Şimdi Ara

Edebiyatımızdaki En Güzel Beyitler, Kıtalar, Şiirler... (31. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
5 sn
1.308
Cevap
11
Favori
173.669
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 2930313233
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • "eğer derse ki fuzuli, güzellerde vefa var
    aldanma ki şair sözü elbette yalandır"

    Fuzuli..
    _____________________________
    Türkçede cümleler büyük harfle başlar, nokta ile biter.Bi, diil, ii, gelio, gelcem, ole Türkçe değildir; Bir, değil, iyi, geliyor, geleceğim, öyle denir. Türkçede q, w, x harfleri yoktur dolayısıyla we denmez ve denir. Soru ekleri kelimeden ayrı yazılır: Oldumu denmez oldu mu? denir. Dahi anlamındaki de ayrı yazılır. Bende denmez ben de denir. Yani "de" ekini cümleden attığınızda anlam bozulmuyorsa o zaman ayrı yazmanız gerekir. Ayrıca mesajlarınızdaki vurgular da ifadelerinizle hayat bulur, parmağınızın bir tuşa basılı kalmasıyla değil. Seviyoooommmmm yaaaaaaaaaaa denilmez, gerçekten çok seviyorum denir. Klavyeniz İngilizce ayarlı değilse i, o, s, g, u, c harfleri ı, ö, ş, ğ, ü, ç yerine kullanılmaz. Türkçede -bilite diye bir ek yoktur, bu tarz yazımlar Türkçeyi yozlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz.
  • İncinmemek istersen eğer mülk-i fenada
    Bir kimseyi incitmemeye hasr-ı meram et

    Ziya paşa
    _____________________________
  • Sen kimsenin yükünü taşımazsan,
    yükünü sırtlanacağın zaman kimse senin yükünü sırtına kaldırıvermez.
    Lâedri
    _____________________________
  • Halk-ı cihân lûtf ile hep şâd olur,
    Bir söz ile bir gönül âbâd olur.
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Ömer


    Anlatamıyorum

    Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Gözyaşlarıma, ellerinizle?
    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.
    Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum.
    Orhan Veli Kanık


    ben bu şiiri defalarca okudum ve yaşadığım süre içinde okumaya devam edicem çok güzel bir şiir
    _____________________________
  • Dünya Bir Kuyu Havasız Çömlek

    DARALIYORUM

    Kelime Manayı Boğan Bir Gömlek

    PARALITORUM

    ALLAH İsmi Varken Lugat Ne Demek

    KARALIYORUM

    Kapımı Buyursun Diye O Melek

    ARALIYORUM


    USTAD - N.F.Kısakürek
    _____________________________
    Necip Fazıl KISAKÜREK

    Getirin Yakalım O Kafiri ( Üstad N.F.K. )
  • İnsanlar

    Her zaman, fakat, bilhassa
    Beni sevmediğini
    Anladığım zamanlarda
    Görmek isterim seni de
    Annemin kucağından
    Seyrettiğim insanlar gibi,
    Küçüklüğümde...
    Orhan Veli
    _____________________________
    Japan : "let's think of a new way to make engine more efficient and eco-friendly"
    Europe : "ugh, let's lose one more cylinder and add another turbocharger"
  • ormanda büyümüş adam azgını
    çarşıda bazarda seyran beyenmez
    medrese kaçkını softa bozgunu
    selam vermek için insan beyenmez

    seyrani...
    _____________________________
    o araba alınır mı? bu araba satılır mı? ona bu kadar para verilir mi? bu araba o kadar etmezz... sen olsaydın ne alırdın, ben olsaydım nasıl satardım. yok benim arabam çok yakıyor, şu marka olsaymış daha iyiymiş... şu para olsun az yaksın çok kaçsın parçası vergisi ucuz olsun, hemen elden çıksın, yok sen delimisin ona kadar arabamı yoktu... EL AYA ÇIKTI, BİZDE HEP AYNI TATAVA...
  • arkadaşlar bu bölüm çok güzel olmuş...
    emeği geçen arkadaşların yüreklerine sağlık...
    Birkaç beyit de ben ekleyeyim...

    Neşv-ü nema bulamaz düşmeyecek hake nebat,
    mütevazı olanı rahmet-i rahman büyütür.....

    Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
    ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm... (e.bayazıt ya da c. zarifoğlundan...)

    Zalimin ser rişte-iikbalini bir ah keser
    Rızka mani olanın rızkını Allah keser...

    Donanma ordu ilerlerken muzafferan ileri,
    Üzengi öpmeye hasretti garbın elçileri...

    Yine zevrak-ı derunum kırılıp kenare düştü
    Dayanır mı şişedir bu reh-i seng-i sare düştü... (koca ragıp Paşa)

    Her tabibin neşterinden bağrıma bir yare düştü
    Çareler hep ağyare çaresizlik yare düştü...
    _____________________________
    NEŞV-Ü NEMA BULAMAZ DÜŞMEYİNCE HAKE NEBAT,
    MÜTEVAZI OLANI RAHMET-İ RAHMAN BÜYÜTÜR...




  • Rivayete göre yavuz s. selim trabzonda vali iken tebdili kıyafet İran'a gitmiş şah ismail le satranç maçı yaptığında şah ismaili yenmiş ve öfkelenen şah ismail Yavuz'a koluna doğru hafifçe vurmuş...
    Aradan yıllar geçmiş ve Çaldıran'da Şah ismaili ağır bir şekilde yenince şu sözü söylemiş:

    er ere sille vurunca böyle vurmak gerek...
    _____________________________
    NEŞV-Ü NEMA BULAMAZ DÜŞMEYİNCE HAKE NEBAT,
    MÜTEVAZI OLANI RAHMET-İ RAHMAN BÜYÜTÜR...
  • Ne ararsın Tanrı ile aramda

    Sen kimsin ki orucumu sorarsın?

    Hakikaten gözün yoksa haramda,

    Başı açığa niye türban sorarsın

    Rakı, şarap içiyorsam sana ne.

    Yoksa sana bir zararım içerim.

    İkimiz de gelsek kıldan köprüye

    Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

    Esir iken mümkün müdür ibadet?

    Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et.

    Senin gibi dürzülerin yüzünden,

    Dininden de soğuyacak bu millet

    İşgaldeki hali sakın unutma,

    Atatürk'e dil uzatma sebepsiz.

    Sen anandan yine çıkardın amma,

    Baban kimdi bilemezdin şerefsiz...

    Neyzen Tevfik.
    _____________________________
    Sınavda benden yüksek puan alman, sınavdan sonra senden daha başarılı biri olacağım gerçeğini değiştirmiyor zenci dostum...
  • AZİMDEN SONRA TEVEKKÜL



    "...Bir kerre de azmettin mi, artık Allah(c.c.)'a dayan..."

    (Âl-i İmrân, 159)




    "- Allah'a dayanmak mı? Asırlarca dayandık!
    Düşdükse bu hüsrâna, onun nârına yandık!
    Yetmez mi çocukluktaki efsâneye hürmet?
    Dersen ki: Ufuklarda bir aydınlık uyansın;
    Mâzîyi ateş vermeli, baştan başa yansın!
    Şaşkınlık olur köhne telâkkîleri ihyâ;
    Şeydâ-yı terakkî, koşuyor, baksana dünyâ.
    Elverdi masal dinlediğim bunca zamandır;
    Ben kanmıyorum, git de sen aptalları kandır!"



    - Allah'a değil, taptığın evhâma dayandın;
    Yandınsa eğer, hakk-ı sarîhindi ki yandın...
    Meflûc ederek azmini bir felc-i irâdî,
    Yattın, kötürümler gibi, yattın mütemâdî!
    Mâdem ki didinmez, edemez, uğraşamazsın;
    İksîr-i bekâ içsen, emîn ol, yaşamazsın.
    Mevcûd ise bir hakk-ı hayat ortada, şâyed,
    Mutlak değil elbette, vazîfeyle mukayyed.
    Takyîd-i İlâhî ki: Bilâ-kayd ona münkâd,
    Kalbinde cihanlar darabân eyliyen eb'âd.
    Lâ-kayd olamazdın, biraz insâfın olaydı,
    Duydukça bütün sîne-i hilkatten o kaydı.



