Binbaşı
03 Ağustos 2008
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
12 üye
Görüntülenme
Toplam: 23 (Bu ay: 1)
361462 Gün Cezalı
357786 gün 13 s. 14 dk. kaldı
Gönderileri
quote:

yine bir yıl ülkenin dört bir yanında gecekondu yıkımlarıyla başladı. yıkımlar “kentsel dönüşüm” adı altında yayılarak, sürüyor. burjuvazi “çöküntü alanları”, “suç mekânları”, “görünü kirliliği yaratıyorlar”, “uygar dünyaya rezil oluyoruz” gibi onlarca aşağılayıcı sözü sıralayıp, işçi ve emekçilere duyduğu kini kusarak, müthiş bir ideolojik saldırı yürütüyor. biraz güçlü bir direniş gördüğünde ise, çark edip, “sağlıklı yaşamdan, herkesin ev sahibi olma hakkından” dem vuruyor.

Dün kentin kenarında, dışında kalan bu alanlara mahkûm edilenler, bugün o alanlar kentin içinde kalınca, “en güzel yerleri işgal edenlere” dönüşüveriyorlar. bunun için, önce, doğrudan şirketler eliyle istanbul’da çeşitli yoksul semtlerinde düşük fiyatla, emekçilerin arsaları, evleri satın alınmaya çalışıldı, birçok yerde tekeller doğrudan mafya yöntemleri kullandı. sistemi de teşhir eden bu tarzın, yaratacağı tepkiden de dolayı işlemesinin mümkün olamayacağının anlaşılması, burjuvaziyi başka yöntem arayışına itti ve belediyeler eliyle devlet doğrudan devreye girdi. “kentsel dönüşüm” adı altında, emekçilerin bin bir zorlukla edindikleri ev ve arsalarına çok düşük fiyatlarla el konuldu ve buradan sermayeye doğrudan rant aktarıldı. direnen yerlere belediye hizmetleri aksatılarak, buralar çöküntü alanları kapsamına alınmaya çalışıldı, çalışılıyor. (son örnek, istanbul tarlabaşı, dolapdere’dir. belediye çöpleri toplamayarak, hizmet götürmeyerek, şehrin göbeğindeki bu büyük alanın çöküntü alanı ilan edilmesini ve zor yoluyla ranta açılmasını sağlamaya çalışıyor.)

İşçi ve emekçiler kent dişina sürülüyor! 1950, 60, 70 ve 80’ler boyunca kente geldiklerinde yaptıkları gecekondularla kentin hemen dışı ve çevresindeydi işçiler, emekçiler, yoksullar. onlar bir lokma ekmek arıyor, acımasız kentin kendilerine vermediği barınağı, yoksul hemşerileriyle imece usulü çalışarak bir gecede kentin karşısına dikiyorlardı. zaman geçti, yıllar tükendi, nüfus çoğaldı, gecekondu mahalleleri kentin orta yerinde kalmaya, rant değeri oluşturmaya başladı. işte şimdi bu alanlar boşaltılıyor. emekçiler toki eliyle kentin dışında yapılan yeni gecekondulara sürgün ediliyor. kapitalist kent, bağrındaki işçi ve emekçiden, yoksullardan oluşan uru kesip atıyor, kenti temizliyor!
quote:

Devlet, bir sınıfın bir başka sınıf üzerinde egemenlik kurma aygıtıdır.Kapitalist toplumlarda da devlet sermayenin egemenliğindedir.Bu baglamda sermaye kolluk kuvvetleri tarafından iç ve dış tehditlerden korunmak zorundalıgı hisseder.Bahsettigimiz iç tehditlerden biri örgütlü,siyasal ve mücadeleden korkmayan bir emekçi sınıfıdır.Sistematik olarak sömürülen emekçi sınıfıı bu örgütlü duruşu ona baskılarla, zorlamalarla,işkencelerle ve yeryer katliamlarla sindirilmek ve örgütsüzleştirilmek üzere geri döner.Amaç kişiyi bireyselleştirerek "en sorunsuz sömürge aracı" haline getirmektir.

Fakat bunlarda yeterli degildir.Bireyselleşen işci aynı zaman bilgisizleştirilmeye ve duyarsızlaştırılmaya itilmek zorundadır.Bu ilkögretimlerden üniversitelere kadar böyledir.Ezberci egitimin amacı huzursuzluk cıkarmayan,kücük sıg ve nitelliksiz dünyasında mutlu,düzene koşulsuz itaat eden insanlar yaratmaktır. Magazin kültürüyle içi boşaltılır, holiganlık kültürüyle inançları ve umutları ayakta tutulur.

