Şimdi Ara

My Sassy Girl (2008) (3. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
55
Cevap
0
Favori
3.351
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 123
Sayfaya Git
Git
Giriş
Mesaj
  • Ya beyler şu film için çok ama çok farklı düşünüyormuşuz,ben bu eski uzak doğu yapımı olanı seyrettim,daha doğrusu seyretmeye çalıştım,hayatımda izlediğim en kötü filmlerden biriydi,hatta izlemeyip yarıda bıraktığım.
    _____________________________
    Visita Interiorae Terrae, Rectificando Invenies Occultum Lapidem
  • quote:

    Orjinalden alıntı: zapotka

    Ben de kötü fotokopisine dayanamayıp yarım bırakanlardanım ama yapmayın arkadaşlar, hiç fark yok falan ayıp oluyor aslına. Orijinal film Kore kültürüyle beslenen kendine has bir filmken, bunu Amerikan kültürüne dönüştürme çabalarında tüm güzelliği kaybolmuş, en basidinden şu yukarıdaki ağaçları kıyaslayın, filmin kendisi kadar yapay...Elisha Cuthbert tamam güzel kız ama hiçte "Hırçın Kız" triplerine olmamış, o mimikleri aklınıza getirin, Jeon Ji Hyun'un canlandırdığı karakterle bir kıyaslayın. Sonra müzikleri bir düşünün. Bütün bu detaylar arada ciddi bir farkı ortaya koyuyor. Tabi kimseye zorla bu filmi sevdirmek değil amacım ama imitasyonlar para etseydi, Picasso'nun eserleri bu kadar değerli olur muydu?



    sen 1 numarasın hacı
    _____________________________

    Anime Fan Club

    GÜNÜN sÖZÜ!..
    Ölüm size ne sağken kötülük eder, ne ölüyken ;sağken etmez çünkü hayattasınız, ölüyken etmez çünkü hayatta değilsiniz..




  • pagan _chris

    2 Aralık 2008; 17:17:17

    Ne kadar yürekten katıldıysanız artık
    _____________________________
    Büyümeyecektik itiraf et hadi.
  • quote:

    Orjinalden alıntı: s£stavina

    pagan _chris

    2 Aralık 2008; 17:17:17

    Ne kadar yürekten katıldıysanız artık




    ayarlasam olmaz herhalde
    _____________________________

    Anime Fan Club

    GÜNÜN sÖZÜ!..
    Ölüm size ne sağken kötülük eder, ne ölüyken ;sağken etmez çünkü hayattasınız, ölüyken etmez çünkü hayatta değilsiniz..
  • Picasso'nun eserlerinden bahsettiğin için bu sana gelsin zapotka dostum. Hayat imitasyon zaten, her insan bir diğerinin kopyası. :)

    Mimikler konusunda evet haklısın. Gianna Jun, Elisha ile kıyaslandığında daha hırçın olabilir belki ancak filme ve oyuncuların filmografisine genel olarak baktığımızda 2008 Hollywood yapımı 1-0 galip başlıyor mücadeleye. Bir bilgi birikimi var. Oyunculuğu kenara bırakıp çoğunuzun incelemediği, bilmediği bir detaydan bahsedeceğim. Kore yapımı film, yönetmenin ilk tecrübesi. Daha önce film falan yönetmemiş. Onlarca film yönetmemiş olsa da Yann Samuell'in daha önceden bir film deneyimi olmuş. Oyuncular tecrübeli, yönetmen tecrübeli, bir filmde daha ne aranır ki? Her ne kadar kabullenmek istemeseniz de ortada Kore yapımından daha profesyonel bir iş var. Hikaye tekrardan uyarlanmış olsa dahi. Yani tecrübe arkadaşlar. Bilmiyorum bu size ne ifade ediyor. Ama benim için çok şey ifade ediyor. Bu daha önceden eleştirilmiş olmak demek, bu daha önceden "Cesaretin var mı aşka? (Jeux d'enfants)" gibi kaliteli bir filme imza atmak demek. Fanatizmi bir kenara bırakıp mantığınızı konuşturun fosilleşmiş bir filmi sırf antika olduğu için yüceltmeyin. Her zaman bir nostalji aşkı vardır. Olacaktır tabi ama yeri geldiği zaman yeni yetmelerin(!) daha iyi şeyler yapabileceğini kabullenmek gerek. Şu önyargıyı da yok edin gitsin artık. Sarışınlar, güzel kızlar da başarılı birer oyuncu olabilir.
    _____________________________




  • All the world is a stage...Bütün dünya bir sahnedir...
    _____________________________
    Happiness only real when shared!!!
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Replica_Gun_Snatch

    Picasso'nun eserlerinden bahsettiğin için bu sana gelsin zapotka dostum. Hayat imitasyon zaten, her insan bir diğerinin kopyası. :)

    Mimikler konusunda evet haklısın. Gianna Jun, Elisha ile kıyaslandığında daha hırçın olabilir belki ancak filme ve oyuncuların filmografisine genel olarak baktığımızda 2008 Hollywood yapımı 1-0 galip başlıyor mücadeleye. Bir bilgi birikimi var. Oyunculuğu kenara bırakıp çoğunuzun incelemediği, bilmediği bir detaydan bahsedeceğim. Kore yapımı film, yönetmenin ilk tecrübesi. Daha önce film falan yönetmemiş. Onlarca film yönetmemiş olsa da Yann Samuell'in daha önceden bir film deneyimi olmuş. Oyuncular tecrübeli, yönetmen tecrübeli, bir filmde daha ne aranır ki? Her ne kadar kabullenmek istemeseniz de ortada Kore yapımından daha profesyonel bir iş var. Hikaye tekrardan uyarlanmış olsa dahi. Yani tecrübe arkadaşlar. Bilmiyorum bu size ne ifade ediyor. Ama benim için çok şey ifade ediyor. Bu daha önceden eleştirilmiş olmak demek, bu daha önceden "Cesaretin var mı aşka? (Jeux d'enfants)" gibi kaliteli bir filme imza atmak demek. Fanatizmi bir kenara bırakıp mantığınızı konuşturun fosilleşmiş bir filmi sırf antika olduğu için yüceltmeyin. Her zaman bir nostalji aşkı vardır. Olacaktır tabi ama yeri geldiği zaman yeni yetmelerin(!) daha iyi şeyler yapabileceğini kabullenmek gerek. Şu önyargıyı da yok edin gitsin artık. Sarışınlar, güzel kızlar da başarılı birer oyuncu olabilir.


