
Kurmay Yarbay
Tarihinde Katıldı
Görüntülenme Toplam: 3456 (Bu ay: 3)
5G ile 3 Ay - Speedtest Global Index Haziran 2026
5G ile 3 ayı geride bıraktık. Mayıs ayı sonuçlarında da görülen önemli ivme Haziran'da da devam ederek Türkiye'yi mobil global sıralamada 13'üncü sıraya, Avrupa sıralamasında ise 3'üncü sıraya yükseltti. Sabitte ise olağan ivme devam ediyor.

Avrupa Mobil Sıralama
1) Bulgaristan 206,87 Mbps
2) Makedonya 192,48 Mbps
3) Türkiye 179,17 Mbps
4) Danimarka 176,61 Mbps
5) Estonya 172,73 Mbps
6) Gürcistan 168,84 Mbps
7) Hullanda 164,06 Mbps
8) Kosova 156,09 Mbps
9) Norveç 155,52 Mbps
10) Sırbistan 152,36 Mbps
11) Hırvatlstan 148,86 Mbps
12) Slovenya 148,28 Mbps
13) İsveç 145,64
14) Yunanlstan 145,06 Mbps
15) Portekiz 143,32 Mbps
16) Letonya 143,25 Mbps
17) Fransa 143,17 Mbps
18) Belçika 143,14 Mbps
19) Litvanya 138,04 Mbps
20) Finlandiya 131,02 Mbps
21) Slovakya 122,05 Mbps
22) Polonya 119,97 Mbps
23) Avusturya 116,09 Mbps
24) İsviçre 115,78 Mbps
25) Kıbrıs (GKRY) 112,21 Mbps
26) Azerbaycan 98,61 Mbps
27) Çekya 95,67 Mbps
28) Macaristan 93,48 Mbps
29) İtalya 93,15 Mbps
30) İspanya 93,12 Mbps
31) Romanya 84,59 Mbps
32) İrlanda 84,19 Mbps
33) Almanya 81,5 Mbps**
34) Birleşik Krallık 75,57 Mbps
35) Ermenistan 74,32 Mbps
36) Moldova 73,05 Mbps
37) Ukrayna 70,2 Mbps
38) Bosna Hersek 28,24 Mbps
*Emsal pazarlar kalın font ile gösterilmiştir.
**Almanya için Haziran verisi bulunmadığı için Mayıs verisi dikkate alınmıştır.
Avrupa Sabit Sıralama
1) Fransa 345,96 Mbps
2) İzlanda 322,33 Mbps
3) İsviçre 296,14 Mbps
4) Danimarka 287,84 Mbps
5) Romanya 285,28 Mbps
6) İspanya 270,69
7) Portekiz 254,81 Mbps
8) Macaristan 249,54 Mbps
9) Hollanda 228,48 Mbps
10) Polonya 220,53 Mbps
11) Lüksemburg 217,36 Mbps
12) İrlanda 210,61 Mbps
13) İsveç 209,21 Mbps
14) Malta 209,18 Mbps
15) Litvanya 208,04 Mbps
16) Slovenya 200,75 Mbps
17) Moldova 193 MBps
18) Birleşik Krallık 181,45 Mbps
19) Finlandiya 172,05 Mbps
20) Norveç 165,7 Mbps
21) Kıbrıs (GKRY) 155,92 Mbps
22) Belçika 143,29 Mbps
23) Letonya 137,97 Mbps
24) Hırvatistan 121,04 Mbps
25) Slovakya 119,69 Mbps
26) Sırbistan 118,84 Mbps
27) İtalya 118,71 Mbps
28) Avusturya 116,3 Mbps
29) Karadağ 114,3 Mbps
30) Almanya 103,05 Mbps
31) Estonya 94,68 Mbps
32) Bulgaristan 94,39 Mbps
33) Arnavutluk 93,68 Mbps
34) Yunanistan 93,62 Mbps
35) Ukrayna 92,7 Mbps
36) Çekya 92,59 Mbps
37) Kosova 92,4 Mbps
38) Azerbaycan 92,18 Mbps
39) Ermenistan 91,69 Mbps
40) Türkiye 84,25 Mbps
41) Makedonya 64,32 Mbps
42) Gürcistan 50,83 Mbps
*Emsal pazarlar kalın font ile gösterilmiştir.
Mayıs sonuçları için >>> https://forum.donanimhaber.com/5g-ile-2-nci-ayda-performans-dokumu-speedtest-global-index--163647153
30 Nisan 2026 tarihinde lasnmanı yapılan 5G servislerinin ülkemizdeki mobil internet hızlarına olan etkilerini Ookla'nın ülkelerin performanslarını kıyasladığı "Speedtest Global Index" üzerinde de görülebiliyor.
2 Ay içerisinde 69'uncu sıradan 16'ıncı sıraya yükseldik. Ortalama indirme hızı 64 Mbps'den 171 Mbps'e yükselirken yükleme hızı ise paralel seyretti. Hollanda, Çin, Norveç, İsveç, Fransa, Finlandiye, Portekiz, Polonya, İsviçre, Avusturya, Çekya, İtalya, İspanya, Macaristan, Hongkong, Romanya, Almanya, Birleşik Krallık ve Japonya'nın önündeyiz tabi ki komşumuz Yunanistan'ı da geçtik.
Aşağıdaki grafikte 19 aylık performansı görebilirsiniz.

Avrupa Mobil Sıralama
1) Bulgaristan 209.95 Mbps
2) Makedonya 190.42 Mbps
3) Estonya 185.79 Mbps
4) Danimarka 185.73 Mbps
5) Türkiye 171.16 Mbps
6) Hollanda 171.13 Mbps
7) Gürcistan 170.59 Mbps
8) Norveç 156.43 Mbps
9) İsveç 156.11 Mbps
10) Sırbistan 154.77 Mbps
11) Letonya 154.30 Mbps
12) Kosova 153.60 Mbps
13) Slovenya 152.50 Mbps
14) Hırvatistan 149.85 Mbps
15) Fransa 148.96 Mbps
16) Yunanistan 147.75 Mbps
17) Finlandiya 147.24 Mbps
18) Portekiz 144.40 Mbps
19) Belçika 144.08 Mbps
20) Litvanya 142.04 Mbps
21) Arnavutluk 128.52 Mbps
22) Polonya 127.39 Mbps
23) Slovakya 123.85 Mbps
24) İsviçre 118.93 Mbps
25) Avusturya 117.95 Mbps
26) Karadağ 114.55 Mbps
27) Kıbrıs (GKRY) 109.25 Mbps
28) Çekya 98.84 Mbps
29) Azerbaycan 96.65 Mbps
30) İtalya 94 Mbps
31) İspanya 93.41 Mbps
32) Macaristan 92.27 Mbps
33) Romanya 87.05 Mbps
34) İrlanda 86.54 Mbps
35) Almanya 81.50 Mbps
36) Birleşik Krallık 77.18 Mbps
37) Ermenistan 73.85 Mbps
38) Ukrayna 70.14 Mbps
39) Moldova 68.64 Mbps
40) Bosna Hersek 28.65 Mbps
*Emsal pazarlar kalın font ile gösterilmektedir.
Avrupa Sabit Sıralama
1) Fransa 352.77 Mbps
2) İzlanda 336.72 Mbps
3) İsviçre 300.70 Mbps
4) Danimarka 289.14 Mbps
5) Romanya 287.47 Mbps
6) İspanya 273.81 Mbps
7) Portekiz 251.79 Mbps
8) Macaristan 244.53 Mbps
9) Hollanda 230.13 Mbps
10) Lüksemburg 225.61 Mbps
11) Polonya 224.48 Mbps
12) İrlanda 220.28 Mbps
13) Litvanya 219.90 Mbps
14) İsveç 213.87 Mbps
15) Malta 207.60 Mbps
16) Slovenya 207.57 Mbps
17) Moldova 182.92 Mbps
18) Birleşik Krallık 181.59 Mbps
19) Finlandiya 177.32 Mbps
20) Norveç 171.54 Mbps
21) Kıbrıs (GKRY) 161.86 Mbps
22) Letonya 147.04 Mbps
28) Belçika 142.80 Mbps
29) Karadağ 137.01 Mbps
30) Hırvatistan 131.72 MBps
31) Slovakya 124.66 Mbps
32) İtalya 121.48 Mbps
33) Avusturya 117.77 Mbps
34) Sırbistan 114.47 Mbps
35) Almanya 103.60 Mbps
36) Estonya 95.06 Mbps
37) Bulgaristan 94.45 Mbps
38) Yunanistan 94.19 Mbps
39) Arnavutluk 93.69 Mbps
40) Çekya 93.09 Mbps
41) Ukrayna 92.67 Mbps
42) Azerbaycan 91.95 Mbps
43) Kosova 91.43 Mbps
44) Ermenistan 90.95 Mbps
45) Türkiye 83.39 Mbps
46) Makedonya 64.68 Mbps
47) Gürcistan 47.86 Mbps
48) Bosna Hersek 40.08 Mbps
*Emsal pazarlar kalın font ile gösterilmektedir.
NSA - SA HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR
Ülkemizde 31 Mart 2026 itibariyla 5G hizmetleri hem Stand Alone (SA) hem de Non-Stand Alone (NSA) yayın tipinde başladı. Maalesef bilgisiz ancak buna rağmen sonsuz özgüvenle kendisini teknoloji otoaritesi zanneden bazı içerik üreticilerinin tesiriyle NSA ve SA bağlantıların niteliği hakkında kamuoyunda ciddi bir yanılgı meydana geldi.
YANLIŞ:
"NSA Çakma 5G'dir, 4G antenleri ve donanımları üzerinden yazılımsal olarak 5G yayını verilir, 20 Mbps, 50 Mbps, 100 Mbps gibi düşük hızlar alırsınız. SA ise saf 5G'dir yüksek hızlar, Gbps hızlar almak istiyorsanız SA bağlanmanız gerekir."
DOĞRU:
"NSA 4G antenleri ve 4G donanımı üzerinden 5G yayını yapılmasını ifade etmez, telefonun 4G ve 5G yayınlarını eşanlı olarak alıp birleştirmesini ifade eder. 4G antenleri ve donanımları üzerinden 5G yayını verilmesini sağlayan teknoloji Dinamik Spektrum Paylaşımı (DSS) teknolojisidir, SA veya NSA olarak verilebilir. Yüksek hızlar alıp alamayacağımızı belirleyen esas etken yayın türünün NSA - SA olması değil yayının frekansı ve band genişliğidir."

NSA yayınlar da SA yayınlar da aynı frekans ve bandlar üzerinden verilebilir. Örneğin 100 MHz'lik bir N78 yayını NSA veya SA olarak verilebilir. NSA olarak sunulduğunda telefon hem 4G sinyallerini hem 5G sinyallerini yakalar, 4G'yi şebeke ile olan kofigürasyon iletişimi için kullanır, yönetici bandı 4G'den seçer, geri kalan 4G ve 5G bandları da bağlantıyı ana band seçilen band ile sağlar yani 4G çekirdek şebekesi telefonu yönetir.
NSA 4G ve 5G'yi birleştirdiği için zannedilenin aksine çoğu durumda SA bağlantıdan daha hızlıdır. Aşağıda aynı baz istasyonu aynı frekans üzerinden yapılmış NSA ve SA hız testleri yer alıyor.
NSA


SA


Peki hız testi yaptığımızda 4G'ye benzer hatta daha kötü hız almamızı sağlayan, 4G antenleri üzerinden yapılan 5G yayını nedir?
Bu yayınlar DSS (Dinamik Spektrum Paylaşımı) yayınlarıdır. Aşağıya bir örneğini koyuyorum. Bu yayınlar 4G anteleri ve donanımı üzerinden verilmektedir. Band genişlikleri az (20 MHz) olduğu için düşük hızlar sunarlar. Operatörler yatırım maliyeti gerektirmekden kapsama sağlamak için kullanırlar. DSS yayınları NSA veya SA olarak verilebilir. İşte NSA diye yanlış şekilde anlatılan ancak NSA veya SA ile doğrudan ilişkili olmayan düşük hızların esas faili budur.


