Haber Editörü
11 Ağustos 2009
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
25 üye
Görüntülenme
Toplam: 426 (Bu ay: 1)
Gönderileri



Tab S7 ailesinin 3 ferdi var artık, Tab S7 FE en küçük kardeş, S7 ortanca ve S7+ da büyük abi.  S7 ve S7+’ın LTE  modelleri olmasına rağmen ülkemizde LTE modelleri değil Wi-Fi modeleri satılıyor, S7 FE ise direkt LTE olarak geldi, en azından ülkemiz için üst segmente bir LTE model konumlandırmış oldu. Ürün bana kutulu olarak ulaşmadı ama içerisinden kalemi ve Tip C kablosuyla 15W şarj adaptörü çıkıyor.





Temel bir benzerlik ve farktan bahsedeyim, tüm kardeşlerin ekran kasa oranları aynı, arka görünümleri de hayli benzer. S7 ve S7 FE’nin ekranları aynı çözünürlükte, aynı TFT ekranlar. S7+’da ise AMOLED ekran var, bir Galaxy Tab almak için en önemli sebebi oluşturuyor belki de, en azından benim gibi Netflix ve YouTube’da içerik tüketmeyi seven birisi olarak.





12.4 inçlik bir tablet, ekran kasa oranı %85 civarı lakin yine de bir tablet için hayli büyük. Altında pogo pinler göreceksiniz, evet buraya ekstra olarak satın alabileceğiniz bu klavyeli kılıfı takıyorsunuz, mıknatıslarla yeterince tutunuyor. Bir süredir incelemelerimi klavyesiyle Tab S7+ ile yazan biri olarak şunu söyleyebilirim, tuşları arasındaki mesafesi, geri bildirimi, genel olarak sessizliği ve toplam keyfi derken benim favorim haline geldi, tableti benim için 2si1 arada bir çözüm haline getirdi. Yalnız 608 gramlık tablete 505 gramlık klavye takmış oluyorsunuz, bunu atlamamak lazım, 2si1 arada bir dizüstüye göre yine çok hafif ama bu sefer bir tablete göre ağır kalıyor, gerçi iPad Pro’nun klavyesi de 600 gram civarlarında, rakibi için farklı bir durum söz konusu değil.





Bu Mystic Black rengi olarak geçiyor, nispeten mat bir renk, o kadar derin ve koyu değil dolayısıyla daha hoş geldi, cam yüzey kadar parmak izi tutmuyor. Alüminyum malzemenin hissiyatı da işçiliği de gayet güzel, gayet premium hissettiriyor. S7+ 5.7mm kalınlığında, belki de inceliğinde demek gerek, S7 FE ise 6.3mm, belirgin bir fark değil, yine gayet ince. iPad Pro 6.4mm, iPad Air 6.1mm kalınlığında. Ağırlık dengesi iyi kurulmuş, bu da olduğundan hafif hissettirmesini sağlamış, ekranın boyutunu gördükten sonra daha ağır olur diye düşünüyorsunuz ama elinize alınca o kadar da değilmiş dedim ben.





2560x1600 çözünürlüğünde, 60Hz tazeleme hızına sahip, 16:10 formatında, 243PPI, TFT bir ekran. Netflix’te YouTube’da içerik tüketirken tabii ki AMOLED’e göre performansı belli ama renkleri, canlılığı, ton ayrımı yine gayet iyi bir ekran,içerik tüketip gayet keyif alabileceğiniz bir ekran. Beyaz ekranda bir döküman üzerinde çalışırken S7+’ın piksel dizilimi dolayısıyla yanıp sönme tekniğiyle çalışan OLED ekranı eski OLED’ler kadar yorucu değil ama TFT sürekli aydınlatmasıyla göz için daha konforlu. Ekranın parlaklığı gayet iyi, ben kapalı ortamlarda %40-%50 civarlarında tuttum, güneş ışığı veya şiddetli ışık altında gayet görünür kalabiliyor. Bakış açıları iyi, renkler sapmıyor, sadece parlaklığı değişiyor ama oldukça düşük düzeyde. Toplamda tekrarlıyorum, bir AMOLED değil, özellikle de siyahlarda ama bu ekranı da ziyadesiyle doyurucu buldum. En azından 90Hz olabilir miydi, olurdu, çok da güzel olurdu.





Kalbinde Snapdragon 750G var, 8nm mimarili bir yonga. 2 performans odaklı, Cortex A77 bazlı çekirdek 2.2GHz, 6 verimlilik odaklı, Cortex A55 bazlı çekirdek 1.8GHz’de çalıyor. GPU tarafında Adreno 619 var. CPU gücü anlamında Snapdragon 845’in %7 kadar üstünde, GPU tarafında yarı yarıya geride. Fiyatı segmentinde Snapdragon 865’li 120Hz ekranlı Huawei tabletler bulunabiliyor aslında ama Google uygulamalarından mahrumlar, dolayısıyla en azından benim için bir anlam ifade etmiyorlar. 15 dakikalık stress testinde gücünün %88’ini koruyabiliyor, bu konuda hayli iyi, nispeten mütevazı yonga ve geniş termal bütçe meyvesini bu konuda veriyor. 4GB RAM ve 64GB depolamayla geliyor, okuma hızı 1GB/saniye civarı, yazma hızı da 500MB/saniye civarı, gayet iyi. İstenirse Micro SD hafıza kartıyla depolamayı arttırabilirsiniz.





PUBG Mobile ile test ettim, dengeli grafik ve aşırı kare/saniye ayarıyla 40FPS’nin üzerinde kalabiliyor, anlık kare/düşmesi, takılma, durma yok, belirgin bir ısı da hissetmiyorsunuz ama en kritik nokta şu, bu tablet 12.4 inç boyutunda, elle tutulabilir ne boyutta ne de ağırlıkta. Kucağınızdayken veya standındayken basit kontrolleri olan oyunlar oynanabilir tabii, mesela Heartstone çok keyifli böyle bir ekranda ama böyle FPS oyunları zor. Ekran boyutunun bir avantajı şu oluyor, oyun stream hizmetlerinden kullanıyorsanız, GeForce Now gibi, kol bağlayıp gittiğiniz yerde bir oyun makinesine çevirirebilirsiniz.