    Ziyadesiyle beyhude argümanlar bunlar... Öncelikle bir yönetmenin yapabileceklerini film sayısıyla kıyaslamanın doğru olduğunu düşünmüyorum, nitekim Orson Welles baş yapıtlarını daha ilk filmlerinde ortaya koymuştur. Yine de senin hesabınla gidersek duvara toslarız. Orijinal filmin yönetmenin ilk filmi diyorsun ama kopya filmi yapan Yann Samuell, güzel bir ilk film yapmış -ki sevdiğim bir filmdir-, başka hiç bir işi yok, ikinci işi bu remake olmuş. Senin bahsettiğin tecrübe kıstasına göre biraz naif kalıyor. Bizim yönetmene geldiğimizde Imdb'yi Asya filmlerinde kaynak almak, insana yanlış fikirler verebiliyor. Esas filmin yönetmeni Gwak Jae-Yong'un ilk filmi değil, doksanlı yıllarda çekmiş olduğu üç filmi daha var, My Sassy Girl filmi yönetmenin dördüncü filmi, toplamda 11 film yönetmiş ve çok daha fazlasının senaristliğini yapmış bir kişi, yani bahsettiğin 1-0 ancak Hollywood yapımının kendi kalesine atılmış bir gol olabilir. Oyuncuları kıyaslarsakta pek farklı değil, üstelik Ji Hyun Jun'un rolünün hakkını verdiğini kendin söylemişsin. Bahsettiğin gibi bir oyunculuk farkından söz etmek mümkün değil, Elisha Cuthbert dünyalar tatlısı, müthiş güzel bir kız ama bir kalburüstü oyuncu asla değil. Güzel kızı oynamadığı, bir karakter performansının bulunduğu filmden bahsedebilirmiyiz. Ayrıca olay sarışın olmakla hiç ilgili değil, aynı rolde genç bir Charlize Theron olsa o zaman bir ekstra performans beklentisinde oluruz ama Elisha için değil. Hem sormak lazım yapımcıya madem bu kadar profesyonel bir iş kotarıldı, niye vizyon yüzü görmeden direkt dvd piyasasına vermişler. Son olarak 2001 yapımı bir filmi fosilleşmiş bir film olarak görüp bunu eksi puana sayarsak, 100 yıllık sinema sanatının değme filmlerine hakaret etmiş oluruz. Zaten herhangi bir film için, pazarlama macerasını bir tayfuna benzetirsek, bu hışım bittiğinde yıllar sonra ayakta kalanlar, adından söz ettirenler olurlar, demek ki güzel bir iş yapmışlar...

    Ben bu filmi, çoğu tanıdıklarıma izletmek maksadıyla yaklaşık on kez izlemişimdir. Çoğu arkadaşım beğensede, beğenmeyenler de oldu. Film benim için ne kadar güzel olsa da, beğenmeyenlere karşı herhangi bir tutumum olamaz. Bu sonuçta renk-zevk olayına bağlanacak kişinin ilgi alanları, esere açık olan algılarıyla ilgili bir durum, tıpkı benim filmi sevme sebeplerim gibi...
    _____________________________




  • Kore versionunu izledim süperdi HOLYWOOD versiyonu anca dolar temalı olduğu için gözümde 5 para etmez gibi geliyor bana.Bu arada g.koreli çocuk 25 yaşında ama annesinden hala dayak yiyor kızın elini tutamıyor gerçekten efsane:) nasıl bir kültürse..
    _____________________________
    Happiness only real when shared!!!
  • quote:

    Orjinalden alıntı: zapotka


    quote:

    Orjinalden alıntı: Replica_Gun_Snatch

    Picasso'nun eserlerinden bahsettiğin için bu sana gelsin zapotka dostum. Hayat imitasyon zaten, her insan bir diğerinin kopyası. :)

    Mimikler konusunda evet haklısın. Gianna Jun, Elisha ile kıyaslandığında daha hırçın olabilir belki ancak filme ve oyuncuların filmografisine genel olarak baktığımızda 2008 Hollywood yapımı 1-0 galip başlıyor mücadeleye. Bir bilgi birikimi var. Oyunculuğu kenara bırakıp çoğunuzun incelemediği, bilmediği bir detaydan bahsedeceğim. Kore yapımı film, yönetmenin ilk tecrübesi. Daha önce film falan yönetmemiş. Onlarca film yönetmemiş olsa da Yann Samuell'in daha önceden bir film deneyimi olmuş. Oyuncular tecrübeli, yönetmen tecrübeli, bir filmde daha ne aranır ki? Her ne kadar kabullenmek istemeseniz de ortada Kore yapımından daha profesyonel bir iş var. Hikaye tekrardan uyarlanmış olsa dahi. Yani tecrübe arkadaşlar. Bilmiyorum bu size ne ifade ediyor. Ama benim için çok şey ifade ediyor. Bu daha önceden eleştirilmiş olmak demek, bu daha önceden "Cesaretin var mı aşka? (Jeux d'enfants)" gibi kaliteli bir filme imza atmak demek. Fanatizmi bir kenara bırakıp mantığınızı konuşturun fosilleşmiş bir filmi sırf antika olduğu için yüceltmeyin. Her zaman bir nostalji aşkı vardır. Olacaktır tabi ama yeri geldiği zaman yeni yetmelerin(!) daha iyi şeyler yapabileceğini kabullenmek gerek. Şu önyargıyı da yok edin gitsin artık. Sarışınlar, güzel kızlar da başarılı birer oyuncu olabilir.