Böylece süreçi hızlandıran etmenler birleşmeye başlamışltır.Sermayedarın kozu dışarıda iş bekleyen milyonlarca işsiz olmuştur.Bu seferde işten atılma "aç kalma" korkusuyla tepkisizleştirilen emekçi kitleler taşoranlaştırılarak ve sosyal güvensizleştirilerek kölelik şartlarında yaşamaya mahkum bırakılır.

Bu kölelik düzenine başkaldıran kitlesel isyanlar düzenin başına dayanmış olan tetigin çekilmesi durumudur.Bunun farkında olan egemen sermaye sınıfı kendi ordusunu kendi yaratma çabası icine girerler.Her sene alınan binlerce yeni polis memuru bunun en açık göstergesidir.Bu sayede olası bir sistem karşıtı hareketlenmede isyan eden sınıfa, acımazsıca şiddete uygulanarak etkisiz hale getirilecek ve bu şekilde sistemin sorunsuzca devamlılıgı saglanacaktır.
Yönetici sınıflar toplumu bilerek, isteyerek, planlı bir biçimde çürütmüşlerdir. Sömürücü bir düzende aydınlık, dayanışmacı, adalet duygusuna sahip bir nüfusun başa bela olacağını düşündüklerinden, hemen her aracı kullanarak hayatın her alanında korkak, hakkını aramayan, bencil, cahil kişilerin çoğalması için uğraşmışlardır.
Burada 12 Eylül 1980 darbesinin halkımızı kirletmek açısından benzersiz bir rolü olmuştur. Kenan Evren ve arkadaşları zalimlikleriyle korku ve bananecilik, üniversitelere dönük saldırılarıyla akıldışılık, işçi sınıfına dönük baskılarıyla pısırıklık ve bencillik, İmam hatip liselerine düşkünlükleriyle gericilik, güdümlü mahkemeleriyle adaletsizlik yaymışlardır. Hemen ardındandan Turgut Özal köşedönmeciligi, Amerikancılıgı, tüketim çılgınlıgı ve televizyon ve magazin manyaklıgı yaygınlaştırılmıştır.
Süleyman Demirel, Tansu Çiller hükümetleri de çürümeye kendilerince çok şey katmaktan geri durmamış, devamında tüm siyasi iktidarlar aynı dogrutuda kesintisiz müdahalelerle ağır bir toplumsal tahribat yaratmışlardır.
Haksızkazanç, asalaklık, tembellik, hırsızlık, görgüsüzlük, ihbarcılık, teşhircilik, kaba kuvvet, zorbalık ve zevksizlik meşrulaşmıştır.Adalet duygusu ortadan kalkmıştır.Sanatsal yaratım yerini çirkinlige tapınmaya bırakmıştır. Kültürel mırasımızın yagmalanmış, dilimiz bozulmuş, emperyalist ideolojil toplumun bütün kesimlerini etkisi altına almıştır. Egitim sistemi piyasacılığın ve gericiliğin elinde, okumayan ama televizyon seyreden, tartışmayan ama kavga eden, dinlemeyen ama gürültü çıkaran, haklıya kulak kabartmayan ama güçlüge tapan bir gençlik yaratmak için düzenlenmiştir.
Çürüme öylesine bir hal almıştır ki, insan kaynakları sermaye sınıfının ekonomik ve siyasal gereksinimleri karşılamakta dahi zorlanıyor. Hastaneler ticarethaneleştikçe hekimler çürüyor, üniversiteler paralılaştıkça akedemisyen çürüyor, sponsora mahkum olunca sanatçı cürüyor, kar hırsı hukuk tanımadıkça yargı mensubu çürüyor.
getz ve 206 kullanan arkadaşlardan bilgi almak istiyorum.
dizel düşünüyoruz.
kullanan arkadaşlar yorumlayabilir mi?
artılar eksiler nelerdir?

tşkler iyi forumlar.


Çevremize baktığımızda ne görüyoruz?
Yaşamın anlamını notlarda arayan öğrenciler, mümkün olduğunca çok mal ve mülk sahibi olmaya çalışan ebeveynler, tüketebileceği bedenler arayan ergenler, işinde yükselmek için her şeyi normal gören işgörenler ve yaşamım nasıl geçti bilmiyorum diye çığlık atan örselenmiş pişman yaşlılar….

Her yaştan her kesimden insan yaşayan ölü aslında, sürdükleri yaşam falan değil, sadece ölüme sürükleniyorlar. İnsanlar büyülenmiş, hipnoz edilmiş, programlanmış gibi. Uzak durun televizyondan, yapay renk cümbüşünden kopun, insanları bu hale getiren o lanet kutu.

