Binbaşı
01 Ağustos 2010
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
3 üye
Görüntülenme
Toplam: 46 (Bu ay: 1)
Gönderileri
Herkese merhaba. Eşimle beraber bisikletlere biraz merak saldık ve kendimize birer tane Kron XC100 aldık. 2 haftadır kullanıyoruz ancak seleleri çok sert geliyor. Zaten ilk hafta inanılmaz tahriş etti kasıklarımı, şimdi o tahriş biraz geçti ancak rahatsızlık geçmedi. Ne tarz oturursam oturayım yaklaşık 10-15 dakika sonra ağrı yapmaya başlıyor kalçalarımda. Hele 1 saatlik sürüşlerde son anlarında ayakta gitmek zorunda kalıyorum.

Bunun için gidip Dechatlondan xl jel sele ile bir de üzerine kılıf aldım 270 tl'ye ancak hem inanılmaz ağır, hem çok çirkin durdu üzerinde, hem de neredeyse aynı derecede sert geldi bana. Yani tabiki bir tık yumuşaklığı var ancak yine de rahat ettirmedi. Sonrasında hepsiburada'dan ucuz bir sele deneyeyim dedim, belki istediğim yumuşaklığı ve rahatlığı bulurum, keramet fiyatta değildir diye ancak o daha büyük hüsran oldu tabi.

Neredeyse bir buçuk haftadır araştırıyorum ancak istediğimi bulamadım. O yüzden buraya sormak en doğrusu olur diye düşündüm. Denediğiniz tabiki iki tane alacağımız için brooks kadar pahalı olmayan, ama gerçekten yumuşak bir sele öneriniz var mıdır?

Tabiki üzerinde araba rahatlığı aramıyorum ancak bir bisiklet için olabiliğince yumuşak olsun istiyorum. Çok uzun süreler kullanmadığımız için(en fazla 1 saat) ergonomisinden çok yumuşaklığı ve rahatlığı önemli benim için. Veya bunun için seleyi değiştirmeden önerebileceğiniz kılıf varsa o da olur.
İyi günler. Ortak hesap açmak istiyoruz ancak şöyle bir sorunumuz var. Garanti ve TEB Bankasına açtırmak için gittik ikisinde de mobil bankacılık sadece tek kişinin adına olabiliyor.
Yani hesap açılıyor ortak gibi gözükerek ancak orjinalde bir kişinin adına kayıtlı oluyor, diğeri ise sadece bankadan işlemlerde erişim hakkına sahip oluyor. Kendi tc kimlik nosuyla internet veya mobil bankacılığa girdiği zaman o hesabı hiç gözükmüyor bile, o şekilde bir hesabı hiç yokmuş gibi. Hatta kart bile bir tane ana sahip adına gelebiliyor. İkinci sahibe anca ek kart açılıp o gelebiliyor.
Ben de bu sıkıntı olmayan, gerçek ortak hesap olup ikimiz de her türlü faydalanabileceğimiz bir ortak hesap istiyorum. Böyle bir hesap açılabilen banka var mıdır? Bilginiz varsa yardımcı olur musunuz?
Temmuz ayında düğünüm var ve sonrası için tabi balayına gitmeyi düşünüyoruz. Normalde bi otele gidip günlerce otelden çıkmadan kalmayı sevmem, insan sıkılıyor çünkü.
Ancak tabi olay balayı olunca o düğün stresini atmak için çok rahat edeceğimiz, tabiri caizse bir elimiz yağda bir elimiz balda olacak bir yerde dinlenmemiz lazım. Ancak tabi bunun bir sonu yok. Gidip de Maxx Royal'de kalıp 20 bin TL verip bir elin yağda bir elin balda da dinlenebilirsin ama bir bütçe olayı var maalesef. O yüzden sizin bildiğiniz, herhangi bir sorun yaşamadığınız, romantik, bir de özellikle balayına uygun, yani çoluk çocuğun dolu olmadığı ve tabiki oraya gittikten sonra hiçbirşeye para vermeyeceğimiz yani herşey dahil bir otel tavsiyesi istiyorum sizden.
Antalya civarı tercihimdir, tamamen denizin sıcak olmasından dolayı. Ege'de ne kadar tatil yaptıysam hep denizde üşüdüm o yüzden bu sefer önlemimi almak istiyorum :) Geceliği 2000-2500 lirayı geçmeyecek şekilde olursa sevinirim. Bu arada zaten açılmış konu bulamadım bu mesele üzerine ondan tekrar açmak istedim.
Sadece ofiste kullanmak için toplamak istiyorum, ancak bu işten hiç anlamadığım için size sorayım dedim. İnşaat Mühendisiyim, sadece statik programları kullanıcam. O açıdan heralde işlemci ve harddiskin iyi olması yeterli diye düşünüyorum. Böyle bir sistem komple(monitör dahil) 1000-1500 TL geçmeden toplanır mı, ayrıca neler önerirsiniz?