    Ziyadesiyle beyhude argümanlar bunlar... Öncelikle bir yönetmenin yapabileceklerini film sayısıyla kıyaslamanın doğru olduğunu düşünmüyorum, nitekim Orson Welles baş yapıtlarını daha ilk filmlerinde ortaya koymuştur. Yine de senin hesabınla gidersek duvara toslarız. Orijinal filmin yönetmenin ilk filmi diyorsun ama kopya filmi yapan Yann Samuell, güzel bir ilk film yapmış -ki sevdiğim bir filmdir-, başka hiç bir işi yok, ikinci işi bu remake olmuş. Senin bahsettiğin tecrübe kıstasına göre biraz naif kalıyor. Bizim yönetmene geldiğimizde Imdb'yi Asya filmlerinde kaynak almak, insana yanlış fikirler verebiliyor. Esas filmin yönetmeni Gwak Jae-Yong'un ilk filmi değil, doksanlı yıllarda çekmiş olduğu üç filmi daha var, My Sassy Girl filmi yönetmenin dördüncü filmi, toplamda 11 film yönetmiş ve çok daha fazlasının senaristliğini yapmış bir kişi, yani bahsettiğin 1-0 ancak Hollywood yapımının kendi kalesine atılmış bir gol olabilir. Oyuncuları kıyaslarsakta pek farklı değil, üstelik Ji Hyun Jun'un rolünün hakkını verdiğini kendin söylemişsin. Bahsettiğin gibi bir oyunculuk farkından söz etmek mümkün değil, Elisha Cuthbert dünyalar tatlısı, müthiş güzel bir kız ama bir kalburüstü oyuncu asla değil. Güzel kızı oynamadığı, bir karakter performansının bulunduğu filmden bahsedebilirmiyiz. Ayrıca olay sarışın olmakla hiç ilgili değil, aynı rolde genç bir Charlize Theron olsa o zaman bir ekstra performans beklentisinde oluruz ama Elisha için değil. Hem sormak lazım yapımcıya madem bu kadar profesyonel bir iş kotarıldı, niye vizyon yüzü görmeden direkt dvd piyasasına vermişler. Son olarak 2001 yapımı bir filmi fosilleşmiş bir film olarak görüp bunu eksi puana sayarsak, 100 yıllık sinema sanatının değme filmlerine hakaret etmiş oluruz. Zaten herhangi bir film için, pazarlama macerasını bir tayfuna benzetirsek, bu hışım bittiğinde yıllar sonra ayakta kalanlar, adından söz ettirenler olurlar, demek ki güzel bir iş yapmışlar...

    Ben bu filmi, çoğu tanıdıklarıma izletmek maksadıyla yaklaşık on kez izlemişimdir. Çoğu arkadaşım beğensede, beğenmeyenler de oldu. Film benim için ne kadar güzel olsa da, beğenmeyenlere karşı herhangi bir tutumum olamaz. Bu sonuçta renk-zevk olayına bağlanacak kişinin ilgi alanları, esere açık olan algılarıyla ilgili bir durum, tıpkı benim filmi sevme sebeplerim gibi...


    Öncelikle yönetmenin yapabileceklerini film sayısıyla kıyaslamadığımı belirteyim. Okuduğunu yanlış anlamış ve bunun üzerinde fazla durmuşsun. Koreli elemanın (çekik gözlü diye hitap edeceğim) ilk filmi, Hollywood kopyasını yöneten şahsın (çekik gözlü olmayan diye hitap edeceğim) ikinci filmi. Daha sonra çevirdikleri beni ilgilendirmiyor. Yukarıdaki mesajımda ilk film ve ikinci film arasındaki tecrübe farkından bahsetmiştim. Yinelemeyeceğim. Sadece çekik gözlü elemanın o dönem daha bilgisiz olduğunu kabullenmeni bekliyorum. Yani bu film bir başyapıt değil. Bunu aklının bir köşesine yerleştir. :)

    Bununla beraber, söylediğin gibi eğer çekik gözlü yönetmenin bundan önce üç filmi daha varsa daha kötü. Az önceki 1-0 olur bu kez 3-0. Üç kez film çevirmiş bir yönetmenin böylesine durağan ve ölü sahnelerle insanı mayıştırması utanç verici olmalı kendi açısından. O üç filmi de görmek istiyorum, merak ettim. (Zahmet olmazsa.) İnanmadığımdan değil, vakit bulup da izleyebilirsem bu beni mutlu eder.

    Kızlar olayına gelelim. Evet çekik gözlü kız daha çirkin ve istediğinde maymuna benzeyebiliyor. Hele o metrodaki yüz halleri. Beni benden aldı götürdü. Kızla beraber ben de kusacaktım neredeyse. Elisha istese de o kadar esnek bir vücuda sahip değil. Çekik gözlü olmayan bir insan kadar elinden geleni yapmış. Saygı ve kültür olarak nitelendirebiliriz ancak Çin Kore ve Japon yapımı filmlere genel olarak bak. Hep bir yabanilik söz konusudur. Kadınlar daha kaba ve kuralcıdır. Yukarıda @sendenbenden arkadaşımızın da örneklediği gibi.

    Film neden DVD olarak çıktı da sinemada izleyemedik? Bu soruyu sorman beni şaşırttı açık konuşmak gerekirse. Sinema konusunda bu kadar tecrübelisin. Ama remake yapımlara, şuan senin yaptığın gibi daha önceden aslını izlemiş olmanın verdiği cesaretle yüklenme ve hor görme söz konusu olduğu için yapımcı ve yönetmenlerin bunu göz önünde bulundurarak stratejik bir yol izlemeleri gerektiğini ve öyle yaptıklarını bilmiyorsun. Film bir Güneşin Oğlu gibi gişede hayal kırıklığına sebebiyet verebilirdi. Dışarıdan bakmak eminim daha kolay geliyordur ama film sektöründe bir de perde arkası var. Gereksiz yere üzülecekti insanlar. Yapılan masraflar geri gelmeyecek, günü kurtaramayacaktı. Film büyük ölçüde para için çekilir. Yeri gelir, insanlar maddiyata önem vermez ama hangi durumda? Sanat filmi çekiyorsa, ödüllere göz dikmişse. Sanat filmi yapmak her babayiğidin harcı değil, bu da bir sanat filmi değil, pişmanlıklar yerine DVD'sini bastırıp parasına bakmış elemanlar. Bu böyle yürür. İş yapmış mı yapmamış mı, ayrı konu. Neden remake yerine özgün bir senaryo tercih edilmemiş bu da muallakta. Neyse...

