Şimdi Ara

Şiirler,güzel sözler (132. sayfa)

Bu Konudaki Kullanıcılar:
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
5.334
Cevap
42
Favori
634.022
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
1 oy
Giriş
Mesaj
  • Efendim

    I

    Boynuna bir ip at
    Kölen diye yollardan gezdir beni

    II

    Gözlerini süzüyorsun
    Bir balık gibi akıyorsun kaldırımlarda
    Bir daha yüreğini kaparsan bana
    'Bu yaprağı parampaça yaparım'
    Çiçekleri sarı yapraklar ve bir ocak ayı
    Ağız ağıza sin ve cim harfleri
    Ateş kararıyor, bu içimin alevleri
    Acı çekiyorum elimden alınmışsın gibi
    Bir mektup hikayemiz olacak
    Baştan başa notalar bülbül ağızları
    Dik kafalı bir baş görüyorlar
    Başını eğmiş dalların yaprağında
    Zayıf bir çocuk yüzü, gülümsüyor
    Dikkatle bak, korku dolu bakışları
    O boğulurken gülücükler
    Saçılıyor
    Ölüm bir kuş kaldırıyor mezarlıktan
    Ak kanatları, hayat yok oluyor
    Çıkıp geliyorsun
    Kor gibisin, bir kar gibisin
    Soruyorsun: Zarifoğlu bana dargın mısın
    Yoksa uyardılar mı seni sevdamızdan
    'Yaşamak' bir perde gibi kalkıyor aramızdan
    Zamansız mekansız bir tünel başındayız şimdi
    O mavi gözleri görmüş olmalıyım
    Bir ikindi vakti kaskatı ellerimin altında
    Uçuşlu saçlar bukleler
    Üstünde uyuyan eller
    Sevgim uzanıyor
    Soluk soluğa uyandırıyor menekşeleri
    Görüyorum kıpırdanışlarını
    Uykunda gül açan yanaklarını


    Cahit Zarifoğlu
    _____________________________

    Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
    Mevlanam
  • Anladin Mi?

    Hicran destanini kendinden oku,
    Mecnun'dan duyup da rivayet etme.
    Aşkin Leyla'sini gördünse söyle.
    Söz temsili bulup hikayet etme.

    Yüz bin Leyla dogar alemde her gün,
    Senin aradigin zevk, sefa dügün.
    Tutacagin işi önceden düşün;
    Daha ilk adimda nedamet etme.

    Sevdanin oduna pek güvenilmez,
    Tutuşurşan eger kolay sönülmez.
    Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
    Canina kiymazsan seyahat etme.

    Iyi bak kabina, olmasin delik,
    Boşuna taşirsin ,gider gündelik.
    Aninda olmali, ettigin iyilik,
    Alem duysun diye, inayet etme.

    Kabe'den maksadin varmaktir yara,
    Kör gibi tapinma, kara duvara,
    Hizir'i ararsan kendinde ara,
    Bulamadim gibi rezalet etme.

    Muhabbet herkesin aklini çelmez,
    Gönül viranesi kolay düzelmez.
    Alemden çekinme bir zarar gelmez,
    Sen kendi kendine hiyanet etme.

    Şen şatir gönlüne hicran dolmasin,
    Gençligin gülşeni gamla solmasin.
    Neyzen gibi aklin yarda olmasin,
    Özründen çok büyük kabahat etme.


    Neyzen Tevfik
    _____________________________

    Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
    Mevlanam
  • Uçun Kuşlar

    Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere
    Şimdi dağlarında mor sümbül vardır
    Ormanlar koynunda bir serin dere
    Dikenler içinde sarı gül vardır

    O çay ağır akar, yorgun mu bilmem
    Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem
    Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem
    Yüce dağ başında siyah tül vardır

    Orda geçti benim güzel günlerim
    O demleri anıp bugün inlerim
    Destan-ı ömrümü okur dinlerim
    İçimde oralı bir bülbül vardır

    Uçun kuşlar uçun, burda vefa yok
    Öyle akarsular, öyle hava yok
    Feryadıma karşı aks-i sada yok
    Bu yangın yerinde soğuk kül vardır

