Şimdi Ara

CİNSELLİK HAKKINDA BİLGİLER!!!

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
11
Cevap
0
Favori
4.498
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
0 oy
Öne Çıkar
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  •  CİNSELLİK HAKKINDA BİLGİLER!!!


    Bu başlık altında toplanan hastalıklar iki insan arasında oluşan cinsel nitelikli yakın temasla bulaşan mikrobik...

    Bu başlık altında toplanan hastalıklar iki insan arasında oluşan cinsel nitelikli yakın temasla bulaşan mikrobik (bakteri, virüs, parazitlere bağlı) hastalıklardır. Önceleri zührevi hastalıklar olarak anılan bu hastalıkların bir kısmı yanlızca genital bölgede belirtilere neden olurken (kadında vajinal akıntı, erkekte üretradan akıntı, heriki cinste genital bölgede ülser gibi), diğer bir kısmı tüm vücudu etkileyen genel belirtilere neden olurlar (frengi, hepatit B ve AIDS gibi).

    Bu hastalıkların bir kısmı için en önemli bulaşma yolu iki insanın cinsel nitelikli yakın teması iken (genital siğil, herpes simpleks, vajinit gibi), diğer bir kısım hastalıklar cinsel yolla bulaşmaya ek olarak kan yoluyla (AIDS ve hepatit B'nin virüsü taşıyan kanın nakledilmesiyle bulaşması gibi, anneden bebeğine henüz doğmadan frengi bulaşması gibi) ve cinsel ilişki dışındaki yakın temasla da bulaşabilmektedir (anneden bebeğine doğum esnasında ya da doğum sonrasında emzirme ve bakım esnasında bulaşan genital siğil, herpes simpleks ve hepatit B gibi, aile içinde günlük yaşam koşullarının paylaşılması sonucu bulaşan hepatit B gibi).

    Bu gruptaki hastalıkların bulaşması için heteroseksüel ilişki (kadın-erkek cinsel ilişkisi) koşul olmadığı gibi, bulaşma için gerçek cinsel ilişki olmaksızın enfeksiyonu taşıyan birinin genital bölgesiyle yakın temas bile hastalığı almak için yeterli olabilmektedir (genital siğil gibi). Cinsel yolla bulaşan hastalıklar tüm diğer bulaşıcı hastalıklar gibi bildirimi zorunlu hastalıklar grubunda yeralırlar.

    Aşağıda anlatılacak hastalıkların çoğu için cinsel ilişki dışında da çeşitli bulaşma yolları mevcuttur. Bu yüzden bu hastalıklardan birine yakalanan kişinin partnerini, ya da partnerin hastalığa yakalanan kişiyi sadakatsizlikle itham etmesi haksızlık olabilir. Dahası CYBH'larda görülen belirtiler başka hastalıklarda da görülebilir ve yanlızca belirtilere dayanarak, tanı konmadan karşı tarafı suçlamak anlamsızdır.

    Cinsel yolla bulaşan bir hastalığı olan kişinin hastalığın varolduğu zaman dilimi içinde ilişkide bulunduğu kişilere durumu bildirmesi ve bu kişilerin de kontrolden geçmeleri için uyarıda bulunması; tedavi bitene kadar, doktorun belirlediği süre içerisinde hiçbir cinsel aktivitede bulunmaması ya da doktorun izniyle prezervatif koruyuculuğu altında ilişkide bulunması partner(ler)ine ve topluma karşı en önemli sorumluluğudur.

    CYBH başlığı altında toplanan hastalıklar

    Gonore ve klamidyalara bağlı jinekolojik enfeksiyonlar: Gonore ve klamidya adı verilen iki ayrı bakteri türü, taşıyıcı erkekten kadına cinsel temasla bulaşarak kadının genital organlarında yaygın bir enfeksiyona yolaçabilmektedir. Pelvik enfeksiyon (Pelvic Inflammatory Disease-PID) adı verilen bu durum fallop tüplerinde tıkanmaya ve pelvis organlarında yapışıklıklara yolaçabilmekte, dahası yaygınlaştığında hayatı tehdid eden bir hastalık tablosu oluşturabilmektedir.

    Erkeklerde "belsoğukluğu" adı verilen hastalıktan sorumlu gonore ve yine erkeklerde üretra (idrar boşaltım kanalının son kısmı) enfeksiyonlarına neden olan klamidya sıklıkla belirti vermeden bulunmakta, bazı durumlarda sperm ileten kanallarda daralmalara yolaçarak kısırlık nedeni olabilmektedir. Kadınlarda da tüplerin tıkanması ve genital organlarda oluşan tıkanıklıklar kısırlığa ve dış gebelik riskinin artmasına neden olmaktadır. Kadınlarda tüplerin tıkalı olması en önemli kısırlık nedenlerinden biridir ve en önemli nedeni cinsel yolla bulaşan bakterilere bağlı olarak gelişmiş pelvik enfeksiyonlardır. Kadında pelvik enfeksiyonlar belirtisiz seyredebileceği gibi sıklıkla akıntı ve kasıkağrısı şeklinde belirti verirler. Kadınların bu belirtiler konusunda duyarlı olmaları ve erken tedavi şanslarını yitirmemek için doktora başvurmaları önemlidir. Bu muayene kasıkağrısı ve akıntının pelvik enfeksiyona bağlı olup olmadığının saptanmasında ve erken tedavisinde önemlidir.

    Genital ülser hastalıkları: Bu grupta yeralan hastalıklar cinsel yolla bulaşan ve erkek ve kadında genital bölgede ülser (yara şeklindeki lezyon) oluşumuyla belirti veren hastalıklardır. Bu grupta en sık Herpes Simpleks enfeksiyonu (genital "uçuk" hastalığı) ve sifiliz (frengi) görülür. Diğer genital ülser hastalıkları nispeten daha ender görülür (şankroid, lenfogranuloma venereum ve granuloma inguinale). Genital bölgede ülser behçet hastalığı, kanser, ilaç allerjisi gibi nedenlere bağlı olarak da görülebilir.

    Herpes simpleks enfeksiyonu (genital bölgede "uçuk" hastalığı): Dudaklarda ve dudak çevresinde görülen uçuğa benzer lezyonların çok sayıda ve gruplaşmalar şeklinde ve çok daha şiddetli belirtilerle genital bölgede ortaya çıkmasıdır. Dudak uçuğuna yolaçan Tip 1 Herpes Simpleks virüsü (HSV 1) tarafından oluşturulabileceği gibi daha sık olarak cinsel temasla geçen HSV 2 tarafından oluşturulur.
    Virüs bir kez vücuda yerleştiğinde belli dönemlerde tekrarlayıcı enfeksiyonlara yolaçar. İlk enfeksiyon oldukça ağrılı ve kaşıntılıyken, ikinci ve sonraki enfeksiyonlarda daha hafif belirtiler gözlenir.
    Bu enfeksiyonun kadın açısından en önemli özelliği gebelik döneminin sonlarında ortaya çıktığında doğum kanalından bebeğe bulaşarak bebeğin hayatını tehdideden enfeksiyonlara yolaçma riski olması ve bu nedenle sezeryan ile doğum gerektirebilmesidir.

