Şimdi Ara

Edebiyatımızdaki En Güzel Beyitler, Kıtalar, Şiirler... (18. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
10 Misafir (5 Mobil) - 5 Masaüstü5 Mobil
5 sn
1.308
Cevap
11
Favori
173.669
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 1617181920
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • Çarlık Rusyasının Ölümü

    (BU YAZI UZUN SENELER DÜNYA EMPERYALİZMİNİN ŞARKTA KANLI BEKÇİLİĞİNİ YAPAN ÇARLIK RUSYASININ NE SURETLE ÖLDÜĞÜNE DAİRDİR)


    Bin dokuz yüz on yedi
    ikinciteşrin yedi...
    Yumuşak ve derin
    sesiyle Lenin:
    "Dün erkendi, yarın geç
    zaman tamam bugün," dedi..
    Yağlı çarklılarla yağlı işçiler:
    "Bugün!" dedi.
    Ölümü açlıktan öldüren siper:
    "Bugün!" dedi.
    Ağır
    çelik
    kara
    toplarıyla AVRORA:
    "BUGÜN!" dedi,
    "BUGÜN!" dedi..
    ...............
    .......
    ..........
    .................
    Artık
    ne kışlık sarayda
    sarhoş eteklerin ipekli sesi,
    ne paskalya çanlarında deli duası çarın,
    ne Sibirya yollarında zincir iniltisi...
    Artık
    votka kadehlerinde ıslanmıyacak
    sarı sarkık bıyıkları pameşçiklerin.
    Kara toprağın üstünde bir avuç kan gibi
    yanmıyacak,
    bakır sakalları
    açlıktan ölen mujiklerin.
    Artık
    kararmıyacaktır karlı sokaklar
    kara bir rüzgar gibi geçen
    Çarın kazaklarından.
    Sarkmıyacaktır işçi kadınların
    kanlı saçları:
    kara kalpaklı kazakların mızraklarından.
    Yandı kanatları iki başlı kara kartalın,
    düştü yere,
    öldü.
    Buzlu Baltık denizinin kıyısında
    bir pencere örtüldü.
    Açıldı bir pencere....
    Bin dokuz yüz on yedi
    ikinciteşrin yedi...



    Nazım Hikmet RAN
    _____________________________




  • 'Hiç bilenle bilmeyen bir olurmu? ' (Zümer, 9)




    Olmaz ya... Tabii... Biri insan, biri hayvan!

    Öyleyse "cehâlet" denilen yüz karasından



    Kurtulmaya azmetmeli baştan başa millet.

    Kafi mi değil, yoksa bu son ders-i felâket?



    Son ders-i felâket neye mâl oldu? Düşünsen:

    Beynin eriyip yaş gibi damlardı gözünden!



    'Son-ders-i felâket' ne demektir? Şu demektir:

    Gelmezse eğer kendine millet, gidecektir!



    Zirâ, yeni bir sadmeye artık dayanılmaz;

    Zirâ, bu sefer uyku ölümdür: Uyanılmaz!





    Coşkun, koca bir sel gibi, dâim beşeriyyet,

    Müstakbele koşmakta verip seyrine şiddet.



    Dağlar, uçurumlar, ona yol vermemek ister...

    Lakin o, ne yüksek, ne de alçak demez örter!



    Akvâm o büyük nehre katılmış birer ırmak...

    Elbet katılır... Hangisi ister geri kalmak?



    Bizler ki bu müthiş, bu muazzam cereyanla

    Uğraşmaktayız... Bak, ne kadar çılgınız anla!



    Uğraş bakalım, yoksa işin, hey gidi şaşkın!

    Kurşun gibi sür'atli, denizler gibi taşkın



    Bir çağlayanın menba-i dehhâşına doğru

    Tırmanmaya benzer, yüzerek, başka değil bu!



    Ey katre-i âvâre, bu cûşun, bu hurûşun

    Âhengine uymazsan, emin ol, boğulursun!







    Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık,

    Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yık!