Saatlerdir arkadaşla bu soruyu çözmeye çalışıyoruz ama hala bulamadık. Resmen içimize oturdu. Cevabı bulan arkadaş büyük sevaba girer

Bu arada ingilizce bilmeyenler için bilmece:
Messiyle ve Messiye karşı oynadım
Diego Costayla ve Diego Costaya karşı oynadım
Balele ve Baleye karşı oynadım
Thiago Silvayla ve Thiago Silvaya karşı oynadım
Lewandowskiyle ve Lewandowskiye karşı oynadım
İngiliz, İtalyan, İspanyol, Alman ve Fransız liginde oynadım
Son iki takımdaki koçum da İspanyoldu
30 yaşın da üzerindeyim
Ben kimim?
Arabayı 3 hafta önce aldım o zamandan beri böyle birşey yapmak istiyordum fırsat bulamamıştım bir türlü. Geçtiğimiz hafta sonu bir kaç video, bir kaç resim çektim konu da bugüne kısmet oldu. Ben aracı alırken özellikle Amerika'da satılmamasından dolayı bizim Türk incelemelerinden başka bi ingiliz kanalları buldum inceleyen. Zaten Avrupa'da satılan araçlarla burada satılanlarda donanım farkı da olduğu için tam yeterli miktarda bilgi bulamamıştım arabayla alakalı. Belki almak isteyenlere bir yardımı dokunur diye yazmaya karar verdim. Bu arada yazıda genel olarak değineceğim araçlar: Önceki aracım - Peugeot 207 1.4 Hdi 68 PS 2009 Model, Babamın aracı: BMW 520i 2015 Model.


Dış Görünüş:


-Estetik;Tamamen yoruma açık olduğu için resim koyup geçmek lazım aslında ama kendi fikrimi söylersem; Tabiki aracı ben aldığım için hoşuma gittiği için aldım Ancak özellikle arka ledlerinin bıyık gibi olması ve arkadan yuvarlağımsı ve geniş, önden de daha çok kıvrımlı ve dar halini seviyorum. Onun dışında GT Line bodykiti de tabiki sportif bir hava katıyor. Tabi bir de bu donanıma özel "Demir Mavi" rengi. Jantlar ise çok hoşuma gidiyor. Arabanın genel görünüşünü çok etkilediğini düşünüyorum, sadece bu araba değil her araba için.






-Kullanışlılık; Evet sizin de çoğu videoda izleyebileceğiniz gibi bagajda herhangi bir kolaylık yok, direk düz bagaj. Büyüklük olarak küçük değil ancak yükleme eşiği hem çok uzun, hem çok derin. Koltukları da yatırdığınızda dümdüz bir alan oluşmuyor, koltukların engebesi çıkıyor karşınıza. Ancak şu an için bana yetiyor da artıyor bile. Zaten arabayı tek başıma kullanıyorum. Evli değilim, çocuklarım yok. Araçla da herhangi ağır bir eşya vb şeyler taşımadım. O açıdan dediğim gibi bana yeter de artar bile. Ancak sürekli birşeyler taşıyacaklar veya ailesi olup her yıl tatile çıkanlar biraz sıkıntı yaşayabilir.