Arkada 8MP, önde 5MP kamera var, ikisi de 1080P 30 kare/saniye video çekebiliyor. Bir tablette kamerayı önemsemeyebilirsiniz ama artık toplantılarımızı evden yapıyoruz, eğitim hayatımızı çevrimiçi olarak sürdürüyoruz. Otomatik kadrajlama özelliğine sahip, optik değil elektronik bir süreç, yüzünüzü tespit ediyor ve buna göre kadrajı belirliyor. Özellikle ön kamera için konuşmak gerekirse detay gücünü toplantı ve eğitim amaçlı olarak yeterli buldum, loş ışıklı ortamlarda ortalığı noise’a boğmuyor, iyi ışık sağlandığında gayet kullanılabilir bir görüntü veriyor.





Android 11 üzerine kurulu, OneUI 3.1 arayüzüyle geliyor. Tablet genel olarak seri kalabiliyor ama beklediğiniz anlar da olmuyor değil, Snapdragon 865’li abileriyle oyunda da arayüzde de fark görülür düzeyde ama bu beklemeler hiçbir zaman sıkıcı noktalara ulaşmıyor, S6 Lite’da sıkıyor mesela. Ekranı bölebilmek ekran bu kadar büyükken inanılmaz işime yarıyor, bir tarafta metnim, bir tarafta tükettiğim YouTube içeriği. Taşınabilir, ölçeklenebilir pencereler halinde de kullanabilirsiniz, çoklu pencere başarımı genel olarak gayet iyi, alışkanlık oluştaracak kadar başarılı. Kutudan bir kalemle çıkıyor, ekstra satın almıyorsunuz.





Hızlıca not almak, görsel üzerinde bir şeyler işaretleyip iş arkadaşlarıyla paylaşmak, PenUP ile çizim yapmak, boyama yapmak, bunlar keyifli ve pratik şeyler. Ben S7+’ı kalemiyle beraber her gün aktif bir şekilde kullanıyorum, kalem benim yaptığım iş için elim ayağım oldu, çekimler için özellikle bol bol not alıyorum, kalemin ucundan ne kadar aktif kullandığım anlaşılıyordur sanırım.





Dex var, Dex arayüzü var diyelim biz ona, bir dizüstüye benziyor bu şekilde, ölçekleme değişiyor, pencere kontrolü, başlat menüsü, sağda tarih saat ve hızlı erişim kutusu gibi gibi özelleştirmeler var ama Android veyahut iOS bir tabletin, bir Windows ya da bir MacOS yerine geçebileceğini henüz düşünmüyorum, belirgin birkaç işyükünü telefi edebilir, mesela daha önceleri yanıma dizüstü alıyordum yazı yazmak için, çeviri yapmak için, şimdi tabletimi alıp götürüyorum klavyesiyle ama her şeyiyle tam bir alternatif değil olmaz dizüstüye.





İçerisinde 10090mAh kapasitede bir batarya var, S7+ ile aynı kapasite bu. SIM kart takılı değilken %50 ekran ışığı ve ses ile YouTube’da 720P/1080P video tükettim, saatte %9 civarı tüketiyor, toplamda da 10 saatin üzerine çıkabildim, gayet iyi. SIM kart takılı halde bu süre 6-7 saat civarında seyretti, sonuçta hücresel veri, güç tüketimi Wi-Fi’dan çok daha yüksek ama yine de fena bir süre değil. Ben %40-%50 ekran ışığı, hoparlörler %50’de, Spotify’den bir şeyler dinlerken, bölünmüş ekran modunda bir şeyler yazıyorum, Aliexpress, Gearbest gibi alışveriş sitelerinde geziyorum, YouTube ve Netflix’de hayli vakit geçiyorum, telefonda tablette pek oyun oynayan biri değilim, nispeten karma kullanımla 6-7 saatin üzerine çıkabiliyorum, kullandığınız hat ve çekim gücüne göre bu süre %25-%30 değişim gösterebilir. S7+’tan daha iyi olabilirdi kullanım süresi diyebilirsiniz lakin orada AMOLED, yani enerji verimliliği çok daha yüksek bir ekran var, burada TFT var, yonganın tasarruftaki payı ekrana gidiyor diyebiliriz. 45W şarj destekli aslında ama kıyasla pahalı abisi S7+’da bile 15W adaptör çıkıyor, haliyle Tab S7 FE’de de 45W’lık adaptörü göremiyoruz.





AKG imzalı ve Dolby Atmos’lu stereo bir hoparlör kurulumu var, S7+’ta dört hoparlör vardı. Tek hoparlör bir kulağınız sağırmış gibi hissettiriyor artık, stereo hoparlör mutlu ediyor, dört hoparlör güzel bir lüks. S7+ ile karşılaştırınca sadece maksimum seste belirgin fark var, onun dışında detayı, orta ve üst sesleri gayet güzel, düşük frekanslara da iniyor, baslar da var yani, maksimum sesi karşısındakini tatmin eder bence, ben beğendim.





Bluetooth 5.0 var, Sony WH-1000XM4 ile kullandım, LDAC açabiliyorsunuz, gecikme süresi düşük, keyifli bir ikili oldular içerik tüketirken. Wi-Fi 5 standardında bir Wi-Fi adaptörü var, ne menzili ne de hızı, sorun yaşatmadı, çekim gücü telefonlardan belirgin şekilde iyi, dizüstülerden bir iki tık gerisinde.





Samsung Galaxy Tab S7 FE. Bu videonun çekildiği tarih itibarıyla fiyatı 5200TL civarı, güncel fiyatına mutlaka kendiniz bakın. Abileriyle arasındaki en önemli, ihtiyaç durumunda karar değiştirebilecek özelliği LTE desteklemesi, hat takılabilmesi. Bu özelliğinden faydalanacaksanız güzel bir tablet, tavsiye edebilirim. Lakin benim LTE ile işim yok, kullanımım hat gerektirmiyor diyorsanız Tab S7 indirim takip ederseniz 5000TL’ye, Tab S7+ ise 6500TL civarlarına bulunabiliyor ki ekranları, işlemcileri, hoparlörleri, kameraları olsun daha dolu paketler, ben editör olarak Tab S7+ kullanıyorum mesela. Hat takılabilen, 128GB, 10 inç ekranlı iPad ise kalem hariç 5899 lira. Kalem yok, iki yönlü, stereo hoparlör yok, ekran kıyasla küçük ama CPU gücü olarak benzer GPU gücünde ise iki katı kadar daha güçlü ve iPad OS gibi bir işletim sistemi avantajı var. Uzun lafın kısası şu, Android özgürlüğüne sahip bu tabletin fiyatı segmentinde pek bir rakibi yok, LTE tabletler arasında iş görür bir çözüm Tab S7 FE. 




Bu videoda Kylian B10 ve E7 sporcu odaklı kulaklıkları inceliyoruz. Tasarımlarını ve ergonomilerini değerlendiriyor, ses başarımlarını, mikrofonlarını, kullanım sürelerini, her şeyi sınıyoruz.




