|
Büyük zatlardan olan İbrahim bin Ethem Hazretlerine ziyaretin gelenler ondan nasihat isteyince buyurdular ki; İnsanlar dünya işleriyle meşgul olurken siz ahiret işleriyle meşgul olunuz; gayeniz dünya olmasın. Gayesi dünya olanların ibadetleri çok olsa da sevabı azdır veya hiç yoktur. Kalbinde dünya sevgisi olanın ibadetleri ihlâslı olmaz; içindeki riya, kibir, ucub ve haset gibi kötü şeylerden uzaklaşamaz. Bunlar da ibadetlerini geçersiz kılar. Kalbinde dünya sevgisi olmayanın ibadetleri ise Allahü Teâlâ için olduğundan az da olsa kıymetlidir. İnsanların beğenmeleri ve takdir etmeleri için yapılmadığından ecri ve sevabı da büyük olur. İnsanlar dış taraflarını güzelleştirmek için çaba harcarken siz içinizle uğraşınız. Önemli olan kalbin temizliğidir. Böyle temiz kalplere Rabbimizin sevgisi dolar. Bir kap boşaltılınca içine hemen hava dolduğu gibi bu kalpler de nazargâh-ı ilâhî olur ve şeytanlar onlara yaklaşamaz. İnsanlar köşklerini, evlerini mamur etmeye çalışırlar. Bir gün bile bu dünya evlerinde kalabileceğimiz belli değilken dünyadaki evimize bu kadar önem veriyoruz; kıyamete kadar içinde kalmaya mecbur olduğumuz kabrimizi ise ihmal ediyoruz. Dünyadaki evimizde rahat değilsek değiştirme imkânımız vardır; fakat kabrimizi beğenmezsek değiştiremeyiz. İnsan ne garip varlıktır ki bırakıp gideceği muhakkak olan yere bu kadar önem veriyor, gidip kalacağı muhakkak olan yeri ise hesaba bile katmıyor. Kazandığı paraya seviniyor, ömrünün azaldığına üzülmüyor. Ömür bittikten sonra servetin ne kıymeti vardır? İnsanların çoğu başkalarının ayıplarını araştırırlar; siz kendi ayıplarınızla meşgul olun. Başkalarının kusurlarını araştırmak çok büyük günahtır; aynı zamanda içinde kul hakkı da vardır. Kıyamet günü sevaplarımızın elimizden alınmasına sebep olabilir. İnsanın iki gözü vardır fakat gördüğü nokta birdir. Başkalarının ayıplarını araştıran kişi kendi ayıplarını göremez ve onlardan kurtulmaya da çalışamaz. Neticede sıkıntıya girer ve büyük zararlara uğrar. İnsanların çoğu insanların takdirini kazanmaya çalışırlar; siz Rabbinizin rızasını kazanmaya çalışınız. Hanım evliyalardan Rabia-i Adeviyye Hazretleri münâcatında şöyle dua eder: “Allah’ım! Seninle aram iyi olsa, bu bana kafidir. Varsın bütün insanlarla aram açık olsun. Senin sevgini elde edebilirsem başka bir şey istemem.” Çünkü toprağın üstünde her şey toprak olmaya mahkûmdur. Bütün kâinatı yoktan var eden, dilediği anda da yok etmeye muktedir olan Rabbimizin rızasını elde edebilirsek en büyük nimete kavuşmuş oluruz. Bundan daha büyük bahtiyarlık olmaz. Akıllı insan işini hep kesin olana göre yapar. Zamanımızda dünyaya yönelme eğiliminde hızlı bir artış görülmektedir. İnsanların büyük çoğunluğu mânâyı bir tarafa bırakıp madde için, yani dünyalık şeyler için yaşamakta ve bu uğurda ölmektedir. Mânâyı ve maneviyatı terk etmeyenlerin ilgisi ise çoğu zaman şekli ve sathî boyutta kalmaktadır. Birçok kimse dünya menfaatlerini ele geçirmek için çok ince düşünüp çalışıyor; fakat sonsuz bir saadet veya felaket karşısında bulunduklarına önem vermiyorlar. Yarına çıkacaklarına garantileri olmamasına rağmen 15–20 sene sonrasının planlarını yapıyorlar. Bu akıllıca bir iş değildir; kârlı bir yatırım da değildir. Dünya işlerinde tedbir emredildi; ahiret işlerinde tevekkül emredildi. Ahiret işlerinde tevekkül olmaz; burada çalışmak emrolunmuştur. Burada Allah Teâlâ’nın azabından korkmak ve merhametinden ümitli olmak lazımdır. İslamiyet, uymamız emredilenlerdir. Hâl böyleyken tersine davranılıyor: Ahiret işlerinde tevekkül ediliyor, dünya işlerinde tevekkül edilmiyor. Örneğin insan dinimizin emir ve yasakları karşısında “Allah affeder” diyor fakat dünya işlerinde kılı kırk yarıyor. Bu akıllılık mıdır, ahmaklık mıdır? Allahü Teâlâ, dünya işlerinin çoğunu insanların kendi gayretine bıraktı; buna karşılık dünya ve ahirette kendileri için faydalı olacak vazifeler yükledi. Bunları bildirmek için peygamberler ve onların vârisleri olan âlimler gönderdi. İnsan dünyaya gönderilmesinin sebebini, dünyadaki hayat mücadelesini ve yaşama kurallarını bilmezse yahut bilip de onlara göre hareket etmezse elbette zararı kendine olacaktır. Bunları yerine getirip getirmemenin Cenab-ı Hakk’a bir faydası veya zararı olmaz. Dinin kurallarını, yani emir ve yasaklarını yerine getirmede eksiği kusuru varsa hiç olmazsa kabahatini bilip saygıda kusur etmemelidir; eksikliği kendinde aramalıdır. Peygamber Efendimize “İslamiyet nedir?” diye sorulunca şu cevabı vermiştir: “Allahü Teâlâ’nın emirlerine tazim ve hürmet, mahluklara ise şefkattir.” Yapmasa bile dinin emirlerine inanan ve Muhammed aleyhisselamın hayatını doğru yazılmış kitaplardan öğrenen akıllı bir kimse İslam’a ve Peygamber Efendimizin güzel huylarına, başarılarına âşık olur. Resulullah Efendimizin güzel hayatını, İslam dininin emir ve yasaklarındaki incelikleri ve faydaları öğrenen her akıl ve insaf sahibi insanın ona hemen iman etmesi ve ona bağlanması aklın ve mantığın gereğidir. İnanmamak akılsızlık olur. Çünkü inanan ve inandığı gibi yaşayan her zaman kârdadır; zararda olma ihtimali yoktur |
|
_____________________________
|




Yeni Kayıt

Konudaki Resimler