    2001 yapımı bir filmi neden fosilleşmiş olarak nitelendirdiğim konusuna gelince; dikkatini buraya çekmek içindi. Ve düşündüğüm gibi de oldu. Bu da, yukarıda hayli üzerinde durduğum tecrübe ile doğru orantılı aslında. Şöyle ki; aradan yedi yıl geçer, dünya değişir film enstitüsü gelişir. Ve tatamm. :) Anladığını varsayıyorum.

    İlk paragraftaki son cümlene ithafen, biraz da hoşuna gidecek bir sözü ekmeğine yağ niyetine süreyim. :) Taklitler asıllarını yaşatır. 2008 yapımı film, 2001 yapımı filmin değerini katladı. Film, şöhretini biraz da buna borçlu. Aynı senaryoyla bir film daha çekilmemiş olsaydı şuan bunları konuşmuyor olurduk, biliyorsun.

    Son olarak, renk zevk konusunda sana katılıyorum. Sen 2001'i sevmeye devam et. Ben aynı senaryo ile çekilen iki film arasından, kısa ve amaca yönelik olanı seçiyorum. Sevgiler zapotka. Daha sık görüşelim. Mümkünse msn adresini falan pm'den gönder, seninle özel olarak görüşmek, tanışmak isterim. Bu seviyeli sohbet için de teşekkür ederim. İyi günler.
    _____________________________




  • Düzenleme: Çok fazla sayıda alıntıya izin verilmediği için alıntıladığım yerleri koyu renkle işaretledim.


    quote:

    Orjinalden alıntı: Replica_Gun_Snatch

    Öncelikle yönetmenin yapabileceklerini film sayısıyla kıyaslamadığımı belirteyim. Okuduğunu yanlış anlamış ve bunun üzerinde fazla durmuşsun. Koreli elemanın (çekik gözlü diye hitap edeceğim) ilk filmi, Hollywood kopyasını yöneten şahsın (çekik gözlü olmayan diye hitap edeceğim) ikinci filmi. Daha sonra çevirdikleri beni ilgilendirmiyor. Yukarıdaki mesajımda ilk film ve ikinci film arasındaki tecrübe farkından bahsetmiştim. Yinelemeyeceğim. Sadece çekik gözlü elemanın o dönem daha bilgisiz olduğunu kabullenmeni bekliyorum. Yani bu film bir başyapıt değil. Bunu aklının bir köşesine yerleştir. :)


    Bir şey kabul edeceksem, bu senin bilgi eksikliğine dayalı yanlış savındır. Aşağıda iki yönetmenin filmografileri var, her şey çok açık, ilk filmi olmadığını tekrar altını çizerek söylüyorum. O dönem daha bilgisiz olduğu iddianla, Yann Samuell'in tek filmlik durumu hakkında nasıl bir bağlantı kurmamız gerektiğini anlamıyorum. Film için başyapıt iddiam olmadı, ama yönetmenin en iyi filmidir, çok iyi filmleri de vardır. Çoğunu izledim, çekik gözlü olmaları rahatsız etmeyecekse tavsiye ederim.

    Yann Samuell:
    http://www.imdb.com/name/nm1367933/

    Gwak Jae-Yong :
    http://www.asiandb.com/browse/people_detail.pfm?code=1012
    http://www.imdb.com/name/nm1030706/




    Bununla beraber, söylediğin gibi eğer çekik gözlü yönetmenin bundan önce üç filmi daha varsa daha kötü. Az önceki 1-0 olur bu kez 3-0. Üç kez film çevirmiş bir yönetmenin böylesine durağan ve ölü sahnelerle insanı mayıştırması utanç verici olmalı kendi açısından. O üç filmi de görmek istiyorum, merak ettim. (Zahmet olmazsa.) İnanmadığımdan değil, vakit bulup da izleyebilirsem bu beni mutlu eder.
    Burasını özellikle ayırmak lazım, daha yüzeysel bir bakış açısı bulamazdık sanırım. Dizi değil ki bunlar, filmler arasında bir öngörü kurabilesin. Yönetmenin kaç filmini izledin ki? Yönetmenin bilgisini, daha önce varolduğunu bile bilmediğin filmleri arasında kıyaslayabiliyorsun? Yukarıdaki bağlantıdan yönetmen hakkında daha doyurucu bilgiler edinebilirsin.




    Kızlar olayına gelelim. Evet çekik gözlü kız daha çirkin ve istediğinde maymuna benzeyebiliyor. Hele o metrodaki yüz halleri. Beni benden aldı götürdü. Kızla beraber ben de kusacaktım neredeyse.

    Elisha Cutbert'ı savunurken nedense konu güzellikten başka bir şey olmuyor, hoş benim için Ji Hyun Jun daha güzeldir, ama bunun filmin güzel olmasıyla bir ilgisi yok. Jun'un youtube da onlarca reklamı var, o maymun hallerini izleme fırsatı bulursan, eminimki için ısınabilir.


    Elisha istese de o kadar esnek bir vücuda sahip değil. Çekik gözlü olmayan bir insan kadar elinden geleni yapmış.
    Bunun çevirisi Elisha'da öyle bir yetenek yok, napalım elimizdeki bu sanırım. :)


    Saygı ve kültür olarak nitelendirebiliriz ancak Çin Kore ve Japon yapımı filmlere genel olarak bak. Hep bir yabanilik söz konusudur. Kadınlar daha kaba ve kuralcıdır. Yukarıda @sendenbenden arkadaşımızın da örneklediği gibi.
    İşte filmin alameti farikası esasında bunlar, bizim kültürümüzle olan benzerlikler ve bizde bıraktığı empatiler. Misal, arkadaşlar arası bir içki sofrası var, bizim rakı sofrası muhabetlerine ne kadar benziyor. Görücü usulü kız ayarlamalar, evin babasıyla tanışma faslı, annenin geç kalan çocuğa kızma şekli...