    Bir baksana: Gökler uyanık, yer uyanıktır;

    Dünyâ uyanıkken uyumak maskaralıktır!



    Eyvâh! Bu zilletlere sensin yine illet...

    Ey derd-i cehâlet, sana düşmekte bu millet,



    Bir hâle getirdin ki, ne din kaldı, ne nâmûs!

    Ey sîne-i İslâm'a çöken kapkara kâbûs,



    Ey hasm-i hakîkî, seni öldürmeli evvel:

    Sensin bize düşmanları üstün çıkartan el!







    Ey millet uyan! Cehline kurban gidiyorsun!

    İslam'ı da "batsın!" diye tutmuş yediyorsun!



    Allah'tan utan! Bâri bırak dîni elinden...

    Gir leş gibi topraklara kendin, gireceksen!



    Lâkin, ne demek bizleri Allah ile iskât?

    Allah'tan utanmak da olur, ilim ile... Heyhât!


    Mehmet Akif Ersoy
    18 Cemaziyelevvel 1331 - 11 Nisan 1329 (1913)
    _____________________________




  • “Dünya” denen sahnede, herkes rolünü bilse,
    “Hayat” denen oyunda, oyuna gelmez kimse.

    *Varlığından şu güzel ülkeyi kurtarsak da
    Adımından kalan izler, lekedir toprakta.
    _____________________________
  • Ben içeri düştüğümden beri...
    ------------------------------------

    Ben iceri düstügümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya.
    Ona sorarsanız : "lafı bile edilmez, mikroskobik bir zaman."
    Bana sorarsanız : "on senesi ömrümün."
    Bir kur$un kalemim vardı ben içeri düştügüm sene.
    Bir haftada yaza yaza tükeniverdi.
    Ona sorarsanız: "bütün bir hayat."
    Bana sorarsanız : "adam sen de, bir iki hafta."

    Katillikten yatan osman,
    Ben içeri düştügümden beri,
    Yedi buçuğu doldurup çıktı,
    Dolaştı dışarlarda bir vakit,
    Sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri,
    Altı ayı doldurup çıktı tekrar,
    Dün mektup geldi, evlenmiş,
    Bir çocuğu doğacakmı$ baharda.

    Şimdi on yaşına bastı,
    Ben içeri düştüğüm sene, ana rahmine düşen çocuklar.
    ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları,
    Rahat , geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan.

    Fakat zeytin fidanları hala fidan, hala çocuktur.

    Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde ben içeri düştüğümden beri.
    Ve bizim hane halkı bilmediğim bir sokakta görmediğim bir evde oturuyor.

    Pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek
    Ben içeri düştüğüm sene.
    Sonra vesikaya bindi,
    Bizim burda,içerde, birbirini vurdu millet
    Yumruk kadar, simsiyah bir tayın için.
    Şimdi serbestledi yine,
    Fakat esmer ve tatsız.

    Ben içeri düştüğüm sene ikincisi başlamamıştı henüz.
    Daşav kampında fırınlar yakılmamış,
    Atom bombası atılmamı$tı hiro$ima'ya.
    Bogazlanan bir cocugun kanı gibi aktı zaman.
    Sonra kapandı resmen o fasıl,
    Şimdi üçüncüden bahsediyor amerikan doları.

    Fakat gün ı$ıdı her $eye rağmen ben içeri düştüğümden beri.
    ve "karanlığın kenarından onlar ağır ellerini kaldırımlara basıp doğruldular" yarı yarıya...

    Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya.
    Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine,
    Ben içeri düştügüm sene onlar için yazdığımı :
    "Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada ku$ kadar çokturlar,
    Korkak,cesur, cahil, hâkim ve çocukturlar,

    ve kahreden yaratan ki onlardır, şarkılarımda yalnız onların maceraları vardır."

    ve gayrısı, mesela benim on sene yatmam, lâfü güzaf.