DSS yayınlarının haricinde düşük hız almanıza sebep olacak üç ayrı durumdan daha söz etmek gerekir.
1) N28 700 MHz
Bu yayınlar 700 MHz spektrumundan yapılan kapsama amaçlı yayınlardır. Az olan band genişliği (10 MHz) sebebiyle düşük hız performansı sergiler. N28 yayını yapılması için baz istasyonuna 5G donanımı eklenmesi gereklidir. NSA veya SA olarak sunulabilir.


2) Taşıyıcı Birleştirme Desteklemeyen Telefonlarda Düşük Kapasiteli Taşıyıcıya Bağlanmak
5G ihalesinde Turkcell 100 MHz + 40 MHz, Türk Telekom 100 MHz + 20 MHz şeklinde ikişer N78 taşıyıcısı satın aldılar. N78 yayını yapan istasyonlar her iki taşıyıcının sinyalini de yayar. Güncel donanımlı telefonlar bu iki taşıyıcıyı da birleştirerek 100 MHz'in üzerinde band genişliği elde ederek daha yüksek hızlara çıkarlar. Ancak 2020 ve öncesi yıllarda piyasaya çıkmış olan eski nesil 5G telefonlarda taşıyıcı birleştirme özelliği bulunmaz. Bu telefonlar iki taşıyıcıdan yalnızca birisine bağlanabilir. Eğer düşük kapasiteli taşıyıcıya (Turkcell'de 40 MHz'lik, Türk Telekom'da 20 MHz'lik ikinci taşıyıcılar) bağlanırsa telefonunuz sinyal iyi olsa dahi yüksek hızlar alamazsınız. Bağlantınızın NSA veya SA olmasının bir etkisi ise bulunmaz.


3) Düşük Sinyal Gücü - Zayıf Sinyal Kalitesi
Yüksek band genişliğine sahip olan taşıyıcıya bağlansanız dahi eğer sinyal gücünüz düşükse ve/veya sinyal kaliteniz zayıfsa yine düşük hızlar alırsınız. Bir önceki maddede ifade ettiğim gibi eski nesil telefonların güncel modellere kıyasla sinyal alma gücü daha zayıftır, unutulmaması gerekir.


5G ile Nasıl Bir Deneyim Yaşayacağız?
Ülkemizde 1 Nisan 2026 tarihi itibariyle 5G (New Radio - NR) servisi kullanıma sunulacak. Turkcell de bir kaç saat süreyle yayınları açtı, forumda testler atan arkadaşlarımız oldu. Ancak terminoloji konusunda hem teknoloji basınında hem de forumda ciddi bir kafa karışıklığı bulunduğunu görüyorum. Bu sebeple 5G'de bizleri nasıl bir kullanım deneyimini beklediğini açıklamak istiyorum.
5G'de başlıca iki yayın tipi (NSA - SA) ve iki ayrı spektrum bloğu (FR1 - FR2) mevcut. FR2 28 Ghz ile 71 Ghz arası spektrumda bulunan spektrumu tanımlıyor.
YAYIN TÜRLERİ
1)Non-Stand Alone (NSA)
5G'nib tek başına değil, 4G tarafından desteklenerek çalıştığı yayınlar Non-Stand Alone (NSA) yayınlardır. Pek çokları NSA yayınları "Çakma 5G" zannediyor. Aslında böyle bir tanımda bulunmak büyük bir haksızlık. EN-DC (EUTRA NR - Dual Connectivity) adı verilen teknoloji sayesinde telefonlarımız 4G çekirdeğine bağlı iken aynı zamanda 5G yayınlarına bağlanır. Bu sayede telefon şebekedne kopmadan 5G yayınları alabilirken 5G üzerinden ses (VoNR) desteği bulunmayan telefonlar için 5G yayınından düşmeden telefon görüşmesi sağlanır. NSA yayınlarının temelde download yönünde Stand Alone (SA) yayınlardan tipik bir farkı bulunmuyor. NSA yayınları yurdun her yerinde göreceğiz, alacağımız hızı etikileyen temel faktör ise yayının NSA mi yoksa SA olacağı değil, yayının hangi band üzerinden alındığı olacak. Örneğin Band 28 üzerinden yapılan bir SA bağlantıda 70 Mbps görürken Band 78 üzerinden yapılan bir NSA yayında 1.5 Gbps görebileksiniz.
2)Stand Alone (SA)
İşte 5G'yi saf olarak göreceğimiz yayınlar bunlar ancak NSA başlığı altında anlattığım üzere bunun bize avantajı hızlar açısından çok anlamlı olmayacak. Daha yüksek upload hızları ve gecikme (ping) performansında SA yayınlar belirgin fark yaratacak. İyi haberi vereyim, Band 28 ve Band 78'in bulunfuğu yerlerde SA yayınlar da bulunuyor, ancak dikkat edilmesi gereken iki husus var, birinicisi operatörlerin o an bulunduğunuz yede SA bağlantıya izin vermesi ve telefonunuzun da ilgili yayın bandını SA bağlantı için desteklemesi gerekir. Özellikle ilk nesil 5G telefonlar bu yayınlara bağlanamayabilir. Telefonunuz ve operatör desteklese bile otomatik olarak SA yayınlara bağlanamayabilir, bağlantı için elle seçim yapmanız gerekebilir. Sonuç olarak fazla endişe etmeye gerek yok çünkü SA yayınlar ile NSA yayınların sunacağı performans arasında çok önemli bir fark olmayacak.
SPEKTRUM
1) FR2 (24-71 Ghz) - mmWave
FR2'de yaygın olarak n257 ve n258 bandları kullanılıyor, internette çok yüksek hızlı (2-3 Gbps ve üzeri) testler bu spektrumdaki mmWave yayınlarından elde ediliyor. Ağırlıkla Amerika'da yaygın olan bu yayınlar Avrupa'da pek yer bulabilmiş değil, ülkemnizde de FR2 spektrumu ihale programında yer almadı. Yani bizde de mmWave yayınları olmayacak. Ancak üzülmeye pek gerek yok zira mmWave yayınlarının kapasiteleri yüksek olsa da kapsama alanları metrelerle ifade edilebilecek kadar sınırlıdır, telefonu hangi elinizle tuttuğunuz bile bağlantı kalitesini etkiler. Genellikle bunu ABD'de yerleşik operatörler biraz şov amaçlı olarak kullanıyorlar, çok efektif bir yayın değil.
2) FR1 (6 GHz ve altı)
Bizi ilgilendiren kısım burası çünkü ülkemizde ihalesi yapılan ve kullanıma girecek olan 5G yayınları bu spektrumda olacak. FR1 spektrumunu da iki ayırmamız mümkün (aslında teknik açıdan pek doğru olmasa da pratik olarak anlaşılabilmesi için ayıralım)
2.1) 5G Orijinli Spektrum
5G İhalesinde satışa çıkan ve operatörler tarafından satılan alınan Band 28 (700Mhz) ve Band 78 (3.5 Ghz)'den oluşan spektrumudur. Meraklı olanların 4G döneminden hatırlayacakları üzere frekans azaldıkça yayınların kapsama alanı genişliyor ancak hızı (aslında kapasitesi) azalıyordu, burada da aynı fizik kuralı geçerliliğini sürdürüyür Band 28 (700 Mhz) yayınları yüksek kapsama alanı sağlayacak ancak sunacağı hızlar 30 Mbps, 50 Mbps, 100 Mbps gibi düşük hızlar olacak.
(Band 28 Yayını ile Hız Testi, Test Hindistan pazarında faaliyet gösteren Jıo'ya ailt ama önemli değil aynı spektrum aynı performans)
Gelelim yüksek hızları, yer yer 1 Gbps hatta 2 Gbps hızları göreceğimiz Band 78'e. Frekans arttıkça kapsamanın azalacağını ancak hızın artacağını söylemiştik ancak denklemin bir değişkeni daha var, o da "Band Geniliği". Günlük hayattan örnek verecek olursak Frekans bir yolun zemin kalitesi ise Band Genişliği de yolun şerit sayısıdır. Band 28 toplamda 20 Mhz band genişliğine sahiptir (ancak FDD bir yayın olduğu için 10 Mhz'i Download yönüne 10 Mhz'i ise Upload yönüne ayrılmıştır), Band 78 ise operatörünüze göre değişecek şekilde 80 Mhz ile 140 Mhz arasında band genişliğine sahip ülkemizde (üstelik TDD yayın olduğu için tüm band genildiği hem download hem de upload yönü için geçerli). Kabaca Band 28 yayınları tek şeritli bir stablize köy yolu iken Band 78 yayınları 4 şeritli bir otoban. Band 78 ile Gbps hızları rahatça görebilecek olsak da sinyal gücünün yetersiz olduğu anlarda 800, 700, 400 hatta 200 Mbps'e kadar hızlar düşebilir.
(Band 78 100 Mhz - Three)
2.2) 4G Orijinli Spektrum
5G ihalesinde satışa çıkartılmayan, operatörlerin hali hazırda ellerinde bulunan spektrum üzerinden yapılacak yayınlar bunlardır. Band 20 (800 Mhz), Band 8 (900 Mhz), Band 1 (2100 Mhz), Band 7 (2600 Mhz) bu spektrumun içinde bulunan bandlardır ancak ülkemizde uygulamasını yaygın olarak göreceğimiz hatta pek çok kişinin "Yahu kardeşim bu nasıl 5G!" diye isyan edeceği yayın Band 3 (1800 Mhz) yayınları olacak. Band 3, 4G'nin temel frekansıydı. Hız ve kapsama konusunda optimum performansı sergilediği içi hemen hemen en yayıgn şekilde kullanılan band buydu. Bu yayın olan bandı operatörler ülkenin hemen hemen pek çok yerinde 5G yayını sunabilmek için kullanacaklar. Üstelik DSS (Dinamik Spektrum Paylaşımı) adı verilen aynı banddan hem 5G hem de 4G yayını yapmaya imkan veren teknoloji ile. Bu sayede operatörler Band 28 ve Band 78 eklemesi yapmadıkları baz istasyonları üzerinden herhangi bir donanım yükseltmesi gerekmeden yazılım değişikliği ile 5G yayını verecekler. Tabi ki hızlar aynı 4G'de olduğu gibi olacak. Genellikle 100 Mbps hızlar göreceksiniz ancak NSA yayınların 4G ile desteklenmesi sayesinde kapasitesi müsait sahalarda 300-400 Mbps nadiren de olsa görmek mümkün olacak, ayrıntıları için NSA başlığı altına bakabilirsiniz.
Buraya kadar yayınların içeriğinden bahsettim. Şimdi ise 5G'de alacağınız hızları önemli ölçüde etkileyecek ve telefonunuzla birinci derecede alakalı olan teknolojiye gelelim: NR-CA
NR-CA - TAŞIYICI BİRLEŞTİRME ve İLK NESİL 5G TELEFONLARIN DURUMU
Taşıyıcı birleştirme teknolojisi mobil teknolojilerde aynı anda birden çok frekans bandından yayın alabilmenizi ve gönderebilmenizi sağlayan teknolojidir. Sadece 5G'de değil önceki nesilllerde de Taşıyıcı Birleştirme teknolojisi kullanılmıştı. 3G'de "Turkcell Dört Çeker" reklamlarıyla da hatırlayacağınız teknoloji buydu. 4G'de ise ülkemizde büyük bir tartışmaya yol açmış olan 4.5G isimlendirmesnin temelinde yatan teknolohji buydu (LTE-A).
4G üzerinden anlatamaya devam edecek olursam band birleştirmenin önemini rahatça göreceğiz. Tek bir band üzerinden yapılan bir 4G (LTE) Band 3 (20Mhz Band Genişliği) kabaca 100 Mbps civarı hıza ulaşırken 5 tane banddan gelen yaynının birleştirilmesiyle yapılan bir 4.5G (LTE-A) yayını tam 65 Mhz Band Genişliğine ulaşarak 724 Mbps hız elde edebiliyor.

