|
Arkadaslar, 2 oyun alip alma konusunda karar veremedim.
Sizce hangisini almaliyim: Saygilarr |
|
_____________________________
|

|
Arkadaslar, 2 oyun alip alma konusunda karar veremedim.
Sizce hangisini almaliyim: Saygilarr |
|
_____________________________
|
< Bu ileti Android uygulamasından atıldı > |
|
Cevabin icin tesekkur ederim hocam. Hell is Us'a bakiyorum simdi. |
|
_____________________________
|
|
Hell is Us oynuyorum güzel ama bir yerden sonra katıldım kaldım. Haritalar arasında gidip geliyorum. Mavi çiçeği bulmamız gereken kısımda lazım olan bir anahtarı bulamadım. Bir de bir anahtarı bir yere sanırım teslim etmemiz lazım ama tarif edilen adresi bulamıyorum. Postane yanındaki bakkal demiş. Postana neresi bulamadım. Yada o kısmı yanlış anlıyorum. |
| _____________________________ |
|
Yaratık keserken canınız azalınca doldurma kısmı aslında çok basitmiş. Can barının orası giriden beyaza döner dönmez doğru tuşa basarsanız canını anında artıyor. Xbo kontrolcü ile oynuyorsanız kontrolcünün sağ arkasındaki üstte yer olan tuşa tıklamanız yeterli. |
| _____________________________ |
< Bu ileti iOS uygulamasından atıldı > |
|
_____________________________
|
|
Merhabalar, Hell is Us discover.games'te resmi Nacon işbirliği ile listelendi. Eylül için aktif kullanılabilecek EYLUL25 indirim kodu var. İyi oyunlar |
|
_____________________________
|
|
Oyunu bitirdim ama çoğunluğun 15 saat de bitirdiği oyunu kendim saçmalığım yüzünden çok daha uzun sürede bitirdim. 2. bölgede gerekszi yere uzun zaman geçirdim. 4 katı bir sürede bitirdim. Bir kaç şifre, anahtar ve ip ucunu aramakla çok vakit kaybettim oysa onları aramakla uğraşmama gerek yok muş.Boşuna onları aramakla saatler kaybettim. Yalnız ilerde dizisi filan çekilirse oyunun şaşırmam. Dizisi yapılabilecek bir oyun bence. < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Noctivagant -- 19 Eylül 2025; 19:2:24 > |
| _____________________________ |
|
Oyunu sunduğu her şeyi tamamlayarak bitirdim, tanıtıldığı zaman arkasında modern Deus Ex serisinin sanat yönetmeni var diye takibe almıştım oyunu. Deus Ex'e benzer yapıda bir oyun bekliyordum, bulmakla kalmadım fazlasını oynadım. Oyunu seveceğim konusunda beklentim vardı ama bu kadar seveceğimi düşünmüyordum. Oyundan aşırı derecede keyif aldım. Atmosferi, dünyası, mekanları, hikayesi, sanat tasarımı, sunumu müthişti resmen. Ortaya harika bir dünya çıkarmışlar, hikayesini ve dünyasının arka planını öğrendikçe oyundan aldığım keyif katlanarak arttı. Gizem temasını olağanüstü bir şekilde veriyor oyun, merak unsurunu hiçbir zaman öldürmüyor. Her öğrenilen bilgi oyunun dünyasına olan merakı arttırıyor. Oyun yapı olarak immersive simlere benzer bir yapıda, ekstra olarak bulmaca ögelerini yoğun bir şekilde kullanıyor. Bulmacaları kaliteli ve çoğu zaman çözüme ulaştıracak kadar ipucunu sunma konusunda başarılı yapmışlar. Dövüş mekanikleri ve diğer oynanış unsurları aksiyon RPG tarzı, soulslike ifadesini kullananlar da gördüm bu oyun için ama sırf stamina var diye bir oyuna soulslike deneceğini düşünmüyorum. Ne çok detaylı ne de yüzeysel bir dövüş sistemi var, oyunu sürdürmeye yetecek kalitede. Oyunun esas olayı dünyasının sunduğu gizemi açığa çıkarmakta ve bunu olabildiğince de yardımsız, kendi başınıza yapmakta bitiyor. Oyun son dönemlerde çıkan en kaliteli, sert, kendine has ve merak uyandıran dünyalardan bir tanesini sunuyor, dikkatli bir şekilde oynayıp sırlarını ortaya çıkarmaya çalışırsanız zevk almamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Oyunun en başarılı kısmı tartışmasız dünyası ve sunduğu hikaye, oyun bu konuda kusursuza yakın bir performans ortaya koyuyor. Oyun Hadea isimli dış dünyadan kopuk, kendi içerisinde iç savaşa sürüklenmiş, dağılmakta olan bir ülkede geçiyor. Ana karakter Remi buraya Barış Harekatı Askeri olarak geliyor ama asıl amacı farklı, çocukken kaçarak terk ettiği memleketine dönmek ve kökenine dair bilgi sahibi olmak istiyor. Normal şartlarda ülkeye girmek de çıkmak da çok zor ama Remi ülkenin bulduğu şartlardan da yararlanıp bir şekilde bunu başarıyor. Ülkede bunca olay yaşanırken bir anda ortaya çıkan canavarlar da var tabii. Remi kendini tam bir bilinmezin içerisinde buluyor ve kendini bu durum içerisinden çıkarmak için ülkenin dört bir yanını dolaşıp Hadea'nın gizemini yavaş yavaş açığa çıkarmaya başlıyor. Bu oyuna Remi'nin hikayesi veya herhangi bir oyunda olduğu gibi ana bir hikaye var olarak bakmamanız gerek. Bu oyunun hikayesi; Hadea'nın, insanlarının, insanlarının birbirine olan nefretinin, insanlarının insanlık sınırları dışına nasıl çıktığının geçmişinden günümüze olabildiğince sert bir şekilde anlatımı. Bu oyunun hikayesinden ve dünyasından tam olarak keyif almanız için gezecek, bulmacalarını çözecek, en ufak not kırıntısını okuyacak, en alakasız eşyasının bile altındaki anlamı araştıracak ve sonrasında sizi yönlendirdiği o olağanüstü mekanlara gireceksiniz. Bu oyun dümdüz ana hikaye oynanıp bitirilecek bir oyun değil, memnun kalmazsınız böyle oynarsınız. Immersive sim benzetmesi yapma sebebim de bu zaten, oyunun dünyası bilgiyle dolup taşıyor, her taşın altına bakıp gerçeği açığa çıkardığınız zaman tam olarak memnun kalırsınız ancak. Oyundaki mekanlar, sanat tasarımları ve atmosfer tek kelimeyle harika. Her mekan birbirinden farklı hissettiriyor, her mekanın tasarımdaki ince işçiliği rahatlıkla görebiliyorsunuz ve bunları harika bir atmosferde sunuyor oyun. Özellikle örnek verirsem Arcas Kulesinden bahsedebilirim. İnsanın dudağını uçuklatan, ağzını açık bırakan bir mekan resmen. Girişinden çıkışına kadar olan sunum, atmosfer resmen aşmış. Oyun gezdiriyor ama gezdirdiğine bir an olsun bile pişman ettirmiyor. Merak etmenin ödülünü bol bol veriyor. Mekanların bölüm tasarımları da oldukça iyi ve güzel bir çeşitlilik sunuyor. Hub tarzında olan kasabalar, köyler, bahsettiğim kule tarzı yapılar, ufak binalar, yarı açık alanlar bulunuyor. Oyundaki ana eylemlerden biri bu mekanları araştırmak, buralardan edindiğiniz bilgilerle bunların arasında gezinmek ve adım adım hikayeyi ortaya çıkarmak. Bu mekanlar bol bol belge, bulmaca ve karakterlerle dolu. Karakterlerin hepsiyle etkileşime geçmek mümkün, çoğunun da görevleri bulunuyor. Durağan bir dünyası yok, hikaye ilerledikçe karakterler de aynı şekilde ilerliyor ve görevleri değişime uğrayabiliyor. Dünyasına kendini kaptırıp keşfetmek çok keyifli ama akan zamanın da farkında olmayı unutmayın yoksa bazı karakterlerin görevleri başarısız sonuçlanabilir. Bu mekanların hepsinde çeşitli bulmacalar bulunuyor, bunlar oyunun ana ögelerinden. Üzerine düşünülmüş ve bağlam ile uyumlu bulmacaları var oyunun, çözmekten keyif alıyorsunuz ve ödüllendirmesi de güzel. Bulmaca çözdürme uğruna bulmaca çözdürmüyor oyun, dünyasının gizemini ortaya çıkarmakta bir araç olarak kullanılıyor. Oyunun dövüş mekanikleri dediğim gibi klasik aksiyon RPG tarzında, çok zorlayıcı bir yapısı yok. Oyunu sürdürebilecek yeterlilikte