    Nazım Hikmet RAN
    _____________________________




  • Adana civarında söylenen hikayeye göre Karacaoğlan güzeller güzeli bir kıza gönlünü kaptırır...ama elden gelen ne çare kızın babası karacaoğlan aşık olduğu için ve yaşadığı yörede pek de tasvip edilmediği için köyde hor görülmektedir kızda karacaoğlanı çok sevmektedir.Kızı istemeye giderler ama kızın zalim ve zengin babaıs karacaoğlana kızı vermediğği gibi ailesini de o bölgeden uzaklaştırı.Çaresiz karacaoğlan yüreğini sevgisini kalbini herşeyini orada bırakarak uzak diyarlara göç eder..aradan haftalar aylar yılar geçer ve karacaoğlan sevdiğini unutamaz ve aşkından kendini dağlara taşlara vurur dayanamaz ve gizlice kızın yaşadığı köye döner ve köyün çeşmesinin bir tarafında sevgilisini görmek ümidiyle saklanır bir müddet geçtikten sonra sevdiği kız karşıdan elinde testiyle görünür çeşmeden su doldurmakta olan ve uzunca bir süre göremediği hasretinden yandığı sevgilisinin yanına yanaşır ve ona uzun uzun bakmaya başlar ...saçı sakalı birbirine karışmış olan karacaoğlanı kız tanımaz ve azarlayarak ne bakıyorsun emmi(amca )der ve sırtına aldığı testisiyle dönüp yürümeye başlar bunun üzerine ozan şu mısraları söyler



    Bir Kız Bana Emmi Dedi


    Değirmenden gelirim beygirim yüklü
    Şu kızı görenin del olur aklı
    On beş yaşında kırk beş belikli
    Bir kız bana emmi dedi neyleyim

    Bizim ilde üzüm olur alc olur
    Sızılaşır bozkurtları aç olur
    Bir yiğide emmi demek güç olur
    Bir kız bana emmi dedi neyleyim


    Karacoğlan der ki noldum nolayım
    Akar sularınan bende geleyim
    Sakal seni cımbız ile yolayım
    Bir kız bana emmi dedi neyleyim


    KARACAOĞLAN





    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vaynett -- 4 Mayıs 2008; 23:56:40 >
    _____________________________




  • Güzele Selam

    Gönlü muhabbete yurt olanlara,
    Düşmanına bile mert olanlara,
    Fakat öz nefsine sert olanlara,
    Tâ cânı gönülden tazele selam,
    Sevgiye, dostluğa, güzele selam...

    Halil İbrahim’ce aç yüreğini,
    Yunus ol cömertçe saç yüreğini,
    Aşkı bilmiyorsa geç yüreğini,
    Yarından bugüne, ezele selam,
    Sevgiye, dostluğa, güzele selam...

    Dikenler açsa da cefâ çiçeği,
    Aman ha solmasın vefâ çiçeği,
    Şu yalan dünyanın nazlı gerçeği,
    Dillerden düşmesin hâsılı kelam,
    Sevgiye, dostluğa, güzele selam...

    Merhamet çiçeği dallar aşkına,
    Kutlu ize hayran çöller aşkına,
    Şefaat kokulu güller aşkına,
    Sevgimize olsun vesile selam,
    Güzeller güzeli Resûl’e selam...

    Bestami Yazgan




    KiN

    Göster sema-yi mağribe yüksel de alnını ,

    Dök kalb-i saf-ı millete feyz-i beyanını !

    Al bayrağınla çık,yürü sağken zafer nüma ,

    Bir gün şehit olunca sen , olsun kefen sana !

    Ey makber-i muazzam-ı ecdadı titreten ,

    Düşman sadası,sus, yine yükselme gölgeden !

    Kafir ! Hilal-i rayet-i İSLAM' a hürmet et ,

    Toplar boğar hitabını dağlarda akibet..!

    Dağlar lisana gelse de anlatsa hepsini ,

    Binlerce can dirilse de nakletse geçmişini !

    Garbın cebin-i zalimi affetmedim seni ,

    TÜRK'üm ve düşmanın sana kalsam da bir kişi..!