    Hey Rıza kederin başından aşkın
    Bitip tükenmiyor elem-i aşkın
    Sende derya gibi daima taşkın
    Daima çalkanır bir gönül vardır


    Rıza Tevfik Bölükbaşı
    _____________________________

    Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
    Mevlanam
  • Gözlerin

    Ruhumda gizli bir emel mi arar
    Gözlerime bakıp dalan gözlerin
    Aklıma gelmedik bilmece sorar
    Beni hülyalara salan gözlerin

    Nigahın gönlümü -ey peri- peyker
    Leyal-i hasretin hüznünü döker
    Karanlıklar gibi yıkılır, çöker
    İçimde yer edip kalan gözlerin

    Huzurunda bazan benliğim erir
    Tavrın hulusumdan şüphe gösterir
    Bazan da ne olmaz ümitler verir
    Sabr-u kararımı alan gözlerin

    Gamzende zahir ey ömrümün varı
    Füsun-ı hüsnünün bütün esrarı
    Neşr eder aleme reng-i baharı
    Koyu menekşeye çalan gözlerin

    Sihirdir şüphesiz bütün bu şeyler
    Bakışın zihnimi perişan eyler
    Bana aşk elinden efsane söyler
    Aşka inanmayan yalan gözlerin


    Rıza Tevfik Bölükbaşı
    _____________________________

    Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
    Mevlanam
  • Destina

    Dün gece sen uyurken
    İsmini fısıldadım
    Ve hayvanların korkunç
    Öykülerini anlattım

    Dün gece sen uyurken
    Çiçeklere su verdim
    Ve insanların korkunç
    Öykülerini anlattım onlara

    Dün gece sen uyurken
    Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
    İşte bu yüzden, sırf bu yüzden
    Yeni bir isim verdim sana
    Destina

    Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
    İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte
    Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
    Seni bu denli yıktıkları için
    Yaşamımın gizini vereceğim sana


    Lale Müldür
    _____________________________

    Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
    Mevlanam
  • Su

    Firuze rengi suların önünde diz çökmüş
    bir okçu, elinde altın yayıyla.
    Karalarla kaplanlarla oynuyordu,
    kemanıyla oynadığı gibi.
    Firuze rengi sularda yüzen
    sarı güller... lerin yansıttığı
    yanılsamalar... içindeyim...
    O uzun siyah eldivenimle
    yürüyorum sularda.
    sularla evlilik akuatik yeşillerle
    gri gözlerle bir anima-kadın
    soluk alıp verişi
    karanlık yaprakların ardında
    Bir yıldız gümüş notalar fısıldıyor
    onun da kulağına... dolendo...
    Seslerin ve notaların gümüş
    ağırlığıyla dalıyor sulara, dalıyoruz.
    bir denizaltı konuşması gibi
    artık kimsenin dinlemediği iki insan arasında
    boğulmamak için denizin dibinde konuşmaya çalışan
    İki insan gibi neredeyse
    dolendo
    O uzun beyaz eldivenimle
    tekrar çıktığımda sulara Miras'ım,
    alnıma saplanacak altın bir ok olabilir.
    Erden kızların önünde eğilmiş
    oturuyor olabilirim alnımda altın bir okla.
    Aramızda belirli uzaklıklarla eğilmiş
    şarkı söylüyor olabiliriz gri sulara.
    Aramızda kristal uzaklıklarla
    göğe çekilmiş olabiliriz, ağlayan ünikornlar gibi.
    Orion çekimi belki de yalnızca...


    Lale Müldür
    _____________________________

    Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
    Mevlanam
  • Yağmur

    Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
    Bir parça uzaklaş kederlerinden.
    Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
    Mehtabın ördüğü saatler nerde?

    Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
    Yağmur ince ince toprağa sinsin,
    Bir başka alemden gelmiş gibisin,
    Dalmış gözlerinle pencerelerde.