    "Allah'a dayandım!" diye sen çıkma yataktan...
    Ma'nâ yı tevekkül bu mudur? Hey gidi nâdan!
    Ecdâdını, zannetme, asırlarca uyurdu;
    Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?

    Üç kıt'ada, yer yer, kanayan izleri şâhid:
    Dinlenmedi birgün o büyük nesl-i mücâhid.
    Âlemde "tevekkül" demek olsaydı "atâlet';
    Mîrâs-ı diyânetle yaşar mıydı bu millet?
    Çoktan kürenin meş'al-i tevhîdi sönerdi;
    Kur'an duramaz, nezd-i İlâhîye dönerdi.




    "Dünya koşuyor" söz mü? Berâber koşacaktın;
    Heyhât, bütün azmi sen arkanda bıraktın!
    Mâdem ki uyandın o medîd uykularından,
    Bir parçacık olsun, hadi, hiç yoksa, kımıldan.
    Ensendekiler "leş" diye çiğner seni sonra;
    Ba'sin de kalır ta gelecek nefha-i Sûr'a!
    Çiğner ya, tabî'î, ne düşünsün de bıraksın?
    Bir parça kımıldan, diyorum, mahvolacaksın!
    Dünya koşuyorken yolun üstünde yatılmaz;
    Davranmıyacak kimse bu meydana atılmaz.
    Müstakbeli bul, sen de koşanlarla bir ol da.
    Maziyi, fakat yıkmaya kalkma bu yolda.
    Ahlâfa döner; korkarım, eslâfa hücumu:
    Mâzîsi yıkık milletin âtîsi olur mu?



    Ey yolcu, uyan! Yoksa çıkarsın ki sabâha:
    Bir kupkuru çöl var; ne ışık var, ne de vâha!

    Şair Mehmet Akif Ersoy
    _____________________________
    Japan : "let's think of a new way to make engine more efficient and eco-friendly"
    Europe : "ugh, let's lose one more cylinder and add another turbocharger"




  • MEYHANE

    Hurûşan bâd-ı süfliyyet derûnundan, kenârından;
    Girîzan rûh-i ulviyyet harîminden, civârından.

    Çıkar bin nâle-i nevmîd hâk-i ra’şe-dârından,
    İner bin zulmet-i makber fezâ-yı şeb-nisârından.

    Gelir feryâdlar ebkem duran her seng-i zârından:
    Yıkılmış hânümanlar sanki çıkmış da mezârından,

    Dehân-ı hasret açmış rahnedâr olmuş cidârından!
    Çöker bir dûd-i mâtem titreyen kandîl-i târından:

    Sönüp gitmiş ocaklar yükselir gûyâ gubârından!
    Giren bir kerre nâdimdir hayât-ı müsteârından;

    Çıkan âvâredir artık cihânın kâr ü bârından.
    Dökülmüş âb-rûlar bâde-i pesmande hâlinde...

    Emel bir münkesir peymânedir saff-ı niâlinde!
    Boğulmuş rûh-i insanî şarâbın mevc-i âlinde.

    Nümâyan mel’anet sâkîsinin çirkin cemâlinde!
    Ne mâzî var, ne âtî, bak şu ayyâşın hayâlinde...

    Tutup bir zehr-i âteşnâk dest-i bî-mecâlinde,
    Zevâl-i ömrü bekler hem şebâbın tâ kemâlinde!

    Merâret intıbâ’ etmiş cebîn-i infiâlinde...
    Derin bir iltivânın sîne-i zerd-i melâlinde

    Odur ancak hüveydâ ser-nüvişt-i bî-meâlinde,
    Müebbed bir de nisyan nazra-i sengîn-i lâlinde.

    Canım sıkıldı dün akşam, sokak sokak gezdim;
    Sonunda bir yere saptım ki, önce bilmezdim.

    Bitince bir sıra ev, sonra bir de vîrâne,
    Dikildi karşıma bir han kılıklı meyhâne.

    Basık tavanlı, karanlık, sefîl bir dükkân;
    İçinde bir masa, yahut civar tabutluktan

    Atılma çok ölü görmüş acıklı bir teneşir!
    Yanında hurdası çıkmış bir eski püskü sedir.