    Ben şurezar-ı kalbimi kinimle süslerim ,

    Kalbimde bir silah ile ferdayı beklerim .

    Kabrinde müsterih uyu ey namdar atam !

    Evladının bugünkü adı sade intikam..!



    Emin Bülent Serdaroğlu



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi _Akıncı -- 4 Mayıs 2008; 23:59:13 >
    _____________________________
    Tam gemiler kaçtı derken, turnalar uçtu derken

    SEN çıkıp gelsen.




  • Ne ararsın Tanrı ile aramda
    Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
    Hakikaten gözün yoksa haramda
    Başı açığa neden türban sorarsın?

    Rakı, şarap içiyorsam sana ne
    Yoksa sana bir zararı, içerim
    İkimiz de gelsek kıldan köprüye
    Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

    Esir iken mümkün müdür ibadet
    Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
    Senin gibi dürzülerin yüzünden
    Dininden de soğuyacak bu millet.

    İşgaldeki hali sakın unutma
    Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
    Sen anandan yine çıkardın amma
    Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

    Neyzen Teyfik
    _____________________________
    "This whole... living thing is... highly overrated."

    Dizlerimin üstünde yaşamaktansa, ayaklarımın üstünde ölmeyi tercih ederim.
  • quote:

    Orjinalden alıntı: uliking

    Ne ararsın Tanrı ile aramda
    Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
    Hakikaten gözün yoksa haramda
    Başı açığa neden türban sorarsın?

    Rakı, şarap içiyorsam sana ne
    Yoksa sana bir zararı, içerim
    İkimiz de gelsek kıldan köprüye
    Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

    Esir iken mümkün müdür ibadet
    Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
    Senin gibi dürzülerin yüzünden
    Dininden de soğuyacak bu millet.

    İşgaldeki hali sakın unutma
    Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
    Sen anandan yine çıkardın amma
    Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

    Neyzen Teyfik


    1. İslam dini hoş görü dinidir. Kimseye türban niye takmıyorsun diye sorulmaz.
    2. Sırat köprüsünden kimin geçip geçemeyeceğini Allah bilir ama tek ölçü dürüstlük değildir. Ör: dürüst olan gayri müslimler.
    3. Esir iken ibadet mümkündür. İbadet için zorlayıcı şartlar sadece ibadetin yapılma şeklini değiştirir.
    4. Bende diyorum ki: "senin gibi dürzülerden dolayı dinine sarılacak bu millet"
    5. Atatürkü görüşlerine ilave etmesi aynen bir yanlış söze doğru insanı referans göstermesine benzemiş.
    6. Hakaret kısmını bir kenara bırakırsak "O kendi şerefsizliği" . Kendi teorisi kendisinin O şekilde çıkmış olabileceğini gösteriyor. Ayrıca Her doğanın annesi babası bellidir. Bunu sadece sen bilemeyebilirsin O başka.

    Kısaca söylemek gerekiyorsa bu şiir bir sanat eseri olamaz. Olsa olsa inançlı insanların haketmedikleri kalıplara sokarak insafsızca yargılandıkları, hakaret edildikleri, kin ve nefret dolu, seviyesizce ve akla mantığa uymayan bir saçmalama eseri olur.


    Aslında yorum bile yazmaya değmez ama yinede yazdım.

    NOT: neyzen tevfik e atfedilen bu şiir ne onun üslubuna, zamanın şiir kurallarına nede zamanında kullanılan dile uymuyor. Fake yani.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi m.t.y. -- 5 Mayıs 2008; 1:40:59 >
    _____________________________
    Kurtlar sırtlanlarla yol arkadaşlığı yapmaz ...