    Sifiliz (frengi): Sifiliz etkeni olan bakteri (Treponema Pallidum) vücuda ilk girdiğinde kendini şankr adı verilen düzgün kenarlı ağrısız bir genital ülser şeklinde gösterir. Bu dönem hastalığın tedavisi için en uygun dönemdir. Tedavi edilmezse bu ülser 6-8 haftada kendiliğinden kaybolur ancak hastalık ilerlemeye devam eder ve belli bir süre sonra kendini çeşitli cilt döküntüleri, iç organ bozukluklarıyla gösterebilir. Bu dönemde de tedavi edilmezse bu belirtiler 4-12 hafta gibi bir zamanda kaybolur ve hastalık "iyileşmiş" izlenimi verir. Ancak belirtisiz geçen yaklaşık bir on yılın ardından hastalık kendini ciddi kalp-damar hastalıkları, nörolojik hasarlar ve diğer iç organ tutulmalarıyla gösterir.
    Hastalığın her dönemde tedavisi mümkün olmakla beraber, ne kadar erken tedavi edilirse sekel ve organlarda kalıcı bozukluk bırakma riski o kadar düşer.

    Kadınlar açısından sifilizin diğer önemli bir yönü erken gebelik döneminde hastalığa yakalanıldığında enfeksiyonun plasenta yoluyla bebeğe bulaşma ve doğacak olan bebekte çok ciddi anomalilere yolaçabilme riskidir.

    Genital kondilomlar (genital siğiller): Human papilloma virus (HPV) adı verilen virüsün cinsel temasla genital bölgeye yerleşmesi sonucu oluşan değişik sayı ve büyüklükte kitlelerdir. Virüs vücuda yerleştiğinde zaman zaman tekrarlayıcı enfeksiyonlara ve yeni kitlelerin oluşmasına neden olur. Kadında erkeğe göre daha sık belirti verir. Kitleler mikroskopla tanınabilecek kadar ufak olabilecekleri gibi, çok sayıda kitlenin yanyana gelmesiyle adeta karnıbaharı andıran bir şekil alabilirler. HPV olağanüstü bulaşıcı bir virüstür ve gerçek cinsel birleşme olmaksızın yanlızca genital bölgelerin yakın teması ve hatta umumi tuvaletlerden bile bulaşabilir.

    Kondilomların tedavisinde kitlelerin cerrahi yöntemle çıkarılması, koter yardımıyla yakılması ya da kriyoterapiyle dondurulması, ya da krem şeklindeki çeşitli ilaçlarla "eritilmesi" yöntemlerinden biri ya da birkaçı beraberce uygulanabilir. Burada amaç görünen lezyonların tümüyle ortadan kaldırılarak kitlelerin tekrar oluşma riskinin ve bulaştırıcılığın azaltılmasıdır. Ancak ne kadar iyi uygulanırsa uygulansın hiç bir tedavi yöntemi virüsü vücuttan tam olarak uzaklaştırmada etkili değildir.

    Kondilomlara bağlı ortaya çıkan estetik problemler dışında HPV'nin en önemli özelliği virüsün bazı alttiplerinin kanserojen (kanser yapıcı) özelllikler taşımasıdır. HPV'nin çok sayıda alttipi arasından kondilom yapan Tip 6 ve Tip 11 dışında çoğu alttipin kanserojen özelliği vardır. Kanserojen özelliği olan alttipler genellikle kondilom yapmadan sessiz bir şekilde vücuda girerler ve hücrelerde kanserojen etkilerini başlatırlar. Bu virüsleri taşıyan erkeklerde penis kanseri oluşma riski, kadınlarda da serviks (rahimağzı) kanseri oluşma riski artmıştır.


    En sık enfeksiyon yapan alttipler kanserojen etkileri olmayan ve daha çok kitle oluşumu şeklinde belirti veren 6 ve 11 tipleri olmasına karşın HPV tanısı konmuş bir bireyde diğer alttiplerin de sessiz bir şekilde bulunma riski yüksektir. Bu yüzden bu enfeksiyonu taşıyan erkeklerin üroloji uzmanlarının tavsiyesine göre hareket etmelerini, kadınların ise yıllık pap-smear incelemesine ek olarak serviksin mikroskop altında incelenmesine olanak veren kolposkopik incelemeden de geçmelerini uygun buluyoruz.

    AIDS: Acquired Immune Deficiency Syndrome kelimelerinin başharflerinden oluşturulmuş bir kelimedir. "Edinilmiş İmmun yetmezlik sendromu" adı verilen bu hastalık HIV (Human Immune Deficiency Virus) adı verilen virüsün cinsel ilişki, virüsü taşıyan kanın nakledilmesi, virüsü taşıyan bir hastanın vücut salgılarıyla temas ile (cinsel ilişki olmadan intim (cinsel içerikli) öpüşme, hastane personelinin yeterli önlem almaksızın virüsü taşıyan kişiye tıbbi bakım hizmeti vermesi gibi) vücuda giren virüsün temel hedefi bağışıklık sistemidir. Bu sistemi zayıflatarak veya etkisiz hale getirerek çeşitli fırsatçı enfeksiyonların ve belli kanser türlerinin ortaya çıkmasına neden olur. İlk temastan kanda virüsün saptanmasına kadar geçen süre 6 ay kadar uzun, ilk belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre ise 10 yıl kadar uzun olabilir.

    Günümüzde AIDS hastalarının tam olarak şifaya kavuşmaları mümkün olmamakla beraber virüsün yayılmasını kısmen durduran, fırsatçı enfeksiyonların tedavisinde başarıyla uygulanan çok sayıda ilaç yardımıyla AIDS hastalarının yaşam süreleri artmaktadır. AIDS aşısı çalışmaları da hızla devam etmektedir.

    Hepatit B ("B tipi sarılık"): Bu hastalık da cinsel yolla ve aileiçi yakın temasla bulaşabilen bir virüs hastalığıdır. Bir aile bireyinde enfeksiyon ya da taşıyıcılık saptandığında, başta eş olmak üzere diğer aile bireyleri de risk altındadır ve gerekli tetkikler yapıldıktan sonra aşılanmalıdır. Günümüzde bebeklere ve diğer duyarlı bireylere rutin olarak Hepatit B aşısı uygulanmaktadır. Çok yakın bir gelecekte bu uygulamalarla dünya üzerinden Hepatit B hastalığının aynen çiçek hastalığı gibi tümüyle kalkacağını varsayabiliriz.