Keenetic'in ürünleri arasında Extra DSL'in üstünde Peak DSL'in altında bir model Hero DSL. Ortanca kardeş diyebiliriz lakin Peak DSL ile aynı yongaya sahip, bu merak uyandırıyor, ayrıca 2.4GHZ başarımı Extra DSL'den belirgin şekilde daha iyi.





Kutusunun üzerinde 300Mbit'e kadar Supervectoring DSL desteği, 4K video aktarımı ve mobil uygulama desteği gibi konulardan bahsedilmiş. Arkasında da oldukça detaylı bir anlatım ve yine hayli detaylı bir teknik özellik listesi var. İçerisinden modemin kendisi, adaptörü, bir RJ-45, bir RJ-11 kablosu, TAE dönüştürücü ve splitter çıkıyor, 3 yıl garantili, sitesinden kaydını yaparsanız 4 yıl garantili.





Tasarım. Keenetic'te zaten bir tasarım var, içerideki donanıma, ürünün segmentine göre bütüyüp küçültüyorlar. Beyaz-gri temalı plastik gövdesiyle sırıtmayan bir makine, genel çizgileri itibarıyla normal bir modem gibi görünüyor, sadece 5dBi'lık amfili antenleri biraz kalınca.





Önünde durum LED'leri var, sağında ise bir USB 2.0, bir tane de 3.0 yuvası. Bu yuvalara 3G/4G dongle takılabilir, internet yedeği alırsınız, yazıcı bağlanabilir, medya paylaşmak için depolama birimleri takarsınız, medya sunucusu haline getirirsiniz, seçenek bol.





Arkasına baktığımızda 5 tane Gigabit RJ-45, 1 tanesi WAN portu ve bir DSL girişi var. Portlar yönetilebilir portlar, hızlarını ve niteliklerini belirleyebiliyorsunuz. Altında da bilgilendirme etiketi bulunuyor, yuvalarıyla duvara da asılabilir. Butonlar dikkatinizi çekmiştir, bunlar tek, çift ve uzun basarak farklı görevler yaptırabileceğiniz, özelleştirilebilir butonlar. Üstteki hızlı basınca 2.4GHz, çift basınca 5GHz WPS başlatıyor, uzun basınca Wi-Fi'yı kapatıp açıyor. FN1 ve FN2 olarak geçen sağdaki butonlara gördüğünüz görevler atanabiliyor.





Kurulumu kolay. Masaüstünden veya telefondan yapabilirsiniz, mobil arayüzü daha çok kontrol için kullandım. Arayüzü Türkçe, çalışma modunu seçerek başlıyorsunuz, yönetici şifresi oluşturuyorsunuz, kurulumla alakalı görselli bir anlatım başlıyor, IPTV ayarlarını isteyip istemediğinizi soruyor. İnternet bağlantı türünüzü seçin, MAC adresi ayarları ve bağlantı kontrolünden sonra Wi-Fi adlarını şifrelerini belirleyip kurulumu tamamlıyorsunuz.





Anasayfada genel durumu gözlemleyebilirsiniz, işlemci ve RAM'in ne kadarı kullanılıyor görebilirsiniz. Ağ trafiğinda ne, ne kadar süre içerisinde ne kadar trafik oluşturmuş takibini yapabilirsiniz, evde ofiste internete kim neyle yükleniyormuş anlayabiliyorsunuz. DSL bağlantı ayarları var, VPN ayarları var, cihaz listesinde kim var kim yok belli ve ev ağı sekmesinde gelişmiş ayarlardan detaylara inebiliyorsunuz. 



En önemli şeylerden biri WPA3, güncel şifreleme tekniği, WPA2 artık eski ve birtakım saldırılara daha açık. Testlerimi yaparken maksimum iletim açıktı, sinyal gücü de %100'dü. 5GHz'de de sinyal alanını alıcıya göre şekillendiren, özellikle 5GHz menzilini arttıran Beamforming açıktı, kullanıcı başına bir sinyal hattı atayan, bağlantı stabilitesini arttıran MU-MIMO da devredeydi. SNR Margin menüsü var, elle hattınıza uygun değeri bulabilirsiniz, DSL hatta mesela değeri düşürürseniz hızı arttırıp gecikme sürelerini düşürürsünüz, yükseltirseniz daha kararlı çalışır. DSL tanılama ve raporlama bölümlerinde de ne oluyor ne bitiyor görüntülemeniz mümkün.



Misafir ağı var, hızını belirleyip şahsi cihazlarınızın bulunduğu ağdan ayırabilirsiniz. Wi-Fi Mesh sistemi şuna yarıyor, diyelim ki hali hazırda bir Keenetic Modem/router'ınız vardı, yeni bir tane daha aldınız, bunları bir ağ haline getirip Mesh Wi-Fi sistemi kurabiliyorsunuz, tekrarlayıcılarla uğraşmanıza gerek kalmıyor.





DNS ayarları var, AdGuard DNS özellikle işinize yarayabilir. Güvenlik duvarı var, Port yönlendirme var ve domain. Keenetic size ücretsiz bir domain oluşturabiliyor, böylece internet üzerinden, dışarıdan cihazınıza ulaşabiliyorsunuz. Kablosuz ACL dediği izinli ve izinsiz cihazları ayarladığınız bölüm.





Sistem ayarlarından Keenetic OS'i elle güncelleyebilirsiniz, bence otomatiğe bırakın, güncelleme vaktini de gece vakitlerine ayarlayın. Modüler bir işletim sistemi bu, istediğinizi ekleyin, özelleştirin, istediğinizi, kullanmadığınızı kaldırın, cihazın üzerinden yük alın. Mesela Trafik şekillendirici, bantgenişliğini ayarlayabiliyorsunuz, oyun bilgisayarımı önceliğe almak için bu bana lazım, HFS+ dosya sistemi eklentisi lazım zira Apple cihazların depolamalarını da kullanıyorum gibi gibi. 





Kalbinde MediaTek’in EN7516GT çift çekirdekli, 900MHz’de çalışan bir yonga var, 256MB DDR3 bellek eşlik ediyor. İşletim sistemi yedekli, güncelleme esnasında bir sorun olursa yedekten devam edilebiliyor. Yonganın üzerinde ufak bir soğutma bloğu var, genel olarak ısınan bir makine değil, performans testlerinde, hız grafiğinde durumu ortaya çıkar zaten.



