Çavuş
18 Nisan 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
4 üye
Görüntülenme
Toplam: 46 (Bu ay: 0)
Gönderileri

Ülkedeki paralar hep bu tür uygulamalara harcanıyor...



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/f8/5d/40/f85d4001f50d76a0c5023d7be4d3bf17.jpeg&t=0&width=480&text=1

Telefonumu farklı sitelerde satışa koymuştum. Bugün bir alıcı abisinin ona alacağını ancak çalıştığını söyledi. Tekstile gelmemi rica etti. Gittim 12 gibi buluştuk dışarda. Beni tekstil binasına götürdü. Her odada işçiler vardı. Bir tane odanın önünde masa sandalye vardı orda oturmamı ve cihazı içerde çalışan abisine göstereceğini söyledi. Cihazı aldı 5-10 saniye içeri girip çıktı ve bana bir şey içer misin bir kahve söyliyim dedi gitti. Bende bu ara cihazı içerde abisinde sanıyordum. 2-3 dakika sonra içeri girdim içerden bir görgü tanığı vardı bizi beraber görmüştü. İçerdeki ütüleme yapan adamın yanına gidip Hakan diye birini tanıyıp tanımadığını sorup çıktı ve benim telefonla kayıplara karıştı. İhbarda bulundum bina girişindeki kamera kayıtlarında binaya beraber girdiğimiz ve 2 dakika sonra şahısın koşarak binadan çıktığı tespit edildi.


Olay İzmirde yaşandı. Şahısta Suriyeli tipi vardı. Türkçe'yi düzgün ama 10 kelimede 1'ini çarpıtarak konuşuyordu. Kısa boylu, hafif kilolu göbekli, yuvarlak gözlü, koyu tenli ve siyah kısa saçlıydı. Şahıs o kadar efendi dürüst konuşuyordu ki ayıp olmasın diye rahat davrandım fakat iyi niyetimi suistimal ederek telefonumu çaldı.


Gören ve duyan olursa benimle iletişime geçmesi veya polisi araması rica olunur.


Yurtdışı Samsung S21 Plus Snapdragon işlemcili siyah renk. 8 GB ram 256 GB hafıza.

İmeinin sonu 5604. Seri no sonu K4WB

Evimizi orda alsak, dükkanımızı açsak, altımıza orta seviye araç çeksek ve bir ömür orda kalsak mı daha iyi olur yoksa TL'nin değersiz olduğu Almanya, Amerika gibi ülkelere bir şekilde gidip 3-5 sene orda çalışıp geri dönmek mi daha iyi olur?

Ülkenin geleğinin sadece siyasetçilerin elindeymiş gibi bir algı var sanki. Şuna emin olun hangi parti iktidara geçerse geçsin. Halk gerekeni yapmadığı sürece Türkiye yerinde saymaya devam edecektir.


Herkes forumlarda sosyal medyalarda eleştiri & dilek & şikayetleri yazarak bunların göklere uçup siyasetçilere vahiy olarak inmesini bekliyor. Sanırım bunun psikolojik olarak şöyle bir sebebi var. Şikayetçi kişi diyor ki benim bu sorunum var bu yazıyı okuyan kimse bunu yetkiliye bildirsin sorunum çözülsün!


Tabi ki bunları yapmayın demiyorum ama bazı konularda da sesimizi duyuramıyoruz maalesef. Bunun için direkt yetkili kurum & mercileri etiketleyerek & hedef alarak sesimizi duyurmamız en doğrusu. Mesela şuan internet hızlarından, su, elektrik, doğalgaz faturalarından ve fiyatlarından şikayetçiyiz. Bunun için direkt yetkili kurumu muhatap alıp mailler vs atıp sosyal medya hesaplarını etiketleyip bunu forumlarda sosyal medyalarda paylaşarak benzer şikayeti olanları direkt sorumlu kuruma yönlendirmek en doğrusu. Millet kalkıyor şu sorun var diyor ama biri de demiyor ki şurdan şunlara yüklenelim belki çare bulurlar diye.