    Film neden DVD olarak çıktı da sinemada izleyemedik? Bu soruyu sorman beni şaşırttı açık konuşmak gerekirse. Sinema konusunda bu kadar tecrübelisin. Ama remake yapımlara, şuan senin yaptığın gibi daha önceden aslını izlemiş olmanın verdiği cesaretle yüklenme ve hor görme söz konusu olduğu için yapımcı ve yönetmenlerin bunu göz önünde bulundurarak stratejik bir yol izlemeleri gerektiğini ve öyle yaptıklarını bilmiyorsun. Film bir Güneşin Oğlu gibi gişede hayal kırıklığına sebebiyet verebilirdi. Dışarıdan bakmak eminim daha kolay geliyordur ama film sektöründe bir de perde arkası var. Gereksiz yere üzülecekti insanlar. Yapılan masraflar geri gelmeyecek, günü kurtaramayacaktı. Film büyük ölçüde para için çekilir. Yeri gelir, insanlar maddiyata önem vermez ama hangi durumda? Sanat filmi çekiyorsa, ödüllere göz dikmişse. Sanat filmi yapmak her babayiğidin harcı değil, bu da bir sanat filmi değil, pişmanlıklar yerine DVD'sini bastırıp parasına bakmış elemanlar. Bu böyle yürür. İş yapmış mı yapmamış mı, ayrı konu. Neden remake yerine özgün bir senaryo tercih edilmemiş bu da muallakta. Neyse...
    Yine bir ajitasyon üzerine kurgulamışsın, tüm bu yazandıklarını alaşağı edecek bir cümle: Öyleyse Ji Hyun Jun bir başka filmi "Il Mare"nin yeniden çekimi "The Lake House" neden vizyona sokuldu. Remake olmasıyla bir bağlantı kurulamaz.

    2001 yapımı bir filmi neden fosilleşmiş olarak nitelendirdiğim konusuna gelince; dikkatini buraya çekmek içindi. Ve düşündüğüm gibi de oldu. Bu da, yukarıda hayli üzerinde durduğum tecrübe ile doğru orantılı aslında. Şöyle ki; aradan yedi yıl geçer, dünya değişir film enstitüsü gelişir. Ve tatamm. :) Anladığını varsayıyorum.
    Bu filmin muhteviyatını yeniden yorumlamayı gerektirecek kadar film endüstrisinde bir gelişim olmadı. Film Görsel efektler üzerine kurulu olsaydı o zaman kayda değer birşeylerden bahsedebilirdik. Aynı mantıkla Yüzüklerin Efendisi filmi de 2001 yapımı, üstelik bolca görsel efekt bulunduruyor. Şimdi bu filmi tekrar aynı senaryoyla çekmeye gerektirecek kadar sinema dünyasında bir değişimden bahsedebilir miyiz? Mümkün değil...


    İlk paragraftaki son cümlene ithafen, biraz da hoşuna gidecek bir sözü ekmeğine yağ niyetine süreyim. :) Taklitler asıllarını yaşatır. 2008 yapımı film, 2001 yapımı filmin değerini katladı. Film, şöhretini biraz da buna borçlu. Aynı senaryoyla bir film daha çekilmemiş olsaydı şuan bunları konuşmuyor olurduk, biliyorsun.
    Film şöhretini zaten çok önce yakalamıştı, internet üzerinde çeşitli sosyal ortamlarda hayran gruplarına rast gelebilirsiniz. Zaten bu kadar ilgi çeken bir iş olduğu için popüler kültür kıstasları gereği tekrar ısıtma ihtiyacı
    hissedildi. Tekrar çekimin, esas filmin mevcut şöhretine katkısı yüzde on olsa bile, kopya film herşeyini tüm varlığını esas filme borçlu, işin kaymağını yediği için bu konuda çokta sesini çıkarmaması lazım.


    Son olarak, renk zevk konusunda sana katılıyorum. Sen 2001'i sevmeye devam et. Ben aynı senaryo ile çekilen iki film arasından, kısa ve amaca yönelik olanı seçiyorum. Sevgiler zapotka. Daha sık görüşelim. Mümkünse msn adresini falan pm'den gönder, seninle özel olarak görüşmek, tanışmak isterim. Bu seviyeli sohbet için de teşekkür ederim. İyi günler.
    Bilakis ben teşekkür ederim, yazdığım hiç bir şey şahsına olmamakla beraber, ortaya atılan savlar üzerine yazılmıştır. Maksadını aşan, kırıcı bir şeyler yazdıysam özür dilerim. Çok fazla çevrimiçi olamasamda Msn adresim kullanıcı adımla aynı, arzu eden herkesle konuşabiliriz.
    msn: zapotka@hotmail.com



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi zapotka -- 3 Aralık 2008; 14:40:33 >
    _____________________________




  • Bir şey kabul edeceksem, bu senin bilgi eksikliğine dayalı yanlış savındır. Aşağıda iki yönetmenin filmografileri var, her şey çok açık, ilk filmi olmadığını tekrar altını çizerek söylüyorum. O dönem daha bilgisiz olduğu iddianla, Yann Samuell'in tek filmlik durumu hakkında nasıl bir bağlantı kurmamız gerektiğini anlamıyorum. Film için başyapıt iddiam olmadı, ama yönetmenin en iyi filmidir, çok iyi filmleri de vardır. Çoğunu izledim, çekik gözlü olmaları rahatsız etmeyecekse tavsiye ederim.

    İlk filmi olmadığı için daha büyük bir problem bu. Senin yine dikkatin dağılacak ve bu yazıyı okuduktan sonra konuyu farklı bir boyuta çekeceksin, unutmaman için son bir kez tekrarlıyorum, anlamaya çalışarak oku lütfen: "Bununla beraber, söylediğin gibi eğer çekik gözlü yönetmenin bundan önce üç filmi daha varsa daha kötü. Az önceki 1-0 olur bu kez 3-0. Üç kez film çevirmiş bir yönetmenin böylesine durağan ve ölü sahnelerle insanı mayıştırması utanç verici olmalı kendi açısından." Üstüne basa basa bunu savunuyorum. Ve evet çekik gözlülere karşı bir antipatim var. Bunu da inkar etmeyeceğim. Ancak oyunculuk ile bunu ilişkilendirmiyorum. Bilgine.

