|
Mesele zengin olmakla ilgili değil. Şöyle bir hikaye kalmış aklımda: Bir zen üstadı, nasıl olmuşsa bir kaplan tarafından kovalanıyormuş. Kaçıp uçurumun kenarına kadar gelmiş. Birden ayağının altındaki toprak kaymış ve uçurumdan düşerken can havliyle bir ağacın topraktan çıkmış olan köküne tutunmuş. Kaplan ileriden gidip, uygun yerden inerek uçurumun dibinde beklemeye başlamış. Zen üstadı o an kenarda yetişmiş bir dağ çileği görmüş. Keyifle çileği tek eliyle koparıp ağzına atmış tadını çıkararak yemiş. Yani anın tadını çıkarmış. İşte hayat da böyle. Küçük mutlulukların tadını çıkarmayı bilmeliyiz. Mesela yiyeceğimiz güzel yemeğin fotoğrafını buraya koymaktan hoşlanıyorsak, onu da yapmalıyız ama asıl o yemeği ağzımıza aldığımız ve çiğnemeye başladığımız anın keyfini sürmeliyiz. Ya da sokakta yürümenin bile hazzını duyabilmeliyiz. Sırtımızı yatağımıza koyduğumuzdaki rahatlığı hissetmeliyiz. Veya içtiğimiz bir bardak suyun yudumlarını duyumsamalıyız. Hayatın tadını çıkarmak böyle olur. Sizler bir şeylerle cebelleşip, hayatın tadını çıkarmayı es geçenlerden misiniz? |
|
_____________________________
|




Yeni Kayıt

Konudaki Resimler
kullanıcısına yanıt
kullanıcısına yanıt






