F

Binbaşı
11 Haziran 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
2 üye
Görüntülenme
Toplam: 113 (Bu ay: 2)
Gönderileri

Mercedes, 81 bin euroluk otomobili ‘Kazasız’ diye sattı. Münevver Dağ, aracın kazalı olduğunu fark edip bilirkişi raporu aldı. Mercedes ise komik bir teklif sundu


BİLİRKİŞİ 'KAZALI' DEDİ

ALMANYA'NIN Rheinland Pfalz Eyaleti'ne bağlı Bobenheim-Roxheim kasabasında yaşayan iş insanı Münevver Dağ (35), iki yıl önce 81 bin euroya Düsseldorf'taki Mercedes bayisinden S 400 model otomobil satın aldı. Dağ'ın eşi Metin Gündüz, 'Kazasız' diye satılan aracın sağ arka kapı renginden şüphelendi. Otomobili bilirkişi raporu için TÜV'e götüren Dağ, kazalı olduğunu tespit ettirdi.


DALGA GEÇER GİBİ TEKLİF

MERCEDES bayisindeki muhataba, iki aylık çaba sonrası ulaşan Dağ, "300 euro verip konuyu kapatma teklifinde bulundular. Hem kusurlu araba sattılar hem de dalga geçer gibi komik teklif sundular. Konuyu mahkemeye taşıdık. Aracı dava boyunca kullanamadık. Mahkeme bilirkişi raporunu da inceleyince bizi haklı buldu ve faiz ile birlikte 95 bin euro iade edilmesini kararlaştırdı" dedi.



Böyle bir haber okudum, mercedes takmamış, 300 euro verelim sus demiş, mahkeme 2 sene binmelerine rağmen haklı bulup iade kararı çıkarmış. Türkiye'de mahkemeye gitsek 2 yıldır nerdesin der hakim bir 2 yıl da bekletir davayı araba oldu sana 5 yaşında. Ah ahh.

Arkadaşlar, son zamanlarda hem gruplarda hem de forumlarda sıfır araçlarda ki sorunlara tanık oluyoruz. Hemen hemen her gün takip ettiğim marka ve modellerde (genel otomotiv dünyasında) youtube olsun, sosyal mecralar ve bir çok otomobil forumlarında bu sorunu son 1 ayda sürekli görüyorum. Peki sıfır araç alırken, aracın hasarlı çıkmasına karşı kendi haklarımızı korumak için ne yapmalıyız ? 2.el araç alırken küçük kusurları kabul edebiliyor insan ama sıfır bir araç alırken insan o kadar parayı verince kusursuz olmasını istiyor. Yoksa kusurlu araç alacaksak neden sıfır alalım. Ve aldıktan sonra hak talep edemediğimiz ve bayinin ilgisizliği yüzünden çok sayıda insanın işini gücünü bırakıp zamanından çalarak yıllarca sürecek mahkeme süreçlerine giriyor. Bunu engellemek adına, kendi haklarımızı korumak adına ekspertiz yaptırarak alma aşamasında, aracı satın almadan bayiden çıkarmamız da çok güç. Peki ne yapmalıyız ? Sözleşme tarzı bir şeyler mi yapılmalı ? Düşünceleriniz neler ve sıfır araç alırken bunları yaşamamak adına neler yaparsınız ?

Dostlar merhaba, biliyorsunuz fluence marka araca biniyorum. Fakat fiyat ve yurt dışı araçlar nedeniyle bu aracı almaya karar verdim. Güzel teklif ve özellikte bir araç buldum. Önümüzdeki hafta alabilirim gibi. Ama okuduğum ve duyduğum yorumlara göre 1.2 benzinli motorların bazı sorunları varmış. Detaylı bilgi de yok, dizele de en az 20 bin fazla vermek gereksiz ve dizel istemiyorum. Fakat donanım ve görünüm olarak çok beğendiğim bir araç. Ne diyorsunuz motor için ? Bilginiz varsa paylaşırsanız sevinirim.
Güncelleme:

Bir gün öncesi pazar günü bayiye gitmiştim asıl amacım 5 kasa almaktı. Satış temsilcisi 5 kasanın en erken Haziran ayında geleceğini ama acil araç istiyorsam 2 grancoupe için ertesi gün saat 11 de online satışa açılacağını ve Mart sonu araçların teslim edileceğini söyledi.
Ayrıca araca talebin çok olacağını ellerindeki verilere göre yaklaşık 3000 kişilik bir talep olduğunu ve sınırlı sayıda araç olacağını, yani araç ayırtmanın zor olabileceğini ekledi.
Ben o gün uçuştan erken gelmiştim sabah 10 gibi, evde 1 Bilgisayar, 2 iPad ve cep telefonumdan ayrı ayrı girdim online siteye.
Saat 11 de satış açılmadı.
Bayiyi aradım, sistemsel sorun olduğunu ve 13.00 e ertelendiğini söyledi.
Sonra satışlar açıldığında benim ilk gördüğüm araç sayısı da arkadaşın dediği gibi 79 adetti.
Fakat işlem yapmak imkansıza yakındı araç seçmeye çalışırken sayfa donuyordu genelde.
Birkaç kez rezervasyon tamamlama sayfasına kadar geldim, ama o sayfada da bir süre bekletip, hata veriyor ve rezervasyonu tamamlamıyordu.
Eğer satış temsilcisinin dediği doğruysa bu da gayet normal, 79 araca 3000 kişi saldırınca sistem kaldıramaz bunu. Çünkü aynı araca aynı anda kimbilir kaç kişi rezervasyon yapmaya çalışıyor, düşünün.
Bu arada tabi araç sayısı 3 er 5 er düşüyordu.
Ben şansıma aradan bir taneyi ayırtmayı başarabildim,
Ha şunu anlamıyorum hala, neden bu kadar talep oldu bu araca, geçen hafta ikinci parti satışı da yapıldı, takip ettim, o da yarım saat civarında tükendi.

Olay bu şekilde gerçekleşmiştir. Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz yaşananları düzgün uslubuyla gerçekleriyle bize anlattığı iiin.
Öncelikle herkese merhaba değerli forumdaşlar. Bu zor günlerde her şeyden önce hepinize sağlıklı günler dilerim, umarım en kısa zamanda ülkecek bu durumu atlatırız.

4 yıllık şahsi aracım hakkında konu açıp, kullanıcı gözünden yaşadıklarımı belirtmek istedim, her ne kadar şu anda satılan fiyatlara mantıklı olmasa da, bu aracı düşünen insanların kafasında az çok bir şey belirir diye düşünmekteyim.

Her şeyden önce objektif olacağım, kullanıcı olarak yaşadıklarımı aktarırken fanatik, düşman gibi yorumlara maruz kalmak istemem.

Öncelikle aracım "Renault Fluence 1.5 dCi ICON EDC" 2016 modeldir. 2016 nisanda sıfır olarak satın aldım. Yanlış bilmiyorsam Megane'dan önce ki son kasalardandı. Araç şu anda 40.000 km ye geldi.

Donanım olarak "Otomatik far, Yağmur sensörü, Park sensörü, Deri-kumaş koltuklar, deri direksiyon" tarzı standart donanımlar mevcut. En kullanışlı olanı anahtarsız giriş ve çalıştırma olması. Araçtan uzaklaştığınızda otomatik kilitlenmesi. Araçta dolu oyuncaklar yok fakat günümüzde şahsen şarj harici bir arayışımda bulunmamakta.

Aracıma led far ve cam filmi uygulaması dışında bir şey yapmadım. Cam filmini geçelim, farlar inanılmaz kötü. Sarı halojen farlar, gece yokmuş gibi. Ailemle gece yolculuklarında genellikle "Farlarını neden yakmıyosun?" gibi sorularla çok karşılaştım, mecburi olarak led far taktırdım. Daha iyi oldu.

Genişlik anlamında hiç üzmedi beni. Boyum 1.83 ve rahat kullanmayı severim, geri de kullanırım aracı. Benim boyuma göre ayarlıyken arkadaki standart yetişkin bir insanın bacaklarında sıkıntı olmuyor. Baş mesafesi olarak normal, dik oturursam eğer saçlarım değiyor. Bagajı sanırım bu segmentteki geniş bagajlardan biri. 530 lt. Ben büyük bagajı önemserim, köye gidip geldiğimizde doldururum, hiç üzmedi beni mesafe konusunda. Araç içinde ailenizle mesafe konusunda sıkıntı yaşamazsınız.

Araç yalıtımı hakkında aslında konuşmaya gerek yok. 100 km ye geldiğimde rüzgar sesi duyulmaya başlanıyor, ayrıca trafikteki ill hızlanmalarınız, vites değişimleriniz, motor sesini tamamen duyuyorsunuz. Motoru sesli çalışıyor, ama 90 km de ya da 1.500 devir civarında akarak kullanırsanız motor sesi gelmiyor.

