadıkları Süleyman'ın danıştığı hikayeden çok farklıdır.[11]

    1553 yılında Veziriazam Damat Rüstem Paşa İran seferi için hareketinden sonra Aksaray taraflarına gelince, orduyu durdurdu ve yeniçerilerin Şehzade Mustafa'ya yatkınlığı olduğunu ve askerin, ihtiyarlığı sebebiyle sefere çıkamayan padişahın Dimetoka da oturmasını, Mustafa'yı hükümdar olmasını istedikleri dedikodusunun yayılmakta olduğunu bildirmek için, sipahiler ağası olan, Kızıl Ahmedliler den Şemsi Ağa'yı (Şemsi Paşa) İstanbul'a yolladı ve padişahın bizzat askerin başında sefere çıkmasını arz ederek, Aksaray'dan ileri gitmeyip bekledi.

    Padişah bunu haber alınca Rüstem Paşa'yı geri çağırdı ve 1553 ağustos sonlarında kendisi İran seferine çıktı. Kütahya sancakbeyi Şehzade Bayezid'i Rumeli muhafazasında bulunmak üzere Edirne'ye gönderdi. Bolvadin'e gelince Saruhan sancakbeyi Şehzade Selim orduya gelerek el öptü. Bundan sonra padişah Aktepe konağına geldiği vakit, sefere çağrılan Şehzade Mustafa orduya iltihak ederek çadırı kuruldu. Ertesi gün şehzade babasının elini öpmek için otağ-ı hümayuna yürüdü. Çadıra girdiği zaman babasını göremedi, yedi dilsiz onu karşıladı ve hemen üstüne atılarak boğmak istendilerse de Mustafa bunların elinden kurtulup kaçarken, saray hademelerinden Zal Mahmud ağa arkadan yetişip şehzadeyi boğmuştur.[12] Cesedi çadırın önüne bir İran halısı üzerinde bırakılmak suretiyle ölümü ilan edildi. Bu, aynı zamanda İran ile iş birliği yaptığı iddia edilen Şehzade Mustafa'nın durumunda bir mesaj niteliği taşıyordu. Cenazesi daha sonra Bursa’ya gönderilerek II. Murat türbesi yakınına defnedilmiştir.


    1553 yılında Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi 1.561 sayfasında Fransız trajedisi La Soltane ya Gabriel Bounin tarafından konu edinilmiştir.
    Şehzade Mustafa’nın ölümü askerler ve halk arasında büyük tepki yarattı. Yeniçeriler, olaydan sorumlu gördükleri Rüstem Paşa’nın çadırına saldırdılar ancak onu bulamadılar. Matem göstergesi olarak öğlen yemeği yemediler ve Rüstem Paşa’nın azlini istediler[13]. Kanuni artan baskı karşısında aynı gün Rüstem Paşa’yı görevden alıp yerine Kara Ahmet Paşa’yı atamak zorunda kaldı.

    Şehzade Mustafa'nın katlinden sonra Konya'da olan annesi Mahidevran Sultan ve ailesi (eşleri, kızları ve oğlu Şehzade Mehmed) Bursa'ya gönderildi. Lakin Şehzade Mustafa'nın ölümünden sonra askerler arasında çıkan "Şehzade Mustafa öldüyse oğlu var, tahta o geçer!" dedikodularını işiten Kanuni torununun da boğdurulmasını emretti ve 7 yaşındaki Şehzade Mehmed babasının ölümünden bir süre sonra boğularak katledilip Şehzade Mustafa'nın yanına defnedildi.[14] Şehzade Mustafa’nın türbesi, 1555 yılında kardeşi Şehzade Selim tarafından yaptırılmıştır.[kaynak belirtilmeli]

    Şehzade Mustafa’nın ölümü üzerine Fünûnî, Rahmî, Edirneli Nazmî, Muînî, Mustafa, Müdâmî, Sâmî, Kara Fazlî, Nisâyî , Şeyh Ahmed Efendi, Selîmî, Kâdirî gibi şairler mersiyeler yazdılar. Hakkında yazılmış en tanınmış mersiye, Taşlıcalı Yahya Bey tarafından yazılmış olandır. Şehzade Mustafa, sultan olmadan kendisi bu denli fazla mersiye yazılan tek şehzadedir.

    “ Meded meded bu cihanın yıkıldı bir yanı
    Ecel celalileri aldı Mustafa Han'ı
    Dolundu mihr-i cemali bozuldu erkanı
    Vebale koydular al ile Al-i Osman'ı

    Galiba muhteşem yüzyildan etkilenmissin.Yazdiklarinin hepsi dogru.Bişey sölicem.Sultan süleyman çok korkaktir.İbrahim paşadan da korkuyordu.Herkesin önünde ibrahimi boğduramamıştır.İbrahim uyurken odasına 5 tane cellat göndermistir.Sehzade mustsfadan da korkuyordu.Şehzade mustafanin kendini devirip tahtini ele geçirecegini dusunuyordu.Şehzade mustafa hakkinda gizlice bilgi toplamaya calismistir.Onu bircok kez denemistir.En soninda o mektubu mustafanin yazdigini zannetmistir.Şehzade mustsfayı oldurmeye karar vermiştir.Ama herkesin icinde mustafayi idam ettirememistir.Çunku boyle birseye kalkışsaydi mustafa askerleriyle süleymanı oldurebilirdi.Şehzade mustafa ya da pusu kurdurarak boğdurtmuştur.Bu iki kararı çok yanliştir.Tahta mustafa gecseydi ve veziriazami da ibrahim paşa olsaydı şu an turkiyede yaşıyor olmazdık.Osmanlida yaşıyor olirdukPadişahlık devam ederdi.Tahta ickici selim gecince devlet çökmüştür.Çunku hic tecrubeli degil ne yapacagini bilmiyor.Sultan süleymanın cok iyi padişah oldugunu sanmayin o zaferleri ibrahim pasa ve mustafanin destegiyle ve fikirleriyle kazanmiştir.

