Sosyal medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkisi yıllardır tartışılıyor. Bugüne kadar yapılan araştırmalar; Instagram, TikTok, X gibi platformların özellikle gençlerde kaygı, depresyon, düşük özsaygı ve hatta kendine zarar verme gibi davranışlarla ilişkilendirilebileceğini ortaya koyuyor. Teknoloji şirketleri ise bu platformların doğrudan böyle sonuçlara yol açtığına dair kesin bir kanıt bulunmadığını savunuyor. Bir süre önce mahkemeye de taşınan bu tartışmada bu hafta önemli bir dönüm noktasına gelindi. Meta, kendisini tam da bu gerekçeyle suçlayan Kentucky okullarıyla uzlaşma yoluna gitti. Bu kritik anlaşma, sadece Meta'yı değil, tüm sosyal medya şirketlerini etkileyebilecek ve binlerce davanın seyrini değiştirebilecek kritik bir emsal olarak değerlendiriliyor.
Benzer Davalar İçin Emsal Kabul Edilebilir
Söz konusu dava, yaklaşık 1.200 benzer davanın önünü açabilecek bir "test davası" olması nedeniyle yakından takip ediliyordu. Amerikan hukuk sisteminde bu tür davalar, benzer iddialara sahip diğer dosyaların nasıl sonuçlanabileceğine dair önemli bir gösterge olarak kabul ediliyor. Bu nedenle varılan anlaşmanın, gelecekte yapılabilecek diğer uzlaşmaların kapsamını ve değerini etkileyebileceği düşünülüyor.
Kentucky'de açılan davada sosyal medya şirketlerinin platformlarını özellikle genç kullanıcıları mümkün olduğunca uzun süre çevrim içi tutacak şekilde tasarladığı öne sürülüyordu. Kentucky'de bir okul bölgesini temsil eden Breathitt County yönetimi, bu zararların karşılanması için 60 milyon doların üzerinde tazminat talep etmiş, ayrıca öğrenciler için 15 yıl sürecek bir ruh sağlığı programının finanse edilmesini istemişti. Dava kapsamında şirketlerin platformlarındaki bağımlılık yaratıcı tasarım unsurlarını değiştirmesi de talep edilen maddeler arasındaydı.
Meta günün sonunda uzlaşma yoluna gitmiş olsa da suçlamaları kabul etmiyor. Şirket tarafından yapılan açıklamada davanın dostane şekilde çözüldüğü belirtilirken, genç kullanıcıların güvenliğini artırmaya yönelik çalışmaların sürdüğü vurgulandı. Meta kısa süre önce sunulmaya başlanan "Genç Hesabı" gibi özellikleri öne çıkararak ebeveynlere daha fazla denetim imkânı sunduğunu savunuyor. TikTok, Snap ve Google da benzer şekilde platformlarında genç kullanıcıları korumaya yönelik çeşitli güvenlik önlemleri bulunduğunu belirtiyor.
Ancak sosyal medaya şirketleri üzerindeki hukuki baskı giderek büyüyor. Nitekim bu son uzlaşma, üç ay içinde gelen ikinci büyük darbe oldu. Mart ayında görülen dikkat çekici bir davada Los Angeles'taki bir jüri, Meta ve Google'ın gençler için zararlı olabilecek sosyal medya platformları tasarladıkları gerekçesiyle ihmalkâr davrandıklarına hükmetmiş ve çocuk yaşta sosyal medya bağımlılığı geliştirdiğini söyleyen bir kadına toplam 6 milyon dolar tazminat ödenmesine karar vermişti. Bu karar da sosyal medya şirketlerine karşı açılan davalarda önemli bir emsal olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki dönemde en çok merak edilen konu ise diğer okul bölgelerinin ne kadar tazminat talep edeceği. Çünkü dava açan kurumlar arasında çok daha büyük eğitim sistemleri de bulunuyor. Örneğin Georgia'daki DeKalb County okul bölgesi gelecekte oluşabilecek ruh sağlığı maliyetleri için 4,3 milyar dolara kadar tazminat talep ettiğini açıklamıştı. Ayrıca Los Angeles ve New York şehirlerinin devlet okulu sistemleri de benzer gerekçelerle sosyal medya şirketlerine dava açmış durumda. Bu nedenle Meta'nın son uzlaşması tek başına küçük bir dava dosyasını kapatmış olsa da sosyal medya devlerinin önündeki hukuki mücadelenin henüz sona ermekten çok uzak olduğunu söyleyebiliriz.