(5CA LTE-A Yayını- Her bir banddan akan veri miktarını görebilirsiniz)
5G için Taşıyıcı Birleştirme (Carrier Aggregation) teknolojisi güncel pek çok 5G telefonlar tarafından da destekleniyor. Bu teknolojiyi (NR-CA) destekleyen telefon sahipleri, desteklemeyenlere kıyasla kayda değer oranda Band 78 yayını bulunan yerlerde yüksek hız elde edecek. Şöyle ki 5G standartlarına göre 5G'de bir taşıyıcının band genişliği en fazla 100Mhz olabilir. 100Mhz üzerinde band genişliği elde etmek için Taşıyıcı Birleştirme şart. 5G İhalesinde Band 78 i.in Turkcell ve Türk Telekom sırasıyla 140 ve 120 Mhz'lik spektrum satın alarak 100Mhz üzerinde Band 78 yayınları yapabilme imkanına kavuşmuştu (Vodafone Band 78'de sadece 80Mhz'lik bir spektrum aldığı için muhtemelen tek taşıyıcı üzerinden yayın yapacak). İlk nesil 5G telefonlar (genellikle 2020 ve öncesi modeller) NR-CA teknolojisini desteklememekte. Ayrıca ilk nesil 5G telefonların aynı konumda ve aynı şartlar altında daha düşük sinyal gücü elde etmesi olağan bir durumdur. Örneğin güncel bir 5G telefonla 1.5 Gbps gördüğünüz bir yerde ilk nesil 5G telefonla 800 Mbps görebilirsiniz.


Burada 100Mhz'lik Band 78 tek taşıyıcı üzerinden yapılan NSA 5G testini ve 140 Mhz'lik (100+40) İki Taşıyıcılı NSA 5G testini görebilirsiniz.
5G ile alakalı temel teknik durumu anlattım. Şimdi canlı örnekler de içeren soru cevap kısmına geçelim.
SORU & CEVAP
-Çakma 5G diye bir şey var mı? NSA Çakma 5G mi ?
Teknik açıdan çakma ifadesini kullanmak her ne kadar doğru olmasa da 5G ile vaat edileni vermekten uzak, biraz hileli olarak niteleyebileceğimiz, yukarıda da "4G Orijinli Yayınlar" başlığı altında anlattığım DSS teknolojisi kullanılarak yapılan yayınları pek tasvip etmesem de bu kapsama sokabiliriz. Çünkü elde edilecke hızlar gerçekten 5G için anlatılandan çok uzak olacak. Ancak NSA yayınlara "çakma 5G" demek gerçekten ağır bir haksızlık olacak çünkü elde edeceğiniz hız açısından SA yayınlara kıyasla önemli bir fark bulunmayacak.


(Band 3 üzerinden DSS teknolojisi ile yapılan 5G NSA yayını)


(Band 78 üzerinden yapılan 100 Mhz'lik 5G NSA yayını)
-Non-Stand Alone (NSA) ve Stand Alone (SA) arasında performans farkı var mı?
NSA yayınlar 4G ve 5G'nin beraber kullanıldığı, SA yayınlar ise 5G'nin tek başına kullanıldığı yayınlardır. Yazının ilk kısmıda da izah ettiğim gibi NSA ve SA yayınlar arasında (indirme yönünde) önemli bir performans farkı bulunmuyor. NSA yayınların hiç hak etmediği şekilde "çakma 5G" olarak kimi yerlerde ünlenmesinin sebebi aslında kullanım deneyimini önemli ölçüde etkilemeyen basit bir teknik gerçekte yatıyor. NSA yayınlar 4G çekirdek şebekesi üzerinden çalışırken SA yayınlar 5G çekirdek şebekesi üzerinden çalışıyor. Bu da upload hızları ve gecikme (ping) performansı üzerinde etkili iken indrime hızları üzerinde önemli bir etki oluşturmuyor.
-Telefonumda 5G ikonu görmeme rağmen hızlarım çok düşük sebebi nedir?
Eğer telefonunuzda 5G ikonu görüyor ancak 200 Mbps ve altında hızlar görüyorsanız muhtemelen ya 5G'ye gerçekten bağlı değilsiniz ya da 4G spektrumu üzerinden yapılan DSS yayına bağlısınız demektir. İlk soru cevağ madddesinde DSS yayınları açıklamıştır.
-Telefonumda 5G ikonu görüyorum ama Speedtest Uygulamasında LTE yazıyor, 5G'ye bağlı değil miyim?
İnanılması zor gelse de bu mümkün üstelik oldukça yayın olarak karşılacağımız bir durum. Telefonlarımızda 5G ikonunun gösterilmesini sağlayan şey telefon ile baz istasyonu arasındaki iletilen ULI (Upper Layer Indıcator) parametresidir. Eğer 5G yayını yapılan bir bölgeye yakınsanız ULI sayesinde telefonunuzda 5G iknonunu henüz 5G'ye bağlanmamış olmanıza rağmen görebilirsiniz, bu durumda Speedtest uygulamasında veya çeşitli sinyal analiz programlarında LTE ya da 4G ibaresini görebilirsiniz. 5G ikonu nadiren de olsa 5G test yayını yapılan (son kullanıcının bağlanmasına izin verilmeyen) veya çalışma planlanan bölgelerde de gözükebilir.
-Gbps seviyesinde hızları nasıl görebilirim?
Gbps seviyesinde hızları görebilmek için N78 (Band 78) yayınlarının bulunduüu bölgelerde bulunmanız gerekir. Sinyal gücü yeterli, telefonunuzun donanımı güncel ve ciddi bir trafik yoğunluğu bulunmuyorsa 2 Gbps'i aşan hızları dahi görebilirsiniz.
-N78 (3.5 GHz) yayını ile ne kadar hıza ulaşabilirim?
Sinyal gücü ve telefonunuzun donanımına göre 1.5 Gbps civarında hızlar alırsınız. Sinyalin çok iyi olduğu durumlarda 2 Gbps'i aşan hızlara, kötü olduüu durumlarda ise 300 Mbps'lere düşen hızlara erişebilirsiniz.
-N28 (700 MHz) yayını ile ne kadar hıza ulaşabilirim?
N28 yüksek kapsama ve düşük hız performansı sergileyen bir yayındır. Yaklaşık 70 Mbps civarında hız elde edebilrsiniz. Yoğunluk durumuna göre 100 Mbps'leri aşan ya da 10 Mbps'in altına sarkan hızlar da elde edilebilir.
-N3 (1800 MHz) yayını ile ne kadar hıza ulaşabilirim?
Band 3 esasen LTE (4G) temelli bir frekans bandıdır. Operatörler kapsama ve yaygınlık amacıyla Band 3 üzerinden 5G yayını yapmaktadır. N3 yayını ile alacapınız hızlar tipik Band 3 LTE yayınıyal alacağınız hızlara benzerdir, kabaca 100 Mbps civarında hız elde edebilir, yoğunluk ve sinyal durumuna göre 200 Mbps'i aşan, 50 Mbps'in altına düşen hızlar görebilirsiniz.
-Baz istasyonunda 5G bulunup bulunmadığını nasıl anlayabilirim?
Gözle kontrol edebilirsiniz. Ya da elinizde modem verilerine ulaşabilen bir yazılım varsa (Tems Pocket, NSG gibi) istasyonun yaydığı capability mesajından da anlaşılabilir.
Kırmızı ok ile işaretli olanlar N78 (3500 MHz) için AAU'lar (aktif anten). Boyutu operatör ve üretici fark etmeksizin bu şekildedir.
Bodur, kareye yakın dikdörtgen, arka kısmı RF 0nitesi ve soğutma bloğu yüzünden kalın.
Yeşil ile işaretli olanlar hali hazırda 4G ve 3G'nin verildiği pasif antenler, bunların uygun olanlarından N28 de verilecek. Yani N28'i, N78'i AAU görüp anladığı şekilde anlaşılamaz.
Dikkat edilmesi gereken nokta AAU'ları mor ile işaretli şekil ve form olarak benzer ancak genelde daha küçük olan RRU (pasif antenlere RF sinyali üreten ekipman) ile karıştırmalı

SÖZLÜK
-DSS (Dynamic Spectrum Sharing): Dinamik Spektrum Paylaşımı - Bir frekand bandı üzerinden spektrumu aktüel olarak değişken oranda birden fazla nesile bölerek yayın yapmayı sağlayan teknolojidir.
-Çekirdek Şebeke: Kullanıcıların internete çıktıkları, bğalantı, ücretlendirme, kimlik kontrolü gibi işlemlerin yapıldığı ağdır.
-ENDC (EUTRA NR-Dual Connectivity): Telefonun aynı anda hem 4G hem de 5G yayınlarına bağlanmasına imkan tanıyan teknolojidir.
-NSA (Non-Stand Alnone): 4G çekirdek şebekesi üzerinden çalışan 5G yayınlarıdır.
-SA (Stand Alone): 5G çekirdek şebekesi üzerinden çalışan 5G yayınlarıdır.
İlk Dört Mevsim Lastik deneyimimi geride bıraktığımız çetin geçen haftadan sonra paylamak istedim. Aslında deneyimlerimi daha önce paylaşacaktım ancak yeni aldığım Hankook Winter i'ceot RS3'leri deneyimledikten sonra karşılaştırmalı olarak deneyimlerimi aktarmak istedim.
Ben de pek çokları gibi Dört Mevsim Lastiklerine şüphe ile yaklaşanlardandım (hala da kısmen öyleyim) 2021 yılının sonunda Nokian Weatherproof'ları aldım. Kullandığım araç Ford Fiesta Mk6 (2006). Ölçüler 175/65R14 gayet mütevazı ve kış koşullarında avantajlı bir ebat.

GİRİŞ
Lastikler yakıt tüketiminde C, ıslak zemin tutuşunda B seviye etiket değerlerine sahip ayrıca kışlık lastiklerde aranan niteliklerden olan M+S ve 3PMSF özelliklerine de sahip. Taban deseni V desenli kış lastiklerine yakın ancak ufak bir farkla, omuz tarafları yazlık lastikler gibi eğim seviyesi iç yüzeye nazaran dafa az. Nokian'ın iddiası lastiğin iç kısımlarının karlı zeminlerde tutuşa yönelik, omuz kısımlarının ise yaz sıcaklıklarına yönelik tasarımda ve kauçuk yapısında olduğu yönünde. Hamur yapısı oldukça yumuşak, kışlık lastik kadar yumuşak. Dört Mevsim Premium Touring sınıfı bir lastik yani rakipleri Michelin Cross Climate, Continental All Season Contact, Goodyear Vector gibi seriler.