802.11ac standardında bir modem, 300Mbit'e kadar VDSL2 ve geriye dönük olarak ADSL, ADSL2 ve ADSL2+ destekli. 2.4GHz'de 400Mbit, 5GHz'de 867Mbit'e kadar hız sunuyor, gerçek dünya testlerini göreceğiz tabii, bunlar kağıtüstü veriler. Tekrar vurgulamak gerekirse 2x2 MU-MIMO, Beamforming ve WPA3 şifreleme var.





Şimdi testleri beraber görelim, 2.4GHz'de Hero DSL ile aynı odada 270Mbit yani 33-34MB/saniyeye kadar çıkabildi. 5GHz'de ise 640Mbit yani 80MB/saniye sularında seyretti, düzgün bir grafik çizdi. 75 metre/kare ve 3 duvardan sonra 2.4GHz'de 60 ila 100Mbit arasında seyretti, ortalama olarak 80Mbit yani 10MB/saniye diyebiliriz.





5GHz'de ise çok daha stabil, 230Mbit yani 28-29MB/saniyeye kadar çıktı. Çekim güçlerini de görüyorsunuz, 5GHz'de dahi belirgin bir sinyal kaybı yaşamadı. 5GHz'de Keenetic içerisinde Keenetic Ultra gibi 950Mbit'e kadar çıkabilen ürünler var ama 2.4GHz'de Hero DSL kardeşleri arasında sürdürülebilir hızda en iyisi çıktı, rakiplerinin de bir çoğundan iyi. Genel olarak 100Mbit altyapıya sahip bir kullanıcının hız anlamında beklentilerini karşılar, 4K video aktarımını mümkün kılmanın gayet üstünde bir hızı var, dosya paylaşımı da yapılabilir.





Güç tüketimi. Boştayken 5-6W civarı, yük altındayken 10W civarında güç tüketiyor. 3-3.5 haftadır aktif bir şekilde kullanıyorum, duruma göre diğer test cihazları da dahil 15 kadar cihaz bağlı oluyor, haftada 100-150GB civarı veriyi de ağdaki sunucuma depoluyorum, şu ana kadar herhangi bir stabilite sorunu yaşamadım.





Keenetic Hero DSL. Bu videonun çekildiği tarih itibarıyla fiyatı 1000TL civarında, güncel fiyatına mutlaka kendiniz de bakın. Şunu diyebilirsiniz "Ben bu saatten sonra Wi-Fi 6'ya yatırım yaparım" lakin ülkemizde şu an en uygun fiyatlı Wi-Fi 6 modem 1500-1600TL civarından başlıyor, yani yarı yarıya daha pahalı, 600-700 liraya ise Wi-Fi 6 router'lar da var. Şunu da unutmamak lazım, sadece modemin router'ın Wi-Fi 6 olması yetmiyor, nimetlerinden faydalanabilmek için alıcı cihazların da Wi-Fi 6 desteklemesi gerekiyor. Bana soracak olursanız, iyi bir verici ve alıcıyla Wi-Fi 5 standardında 1GBit civarı hızları görebilen birisi olarak Wi-Fi 6'nın ülkemizde sunulan internet hızları dahilince bir şart olduğunu düşünmüyorum ama evet, ileriye dönük yatırım. Dolayısıyla Wi-Fi 5 standardında iyi cihazlara yine yatırım yapılabilir, Keenetic Hero DSL'in de gerçek dünya testi sonuçlarını gördünüz zaten, kağıtüstü değil, gerçek performansını gözlerinizin önüne serdim, bundan sonra tercih karar sizin.


Bu videoda Steelseries Prime, Prime+ ve Prime Wireless oyuncu farelerini inceledik. Tasarımlarını ve ergonomilerini değerlendirdik, sensör detaylarına indik, oyun testleriyle canlı canlı sınadık. 


Bu videoda NZXT H510 Elite'i inceliyoruz. Tasarımını ve malzeme kalitesini değerlendiriyor, fanlarını ve RGB aydınlatmasına bakıyor, içerisine bir sistem kurup canlı canlı termal testlerini yapıyoruz.




Bu kasadaki amacımız çok uygun fiyata APU’lu, kısa vadede kurtaracak bir kasa toplamak değil, kıyasla daha uzun ömürlü, en azından harici ekran kartlı, FHD’de oyununa göre orta ve yüksek ayarlarda 60FPS alabileceğiniz, rekabetçi oyunlarda biraz ayar kısarak 144Hz bir monitörü doyurabileceğiniz bir kasa toplamak oldu. Temel bileşenlerimiz AMD Ryzen 5 3600 ve Gigabyte GTX1660, şu anda detaylı teknik özellik listesini görüyorsunuz zaten.





Kasa Corsair Carbide Spec Delta. Kendisi Mid-Tower bir kasa, Mid Tower’lar arasında kompakt olanlardan diyebiliriz. Önünde pleksi, solunda temperli cam var, geri kalanı genel olarak çelik. Temperli cam çizilmeye karşı dayanıklıdır ama pleksiyi silerken mutlaka temiz bez kullanın. Önünde 3 tane 12CM fan var, asimetrik ızgaralarla kasaya taze hava çekiyorlar, performanslarını göreceğiz ama RGB aydınlatma güzel görünüyor. Normalde anakarttan da LED çıkışına bağlayınca kontrol edilebiliyorlar ama bizim kullandığımız anakartta LED çıkışı yok, kasanın içindeki kontrolcüden elle renk ve efekt ayarlayabiliyorsunuz, bir defa ayarlasanız yeterli. 





Anakart Gigabyte B450M S2H. İşlemciyi yeterince besleyecek, tasarruf odaklı bir anakart, buradaki tasarrufu işlemciye ve ekran kartına yatırdık. Üzerinde 4 tane birinci jenerasyon USB 3.1, 2 tane de USB 2.0 portu var, kasanın üzerindeki iki portla da beraber 8 tane Tip A portu bence yeterli. İşlemci AMD Ryzen 5 3600, 6 çekirdek 12 izlekli, hala Fiyat/Performans açısından en iyi işlemcilerden biri. Intel i5 10400F %5 civarı daha iyi ama AMD tarafında anakartla beraber toplam maliyet daha düşük olabiliyor, stok durumuna göre değişiyor. GSKILL Ripjaws V 2x8GB CL16 RAM kiti eşlik ediyor, RGB’li şaşalı şeyler değiller, uyumsuzluk vs yok, Ryzen 3000 serisiyle hemen hemen geçti o zamanlar. 





Depolama tarafında Kioxia Exceria serisi bir NVMe SSD seçtik, fiyatı SATA’larla oldukça yakın ve yaklaşık 3 kat daha hızlı. 200TB yazım ömürlü, günde 50GB yazsanız ki oyunlarda okuma yaptırıyoruz, kağıt üstünde yaklaşık 7 sene ediyor bu. Sistem hızlı açılıyor, hızlı kapanıyor, teklemiyor, SATA SSD’de de böyle gerçi.