    Burasını özellikle ayırmak lazım, daha yüzeysel bir bakış açısı bulamazdık sanırım. Dizi değil ki bunlar, filmler arasında bir öngörü kurabilesin. Yönetmenin kaç filmini izledin ki? Yönetmenin bilgisini, daha önce varolduğunu bile bilmediğin filmleri arasında kıyaslayabiliyorsun? Yukarıdaki bağlantıdan yönetmen hakkında daha doyurucu bilgiler edinebilirsin.

    Yönetmenin daha önceden kaç filmini izlediğimi soruyorsun. Bu film üzerine konuştuğumuzu sanıyordum. Daha önceki filmleri hakkında herhangi bir yorum yapmadım. Karıştırdın sen. :)

    "Filmler arası öngörü kurmak." Dizi olması gerekmez bunun için.
    İlgili IMDB bağlantılarını daha önce incelemiştim zaten. Asian DB hakkında yorum yapmayacağım. İlk üç filme editörün verdiği nota bakmanı öneririm. 10 üzerinden 1, 2 ve 3. Bir Koreli, başka bir Koreliyi, en az filmi kadar iyi tanır. Bağlantıları bana vermeden önce inceleseydin keşke biraz. :)

    "Film neden DVD olarak çıktı da sinemada izleyemedik? Bu soruyu sorman beni şaşırttı açık konuşmak gerekirse. Sinema konusunda bu kadar tecrübelisin. Ama remake yapımlara, şuan senin yaptığın gibi daha önceden aslını izlemiş olmanın verdiği cesaretle yüklenme ve hor görme söz konusu olduğu için yapımcı ve yönetmenlerin bunu göz önünde bulundurarak stratejik bir yol izlemeleri gerektiğini ve öyle yaptıklarını bilmiyorsun. Film bir Güneşin Oğlu gibi gişede hayal kırıklığına sebebiyet verebilirdi. Dışarıdan bakmak eminim daha kolay geliyordur ama film sektöründe bir de perde arkası var. Gereksiz yere üzülecekti insanlar. Yapılan masraflar geri gelmeyecek, günü kurtaramayacaktı. Film büyük ölçüde para için çekilir. Yeri gelir, insanlar maddiyata önem vermez ama hangi durumda? Sanat filmi çekiyorsa, ödüllere göz dikmişse. Sanat filmi yapmak her babayiğidin harcı değil, bu da bir sanat filmi değil, pişmanlıklar yerine DVD'sini bastırıp parasına bakmış elemanlar. Bu böyle yürür. İş yapmış mı yapmamış mı, ayrı konu. Neden remake yerine özgün bir senaryo tercih edilmemiş bu da muallakta. Neyse... "
    Yine bir ajitasyon üzerine kurgulamışsın, tüm bu yazandıklarını alaşağı edecek bir cümle: Öyleyse Ji Hyun Jun bir başka filmi "Il Mare"nin yeniden çekimi "The Lake House" neden vizyona sokuldu. Remake olmasıyla bir bağlantı kurulamaz.

    Biz buna risk diyoruz. A kişisi yaptı diye B kişisi de aynı şeyi tekrarlamazsa (remake'i vizyona sokup riske girmezse) bu onun başarısız olduğunu göstermez. Güneşin Oğlu'nu örnek vermiştim, aynı örnek üzerinden gideceğim. Film yanlış bir zamanda vizyona girdiği için hayal kırıklığı yarattı. Bahsettiğin film vizyonda 2 tane film varken vizyona girdiyse şansı yüksek. Bunu bilemeyiz. Biraz da "kediyi merak öldürürmüş". Remake'i vizyona sokup riske girmiş olsa da iki ihtimal var. Yapımcı, ya makaralara verdiği parayı kılı kılına anca kurtaracak ya da köşe olacaktı. Arayıp sormak lazım.

    Bu filmin muhteviyatını yeniden yorumlamayı gerektirecek kadar film endüstrisinde bir gelişim olmadı. Film Görsel efektler üzerine kurulu olsaydı o zaman kayda değer birşeylerden bahsedebilirdik. Aynı mantıkla Yüzüklerin Efendisi filmi de 2001 yapımı, üstelik bolca görsel efekt bulunduruyor. Şimdi bu filmi tekrar aynı senaryoyla çekmeye gerektirecek kadar sinema dünyasında bir değişimden bahsedebilir miyiz? Mümkün değil...

    Film enstitüsünde sadece görsel efektlerin geliştiğini düşünüyorsan boşuna bu kadar dil dökmüşüm sana. Hele ki bahsettiğimiz, Amerikan Film Sektörü ise, Hollywood ise... :)

    Elisha Cutbert'ı savunurken nedense konu güzellikten başka bir şey olmuyor, hoş benim için Ji Hyun Jun daha güzeldir, ama bunun filmin güzel olmasıyla bir ilgisi yok. Jun'un youtube da onlarca reklamı var, o maymun hallerini izleme fırsatı bulursan, eminimki için ısınabilir.

    Jun reklam filmi çekiyorken Elisha'nın eli armut toplamıyor. Jun'un çevirdiği reklamdan çok filmi, bir o kadar da dizi tecrübesi var Elisha'nın. 4 tane de gelecek yapım var. Hadi Cat Tale seslendirmesini saymayalım 3 yeni işi var hatunun. Jun'un maymunluklarını savunuyorsun ama için içini yiyor üstadım. :)

    Bu da IMDB sayfası:
    http://www.imdb.com/name/nm0193846/
    Ayrıca belirtmemde fayda var, ben Elisha'yı değil filmi savunuyorum. :)

    "Elisha istese de o kadar esnek bir vücuda sahip değil. Çekik gözlü olmayan bir insan kadar elinden geleni yapmış. "
    Bunun çevirisi Elisha'da öyle bir yetenek yok, napalım elimizdeki bu sanırım. :)

    Onun çevirisi şu kardeşim; Elisha maymunluk yapamıyor. :)

    Tekrar çekimin, esas filmin mevcut şöhretine katkısı yüzde on olsa bile, kopya film herşeyini tüm varlığını esas filme borçlu, işin kaymağını yediği için bu konuda çokta sesini çıkarmaması lazım.