    Vajinitler: Kadında oluşan vajinit kendini kötü kokulu, kirli renkte, köpüklü, bazen peynir kesiği şeklinde olabilen akıntıyla birlikte, kaşıntı, idrar yaparken yanma, ilişkiden sonra kanama şeklinde belli eder. Vajinitlerin tek oluşma yolu cinsel ilişkiyle bulaşma değildir. Mantarlara bağlı vajinitler gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, kontrolsüz kalmış şeker hastalığı gibi etkenlere bağlı olarak oluşabilirler. Trikomonaslara bağlı vajinitler de yine hijyenik olmayan koşullardan (umumi tuvaletler, havuzlar, ortak iç çamaşırı kullanımı) bulaşabilir.

    Uretrit: Uretra, yani idrar boşaltım sisteminin mesaneden sonraki kısmı, CYBH'nin erkeklerde en sık belirti verdiği organdır. Uretrit adı verilen bu tabloda idrar yapma dışındaki zamanlarda akıntı olur. Bu akıntının da en sık nedeni gonore adı verilen bakteriye bağlı gelişen belsoğukluğudur. Gonore dışında klamidyalar ve diğer bazı bakteri türleri de uretrit nedeni olabilirler. Uretrit kadında da sık görülen bir hastalık olmasına karşın, sıklıkla genital sistemin diğer kısımlarında (serviks, fallop tüpleri gibi) oluşan enfeksiyonların seyrinde yeralır ve uretradan oluşan akıntı sıklıkla vajinal akıntıyla beraber olduğundan dikkat çekmeyebilir.

    Bir kişide CYBH grubunda yeralan hastalıklardan biri saptandığında, diğer bir hastalığın da beraberce bulunma olasılığı önemli derecede artar. Bu yüzden bu kişilerin aynı gruptaki diğer hastalıklar yönünden de incelemelere tabi tutulması uygun olur.

    Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan bireysel düzeyde korunmanın en etkili yolu hastalık riski taşıyan şüpheli kişilerle (hayat kadınları, hayat kadınlarıyla birlikte olduğu bilinen kişiler, çok sayıda partneri olan ya da olmuş kişiler) ilişkiye girmekten kaçınmaktır.
    Ancak unutulmamalıdır ki bariz olarak şüpheli olmayan biriyle beraber olunduğunda da hastalık bulaşabilir. O yüzden ikinci basamak, hakkında bilgi sahibi olunmayan bir kişiyle, ne kadar "temiz" görünürse görünsün, ilişkide prezervatif kullanmaktır.
    Prezervatifler arasında lateks yapılı olan ve spermisit içerenler tercih edilmelidir (spermisitlerin aynı zamanda mikroorganizmaları etkisiz hale getirebilme özellikleri de bulunmaktadır). Prezervatif bir kez kullanılmalı ve ilişki sonrası çıkartıldıktan sonra poşete koyularak atılmalı ve eller sabunlu suyla yıkanmalıdır.

    Prezervatif kullanımı yıllar boyu erkeklerin tekelinde ve inisiyatifinde kalmıştır. Son yıllarda ise kadınların kullanımına uygun olarak geliştirilen prezervatifler Amerika'da ve bazı Avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlanmıştır (Reality Female Condom). Çok yakında ülkemizde de bu ürünlerin yeralacağını sanıyoruz.

    Ne kadar etkili korunma olursa olsun cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından herkes risk altındadır. Bu hastalıkların çoğunda erken tanı ve tedavi hem kişinin sağlığının tekrar oluşturulması, hem de hastalığın daha çok bulaşmasının engellenmesi açısından önemlidir. Her bireyin CYBH grubunda yeralan hastalıkların genel belirtilerini bilmesi ve aşağıdaki belirtilerden bir veya daha fazlası olduğunda çekinmeden doktora başvurması önemlidir.


    sağlıklı yaşam için dikkat!!!

    kao canımsın!! senin forumda düşünceler vardı !! senin,benim,onun ..burada da bilimsel birşeyler olsun istedim!!



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi éfulim -- 4 Ağustos 2005, 14:19:33 >







  • Efulim cinselliği burda konuşmak gerçekten çok iyi.

    Kaotikada açmıştı konuyu.

    Konuşunda millet bilinçlensin.

    Daha mastürbasyonun ne olduğunu bilmeyenler var.

    Forumu, bilinçlenmeye ve sağlıklı cinsel ilişkiye davet ediyorum. (Lafımı anladınız üstüne espiri yapmayın )

    sevgiler.
  •  CİNSELLİK HAKKINDA BİLGİLER!!!


    Evlilik iki insanın hayatını birleştiren önemli bir sözleşme. Cinsellikte bu sözleşmenin bir parçası. Peki cinsel yaşamın evliliğin sürmesindeki rolü nedir?



    Bir ömür boyu sürecek sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşam büyük rol oynuyor. Cinsel uyumu korumanın püf noktalarını ve sağlıklı bir evlilik için çiftlere düşen görevleri Memorial Hastanesi'nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz anlattı.

    Karşılıklı mutlu bir cinsel ilişki için nelere dikkat edilmelidir?

    Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturur. Karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden otomatik bir şekilde olmaz. Emek ister.

    Kişiliğin diğer özellikleri gibi her bir eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Her bir eş cinselliğe yaklaşırken diğer eşe saygılı ve anlayışlı olmalıdır. Evlilikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktaları şöyle sıralayabiliriz.

    Parasal konulara dikkat!

    Cinsellik ve evliliğin diğer bölümleri birbiri ile ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya çatışmalar cinsel arzuların azalmasına sebep olabilir.

    Kişisel inançlara saygı gösterin

    Cinsellikle ilgili olarak her bir eşin kendisine göre neyin "doğru" neyin "yanlış" olduğu konusunda farklı görüşleri vardır. Gerçek yaşamda, iki eşin arasında yaşadığı cinsel ilişkide "doğrular" ve "yanlışlar" yoktur. Ancak her bir eşin kabul edilebilir veya kabul edilemez davranışlar konusunda inançları vardır. Kişisel inançlara anlayışla yaklaşılması ve saygı gösterilmesi gerekir, ancak bu çerçevede ortak bir yol bulunabilir

    Yeniliklere açık olun!

    Her iki eşin karşılıklı anlaşması üzerine, cinselliği rutin ve sıkıcı olmaktan kurtarmak için çaba sarf etmek gerekir. Bu anlamda cinselliğinize yenilikler katmak iyi bir fikir olabilir.

    Filmlerdeki evliliğin etkisi altında kalmayın

    Mümkünse filmlerde veya pembe dizilerde sunulan cinsellikten çok fazla etkilenmemeye çalışın. Sadece siz ve eşiniz cinsel ilişkiniz için en tatmin edici ve kabul edilebilir olanı bilebilirsiniz ve seçersiniz. Kendi cinselliğinizi, cinsellikle ilgili başkalarının "normal" saydığı filmlerde size sunulan 'sorunsuz' ya da 'ideal' kalıplara uydurmaya çalışmayın.