PERFORMANS
Tyrereviews'teki test sonuçlarına bakarsanız testlerde en üst sıralara oynamadığını ancak genelde ilk 5 içerisinde yer aldığını görebilirsiniz. Testlerde genellikle kuru ve ıslak zeminde frenlemede kötü puanlar, karlı zemin performansında ise yüksek puanlar almış, benim de deneyimlerim test sonuçlarıyla örtüşüyor.
Taktığım dönemde beklentim düşüktü. Kışın ancak iş görür diye bekliyordum. 2021'in Aralık ayında taktırmış olmam sebebiyle çok geçmeden kış ve kar performansını deneylmleme şansı bulmuştum. 2022 Ocak ayında yağan karda ufak ufak korkarak denemeler yapmaya başladım. Bu arada ağırlıkla Düzce'de kullandım, haricinde ağır kış koşullarında Ankara ve İstanbul!a 5-6 defa seyahat ettim, yaz koşullarımdaki uzun yol seyahatlerimi de hesap edersem uzun yolda sıcak, soğuk, ağır yağış, kar, buzlu zeminlerde toplamda 10 bin km'ye yakın deneyimim olmuştur bu lastikle. Karlı zemindeki performansı ile bu lastik ağzımı açık bıraktı. "Burayı da çıkamaz artık" dediğim neresi varsa istisnasız çıktım, kışlık lastiklerle milletin yolda kaldığı yokuşları güle oynaya çıktığımı gönül rahatlığıyla söylerim. Karlı zemin üzerindeki tutunma, çekiş ve frenleme performansı fevkalade.
Kış performansını anlatmak için daha fazla kelime sarf etmeye gerek yok, gerçekten muhteşem. Gelelim yılın geri kalanındaki performansına. Lastiğin (karlı zeminler haricinde? en iyi performans verdiği koşul kuru-ıslak -10 / +20 derece aralığı. Bu aralıkla lastik her işi oldukça iyi şekilde yerine getiriyor. Yanal kuvvetlere direnci çok iyi, frenleme yeterli. Islak zemin peformansı da lastiği oldukça iyi. Özellikle her türlü sıcaklıkta aquaplapping (suda kızaklama) performansı kesinlikle çok iyi, en ufak dengesizliğe yer yok.
Yaz performansına gelelim. Lastiği +40 derecelere kadar sıcaklıklarda kullandım. En büyük korkum özellikle sportif sürüşlerde ve uzun yollarda lastiği çok ısınarak hamurlaşıp kendisini salmasıydı bu konuda beni hiç mutsuz etmedi. Yunanistan'ın pürüzlü agregalı asfaltında dahi zorlandığında kendisini salmadı, hem kolay ısınıyor hem de kendisini salmıyor, yaz ve kış döneminde ıalak-kuru zemin yol tutuşta neredeyse premium touring lastikler kadar iyi performans sergiliyor. Ancak bu lastiğin yumuşak karnı özellikle yaz koşullarında ıslak-kuru frenleme. Kesinlikle dağıtıyor, güven vermiyor. Fiesta'da ABS bulunmadığı için bır kaç defa tehlikeli durum da yaşadım, sportif sürüşte yüzlerce defa frenlemelerde kilitlenme yaşadım. Yol tutuş performansı ne kadar iyiyse frenleme performansı da o kadar kötü, özellikle bu durum 3'üncü yıldan itibaren gerçekten tehlikeli bir hal aldı.
Lastik yumuşak yapıda, güzel tarafı sportif sürüşlerde o slick lastiklerin asfalta oturma hissiyatını zorlandığında veriyur. Goodyear lastiklere bu noktada karakteri yakın. Gayet etli lastik ölçülerime rağmen yana yatma/yanak katlanması kötü seviyede değil. Direktlik/hız konusunda ne iyi ne kötü diyeblirim, direksiyon geri bildirimi ise fena değildi diyebilirim. Bu arada kullandığım lastiklerin yanaklarının XL (Extra Load) olduğunu belirteyim.
68 db etiket değeri var. Ben de gürültü sorunu yaşamadım.
Performans bahsinin son kısmında yakıt tüketiminden bahsetmek istiyorum. Açıkçası yakıt sarfiyatını kuruş kuruş hesap eden birisi olmadığım için önem atfettiğim bir konu değildir lastiklerde yakıt sarfiyatı ancak yazlık setlere nazaran kabaca %10 c,varomda tüketi artışına yol açıyor bu arada lastiğin üzerinde Düşük Yuvarlanma Direnci ibaresi de mevcut.

(Karlı zeminde tutunma deseni)
DAYANIKLILIK
Lastikleri öveceğim diğer bir husus ise dayanıklılık/sağlamlık hususu. Ancak burada kastım ömür ve aşınma performansı değil lastiğin darbe ve sürtmelere karşı dayanıklığı. İstemeden çok sert çukurlara düştüğüm çok oldu, her defasında "aha tel kırdım bu sefer" dediğimde beni üzmedi. Bolca destabilize zeminde, mıcırlı köy yollarında seyahat ettim, ne bir balon ne tel kırma ne de patlama vakası yaşamadım. Genellikle deyanıklılık yumuşak lastiklerin yumuşak karnıdır ama bu disiplinde Weatherproof'lar takdiri hak ediyor.
ÖMÜR & AŞINMA
Weatherproofların zayıf olduğu diğer bir noktada aşınma ve ömür performansında. Tam km tutmadım ama kabaca 45 bin km yaptığımı tahmin ediyorum. Geçtiğimiz ay lastikleri değiştirdiğimde artık ömrünü tamamen tamamlamışlardı özellikle omuzlarda kord bezine yaklaşmalar vardı. İnternette diş kopmasına, parçalanmasına yönelik bolca şikayet bulabilirsiniz. Açık konuşmak gerekirse ben hiç bir zaman bu durumun neden sorun ediliğini anlamadım. Kışa dönük bir lastik yaz kullanımlarında bu tür bir aşınmaya maruz kalabilir, parçalanmanın yarattığı hiç bir olumsuzluk yaşamadım. Ömür noktasında lasitğin hem kış hem de yaz performansı doğal olarak ömürünü doldurdukça azalıyor. İlk iki yıl hissedilebilir bir performans kaybı yaşamadım. Üçüncü yıldan itibaren kayda değer performans kaybı gerçekleşmeye başladı. Kış performansı da azalsa da hiç bir zaman karlı zeminde kötü seviyeye düşmedi, diş kalınlığı 0,5 mm altına düştüğünde dahi karlı zeminde tehlikeli durumlara yol açmadı ancak ilk günkü o muhteşem performansı üşüncü ve dördüncü yılda yoktu. Yaz ıslak-kuru zemin performansı ise kış performansına nazaran üçüncü ve özellikle de dördüncü yılda dramatik bir düşüş yaşadı.



(Nisan 2025 - Dördüncü Sezon Başları)



(Aralık 2025 - Dördüncü Sezon Ömür Sonu)
Lastik basınçlarına her zaman dikkat ederim. Fiesta'nın etiket değerlerine raiyaet ederek kullanmama rağmen omuz bölgesine aşınmanın arttığı görülüyor. Demek ki basınç yetersiz gelmiş. Fabrika önerinin 2-3 PSI üzerinde çıkmakta fayda olabilir.

SONUÇ ve Hankook Winter i'cept RS3 KTYASLAMASI
Lastiklerin ömrünü tamamlamasının ardından yaz performansından ödün vermek istemediğim için bu sefer dört mevsim tercih etmemeye karar verdim. Alternatifler arasında Michelin Alpin A4, Gooyear UltraGrip 8, bridgestone Blizzak LM005 ve Hankook Winter i'cept RS3 vardı. Vasat altı lastikleri değerlendirmeye almıyorum. Nokian artık temin edilemediği için Nokian alamadım yoksa başka marka bakmadan alacaktım. Michelin'ler epey pahallıydı. Goodyear UltraGrip 8 namını duyduğum bir lastik garanti bir tercih ancak merağın etkisiyle Hankook Winter i'cept RS3'ü test sonuçlarına da güvenerek aldım. Açıkçası geride bıraktığımız çetin haftada beni Nokian'lara kıyasla biraz hayal kırıklığına uğrattığını söylemeliyim. Yolda kalmadım, çıkamadığım bir yer olmadı ancak Nokian'ın patinaj çekmeyeceği, kızaklamayacağı çok yerde (karlı zeminde elbette) maalesef olumsuz bir performans sergiledi. Kitabın ortasından konuşmak gerekirse Nokian'lar bana "Uludağa da, Kars'a da gözün kapalı gazdan ayağını çekmeden gidersin" güvenini veriyorken Hankook'lar için aynı lafı sarf edemem maalesef. KAr performansı haricinde ise buzda Hankook'lar Nokian'dan daha iyi, ıslak ve kuru frenlemede de açık şekilde Nokian'dan daha iyiler. Hankook daha sert yanaklı yapıda, katlanma performansı, direktlik ve direksiyon geri bildirimi Nokişan'dan daha iyi.
Sonuç olarak ben Weatherproof'ları çok beğendim. Oldukça iyi bir deneyimdi. Bir daha dört mevsim lastik alacak olsam ve satılıyor olsa tercih ederim. Ancak 3 sezondan fazla kullanmamak lazım. Üçüncü sezon sonunda değiştirmek gerekir. Hatta açıkçası ılıman iklimde (Maramara, Ege, Akdeniz) yaşayanlar için Yazın yazlık set, ekim-mayıs arası ise Weatherproof gibi kışa dönük bir dört mevsim kullanmak kış lastiği kullanmaktan daha iyi sonuç verebilir zira dört mevsimlerin güz ve bahardaki mevsim geçiş performansı kışlık lastiklerden daha başarılı. Ancak dört mevsim lastik tercihinde titiz olmak lazım. Mesela forumda da çok övülen Falken AS210 kullanan arkadaşım (o da Peugeoat 206 üzerinde aynı ebat benimle) karda benim yanımda madara olurken ben güle oynaya dik yokuşları tırmandım üstelik Falken'lar sıfırdı.



(Hankook Winter i'cept RS3'ün karda tutunma deseni)

LDAC Sony'nin piyasaya çıkarttığı Bluetooth üzerinden yüksek çözünürlüklü ses iletimine imkan sağlayan Hi-Res Audio Wireless sertifikasına sahip bir ses kodeğidir. Hali hazırda Android işletim sistemleri cihazlarda ve Sony'den lisans alan pek çok cihazda LDAC destekli kulaklık ve ses sistemleri kullanılabilmekte. Windows, standart bluetooth kodeği olan SBC ve haricinde AAC, Aptx haricinde kodekleri desteklememektedir. Bilgisayarınızda LDAC, Aptx HD, Aptx Low Latency ve Windows 10 için AAC (Apple AirPods serisi kulaklıklar için özellikle) kullanabilmek için Luculent LLC'nin ürünü olan A2DP Alternative Bluetooth Driver'ı kullanabilirsiniz.

Maalesef ürün ücretli bir yazılım ancak bence parasına son derece değer bir ürün.
ADIM 1) Kurulum için öncelikle ürünün web sitesinden indirmeniz gerekmekte.
Alternative A2DP Driver (bluetoothgoodies.com)

ADIM 2) Sayfanın alt kısmındaki Ready to Try başlığı altındaki "download page" yazısına tıklayın.

ADIM 3) İndirilen dosyayı açarak kurulumu yapın, görsel eklemeye bu adımda gerek duymuyorum, oldukça basit ayar gerektirmeyen bir kurulum, next demeniz yeterlidir.

ADIM 4) Kurulum tamamlanıp uygulamayı açtığınızda size 1 haftalık bir geçici kullanım süresi tanımlar. Ancak deneme süresi bitmeden önce lisans almak isterseniz lisansı indirimli olarak alabilirsiniz. İndirim teklifinden yararlanmak için "lisence purchse" butonuna ardından "Purchase lisence from this PC" butonuna tıklayın.