Ekran kartı Gigabyte GTX1660 OC, 6GB bellekli 192-bit veri yolunda 192GB/saniye civarı bir bant genişliğine sahip. GPU’su boost ile 1830MHz’e kadar çıkabiliyor, oyununa göre 1900MHz sularında geziyor, canlı canlı göreceğiz. GTX1660Ti ve GTX1660 Super’den %15-20 civarı geride, GTX1660 aralarında performans anlamında en küçük kardeş.





Tüm sisteme kasayla beraber gelen yine Corsair’ın 550W’lık 80+ Bronze sertifikalı Power Supply’ı güç veriyor. Sessiz çalışıyor ve bobin zırıltısı yapmıyor, 200-220W TDP’li mesela RTX3060/RTX3060Ti’ı bu işlemciyle beraber kaldırır. Her zamanki gibi önce BIOS güncellemesine baktım ki İtopya her şeyi güncelleyip yolluyor size arkadaşlar, AMD sistemler için D.O.C.P Intel sistemler için XMP açıyoruz, her sistem için geçerli bu, RAM’ler tam hızlarıyla çalışıyorlar bu şekilde. Windows’u güncel, ekran kartını da testlerin yapıldığı tarih itibarıyla güncel 466.70 versiyon sürücüyle güncelledim. Şimdi sistemin oyun performansını tablolarla görelim.





Hangi oyunda hangi grafik ayarlarında kaç FPS alıyor artık biliyorsunuz, hafızayı tazelemek adına dönüp tekrar bakabilirsiniz ama ben bir özet geçeyim. 15 tane oyunla test ettim ama kasanın segmenti dolayısıyla Ultra ayar açmadım, High ve Medium ayarlarla test ettim, bu segmentte Metro Exodus testinde de gördüğünüz gibi Ultra ve Normal ayarlar mesela çok fark ettiriyor. FHD’de 15 oyunun 12’sinde 60FPS’nin üzerinde kalmayı başardı, hatta Overwatch ve PUBG gibi rekabetçi oyunlarda Medium ayarlarda 144Hz bir monitörü doyuracak ortalama FPS’yi almayı başardı. Forza Horizon 4 ve Gears of War 5 gibi oyunlarda 2K da denedim, Forza’da hayli iyi, hem de High ayarlarda ama genel olarak bu FHD monitörleri doyuracak bir kasa. FHD’de ağır oyunlarda High/Medium ayarlarda 60FPS, rekabetçi oyunlarda Medium ayarlarda 144Hz monitörleri besleyecektir, testlerden de gördünüz.







Termal başarım. Sentetik testlerle işlemciyi tam yüke sokunca 90 derecenin üzerine çıkabiliyor, ekran kartı 62-63 derece sularında seyrediyor, ekran kartı tarafı gayet iyi. Lakin şunu da belirtmek gerek, işlemci oyun oynarken hiçbir zaman böyle tam yük altına girmiyor ve bu kadar ısınmıyor. Dolayısıyla sadece oyun oynuyorsanız stok soğutucu işinizi görecektir, ekstra para harcamaya gerek yok, yine de isterseniz, bütçem var derseniz özelleştirme seçeneklerinden işlemci soğutucusunu yükseltebilirsiniz. Darboğaz var mı sorusunu cevaplayalım, çok merak ediliyor, işlemci ve ekran kartı yük değerlerine bakın, Apex Legends’ta işlemci 70 derece sularında %30-40 yükle çalışıyor, ekran kartında ise yük altına girmeme sorunu yok, ekran kaydı açık halde %97 üzerinde sürekli, yani birbirlerine yetiyorlar, darboğaz yok. GTA 5’te de benzer bir senaryo var, tek çekirdek yükü %70 civarlarına geliyor, toplam işlemci yükü en fazla %50. Horizon Zero Dawn’da ise 80 dereceye kadar çıktı, işlemci yükü pek fark etmedi, ortalama olarak 4.1GHz’de çalıştı tüm çekirdekler. Genel olarak stabilite sorunu yok, sorunsuz bir şekilde çalışıyor.





DH-FPS. Bu videonun çekildiği tarih itibarıyla fiyatı 7999TL, güncel fiyatına videoyu izlediğiniz tarihte mutlaka kendiniz bakın, kur farkı sürekli değişiyor. Genel olarak ağır oyunların çoğunda Medium ve High ayarlarda 60FPS’nin üzerinde aldı, rekabetçi oyunlarda da 144Hz bir monitörü besleyebilecek sonuçlar gördük. İşlemcinin ve Power Supply’ın önü RTX3060Ti civarı ekran kartlarına kadar açık, kasada ve PSU’da markadan şaşmadık, ilerleyen dönemlerde başka bir şeye para yatırmadan ekran kartı yükseltmesi yapabilirsiniz. Gönül isterdi ki bu paralara en az RTX3060’lı kasalar kurabilelim ama maalesef, en azından İtopya’da en uygun RTX3060’lı kasa 14 bin lira, yani 6 bin lira daha pahalı. Uzun lafın kısası DH-FPS, benim her şeyden önce önceliğim bütçe, verdiğim para kıyasla mümkün mertebe performans almak istiyorum, Medium ayar açar rekabetçi oyunlarda 144Hz monitörümü beslerim, ağır oyunlarda 60FPS kafidir derseniz artık DH-FPS’yi tanıyorsunuz, biliyorsunuz, tercih sizin.



DH FPS'nin güncel fiyatına bakmak ve satın almak için; DH FPS


Bu videoda Steelseries Arctis Prime'ı inceliyoruz. Arctis Pro'daki sürücülerin aynılarına sahip Prime'ın tasarımını, konforunu değerlendiriyor, farklı kaynaklardaki ses kalitesini sınıyoruz.


Archer AX20, küçük kardeşi AX10 ve abisi AX50’nin ortasında, ortanca kardeş yani. AX10’da üç çekirdekli Broadcom yonga var, AX20’de dört çekirdekli bir Broadcom yonga var, AX50’de ise çift çekirdekli Intel yonga. Intel çözümün çekirdek sayısına bakmayın, özelleştirilmiş yardımcı işlemcisi ile ailenin gerçekten abisi.





