|
Bitirip geldim. 8 saat sürmüş. Geçemediğim kısmın etkisiyle biraz fazla yükseldiğimi kabul ediyorum, bendeki eksikliklerden biri de bu, öfkeye kapılıp manasızca gömebiliyorum oyunları. Dediğiniz gibi tek sıkıntı kamera açısı aslında ama o bile zamanı için devrimsel esasında Ps2 için çıkan büyük çaplı oyunları, söz gelimi God of War oyunlarını falan düşünürsek. Sabit kamera yapmayıp esneklik sağlamaları şahane. Elbette çokça sapıtıyor ve günümüz için kalas kalıyor ancak bu oyunu başlı başına kötü yapmıyor. Yukarıda iddia ettiğimin aksine oyun geçen 23 yılda -dile kolay- gayet de güzel yaşlanmış aslında. Çatışmalarda sürekli olarak nereden hasar geleceğini kestirmeye çalışırken diken üstü biçimde sakin kalarak oynamaya çalışmak bile -ne zaman ki öfkeye kapılıp paldır küldür saldırsam ölüyorken kendimi dizginleyip devam ettiğimde gayet rahat geçebiliyordum dövüşleri- günümüz oyunlarında dahi ender rastlanır bir gerçekçilik sunuyor. Oyunun müzikleri ile abartı ve masalsı oryantalist tonu da oyuna artı yazan kısımlar. Çocukluk nostaljisi ile bugün dahi hatırınızda kalan bölümleri oynarken, bir kısım bölümü ise gördükçe hatırlarken hüzünlenmemek elde değil. Warrior Within evet aşırı uzundu diye hatırlıyorum ben de. Bir de o geçmiş ve günümüzde mekik dokutan teması epey bir bayıyordu. Bitirmek için saatler harcadığımı hatırlıyorum. The Two Thrones ise akşamları okuldan geldiğimde 3-4 saatte, belki çoğu zaman daha da kısa sürede speedrun yapmaya çalıştığım bir oyuna dönüşmüştü benim için. Final dövüşü halen aklımda. O oyunun yeri bende biraz da bu yüzden ayrı sanırım. |
|
_____________________________
Bilincin her türlüsü hastalıktır.
|




Yeni Kayıt

1 Mobil
Konudaki Resimler

önceki
kullanıcısına yanıt
kullanıcısına yanıt






