Çavuş
06 Nisan 2014
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
4 üye
Görüntülenme
Toplam: 51 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Aradan geçen zamanla tekrar söylenmişçesine kulakta aynı şekilde çınlamasının sebebi nedir?

Sanki aynı ağızdan aynı uzaklıktan tekrar söylenmişçesine tekrar tekrar duyuyorum.
Cevaplarını bildiğim sınavda bilerek boş kağıt vermiştim.
Yaşama amacımı kaybettim sanırım.Ne zaman bulduğumu da hatırlamıyorum ama gerçekten içimde bir boşluk var.Yaşanmamışlıkların içimde kalması, insanların empatiden yoksunluğu, kafamdaki çözemediğim yüzlerce soru, yumruk yemiş kadar mor gözaltı torbalarım...

Kendine faydası olmayan başkalarına fayda sağlamaya çalışan amaçsız boş bir insandan ne farkım var ki?
Öncelikle apolitik birisi olduğumu belirteyim.Bir sanatçıyı baz alalım.Eserlerinde kapitalizm eleştirisi yapıyor olsun.Hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi olduğunu ve bu sayede kazanç elde ettiğini düşünelim.İnsanlar onun yaptığı eleştiri için para verirken sanatçımız ise eleştirdiği sistem sayesinde para kazanıyor.Sistem eleştirisi yapılan eser aşıladığı fikre rağmen sistemin çarklarını durduramıyorsa hatta bu yolla sanatçı cebini dolduruyorsa sistemi eleştirmenin amacı ne?

Yahut yine sistemi eleştiren bir film düşünelim.Film bütçesi için harcanan milyonlar ardından filmin yaptığı hasılat ise filme ayrılan bütçenin birkaç katı olsun.Filmden elde edilen gelir sistemin yıkılması için kullanılmadıktan sonra filmde aşılanan fikrin amacı ne?

Sanırım her şey kapitalizm için.
Kendine faydası olmayan başka gereksiz ne olduğu önemsiz saçma insanlara fayda sağlamaya çalışan aptalın tekiyim.Başka bir şey değil.
Fazlaca istihdam sağlayan bir restoranda garsonum.Gece vardiyasında çalışıyorum.Restoranı kapatmadan öncesinde müdür yardımcısı ve garson şefinin herkesi toplaması üzerine bir toplantı yapılıyor.Bir müşteri garson şefine çalışan diğer komi ve garsonlara eziyet edildiğini belirtmiş, toplantımızın konusu bu.Herkes kendisine verilen (sabah-ara ve gece) vardiyasında çalışmak zorunda.Gece vardiyasında çalışanlar restoranı tamamen temizleyip evlerine öyle gitmek zorunda ve çalıştıkları fazladan mesaileri ödenmiyor.Garson şefinin müdür yardımcısı ile birlikte müşterinin bu şikayetini belirtmesi ardından bunu müşteriye söyleyen elemanın kim olduğu soruluyor.Fakat kimse ben söyledim demiyor.Ardından bir yıldır çalışan bir garson:"Ya fazla mesailerimizi verin ya da vardiyalarımızı değiştirin (sabah ya da ara)". diyor.Bunun üzerine garsona çıkışan üst kadro tazminat vermemek için "Ya istifanı verirsin ya da istifanı verirsin". diyor.

Sadece yazmak istedim.

Azimli olmadığım doğru ama azimli olmayanların da yaşayabilecekleri bir yer olmalıydı, mevcut yerlerden daha iyi bir yeri kastediyorum. Sabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, s**ıp, işeyip, dişini fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?
Charles Bukowski


Millete ne mesajlar geliyor geceleri.Bana gelene bak...
Bana çok yapmacık geliyorlar.
İşten ayrılırken bana içtenlikle "gitme" demişti.Benden hoşlandığına eminim.Ama benim kendini değersiz hisseden başkalarını genellikle kırmamak için elinden geleni yapan kişiliğim ona açılmam için engel oluşturdu.Hayatımda belki de bir kadını gerçekten sevmiştim.Ama olmadı işte.Üzerim, sevgisini anlayamam dedim ve açılmadım.

Rüyamda gördüm onu.Arkadaşlarımla dolaşırken mahallemde beni fark ediyor ve bağırarak adımı söylüyor.Yanına gidiyorum onun da yanında arkadaşları var.Biraz muhabbet ediyoruz.Benden sigara istiyor tam sigarayı verecekken ufak bir işi çıkıyor.Birkaç dakika sonra tekrar geleceğini söylüyor.Bende arkadaşlarımla oturduğum ortama geri dönüyorum.Yaklaşık yüz metre kadar uzakta beliriyor biraz sonra.Arkadaşlarımdan müsade isteyip masadan kalkıyorum.Onun yanına gidiyor biraz önce istediği gibi bir sigara veriyorum.Sigarasını yakıyor.Fakat gerisini hatırlamıyorum.