    Ahmet Hamdi Tanpınar
    _____________________________

    Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
    Mevlanam
  • Rüveyda

    fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
    bir güvercin uçurup kıtalar arasından
    çağırdın beni
    geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
    derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
    yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
    yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
    yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana
    koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına

    adını söylemek istemiyorum
    her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
    her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
    zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
    adını söylemek istemiyorum
    Rüveyda dediğim zaman
    anla ki, senin için yürüyor kelimeler
    çığlığımın atardamarlarından

    hangi yıldızdır bilmem, gözlerin
    kayar da üzerime Rüveyda
    önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
    sonra açılır önümde ıstırab vadileri
    silik renkleriyle adımlarıma
    çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
    hayalin bittiği menfeze doğru
    alaca bir at koşar içimde
    zamansız, mekansız nefese doğru

    uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
    yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
    oysa Rüveyda
    baştan başa ben
    kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyim

    kitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
    bir anlatsam nasıl utandığımı
    bir doğrulsam eğrildiğim yerden
    ağarır tanyeri nilüferlerin
    alaca bir at koşar içimde
    ezer toynaklarıyla anılarımı

    sular köpürmemeliydi Rüveyda
    kırılmamalıydı ıslak dalları hasret selvilerinin
    ben zehire alışkınım, şerbete değil
    rüyalar nefret eder avare duruşumdan
    kabuslar çekerek ancak derdimi yeryüzünde
    sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
    ben her gece bir mehdi türküsüyle çilekeş
    yargılamak için zeval kayıtlarını
    inkilap bekliyorum

    hangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
    uzanır da gönlüme Rüveyda
    derinden bir ok saplanır bağrıma
    beynimi çağıran bir sese doğru
    alaca bir at koşar içimde
    zamansız, mekansız nefese doğru

    varlığın cinayettir memleketimde işlenen
    akıtır kanını asil pehlivanların
    yokluğun sükunettir kuşatır evrenimi
    varlığın ve yokluğun ölümüdür baharın

    artık eskisi gibi bakamıyorsun
    göklerinde bir belkıs otururdu Rüveyda
    binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
    güneş bir ane gibi dururdu başucunda
    artık dokunamıyor kakülün bulutlara
    karalara bürünmüş saçlarında dolunay
    BEN BU KADAR ZULME LAYIK MIYIM RÜVEYDA

    hangi ressamı vurur bilmem, endamın
    sarar da benliğimi
    ben beni tanımam kaldırımlarda
    kafesleri yutan kafese doğru
    alaca bir at koşar içimde
    zamansız, mekansız nefese doğru

    kırmızı bir kurdela bağlayarak alnına
    duydun mu orkideye dua eden birini
    bu ısmarlama yüzler yok mu Rüveyda
    bu yapmacık bebekler
    gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
    beni kahrediyor geceler boyu

    hangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
    soluk bir dünyanın mezarlarına
    gömerek gurbetimi
    kapadı karanlığa Yesrib, kapılarını
    meydan okuyuşun çağın ordularına
    bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
    doruklarından öte hevese doğru
    alaca bir at koşar içimde
    zamansız, mekansız nefese doğru

    yasını tutuyorum kararttığım düşlerin
    yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
    amansız bir ütopya üfleyen pencereler
    lif lif yoluyor dram seyyahı bedenimi
    önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
    hiç kimsenin kimseyi tanımadığı mahşer
    arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
    hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimler

    söyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
    yeniden bir Nil olup taşar mıyım çölllere
    kim giydirir başıma tacını nihayetin
    kim takar bileğime hürriyet künyesini
    karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle
    Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
    ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
    asırlardır köhne barınaklarda
    küflenen, çürüyen çığlıklarımı

    at vuruldu içim paramparça Rüveyda
    gölgelerin ardına sakladım kusurumu
    sen orada kayıtsızca gülümsüyor gibisin
    ben burda damla damla eriyip akıyorum
    yine de, çiğnetmem kimseye gururumu
    istenmediğim yeri sessizce terk ederim
    hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
    mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim


    Nurullah Genç
    _____________________________

    Rüzgarlar çok zaman gemilerin istemediği yönde eser.
    Mevlanam
  • Selam saygı hepinize
    Gelmez yola gidiyorum
    Ne şehire ne de köye
    Gelmez yola gidiyorum