    Asıl sen dizilerden biraz fazla etkilenmişsin galiba. Kanuni korkakmış yok oğlundan yok vezirinden korkuyormuş. O dönemde mi yaşadın arkadaşım sen. Nerden biliyorsun sen hangi kitapta okudun? Hangi tarihçiden duydun?

    Hem diziden hem vikipedi den ve birçok siteden baktım.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • quote:

    Orijinalden alıntı: _RevO_

    'Şanlı' Osmanlı tarihi kanuni tahta geçtikten sonra bitmiştir beyler. Kanuni tarihte en çok abartılan padişahtır. Kazandığı zaferler, aldığı kararlar ya İbrahim Paşa'nın ya da Ebu-Suud efendinin kararlarıdır. Zaten ibrahim'i öldürtükten sonra da bi mok yapamamıştır. Unutmayın ki kanuniden sonra osmanlı duraklama devrine girmiştir. Başka;

    - Koca imparatorluğu bir kadıının lafına bakarak yönetmiştir.
    - Dünya tarihinde görülmüş en büyük rüşvet çarkının yaratıcısı Rüstem'i paşalığa vezirliğe getirtmiştir. (Osmanlı nın en zengin adamıdır kendisi, padişahlar dahil)
    - Kızı anası gibi çıkmış her türlü entrikanın içinde yer almıştır.
    - Barbaros, Piri reis gibi şahsiyetler bir nevi zorla emekli edilmiştir, görevlerinden uzaklaştırılmışlardır. (Öyleki Barbaros'un Amerikaya seferler düzenleme istekleri ve kolonileştirme tavsiyelerine Rüstem 'bize akdeniz yeter' deyip reddetmiş, sonunda Barbaros, yeni dünyanın zengilinliklerini gavurlara bıraktık demiştir)
    - Kanuni dediğimiz kanunlar, ya Ebusuud'un ya da İbrahim'in eserlerleridir.

    - Kanuni kendisini mattak bir şey sanarken, batı yolunu alıp gitmiştir.

    Eksik bıraktığım yerleri de başkası tamamlasın

    aynen güzel kardeşim

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • quote:

    Orijinalden alıntı: mahmutzahitcelik


    quote:

    Orijinalden alıntı: _RevO_

    'Şanlı' Osmanlı tarihi kanuni tahta geçtikten sonra bitmiştir beyler. Kanuni tarihte en çok abartılan padişahtır. Kazandığı zaferler, aldığı kararlar ya İbrahim Paşa'nın ya da Ebu-Suud efendinin kararlarıdır. Zaten ibrahim'i öldürtükten sonra da bi mok yapamamıştır. Unutmayın ki kanuniden sonra osmanlı duraklama devrine girmiştir. Başka;

    - Koca imparatorluğu bir kadıının lafına bakarak yönetmiştir.
    - Dünya tarihinde görülmüş en büyük rüşvet çarkının yaratıcısı Rüstem'i paşalığa vezirliğe getirtmiştir. (Osmanlı nın en zengin adamıdır kendisi, padişahlar dahil)
    - Kızı anası gibi çıkmış her türlü entrikanın içinde yer almıştır.
    - Barbaros, Piri reis gibi şahsiyetler bir nevi zorla emekli edilmiştir, görevlerinden uzaklaştırılmışlardır. (Öyleki Barbaros'un Amerikaya seferler düzenleme istekleri ve kolonileştirme tavsiyelerine Rüstem 'bize akdeniz yeter' deyip reddetmiş, sonunda Barbaros, yeni dünyanın zengilinliklerini gavurlara bıraktık demiştir)
    - Kanuni dediğimiz kanunlar, ya Ebusuud'un ya da İbrahim'in eserlerleridir.

    - Kanuni kendisini mattak bir şey sanarken, batı yolunu alıp gitmiştir.

    Eksik bıraktığım yerleri de başkası tamamlasın

    Piri reis i oldurtmustur diye hatirliyorum

    Piri reisi başka ile gönderdi oldurtmedi.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >




  • Arkadaslar objektif olmaya calisiyorum imparatorluk kavrami cag disidir uygulandigi doneme uygun olabilir ama gunumuz sartlarinda boyle bir sey olamaz mantikli dusunun imparatorlugun basindaki adam beceriksiz adamin teki orada sadece babasina olan kan bagindan dolayi butun bir ulkeyi yonetiyor boyle bir sacmalik olabilirmi allah katinda oldugu gibi dunyadada her kul esittir padisah yada imparator kimdirki antik caglara ilk insanlara bakin hepsinin bir gorevi vardi kimi avlaniyor kimi meyve topluyor kimisi guvenligi sagliyordu daha sonra bir kac ac gozlu ortaya cikti ve tanri tarafindan herkezin ihtiyaci icin kullanmasi adina verdigi topraklarda hak idda etmeye basladi bu ac gozlu adamlar imparatorlarin padisahlarin atalari iste o cok sevdiginiz adamlarin
  • 
Sayfa: önceki 12345
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.