  • imzamda gizlidir necip fazila aittir
    _____________________________
    seni bulmam icin beni uzaga attin
    alemi benim,beni kendin icin yarattin...
  • AKIL KARAYA VURDU

    Yürüyen heykellerle aynı müzedeyim ben
    Konuşan mumyalara kimden söz edeyim ben
    Fikren işkencedeyim,ruhen cezadayım ben

    Korkaklığın sükutu kol geziyor her yerde
    San ki tek başımayım tek kişilik mahşerde

    Putların gölgesinde dans eder akbabalar
    Söz sokakta dolaşır,öz zindanda çabalar
    Atılan ucuz safra selamlar,merhabalar

    En temiz topraklara gül eksem mantar biter
    Yollar sırat köprüsü,durmak düşmekten beter.

    Kaybettim mesafeyi,zamandan uzaklaştım
    Sevği diye sarıldım,isyanla kucaklaştım
    Ne kendinmden kurtuldum,ne kendime yaklştım

    Toprğın üstü mezar,dans etmekte ölüler
    Can sıkmaya yetiyor canlı kalmış ölüler

    Meydanlar tıklım tıklım,caddeler salkım-saçak
    Kölelik histiresi yayılmış köşe-bucak
    Ellitane hokkabaz,elli milyon oyuncak

    Müdür ve müdüriçe müzenin bekçileri
    Aferine çalışır düzenin bekçileri

    Mülkü kazanan ayrı,tasarruf eden ayrı
    Hisseler neden farklı,hak,huhuk neden ayrı???
    Hasta yaşar deniyor,baş ile beden ayrı..

    Mantıkyürütmek yasak,itiraz eylemek suç
    Neşe -eğlence cinnet.....yatıp uyumak korkunç.

    Güvenmek aldanmaktır...ölçü-tartı izafi
    Mert-namert,güzel-çirkin,eksi-artı izafi
    Çogunun cebindeki kimlik kartı izafi

    Kim kimdir?Kim kim değil?Anlamak ve bilmek zor
    Oynanan komediye*gül* diyorlar gülmek zor

    Fiğüran heykeller var kül tablası boyunda
    Yediyüz göbek atar dakikalık oyunda
    İşlenen her günaha kurt da ortak,koyun da

    Kalmışım ara yerde tozdayım,dumandayım
    Kirli bir mekandayım,iğrenç bir zamandayım..
    Abdurrahim KARAKOÇ
    _____________________________
    seni bulmam icin beni uzaga attin
    alemi benim,beni kendin icin yarattin...




  • Güzel ALLAH'ım (C.C.), Senden ne gelecekse gelsin, Sen ki Rahmetinle de Kahrınla da güzelsin.
    Neye yaklaşsam, sonu uzaklık ve kırgınlık, Anlaki yok ALLAH'tan (C.C.) başkasıyla yakınlık.
    Kudret O'nun, gayrında ne mecal var ne tüvan, Alim ilmine yansın, pazusuna pehlivan.
    Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş türkçesi, Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi.
    Neye baksam aynı şey neyi görsem aynı şey, Olan Sensin, hey gidi hakikat Sultanı hey.
    Bu yük Senden ALLAH'ım (C.C.), çekeceğim naçarım, Senden Sana sığınır, Senden Sana kaçarım.

    Necip Fazıl K.
    _____________________________
    Büyümeyecektik itiraf et hadi.
  • Mülk-ü bekadan gelmişem
    Fâni cihanı neylerem
    Ben dost cemalin görmüşem
    Hûri cinanı neylerem

    Vahdet meyinin cür'asın
    Mâşuk elinden içmişem
    Ben dost kokusun almışam
    Miskü amberi neylerem

    İsa gibi yeri koyup
    Gökleri seyran eylerem
    Musayı didar olmuşam
    Ben "len terani" neylerem

    İsmail'in Hak yoluna
    Canımı kurban eylerem
    Çünki bu can kurban imiş
    Koçu kurbanı neylerem

    Aşık Yunus mâşuk ile
    Vuslat bulunca mest olur
    Ben nefsimi vurdum taşa
    Şanı şöhreti neylerem

    YUNUS EMRE (siirlerin şahı bence)
    _____________________________
    seni bulmam icin beni uzaga attin
    alemi benim,beni kendin icin yarattin...
  • quote:

    Orjinalden alıntı: sey15da25

    Mülk-ü bekadan gelmişem
    Fâni cihanı neylerem
    Ben dost cemalin görmüşem
    Hûri cinanı neylerem

    Vahdet meyinin cür'asın
    Mâşuk elinden içmişem
    Ben dost kokusun almışam
    Miskü amberi neylerem

    İsa gibi yeri koyup
    Gökleri seyran eylerem
    Musayı didar olmuşam
    Ben "len terani" neylerem

    İsmail'in Hak yoluna
    Canımı kurban eylerem
    Çünki bu can kurban imiş
    Koçu kurbanı neylerem

    Aşık Yunus mâşuk ile
    Vuslat bulunca mest olur
    Ben nefsimi vurdum taşa
    Şanı şöhreti neylerem

    YUNUS EMRE (siirlerin şahı bence)

    ''Çünkü bu can kurban imiş ,Koçu kurbanı neylerem''
    _____________________________




  • ''NERDEDİR KANDİLLERİNİ,
    ELLERİYLE YAKAN AKŞAMLAR.''

    A. NİHAT ASYA
    _____________________________
  • Kâinatın Ulu İmparatoru

    Cemâline sığındım haşmet i celâlinden
    Sana meftun gönlümü fani sevdadan koru
    Nâr-ı hicranla yandım memnu aşk melâlinden
    Son olsun Kâinatın Ulu İmparatoru

    Şahadet ederim ki tek ALLAH sın ilâh yok
    Son resulün Muhammet, cevaplandı ilk soru
    Kabir azabı verme, sevap cüz i, günah çok
    Gaffarsın Kâinatın Ulu İmparatoru

    Sana ait evrenin bu muhteşem imarı
    Sema eder yıldızlar senin emrine doğru
    Sen sonsuz semavatın sırlarının mimarı
    Ahatsın Kâinatın Ulu İmparatoru

    Günde bilmem kaç bin kez tıklattırıp durursun
    Sol göğsüme koyduğun yürek denen motoru
    Ezel sen çalıştırdın ebed sen durdurursun
    Amenna Kâinatın Ulu İmparatoru

    Ayın, yıldızın şavkı güneşin aksi midir?
    O senin ol dediğin vaktin ilahi nuru
    Bu benin inanışım, yanlış mı, aksi midir?
    Ne dersin! Kainatın ulu imparatoru

    Kıyamete yaklaştık güya ayı keşfettik
    Tam kırk milyon metreymiş ölçmüşler ekvatoru
    Özenip bezediğin bir cihanı mahvettik!
    Sabrettin Kâinatın Ulu İmparatoru

    Varlığını tartıştı; Firavun, Mûsa ile
    Rüsva ettin elçine diklenen diktatörü
    Koca deniz ikiye bölündü asa ile
    Hükmettin Kâinatın Ulu İmparatoru

    Nemrut ki ateşlere atmıştı İbrahim’i
    Gülizara döndürdün yanardağ gibi koru
    Habibin’den öğrendik biz RAHMANI RAHİMİ
    O sensin Kâinatın Ulu İmparatoru

    Kim hamile bıraktı Meryem adlı nisayı!
    Âmâya göz, ölüye can bahşeden doktoru!
    Kim vahyetti Ahmet’i müjdeleyen İsa’yı!
    Sensin sen Kâinatın Ulu İmparatoru

    Bir ömür eziyetten işkenceden yorucu
    Huzur u mahşerinde ifadenin en zoru
    Cümle vebalimizden ibra için orucu
    Lütfettin Kâinatın Ulu İmparatoru

    Sedası son verecek kulakların pasına
    İsrafil’in üfleyip çaldığı anda suru
    Günahımızı sildir firdevsin paspasına
    Medet ya Kâinatın Ulu İmparatoru!

    Affet ya Kâinatın Ulu İmparatoru!
    Rahmet ya Kâinatın Ulu İmparatoru!