Unutamıyorum.Neden böyleyim ki ben, neden böyle saçma bir kişiliğe sahip oldum?Ailem neden beni farklı yetiştirdi ve neden diğerlerinden böylesine farklı düşünüyorum?

Neden başkalarını incitmektense kendimi incitmeyi seçiyor ve yalnızca çok zorunda kaldığımda başkalarını incitiyorum.(istisnai durumlar her zaman var)NEDEN?

Apartmanına girerken yavru bir kedi görüp (kedinin aç olduğu belli) yanına çağıran ve dakikalarca kediyi okşarken yoldan geçenlere bakan sanki bende hayvanları seviyorum izlenimi veren bir adam gördüm.Bu adam o kediyi gerçekten seviyorsa neden aç olduğunu düşünmüyor.İçim içimi yiyor.Acaba gerçekten kediyi seviyor mu?Yoksa o kediyi okşayıp stresini mi atıyor?Sonra markete girip kedi için bir süt alıyorum.Bakıyorum ki adam evine gitmiş.Gitmeseydi kendisine soracaktım.Acaba gerçekten seviyor muydu?Sonra kaba koyuyorum ve kedinin içişini izleyip ne kadar aç olduğunu görüyorum.

Soğuk havalarda burnu akan bir insan olarak kampüsün yolunda yürürken ya burnum akarsa düşüncesiyle ceplerime bakıyorum.Mendilim evde kalmış.Yolun karşısına bakıyorum.Mendil satan küçük çocuklar var.İki erkek bir kız.Sanırım arkadaşlar.Küçük kıza göz kırpıyorum.Cebimde biraz bozuk param var.Küçük kıza biraz bozukluk ve diğer bir küçük erkek çocuğuna biraz bozukluk veriyorum.Sonra selpağı alıyorum.Diğer çocuk içinse cebimde sadece birkaç kuruş kalıyor.O kuruşları da bu çocuğa verdim.Sonra abi onlara o kadar verdin de bana neden bu kadar verdin diyor ve gözleri doluyor.İçim içimi kemiriyor.Acaba gerçekten ihtiyaçları mı vardı yoksa beni mi kandırmışlardı?Beni kandırdıklarını düşündüğümde kendimi ruhsuz ihtiyaçları olduğunu düşündüğümde kendimi melankolik hissediyorum.

Hayatımda belki de ilk kez bir kadını seviyorum.Galiba o da beni seviyor.Yani galiba değil de o da beni seviyor gerçekten.Fakat ya beni kabul etmez ya da düzenli ve düzeyli bir ilişki yaşamaz da onu üzersem diye kaçıyorum.Uzaklaşıyorum ondan.Yine de özlüyorum.

Apartmandan çıktığımda hep gördüğüm bastonlu bir adam genelde hep benden sigara ister.Bende veririm.Yine görüyorum bu sefer sanki kendini kasıtlı olarak yere atmış gibi bana bakarak düşüyor.Bende sanki bilerek kendini yere atmış gibi düşünerek oradaki sadece tek kişi olarak onun bakışları altında kaçıyorum.Bildiğiniz hızlıca yürüyerek uzaklaşıyorum ondan.Acaba gerçekten yere mi düştü yoksa kendini yere mi attı?Yine içim içimi kemiriyor.

Hayatı çok kafama takıyorum.İnsanları çok düşünüyorum.Acaba gerçekten düştükleri duruma kendileri mi düştü yoksa onları bu duruma iten bir hilekârlıkları mı var?Ya bir taş kalpliliğe yürüyorum.Ya da melankoli havuzunda yüzüyorum.

Sadece biraz yazıp rahatlamak istedim.

Eğer yazım yanlışlarım varsa kusura bakmayın.
Hakkında
Konum: Ankara, Keçiören
Forum İmzası:
Azimli olmadığım doğru ama azimli olmayanların da yaşayabilecekleri bir yer olmalıydı, mevcut yerlerden daha iyi bir yeri kastediyorum. Sabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, sı*ıp, işeyip, dişini fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?
Sistem ve Tercihleri
Bilgisayar
Intel
Otomobil
Lada
Mobil cihaz
Samsung
Operatör
Vodafone
ISS
Superonline
Takım
Galatasaray
Dünyadan Futbol
Real Madrid CF
Dünyadan Futbol
Lazio
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 hafta önce
Son Mesaj Zamanı: geçen yıl
Mesaj Sayısı: 56
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 3.169
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 24.691 (Bu ay: 364)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 1.410 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.