    Gemi bekliyor limanda
    Gideceğim bir ummanda
    Gözüm kalmadu cihanda
    Gelmez yola gidiyorum

    Eşim dostum yavrularım
    İşte benim sonbaharım
    Veysel karanlık yollarım
    Gelmez yola gidiyorum

    Ölumunden kisa bir sure once oglu Ahmet Satiroglu'na yazdirmistir.(aşık veysel)


    hepinize çok teşekkürler

    lütfen devam edelim
    _____________________________


    Perdeler kalkar perdeler iner ,AZRAİLe hoşgeldin diyebilmek de hüner.
  • Allah, Resûl aşkıyle yandım, bittim, kül oldum!..
    Öyle zayıfladım ki, sonunda herkül oldum.


    necip fazıl kısakürek
    _____________________________


    Perdeler kalkar perdeler iner ,AZRAİLe hoşgeldin diyebilmek de hüner.
  • Vatanımda sular akar, başıboş;
    Herkes, birbirini kakar, başıboş.
    Bozkırlardan topal bir tren geçer;
    Çocuk, merkep, öküz bakar, başıboş.
    Yanmaz da yürekler, güneşe atsan;
    Bir kibrit, bir orman yakar, başıboş.
    Tarih, kutuplara kaçmış bir fener,
    Buz denizlerinde çakar başıboş.
    Yirmi dokuz harfte sözde aydınlar,
    Yafta yazar, isim takar, başıboş.
    Allah'ım sen acı bu saf millete!
    Akşam yatar, sabah kalkar, başıboş...

    1964

    Necip Fazıl Kısakürek
    _____________________________


    Perdeler kalkar perdeler iner ,AZRAİLe hoşgeldin diyebilmek de hüner.
  • Bir kalbim var ki benim, sevdiğinden burkulur:
    Kahredenden ziyade, sevilenden korkulur...

    1973

    Necip Fazıl Kısakürek |
    _____________________________


    Perdeler kalkar perdeler iner ,AZRAİLe hoşgeldin diyebilmek de hüner.
  • Bir Sokakta Giderken

    Taşinda otlar biten şu sokakta yürümek.
    Bir bahçe duvarinin kokulu gölgesinden.
    Uzakta, mektepteyken okudugumuz şarki.
    Su içmek o tasasiz günlerin çeşmesinden.

    Kalbe aşina bütün rastladiklarim,
    Herşey eskisi gibi, herkes bahtiyar, iyi!
    Bana büyük babami hatirlatan ihtiyar,
    Çocukluk arkadaşim sari benekli kedi

    Bütün günahlarimi affetmiş sanki Tanrim,
    Duyuyorum kalbimde tadilmamiş sevgiyi.
    Ah, sade koşmak, koşmak istiyorum içimden:
    Aradigim diyara bu yol çikacak gibi

    1939

    Ziya Osman Saba
    _____________________________


    Perdeler kalkar perdeler iner ,AZRAİLe hoşgeldin diyebilmek de hüner.
  • Şükür

    Kıyamete kadar yıkılmaz çatı;
    Kabir!
    Ha doksanbir olmuş evlerin katı,
    Ha bir!

    Karanlık, deştikçe dipsiz karanlık...
    Düşün!
    Olanca gerçeği işte, bir anlık
    Düş'ün!

    Tükür bu hayatın irin yüzüne!
    Tükür!
    Gam yeme, çıkmak var yolun düzüne;
    Şükür!

    1972

    Necip Fazıl Kısakürek |
    _____________________________


    Perdeler kalkar perdeler iner ,AZRAİLe hoşgeldin diyebilmek de hüner.
  • Hepsi Bu

    Değişen ben değilim
    dönüşen savaş
    yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

    bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak

    şimdi ölüm bile yetmiyor
    acılarımızı tartmaya
    dostlar
    alıngan bir sahili pinekliyorlar
    bir merhabayı bıçaklar gibi artık
    selamlaşmalar

    değişen ben değilim
    dönüşen savaş

    artık zaman bile yetmiyor
    yaşadığımızı sanmaya

    yine de ışıklar bu kenti
    güzelmiş gibi gösteriyor
    geceleri...

    geceler...
    yani
    Ahmet Haşim in kafiyeleri...

    seni aklıma düşüren
    yerçekimi değil
    yalancı yıldızlar
    öyle uzaksın ki
    üflesem soğuyacaksın
    sarılsam okyanus

    bir aşka yetecek kadar
    ve anımsatacak kadar
    sebepsiz bir ölümü,
    acılarımız
    ve kafiyelerimiz var...

    işte hepsi bu kadar...


