Şimdi Ara

İngilizceyi halledenler nasıl hallettiler? (2. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
28
Cevap
17
Favori
1.658
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
10 oy
Öne Çıkar
Sayfa: önceki 12
Sayfaya Git
Git
Giriş
Mesaj
  • Merhabalar. Sorarak çok iyi ettiniz, böylece ben de eksik kalan kısımların üzerinden geçebilirim.. Üzerine çok daha fazla konuşmaya müsait bir konu lakin çok daha fazla uzatmamak adına bazı kısımlar biraz güdük kaldı haklısınız. Öncelikle sorularınız üzerinden başlıyorum.


    - Derdini anlatacak kadar ifadesini, beni Türkçe konuşulmayan bir yere attığınızda muhtemelen tonla kural ve gramer hatası yaparak da olsa nispeten anlamlı ve ihtiyaçlarımı gidermeye yetecek kadar kendimi ifade edebilmem olarak değerlendiriyorum. Aşırı kompleks olmayan cümle yapıları kurup, açık ve çok hızlı olmayan gündelik konuşmaları (örneğin birine bir adres sorduğumda bana tarifini karmaşık ve hızlı anlatmıyorsa) anlayabilmek benim için "derdini anlatacak kadar" statüsüne giriyor.


    - Aslında sanırım orada biraz yanlış anlaşıldım. Konsantre ve komple bir İngilizce için dördünün paralel gitmesi gerekiyor olabilir ancak "iyi" İngilizce bilgisi için 4 ayrı kategorinin hepsinin ayrı ayrı iyi seviyede olması bence şart değil. Örneğin ben reading veya writing kısmında kendimi gayet iyi seviyede nitelendiriyorken, speaking seviyem için muhtemelen aynı değerlendirmeyi yapamam. Hatta yazarken kurabildiğim kural açısından doğru ve aynı zamanda son derece kompleks bir cümleyi çok büyük ihtimalle speaking sırasında doğru ve aynı kompleksite içerisinde kuramayacağımı düşünüyorum. Speaking kısmının sanıyorum ki "speaking" dışında hiçbir pratiği yok. Belki bir nebze kendi kendine veyahut ayna karşısında bile olsa kelimeleri telafuz etmenin hatta belki yazılı metni sesli okumanın bu konuda görece faydası olablir. Ancak yine de speaking aşamasının konuşma yapmadan ilerlemesi çok mümkün gelmiyor. Keza kendim için de en zayıf olduğum alanın speaking olduğunu düşünüyorum çünkü konuşmuyorum.


    Listening konusuna gelirsek yine kendi üstümden bir örnekle açıklamak isterim. Dizi/film olmayan ancak belli bir konu etrafında şekillenen ve bütünlüklü (örneğin 7 dakikalık basit bir Antik Yunan tarihi anlatım videosu veya 12 dakikalık bir NBA maç özeti sunumu) videoları dinleyerek izlemek hatta başlangıçta İngilizce altyazılı olarak videoyu izlemek bence listening kısmını oldukça geliştiren bir aktivite. Bu yöntemin başarılı olduğuna dair en büyük delilim kendi ilerlemem. Çünkü ben hiçbir zaman oturup listening çalışmış birisi değilim. Yine de listening becerimin İngilizce bilgim içerisinde en ileri kategorilerden biri olduğuna inanıyorum. İngilizce yayın izlemek (ille ciddi, sıkıcı, akademik meseleler olması şart değil. Burda bile oyunlardan faydalanabilirsiniz. Hatta ironik olarak anadili İngilizce olmayan insanların yayınlarının listeningi geliştirme açısından daha faydalı olduğuna inanıyorum. Keza bana hep ilk başlarda İngilizce'yi yabancı dil olarak konuşan birinin İngilizcesi, anadil olarak konuşan birisinden daha anlaşılır gelmiştir. Tabi burada yabancı dil olarak İngilizce konuşan kişiden kastımın İngilizce'yi bilerek ve doğru konuşan birisi olduğunu belirtmem önemli. Bahsettiğim kötü bir Rus aksanıyla A2 seviyesinde konuşan birisi değil.) Yabancı futbol konusu bana burada da epey faydalı olmuştu. Arsenal taraftarlarının sokak röportajları (ki Afro-İngiliz aksanıyla karışık bir Londra aksanı ilk başta işleri pek de kolaylaştırmıyordu) veya F1 araçlarının giderken neden arkasından kıvılcım çıkarttığını anlatan bir video (ki bu tarz videolar genelde çok duru bir İngilizce'yle güzel bir tempoda anlatılır) sindirilerek ve videonun biraz da vokal kısmına kulak vererek dinlenirse bu alanda da başarıya götüreceğine inanıyorum. İlk mesajımda belirttiğim gibi şarkılardan öğrendiğini belirten birçok insan var ancak dediğim gibi o kısım bende çok fazla işe yaramadı. Bu sebeple biraz öznel bir süreç de olabilir.