Tasarım. Bir kısmı mat bir kısmı piyano siyahı. Rakiplerine kıyasla biraz daha genişçe bir yapısı var ama kalın değil, altındaki yuvalarla duvara sabitlense sırıtmaz. Aslında üstüne bakınca parlak kısımlar A, ikisine tepeden bakınca da bir X çıkıyor ortaya, 802.11AX vurgusu bence bu, açıkçası uzun zamandır böyle tasarımında mesaj saklayan modem/router görmemiştim.





Üstünde durum LED’leri var, sağında solunda bir detay yok, altında da bilgilendirme etiketi. Antenler entegre antenler, çıkarılamıyorlar ama istediğiniz gibi yönlendirebiliyorsunuz, kaç dBi oldukları belirtilmemiş. Arkasında güç girişi ve anahtarı, 4 tane Gigabit LAN, 1 tane Gigabit WAN portu ve USB 2.0 portu var. USB portuna flash bellek veyahut benim gibi 2.5 inç bir HDD takabilir, ufak bir medya sunucusu haline getirebilirsiniz, 250Mbit yani 30MB-31MB/saniye civarına kadar çıktı buradan aldığım hız, rahatlıkla yüksek bitrate’li 4K video akışı sağlanabilir. Küçük kardeşi AX10’da USB portu yok, AX50’de ise USB 3.0 portu var. LED’leri kapatıp açan buton, WPS-Wi-Fi açıp kapama butonu ve reset butonunu görüyoruz devamında.





Kurulumu gayet kolay, Android ve iOS’ta Tether uygulaması var, Türkçe dil destekli. Cihaz şifrenizi oluşturuyorsunuz, bağlantı türünüzü seçiyorsunuz, kablosuz ağ adı ve şifresi belirliyorsunuz ve onaylıyorsunuz, çok geçmeden ayarlar tamamlanıyor. Herhangi bir ekstra ayar yapmadan önce güncellemesini yapmakta fayda var.





Ana ekranda bağlantı durumu, bağlı cihazları ve bant genişliğinin ne kadarını işgal ettiklerini görebiliyorsunuz. IPTV var, hangi porta atayacağınızı seçebilirsiniz. OneMesh var, bu destekli menzil genişleticiler, modem’ler, router’lar ve powerline adaptörlerle oluşturduğunuz kurulumu Mesh Wi-Fi sistemi haline getiriyor, diyelimki evde üst kata çıktınız, alt kattaki modem’e bağlıydınız, üst kata çıkınca hangi vericiye daha yakınsanız bağlantınız otomatik olarak ona aktarılıyor. Aman bağlantıyı kes, yakındaki cihaza bağlan, bu manuel zahmeti ortadan kaldırıyor.



QoS var ama oyun, medya aktarımı vs. şeklinde modlarla değil, istenen cihaza, oyun oynadığınız makineye mesela öncelik veriyorsunuz. Evebeyn kontrolleri var, içerik filtreleyebilirsiniz, süre tanımlayabilirsiniz, site yasaklayabilirsiniz. Wi-Fi paylaşma özelliği güzel, bazı telefonlarda da şifresi girili ağlar için QR kodu oluşturup misafirin telefonuna mesela okutuyorsunuz bağlanıyor ama olmayanlar için burada uygulamada var. İki tane çalışma modu bulunuyor, router ve access point yani erişim noktası şeklinde. Güncellemesini mobilden de yapabilirsiniz ama USB ayarları mobil arayüzde yok, masaüstü arayüzüne gitmek gerekiyor.





Kalbinde Broadcom’un BCM6755 yongası var, 1.5GHz’de çalışan dört çekirdekli bir yonga, 256MB RAM eşlik ediyor. Fiyatı segmentinde RAM’i normal, yongası ise segmentine göre rakiplerinin önünde. Yeterince kalın ve büyük bir soğutma bloğu var üzerinde, bu şekildeyken en fazla ılıyor makine.





802.11AX standardında, Wi-Fi 6 destekli. 2.4GHz için 574Mbit, 5GHz için 1201Mbit’e kadar destekli, kağıtüstü veriler bunlar tabii, canlı testlerde göreceğiz. 5GHz için Beamforming var, yani sinyal alanı alıcıya göre şekillendiriliyor, duvar aşma kabiliyeti kuvvetlendirilmiş oluyor. OFDMA var, baz istasyonlarında kullanılan bir teknik, MU-MIMO ile cihaz başına sinyal atayıp bunları parçacıklara ayırabiliyor, özetle Wi-Fi 5’e göre çok daha fazla cihaz sorunsuz bağlanabiliyor. Airtime Fairness’da var, ağdaki hızlı Wi-Fi 6 cihazlar bütün hızı kullanıp Wi-Fi 5 destekli cihazları yavaşlatmasınlar diye bant genişliği kontrolü yapıyor. WPA3 var, WPA2 cihazlar artık kırılmaya çok daha müsait, 17 senelik bir şifreleme prokolü sonuçta, dolayısıyla WPA3 önemli.





Gerçek dünya testlerine gelelim. Wi-Fi 5 standardı için ASUS PCE-AC88, Wi-Fi 6 standardı için Asus PCE-AX58BT kullandım, ikisi de alanında uçuk PCIe Wi-Fi adaptörleri. Qnap TS-431P NAS’ımı Archer AX20’ye bağladım ve video dosyaları çektim. AX20 ile aynı odada PCE-AC88 ile 2.4GHz’de 160MBit yani 20MB/saniye civarı, 5GHz’de 670Mbit yani 84MB/saniye civarı bir hız elde ettim. 75 metre/kare ve 3 duvar ardından 2.4GHz’de 80MBit yani 10MB/saniye, 5GHz’de 470Mbit yani 59MB/saniye civarı.





AX20 ile aynı odada PCE-AX58BT ile 2.4GHz’de 140Mbit yani 17MB/saniye civarı, 5GHz’de 650Mbit yani 81MB/saniye civarı. 75 metre/kare ve 3 duvar ardından 2.4GHz’de 60MBit yani 7-8MB/saniye civarı, 5GHz’de 400MBit yani 50MB/saniye civarı. Bu hızların özeti şu, evdeki 100-200Mbit’lik fiber altyapı modemden köprülenip 5GHz yayınıyla rahatlıkla taşınabilir, gerektiğinde dosya paylaşımı için de iyi bir hız, menzilinde bir sorun görmedim. Bendeki menzilinde ve stabilitesinde sorun görmedim ama duvar kalınlığına, ortamdaki sinyal yoğunluğuna, etraftaki elektromanyetik alana göre, bu değişken faktörlere göre alacağınız performans artı ya da eksi değişir. 