Doğaya dönün, özünüze dönün. Bir düşünürün dediği gibi, mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır, bomboş sahillerdeki coşkudadır.İnsan elinin değmediği bir yerdedir, denizin diplerinde ve gürlemesindedir.

http://www.facebook.com/sisteminkolesiolmayin
Yaşadığın Dünyanın Nasıl Bir Yer Olduğunu Biliyor Musun?

Dünyadaki insanların yarısı günde 2 dolardan az bir parayla yaşamaya çalışırken silahlanmaya saatte 100 milyon dolar harcanıyor.

Askeri harcamalara sadece 18 dakika “dur” dense dünyada susuzluk çeken 2 milyar insana temiz içme suyu sağlanabilir. Ya da dünyadaki tüm golf sahaları bir gün sulanmasa. Bir nükleer deniz altının maliyetiyse, 48 milyon insanın temiz su içmesine bedel!

Kirli su nedeniyle her 15 saniyede bir çocuk dizanteri, tifo, kolera gibi hastalıklardan ölüyor.

“Gelişmiş” bir devletin askeri harcamalarını 10 haftalığına keserse dünyadaki açlık sona erdirilebilir.

Açlığı sona erdirmek için her yıl 40 milyon ton hububat yeterliyken, zengin ülkeler hayvan beslemek için her yıl 540 milyon ton hububat tüketiyor.

Asya’da yaşayan 1 milyar 270 milyon çocuğun yaklaşık yarısı (600 milyon) yoksulluk içinde.

Her gün 24 bin kişi, yani saatte bin kişi açlıktan veya açlığa bağlı sebeplerden ölüyor.
Günümüzde “gelişmekte olan” ülkelerdeki her 10 çocuktan biri 5 yaşına gelmeden ölüyor. Bu oran, son 50 yılda yüzde 28 arttı.

Tek bir uçak gemisine harcanan parayla 400 bin insan bir yıl boyunca sağlıklı beslenebilir.

Küresel gaspçıların militarist aygıtı ABD’nin Afganistan’a saldırısı sonrasında buradaki eroin imalatı 20 kat arttı.

Uyuşturucu ticaretinden elde edilen gelir, 700 milyar dolar civarında yani dünya ekonomisinin toplamının dörtte üçü kadar.

Herkese ekmek değil ama kişi başına 1,8 ton patlayıcı düşüyor.

Bilinen 70 bin ton kimyasal silah depolarda bekliyor.

Dünyadaki askeri harcamalar 1 trilyon dolarlık bir pazar oluşturuyor.

13 milyar dolar dünyadaki temel sağlık sorunlarını asgari ölçüde çözebilecekken AB ülkeleri 13 milyar doları salt parfüme harcıyor.

ABD’de evcil hayvan mamalarına 17 milyar dolar harcanıyor.

Zimbabwe’de her 15 dakikada bir çocuk AIDS’ten ölüyor.

Yüzde 70’i sivil 60 milyon ölü, nükleer sakatlıklar ve radyoaktif çöp dağları bırakan 2. Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda çeşitli yerlerde 150’nin üzerinde savaş çıktı. Yüzde 90’ı sivil her yıl 650 bin kişi savaşlarda ölüyor.

Çocuklar 85’ten fazla ülkede askere alınıyor. 35’e yakın ülkede 300 bin çocuk hükümet ya da muhalif gruplar adına asker olarak savaşıyor.

Son 10 yılda yapılan savaşlarda 2 milyondan fazla çocuk öldü, 5 milyonu sakat kaldı. 40 milyonu çocuk 550 milyon insan göç etmek zorunda kaldı.

Şuan sığınma talebinde bulunmuş insanların sayısı 30 milyon. Mültecilerin yüzde 80’i kadın veya çocuk. 5 milyon çocuk mülteci.

100 ülkede 245 milyon kara mayını saklanıyor. Yarısı çocuk yılda 20 bin kişi mayın patlamalarıyla hayatını kaybediyor.

Her ay 800 çocuk kara mayınları yüzünden ölüyor veya sakat kalıyor. Kara mayınları halen 540 milyon çocuğun hayatını tehdit ediyor.

Yaşadığımız topraklarda çoğu Suriye sınırı civarında 1 milyon kara mayını var. Son 12 yılda 284’ü çocuk 937 kişi mayın patlamalarında öldü. 2005 yılında 56 kişi mayınlar yüzünden hayatını kaybetti.

Yılda 4 milyon bebek 1 aylık olmadan ölüyor.

Her 2 çocuktan biri şiddete maruz kalıyor.

Her gün 30 bin çocuk önlenebilir hastalıklardan ölüyor.