-Aydınlatma; Aydınlatma konusunda özellikle önceki aracıma göre çok tatmin etti. Kısalar da uzunlar da hoşuma gitti ve bence yeterli. Özellikle kısaların çevre kısımlarının mor olması çok hoşuma gidiyor. Zaten dış görünüşte de bahsettim ama aracın gündüz ledleri çok hoş duruyor bence. Hem öndeki "c" şeklindekiler, hem de arkadaki bıyık şeklindekiler. Bu ledler sayesinde başka herhangi bir araca benzetmeniz tam anlamıyla imkansız.




İç Kısım:


-Estetik;Estetik konusunda yine tamamen öznel bir durum ancak benim fikrim çok siyah ve karanlık olması dışında güzel. Eğer arada bir kaç tane farklı renk olsaydı çok daha hoş dururdu diye düşünüyorum. Özellikle mesela bu aracı alırken Astra ile arasında kalmıştım, onun en sevmediğim tarafı orta kısmın yani iki koltuk arası kısmın B segment araçlar gibi çok alçak olmasıydı. Yani ön konsol aşağı doğru indiğinde kesiliyor sonra orta kısım tekrar kol dayamaya kadar olabilecek en alçak seviyede devam ediyor. Bence içerideki havayı çok değiştiriyor bu durum. O yüzden Porsche gibi Lamborghini gibi arabaların iç kısımları Ferrari gibi markalara göre sanki daha premium, daha kaliteliymiş gibi duruyor. Tabi bu tamamen benim fikrim dediğim gibi. Onun dışında iç ortamda estetik olarak en önemli şey 8.7" lik ekran tabiki. Bu aracı almadan önce Touch donanımlara çok baktım ama gerçekten sırf bu ekran için bence Icon donanım alınır.





-Kullanışlılık; Ekran ve multimedya kısmına ayrı olarak değinecem zaten. Eşya gözü konusunda ise zaten piyasada olan incelemeleri izleyenler belli bir fikre sahiptir. Ben sadece günlük kullanımdaki etkilerini yazıcam. Özellikle telefonunuz için vitesin önünde derin bir göz var. Bu göz heralde benim telefonum için tam ideal(Iphone Plus). Yine piyasadaki çoğu büyük telefon da sığar diye düşünüyorum. Özellikle telefon için hem önceki aracımda hem de babamın aracında sıkıntı yaşadığım için bu konuda sevindirdi. Yine de bu gözün bir kötü yanı var; O da oraya birşey koyduğunuzda ki anlattığım gibi genelde telefon, onu orada unutmanız kuvvetle muhtemel. Ne zaman telefonumu oraya koysam arabadan inerken gözüme çarpmadığı için unutuyorum. Gerçi biraz alışmakla atlatılacak birşey belki ama yine de aklınızda bulunsun :) Bunun dışında orta kısımda kapanıp açılabilen, ortadaki ayıracı da ileri geri oynatabilen iki tane bardaklık var. Bizim öyle her sabah arabada kahve içme gibi bir alışkanlığımız olmadığı için ıvır zıvırı koymak için kullanıyorum tabi genelde. Bazen de su şişesi koyuyorum. Ama özellikle uzun yolda işe yarar diye tahmin ediyorum. Onun dışında elektronik el freninin arkasında muhtemelen bozuk para için bir göz var ama işin kötü yanı 1 liralık madeni para sığmıyor :) Çok az daha geniş yapmaları gerekirmiş. Ben de diğer bozuklukları ve kürdanlarımı koyuyorum oraya. Kolçak altı ise çok geniş değil. Torpidonun ise en güzel yanı iki kademeli olması. Ön tarafta ıvır zıvır, arkada da dosya gibi şeyler durabiliyor. Son olarak arkada da kol dayama mevcut. Eşya gözü dışında tuş olaraksa direksiyonun üstündeki tuşlarla, arkasındaki kollar bence ideal. Alışmak uzun sürmez, kullanışlılık açısından da yerinde. Şu ana kadar bu konuda hiçbir sıkıntı yaşamadım. Tuş konusunda iki tane şikayetim var. Birincisi hız sınırlayıcı-hız sabitleyici tuşunun yeri. Bu tuş orta konsolda elektronik park freninin arkasında. Bu yüzden de istemeden eliniz çarpıp duruyor. Eliniz çarpınca devreye girdiğinden değil ama hoşuma gitmiyor. Diğer bir hoşuma gitmeyen olay ise direksiyonun arkasındaki ses kontrolü düğmeleri. Hem düğmelerin yerleri garip. Hem de esrarengiz biçimde kanal değiştirme veya şarkı değiştirme yuvarlağını aşırı geç algılıyor sistem. Öyle ki siz çeviriyorsunuz 3-4 saniye sonra ekranda değişiyor. Tabi sadece ilk çevirmede böyle. İlk kez çevirdikten sonra değiştirme ekranı çıkınca herhangi bir gecikme olmuyor.