ADIM 5) Açılan web sayfasında çıkan uyarıyı onaylayın.

ADIM 6) Lisans için iki seneğiniz var. AAC barındıran lisans ve AAC barındırmayan lisans. Benim tavsiyem AAC'yi de içeren lisansı almanızdır, ancak almazsanız da LDAC ve Aptx HD kullanımında herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmazsınız.

ADIM 6.1) Eğer daha önce başka bir bilgisayar için lisans almışsanız, lisansı aldığınız e-posta adresinizi web sayfasının altındaki iligli kısma girerseniz mevcut indirimin yanında ekstra bir indirim daha elde edersiniz. Ben daha önce lisans aldığım için bu adımdan devam ettim ancak daha önce lisans almamışsanız eğer lisansın gönderilmesi için e-posta adresinizi girmeniz gereken bir sayfa açılacaktır.


ADIM 7) Kart bilgilerinizi girerek satın aldıktan sonra e-posta adresinize lisans dosyayı gönderilecektir. Eğer PayPal kullanabiliyorsanız tabi ki PayPal ile de ödeyebilirsiniz


ADIM 8) Lisans dosyasını indirdikten sonra uygulamayı geri açın ve "Lisence Purchase" butonuna ardından "Apply purchased lisence" butonuna basın ve indirilen lisans dosyasını seçin. Ardından satın alma ve kurulum işlemi bitmiş olacak.



ADIM 9) Bluetooth cihazınızı normal şekilde bilgisayara bağlayın/eşleştirin.


ADIM 10) Uygulamaya geri dönün. Cihazınız sol kolonda gözükecek. Üstüne bastığınızda cihazın kullandığı mevcut sürücü (Windows standart sürücü) gözükecek. Bunu Alternative A2DP Driver ile değiştirin. Çıkan uyarıyı onaylayıp devam edin.




ADIM 11) Bu adımda istediğiniz kodeği seçip, istediğiniz ayarları yapabilirsiniz.


ADIM 12) Ayarlarda bluetooth cihazınızın üreticisi söz konusu uygulamanın üreticisi olan Luculent olarak gözükecek. İlk kurulumda belki ses çıkışı alamayabilirsiniz bu yüzden. Ses ayarlarına girip cihazı etkileştirmeniz durumu düzeltmek için yeterli olacaktır.

SON
Mobil Ortlamalar Geçici Sonuçlar
|
6 ŞUBAT DEPREMLERİ IŞIĞINDA AFET HALLERİNE MOBİL ŞEBEKELERİN HAZIRLANMASI ve GELİŞTİRİLMESİ FORUMU
Bir yıl önce Kahramanmaraş merkezli 11 ilde yıkıcı etkide bulunan iki büyük depremin yıl dönümünde, 6 Şubat Depremlerinde yaşanların ışığında mobil şebekelerin başta deprem olmak üzere afet hallerine hazırlanması ve geliştirilmesi konusunda yeni fikirleri ve önerileri dile getirmek ve tartışmak amacıyla @XpressMusic34 ile birlikte bu konuyu hazırladık. Konumuzu okuyan sizlerin de katkıları çok önemli, yorum ve önerilerinizi bekliyoruz.
OKUMADAN ÖNCE: Konuda pek çok terim ve teknik ifade yer almaktadır bu sebeple "spoiler göster" butonuna basarak açıklayıcı sözlüğe göz atmanız konunun rahat anlaşılabilmesi açısından önemlidir.
Spoiler,
mesajı görmek için tıklayın.1)DEPREM SONRASI DURUM ve ALINAN AKSİYONLAR
Öncelikle 6 Şubat Depremlerinin gerçekleştiği andan itibaren depremi takip eden süre boyunca mobil şebekelerde gerçekleşenler ve alınan aksiyonlara göz atalım.
Depremden etkilenen bölgelerde 3 operatöre ait toplamda 8900 adet baz istasyonu bulunmaktaydı. Depremin ardından 8900 istasyonun 2451'i ağır hasar alarak servis dışı hale geldi. Ağır hasar alan istasyonların haricinde depremin hemen ardından gerçekleşen enerji kesintisi sebebiyle sağlam kalan baz istasyonlarından enerji yedeklemesi (jeneratör ve aküye sahip olmayan istasyonlar) bulunmayan istasyonlar sonrasında ise akü ve jeneratörlü sahalarda akülerin boşalması ve akaryakıtın bitmesinin ardından servis kesildi. Enerji sürekliliği sağlanabilen istasyonlar ise servis sunmaya devam etti. Enerji sağlanaması sebebiyle servis dışı kalan baz istasyonlarının tekrar servise verilebilmesi amacıyla 3485 adet jeneratör operatörler tarafından bölgeye sevk edildi. Yıkılan ve ağır hasar gören baz istasyonlarını ikame edebilmek ve ek kapasite sağlamak amacıyla 190 adet cow (mobil baz istasyonu) ve Türk Telekom'un backhaul, sabit ses erişimi sunan 26 adet Acil İletişim Aracı deprem bölgesine gönderildi. Tüm operatörler, Ulak Haberleşme A.Ş ve Kuzey Kıbrıs Turkcell bölgeye 300'ün üzerinde COW gönderdi bu COW'lar MORAN olarak çalıştırılarak tüm operatörlere servis vermesi sağlandı. Depremi takip eden 5'inci günde yapılan onarımlar ve kurulan yeni sahalarla mobil şebeke canlılık oranları %90'ın üzerine çıktı. Aşağıda Türk Telekom'un mobil şebekesinin deprem anından itibaren gerrçekleşen canlılık oranını gösteren grafiğe göz atabilirsiniz.
Deprem sonrasında alınan aksiyonlara ilişkin daha detaylı bilgiye şu konudan erişebilirsiniz: https://forum.donanimhaber.com/deprem-bolgesinde-mobil-altyapinin-guncel-durumu-hakkinda--155076530

Görsel 1: Türk Telekom'un deprem anından itibaren mobil şebeke canlılık oranı
2)SEBEPLER ve SONUÇLAR
Deprem sonrasında gerçekleşenler ve yapılanların kısaca üzerinden geçtik. Şimdi ise sebep ve sonuçlara biraz göz atalım.
Depremde mobil şebekeler neden kesintiye uğradı, neden haberleşemedik?
Öncelikle mobil şebekele deprem ve ağır afet şartlarında kesintisiz servis sunmak amacıyla geliştirilmemiştir. Bu sebeple mobil şebekelerin tasarımında, baz istasyonlarının yerleşiminde öncelik sunulan servis kalitesi ve verimliliktir. Baz istasyonları hepimizin bildiği gibi elektrik ile çalışmaktadır. Elektriğin kesilmesi halinde ise baz istasyonu yedek güç kaynakları yoksa servis sunamamakta yani kapanmaktadır. Baz istasyonlarının hemen hepsi akü ünitesine sahiptir ancak bu aküler baz istasyonunun donanımı, akü setlerinin sayısı ve sağlık durumuna göre ortalama 2 saat ile 8 saat arasında baz istasyonunu servis sunabilir halde tutabilmekte, bu süre dolup aküler boşaldığında ise baz istayonu kapanarak servis dışı kalmaktadır.
Bazı istasyonlarda ise akünün haricinde jeneratör de bulunmaktadır. Jeneratörlerde içlerindeki akaryakıt tükendiğinde baz istasyonuna enerji sağlayamayarak istasyonun servis dışı kalmasına yol açmaktadır. Ayrıca jeneratörlerin tüm istasyonlara eklenmesi de operasyonel imkanlar dahilinde mümkün değildir. Örneğin alan sıkıntısı, güvenlik ve maliyet etkenleri sayılabilmektedir. Ayrıca depremde de görülmüştür ki, jeneratörlere sürekli akaryakıt tedariği gerekmekte ve depremin etkilediği bölgelerde söz konusu operasyon ile vazifeli olacak personelin bulunabilmesi, Bu işe daha önceden atanmış olanların bölgede yaşıyor olması ve depremden doğrudan etkilenmiş olması da nedenlerden biridir.
Ek olarak bu işle vazifeli ekipler bulunsa dahi akaryakıt temininin zorluğu ve yolların kapalı veya yıpranmış halde olmasından kaynaklanan ulaştırma sıkıntısı da 6 Şubat Depremlerinde yaşanan zorluklardan olmuştur. Toparlamak gerekirse depremde yaşanan erişim kesintisinin temel sebebi enerji kesintisi olmuştur. Eğer enerji kısa süre içerisinde tekrar sağlabilseydi ayakta kalan istasyonlar en azından temel seviyede iletişimi sağlanabilecektir.
Binaların çatılarında bulunan baz istasyonları depremde geniş çaplı erişim kesintisine sebep oldu mu?
Depremin arından medyada ve sosyal platformlarda en çok dillendirilen iddialardan birisi baz istasyonlarının bina çatılarında bulunduğu, binaların yıkılmasıyla baz istasyonlarının da yıkıldığı bu durumun erişim kesintisinin sebebi olduğu, eğer baz istasyonları şehrin belirli ve tenha bölgelerinde direkler üzerinde bulunsaydı erişim kesintisi yaşanmayacağıydı.
Maalesef uzun bir cümleye sığdırabildiğimiz bu iddia gerçeklere dayanmıyor. Öncelikle yukarıdaki verileri hatırlayalım, üç operatöre ait toplam 8900 baz istasyonunun 2451 tanesi servis veremeyecek derecede hasar gördü. Yani bunların tamamının yıkılan binaların çatısında yer aldığını varsayarsak bile yıkılan binaların çatısında yer alıp servis dışı kalan istasyon oranı %28'de kalıyor, bununla birlikte ağır hasar alan 2451 istasyonun da en az %25'i depremi izleyen günlerde onarılarak tekrar servise sunuldu, bunu göz önünde bulundurursak yıkılan binaların sebep olabileceği erişim kesintisinin ancak bölgesel olarak kısıtlı şekilde kapsama ve kapasite zaafiyetine yol açabileceğini ancak genel çaplı erişim kesintisinin sebebi olamayacağını ifade edebiliriz.
Şehirleri gören hakim tepelere her türlü enerji yedekliliği sağlanmış, yüksek donanımlı baz istasyonları kurulursa deprem anında iletişim sorunsuzca sürdürülebilir mi?
Maalesef hayır. Bunun sebebi mobil teknolojinin yapısından kaynaklanıyor. Mobil şebekeler her bir baz istasyonunun sınırlı bir kapsama ve kapasiteye sahip olduğu bir yapıya sahiptir, hakim tepelere kurulacak baz istasyonlarının tüm şehir üzerinde kapsama sağlaması mümkün değildir. Mobil şebeke ne kadar sıklıkta baz istasyonu barındırıyorsa o kadar sağlıklı çalışır bu sebeple şehir merkezlerinde, binaların çatılarında, direklerde baz istasyonlarının bulunması kaçınılmaz bir gerçektir. Konunun başında belirttiğimiz gibi mobil şebekeler afet durumları önceliklendirilecek tasarlanmamış bir teknolojdir, telsiz ve FM Radyo gibi acil durumlarda efektif çalışmaya fazlaca elverişli değildir.
Cep telefonları afet hallerinde uydu üzerinden haberleşebilir mi?
Mobil şebeke iletişimi çift yönlü yapılan bir iletişimdir. Ancak örneğin FM radyo yayını tek yönlü bir iletişimdir. Daha doğrusu iletişim ifadesi yerine yayın ifadesi kullanılmalıdır zira ileti tek yönlüdür. Mevcut teknolojide cep telefonları aslında uydular ile bağlantı halindedirler. Bunlar GPS uydularından oluşmakta, GPS uyduları telefonlarımıza ileti gönderebilirken cep telefonlarımız uydulara veri iletememektedir. Yakın zamanda basit metinleri içeren iletişimler için uydu tabalı teknolojiler geliştiriliyor olsa da verimli ve temel düzeyde uydu üzerinden iletişim şuan cep telefonları ile sağlanmamakta ve yakın bir gelecekte de mümkün gözükmemektedir.
Konserlerde, maçlarda operatörler çok sayıda COW gönderiyor, neden deprem bölgesine tamamı gönderilmedi?
Ülkemizdeki operatörler Ulak'ı hariç tutarsak 3 ayrı RAN üreticisi ile çalışıyor. Ericsson, Huawei ve Nokia. Operatörler şebekelerini tasarlarken ülkemizi de bölgelere ayırarak bu bölgelerde farklı üreticilerin donanımlarını kullanmaktadırlar. Depremin etkili olduğu illerde 3 operatörün de tercih ettiği donanım üreticisi Huawei'dir. COW'lar da üzerlerinde kurulu donanımın üreticisine göre ayrılmaktadır. COW'lar ile kurulu şebekenin verimli ve uyumlu çalışabilmesi için üreticilerinin aynı olması gerekmekte bu sebeple örneğin İstanbul'da faaliyet gösteren Ericsson donanımlı bir COW'u deprem bölgesine göndermek her ne kadar temel seviyede çalıştırılabilir olsa da uyumsuzluk problemleri ortaya çıkartarak deprem bölgesindeki operasyonu amaçlanın aksine sekteye uğratabilir bu sebeple uyumsuz olan COW'ları zorunluluk hali olmadıkça göndermek mantıklı değildir. Ancak bu noktada ülkemizdeki envanterdeki COW sayısının böyle afetler gözetilerek artırılması, mevcutların sayılarının yeterliliği tartışmaya açılabilir bir meseledir.