    Yanılıyorsun. Eğer film vizyona girmiş olsaydı belki dediğinde haklı olabilirdin. Ancak şu durumda kimse kimseye varlığını borçlu değil.

    Seninle tamamiyle zıt iki görüşü savunuyoruz. Uzlaşmaya varacağımızı sanmıyordum, şimdi bir fikir birliğine varamayacağımıza eminim. Senin kendi doğruların var benim kendi doğrularım.

    Bilakis ben teşekkür ederim, yazdığım hiç bir şey şahsına olmamakla beraber, ortaya atılan savlar üzerine yazılmıştır. Maksadını aşan, kırıcı bir şeyler yazdıysam özür dilerim.

    Elbette şahsıma birşey söyleme hakkına sahip değilsin. Öyle bir durum sezseydim inan ciddiye alıp sana vakit ayırmazdım. Asla kırıcı birşey yazmadın, özür dilenecek bir durum yok. Filmden konuşuyoruz. Kişisel değil.

    Tekrar güzel sohbetin için teşekkür ederim. İyi bir pratik oldu benim için de.
    _____________________________




  • İlk filmi olmadığı için daha büyük bir problem bu. Senin yine dikkatin dağılacak ve bu yazıyı okuduktan sonra konuyu farklı bir boyuta çekeceksin, unutmaman için son bir kez tekrarlıyorum, anlamaya çalışarak oku lütfen: "Bununla beraber, söylediğin gibi eğer çekik gözlü yönetmenin bundan önce üç filmi daha varsa daha kötü. Az önceki 1-0 olur bu kez 3-0. Üç kez film çevirmiş bir yönetmenin böylesine durağan ve ölü sahnelerle insanı mayıştırması utanç verici olmalı kendi açısından." Üstüne basa basa bunu savunuyorum. Ve evet çekik gözlülere karşı bir antipatim var. Bunu da inkar etmeyeceğim. Ancak oyunculuk ile bunu ilişkilendirmiyorum. Bilgine.

    Sen şu antipatini baştan söylesene, yönetmen veya oyuncular ağzıyla kuş tutsa beyhude o zaman... Bahsettiğin ölü sahneleride anlamlandırabilmiş değilim, plan sekans ise alakası yok, eğer klip tadında Hollywood ürünü ise, Yeni Kore Dalgasını daha iyi tanımak için çeşitli örneklerini denemelisin.


    Yönetmenin daha önceden kaç filmini izlediğimi soruyorsun. Bu film üzerine konuştuğumuzu sanıyordum. Daha önceki filmleri hakkında herhangi bir yorum yapmadım. Karıştırdın sen. :)
    Nasıl yapmadın, hiçbir bilgin olmayan üç filmi hakkında My Sassy Girl filmindeki tecrübesi konusunda olumsuz çıkarımda bulundun mu? bulunmadın mı? Hemen üstte bir daha var...


    "Filmler arası öngörü kurmak." Dizi olması gerekmez bunun için.
    İlgili IMDB bağlantılarını daha önce incelemiştim zaten. Asian DB hakkında yorum yapmayacağım. İlk üç filme editörün verdiği nota bakmanı öneririm. 10 üzerinden 1, 2 ve 3. Bir Koreli, başka bir Koreliyi, en az filmi kadar iyi tanır. Bağlantıları bana vermeden önce inceleseydin keşke biraz. :)

    Elbette bir yönetmenin filmleri arası kıyaslama yapılabilir ama önce izlemek lazım. Bir dizinin birkaç bölümü izledikten sonra nasıl süreceği öngörüsünde bulunabilirsiniz. Ama farklı kadro, farklı eserler arasında bu ziyadesiyle peşin hüküm olur. En azından kişinin yeteri kadar eserini izlemek gerekir.
    Site editörü notu sadece öznel bir değerlendirmeden oluşuyor. Biraz başka filmleri kıyaslamak için dolaşırsan genelde düşük notlar verildiğini ama kullanıcı değerlendirmelerinin çok daha yüksek olduğunu görürsün. Hoş, Koreli birisi 1 vermiş demek ki kötüdür çıkarımı benim için yeterlidir diyorsan ne âlâ... Zaten puan çıkarımlarından yola çıkarsak, bireysel değilde optimum katılımın hesaplandığı esas filmlerimizin Imdb puanları herşeyi söylemeye yeter...



    Biz buna risk diyoruz. A kişisi yaptı diye B kişisi de aynı şeyi tekrarlamazsa (remake'i vizyona sokup riske girmezse) bu onun başarısız olduğunu göstermez. Güneşin Oğlu'nu örnek vermiştim, aynı örnek üzerinden gideceğim. Film yanlış bir zamanda vizyona girdiği için hayal kırıklığı yarattı. Bahsettiğin film vizyonda 2 tane film varken vizyona girdiyse şansı yüksek. Bunu bilemeyiz. Biraz da "kediyi merak öldürürmüş". Remake'i vizyona sokup riske girmiş olsa da iki ihtimal var. Yapımcı, ya makaralara verdiği parayı kılı kılına anca kurtaracak ya da köşe olacaktı. Arayıp sormak lazım.

    Biz buna vizyona girecek kapasitede bir eserimiz yok diyoruz.

    Film enstitüsünde sadece görsel efektlerin geliştiğini düşünüyorsan boşuna bu kadar dil dökmüşüm sana. Hele ki bahsettiğimiz, Amerikan Film Sektörü ise, Hollywood ise... :)

    Bak bu konuda haklısın, bir yenilik yaptı Hollywood, kendi eserlerinin yinelemek yetmeyince asya pazarını yağmalamaktan kendini alamadı, Çok eskiymiş gibi daha yeni Oldboy'un haklarını satın aldılar, Ring, Eye, Departed, My Sassy Girl, Red Eye, Il Mare, Into The Mirror, Pulse, Dark Water ve daha niceleri. Bunların dışında Hollywood sinemasal anlamda yeni bir akımmı başlattıda bizim haberimiz yok.