Güç tüketimi. Boştayken 5W, yük altındayken 8W civarı tüketiyor, pek ısınmıyor, en azından çalışmasını etkileyen bir durum yok. Ben test ortamımdaki 15’in üzerinde alıcıyı bağlayarak 1 ay kadar kullandım, bu süre zarfında kapatıp açayım da kendine gelsin şeklinde olumsuz bir durum yaşamadım. İnceleme için gelen, öyle sorun yaşatan makineler zaten ön testlerimden geçemiyor, karşınıza çıkarmıyorum kötü ürünleri, vaktimi düzgün çalışır modem ve router’lara ayırıyorum.





TP-Link Archer AX20. Bu videonun çekildiği tarih itibarıyla fiyatı 750-800TL civarı, güncel fiyatına mutlaka kendiniz bakın, kur sürekli değişiyor. Genel olarak orta-üst segment bir router, hem performansıyla hem de fiyatıyla. Daha önce incelediğimiz 802.11ac standardı Archer C80’in yerine geldi diyebiliriz, tabii o şu sıralar 500TL civarında. C80 aslında Wi-Fi 5 standardında olsa da 5GHz’de 800Mbit ile AX20’den daha hızlı lakin USB portu yok ve AX20’nin Wi-Fi 6 standardı olması geleceğe yatırım olarak düşünülebilir, fiyatı da bunlar hesaba katılarak daha yüksek. Başka markalara bakarsak Keenetic Extra DSL var, router’lık da yapabiliyor, 600TL civarı ama çift çekirdekli MediaTek işlemciyle geliyor ve portları Gigabit değil. Asus tarafında RT-AX56U var ama onun fiyatı 1400TL civarı, benzer başarım gösteriyorlar ama fiyatı neredeyse iki katı. AX20’nin rakibi Honor Router 3, hız olarak 5GHz’de denkler diyebiliriz, fiyat olarak da benzerler ama bu da USB portu olmaması ve 3 tane RJ-45 portuyla gelmesiyle geriye düşüyor. Uzun lafın kısası arkadaşlar, AX10 ve AX50’yi de test etmek gerek ama TP-Link Archer AX20 rakiplerine göre gayet iyi bir noktada, donanım, özellik ve en önemlisi fiyat dengesi gayet yerinde bir cihaz olmuş, ben tercih listenizde bulunmalı diye düşünüyorum ama tercih karar sizin.




Bu videoda Steelseries Rival 5 kablolu oyuncu faresini inceliyoruz. 85 gram ağırlığıyla ergonomisini, RGB aydınlatmasını değerlendiriyor, sensörün detaylarına inip oyunlarla test ediyoruz.



Steelseries Rival 5'in güncel fiyatını öğrenmek için; Steelseries Rival 5






Akıllı ev aydınlatma sistemlerine baktığımızda en geniş yelpazelerden birinin Philips’te olduğunu göreceksiniz, Hue ampüller, şeritler, lambalar ve bunlara bağlı aksesuarlar. Takip ettiyseniz eğer kendim Amazon.tr’den, indirim takip ede ede beş tane Hue Play ve bir tane Hue Bridge alıp uzun kullanım deneyimlerimi aktarmıştım. Bu sefer Philips Türkiye ekibi iki Hue Play ve bir Bridge’den oluşan paketin yanısıra HDMI Sync Box ve yeni Hue Go taşınabilir aydınlatmayı test masama getirdi arkadaşlar.





Hue Play. 25.3CM uzunluğunda, 4.4CM genişliğinde gövdesi siyah, difüzörü beyaz bir akıllı aydınlatma. RGB LED modüllere sahip, flamalı ampüllerle karşılaştırıldığında 42W’lık bir aydınlatma sağlıyor. 530 lümen kağıt üstünde az gelebilir ancak gerçek dünya koşullarında doyurucu olduğunu düşünüyorum, şu anda kendi gözlerinizle de görüyorsunuz zaten. 25 bin saate kadar kullanım ömründen bahsedilmiş, bu günde 6 saat kullansanız 11 yıl civarı bir zaman ediyor. İsmi cismi olmayan türde Çinli bir ürün olsa kağıt üstü verilere itimat etmem ama burada Philips’ten bahsediyoruz ve Philips’ten bahsettiğimiz için fiyatları belirli bir çıtanın üzerinde oluyor.





Tekli kutuları var, tekli ve adaptörlü olanları var ki bu adaptörlerin her biri üç Hue Play’e güç verebiliyor ve çift halinde olanlar var, bunlar çoğu zaman daha ekonomik. Yalnız bunlar tek başına değil, bir köprüyle kullanılıyorlar, o da Hue Bridge adlı bu arkadaş. Kutusundaki adaptörüyle güç verip RJ-45 portundan evinizdeki modem veyahut router’a bağlıyorsunuz. Kurulumu oldukça kolay, yazılım arayüzü Türkçe zaten kendi ekosistemime eklediğim Hue’lardan gördüğüm şey şu “arıyor ama bulamıyor, uygulamada gözükmüyor” gibi bir sorunla henüz karşılaşmadım, elektrik kesintilerinden sonra da sorunsuz çalışmaya devam ettiler.



Android ve iOS destekli Hue uygulamasında oda ve bölge ayarlayabilir, istediğiniz rengi, istediğiniz temayı efekti ayarlayabilirsiniz. Eğlence alanı oluşturdum mesela, TV kurulumu için hangi aydınlatma nerede, nereden örnekleme alsın da TV ile eşlenik renk sunsun bunu ayarlamış oluyorsunuz buradan. Google Assisstant ve Apple HomeKit destekli, aç kapa, rengi ayarlama, ışık şiddetini değiştirme, bu tür şeyleri sesle yapıyorum ama telefonumda ana ekranda Widget’larım var, komutlarını kendim belirledim, bunları kullanıyorum çoğu zaman.





Hue Sync HDMI. Yaptığı iş genel olarak şu, bir medya oynatıcınız, Android kutunuz, Playstation veya Xbox’ınız mı var ve bu kaynaklardan HDMI ile gelen görüntüyü tüm Hue ürünlerinizle eşlemek mi istiyorsunuz, bu kutuyu almanız gerekiyor. Ben masaüstü bilgisayarımda, Windows ve MacOS’ta Hue uygulamasıyla 3 Hue Play’i her monitörün arkasına bir tane olacak şekilde yerleştirdim, Hue Bridge’i de aynı odaya koydum, istediğim gibi gecikmesiz bir şekilde oyunlarımı ve aydınlatmalarımı eşledim, zaten hemen hemen tüm videolarımda bu kurulumu görüyorsunuz, görmüşsünüzdür.