Görsel 2: Türk Telekom'a ait deprem alanında faaliyet gösteren bir acil iletişim aracı

Görsel 3: Deprem bölgesinde faaliyet gösteren Turkcell'e ait bir COW

Görsel 4: Deprem bölgesine yerleştirilmiş, uydu bağlantılı çekili COW

Görsel 5: Deprem bölgesine kurulmuş ULAK'a ait bir COW
3)TARTIŞMA ve ÖNERİLER
Deprem anı ve sonrasına ait meseleleri gözden geçirdikten sonra şimdi mobil şebekelerin depremlere ve diğer afetlere hazırlanması için olası önerileri tartışabiliriz. Sizlerin katkıarı çok önemli, lütfen yorum ve önerilerle tartışmayı geliştirelim.
Ulusal Roaming
Depremin hemen ardından operatörlerin ve karar alıcı otoritelerin de kendi aralarında müzakere ettikleri belki de en çok tartışılabilecek öneri afet hallerinde ulusal roaming'in aktif edilmesi önerisidir. O dönem müzakerelerden çıkan sonuç ulusal roaming'in faydalı ancak riskli olduğu yönündeydi bu sebeple ulusal roaming aktif edilmezken COW'lar arasında roaming benzeri şekilde MORAN aktif edildi. Ulusal roaming'deki ana risk, ulusal roaming aktif iken üç operatörün herhangi birisinde Core şebekenin çökmesi veya servis dışı kalması halinde diğer iki şebekenin de serviş dışı kalacak olması riskidir. Ukrayna'da Rus işgali başladığında Ukrayna'da faaliyet gösteren operatörlerden birisi olan Lifecell otoritelere Ulusal Roaming önerisinde bulunmuş önerinin onaylanmasıyla beraber Ulusal Roaming aktif edilmiştir. Ukrayna'daki diğer operatör olan Vodafone ve Kyivstar'ın işgal edilen çatışma sahalarında kritik altyapıları kısmen vurulmasına rağmen şebekelerin bütünüyle servis dışı kaldığına dair uluslarası basına düşmüş bir haber veya raporlama bulunmamaktadır.
Voice Over Üzerinden Acil Durum Çağrıları Protokolünün Oluşturulması
Deprem anında çokça dile getirilen deprem anında mümkün olduğunca sesli çağrı yapmaktan kaçınılması gerektiği yönündeki telkinleri herkes hatırlar. Bunun temel sebebi sesli görüşmelerin Voice Over teknolojileri (VoLTE, VoWIFI, VoIP) olmaksızın anahtarlamalı şebeke üzerinden çalışıyor olmasıdır. Anahtarlamalı şebekenin aynı anda belirli sayıda çağrı gerçekleştirebilme kapasitesi vardır. Çağrıların anahtarlamalı şebeke kullanan 3G ve 2G üzerinden yapılması şebekenin çağrı kapasitesini işgal etmektedir. Buna çözüm olarak VoLTE ve VoWIFI teknolojileri kullanılıyor, operatörler maalesef destekleyen tüm cihazlara VoLTE ve VoWIFI desteği vermese de güncel pek çok telefonda aktif şekilde kullanılıyor. Ancak Voice Over (VoIP hariç) teknolojileri acil durum çağrılarını (112) desteklememektedir. Bu duruma yol açan teknik imkansızlık bulunmasa da standartları belirleyici uluslararası otoritelerin henüz bu konuda bir standart belirlememiş olması bu eksikliğe yol açmaktadır.
ODAK AĞACI
*Açmak için lütfen "spoiler göster" butonuna basınız.
Spoiler,
mesajı görmek için tıklayın.Türk Telekom Acil İletişim Araç ve TT WIFI Lokasyonları (WIFI ve Sabit ses hizmeti alabilirsiniz)
Kahramanmaraş merkezli 10 ili etkilemiş olan elim depremde maalesef yiten bir çok canın yanında mobil şebeke önemli bir hasar gördü.
Mobil Operatörler Derneği M-TOD'un yayımladığı basın bültenine göre 3 operatöre ait 10 ilde toplam 8900 baz istasyonundan 2451 adedi ciddi derece (iş göremez) hasar gördü.
Şebekenin tekrar ayağa kaldırılması içinse 3485 adet jeneratör ve 190 adet cow (mobil baz istasyonu) deprem bölgesine sevk edildi.
MEVCUT DURUM & ALINAN AKSİYONLAR
-Deprem Bölgesinde 3 operatöre ait toplamda 8900 adet baz istasyonundan 2451 adeti iş göremeyecek derece ağır hasar aldı.
-Deprem Bölgesine, enerji sağlanaması sebebiyle servis dışı kalan baz istasyonlarının tekrar servise verilebilmesi amacıyla 3485 adet jeneratör sevk edildi
-Yıkılan ve ağır hasar gören baz istasyonlarını ikame edebilmek ve ek kapasite sağlamak amacıyla 190 adet cow (mobil baz istasyonu) ve Türk Telekom'un backhaul, sabit ses erişimi sunan 26 adet Acil İletişim Aracı deprem bölgesine gönderildi.
-Turkcell toplamda 450 personel ve 100 adet cow'u deprem bölgesine sevk etti.
-ULAK 6 kişi bir ekibi onarım ve canlıya alma çalışmalarına yardımcı olmaları için deprem bölgesine gönderdi.
-Turksat münferit internet erişimi ihtiyacı için bölgeye VSAT sistemleri gönderdi.
-TTAKE (Türk Telekom Arama ve Kurtarma Ekibi) ve Vodafone ekipleri arama kurtarma faaliyetlerine yardımcı olmak amacıyla bölgeye gitti.
-Bölgeye sevk edilen COW'lar MORAN (tüm operatörlere erişim verme ikmanı sunan bir sistem) olarak ayarlandı Böylece operatörünüzx ne olursa olsun bölgedeki cow'ların herhangi birisi üzerinden erişim almak mümkün hale gelmiştir.
-Turkcell Depremde bölgesinde hasar gören 1598 istasyonun 1300'ten fazlasını tekrar canlıya aldı.
-700'ü aşkın Turkcell personeli sahada çalışmalarını sürdürüyor.
-Türk Telekom 3500 personelle deprem sahasında çalışmalarını sürdürüyor, Ümit Önal de deprem gününden itibaren bölgede bulunan tek CEO (kaynak Kemalettin Bulamacı)
-KKTCELL deprem bölgesine 2 adet COW gönderdi.
-Genel olarak deprem anında, bölgedeki 3 operatöre ait toplamda 8900 adet baz istasyonundan ağır hasar gören 245 adet bazdan 1400'ü tekrar onarılarak canlıya alındı. Şuan deprem sahalarındaki bazların %90'ı canlı durumda.
-Bölgeye sevk edilen COW sayısı 241'e yükseldi.
-ULAK da bölgeye COW sevk etti.
-ULAK ekibi 9 şubat itibariyle ağır hasar görmüş olan 65 adet sahayı tekrar canlıya aldı.
-Vodafone ağır hasar görmüş olan 528 sahayı 9 şubat itibaryile tekrar canlıya aldı.
-Vodafone Deprem Bölgesine 1056 adet jeneratör sevk etti.
-Vodafone 400 kişiyi aşkın bir ekiple görevlerini sürdürüyor.
-Huawei bölgeye baz istasyonu donanımı gönderdi.
-Turkcell, Deprem Bölgesine çalışmalarını 800'den fazla personelle sürdürmeye devam ediyor.
-Deprem Bölgesindeki toplamda 3300 Turkcell istasyonunun %98'i canlıda.
-Deprem Bölgesine Turkcell'in gönderdiği cow sayısı 205'e yükseldi.
SORU & CEVAP
Deprem Bölgesinde cep telefonları neden çalışmıyor?
Cep telefonlarımızın iletişim kurmasını sağlayan baz istasyonları genellikle iki tipte konumlandırılır.
1) Metal kule üzerinde
2)Bina çatılarında
Şehir merkezlerinde ağırlıkla istasyonlar bina çatılarında bulunmaktadır, kule tipi istasyonlar alan yetersizliği ve görüntü kirliliği sebebiyle fazlaca tesis edilememektedir. Depremde çatısında baz istasyonu barındıran binaların da çökmesiyle bu binaların çatılarında bulunan baz istasyonları işlevlerini yitirmiştir. Yıkılmayan binaların çatılarında ve kulelerde bulunan istasyonlardan jeneratöre sahip olmayanlar deprem bölgesine elektrik enerjisi verilememesinden kaynaklı olarak aküleri boşaldığında servis dışı kalmış, jeneratöre sahip olan istasyonlar ise yakıtları takviye edilememişse servis dışı kalmıştır. Yani kısaca enerji sağlanamaması sebebiyle bir çok baz istasyonu servis dışı kalmıştır.