bir çeşitlilik sunuyor. Farklı tarzda silahlar, bunları donatabileceğiniz bolca rün, sürekli yanınızda gezen dron ve sahip olduğu modüller ile oyunun süresi boyunca yeteri kadar seçeneğe sahip oluyorsunuz. Bu konuda oyunun eksikliği mekaniklerden çok, düşman çeşidinin az olmasından kaynaklı. Oyunun ilk birkaç saatinde gördüğünüz düşmanlar dışında çok nadir yeni düşman görüyorsunuz bu da dövüşlerin iyice ezbere hale gelmesine sebep olabiliyor. Oyun bu konuda diğer konularda olduğu kadar iyi değil ama dediğim gibi oynatmaya yetecek kadar da iyi, bu da çok iyi olduğu konuları aşağı çekmesine sebep olmuyor. Oyunun yoğun bir dönemde çıkması resmen şanssızlık, çok kaliteli bir oyun olduğunu düşünüyorum ve yeni bir marka olmasının acısını bu şekilde çekmesi rahatsız edici bir durum. Bu tarz oyun zaten çok çıkmıyor, böylesi çıkınca da arka planda kalması ekstradan kötü oluyor. Yapımcının oyuna verdiği emeği fazlasıyla görüyorsunuz. Ortaya çıkarılan dünya her anlamda mükemmel ve bu dünyanın gizemini ortaya çıkarmanın verdiği keyif bambaşka. Prey, Deus Ex, Dishonored gibi Immersive Sim tarzı oyunları seviyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz bu oyuna, sırf dünyasını deneyimlemek bile yeterli bir sebep olabilir. Böyle oyunların başarılı olması önemli bana göre; bu tarz oyunlar, oyunla ve dünyasıyla geçebileceğiniz etkileşimi çok yüksek derecede sunuyor ve bu da oynanışın çok daha akılda kalıcı olmasını sağlıyor. Bu oyun ile inşa ettikleri dünya bir oyundan fazlasını hak ediyor ve kendileri de böyle düşünmüş olmalı ki ona göre son yazmışlar. Umarım Prey, Deus Ex gibi yarım kalmaz, bu dünyayı görmeye devam ederiz. |
| _____________________________ |
|
Oyunu ben de biraz önce bitirdim, tadı damağımda kaldı. Bu yıl çok sağlam oyunlar çıktı, onların arasında şansı yok ne yazık ki ama umarım en azından alt kategorilerde 1 ödül alır. Ciddi emek verilmiş. |
| _____________________________ |
|
Oyunu önce kolayda bitirdim dün filan denge modunda tekrar başladım. Oyunda silaha takılan özelliklerden ikisinde bir sorun var. Biri yerlere diken gibi kırmızı renk bir şey atıyor onu kullanırken oyun kasıyor. Diğer bir özellikte de tuşa bastığım an oyun kapanıyor ve hata ekranı çıkıyor. O iki özellik hariç başka özellik taktığımda onlarda bu tür sorun yaşamadım. |
| _____________________________ |
|
Yaklaşık 20 saat oynadım ve tekrardan başlamayı düşünüyorum şuan. Çünkü oyun inanılmaz üzdü beni. Oyunda kaçırılabilir yan görevler veya başarısız olma ihtimalleri de varmış. Normalde başarımlarını fullemeyi düşünmüyorsam pek takmam, sonuçta Skyrim'in içinden geçmiş oyuncularız. Spoiler,mesajı görmek için tıklayın.Bu arada oyun bildiğiniz 90'lı yılların Güney-Doğu Avrupa'sını anlatıyor hikaye olarak. Oldukça karanlık ve sert bir hikayesi var şuan için. |
| _____________________________ |
|
Merhaba Hadealı Oyunu en zor seviyede yaklaşık 30 saatte bütün başarımlarını tamamlayarak bitirdim. Normalde oyunun başarımlarını tamamlama gibi bir amacım yoktu. Oyunun 20. saatinde radikal bir karar vererek tekrardan başladım, aynı noktaya gelmem ise bu kez 9 saat sürdü. Oyun; Death Stranding'i anımsatan dünyası ve oynanışı, elinizden tutmayan ve sizi not almaya iten yapısı ile farklı bir deneyim sunacağı belliydi. Bunlara bir de oyuncuların Türkçe dil desteği talebine anında cevap vermeleri ile oyun için bakış açım tamamen değişti. Fransa Fransızları ne kadar soğuksa Fransız Kanadalıları o kadar sıcak kanlıymış. Emeği