    Eşinizi tanımaya çalışın

    Kadınlık ve erkeklilik bir bilinmezliktir; bu bilinmezlikle ilgili bir şeyler öğrenmeye açık olun ve birbirinize bu konuda yardımcı olun.

    Cinselliği bir silah olarak kullanmayın

    Bazı çiftler, evlilikteki diğer sorunları çözmek için cinselliği bir silah gibi kullanırlar ki bu yöntem sorunların daha karmaşık bir hal almasına, büyümesine ve cinsel problemlerin oluşmasına sebep olur.

    Eşinizle konuşun

    Evlilikteki diğer sorunlarda olduğu gibi tatmin edici sağlıklı bir cinsel ilişki de karşılıklı komünikasyona bağlıdır. İlişkinizde karşılaştığınız sorunları bekletmeden ertelemeden çözmeye çalışın ki dönüşümlü olarak cinsel ilişkinizi de etkilemesin. İçinizde sizi kurcalayan sorunlar olduğu sürece romantik olmak çok zordur. Eşinizle konuşmaktan korkmayın. Sevdiklerinizi, sevmedikleriniz, isteklerinizi, duygularınız eşinizle paylaşın. Paylaşın ve birlikte öğrenin.

    Uzun ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolü nedir?

    Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle, hepsi olmasa bile, evliliklerden mitsel düzeyde beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu mitlerle uyuşmaz ise eşlerden biri veya her ikisi birden çok büyük hata yaptıklarını düşünebilirler.

    İyi bir evlilik romantik mi olmalıdır?

    Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları vardır. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissettikleri ve yine bütün çiftlerin aşkı hissetmedikleri zaman vardır. Ama bu sadece duygularda aşkı hissetmemek aşkın orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü ne de yeterli yeteneği vardır. Mutluluk kişinin kendi içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.

    Sadece sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi?

    Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Evlilik ince örülen bir oya işi gibidir. Bir gecelik bir iş değildir. İnce detayları vardır ve hassas olmak gerekir. Eşler tutarlı ve sürekli bir şekilde birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine hassas bir şekilde yaklaşırlarsa ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse işte o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelikte o zaman ortaya çıkar.

    Bir eş ne kadar zeki olursa olsun veya ne kadar güçlü kişisel özellikleri olursa olsun eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finanssal ihtiyaç ve beklentiler açık bir şekilde sözel olarak iletilmelidir. Eşin gerçekçi bir şekilde o ihtiyacı veya beklentiyi karşılayabilme gücü varsa bunu gerçekleştirebilmek için önce böyle bir ihtiyacın ve beklentinin varlığından haberdar olması gerekir.

    Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir?

    Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değildir. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları vardır. Bu farklılıklar bir eşin doğru diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez; sadece eşlerin birbirlerinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenmiş olacaklar. Önemli olan iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesidir.

    Bu bilgiler ışığında eğer eşler kendilerini iyi bir ilişkinin dinamikleri hakkında eğitmek için yeterince efor ve zaman harcarlarsa ve ilişkilerinde etkili ve doğru iletişim tekniklerini kullanırlarsa yıllarca sürecek sağlıklı ve doyurucu bir ilişki yaşama olasılıklarını ve şanslarını yükseltmiş olacaklardır.




  •  CİNSELLİK HAKKINDA BİLGİLER!!!


    Erkeklerde Cinsel Sorunlar
    Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar...

    1-Cinsel isteksizlik

    Erkekler cinsel isteksizlikleri için nadiren yardım ararlar. Ancak cinsel isteksizliğe ikincil olarak ortaya çıkan performans (becerememe) sıkıntısı ve sonucunda ortaya çıkan sertleşme sorunu için başvurmaları daha sık görülür. Bu sorun için başvurma nedeninin azlığının diğer bir nedeni, erkekler arasında yaygın olarak inanılan ve “gerçek bir erkeğin sekse her zaman hazır olması ve her koşulda seksi yapabilmesi” ile ilgili olan yanlış bir inanıştır. Fiziksel nedenlerin dışında bu sorun çoğunlukla eşle yaşanan evlilik sorunlarından ya da depresyondan kaynaklanmaktadır.

    2-Sertleşme sorunu-Ereksiyon sorunu: (Empotans)

    Cinsel ilişki için gerekli ve yeterli sertleşmeyi sağlayamama ve/veya sürdürememe olarak tanımlanır.

    Yaşla bu sorun artar ancak yaşlanmanın mutlak sonucu değildir. Sosyal, psikolojik ve bedensel yaşama ciddi olumsuz etkileri olabilir. Türkiye de 40 yaş üzeri erkeklerin %69’u bu sorunu kısmen ya da tamamen yaşamaktadır. Genel nüfusta bu oran %10-20 civarındadır.

    Risk faktörlerinin en önemli ve sık olanları:

    Yaşlanma

    Damar sertliği

    Şeker hastalığı

    Kalp, böbrek, Karaciğer hastalıkları

    Bazı ameliyatlar

    Omurilik yaralanmaları

    Uyuşturucu, alkol, sigara ve bazı tıbbi ilaçlar

    PSİKOLOJİK sorunlar: aşırı stress (özellikle işe bağlı), depresyon, kötü bir çocukluk dönemi, cinsel bilgisizlik, geçmişte yaşanmış cinsel taciz, genelev yada benzeri deneyimdeki başarısızlık, eş ile yaşanan uyumsuzluk olarak sıralanabilir.



    Sertleşme sorunum fizikselmi yoksa psikolojikmi?

    Sertleşme sorunu olan ve sorunun psikolojik olduğunu düşünen kişiler doktora başvurduğunda sorunun gerçekten psikolojik çıkma olasılığı yüksek.

    Uzun süreli bir hastalığınız, ilaç kullanım öykünüz yoksa sorununuz aniden başladıysa, sabah sertlikleriniz varsa sorununuz büyük olasılıkla psikolojik!!!!

    Ancak çoğu durumlarda ayırım yapmak oldukça güç

    Örnek: Toplumuzda ki yaygın kanının aksine şeker hastalığında cinsel sorunlar çoğunlukla hastalığın çok ileri dönemlerinde ortaya çıkar. Ama bazı erkeklerin bu olasılığı duymaları bile onlarda cinsel sorun yaratabilir. Bu şartlarda sorun psikolojik kabul edilir.

    Bir erkek her ortamda ilişkiye girmeli (havada, karada denizde), tanımadığı bir kadınla her ortamda bu işi yapmalı, seksi erkek adam başlatır. Erkek seksi hiçbir ortamda reddetmemeli. Bu gibi erkeğin beynine işlenmiş yanlış inanışlar, aslında erkek cinselliğinin en büyük düşmanıdır. Örneğin aşırı alkollüyken bir kez başarısız olmuş bir erkek için yukarıdaki yanlış inanışlar geçerli ise artık her ilişki erkekliğini sınamak için bir sınav haline dönüşür. Kişi artık cinselliğin çekiciliğinden çok bu işi nasıl yaptığına odaklanır ve sorunu devam eder gider.