Bu şekilde ne kadar baskı yaparsak sorunların çözülmesine daha çok katkıda bulunmuş oluruz.

Devlet neden bu mahkumlara yeme içme yatıp kalkma imkanı veriyor. Neden herkes rahat suç işleyebiliyor? Cezaevinde mahkumlara içerden iş yaptırsalar günde en az 15 saat çalıştırılsınlar. Üretim olsun tekstil olsun mesela. Mahkumlar üzerinden gelir sağlansın. O zaman karşılığında yeme içme imkanı verilsin. O zaman cezaevleri caydırıcı olur. Neden bunlar yapılmıyor? Kim bilir bu cezaevlerine ne kadar para harcanıyordur...

Kuzenimle Antalya'ya otelde çalışmaya gittik. Kendi arabası vardı babasının adına kayıtlı. Antalya'da zorlanmayalım diye bu arabayla gittik. İşe başladık. Ben Komi o ise Barboydu. Barboy olduğu için gizli gizli alkol tüketiyordu. Neyse.


Bize lojman vermişlerdi. İşe servisle gidip geldik ilk zamanlar. Sonra kuzenim kendi arabasıyla gidip gelmeye başladı. Bazen bende gidip geliyordum onunla.


Bir gün servisle lojmana geldik. Acıktık otele gidip yemek yiyelim ordan da sahile gideriz dedik. Ben kuzenim ve bir arkadaşı bindik arabasına. İkisi öndeydi bende arkadaydım. Kuzenim birden gaza yüklendi ve kavşağa yaklaşırken yavaşlaması yerine direksiyonu aniden kırmayı denedi ve direksiyon elinden kaydı. Derken kavşağın karşısında kaldırımın dibinde park halindeki doblonun sol arka kapısına çarptı.


Dobloda ufak yamulma oldu fakat kuzenimin aracında sağ ön taraf komple gitti sağ kapı bile ezildi ve açılmadı. Önde oturan arkadaş camdan indi. Herkes iyiydi sadece diz kapaklarımda inanılmaz ağrı vardı. Kuzenim bi telaş içinde indi arabadan doblonun sahibi de kaldırımda 3-5 kişiyle konuşuyormuş meğer onunla tartışmalar bağırışmalar oldu.


Neyse ortamı sakinleştirdik. Kuzenim hala telaş içindeydi su istedi spor salonundan. Kuzenim aldı suyu arka tarafa gidip elini yüzünü yıkadı bol bol su içti nerdeyse 2 litre içti. Orda sarhoş olduğundan tamamen emin oldum. Polis geldi ne alkolünü ölçtü ne bir şey. Tutanak yazıp gitti.


Bu arada otel de sezonu kapatmasına yakındı. Bizde evlerimize dönecektik. Kuzenim gitmeden önce ceza yememesi için arabanın birkaç kısmını düzelttirip öyle gitmek istediğini söyledi ve benden borç para istedi. Ödicek misin dedim söz verdi. Büyük yemin etti. Bende içinde bulunduğu duruma acıdım kredi kartımdan bir miktar borç çektim ve nakit olarak teslim ettim. Sanayiye gittik daha sonra ücret yetmeyince bu sefer kredi kartımdan pos cihazıyla 2-3 yere ödeme yaptım. Evlerimize döndük. Banks beni arıyor borç var diye. Kuzenimi arıyorum "şuan iş bakıyorum o borcu taksitlendir ben öderim sonra" dedi. Öyle yaptım. 12 taksite böldüm. Zar zor bu borçları kapattım. Bir gün kuzenim babama yazmış diyor ki:

"Oğlun benim arabayla kaza yaptı. 9.500 masraf vardı 5 ödedi 4.500 kaldı onu ödesin"


Şok oldum görünce o gün saat 16 civarıydı öyle sinirlendim ki 1 saat uzaklıktaki adliyeye dava açmaya gidicektim geç kalırım diye yarı yoldan döndüm.