Yılda 2,5 milyon çocuk kaçırılıyor. 1,5 milyon çocuk fuhuş pazarına sürülüyor.
11 yaşından küçük yaklaşık 340 milyon çocuk, şirketlere daha fazla kâr, zenginlere gösteriş yapma fırsatı sağlayan ama insanlar için asla ihtiyaç olmayan şeyleri üretmek için karın tokluğuna ölesiye çalıştırılıyor.
Çalışan çocukların dörtte üçü haftada 40 saatten fazla, her on çocuktan 2’si haftada 56 saat ve üzerinde çalışıyor.

Sadece İstanbul’da 20 bin çocuk sokakta yaşıyor.

Çernobil nükleer santralindeki patlama Hiroşima ve Nagazaki’ye “barış adına” atılan atom bombalarının 700 katı radyasyon yaydı.

Sam Amca’nın çiftliğinde nüfusun yüzde 1’i ABD’deki zenginliğin yüzde 40’ına sahip. 2 milyon kişi hapishanelerde, 20 milyon, işsiz, 50 milyon yoksul var. Şu an ABD’de yaşayan 12 milyon kişi hayatlarının bir kısmını evsiz olarak geçirmiş. Evsizlerin sayısı her yıl iki milyon artıyor. Her dört evsizden biri çocuk. Yetişkin evsiz erkeklerin yüzde 40’ını ABD ordusundan ayrılmış askerler oluşturuyor.

ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor.

ABD’de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor.

Her üç dakikada bir işçi iş kazaları ya da meslek hastalıkları yüzünden hayatını kaybediyor.

Dünyada her yıl trafik kazalarında 1 milyon civarında insan ölüyor, 50 milyon insan yaralanıyor, 3 milyon insan sakat kalıyor.

Sen!
Yeter uyutulduğun!
Kalk artık yalıtılmış, uyumaktan kokuşmuş sıcak yatağından… Ve huzursuz ol!
yakın arkadaşıma araba bakıyoruz.
dizel az yakan parçası uygun fiyatlı birşey arıyoruz.
bende getz benzinli kullandıgım için daha önce bu aracı önerdim.


kullanımı zevkli vites geçişleri rahat dışı küçük ama içi olcukca geniş bir araç getz.
(boy 1.92 rahatlıkla girebiliyorum 2 parmak mesafe kalıyor tavana üstelik )

fakat dizelin vgt serisinin 4 silindirli olan modelini kullanmadım ve bilgi sahibi degilim.
kullanan arkadaşlar bilgi verebilirler mi?

Turbosu vs.Kronik problem var mıdır?
arkadaşlar merhaba.

katiplik sınavı icin hazırlanıyorum. q klavyede 3 dakikada 90 kelime yazmam gerekiyor.
tüyolarınızı bekliyorum.şuan ortalama 75 e kadar cıkabiliyorum.önümde daha 10 günüm var?
Aklıma bir fikir geldi.Malum para verip yüzde 18 kdv ile katkı alıyoruz.
Depoyu temizliyor
enjektörleri temizliyor vs vs.

O katkılara bir firma bildigimiz benzin dizel vs. koysa ve yakıt katkısı altında yüzde 18 kdv ile piyasa sunsa ne olur?

Aptalca gelebilir.Sadece bir fikir.

10 w motor yagı kullanmış bir ülkenin vatandaşı olarak soruyorum bu soruyu.
Hakkında
Konum: Kırklareli
Forum İmzası:
berxwedan jiyan e
Hakkımda:
Devrimi düşlüyorsan ona göre yaşarsın. Yürüyüşün farklı olur. Bakkala, manava başka türlü davranırsın. Bunun için sana kimse puan yazmaz tabii ama anlarlar. Orada birisi farklı yürüyordur...

Kazım Koyuncu (1971-2005)
http://www.facebook.com/video/video.php?v=98806959708¬if_t=like
Büyüyünce ne olmak istiyorsun ?
- Mutlu !
- Öyle değil, sen sorumu yanlış anladın sanırım ?
- Hayır, bence sen hayatı yanlış anladın !

Neden var olabilmek için rekabet etmek zorundayım?
http://www.facebook.com/video/video.php?v=137832069609862&oid=178165428869712&comments&ref=mf

"eğer sen insanı insan olarak
ve onun dünya ile ilişkisini de
insani bir ilişki olarak görürsen;
sevgiyi ancak sevgiyle,
güvene ancak güvenle karşılık verebilirsin." karl marx
kararmasın yeter ki
sol memenin altındaki cevahir."
[mayıs 1949] N.Hikmet
http://www.youtube.com/watch?v=XmmiPwUlVx4
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 10 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 10 yıl
Mesaj Sayısı: 1.224
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 3.063
İkinci El Bölümü Mesajları: 7
Konularının görüntülenme sayısı: 344.367 (Bu ay: 2.707)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 14 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Geri dönüşüm kutusu
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.