Kule Tipi Baz İstasyonu

Bina üstü tipte baz istasyonu
Deprem Bölgesinde mobil şebekenin tekrar servise sunulabilmesi için yapılması gerekenler nelerdir?
Öncelikle erişimin sağlanabilmesi amacıyla enerjilendirilemeyen istasyonların bir an önce enerjilendirilebilmesi için jeneratör temin edilmesi gereklidir. Enerjilendirilen sahaların varsa backhaul (baz istasyonunun şebeke ile olan iletişimi) problemleri onarıldıktan sonra
servise hazır duruma gelecektir. Çöken binaların çatılarında yer alıp ağır hasar gören baz istasyonlarının ikamesi ve kapasite desteği için cow (mobil baz istasyonu) konuşlandırılması gerekmektedir. Bu kapsamda 3 operatör toplamda 3485 adet jeneratörü ve 190 adet cow'u deprem bölgesine sevk etmiştir.
Starlink ve benzeri çözümler Deprem Bölgesindeki mobil iletişim problemlerini giderebilir mi?
Cep telefonları iletişim için uyduları değil baz istasyonlarını kullanmaktadır. Ancak baz istasyonları da iletişimi sağlayabilmek için santral ile iletişim kurabilmeli bunun için de şebekeye bağlanmalıdır. Baz istasyonları temel olarak 3 ayrı yöntemle şebekeye bağlanmaktadır.
1) Fiber
2) R/L (Radyolink)
3)VSAT (Uydu)
Fiber ve Radyolink baz istasyonlarının şebeke ile olan bağlantısında en çok tercih edilen yöntemlerdir. VSAT (uydu) ise yalnızca yedekleme ve kırsalda fiber veya R/L temin edilemeyen sahaların şebekeye bağlanması için tercih edilen düşük kapasiteli bir yöntemdir. Starlink de alçak yörünge uydularından sunulan bir VSAT hizmetidir. Bölgede mobil iletişimin sağlanamamasındaki temel etken enerji problemi olup, enerji problemi giderildiği taktirde baz istasyonları şebeke ile iletişimlerini kurabileceklerdir. Starlink ve diğer VSAT hizmetleri baz istasyonlarının şebeke ile bağlantı kuramayacağı durumlarda (örneğin fiber bağlantı bulunmaması veya hasar alması, yedek olarak bulunan R/L bağlantısının da onarılamayacak derecede hasar alması gibi) baz istasyonlarını şebeke ile bağlayabilir ancak sabit şebeke hala servis verebilir durumda olduğu için Starlink ve diğer VSAT çözümleri cep telefonu iletişimi ve mobil iletişim için herhangi bir katkı sunamamaktadır. Ancak münferit olarak internet bağlantısına ihtiyaç duyulan hallerde önemli bir alternatif olmaktadır.
Depremde iletişim baz istasyonlarının bina üstlerinde konumlandırılması ve üzerinde baz istasyonu bulunan binaların çökmesi sebebiyle mi sağlanamadı?
Hayır, bölgede 3 operatöre ait toplamda 8900 adet baz istasyonu hizmet vermekte idi. Depremde bu 8900 istasyonun 2451 tanesi ağır hasat aldı. Elbette bu 2451 istasyonun tamamı enkaz altında kalan istasyonlardan oluşmuyor ancak öyle olduğunu varsayarsak bile depremde mevcut istasyonların %70'e yakınının yıkılmadığı açıktır. İletişimin sağlanamamasındaki temel etken enerji kesintisi oldu. Deprem anında enerji kesilince baz istasyonlarında bulunan yedek güç ünitesi yani aküler devreye girdi ancak enerjileri tükenince jeneratör takviyesine sahip olmayan baz istasyonları servis dışı kaldı. Kısaca çöken binaların çatılarında bulunan baz istasyonları iletişimi genel olarak etkilemedi, enerji kesintisi sebebiyle hizmet sunulamadı.
Deprem Bölgesindeyim Mobil İletişimin aksamaması için almam gereken tedbirler nelerdir?
Deprem Bölgesindeyseniz, söz konusu bölgedeki mobil şebeke şuan kısmen hasarlı durumda olduğundan dolayı cep telefonu ile yapacağınız kullanımlarda yüksek trafik oluşturmamaya azami ölçüde dikkat etmelisiniz, bu kapsamda:
-Görüntülü görüşme ve canlı yayın KESİNLİKLE gerçekleştirmeyiniz.
-Zorunlu olmadıkça cep telefonlarınızı kullanmayınız.
-Zorunlu olmadıkça arama/çağrı gerçekleştirmeyiniz.
-Arama/Çağrı gerçekleştirmek mecburiyetindeyseniz mümkün mertebe aramalarınızı/çağrılarınızı cep telefonunuzun kendi telefon uygulaması üzerinden değil, OTT (Whatsapp, Tlgram, Bip gibi) uygulamaları üzerinden veya WIFI'a erişiminiz varsa VoWIFI (WIFI ARAMA) üzerinden gerçekleştirmelisiniz.
-İleitişiminizi mümkün olduğunca SMS ve yazılı iletişim uygulamaları (Whatsapp, Tlgram, Bip gibi) üzerinden metin mesajı şeklinde gerçekleştiriniz.
Deprem Bölgesinde değilim Mobil İletişimin aksamaması için almam gereken tedbirler nelerdir, bulunduğum lokasyonda normal şekilde mobil ve sabit kullanımıma devam etmemin herhangi bir zararı var mıdır?
Deprem Bölgesinde değilseniz mobil ve sabitte normal kullanımınıza devam etmenizin deprem bölgesindeki iletişime herhangi bir zararı yoktur. Yani cepten internet kullanmanız, yüksek çözünürlüklü video izlemeniz, deprem bölgesinde bulunmayan kişilerle yapacağınız sesli ve görüntülü görüşmeler gerçekleştirmeniz deprem bölgesindeki iletişimi etkilemeyecektir.
Ancak deprem bölgesinde bulunan kişilerle gerçekleştireceğiniz iletişimde sesli ve görüntülü aramalardan/çağrılardan uzak durmanız önemlidir. Buralardaki kişileri ve yakınlarınızı aramak yerine SMS veya mesaj tabanlı uygulamalar üzerinden iletişim kurmanız deprem bölgesindeki iletişimin aksamaması için oldukça önemlidir.
Dronecell neden faaliyete geçmedi, Dronecell benzeri çözümler mobil iletişimin sağlanmasına katkı sunabilir mi?
Turkcell'in televizyon reklamlarıyla tanıttığı Dronecell çözümü efektif bir çözüm değildir zira bu dronelar şebeke ile olan iletişimlerini halihazırdaki mobil şebeke üzerinden sağlamaktadır. Enerji kesintisi sebebiyle erişim sağlayamayan mobil şebeke, drone'lara da erişimin sunmayacaktır. Ayrıca yapısı gereği içindeki aküler bu tür drone'ları yeterli sürede havada seriviste tutamamaktadır. Kısaca Dronecell şahsi fikrime göre Turkcell'in ucuz bir PR çalışmasından öte bir şey değildir.
COW nedir?
COW (Cell on Wheels) terimi mobil baz istasyonu anlamına gelmektedir. Sokaklarda nadiren görebileceğimiz veya konser, miting gibi toplu etkinliklerde sıkça görebileceğimiz, minibüsler üzerine kurulu antenlerden oluşan sistemler birer COW'dur. Minibüs'ün haricinde çekili ve romörk tarzındaki COW'lar da mevcuttur.