    İlham ı ilahi sende okyanus
    Damlana talibim ey yüce Yunus...

    Cemal Safi
    _____________________________
    seni bulmam icin beni uzaga attin
    alemi benim,beni kendin icin yarattin...




  • ...................
    Büyük Randevu, bilsem nerede saat kaçta,
    Tabutumun tahtası bilsem hangi ağaçta.
    Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir,
    mezarda geçer akça, neyse onu biriktir.
    Dostlarım ev, eşyamdı, birbir gitti diyorum,
    Artık boş odalarda ölümü bekliyorum.
    Bu dünyada renk, nakış, lezzet, ne varsa küsüm,
    Gözümde son marifet, Azrail'e tebessüm.
    Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var,
    Oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var.
    O demde ki perdeler kalkar, perdeler iner,
    Azrail'e "hoş geldin" diyebilmekte hüner.
    Öleceğiz, müjdeler olsun, müjdeler olsun,
    Ölümüde öldüren Rabb'e secdeler olsun.
    Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber,
    Hiç güzel olmasaydı, ölürmüydü Peygamber ?
    _____________________________
    Büyümeyecektik itiraf et hadi.




  • Kadrüni seng-i musallâda bilüp ey Bâkî
    Durup el bağlayalar karşına yâran saf saf


    (Ey Baki dostların senin kıymetini musalla taşında bilirler ancak ve ondan sonra saf saf dizilip el bağlarlar)


    Çok doğru ve aynı zamanda acı bir gerçek ve maalesef pek çoğumuzun kaderi
    _____________________________
  • Er olmak isteyen serinden geçer
    Bir saki elinden badeyi içer
    Seç deseler yarin zehrini seçer
    Ağyarın balını tatmaz kurbanım

    Sözün özü derdi minnet bil cana
    Yare can ver ki can yar olsun sana
    Başı koy İsmail gibi meydana
    Kurbanlara bıçak tutmaz kurbanım
    serdar tuncer
    _____________________________
    seni bulmam icin beni uzaga attin
    alemi benim,beni kendin icin yarattin...
  • Olmaz mı?
    Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
    Sarılan olurda,saran olmaz mı?
    Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam;
    Geçipte aynaya soran olmaz mı?

    Bir parçacığım ben,bütüne hasret;
    Zaman döne dursun,o güne hasret,
    Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
    Edebiyet boyu bir an....Olmaz mı?
    necip fazil
    _____________________________
    seni bulmam icin beni uzaga attin
    alemi benim,beni kendin icin yarattin...
  • quote:

    Orjinalden alıntı: mursel134

    quote:

    Orjinalden alıntı: uliking

    Ne ararsın Tanrı ile aramda
    Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
    Hakikaten gözün yoksa haramda
    Başı açığa neden türban sorarsın?

    Rakı, şarap içiyorsam sana ne
    Yoksa sana bir zararı, içerim
    İkimiz de gelsek kıldan köprüye
    Ben dürüstsem sarhoşken de geçerim.

    Esir iken mümkün müdür ibadet
    Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...
    Senin gibi dürzülerin yüzünden
    Dininden de soğuyacak bu millet.

    İşgaldeki hali sakın unutma
    Atatürk'e dil uzatma sebepsiz
    Sen anandan yine çıkardın amma
    Baban kimdi bilemezdin şerefsiz

    Neyzen Teyfik


    1. İslam dini hoş görü dinidir. Kimseye türban niye takmıyorsun diye sorulmaz.
    2. Sırat köprüsünden kimin geçip geçemeyeceğini Allah bilir ama tek ölçü dürüstlük değildir. Ör: dürüst olan gayri müslimler.
    3. Esir iken ibadet mümkündür. İbadet için zorlayıcı şartlar sadece ibadetin yapılma şeklini değiştirir.
    4. Bende diyorum ki: "senin gibi dürzülerden dolayı dinine sarılacak bu millet"
    5. Atatürkü görüşlerine ilave etmesi aynen bir yanlış söze doğru insanı referans göstermesine benzemiş.
    6. Hakaret kısmını bir kenara bırakırsak "O kendi şerefsizliği" . Kendi teorisi kendisinin O şekilde çıkmış olabileceğini gösteriyor. Ayrıca Her doğanın annesi babası bellidir. Bunu sadece sen bilemeyebilirsin O başka.