O zamanlar ehliyetim yoktu. Kuzenimin aracını da hiç sürmedim. Bunlara rağmen oto sanayiye kredi kartıyla ödeme kanıtım var. Üstelik kuzenim babama yazmış olduğu yazışmada benim 5 bin ödediğimi itiraf etti.


Sizce dava açsam kazanır mıyım?

Bugün eski okuldaki arkadaşı hatırladım. 2 katlı evlerinden başka bir şeyleri yoktu ve bu 2 katlı evi olduğu için "biz zenginiz" diye söylenip dururdu. Bana komik gelmişti. Güldüm geçtim.


Zengin nedir; gelin sözlük anlamına bakalım.

Parası, malı çok olan, varlıklı, fakir, yoksul karşıtı.

Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan.

Verimli.

Gösterişli.

Çok, bol.


Fakir nedir bir de ona bakalım;

Geçimini güçlükle sağlayan, yoksul, fukara.

Olması gerekenden az.

Zavallı, kimsesiz.


Şimdi siz zengin misiniz yoksa fakir mi?

Ben fakirim. Niye mi?

Aldığım maaşın bir önemi yok. İsterse 5.000 olsun. Eğer bu parayla ay sonuna kadar zor idare edebiliyorsam fakirim.


Mart 2020’de 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 7.639,22 TL.


  • Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.345,24 TL,
  • Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı)  7.639,22 TL,
  • Evli olmayan-çocuksuz bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 2.847,14 TL olarak hesaplandı.
  • Mart 2020'de asgari ücret ne kadar: 2.020,90 TL
Yeni yasayla birlikle imei atılmış telefonların kapatılacağı söyleniyordu. Son durum nedir?

Türkiye'de satılmayan, pasaport kaydı olmayan bir telefonu almak mantıklı mı?
Malum siteye satılık ev ilanı koymuştum. Bana İngilizce olarak ev ile ilgilendiğini ve mail adresine geri dönüş yapmamı istemişti. Sonrasında olaylar bu şekilde devam ediyor.








İzmir'in merkezi yerinde Konak'ta 22 Ağustos'ta başvuru yaptığım ve aynı gün evrakları imzalayıp kargolattığım, ertesi günde evraklarımın ellerine ulaştığı "3 ile 6 gün içinde internetiniz bağlanacak" diyen TurkNet; Nihayet 18 gün sonra 9 Eylül'de bir kurulum ekibi gönderip interneti bağlattı. Ama nasıl bağlattı? Evimde hazır duran kabloya taktığı RJ11 jakın fotoğrafı aşağıda...



Aktif altyapıda olduğumdan dolayı "Alabileceğiniz Tahmini Hız: 12 Mbps" ye aldırış etmeden başvurumu yaptım fakat alabildiğim hız max 15 Mbps. İnterneti tek ben kullanıyorum kablolu olarak. Sayfalar, videolar çok yavaş açılıyor. 720p videoda ileriye/geriye sardığımda en az 3-4 saniye bekletiyor. DNS falan bir işe yaramıyor.

Bu yüzden 3. günde interneti iptal ettirmek ya da başka bir sağlayıcıya geçmek istiyorum. Bu durumda hiçbir ücret ödemeden ayrılmak için ne yapmalıyım?

Zorla modem vermeyen, modem ücreti almayan Fiber altyapısı sunan servis sağlayıcı arıyorum. Tavsiyeniz neler?
Hakkında
Konum: İzmir,Konak
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 14 sa. önce
Son Mesaj Zamanı: 6 ay
Mesaj Sayısı: 67
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 168
İkinci El Bölümü Mesajları: 68
Konularının görüntülenme sayısı: 6.979 (Bu ay: 137)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 138 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: İkinci El
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.