Otomatik şanzıman biraz tuhaf. Yarı otomatik, uzun süre DSG de kullandım, şanzıman bazen kararsız kalabiliyor. Bir anda yokuşa döndüğünüzde gaz verince araç boşa düşüyor ve devri iyice düşüyor, araç sanki kaçıncı vitese atacağını bilmiyor, düşünüyor o sırada vites boşta kalıyor gibi. Bunun haricinde ilk vites atışlarını da hissediyorsunuz. Fakat konforsuz ve sallantılı değil, motor sesinden ve torkun verdiği güçten bazen vites attığını göstergeye bakmadan hissediyorsunuz.

Aracın malzeme kalitesi bilindiği üzere. Ön soldan babam bir kaza yaptı leonla. Çamurluklar birbirine takıldı, leon benim çamurluğu alıp götürmüş fakat onun ki sağlamdı 😀 Kaportası herkesin malumu teneke dediğimizden. Fakat bu da fiyata yansıyor. O dönem, sol ön çamurluk, ön tampon, sol far, lastik, davlumbaz değişmişti, şoför kapısıda boyanmıştı, 3.500 ₺ kaskodan ödeme yapılmıştı. Malzemenin teneke olması fiyatlarda avantaj olarak yansıyor. Ama dış kaporta gerçekten kağıt gibi. En ufak değdirmeniz de boyası çok rahat atabiliyor.

Performans konusunda ise, 1.5 dizel motorun yıllardır ödüllü bir motor olduğunu biliyoruz, yüksüz durumda gaza abandığınızda sizi koltuğa yapıştırmasada ilerliyor. 240 NM tork, 110 beygir. Uzun yolda bi kere zoelayarak 200 ü geçmiştim, ama sabırlı olmanız ve doğru gaz oranını vermeniz gerekiyor. Tsm gaz devirli hızlanırsanız 180-190 da tıkanıyor, ama dengeli hızlanırsanız ve hafifte eğim varsa 210 u görebiliyorsunuz. Yol tutuşu hakkınsa çok üzmedi, tedirgin etmedi, yüksek hızlarda bilemem ama standart bir kullanıcıyı üzmediğini söyleyebilirim. İstanbul-Orhangazi yolunda çok kullandım. Az yakıyor diye yaklaşık 200 km lik dolanbaçlı yoldan gidiyorum. İzmit, karamürsel, yalova. O yolu bilenler bilir, virajları beni üzmedi.

Tüketim konusunda aslına bakarsanız değişkenlik gösteriyor. Uzun yolda çok avantajlı, şehir içi de yer yer. 60 lt deposu var. Şehir içi normal kullanımda 800 km yapıyorum, uzun yolda 1100 gösteriyor fakat o kadar uzun yol deneyimim olmadı açıkçası. Fakat depoyu fulleyip orhangazine sakin gidersem 1200 km ye kadar menzil gösterdiğini görmüştüm. Mazot fiyatlarını hatırlamadığım bir dönemde hesap yaptım. 3 gün git gel yapmak durumunda kalmıştım orhangazi istanbul arası. Bir gün giderken sakin 90-110 gittim, o zaman ki fiyatlarla 60 ₺ ye gitmiştim. 5.0 litre gösteriyordu. Bir kerede genel olarak dikkatsiz ve performanslı kullanım yapmıştım, 150-160, hesapladığımda 65-70 ₺ tutmuştu, tüketimim de 5.5 lt idi. Araba bu konuda iyi, basarsanız yarım litre fazla tüketiyor. Aynı güzergahı BMW F10 520i ile yapmıştım. 350 ₺ ye depoyu doldurdum, giderken ECO pro, 120 den hiç yukarı çıkmadım, çeyrek depoyla gittim, 6.5 lt idi. Orhangaziden yarım depo ile 2 gün sonra yola çıktım, karadan geldim, sport mod, 180-200 (320i ile kapışmıştım😀) bastım, yarım depoydu, eve vardığımda ışık yanmıştı 😀 (200 km yol) Yakıt konusunda hiç üzmedi. Tabii sadece şehir içi bakımdan önce pompa hesabında 9 lt gördüğümü de hatırlıyorum, çok trafikte kalıp, hızlıca bas çek yaparsanız, dikkat etmezseniz bu tüketimleri de görüyor.

4 yıl sonunda nasıl dersek, ara ara ilk çalıştırmada motor sarsıntısından dolayı içerden bazı yerlerden sesler geliyor, fakat motor ısınınca ses kesiliyor. Kullanım esnasında nadiren torpidodan sesler duyuyorum, içindekiler de olabilir emin değilim ama, tuttuğumda ses gidiyor. Yani bazen trim sesi yapıyor, bazen de yapmıyor. Rahatsız olmadığım için üzerine düşmedim.