geçen herkese teşekkürler. Yapım, South of Midnight ile birlikte yılın sürprizi oldu benim için diyebilirim. Hikayemiz alternatif bir geçmişte?!, 90'lı yılların başında Güney Doğu Avrupa'da hayali bir ülkede geçiyor. İç Savaş, Etnik Ayrımcılık, Toplu Katliamlar oyunun ana temasını oluşturuyor. Tanıdık geldiler değil mi. Evet, Yugoslavya'nın yıkılışı, Bosna ve Kosova savaşlarını oldukça anımsatıyor. İşte bu noktada hikayeye biraz Neo-Noir, çokça da Fantastik ve Bilim-Kurgu öğeleri eklemişler. Öyle ki bulduğumuz eserler sonrası yardımcı karakterimizin yazdığı makaleleri okuyunca gayet geniş bir Lore hazırlandığını görüyoruz. Toplam 6 adet olan Makaleleri okumam bile 1 saatimi aldı. Lore kısmında biraz Tolkien babaya da selam durulmuş. Silmarillion esintileri iyiydi. Yani demek istediğim ne kadar kapsamlı bir Evren yarattıklarını varın siz düşünün. Oyundaki ana karakterimiz yapısı gereği?! duygusuz. Olanlara, yaşadıklarına pek tepki göstermiyor. Böyle bir karakteri İç Savaş ve Etnik Temizliklerin yapıldığı bir bölgede kontrol etmek farklı bir hava katmış oyuna. Çünkü benim sinirlerim bozuldu. Yaverimiz Gazeteci abla Tania, SSCB'den fırlamış gibi tipi olan Yoldaş pardon Gildas abimiz yan karakterlerden. Ve tabii her lokasyonda karşımıza çıkan farklı NPC'ler. Hepsinin ayrı hikayeleri, yaşanmışlıkları ve anlatacakları var. Gördüğünüz neredeyse her NPC'den Bölge ile ilgili düşüncelerini alıp bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Oyunda bu NPC'lerden aldığımız bilgiler sayesinde ilerleyebiliyoruz sadece. Çünkü yapımda bir harita veya yönlendirme yok. Bu yüzden başlarda sudan çıkmış balık gibiyiz. Hikayemiz daha önce dediğim gibi 1993 yılında ve tam bir Kapalı Ülke olan Hadea'da geçiyor. Karakterimiz de çocukluğunda zar zor kaçtığı ülkeye tekrar ailesini bulmak için dönüyor. İlk kırılma noktası da burada oluyor. Spoiler,mesajı görmek için tıklayın.Bu noktada Yapımcı firma merak unsurunu canlı tutmayı başarmış, sürekli bir bilinmezlik ile karşı karşıyayız. Bu Yaratıklar nereden çıktı, bu katliamların amacı ne. Ve tabii Anam-Bubam nirede. Yapım oldukça sert bir anlatıma sahip ve inanılmaz derecede Karanlık. Her farklı lokasyondaki iç savaşın etkilerini görmek insana koyuyor. Yapımcı firma da elini pek korkak alıştırmamış. Örneğin oyuna tekrar başlama nedenime gelelim. Spoiler,mesajı görmek için tıklayın.Bu anlattığım basit bir örnekti. Normalde çok da önemsemem. Ama Yapımcılar insanı hassas noktalarından yakalamayı başarmışlar. Bu şoktan sonra daha temkinli ve düşünerek oynamayı başladım. Gelelim oyunun Aksiyonuna ve Mekaniklerine. Oyunda Kılıç, Büyük Kılıç, Çift El Balta ve Sırık olmak üzere 4 silah türü var. Bunlara Öfke, Terör, Coşku ve Keder şeklinde nitelik atayabiliyoruz. Silah türünü hangi özellik ağacına atarsanız ona has oymalar ekleyebiliyorsunuz sadece. Oymaları God of War'daki rünler gibi düşünebilirsiniz. Yancımız olarak Drone'umuz var, ona eklediğimiz modüller ile dövüşleri çeşitlendirip kolaylaştırabiliyoruz. Combat oyunun başlarında çok ham ve sığ geliyor. Bu şekilde bu oyun nasıl ilerleyecek diye düşünüyorsunuz. Silahlarımızı upgrade edip özellik ekledikçe dövüşler de eğlenceli olmaya başlıyor. Burada anti parantez olarak Health'in Stamina ile sabitlenmesi mekaniği oynanışınızı da etkilediğini söyleyebilirim. Yapımcı biraz basite kaçarak başarılı vuruşlara göre heal kazanma özelliğini eklemiş. Silahlarımız hepsi yakın dövüş temelli ve bazen neden menzilli bir silah