HDMI Sync kutusu uzaktan bakınca aslında Android bir medya oynatıcı gibi görünüyor, tabii biraz daha iri yapılısı diyebiliriz, genel olarak sade ve sırıtmayan bir tasarım. Arkasında bir tane çıkış, dört tane giriş olmak üzere HDMI 2.0b portlarını görüyorsunuz, HDR10+ ve Dolby Vision desteği var lakin 4K 60Hz ile sınırlı, yeni konsollarla beraber 4K 120Hz’den bahseder olduk, dolayısıyla ben bu kutunun güncelleneceğini tahmin ediyorum ama benim konsolla işim yok, dizi film izleyeceğim zaten TV’imde derseniz sorun yok. IR alıcısı var, Blueooth 4.2 var kurulumunu yapmak için ve bu cihaz için Hue Sync uygulamasını kullanıyorsunuz, Wi-Fi’a da sahip Wi-Fi ağınıza bağlayıp kurulumunu tamamlıyorsunuz.





Deneyimine gelecek olursak, öncelikle PS4’ümle beraber test ettim, Hue Play’leri televizyonun arkasına koyarak denedim, uygulamasından oyun modunu şeçtim, eşleme hızını, şiddetini en yükseğe aldım, bu kimisine biraz yorucu gelebilir, bir tık altı ayar seçilebilir. Misal veriyorum bir köprünün altından geçiyorsunuz, bir tünele giriyorsunuz, hemen aydınlatmalar da o karanlığa düşüyor, bu oldukça hoş bir his. Tekken oynuyorum mesela, harekete aksiyona göre değil de maçın yapıldığı arenaya göre bana ambians sağlamış oluyorlar, bu 55 inç bir TV mesela, bir nevi ekranın sınırlarını aşmışsınız hissi veriyor, tüketilen içeriğe göre değişiyor tabii.





Dizi film veyahut benim gibi anime izliyorsunuz diyelim, özellikle bol aksiyonlu olanlardan, benim ilk beklentim aydınlatmanın hızlı sahnelerde gecikmemesi, gecikmiyor arkadaşlar, Hue ürünlerde neden bir de köprü almak durumundayız sorusunun cevabı bu aslında, gecikmenin önüne geçiyorlar, kontrol işini modemin router’ın insafına bırakmıyorlar. Philips Hue Play’lerin kutudan çıkan aparatlarıyla duvara yansıtıldığı senaryoyu baz alıyor aslında, benimkisi Ambilight’siz TV’yi Ambilight’lı yapma çabası biraz ama olmuyor arkadaşlar, Hue Play ile Ambilight’lı TV’deki aydınlatma başarımı yakalanamıyor. Bunun için Hue Gradient Lightstrip adlı şeride ihtiyacınız var, nispeten yeni bir ürün kendisi, 55-65 ve 75 inç TV’lere uygun, yine HDMI Sync kutusu ve Hue Bridge gerektiriyor ama Hue Play’li kurulumdan çok daha iyi sonuç vereceğini tahmin ediyorum. 







Hue Go. Bu yeni versiyonu arkadaşlar. Tasarımsal açıdan bir fark göremiyorsunuz ama aslında farklar detaylarda gizli. Bir defa 1. nesil diyebileceğimiz Hue Go uygulamasından, Wi-Fi üzerinden yani ve arkasındaki butondan kontrol ediliyordu, 2. nesil’de Bluetooth desteği de var, sağa sola alıp götürüp detaylıca kontrol etmek için çok daha iyi olmuş böylesi, Google Assisstant ile sesli kontrol de var. Hazır tonlar arasında beyaz için birkaç ton var, sarı olanları kitap okurken kullandım mesela ve RGB olduğundan isterdiğiniz rengi tonu kendiniz de belirleyebiliyorsunuz.





Birinci nesil 300 lumen, ikinci nesil ise 520 lümen, Hue Play’ler kadar kuvvetli yani aydınlatma anlamında. Güç girişi ilk nesilde arkadaydı, şimdi yanında, kutudan çıkan adaptörüyle bağlıyorsunuz. Aydınlatma efektine, rengine göre değişmekle beraber içerisindeki bataryayla 18 saate kadar kullanım süresi sununuyor, mum modunda böyle, ambians modunda 10 saat, beyaz parlak ışıkta 2.5 saat gibi gibi. önceki nesille bence aradaki en büyük fark bu. Kablo yönetiminde ufak bir fark var, birinci nesilde güç girişi altındaydı, şimdi yan tarafında.





Genel olarak beyaz renkli plastik malzemeden, bence şirin görünen bir aydınlatma. İster arkasındaki desteğiyle ayakta dursun, ister sırtüstü dursun, ışığını tavandan yansıtsın, daha hoş bir sahne oluştursun. Ürün bende kalacak olsa yapacağım şey şu olurdu, hem yatağımın yanında başucu lambası yapardım hem de elektrikler kesildiğinde kullanırdım, yer yer indirime giriyor, 500TL civarına temin edilebiliyor. Hue Play, Hue Bridge, Hue Sync ve Hue Go V2 taşınabilir aydınlatma. Elde ettiğim tüm deneyimleri sizlerle paylaştım arkadaşlar, bundan sonra tercih karar sizin.


Hakkında
Konum: İstanbul,Eyüp
Meslek: Editör
İlgi Alanları: Bilgisayar teknolojileri, çeviri
Hakkımda:
Dizüstü - Monster W170ER - Intel® Core™ i7 3630QM 2.4GHZ (Turbo 3.4GHZ) - Kingston 2x4GB DDR3 1600MHZ - NVIDIA® GeForce™ GT 650M GPU - 17.3" 1920 x 1080 Full HD (16:9) LED Mat -
750GB Seagate HDD - Thermaltake Theron Mause - Razer Goliathus Pad - Creative Sound Blaster Arena Kulaklık

Masaüstü - E4600@3.1GHZ - Gigabyte GA-945GCM-S2C - Corsair XMS2 2x2GB DDR2-1066 - Powercolor HD4770@1GHZ GPU&RAM - Creative Audigy - Samsung HD 320GB - WD Caviar Green 1.5TB 64MB - High Power 650W - LG E2250v LED - A4Tech X7 Set
Yarışma: Yaşlı Kurt W170ER'yi Her Yönüyle İnceledik - Video İnceleme
http://forum.donanimhaber.com/m_92091079/tm.htm


Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 ay önce
Son Mesaj Zamanı: 5 gün
Mesaj Sayısı: 1.981
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 2.097
İkinci El Bölümü Mesajları: 11
Konularının görüntülenme sayısı: 240.092 (Bu ay: 7.708)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 3.518 (Bu hafta: 2)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Donanım / Hardware
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.