Alınır mı derseniz, 4 yıldır bana bir sorun açmadı, yolda bırakmadı, kaputu sadece silecek suyu için açtım. Yalıtımı önemsemiyorsanız, parçaları ucuz (diğer markalara nispeten), yakıtı uygun (benzin daha ucuz olsa kullanımla fazlaca farkla kapatıyor), depo 60 lt, dikkatsiz ümraniye içi kullanım, bir depo 800 km yaptım ona göre hesaplayın (820 de ışık yandı daha gitmedim 850 gider muhtemelen) ama çok zorladğımda 700-750 yapıyorum, fazla performans beklentiniz yoksa ki yerlerde değil bana gayet canlı ve yeterli geliyor, araba full yüklü dolu yokuşlarda üzmez ama tam gaz 11 saniye ise 0,100 full doluyken 15 saniye falan oluyor 😀

Şu an benim aracın piyasası 120-130 bin tl arası değişiyor, bu fiyata bu devirde alınır mı derseniz, micraya 110 verilirse, bu arabaya 130 düşünmeden verilir. Ama normal de 100.000 ₺ edecek bir araçta değil.

+ lar
-yakıt tüketimi
-yaşam alanı
-parça maliyeti
-kullanım kolaylığı
-bagaj hacmi

- ler
-yalıtım
-motor sesi
-malzeme kalitesi
-standart farların yetersizliği

Son cümlelerime gelirsem bir kaç kez satma isteğinde bulunsam da ailem yanaşmadı. Araç içi genişliği ve tüketim bakımından. Bu piyasada geniş bir araç bu fiyatlara pek rastlamadım. Ayrıca anahtarsız giriş çalıştırma, kart üzerindeki far açıp kapama tuşu gibi işe yarar bir çok özelliği de mevcut. Açıkçası genele vurursak aldığım için hiç pişman değilim, gayet memnunum. Kafanıza takılan herhangi bir soru olursa cevaplarım.

Bu arada kullandığım (tanıyacak kadar uzun) araba isimlerini yazıyorum aşağı, onlarla ilgili de sorularınızı cevaplarım.

-F10 BMW 520İ
-Mercedes C180 9g-tronic style (2017)
-Ford Kuga 1.5 TDCi Titanium (2017)
-Renault Megane 1.5 dCi İcon Edc (2017)
-Peugeot 5008 1.5 BlueHdi 130 Allure Selection (2019)
-Mercedes C180 Avantgarde (2013)
-Audi A3 1.6 TDI Ambiente (2013)

Bu araçlar aile araçlarımızdan bazıları. Bunlarla ilgili görüş isterseniz, yaşadığım tecrübeleri anlatabilirim, ayrı konu açmak gereksiz. (Bunca yıl alıp sattığımız araçlar, şu an sadece 5008 duruyor)

Genel anlamda bu şekilde. Bunu okurken standart bir kullanıcının bakış açıları olarak değerlendirirseniz sevinirim. Profesyonel araç incelemecisi değilim. Bana hissettirdiklerini elimden geldiğince açıklamaya çalıştım. Umarım faydası olur. Tekrardan herkese hayırlı ve sağlıklı günler dilerim.
Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Başkanı Murat Şahsuvaroğlu, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Biz ithalatı Avrupa'dan yapıyoruz. Avrupalının yan sanayi tedarikçisi de ağırlıklı olarak Çin. Ağırlıklı Çin olan yerde koronavirüs endişesiyle mal sevkiyatlarında ciddi manada sıkıntı var. Bu noktada koronavirüsün de ciddi etkisi var." diye konuştu.

Piyasalardaki tedarik sorununun bu ay çözüme kavuşmasının beklendiğini ifade eden Şahsuvaroğlu, şunları kaydetti:

"Baktığımızda, mart ayında bu iş çözülür, nisan ayına kalmaz. Nisan ayında herkes istediği aracı bulur. Zaten şubat ayında 47 bin araç satılmış. Demek ki aslında tüketici istediğini bulmuş da istediği gün bulamamış. Filo perakende oranına bakacak olursak orada büyük bir farklılık yok. Filo satışları lehine bir pazar açılımı yok, daha öncekilere benzer şekilde devam ediyor. Bütün ezberlerin dışında bir rakam yok. Eşitlik ilkesi devam ediyor."