    Yılmaz Erdoğan
    _____________________________
  • Ben Kandan Elbise Giydim

    Kendinden birşeyler kattın
    Güzelleştirdin ölümü de
    Ellerinin içiyle aydınlattın
    Ölüm ne demektir anladım

    Yer değiştiren ben değildim
    Farklılaşan sendin
    Sendin bana gelen aynalarla
    Sendin bana gelen sendin

    Artık ölebilirdim
    Bütün İstanbul şahidim
    Ben kandan elbiseler giydim
    Bundan senin haberin var mı

    Sezai Karakoç
    _____________________________
  • İtiraf

    Bir kedinin yatağa sıçramasını
    bekler gibi
    beklerken
    ölümü

    karım için çok
    üzülüyorum

    sertleşmiş
    solgun
    bedenimi
    görecek

    bir kez, belki de
    iki kez sarsacak:

    'Hank! '

    cevap vermeyecek
    Hank.

    ölüm değil beni
    endişelendiren, bu hiçlik
    yığını ile kalacak olan
    karım.

    ama birlikte uyuduğumuz
    bütün o gecelerin
    hatta yararsız tartışmaların
    bile
    harikulade şeyler
    olduğunu bilmesini istiyorum

    ve bu güne kadar
    söyleyemediğim
    o zor sözcükler
    artık söylenebilir:

    seni
    seviyorum.

    Charles Bukowski
    _____________________________
  • Tablo

    Ölümü sığdıramaz,
    Akıl daracık koğuk.
    Ölemez, çıldıramaz,
    Ağlar boğuk boğuk.

    İlaç yarım, şişede,
    Koltuk mahzun, köşede,
    Ev halkı telaşede,
    Ölü yerde, sopsoğuk...

    Necip Fazıl Kısakürek
    _____________________________
  • Gel Beraber Ağlayalım

    Gel beraber ağlayalım sabah olmadan
    Damla damla bir zehir karışsın kanımıza
    İnsanları affedelim, yaşamayı sevelim
    Sonra insan yaratıldığımıza zavallılığımıza
    Gel beraber ağlayalım

    Hatırla tekrarı, bir ömre bedel dakikaları
    Gerçek olmayan hayallerimizi düşün
    Biz de bir yerde insanız neyleyelim
    Hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün
    Gel beraber ağlayalım

    O ayrılığın kederin hüküm sürdüğü
    O zamanın ilerlemediği gecelerde
    Söyle kime yalvaralım, kimi bekleyelim
    Hep böyle bıçağın kemiğe dayandığı gün
    Gel beraber ağlayalım

    Ne aradık, ne bulduk bu yeryüzünde
    İnan sevdiğim bizi aldattılar
    Sonunda yapayalnız kaldık neyleyim
    Gel, dünya duruncaya kadar, ölünceye kadar
    Gel beraber ağlayalım


    Ümit Yaşar Oğuzcan
    _____________________________
  • Nerdesin?

    Geceleyin bir ses böler uykumu.
    İçim ürpermeyle dolar:--- NERDESİN??
    Arıyorum yıllar var ki ben onu,
    Aşıkıyım beni çağıran sesin.

    Gün olur sürüyüp beni derbeder,
    Bu ses rüzgârlara karışır gider.
    Gün olur peşimden yürür beraber,
    Ansızın haykırır bana:--- NERDESİN??

    Bütün sevgileri atıp içimden,
    Varlığımı yalnız ona verdim ben,
    Elverir ki bir gün bana derinden
    Ta derinden bir gün bana "GEL" desin.


    Ahmet Kutsi Tecer
    _____________________________
  • 
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.