    Jun reklam filmi çekiyorken Elisha'nın eli armut toplamıyor. Jun'un çevirdiği reklamdan çok filmi, bir o kadar da dizi tecrübesi var Elisha'nın. 4 tane de gelecek yapım var. Hadi Cat Tale seslendirmesini saymayalım 3 yeni işi var hatunun. Jun'un maymunluklarını savunuyorsun ama için içini yiyor üstadım. :)

    Bu da IMDB sayfası:
    http://www.imdb.com/name/nm0193846/
    Ayrıca belirtmemde fayda var, ben Elisha'yı değil filmi savunuyorum. :)

    Onun çevirisi şu kardeşim; Elisha maymunluk yapamıyor. :)


    İyi ki savunmadın :) Senin maymunluk çıkarımdan benim anladığım performanstı. Ama sahne sanatlarını maymunluk olarak görüp, bir hakaret öğesi olarak kullanıyorsan diyecek lafım yok. Zaten Hem yine bilmeden reklam sayısı konusu varsayımda bulunuyorsun, youtube dakileri say bakalım eksikleri ben tamamlayacağım, hem diğer eserlerin sayısı önemli değil diyen sen değilmiydin, sayı olayına gelen sen oluyorsun. Benim reklam filmlerini izle tavsiyem, performans yeteğine örneklememdir, Elisha Cuthbert'in karakter oyunculuğu yapamadığına verdiğim bağlantıdır. Velhasıl kelam benim nazarımda My Sassy Girl filminde Ji Hyun Jun, senaryo bağlamında rolün hakkını Elisha Cuthbert'e göre ziyadesiyle vermiştir.


    Yanılıyorsun. Eğer film vizyona girmiş olsaydı belki dediğinde haklı olabilirdin. Ancak şu durumda kimse kimseye varlığını borçlu değil.
    Tabi tabi, eminim Yeopgijeogin geunyeo (2001) isminde bir film yapılmasaydı. 2008 yılında, yapımcısı ve yönetmenin kafasına elma düşer bu filmi çekerlerdi. Ben inanıyorum, akıllarına gelirdi...


    Seninle tamamiyle zıt iki görüşü savunuyoruz. Uzlaşmaya varacağımızı sanmıyordum, şimdi bir fikir birliğine varamayacağımıza eminim. Senin kendi doğruların var benim kendi doğrularım.
    Uzlaşmaya varmamız mümkün değil, senin savlarına ancak laf yetiştirmeye çalışırım konu böyle karşılıklı uzar gider. Bu işlerde olay takım tutma kıvamına bürünürse kimse pes etmez. Ancak konuyla ilgilenenlerin görüşleri yol gösterebilir.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi zapotka -- 3 Aralık 2008; 17:59:54 >
    _____________________________




  • 2001 yapımı da buda iğrençç ve saçma olan bir film. Zaman kaybı için birebir..
    _____________________________
    xepfkli...
  • Ben ne kadar çekik gözlüleri sevmiyorsam "Kim Bu Oyuncu?" başlıklı konundan da anlaşılacağı üzere sen de bir o kadar hayransın. Sürekli çekik gözlü oyuncu sorman ya hepsinin birbirine benzemesinden ya da adamlara hayranlık duymandan kaynaklanıyor.

    Herneyse. Tek tek alıntı yapıp yanıtlamak için inan artık vakit harcayamam. Lafı uzatmayacağım, aynı şeyleri tekrar edip durmuşsun. Tutarsız bir iki cümle kurmuşsun sırf birşeyler yazmış olmak için. Yazdıklarına kendin inandıysan, için rahatsa inan ben de huzur bulacağım. :)

    Köprü, keçi muhabbetine dönmeden bitiriyorum. ;)

    Bu filmlerin her ikisini de izlememiş olanlara tavsiyemi yineliyorum, vaktiniz varsa ve çekik gözlülerden hoşlanıyorsanız Kore yapımını izleyin. 2001'in baş kahramanı kızımız reklam filmlerinde oynamayı çok seviyor. Reklamcılık ile ilgiliyseniz yine 2001 yapımını izleyin. :D

    Hikayeyi gereksiz yere uzatan, durgun filmler sizi sıkıyorsa 2008 Hollywood yapımını izleyin. Senaryo aynı. 2008'in oyuncuları daha tecrübeli.
    _____________________________




  • quote:

    Orjinalden alıntı: Replica_Gun_Snatch

    Ben ne kadar çekik gözlüleri sevmiyorsam "Kim Bu Oyuncu?" başlıklı konundan da anlaşılacağı üzere sen de bir o kadar hayransın. Sürekli çekik gözlü oyuncu sorman ya hepsinin birbirine benzemesinden ya da adamlara hayranlık duymandan kaynaklanıyor.

    Herneyse. Tek tek alıntı yapıp yanıtlamak için inan artık vakit harcayamam. Lafı uzatmayacağım, aynı şeyleri tekrar edip durmuşsun. Tutarsız bir iki cümle kurmuşsun sırf birşeyler yazmış olmak için. Yazdıklarına kendin inandıysan, için rahatsa inan ben de huzur bulacağım. :)

    Köprü, keçi muhabbetine dönmeden bitiriyorum. ;)

    Bu filmlerin her ikisini de izlememiş olanlara tavsiyemi yineliyorum, vaktiniz varsa ve çekik gözlülerden hoşlanıyorsanız Kore yapımını izleyin. 2001'in baş kahramanı kızımız reklam filmlerinde oynamayı çok seviyor. Reklamcılık ile ilgiliyseniz yine 2001 yapımını izleyin. :D

    Hikayeyi gereksiz yere uzatan, durgun filmler sizi sıkıyorsa 2008 Hollywood yapımını izleyin. Senaryo aynı. 2008'in oyuncuları daha tecrübeli.

    Hep aynı tavır: "ajitasyonu yaparım, söylediklerinin üstünü çizerim." Ama sorun değil, fikrimi dikte etmek için kendi kendimi onaylayacak değilim, arzu eden okur kimin neyi nasıl savunduğunu bu satırlarda görür.
    _____________________________




  • 
Sayfa: önceki 123
Sayfaya Git
Git
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.