    Benzer şekilde yaşlılığa yada fiziksel sorunlarına bağlı olarak sertliği biraz azalan erkek eğer kadını ancak çok sert (taş gibi) bir penisle tatmin edebileceğine inanıyorsa, bu inancın doğuracağı sıkıntı onun elindekini de kaybetmesine ve cinsellikten kaçmasına neden olabilir.

    3-Erken Boşalma:

    Bu sorunun tam tatmin edici bir tanımı yoktur; bazı yazarlar erkeğin eşini tatmin edemeden boşalmasını erken boşalma olarak kabul etmişken, çoğunluğu erken boşalmayı penisin henüz ilişkiye girmeden ya da girdikten hemen sonra boşalmasını erken boşalmanın tanımı olarak kabul etmektedir. Erkeklerin üçte biri erken boşalmaktadır ancak anlaşıldığı kadarıyla bunu sorun edenlerin sayısı oldukça azdır, çünkü toplumda daha az görülmesine rağmen bizlere başvuran erkeklerin çoğunluğu ereksiyon yani sertleşme sorunları yaşayanlardır.

    Bu sorunu yaşayanların öykülerinde çoğunlukla hızla ve suçlulukla yapılan mastürbasyon vardır.

    Eşin haklı olarak erken boşalmadan şikayetçi olması erkeğin stresini daha da arttırır ve sorun daha fazla sürer ve kısırlık, eşler arası evlilik sorunları gibi sorunlar yaşanır.

    Erken boşalma yaşayanlar çoğunlukla dikkatini başka yere verme, geciktirici krem kullanma gibi yöntemlere başvururlar ancak bu sorunu çoğunlukla çözmediği gibi, alınan zevki de büsbütün azaltmaktan başka bir işe yaramaz.

    Ön sevişme yapmak bu grup için durumu daha da ümitsiz hale getirir. Bu gruptakilerin eşleri çoğunlukla azalmış cinsel istek, orgazm sorunu gibi sorunlar yaşarlar.

    4-Geç boşalma:

    Nadir görülen bir sorundur. Bunun birkaç biçimi mevcuttur. Bir grup hasta her koşulda (mastürbasyon ve uyku dahil ) geç boşalır, diğer bir grup ilişkiye girer ancak mastürbasyonla boşalır. Üçüncü grup ise oldukça uzun bir ilişki süreci sonucu boşalır. Bu gruptaki erkeklerin çoğunluğu genel hayatlarında oldukça kontrollü yaşamaya çalışan özelliktedirler.

    5-Ağrılı boşalma:

    Çok nadir görülür fiziksel nedenlerin dışında sıkıntı ile bağlantılı olarak, o bölgenin kaslarının spazmından kaynaklanabilir.

    6-Cinsel fobi:

    Daha karmaşık ve çoğunlukla çocukluk dönemlerinden kaynaklanan sorunlara bağlı olabilir.




  •  CİNSELLİK HAKKINDA BİLGİLER!!!


    Bir değerlendirme yapılırken kadınların cinsel istek konusunda farklı konumlarda...

    1-Cinsel isteksizlik

    Cinsel terapi kliniklerinde batılı ülkelerde ilk sırayı alan bu şikayet ülkemizde ikinci sırada yer almaktadır. Kadın cinselliğinin ve tatmininin pek de fazla önemsenmediği ülkemizde bu durum çok şaşırtıcı görünmemektedir. Bir grup kadın doğal bir biçimde (spontan) olarak cinselliğe karşı ilgisizdir ancak eşleri tarafından uyarıldıklarında uyarılır ve orgazm olabilirler. Diğer bir grup ise hem cinselliği başlatmaya hem de eşleri tarafından uyarılmaya karşı ilgisizdirler.

    Bir değerlendirme yapılırken kadınların cinsel istek konusunda farklı konumlarda oldukları göz önüne alınmalıdır. Kimi kadınlar spontan sekse ilgi duymaz ve fantezileri yoktur, kimi ise daha isteklidir.

    Ergenlik çağından beri ilgisizlik yaşayan grupta çoğunlukla erken yaşlardaki olumsuz deneyimler en sık nedenler gibi görünürken , belli bir zaman sonra ortaya çıkan isteksizliklerin çoğunlukla eşle yaşanan cinsellik dışı ilişkileri ile yakından bağlantılı olduğu düşünülür. Evde bütün ipleri elinde tutan erkeğe karşı belki de kadının tek silahı yataktaki isteksizliği olabilir. Çocuk doğumundan sonra ve depresyonla birlikte de de bu soruna sık rastlanır.

    2-Yetersiz Cinsel Uyarılma:

    Vajinal ıslanma ve şişme gibi normal fizyolojik tepkilerin gerçekleşmemesi ile karakterizedir. Cinsel olarak heyecan genellikle yoktur. Bu duruma cinsel isteksizlikte genellikle rastlanmaz. Çocuk doğumunu takiben, ve menopozdan sonra da uyarıma vajinanın verdiği yanıt bozulabilir.

    3-Orgazm bozukluğu:

    Bir kadının orgazm ile ilgili beklentileri bu konunun anlaşılması için temeldir. Bir kadın orgazm olmadan da cinsel aktiviteden zevk alabilir. Ya da başka bir kadının orgazm olduğunun bile farkında olmayabilir, ancak farklı beklentiler ortaya çıktığında sorunlar yaşanmaya başlanır. Örneğin medyada bir gecede 10 kez orgazm olan bir kadınla ilgili bir haber bazı kadınların beklentilerinin o günden sonra artmasına ve sorunların başlamasına neden olabilir.

    Bazı kadınlar hiçbir şartta orgazm olamazken, bazıları cinsel ilişki ile orgazm olamayıp mastürbasyonla olabilirler.

    Primer orgazm (ergenlikten beri) sorununa oldukça sık rastlanır. Çoğunlukla cinsellikle ilgili bilgisizlik olumsuz aile tutumu gibi sorunlardan kaynaklanır. Sonradan ortaya çıkan orgazm sorunları genellikle eşle cinsellik dışı ilişkinin olumsuzluğundan kaynaklanabilir.

    4-Vajinismus (kadın cinsel organının kasılması ve girişe izin vermemesi):

    Ülkemizde cinsel sorunla başvuran kadınların en büyük grubunu oluşturmaktadır. Bu sorunda cinsel birleşme ya imkansızdır ya da kasların spazmına bağlı olarak oldukça ağrılıdır. Spazm (aşırı kasılma) kadının kontrol edemeyeceği biçimde ağrılıdır. Bir çok kadın bu durumu ilişkiye başladıkları ilk birkaç seferde orta şiddette yaşar ancak çoğunluk ilişkiye izin vermeyecek biçimde ağırdır. Bu durum çoğunlukla primer yani ilk deneyimde başlar. İkincil olan yani sonradan ortaya çıkanlar doğum sonrası yırtıklar ya da enfeksiyonlara bağlı olarak nadiren başlayabilir.