COW



Deprem Bölgesinden Türk Telekom Acil İletişim Araç'ı fotoğrafları
MORAN nedir?
MORAN (Multi Operatör Radio Access Network) birden fazla operatörün, tek bir operatöre ait mobil şebeke üzerinden hizmet vermesini sağlayan teknolojidir.
Soru Cevap kısmı talebe göre güncellenebilir.
Depremden etkilenen herkese geçmiş olsun.
GÜNCELLENECEKTİR
Konunun detaylarına girmeden önce kullanılan PON teknolojisinin neden önemli olduğuna değinmek istiyorum. Fiber erişim altyapıları temel olarak iki teknik altında sıralanabilir. AON (aktif) ve PON (Pasif). FTTC ve FTTB altyapılar genellikle AON altyapıdır. Ancak FTTH uygulamaları ağırlıkla PON türündedir, AON FTTH örnekleri oldukça nadirdir, ülkemizde de FTTH uygulamaları PON türündedir. Hatta sık sık GPON kavramının FTTH kavramı ile karıştırıldığına da sahip olmaktayız. Peki nedir PON ve AON altyapıların farkı ona değinelim.
AON ve PON Şebekelerin Farkı
AON (Aktif) şebekelerde her bir bağlantı bir porttan bir diğer porta yapılır, yani noktadan noktaya yapılır. Örnek vermek gerekirse evlerimizde kullandığımız modemden bilgisayara kablolu bağlantı kurarken modem üzerindeki tek bir LAN portunu yalnızca tek bir bilgisayarın portuna bağlarız. Bir portu birden fazla cihaz için kullanamayız, eğer modem üzerindeki tek bir portu kullanarak birden fazla bilgisayara bağlantı kurmak istediğimizde araya aktif bir switch veya router koymamız gerekir.
PON (pasif) şebekelerde ise bağlantı bir porttan birden fazla porta yapılır, yanı noktadan noktaya yapıda değildir. Örneğin evlerimizde kullandığımız paralel telefona veya kablotv şebekesine benzetebiliriz. Bir portun yaydığı sinyal sahada bulunan pasif bölücülerle birden fazla kabloya dağıtılır.
Daha rahat anlaşılması için iki adet görüntü de eklemek isterim.
![TurkNet FTTH PON Altyapısında Hangi Teknolojileri Tercih Ediyor? [GÜNCELLENDİ]](https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/ef/95/2e/ef952e3e92ecbb5eb105cff62f41bc67.png&t=0&width=480&text=1)
![TurkNet FTTH PON Altyapısında Hangi Teknolojileri Tercih Ediyor? [GÜNCELLENDİ]](https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/bd/78/4f/bd784ff4065eb80ee538a9a24c1da413.png&t=0&width=480&text=1)
Yani PON şebekede OLT üzerindeki bir port sahada bölünerek birden fazla cihazı belemekte bu sebeple bu cihazlar tarafından da portun kapasitesi ortak olarak kullanılmış oluyor AON'da ise her bir cihaz kendisinde ayrılmış portu tek başına kullandığı için kapasitesini de tek başına kullanır. İte burası kritik nokta. FTTH altyapı da PON türünde olduğu için birden fazla abone OLT üzerindeki bir portun kapasitesini ortak olarak kullanır. OLT nedir bilmeyenler için de kısaca, fibere sinyali veren cihaz olarak özetleyebiliriz. PON türünde kullanılan çeşitli teknolojiler, modülasyonlar mevcuttur aynı DSL'de ADSL, ADSL2, VDSL2 olduğu gibi.
PON için geliştirilmiş modülasyonlar şuana dek, GPON, XGS-PON/10G-PON, BG-PON2, 25G-PON ve Nokia PON teknolojileridir. GPON, PON şebekelerde kullanılan en yaygın teknolojidir. 2.5G/1.25G (DL/UL) kapasiteye sahiptir. Diğer teknolojileri de sıralarsak, XGS-PON/10G-PON 10G/10G, NG-PON2 40G/40G, 25G-PON 25G/25G, Nokia PON'lar ise 10Gbps'den 100Gbps'e dek ölçeklendirilebilir durumda (ticari olarak şuan için 50Gbps'e kadar). OLT üzerindeki portların kapasitesi, portlara bağlı kullanıcılar tarafından ortak kullanıldığı için FTTH altyapılar kurulurken tercih edilen teknoloji, hizmet kalitesini de doğrudan etkilemektedir. Planlama yapılırken hedeflenen hizmet seviyesi, kullanıcı profili ve maliyet önemle analiz edilmelidir. PON şebeke yapısında OLT üzerindeki porttan çıkan fiberin sahadaki pasif bölücülerde bölünerek birden fazla fibere dağıtıldığını da söylemiştik. Bu gerçeği hatırladığımızda PON şebekelerde kullanıcı başına düşen kapasiteyi belirleyici iki ana faktörün varlığından bahsedebiliriz. Modülasyon ve bölünme oranı. Eğer bu iki faktör planlama aşamasında iyice analiz edilmez ise kullanımın yoğunlaştığı saatlerde darboğazlar ve hız düşüşleri yaşanacaktır.
TurkNet kendi altyapısı üzerinde tüketicilere 1G/1G simetrik erişim sunmakta, yani görece yüksek bir kullanım vaadi eğer TurkNet şebekelerini yeterince iyi planlamamış ise kapasite problemlerinin ortaya çıkma ihtimalini arttırıyor. Forumda da akşam saatlerinde yaşanan hız problemine dair bir konu da bulunmakta. Ben de bu sebeple TurkNet'in FTTH altyapısında hangi teknolojiyi kullandığını merak etmekteydim, YouTube'a TurkNet sponsorluğunda yüklenmiş bir video bizlere bu konuda ipuçları verebilir. Ancak önemle ifade etmek gerekir ki referans alacağımız videodaki kurulum, tüm Gigafiber sahalarındakilerle aynı veya eşdeğer olmayabilir, diğer sahalar için emsal kabul edilmesi doğru olmayacaktır. Söz konusu video Bursa'da kurulan yeni bir sahayı konu almakta. TurkNet, FTTH için outdoor saha dolaplarında OLT barındırmayı sıkça tercih ediyor, videoda da saha dolabının içi de görüntülenmiş bulunuyor.
Bu arada söz konusu video YouTube'a Donanımhaber'in rakiplerinden birisi tarafından yüklenmiş olduğu için etik açıdan linkini paylaşmayacağım, ancak dileyenler YouTube'dan rahatça erişebilir veya dileyenlere bana PM gönderirlerse linki iletebilirim.
Öncelikle saha dolabının içerisindeki ekipmanlardan başlayalım.
![TurkNet FTTH PON Altyapısında Hangi Teknolojileri Tercih Ediyor? [GÜNCELLENDİ]](https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/3f/41/e7/3f41e788c5fa79a68d3543b2793d8c65.png&t=0&width=480&text=1)
Optik Bölücü/ODF: Sahaya çıkacak olan fiberlerin OLT'den çıkan fiberlerle birleştiği yerdir. Sahadan gelen fiberden bu optik çatı (ODF) üzerinde toplanır, genellikle ilk bölme işlemi burada, diğer bölme işlemleri ise sahada ve binaya yerleştirilen kutuda gerçekleşir.
L2 Switch: Saha dolabının kalbi de denebilir. Dolabın tüm transmisyonu bu switch üzerinden sağlanır, santrale bağlıdır. Bu switch üzerinden OLT'nin transmisyonu dışında da metro ethernet gibi harici kaynaklar da beslenebilir.
Zyxel OLT1404A GPON OLT: 1U boyutunda bir OLT'dir yani sahaya giden hatları besler. GPON teknolojisini destekler.
Zyxel IES5212 MSAN: Bir MSAN (Multi Services Access Node - Çoklu Servis Erişim Birimi) modelidir. MSAN isminden menkul olduğu üzere çoklu servisler sunacak şekilde modifiye edilebilen bir cihazdır. Bilgisayar anakartı gibi de düşünebiliriz. Amacınıza göre, sunmak istediğiniz hizmetlere göre konfigüre edersiniz. MSAN'ları Türk Telekom da sıkça kullanmaktadır, Tip5, Tip1, Tip3 gibi büyük kabinlerde bulunabilir. MSAN üzerine takılan kartlara göre ADSL, VDSL, Metro Ethernet, PSTN, PON gibi çeşitli hizmetleri sunabilir. TurkNet bu kabinde MSAN'ı GPON kartları ile konfigüre etmiş. Üzerinde kontrol kartı ve enerji kartı haricinde OLC3416 GPON kartı ve MSC1280XB uplink kartı bulunuyor. Dikkatli gözler fark edecektir uplink kartına giren fiberler çift şeklinde zira MSAN'nın uplink'i aktif şebeke tarafından yapılır. Uplink kartları yukarıdaki L2 switch'e bağlı, GPON kartları ise yukarıdaki Optik Bölücü/ODF'e sahaya dağılmak üzere bağlı. Böylece MSAN bir OLT olarak konfigüre edilmiş durumda.
Enerji Panosu: Kabinin içerisindeki elektrik ile çalışan cihazların enerjilendirilmesini sağlar.
Akü Grubu: Olası bir enerji kesintisinde kabindeki cihazlara DC akımda enerjilendirilmesini sağlar. TurkNet söz konusu videoda akülerin 8 saat boyunca kabini faal durumda tutabileceğini ifade etmiş.
![TurkNet FTTH PON Altyapısında Hangi Teknolojileri Tercih Ediyor? [GÜNCELLENDİ]](https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/4c/94/31/4c9431983994cba474348c002df14815.png&t=0&width=480&text=1)
Saha dolabındaki OLT1404A OLT ve OLC13416 GPON kartı da yalnızca GPON modülasyonunu destekliyor. Yani TurkNet bu sahada şuan için sadece GPON üzerinden hizmet sağlıyor. Bu da potansiyel darboğazlara gebe bir durum oluşturabilir. Sadece PON tarafında değil, uplink tarafı da her zaman darboğaz kaynağı olabilir ancak MSC1280XB 8 adet 10Gbps SFP+ portuna sahip, halihazırda da 2 adet link bağlı tabi kaçlık SFP kullanmış oldukları ve tabi ki de uplink'i sağlayan L2 switch'in kapasitesi modeli belli olmadığı için meçhul olsa da bu ekipmanlar aktif şebeke elemanları oldukları için olası bir kapasite yetersizliğinde ölçeklendirilebilmeleri yani kapasitelerinin güncellenmesi oldukça basit. Ancak PON tarafında oluşacak kapasite problemi yalnızca 2 yöntemle giderilebilir. Ya kullanılan PON modülasyonu daha yüksek kapasiteli olanlarıyla değiştirilmeli (ki bunun için PON kartları değiştirilmeli, yeni kartları desteklemiyorsa da OLT/MSAN da değiştirilmelidir) ya da bölünme oranı 1'e yaklaştırılmalı yani daha az aboneye dağıtılmalıdır.
GÜNCELLEME
Biraz molanın ardından neyse ki yeni bir içerik daha hazırlamış ilgili teknoloji basını ben de ne olup ne gittiğine göz gezdirdim. Sizlerin de bilgisine sunayım.
TurkNet bu sefer ZYXEL bir OLT kullanmamış ZTE tercih etmiş. Kabinet yapısı neredeyse tamamen aynı olduğu için, PON şebekelerin de temel mantığı ilk mesajda yer alıyor olduğu için girizgahı bu sefer kısa kesiyorum. Bu kez tercih edilen cihaz (OLT) ZTE ZXA10 C600
ZXA10 C600 modern bir OLT. GPON, XGS-PON/10G-PON ve EPON destekliyor. Ayrıca core şebeke tarafı için SDN/NFV için temel bir uygunluğu var. Yani sanallaştırma yapılabilir. Tabi SDN/NFV kısmı biz son kullanıcıları pek alakadar etmediği için bir kenara bırakıyorum. Gelelim önemli kısma. ZXA10 C600 erişim tarafında XGS-PON/10G-PON da destekliyor olması sebebiyle bir an heyecanlanmış olduğumu itiraf etmem gerekir ancak TurkNet OLT'yi yine GPON kartlar ile konfigüre etmiş olduğu için açıkçası hayal kırıklığına uğradım ancak detay bilgileri verince de görülecektir, esasen bu OLT çok yüksek kapasiteli bir senaryo için de pek uygun değil bence zira anahtarlama kapasitesi yeterli olsa da uplink kapasitesi büyük çaplı bir operasyon için yetersiz.
ZTE ZXA10 C600 OLT: GPON,XGS-PON/10G-PON destekli, toplam 21 slota sahip. 21 slotun 17 veya 15 slotunu erişim için PON kartıyla, 2 slotunu uplink/kontrol kartıyla, 2 slotunu güç kartıyla, son iki slotu da saat senkronizasyon kartı ve fan ünitesi ile doldurabiliyorsunuz. Toplam kapasitesi 14Tbps (Anakartın bus kapasitesi gibi düşünbebiliriz), TN kapasitesi yani bus'tan her bir karta olan kapasitesi 3.6 Tbps, anahtarlama kapasitesi ise 7.2 Tbps
Uplink için iki kart takılabiliyor. İki ayrı model kart kabul ediyor. SFUQ ve SFUL. Her ikisi de 10GE portlara sahip. Birisi 16 portlu, diğeri ise 8 portlu. Azami uplink kapasitesi buradan 16*20'den 320Gbps eder.
Erişim tarafında;
-GFGH, GFGN, GFGM, GFGL (GPON kartları)
-GFTH, GFXH (XGS-PON/10G-PON kartları)
-GFHB, GFBL, GFBT, GFCH (XGS-PON/10G-PON - GPON kombo kartları)
-EFTH (10G-EPON kartı)
kartları ile konfigüre edilebiliyor.
GPON kartlarda 1:128 oranına dek, XGS-PON/10G-PON kartlarda 1:256, kombo kartlarda ise 1:128 oranına dek bölünme yapılabiliyor. OLT toplam olarak kullanılan kart sayısına göre (15 veya 17) 240 veya 272 PON portuna sahip olabiliyor. Teorik olarak bağlanabilecek abone sayısını da port sayılarını 256'ya çarparak bulabilirsiniz ancak adı üstüne teorik, pratikte uygulamaya çalışırsanız kapasite asla yetmez.
![TurkNet FTTH PON Altyapısında Hangi Teknolojileri Tercih Ediyor? [GÜNCELLENDİ]](https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/3a/52/4d/3a524df4b8ceeaac69e960ca883fc4c2.png&t=0&width=480&text=1)
ZTE GFGL GPON Line Card: TurkNet'in bu OLT'yi konfigüre ederken tercih etmiş olduğu PON kartıdır. Sadece GPON'u destekliyor. Dümdüz kart.
Fotoğrafını bulamadım ancak temsili olarak GFGH'yi koyabilirim, bir farkı yok zira.
![TurkNet FTTH PON Altyapısında Hangi Teknolojileri Tercih Ediyor? [GÜNCELLENDİ]](https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/91/45/05/9145057fb69e682f910816cc0219c8b7.png&t=0&width=480&text=1)
Yani TurkNet yine GPON bir kurulum tercih etmiş ama neyse ki OLT gerekirse kısmen veya tamamen XGS-PON/10G-PON ile teçhiz edilebilir.
SORU & CEVAP
FTTH altyapıya sahibim, bağlı olduğum OLT'de kullanılan PON teknolojisini nasıl tespit edebilirim?
Kullanılan PON teknolojisini tespit etmeniz oldukça zordur. Eğer size verilen ONT, GPON dışında bir teknolojiyi destekliyorsa OLT'nin de bu teknolojiyi desteklediği söylenebilir ancak ONT'niz GPON da olsa OLT diğer teknolojileri kullanıyor olabilir zira yeni teknolojiler geriye dönük teknolojileri de desteklemektedir. Yani söz gelimi XGS-PON/10G-PON destekli bir OLT, GPON ONT'ler ile beraber çalışabilmektedir.
Talebe göre soru & cevap kısmını genişletebilirim.
|
B.D. 31.07 Kısa bir not: Bazen çok fazla bildirim geldiği için aradan kaçırdığım cevaplar,alıntılar,PM'ler olabiliyor. Benzer durumlarda PM ile hatırlatırsanız müteşekkir olurum |
Son Giriş: 17 dk. önce
Son Mesaj Zamanı: 24 dk.
Mesaj Sayısı: 23.291
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 23.987
İkinci El Bölümü Mesajları: 20
Konularının görüntülenme sayısı: 0 (Bu ay: 2.842)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 6.809 (Bu hafta: 1)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Haberleşme ve Dijital Platformlar






Yeni Kayıt
Özel Mesaj
Yanıt Yok
1