-Kalite;Kalite konusunda ben yeterli olduğunu düşünüyorum. Üst kısımlar yumuşak, alt kısımlar sert. Torpidonun, kapı içlerinin vs tamamı yumuşak halı gibi birşeyle kaplanmış. Onun dışında orta konsolda bile elinizin dokunduğu her yerde kaliteli malzemeler var. Bu konuda tek şikayetim ekranın etrafındaki malzeme olurdu. Aslında yakından bakınca kalitesiz veya kötü bir malzeme değil ancak normal açıdan kötü duruyor. Özellikle mat olması hiç iyi değil bence. Ekranın etrafı piano black olsaydı, belki çok parmak izi olurdu vs ancak çok daha güzel gözükürdü, iç kısmın havası değişirdi ki bu arada bu malzemenin da parmak izi konusunda piano blackten aşağı kalır yanı yok.


Konfor:

-Koltuklar; Koltuklar şimdiye kadar bindiğim araçlar içerisinde açıksa söylemek gerekirse hem görünüş olarak hem rahatlık olarak en iyileri. Belinizi, bacaklarınızı öyle bir sarıyor ki ralli aracına binmiş gibi oluyorsunuz. Evet belki deri veya alkantara değil ancak kalitesiz bir malzeme de değil. Koltuklar konusunda on numara gerçekten. Ayrıca yükseklik, ileri geri ve bel destek ayarı mevcut. Sanırsam bel destek ayarı sadece sürücü koltuğunda var. Koltuklar konusunda eksikliğini hissettiğim tek şey koltuk ısıtma. Bu koltukların yapısından dolayı GT Line donanımında koltuk ısıtma olmadığını söylediler, ne kadar doğrudur bilmiyorum tabi. Ancak şu kış aylarında gerçekten eksikliğini hissediyorsunuz. Diz mesafesi olarak da süper değil. Yani benim koltuğuma göre ayarlayıp arkaya geçtiğimde yaklaşık 5 cm diz mesafesi ancak kalıyor. Baş mesafesi ise yeterli diye düşünüyorum. Bu arada boyum 1.83 cm.





-Direksiyon; Direksiyon hafif sayılır. Özellikle önceki aracıma ve babamın aracına kıyasla. Kullanımında da şeklinde de hiçbir sıkıntı yaşamadım. Tabiki his açısından çok birşey beklememek lazım, sanki böyle tekerleklere bağlı değilmiş de uzaktan kumandayla arabayı yönetiyormuşsunuz gibi ancak günümüzde çoğu araçta böyle. Direksiyon konusunda tek sıkıntı, ya da sıkıntı dememek lazım, tek garip şey sürüş profillerine göre ağırlığı değişmesi gerekirken değişmiyor. Ya da değişiyor da çok az değişiyor. Açıkçası spor modda çok az hissedilmesi haricinde diğer hiçbir modda bir farklılığını hissedemedim.