    Kısaca söylemek gerekiyorsa bu şiir bir sanat eseri olamaz. Olsa olsa inançlı insanların haketmedikleri kalıplara sokarak insafsızca yargılandıkları, hakaret edildikleri, kin ve nefret dolu, seviyesizce ve akla mantığa uymayan bir saçmalama eseri olur.


    Aslında yorum bile yazmaya değmez ama yinede yazdım.

    NOT: neyzen tevfik e atfedilen bu şiir ne onun üslubuna, zamanın şiir kurallarına nede zamanında kullanılan dile uymuyor. Fake yani.





    1.
    Şiirde eleştirilen islam dini değil, bunu uç noktalarda yaşayan gerici zihniyettir. Bu ülkede etekleri diz üstü olduğu için joplanan ilkokul çocuklarını, 12 yaşında çocuğa tecavüz eden islami gazete yazarlarının kimler olduğunu hepimiz biliyoruz.
    2.
    Kimin geçip geçemeyeceğini Allah bilir demekle birlikte bu konu hakkında hüküm vermek ve yorum yapkamtan da kendini alamıyosun. Nesin sen, peygamber mi?
    3.
    Bu düşüncede olanlar milli mücadele yıllarında Amerikan mandasını savundukları için cevap bile vermeyeceğim.
    4.
    Demek ki senin kafandaki din olgusu sisteme olan tepkiden dolayı sarıldığın bir kaçış noktasından ibaret.
    5.
    Esir iken mümkün müdür ibadet
    Yatıp kalkıp Atatürk'e dua et...

    Bu dizelerde Atatürk'ün hiç bir fikte referans olarak gösterildiğini sanmıyorum. Fakat milli mücadele ve kuvay_ı milliye gibi kavramlar o sıralarda padişahın kıçının arkasına saklanan ve milli mücadeleyi başlatanları "eşkiya" ilan eden dönem yobazlarına oldukça yabancı olduğu için bu gelenek sanırım sizde de devam ediyo.
    6.
    Her doğanın babası illa ki bellidir, fakat burada anlatılmak istenen milli mücadele dönemi yaşanmasaydı bir Rum ya da Ermeni askerinin tecavüzü sonucu dünyaya geleceklerden biri olacaktın? Tabi ki baban belli olacaktı ama kaç babanın olacağı da senin için bir terslik ifade etmiyo sanırım.



    quote:

    NOT: neyzen tevfik e atfedilen bu şiir ne onun üslubuna, zamanın şiir kurallarına nede zamanında kullanılan dile uymuyor. Fake yani.

    Bilginin olmadığı konularda da yorum yapma. Bu Neyzen Tavfik tarafından kaleme alınmıştır. Neyzen'in konularını sarap, toplumsal ve siyasal eleştiriler oluşturmuştur.




    Neyzen'den bir dörtlüğü daha "inadına" sana gönderiyorum...



    Hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden,
    Softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.
    Kara bir kinle taassub pusudan çıktı yine,
    Yurdu şâhâne cehâlet yeni baştan bürüdü.
    _____________________________


    Bir kızılderili olsa insan! Koşan bir at üzerinde, boşlukta eğilmiş, titreyip duran yer üzerinde kısa sürelerle aralıksız titreyip dursa, üzengilerden çekse ayağını, yani üzengi diye bir şeyin olduğunu unutsa, dizginleri atsa elinden, yani dizgin diye bir şeyin olduğunu unutsa ve önünde uzanan araziye dümdüz biçilmiş bir kır gözüyle baksa ve derken atın bir boynu ve bir başı olduğunu unutsa...




  • 
Sayfa: önceki 1617181920
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.