;
Şimdi Ara

Ve Yeni Dünya Şekillenirken...

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
2
Cevap
0
Favori
85
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Ne zamandı ölümün vakti? Hangi vakit doğruydu ölmek için? Zamanı geldiğinde gelmeyen ölüm, yarın yapılacak o kadar şey varken kapıya dayandı ve hiçbir insanoğlu önlem alamadı ona karşı. Çaresiz sonu bekliyorlardı. Dünya nefesini tutmuş, son nefesini vermeden önce sevdiklerini arıyor , kimileri aşkını ilan ediyor, kimileri yaptıklarından özür diliyordu. Artık hiçbir şeyin değeri kalmamıştı insanların gözünde: Ne paranın, ne malıni ne mülkün... Sadece normal bir sabahtı istedikleri.
    İlk defa dünya bulutsuzdu. Evet bulutsuz. Havada tek bir bulut dahi yoktu ama göz gözü görmüyordu. Her yer tozla kaplanmıştı sanki. Hiçbir balık avlanamaz olmuşken,hayvanlar birbirlerini parçalamaya çalışıyorlardı. Kimileri yamaçlardan atlıyor, kimileri boğulmak veya yem olmak için denize koşuyordu.
    İşte bütün bunlar olurken Everest sakindi.Orada herşey o kadar ufak gözüküyordu ki.Dünyanın yok oluşu an be an görülüyordu.Son vakitlerini bu dağın başında geçirmek için çıkan David biran da patlama sesiyle yere düşmüştü. O da biliyordu öleceğini ama o hayata en büyük küfrü karşısında yayılan kara dumanları izlerken içtiği viskiyle ediyordu. Dumanların altından gelen lavların sıcaklığını kirpiklerinde hissetmeye başlamıştı bile. Kaçınılmaz sonun vaktini o da biliyordu ve tam istediği zamanda ulaşmıştı zirveye. İlk başta ağladı ama içtikçe gülmeye başladı. Telefondan açtığı parçalarla dans ediyordu elinde viski şişesiyle; sanki tanrıyla alay ediyordu. Sanki tüm evrene s.kimde bile değilsin diyordu. Gülüyordu,avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Anlamlandıramadığı şekilde eğleniyor, çok saçma hareketler yaptığını görüp daha çok gülüyordu. Sonra, sonra durdu. Ailesini zaten kaybetmişti. Ne bir akrabası ne bir arkadaşı kalmıştı onlardan sonra. Onların ölümünden kendini sorumlu hissediyordu ve bu ölüm onun için kurtuluştu. Bilgisayarından tüm dünyayı izliyordu. Birçok şehir alev olmuş, kimi insanlar çaresizce kaçmaya çalışıyor kimileri acımasız sonu beklerken ölümü bekliyordu. Çoğu ise çoktan ölmüştü. David çantadan karısının ve 8 yaşındaki oğlunun fotoğrafını çıkardı. İkisini de öptü. Gözünden 2 damla yaş süzülürken içten bir soğukluk hissetmeye başladı. Çerçeveyi göğsüne bastırıp dizlerinin üzerine çöktü. Hıçkırarak ağlamaya başladı. O kadar içten bağırdı ki, sanki dünyada son kalan son kişi olduğunu biliyordu. Elleri titrerken uzanmaya çalıştı tabancasına. 6'lı bir sig saurer. Küçük bir tabanca almıştı bu anı planlayarak. Onu bile zor taşıyordu. Biliyordu çünkü cesaret edemeyebilirdi. Kapattı emniyetini. Ağlamamaya çalışıyordu. Güçlü olmalıydı. Karısı ve çocukları onu bekliyordu. Karşısında tahtadan yapılma bir isa heykeli vardı. Önünde çerçeve, karşısında isa, aşağıda seslerini duyduğu lavlar ve iki eliyle zar zor titretmeden durdurabildiği tabancayı kafasına dayamıştı. Parmağını tetiğe götürse duasını bitirmeden vurabilirdi kendisini. Yüzünü gökyüzüne çevirdi. Ağlamayı kesti ama hala yanaklarından son damlalar süzülüyordu. Üzerindeki ceket dahi yakıyordu. Çok sıcaktı ortam. Korkunç patlamaların ardı arkası kesilmiyordu. Gözlerini kapattı ve tetiğe basmadan önce son sözlerini sanki o duyacakmışcasına içten söyledi: Seni seviyorum Emma...



    _____________________________
  • Alkol kötülüklerin anasıdır.İnançsızlarıda sevmem
    _____________________________

    Jim Carrey Fan Club
    Sessizce gitmek en iyisi
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
    
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.