    - Son sorunuza ise harfiyen katılıyorum. Konuşurken ağzımdan çıkan birçok cümlenin veya kalıbın daha önce duyduğum cümle veya kalıplar olduğunu fark ettiğim oluyor. Yine aynı şekilde okuduğum cümleleri, başka bir gün yazarken doğrudan kalıplı ve kuralları olarak karşımda bulabiliyorum. Bu karşılıklı bir girdi-çıktı meselesi gibi düşünüyorum. Her ikisi de birbirini besliyor. İngilizce hatta bütün diller (bütün dillerden kastım özellikle Avrupa dilleri çünkü diğer diller hakkında fikrim bulunmuyor bu sebeple yanıltmak istemem) bir yönün diğerleriyle beraber geliştiği bir dil.


    Şimdilik aklıma gelen diğer kısa tavsiyeleri eklemem de gerekirse


    - Öncelikle verdiğim öneriler bir sınava ya da akademik hazırlığa uygun öneriler değil. Bunu belirtmem gerekiyor ki kimseyi yanıltmayayım. Sınav tarzı uygulamaların tek çaresi o sınavın formatına uygun bir çalışma programı olabilir. Bunu belirtmem gerek ki "1500 saat EU4 oynadım YDS'de 17 yanlış yapmışım" gibi bir tenkitle karşılaşmayayım. Benim verdiğim tavsiyeler (Ki bunlar asla bilimsel saiklere dayanmıyorlar. Sadece kendi deneyimlerimden yola çıkıyorum.) makro dil bilginizi geliştirmeye yönelik. Hayatınızdaki İngilizce'nin anlaşılabilirliğini ve oranını arttırmanıza faydalı olacağını düşündüğüm maddeler.


    - Başka bir tavsiye/teselli olarak bu dili native olarak bilmediğinizi ve asla bilemeyeceğinizi kabul etmek olabilir. Çünkü bazı arkadaşlarımın bu hususa aşırı takıldığını görüyorum. Bilmedikleri bir kelimeyle karşılaşınca morali bozulan, kurallara obsesif bir seviyede uymaya çalışan, kendilerine işkence ede ede altyazılı dizi/film izleyip hiçbir şey anlamayıp canı sıkılan pek çok arkadaşım oldu. Eğer vakitle ilgili bir sıkıntınız yoksa kendinize vakit tanımak ve kendiliğinden pişmesini beklemek bence en sağlıklı yöntem. İngilizce altyazılı ve seslendirmeli bir filmi anlamıyorsanız sadece şu an anlamıyorsunuzdur. Bu 1 ay sonra da anlamayacağınız anlamına gelmiyor.


    - Benim konuşurken ve yazarken en çok yapmaya çalıştığım şey "Türkçe düşünmemek." İngilizce konuşuyor ya da yazıyorsanız o zaman mümkün olduğunda İngilizce kelime ve yapılarla düşünmek yaratıcılığınızı arttıracaktır. Çünkü İngilizce'ye aşina oldukça bazı kelimelerin adeta otomatik olarak oraya oturduğunu görecekseniz ve çoğu zaman bu kelimeler aynı cümlenin Türkçe çevirisindeki kelimenin aynısı olmuyor. Çevirip konuşmak/yazmak yanlış olmaz ancak akıcılığa ve doğallığa set vurduğunu düşünüyorum.


    - Yine çok uzun bir mesaj oldu. Umarım sıkmamışımdır ancak daha kısa nasıl anlatabileceğimi bilmiyorum. Son olarak yine daha fazla uzatmamak adına bir şey eklemem gerekirse yeni bir dil öğrenmedeki en önemli adımın (en azından başlangıç için) vocabulary olduğuna inanıyorum. (Bu benim tamamen kendi düşüncem) Özellikle bir dildeki en çok kullanılan 100 fiilin, zarfın, ismin, sıfatın bilinmesi (bunun için oturup yüzlerce kelimeyi aynı anda ezberlemeye çalışmanın çok sağlıklı bir metod olmadığını düşünüyorum) dili tüketmenizi çok kolaylaştıracaktır. Özellikle fiilini anladığınız hemen her cümleyi yüzde yüz olmasa da fikriniz olacak kadar anlayabiliyorsunuz. Bu size iyi bir esneklik sağlıyor. Sadece İngilizce değil kendi kendine Fransızca öğrenmeye çalışan biri olarak bu metodun çok büyük faydasını görüyorum. 1 aylık günde yaklaşık 1 saatlik haşır neşir olma sonucu 500'den fazla kelime öğrendim. Oturup ezberlediğim kelime hiç yoktur ama en çok kullanılan kelimelerin kullanıldığı içeriklere (A1,A2 seviyesinde metinler) kendinizi maruz bırakırsanız zaten bu kelimeler kafanıza yerleşiyor.