    Vajinusmuslu vakaların çoğunda vajinal girişe karşı aşırı bir korku vardır. Genellikle çoğu vaka vajinasının erkek organının girişine müsaade etmeyecek kadar küçük olduğunu hatta imkansız olduğunu düşünür. Çoğu arkadaştan teyzeden ya da başka kaynaklardan çeşitli öyküler duymuşlardır bunların en yaygın olanları, bazı çiftlerin kanlar içinde acile başvurmaları ya da kenetlenerek battaniyelerle acil servislere başvurmaları gibi gerçekdışı öykülerdir. Sebep nadiren sert yırtılmamış bir kızlık zarı olabilir. Giriş dışındaki cinsel aktivitelerden çoğunluk oldukça zevk alır ve çoğu ön sevişmeyle orgazm olabilir. Kadının korkularını bir süre sonra eşide paylaşmaya başlar ve eştede isteksizlik ya da ereksiyon sorunları yaşanabilir. Kliniğimize başvuranlar arasında 14 yıllık evli olup vajinusmus nedeniyle birleşememiş çiftlere bile rastlanmaktadır.

    Terapiye yanıt çoğunlukla oldukça iyidir.

    5-Ağrılı cinsel birleşme:

    Hafif ya da orta derecede vajinusmus, uyarılma eksikliği,kist ve enfeksiyonlara bağlı ortaya çıkabilir. Organik nedene bağlı olanlar genellikle derin girişlerden kaynaklanırken , diğerleri çoğunlukla uyarılamamaya bağlı vajinal kuruluk, ve genişleme olmamasından kaynaklanır. Bu sorunu olanların bir kadın doğum uzmanı tarafından öncelikle değerlendirilmesi gerekir.

    Cinsel fobiler: İzole olarak nadiren görülen bir sorundur. Çoğunlukla isteksizlik, ya da uyarılma sorunu ile beraber görülür. Fobi, meniye, penise, ya da ön sevişmeye karşı olabilir.

    Cinsel fobiler, erken yaşlarda yaşanan kötü deneyim, tecavüz, enseste bağlı oluşmuş olabilir.




  • Erken boalmanın tıbbi bir çözümü var mı yoksa olayı büsbütün kabul etmek mi lazım???
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Ottoman_Boy

    Erken boalmanın tıbbi bir çözümü var mı yoksa olayı büsbütün kabul etmek mi lazım???



    sertleşmenin de boşalmanın da çözümü var!!

    hayatta hiçbirşeyi kabul etmek zorunda değiliz!!
  • Cinsel sorunlar ve ruh sağlığı arasında nasıl bir bağlantı vardır?
    Sorunların giderilmesi açısından ruhsal sorunlar ile cinsel davranış bozuklukları arasındaki ilişkinin iyi kavranması çok önemlidir.

    Ruhsal bakımdan sağlıklı bulunan kimselerde cinsel sorunlar görülebildiği gibi, bu sorunların birtakım psikiyatrik bozukluklar eşliğinde ortaya çıktığı da olur. Sorunların giderilmesi açısından ruhsal sorunlar ile cinsel davranış bozuklukları arasındaki ilişkinin iyi kavranması çok önemlidir. Çünkü benzer psikiyatrik belirtiler gösteren kimselerin birbirinden çok farklı cinsel tutumlar içinde bulundukları gözlenmiştir.

    Üstelik çeşitli psikiyatrik sorunların tedavi yöntemleri farklıdır. Bu nedenlerden ötürü, cinsel terapi uzmanının aynı zamanda psikiyatrik sorunların tanısı ve tedavisi konularında da beceri sahibi olması önemlidir. Özellikle endişe ile cinsel sorunlar arasındaki ilişkinin doğru saptanması gerekir. Herhangi bir psikiyatrik sorun yüzünden zeten endişe yaşamakta olan ve bunun bir yan etkisi olarak cinsel işlevleri bozulan bir kimsenin durumu cinsel sorunlar yüzünden endişelenen kimsenin durumundan farklıdır. Eşlerden biri psikozda ise; çifte cinsel terapi uygulamak, psikiyatrik sorunun büyüyerek tehlikeli bir hal almasına yol açabilir.

    Cinsel sorunlara genellikle eşlik eden ruhsal hastalıklar; ruhsal çöküntüler ve duygusal bozukluklar, nevroz ve kişilik sorunları, şizofrenidir. Ruhsal çöküntü (depresyon) bunların başında gelir. Bu, cinsel işlevlerinde bir aksamadan ötürü tedaviye başvuran kişilerin büyük çoğunluğunda görülen bir durumdur.

    Ruhsal çöküntü; bireyin libidosunu etkiler ve cinsel isteğini azaltır. Sonuç olarak erotik heyecanlanma güçleşir ve böylece erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda orgazm güçlüğüne yol açmış olur. Özellikle çöküntü içindeki erkeklerde penisin sertleşmesi güçleşir. Hastanın bu durumdayken doğrudan cinsel terapiye alınması olanaksızdır.

    İlk olarak ilaç ve psikoterapi yoluyla ruhsal çöküntünün giderilmesine çalışılır. Psikanalizci ruhbilimciler ruhsal çöküntüyü "bir sevgi nesnesinin yitirilmesine gösterilen bir çeşit ilkel yas tutma" olarak tanımlar. Öte yandan daha bedensel yönelimli uzmanlar bu sorunu kimyasal bir bakış açısından değerlendirerek bunun kalıtım yoluyla aktarılan ve beyin metabolizmasını ilgilendiren psikosomatik bir durum olduğunu ileri sürmektedir. Tedavide hastalığın hem kimyasal hem de ruhsal belirleyicilerinden yola çıkmanın en iyi sonuç verdiği bilinmektedir.
    Nevroz türü ruhsal bozuklukların normal davranışlardan farklılığını saptamak güçtür. Çünkü psikoz türünden ruhsal hastalıklardan farklı olarak nevrozlu kimsenin gerçekle bağları kopmamıştır.

    Oldukça akılcı biçimde davranır, yargı ve fikirleri tuhaf değildir, kişiliğinde herhangi bir çözülme gözlenemez. Bu kimseler, bilinçaltlarından kaynaklanan çelişkiler yüzünden gerçekçi olmayan, yıkıcı birtakım davranışlara yönelir. Saplantı biçiminde düşünceler, sürekli el yıkama, aşırı ölçüde temizlik yapma gibi davranışlar, herhangi bir bedensel nedeni olmayan histerik belirtiler, nevroz durumunun özellikleridir. Kişilik sorunu olan kimseler ise benzer belirtiler göstermeyip, başkaları ile olan ilişkilerinde çarpık, yıkıcı davranışlara yönelirler. Anti-sosyallik, aşırı duygusallık, kuşkuculuk, ani duygusal patlamalar, kişilik sorununun çeşitli görünümleridir. Eskiden çoğu ruhbilimciler cinsel sorunları tümüyle nevroz sınıflandırmasına dahil etmekteydi.