    Sakat, bacaksız on, on beş hasırlı iskemle,
    Kırık dökük şişeler, bir de çinko tepsiyle,

    Beş on kadeh, iki üç testi... Sonra tezgâhlık
    Eden yan üstüne devrilme kirli bir sandık.

    Sönük sönük yanıyor rafta isli bir lamba...
    Önünde bir küme: fes, takke, hırka, salta, aba

    Kımıldanıp duruyorken, sefîl bir sohbet,
    Bu isli zulmete vermekte büsbütün vahşet:

    - Kuzum Dimitri, bu aksam biraz ziyâdece ver...
    - Ziyâde, anladık amma ya içtiğin şişeler?

    - Çizersin...
    - Öyle mi? Lâkin, silinmiyor çetele!
    Bakın tavan tebeşirden görünmez oldu...

    - Hele!


    - Bizim peşin paramız... Anladın mı dün kuruşu?
    - Ayol tükendi mezem... Bari koy biraz turşu.

    Arattı kendini ustan... Dinince dinlersin!
    - Hasan be, sende nasıl nazlı nazlı söylersin!

    Nedir o türkü... Aman başka yok mu?... Hah, şöyle!
    - Ömer, ne nazlanıyorsun? Biraz da sen söyle.

    - Nevâzil olmuşum, Ahmed, bırak sesim yok hiç...
    - Sesin mi yok? Açılır şimdi: bir imam suyu iç!

    - Yarin ne istesin Osman?
    - Ne işteyim... Burada!

    - Dimitri çorbacı, doldur! Ne durmuşun orada?
    - O kim gelen?

    . . . . . . . . . - Baba Arif.

    - Sakallı, gel bakalım...

    Yanaş.

    . . . . . . . . . - Selamünaleyküm.

    - Otur biraz çakalım...


    - Dimitri, hey parasız geldi sanma, işte para!
    - Ey anladık a kuzum...

    - Sar be yoldaşım cıgara...



    - Aman bizim Baba Ârif susuz musuz içiyor!
    - Onun bi dalgası olmak gerek: tünel geçiyor.

    - Moruk, kaçıncı kadeh? Şimdicik sızarsın ha!
    - Sızarsa mis gibi yer, yetmemiş adam değil a.

    Yavaş yavaş kafalar, kelleler kızışmıştı,
    Ağız, burun hele sesler bütün karışmıştı;

    Dikildi ağzına baktım, açık duran kapının,
    Fener elinde bir erkek, yanında bir de kadın.

    Beş on dakika süren bir düşünceden sonra,
    Kadın girdi o zulmet-serâ-yi menfûra.

    Gözünde ebr-i teessür, yüzünde hûn-i hicâb,
    Vücûdu ra'şe-i nâ-çâr-ı ye's içinde harâb,

    Teveccüh eyleyerek sonradan gelen babaya:
    -Demek taşınmalı artık çoluk çocuk buraya!

    Ayol, nedir bu senin yaptığın? Utan azıcık...
    Anan da, ben de, yumurcakların da aç kaldık!

    Ne iş, ne güç, gece gündüz içip zıbar sâde;
    Sakın düşünme çocuklar acep ne yer evde?

    Evet, sen el kapısında sürün işin yoksa!
    Getir bu sarhoşa yutsun, getir paran çoksa!

    Zavallı ben... Çamaşır, tahta, her gün uğraş da,
    Sonunda bir paralar yok, el elde baş başta!


    O tahtalar, çamaşırlar da geçti, yok hâlim...
    Ayakta sallanışım zorlanır Hudâ âlim!

    Çalışmadın, beni hep bunca yıl çalıştırdın;
    O yavrucakları çıplak, sefil alıştırdın;


    Bilir mahalleli kim, aldığın zamanda beni,
    Çehiz çimenle donatmıştı beybabam evini.


    Ne oldu şimdi o eşyâ? Satıp kumarda yedin!
    Evet, kumarda yedin, hem de Karşılar’da yedin!

    Kızın yetişti, alan yok, nasıl olur ki? Soran
    “Şu sarhoşun kızı İffet değil mi? Vazgeç aman!”


    Diyen kadınlara; “Pek doğru, pek” deyip gidiyor.
    Bu söz zavallıyı bilsen ne türlü incitiyor!