    Kaçınılması gereken madde de sormuşsunuz. Aklıma gelen ve bence çok önemli bir durum olarak, yukarıda belirttiğime benzer bir şekilde eğer ki bir sınava hazırlanmıyorsanız oturup kitaptan gramer, kural çalışmanızın, onun yerine dili pratik etmekten daha az işe yarayacağını düşünüyorum. Teorik bir bilgidense, doğrudan o kuralların uygulandığı cümleler okumak, yazmak, dinlemek size o kuralın pratiğini yaptırırken bir yandan başka şeyler de öğretebilir. Biraz elini kirletmek gerektiğini düşünüyorum. Kuralları çok iyi bilen ancak bir cümle yazı yazamayan insanlar tanıdım. Öğrenmektense kullanmak bence çok daha faydalı.


    Başka sorunuz olursa elimden geldiğince yardımcı olmaya devam etmek isterim. Uzun mesajlar atınca vaktinizden çalmış gibi hissedip, bir yerde kesme zorunluluğu hissediyorum. Eğer ki size faydalı geldiğini düşünüyorsanız lütfen başka kafanıza takılanları da belirtmekten çekinmeyin. Kendi fikrimin erdiğince yardımcı olmak isterim.





  • Ingilizce seviyem anadilimden yuksek diyebilirim, sayesinde 4 farkli ulkede calistim. ; yabanci bir dili ogrenmenin ilk kurali merakli ve ilgili olmaktan geciyor. Grameri ogrenmek aslinda cok zor degil, oldukca kolay bir sistemi var; fakat bence onemli olan kelimeleri kafaya yerlestirebilmek. Zamaninda kendime SAT icin bilinmesi onerilen kelimeleri bir liste yapmistim sozluk anlamlariyla beraber. Bunlari okuyup, aklımda kalanları ayrı bir kagida yaziyordum. Kelime bilgin artinca yabancilarin ben var gitmek gibi konusmaya basliyorsun ufaktan :D . Grameride bir miktar ogrendikten sonra geri kalani acikcasi yabancilarla oyun oynarken konusurken gelistirdim. Konusmadiktan sonra hic birsey olmuyor.


    Sonra Almanca ogrenmeye basladim, aslinda zor olmasina ragmen baya ilerledim fakat konusacak kimse olmadigindan bir sure sonra komple aklımdan gitti

  • Hocam, benimsemen gerek aslında. Sevdiğin ve benimseyeceğin bir şey bul bu oyun olur dizi olur. Zaten benimsediğin bir şeyi izlerken ya da oynarken olayları anlamaya çalışınca insan daha iyi ve hakim oluyor.

    < Bu ileti iOS uygulamasından atıldı >
  • Film ve dizileri kulaklıkla ve İngilizce olarak altyazılı izleyin. RPG ve hikaye ağırlıklı oyunları bir sözlük eşliğinde ingilizce oynayın. İngilizce podcastler dinleyin. İngilizce hikaye/ roman okuyun kelimelerin altlarını çizerek sözlükten karşılıklarını bulun. Phrasal verbleri ezberleyin. İmkan varsa yabancılarla pratik yapın.

    < Bu ileti iOS uygulamasından atıldı >
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Denorath

    Film ve dizileri kulaklıkla ve İngilizce olarak altyazılı izleyin. RPG ve hikaye ağırlıklı oyunları bir sözlük eşliğinde ingilizce oynayın. İngilizce podcastler dinleyin. İngilizce hikaye/ roman okuyun kelimelerin altlarını çizerek sözlükten karşılıklarını bulun. Phrasal verbleri ezberleyin. İmkan varsa yabancılarla pratik yapın.
    Evet phrasel verbl’ler baya önemli



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Atayigis -- 30 Aralık 2022; 18:5:55 >
    < Bu ileti iOS uygulamasından atıldı >
  • Ben de aynı şekilde başlangıçta İngilizceyi bir türlü düzgün konuşamıyordum. B2 seviyesinde bile konuşurken zorlanıyordum ama Flalingo ile çok yol kat ettim.


    Flalingo özellikle en büyük sıkıntım olan konuşma pratiği konusunda bana çok yardımcı oldu. Uygulama üzerinden anadili İngilizce olan öğretmenlerle birebir ders yapma imkânı var. 


    Derslerde sadece gramer değil, aynı zamanda günlük konuşma dilini de öğrenebiliyorsunuz. Her ders sonrasında öğretmenim yaptığım yanlışları düzelterek bana tavsiyelerde bulundu.

     

    Bu sayede hem doğru telaffuz hem de daha akıcı konuşma konusunda kendimi geliştirdim. Ayrıca derslere düzenli katılmak ve sürekli pratik yapmak gerçekten çok önemli. Ben de derslerin yanı sıra Flalingo'yu daha verimli kullanabilmek için öğrendiklerimi dizilerle pekiştirmeye başladım. Bu ikisini bir arada yapınca İngilizceyi halletmek gerçekten daha kolay oldu. Eğer siz de konuşma pratiği yapmakta zorlanıyorsanız, kesinlikle Flalingo'yu öneririm.





  • 
Sayfa: önceki 12
Sayfaya Git
Git
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.