    Penisi sertleşmeyen erkek, orgazma ulaşamayan kadın, eşcinsel ya da kırbaçlı türden fantazileri olan bir kimse, hem kendi çevresinde hem de psikiyatrist tarafından nevrozlu bir hasta olarak görülürdü. Oysa bu anlayış değişmiştir. Cinsel sorunları olan bazı inszanlarda, bu sorunun kişinin ruhsal derinliklerinde yatan duygusal sorunlarının belirtisi olduğuna rastlandığı gibi, bazı hastaların cinsel sorunlarının herhangi bir nevrozdan ya da kişilik sorunundan kaynaklanmadığı da gözlenmektedir. Hatta öyle nevrozlu hastalar vardır ki son derece normal bir cinsel yaşam sürdürürler. Bununla birlikte, psikanaliz okulunun nevroz açıklamasında kullandığı bilinçaltı kökenli davranışlar, çelişkiler, bastırma gibi terimler bugünkü uygulamada cinsel sorunların tedavisinde büyük ölçüde yararlanılan kavram ve araçlardır.

    Cinsel birleşmede bulunup boşalma yaşadığı an bedensel bir zarar göreceği inancı ve korkusuyla yaşamakta olan bir erkeğin iktidarsızlık sorunu ancak bu bilinçaltı olgu açığa çıktığında anlaşılabilir. Gerçekte bu bedensel zarar görme kaygısına pek çok cinsel sorunun kökeninde rastlanır. Bu gibi sorunlu kimseler çocuksu korkularını eşlerine de aşılayabilirler. Sevdikleri tarafından denetim altına alınacaklarına ya da terk edilerek büyük acılara maruz kalacaklarına ilişkin bilinçaltı korkular besleyen kimselere cinsel sorunlular arasında oldukça sık rastlanır.

    Nevrozlu hastalar cinsel coşkulanma durumunda büyük endişe yaşayabilirler. Çoğu kez karşılaştıkları çelişkiyi yenmek için erotik uyarımlardan kaçmak ya da bu uyarımların önüne geçmek için birtakım özürler bulurlar. Bu gibi durumlarda tedavi stratejisi, hastaya erotik bağlam içinde yaşadığı endişeye karşı koyabilmesi için bir takım araçlar kazandırarak bu sırada onun erotik uyarımlara karşı ortaya çıkardığı özürleri yavaş yavaş ortadan kaldırmaktır.

    Cinsel terapide çiftlerden biri ya da her ikisi koyu bir nevroz içindeyse durum oldukça güçleşir. Çünkü terapi, çiftlerin kendilerini tedaviye ne ölçüde hazır hissettiklerine bağlıdır. Nevroz varlığında hem tedavinin süresi uzayabilir, hem de sonuçtan kesinlikle güvenli olunamaz. Çocuklukta takılmış, ruhsal çöküntülü ve nevrozlu bir erkeğin erken boşalma sorununu tedavi ettirdikten sonra boşalma tepkisi konusunda tam bir denetim kazandığı görülmüştür. Buna benzer biçimde orgazma ulaşamayan bir kadın bu güçlüğü yenerek orgazm yaşayabilir. Fakat yine de eksikliğini hissettiği ruhsal huzuru bulamamış olabilir. Cinsel terapi, söz konusu cinsel çelişkiyi çözüme kavuşturarak hastanın cinsellik karşısında duyduğu endişeye karşı bir savunma geliştirerek sadece cinsel sorunu halledebilir. Çoğu örneklerde görüldüğü gibi hasta, mutlu bir cinsel yaşama kavuşmasına karşın temeldeki nevrozunun sıkıntısını yaşamaya devam eder. Bazen de nevrozlu kimsenin gördüğü cinsel tedavi, söz konusu cinsel sorununun ötesinde bir yarar sağlar.

    Cinsel sorunu çevreleyen endişeden kurtulmanın yol açtığı rahatlık, hastanın ruhsal bütünlüğü üstünde etki yaparak tam bir iyileşme sonucunu doğurur. Şizofreni tanısı taşıyan kimselerin genellikle cinsel bakımdan sorunlu oldukları sanılır. Oysa cinsel işlevleri tamamıyla yerinde olan pek çok şizofren vardır. Öte yandan şizofreni ile cinsel sorunlar arasındaki ilişki oldukça karmaşıktır. Şizofren bir kimsenin cinsel sorunları bedensel cinsel işlevlerden çok, bu kimsenin eşiyle ve dış dünyayla olan ilişkisindeki bozukluktan kaynaklanmaktadır.




  •  CİNSELLİK HAKKINDA BİLGİLER!!!



    Erken boşalma her ne kadar bir cinsel problem veya yetersizlik gibi görülse de bir problem olmayıp bir cinsel uyumsuzluktur

    Cinsel ilişkide en önemli şey uyumdur. Bu yüzden de gerçek anlamda ortada bir erken boşalma sorunu olmayıp erkeğin kadının orgazmından önce veya ona ruhen yetecek kadar beraber olamadan boşalması bir cinsel uyumsuzluk ortaya çıkaracaktır.

    # O halde erken boşalma diye adlandırılan sıkıntı bir cinsel yetersizlik değil, sadece çözülmesi gereken bir sorundur,ve çözümü de basittir.

    Bir partneriniz sizinle kurduğu ilişkide siz boşalmadan orgazma ulaşabilir,diğeri ise daha geç orgazm oluyordur ve siz ondan önce boşalabilirsiniz. Bu durumda kime veya neye göre erken boşalıyorsunuz . Böyle olunca bu tamamen karşı tarafla uyum sorunu olup bir yetersizlik değildir, ama var olan uyumsuzluğu da ortadan kaldırmak gerekir.

    Tabi ki bu konuda yapılan çalışmalar ve istatistikler vardır ve ortalamalar alınarak çıkarılan sonuçlar genel değerler olarak kabul edilebilinir.

    Buna göre;

    -Penis vajina ya girmeden önce boşalma olursa ileri derecede erken boşalma

    -penis vajina da iken 1 dakika veya daha altı zamanda boşalma orta derece erken boşalma

    -penis vajinada iken 1 ila beş dakika arası boşalma erken boşalma olarak kabul edilebilinir.

    Bu koşullar altında normal ilişki süresini penis vajinada iken 5 dakika ve üstü olarak kabul ediyoruz ,ideali 5 ila 15 dakika arasıdır ama bu dediğimiz gibi çiftlere bağlı,siz erken boşalabilirsiniz veya partneriniz geç boşalabilir bu bir uyum sorunudur.