    Benim güzel meleğim, hiç de tâli’in yokmuş:
    Anan benim gibi sersem; babansa bir sarhoş!


    Necip de minderi koltukta geldi mektepten...
    Demiş ki kalfa: “Sekiz aydır almadım hele ben

    Ne haftalık, ne de aylık... Senin baban olacak
    Kumarcı, oğlu için az yesin de tutsun uşak!”


    Koğuldum anne! deyip ağlıyor zavallı çocuk...
    Ne yapsın annesi? Dünyâda bir güvendiği yok!

    O bâri bir adam olsun da kalmasın câhil,
    Demiştim olmadı... Lâkin kabâhat onda değil:

    O her sabah okuyordu gürül gürül cüz'ünü;
    Ayırmıyordu kitaptan ne olsa hiç gözünü.


    Üç akşam oldu ki yoksun. Necip: Babam nerde!
    Ben isterim onu mutlak, demez mi? Bak derde!


    Sular karardı; bu sâatte hiç gezer mi kadın?
    O, sarhoşun biri; tut kim sokak sokak aradın...


    Nasıl bulursun a yavrum? Yarın gelir belki,
    Dedim. Fakat çocuğun durmuyordu. Baktım ki


    Avutmanın yolu yok; komşunun Hüseyn Ağ’yı
    Alıp dolaşmadayım yatsı vakti dünyâyı.


    Anam benim gibi evlâd doğurmaz olsaydı,
    Bu hâli görmeden evvel gözüm yumulsaydı!


    Herif! Şu hâlime bak, merhametli ol azıcık...
    Bırak o zıkkımı, içtiklerin yeter artık.


    Efendiler, ağalar, siz de bir nasîhat edin,
    Sizin belki var evlâdınız...

    . . . . . . . . . - Hasan, ne dedin?

    - Bırak, köpoğlu kadın amma çalçeneymiş hâ!
    - Benimki çok daha fazlaydı.

    . . . . . . . . . - Etme!

    - Elbet ya!


    Onun için boşadım. Sen işitmedin mi Halim?
    - Kadın lâkırdısı girmez kulağıma zâti benim.

    Senin kadın dediğin âdetâ pabuç gibidir:
    Biraz vakti taşınır, sonradan değiştirilir.

    Kadın bu sözleri duymaz, tazallüm eylerdi;
    Herif mezar taşı tavriyle sâde dinlerdi;

    Açıldı ağzı nihâyet, açılmaz olsa idi!
    Taşıp döküldü, içinden şu lâ'net-i ebedî:


    - Cehennem ol seni hınzır orospu, git: Boşsun!
    - Ben anladım işi, sen komşu, iyce sarhoşsun;

    Ayıltınız şunu yahut!

    . . . . . . . . . - ilişmeyin!

    - Bırakın!


    Herif ayıldı mı, bilmem, düşüp bayıldı kadın!

    Şair Mehmet Akif Ersoy



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi etusch -- 3 Mayıs 2009; 23:46:52 >
    _____________________________
    Japan : "let's think of a new way to make engine more efficient and eco-friendly"
    Europe : "ugh, let's lose one more cylinder and add another turbocharger"




  • mani oluyor halimi takrire hicabım
    üzme yetişir, üzme, firakınla harabım
    mahv oldu sükunum, beni terk eyledi habım
    üzme yetişir, üzme firakınla harabım
    _____________________________
    Türkçede cümleler büyük harfle başlar, nokta ile biter.Bi, diil, ii, gelio, gelcem, ole Türkçe değildir; Bir, değil, iyi, geliyor, geleceğim, öyle denir. Türkçede q, w, x harfleri yoktur dolayısıyla we denmez ve denir. Soru ekleri kelimeden ayrı yazılır: Oldumu denmez oldu mu? denir. Dahi anlamındaki de ayrı yazılır. Bende denmez ben de denir. Yani "de" ekini cümleden attığınızda anlam bozulmuyorsa o zaman ayrı yazmanız gerekir. Ayrıca mesajlarınızdaki vurgular da ifadelerinizle hayat bulur, parmağınızın bir tuşa basılı kalmasıyla değil. Seviyoooommmmm yaaaaaaaaaaa denilmez, gerçekten çok seviyorum denir. Klavyeniz İngilizce ayarlı değilse i, o, s, g, u, c harfleri ı, ö, ş, ğ, ü, ç yerine kullanılmaz. Türkçede -bilite diye bir ek yoktur, bu tarz yazımlar Türkçeyi yozlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz.
  • Gurbetten gelmisim, yorgunum hanci!
    Suraya bir yatak ser yavas yavas...
    Aman karanligi görmesin gözüm!
    Beyaz perdeleri, ger yavas yavas.