-Süspansiyonlar; Gelelim sürüş konforuna. Sürüş konforu olarak sanırsam birkaç etmenin birleşiminden dolayı biraz sert olma durumu var. Birincisi 18" jantlar sanırsam konforu yeterince törpülüyor. Bir de üzerine süspansiyonların kendisi biraz sert olunca ortaya böyle bir durum çıkıyor. Burada işin garip durumu özellikle önceki aracıma göre kıyaslarsam kalite olarak onla arasında gerçek anlamda büyük farklılık var. Önceki açıkça kalitesiz olduğunu belli ediyordu, her tümsekte, her engelde güm güm yapıyordu. Bunda ise azıcık yavaş geçerseniz çok daha güzel geçiyor. Ancak biraz hızlı geçerseniz gergin olduğu için rahatsız ediyor. Belki çok ses çıkarmıyor ama sert oluyor yani.

-Yalıtım; Yalıtım konusunda kısaca söyleyeyim; Segmentine göre oldukça iyi. Tek eksisi yol sesi, yol sesini gerçekten alıyor(Üzerinde yazlık lastik olduğunu hesaba katmadım). Ancak rüzgar sesi nispeten daha az. Motor gürültüsü ise neredeyse hiç duyulmuyor. O konuda gerçekten çok iyi diyebilirim. Sonuç olarak bence beklentiye bağlı olarak yalıtım konusunda üzmez.

Performans:

-Motor; Performans şüpheniz varsa bence hiç olmasın. Tabiki beklentiyle alakalı yine ancak bence tatmin edici bir performansı var. Belki önceki aracımdan, belki de turbo dizel olmasından kaynaklı olarak şu ana kadar hiç gitmiyor bu araba demedim. Hatta ışıklarda biraz hızlı kalkınca, özellikle dizel motorun torkuyla koltuğa yapışmak insanın hoşuna gidiyor. Tabiki motor daha çok ekonomi odaklı ancak ne yokuşta ne uzun yolda sollamalarda hiç bir şekilde üzmez. Hatta kendi açımdan konuşursam büyük ihtimalle önceki aracımdan dolayı oldukça keyif alıyorum bu motordan.

-Şanzıman; Performans konusunda şanzıman sorun çıkartmıyor. Özellikle performanslı kullanımlarda gerçekten a böyle erken attı a şöyle geç attı, ya da yavaş attı dedirttirmiyor. Ancak normal kullanımlarda bazen, özellikle vites düşürürken erken düşürüp alt viteste yüksek devirde kalabiliyor. Çok çok nadir de olsa bazen şaşırdığı oluyor. Ama genel olarak memnunum ki çoğunlukla vites geçişlerini hissetmeniz mümkün değil, devir saatine dikkat etmezseniz. Şanzıman konusunda tek yakınacağım şey şu olurdu. Diğer otomatik vites araçlar gibi ayağınızı frenden çektiğiniz anda ileri atılmıyor. Ancak gaza bastıktan sonra gidiyor ya da 2-3 saniye beklerseniz d konumunda o zaman yavaşca bir ileri atılma oluyor. Yokuş konusunda da dik yokuşlarda bir kere bile geri bırakmadı ki çıkabileceğim en dik yokuşlara çıkıp denedim. Yokuş konusunda tek sorunu çok az eğimli yokuşlarda frene çok daha sert basmanız gerekiyor yokuş kalkışın devreye girmesi için. Hatta eğim çok azsa bazen hiç girmediği oluyor. Bunun da sebebi heralde %3 eğime kadar devreye girmiyormuş diye okudum internetten, ama tabi ne kadar doğru bilemem. Yine de hiçbir zaman ayağınızı frenden çekip gaza hızlı bastırtacak bir şekilde geriye bırakmıyor. İlk başlarda bu durumu çok yadırgamıştım ama kullandıkça alışıyor insan. Zaten bu konuda da önemli olan dik yokuşlar diye düşünüyorum.