kullanamıyoruz diye düşündüğümüz oluyor. Çünkü size uzaktan saldırabilen düşmanlar da var. Silah oymaları ile menzilli atış yapabiliyoruz fakat onların da mesafeleri kısa. Biraz anlamsız bir tercih olmuş. Oyundaki düşmanlarımız görünüşte tek tip. Silahlarımıza atadığınız nitelikler gibi düşmanlarda da Öfke, Terör, Coşku ve Keder çeşitleri var. Oyunun genel olarak eleştirildiği kısımlardan olan tek tip düşman kısmı beni pek rahatsız etmedi. Sonuçta bu düşmanlar belirli olaylardan sonra ortaya çıkıyorlar, yani sonradan atanan/insandan dönen Zombi değiller. Yine de dedikleri gibi çeşitlendirilebilirmiş. Benim eleştireceğim kısım ise oyunda olmayan Bosslar. Yani bu tarz bir Aksiyon RPG oyunu yapıyorsunuz, olmazsa olmazı da Boss savaşlarıdır. Koca oyunda sadece 2 adet Boss savaşı var. Nedenini hiç anlamadığım bir nokta bu. Bu arada bu Boss savaşları da gayet eğlenceli. Yapımın en başarılı olduğu kısım Grafik ve Sanat Tasarımı. Son yılların en güçlü Sanat Tasarımına sahip oyunlarından birisi kesinlikle. Gittiğimiz her Köy, Kasaba, Lokasyon farklı ve özenli tasarlanmış. Bulgaristan'da doğmuş ve 90'lı yılları orada geçirmiş birisi olarak verilen emeğe hayran kaldım. Slav Kültürünü başarılı işlemiş Yapımcı Firma. Açık Dünya kısımlı haritalardan tek bina içerisinde gezdiğimiz bölümlere kadar tekrara düşmeyen mekanlarda oynuyoruz. Mekan tasarımlarında özellikle Arcas Kulesinin iç mimarisi büyüledi beni. Engizisyon Mahkemelerinin genel merkezi gibi. Ben ise hayran hayran dolaştım kuleyi. Oyunun Grafikleri Unreal 5 kullanıldığı için hoş görünüyor, yer yer güzel de yansımalar oluşuyor. Oyunun karamsar yapısı için kullanılan Gri teması cuk oturmuş. Keşke Photo mode ekleseymişler. Belki güncelleme ile gelir. Optimizasyon konusunda ise o kadar olumlu değilim maalesef. 2K'da dalgalı FPS olduğu için FG açmak zorunda kaldım. Bu arada karakter kontrolü için kamera takibi ayarı ilginç bir seçim olmuş. Nereye dönersek kamera da oraya dönüyor. İtiraf etmeliyim 5dk dayanamadım buna, ayarlardan kapattım. Son olarak oyunun Müzikleri ve Seslendirmelerinden bahsedeyim. Müzikleri konusunda ağırlıklı olarak Elektro ve Tekno parçalara yer verilmiş. Gittiğimiz her lokasyonda müzik yapısı temaya göre değişiklik gösteriyor. Akılda kalıcı pek parça yok fakat eksiklik de çektim diyemem. Seslendirme konusu ise oyunun en güçlü kısımlarından birisi. Karakterimiz sadece ara sahnelerde konuşmasına rağmen başarılı sayılır. NPC'ler AAA seviyesinde bir işçilik olmuş. Küçük çocuğundan tut en yaşlısına kadar karakterler gerçekçi bir şekilde seslendirilmiş. Günün sonunda hiç bir beklentiye girmeden başladığım bir yapımdı Hell is Us. Fakat daha ilk yarım saatinde kendine hayran bıraktı. Yapımcı Firma Indie seviyesinde bir yapım olmasına rağmen gerçekten başarılı bir işe imza atmış. Yarattıkları Evren büyük ihtimal Dizi veya filmlere konu olacaktır. Hikaye zaten havada kaldı, umarım da kısa sürede daha yüksek bütçeli bir yapım olarak devamı gelir. "Eppur Si Muove.." Loss of Control in Ecstasy - Soundtrack from Hell is Us
🔥 Don’t forget to LIKE, COMMENT, and SUBSCRIBE for more epic video game soundtracks. 👉 Stay tuned for weekly uploads of legendary OSTs, from retro classics to modern masterpieces.
#HellIsUs #OfficialOST #VideoGameOST #GameSoundtrack #StéphanePrimeau #EpicMusic #AmbientGameMusic #DarkFantasyMusic #HauntingTracks https://www.youtube.com/watch?v=uUjuEMvH2tc&list=RDuUjuEMvH2tc&start_radio=1 |
| _____________________________ |