    Sila burcu burcu... ille ocagim!..
    Çoluk çocuk hasretinde kucagim...
    Sana her seyimi anlatacagim,
    Otur bas ucuma, sor yavas yavas.

    Güç bela bir bilet aldim giseden;
    Yolculuk basladi Haydarpasa'dan!
    Hanci n'olur, elindeki siseden,
    Birkaç yudum daha ver yavas yavas!

    Ben o gece, hem agladim, hem içtim,
    Iki gün, diyardan diyara uçtum...
    Kayseri yolundan, Nigde'yi geçtim;
    Uzaktan göründü, Bor yavas yavas...

    Garibim; her taraf bana yabanci,
    Dertliyim; çekinme, doldur be hanci!
    Ilk önce kimildar hafif bir sanci;
    Ayrilik sonradan kor yavas yavas...

    Bende bir resmi var, yarisi yirtik,
    On yildir evimin kapisi örtük!
    Garip, bir de sarhos oldu mu artik;
    Bütün sirlarini der yavas yavas...

    Iste hanci! ben, her zaman böyleyim,
    Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim...
    Kaldir artik, bos kadehi neyleyim,
    Su bizim hesabi, gör yavas yavas…

    bekir sıtkı erdoğan


    Bu şehri Stanbul ki bi mislü bahadır
    Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.
    Nedim


    bülbül güle gül dedi gül gülmedi gitti
    gül bülbüle bülbül güle gülmedi gitti


    aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın
    bir alemi hayale dalan ab uyanmasın (ab=su)
    yahya kemal


    bilirsin ki bilmezsin bir bilene sormazsın
    bilirsin ki sorarsan bilirler ki bilmezsin
    Yunus emre


    Dinle evlat, sana bir çift söyleyecek sözüm var.
    Beni bilmek ister isen, Hakk'a bağlı özüm var
    Neslim bana bühtan etmiş, yüreğimde sızım var

    Bu sayfalar tanır beni, ha bu kitaplar tanır.
    Şanlı tarih dile gelse, bütün dünya utanır.

    İlim, irfan, medeniyet yaymak için büyüdüm.
    Kuru kavga için değil, hizmet için yürüdüm.
    Bir küçücük beylik idim, üç kıtayı bürüdüm.

    Bu tepeler tanır beni, ha bu ufuklar tanır.
    Şarktan güneş doğduğunda, gölgem garba uzanır.

    Mazlumların gözyaşlarını şefkat ile silmişim.
    Vatan, namus, din ve devlet kıymeti bilmişim
    Irzıma göz dikenlerin haklarından gelmişim.

    Bu hisarlar tanır beni, ha bu kal'alar tanır.
    Nal sesimi işitenler, kıyamet koptu sanır!