-Ekonomi; Kullanımdan kullanıma değişen birşey tabi ekonomi. Ben araçta şu ana kadar 3 haftada 2700 km yaptım. İlk 2000 km si rodaj aşamasında olduğu için 1 litre civarı fazla yakacağını ve sonrasında da arabayı tanımak için çok sert ve hızlı kullanımımdan kaynaklı fazla yakacağını hesaba katarsak 6.5 litre ortalama gözüküyor. Tabi ayrıca kış şartlarını vs de hesaba katarsak bu aracın normal bir zamanda, normal bir kullanımla 5.5-6 litre civarı yakacağını tahmin ediyorum. Şehir dışında da çok rahat bir şekilde 4 litre civarını yakalayabileceğinizi tahmin ediyorum.


Multimedya Sistemi:



Mobilden izleyemeyenler bu linke tıklayıp izleyebilirler.


Sonuç: Sonuç olarak ben bu aracı alırken yaklaşık 1-1 buçuk ay araştırdım. Rakibi bütün markaların şovrumlarını gezdim, fırsatım olanları da test sürüşüne çıkardım. Şu an piyasada parasını hakeden bir araç yok malumunuz. Ancak beklentilerinize bağlı değişecek olmasını bir yana bırakırsak, bu aracı seçip pişman olacağınızı düşünmüyorum. Özellikle bu donanımla seçerseniz oyuncaklarıyla, ufak dokunuşlarıyla gerçekten hoşunuza gidecektir. Özetlersem aracın benim gözümde tek eksisi konforudur. O anlamda biraz sert bir araç olduğu doğru. Ancak diğer çoğu konularda ortalama ve ortalama üzeri olduğunu düşünüyorum. Dayanıklılık konusunu ise bekleyip görücez.


Son olarak biraz hafta sonunda boş olmamdan, biraz da böyle birşeyi denemek istediğimden dolayı ortaya çıkan video da bu: ( Hem yolda kullanım görüntüleri, hem de iç-dış görüntüler)