    Erken boşalmanın nedenleri ne olabilir;

    -yaptığımız çalışmalar sonucu en yaygın olarak rastlanılan konu gençlik çağlarında yapılan masturbasyonlardır ,yakalanılma korkusu ve aşırı heyecan ile yapılan bu masturbasyonlar da en önemli şey bir an önce boşalıp o hazzı yakalamak ve yakalanmamaktı.

    -ve erken boşalmanın önemli olduğunun kabul edildiği bazı gençlik yılları da vardır,bu yıllarda tıpkı uzağa işemek,organ büyüklüğü yarışması yada ilk orgazma ulaşan kişiyi bulmak için masturbasyon yarışmaları yapılırdı,ve bu yarışmayı kazanan kişi kahraman,imrenilen kişi olurdu.

    -gençlik yıllarında ,sık sık,birden fazla orgazm olup sertleşme sağlanıldığından boşalmanın geciktirilmesi akla bile gelmemiştir,ve amaç sadece en erken şekilde boşalıp rahatlamaktır.

    -cinsel açıdan ailevi baskı altında yetişmiş veya diğer faktörler neticesi evlilik öncesi ilişki yaşayamamış veya masturbasyon yapamamış kişilerdeki aşırı duygu birikimine bağlı erken boşalma görülebilir.

    -partnere aşırı ilgi ,bağlılık ve sevgi heyecanı arttırıp erken boşalmaya neden olabilir.

    -uzun süren cinsel perhizler sonrası kurulan ilişkilerde de erken boşalma görülebilir.

    -para karşılığı kurulan ilişkilerde tıpkı masturbasyon gibi yalnız olarak tek taraflı hazza yönelik duygular içerdiğinden orgazm zamanlaması gibi bir sorun ortada yoktur,gene amaç boşalıp rahatlamaktır.

    Uyumsuzluk olaya seksüel paylaşım gerektiren,önem verilen başka bir kişi katılınca ortaya çıkmakta ve o zaman anlaşılmaktadır.

    Erken boşalma cinsel sıkıntılar içinde en kolay çözüme ulaştırdığımız ve başarı olduğumuz konu olup gerekli olan kişinin önerileri düzenli uygulaması ve terapi aldığı hekimi ile uyumlu çalışmasıdır.

    Çözümde verdiğimiz cinsel eğitim ve öneriler bir çok kişinin aslında bilebildiği veya bilinçsizce yaptığı şeyler olup burada önemli olan belirli bir düzen ve sürede uygulanmasıdır.

    Boşalmayı kontrol etmek tıpkı bisiklete binmek gibidir ,öğrenene kadar sıkıntı çekebilirsiniz ama bir kez öğrendiniz mi bir daha unutmazsınız ,çok uzun ara verip tekrar bindiğiniz zaman başlangıçta belki kısa bir süre yalpalar ama tekrar eski halinize dönersiniz.

    Boşalma bir ateşleme mekanizması olup başladığı zaman hiç kimse hiçbir yolla onu bastıramaz,geciktiremez,denetim altında tutamaz.

    Yapmamız gereken şey ateşlenme noktasına gelmeden sistemi yavaşlatmak ,durdurmak veya kontrol altına almaktır.

    Cinsellikte en önemli şeyin uyum olduğunu söylemiştik,orgazm zamanlaması da (gerek erkeğin erken orgazmı,gerekse kadının geç orgazmı) temelde çiftlerin karşılıklı olarak düzeltmeleriyle ilgili bir konudur.

    Nasıl ki erkeğin yaklaşımı ve sevecenliği ve de tavrı ile kadın orgazmı öne alınabilinirse, kadının yardımıyla,eşlerin her ikisi de isterse,pratik olarak her erkeğin orgazmının geciktirilebilineceği bilinmelidir.

    Kadın ve erkeğin ilişki sürelerini uzatmak için bir çok yol ve yöntem mevcuttur.

    Erkeğin erken boşalmasını engellemek için çeşitli yöntemler uygulanmaktadır.Genelde kişiler önce bunları kendileri denemekte başarılı olamayınca hayal kırıklığına uğramakta ,panik olmaktadırlar,bu sorunun çözümü bir uzmandan destek almaktır. Hatta bu hayal kırıklıkları giderek bir sertleşme sorunu halinide almaktadır.Erken boşalan kişi, partnerine yeterli olamamanın sıkıntısı ile seksten uzaklaşmakta ve sertleşmede sorun yaşayabilmektedir.Evlilikler yıkılmakta ,ciddi psikiyatrik sıkıntılar yaşanmaktadır.Çözümü çok çok basit olan böyle bir olay için tedaviye gitmemek , ertelemek veya utanıp sıkılmak, cinsel hayata küsüp hayatımızı ,yaşam kalitemizi düşürmenin hiç bir anlamı yoktur.

    Sistemli bir uygulama, eşler arası ve doktorunuz veya seks terapistiniz ile uyumlu çalışma gereklidir ve eğer düzenli uygulanırsa çok kısa sürede bu sorun ortadan kalmaktadır.

    Biz bu konuda profesyonel destek almanızı ,bir seks terapi merkezine kendiniz veya eşinizle beraber baş vurarak bu sorunu daha kısa sürede çözmenizi öneririz.

    Bu konu bir gerçektir ve bundan utanılmaz.Ve hergün bu konu ile ilgili bir çok kişi bizi aramakta ve gelmektedir. Hepside sorunun çözümünü sağlayıp huzur güven ve mutlulukla sağlıklı bir cinsel yaşantıya kavuşmaktadırlar.

    Sağlık merkezimizde oluşturduğumuz seksüel terapi grubumuz (ben,psikiyatri uzmanı,üroloji uzmanı ve psikoloğumuz) ve bu sorunu kesinlikle üç-dört seansta çözmekteyiz.




  • quote:

    Sağlık merkezimizde oluşturduğumuz seksüel terapi grubumuz (ben,psikiyatri uzmanı,üroloji uzmanı ve psikoloğumuz) ve bu sorunu kesinlikle üç-dört seansta çözmekteyiz


    efulim kim olduğunu da yazsaydın..belki gitmek isteyen vardır..

    kim bu yazıyı yazan haydar dümen mi? yoksa başkasımı?
  • quote:

    Orjinalden alıntı: nofrost

    quote:

    Sağlık merkezimizde oluşturduğumuz seksüel terapi grubumuz (ben,psikiyatri uzmanı,üroloji uzmanı ve psikoloğumuz) ve bu sorunu kesinlikle üç-dört seansta çözmekteyiz


    efulim kim olduğunu da yazsaydın..belki gitmek isteyen vardır..

    kim bu yazıyı yazan haydar dümen mi? yoksa başkasımı?



    reklam olmasın diye hastane ismi vermedim
    ama pm atabilirm




  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.