    Gürbüz Azak
    _____________________________




  • "İçimde uyanan eski bir arzu
    dedi ki yıllardır aradığın bu,
    şimdi soruyorum büküp boynumu,
    daha önce neredeydiniz?,,
    _____________________________
    Türkçede cümleler büyük harfle başlar, nokta ile biter.Bi, diil, ii, gelio, gelcem, ole Türkçe değildir; Bir, değil, iyi, geliyor, geleceğim, öyle denir. Türkçede q, w, x harfleri yoktur dolayısıyla we denmez ve denir. Soru ekleri kelimeden ayrı yazılır: Oldumu denmez oldu mu? denir. Dahi anlamındaki de ayrı yazılır. Bende denmez ben de denir. Yani "de" ekini cümleden attığınızda anlam bozulmuyorsa o zaman ayrı yazmanız gerekir. Ayrıca mesajlarınızdaki vurgular da ifadelerinizle hayat bulur, parmağınızın bir tuşa basılı kalmasıyla değil. Seviyoooommmmm yaaaaaaaaaaa denilmez, gerçekten çok seviyorum denir. Klavyeniz İngilizce ayarlı değilse i, o, s, g, u, c harfleri ı, ö, ş, ğ, ü, ç yerine kullanılmaz. Türkçede -bilite diye bir ek yoktur, bu tarz yazımlar Türkçeyi yozlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz.
  • "Bir ateşim yanarım, külüm yok dumanım yok
    Sen yoksan mekânım belli değil, zamânım yok
    Fırtınalar içinde beni yalnız bırakma
    Benim senden başka sığınacak limanım yok,,
    _____________________________
    Türkçede cümleler büyük harfle başlar, nokta ile biter.Bi, diil, ii, gelio, gelcem, ole Türkçe değildir; Bir, değil, iyi, geliyor, geleceğim, öyle denir. Türkçede q, w, x harfleri yoktur dolayısıyla we denmez ve denir. Soru ekleri kelimeden ayrı yazılır: Oldumu denmez oldu mu? denir. Dahi anlamındaki de ayrı yazılır. Bende denmez ben de denir. Yani "de" ekini cümleden attığınızda anlam bozulmuyorsa o zaman ayrı yazmanız gerekir. Ayrıca mesajlarınızdaki vurgular da ifadelerinizle hayat bulur, parmağınızın bir tuşa basılı kalmasıyla değil. Seviyoooommmmm yaaaaaaaaaaa denilmez, gerçekten çok seviyorum denir. Klavyeniz İngilizce ayarlı değilse i, o, s, g, u, c harfleri ı, ö, ş, ğ, ü, ç yerine kullanılmaz. Türkçede -bilite diye bir ek yoktur, bu tarz yazımlar Türkçeyi yozlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz.
  • HAN-I YAĞMA

    Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
    Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
    Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
    Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Tevfik Fikret

    Çağımızın kokuşmuşluğunu,işleyen çarpık düzeni anlatan bi şiir.
    _____________________________
  • Çaldı mı...?
    Davullar yetmemişti kalbinin sesini bastırmaya,
    Sazlar yetişmemişti öykünü anlatmaya...
    Ve kanunlar ağlamıştı henüz yapamadıklarına
    Gürültüde kendinden geçenler
    Sessizlikte korkup kaçtı mı?Bir ses verin ne olur
    Ecel kapıyı çaldı mı?
    _____________________________
  • quote:

    Orjinalden alıntı: kaplanmete

    Çaldı mı...?
    Davullar yetmemişti kalbinin sesini bastırmaya,
    Sazlar yetişmemişti öykünü anlatmaya...
    Ve kanunlar ağlamıştı henüz yapamadıklarına
    Gürültüde kendinden geçenler
    Sessizlikte korkup kaçtı mı?Bir ses verin ne olur
    Ecel kapıyı çaldı mı?



    Yazarı da yazsaydınız keşke
    _____________________________
    Türkçede cümleler büyük harfle başlar, nokta ile biter.Bi, diil, ii, gelio, gelcem, ole Türkçe değildir; Bir, değil, iyi, geliyor, geleceğim, öyle denir. Türkçede q, w, x harfleri yoktur dolayısıyla we denmez ve denir. Soru ekleri kelimeden ayrı yazılır: Oldumu denmez oldu mu? denir. Dahi anlamındaki de ayrı yazılır. Bende denmez ben de denir. Yani "de" ekini cümleden attığınızda anlam bozulmuyorsa o zaman ayrı yazmanız gerekir. Ayrıca mesajlarınızdaki vurgular da ifadelerinizle hayat bulur, parmağınızın bir tuşa basılı kalmasıyla değil. Seviyoooommmmm yaaaaaaaaaaa denilmez, gerçekten çok seviyorum denir. Klavyeniz İngilizce ayarlı değilse i, o, s, g, u, c harfleri ı, ö, ş, ğ, ü, ç yerine kullanılmaz. Türkçede -bilite diye bir ek yoktur, bu tarz yazımlar Türkçeyi yozlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz.
  • 
Sayfa: önceki 2930313233
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.