Mobilden izleyemeyenler bu linke tıklayıp izleyebilirler.
Bugün bir bayiden araç almak için anlaştık. Bir kısmını kredi, bir kısmını peşin şekilde ödemek istedim. Kredi başvurusu yaptık, onayı geldi vs. Almayı planladığım araç 34 plaka, ben ise Yalova'da yaşadığım için 77 plaka istiyordum. Hem kasko ve trafik sigortası fiyatlarından dolayı hem de Yalova plaka istediğim için. Ki şunu söyleyeyim sigortacılara genel olarak sorduğumda arada %20-30 fark olduğunu söylediler. Kasko ve trafik sigortasını birlikte düşünürsek bu da neredeyse 1000-1500 liraya denk geliyor.
Söz arasında satış temsilicisi arkadaş plakayı değiştiremezsiniz dedi. Sonrasında bankayı aradım, aynı şekilde değiştiremezsiniz dediler. Kendi sahibi olduğum aracımın plakasına ben karar veremiyorum. Konunun sebebini araştırdığımda ise ulaştığım sonuç şu;
Kredili bir araç alacaksanız aracın satışı sırasında ruhsatı üzerinden banka rehin koyuyor. Araç ikinci el olduğu için satış sırasında noterde plaka değişikliği isterseniz, banka parayı hemen vermiyor(???). Onun yerine yeni plaka ve ruhsat çıktığı zaman veriyor. Öyle olunca bayi de parasını almadan satış yapmak istemiyor ve işler düğümleniyor. Yani resmen vatandaşın hakkını gasp ediyorlar. Halbuki aracın şase numarasına kadar herşeyi belli ve imzalar atılmış, kredi onaylanmış. Sırf bunun için bugün gitmediğim yer kalmadı ve hepsi kesinlikle sonuç alamazsınız diyorlar.
Yani eğer şahıstan alıyorsanız onu parasını geç almaya ikna edip alabilirsiniz. Diğer türlü hiçbir şekilde ikinci el kredili araçta plaka değişikliği olmuyor. İkamet adresiniz başka şehir olsa bile. Yine ülkedeki saçmalıklardan bir tanesi. Vergi sisteminden, en ufak yasal işleme kadar resmen 3. Dünya ülkesi standartları geçerli. Araç fiyatlarından dolayı bankalar da resmen istediği gibi at koşturuyor.
Sıfır araç almayı düşünüyorum, firmalar ötv farkını yansıtmadan. Ancak benim için çok önemli bir durum var ki ayda ortalama 2000-2500 km yapıyorum. O açıdan kesinlikle az yakan bir araç düşünüyorum. Bu arada lpg kesinlikle düşünmüyorum. Şu an kendi aracım az yaksa da hiç memnun değilim araçtan, değiştirmek isteme sebebim de bu. Dizel otomatik araçlara baktım. 90 binden aşağı araba yok ki onlar da en boşları. Benzinli araçlara baksam da yakıtı çok düşündürüyor. Ancak arada çok fiyat farkı olduğu için de aklım kaymıyor değil. O yüzden şu an piyasada en az yakan otomatik benzinli araçlar hangileri merak ediyorum. Yardımcı olabilecek arkadaşlar olursa sevinirim.
Sony Xperia Z3 telefonumu garantiye göndermek için Sony'i aradım. Bana Kvk'nın adresini verdiler gönderdim. Telefonun ekranı kalkmıştı kendi kendine. Sonra aradan 1 ay geçtikten sonra 520TL ücret istediler. Bahane olarak da telefonun etrafındaki çizikleri gösterdiler. Halbuki tamamen kullanıma bağlı çizikler ve ekran ve ekranın çevresinde bir tane hasar yok. Bunun üzerine geri gönderin istemiyorum dedim, geri göndermek için 10 lira ücret istediler. Bir de üzerine telefonun daha 9 ay garantisi olmasına rağmen garanti dışı bırakılmış. Resmen soygun. Telefonu tamir edilmesi için garantiye gönderdim; Hem garanti dışı kaldı, hem de hiçbir işlem olmamasına rağmen 10 lira ücret isteniyor şimdi. Resmen selam verdik borçlu çıktık. Sony'i arıyorum biz birşey yapamıyoruz diyorlar. Ya kardeşim telefon senin telefonun değil mi? Benim muhattabım sen değil misin? Nasıl birşey yapamıyorsun? Bunlar tamamen dolandırıcı yani. Zaten telefon nasıl birşeyse, bir telefonun durduk yere ekranı kalkar mı ya?
Ne herhangi bir Xperia'yı ne de KVK teknik servisli telefonu kimseye önermiyorum kesinlikle, dikkat edin bence.
Geçenlerde konu açmıştım belki hatırlarsınız. Ondan sonra kendime ikinci bi el araç buldum ve aldım. Araçta boya değişen yok ancak, önceki sahibi fazla binmemiş ve aracı evin önünde bazen 1-2 hafta beklettiği olmuş. O sıra da üzerindeki kuş pislikleri boyaya zarar vermiş tabiki. Kaputta bir iki bölge, tavanda da 3-4 bölgede boya yanıkları var o yüzden. Hadi tavandakiler neyse de kaputtaki gözüme çarpıyor. Şimdi iki üç boya yanığı için de tabiki kaputu ve tavanı boyatmak istemiyorum. Bunun boyatma haricinde herhangi bir çaresi var mıdır? Kendim bir cila aldım ancak pek işe yaramadı gibi, ya da ben becerememiş olabilirim. Onun dışında ne olabilir? Jelatin kaplama gibi birşey olabilir mi, zararı var mıdır?
Hakkında
Konum: Yalova,Merkez
Meslek: Mühendis
Sistem ve Tercihleri
Bilgisayar
Notebook
Otomobil
BMW
Otomobil
Alfa Romeo
Otomobil
Opel
Mobil cihaz
Sony
Operatör
Türk Telekom
ISS
TTNET
Oyun Platformu
PS4
Takım
Fenerbahçe
TV
TV
Ses Sistemi
Logitech
Notebook
Asus
Notebook
Sony
Basketbol
Fenerbahçe
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 hafta önce
Son Mesaj Zamanı: 6 gün
Mesaj Sayısı: 1.600
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 2.497
İkinci El Bölümü Mesajları: 25
Konularının görüntülenme sayısı: 62.384 (Bu ay: 1.757)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 3.181 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Motorlu Araçlar Dünyası
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.