Üstelik Renault Mais diğer rakiplerine göre daha çok araç bulundurduklarını söylemiş. Honda ise Civic modeline yoğun ilgi görüldüğünü Nisan ayında stok sorununu çözeceklerini iletmiş. Tüm araç satıcıları Nisan ayında araç kuyruğunun biteceğini, talepleri karşılamak için çalıştıklarını söylemişler. Citroen, Fiat, Hyundai gibi tüm bayilerden distribütörlerden bu şekilde bilgiler gelmiş.

Gördüğüm haberlerin yalancısıyım, başlığı google a yazarsanız bir kaç site de haber çıkıyor. Ne diyorsunuz doğruluk payı nedit sizce? Kuyruk biter mi ?
Arkadasar selam.

New yorktaki apple store dan iphone 6 siparis vermek istiyorum. Fakat nedir sartlar. Pasaport olmasi gerektigini duydum. Boyle bir sey varsa tel geldikten sonra kayiti sildirebiliyormuyuz iste turkce dil destegi oluyormu ya da sim calisiyormu bunlari merak ediyorum. Nedir bunun sartlari. 1 den fazla alacagim min. 2 tane.

Burdaki apple store u beklersek note 3 ten iphone a gecemeyecegiz yoksa :)

"Lutfen tartismadan laf atmadan ciddi bu isle ilgili bilgisi olan alan arkadaslar yazarsa sevinirim."
Arkadaşlar selam,

Aslinda siz degerli agabeylerim ve kardeslerimle sohbet ve sizin degerli dusuncelerinizide anlayabilmek icin boyle bir konu actim.

Vergiyi ve yakiti bosverin. Araciniz 3 serisi. Dizel ve benzinli kiyaslamasi degil. Yillik vergiyi silin ve yakitini hic dusunmeyin sizin icin onemli degil hani 6000 motor gibide yaksa onemli degil gibi dusunun.

Tercihiniz ne olurdu ? O aracin 2 cesit motorunu secebilirsiniz sadece. Ya 3.20i ED ya da 3.20d

Aslinda burdaki amacim iki aracida kullanan insanlarin kafalarinda kalan izlenim. Yani kesinlikle 1.6 benzinli alirim ya da 2.0 dizel daha iyi onu alirim gibi.

Not : bi amacim yok merak ve sohbet.

Not 2 : troller lutfen bu konuyu dagitmayin tesekkur ederim simdiden herkese :)
(Turkce icin kusura bakmayin telden yaziyorum)
Volkswagen Polo ile tanışmam 2006 yılında sıfır çıkan yeni kasasıyla birlikte oldu. Dayımın arabayı alıp eve getirmesi, kurcalamalar. Ve bir söz. Ehliyetini alınca araba senin olacak.

Bir önceki kasasını çok kullanma fırsatı buldum. İlk arabamdı. Ehliyeti aldıktan sonra araba benim omuştu. 1.4 atmosferik benzinli 75 beygirlik polo ile geçirdiğim günlerin tadı hala damağımda.

Yeni polonun 2011 kasasından tutun şimdiki çıkan yeni kasasına kadar bindim. Yeni kasa ilk çıktığında açıkçası beğenmemiştim. Dar, sürüş özellikleri düşük, sıradan bir B segmenti araba olarak görüyordum. Çünkü 2006 poloyu 5 sene kadar kullanma fırsatım oldu. Yeni kasasını kullandığımda 2006 yılındaki poloyu çok aramıştım. Bu arabaya bindikten sonra aklıma şu kelime geldi. "Gerçekten de gün geçtikçe yeni arabalarda maliyeti ucuz tutmak için sürekli tasarrufa gidiliyor ve eski arabalardan çok çok ucuz, sürüş dinamikleri çok çok kısıtlı arabalar yapılmaya başlandı." Sonuçta bu B segmenti bir araçtı, fazla bir şey beklememek gerekirdi, ama onun bir markası vardı. "Volkswagen" !

1.2 TDI testimi izleyen bilir. Arabayı beğenmediğimi, malzemenin kötü olduğunu vs.. etmenlerden bahsetmiştim.

Bu arabanın kısa bir süreliğine de olsa 1.2 TSI versiyonunu kullanma fırsatım oldu. Comfortline ve DSG ikilisi. Onu geçtim, TSI-DSG ikilisi, bu arabada nasıl çalışıyordu acaba?

Bilindiği gibi yeni Golf'ten tanıdığımız direksiyon simidi yeni Polo'ya da geldi. Bu sayede aslında Polo'da bunca sene yanlış direksiyon kullanıldığını anladım. Bu bir Polo olamazdı, direksiyon hisleri, yumuşaklığı, Feedback'leri... DSG'nin yağ gibi geçişleri, sarsıntısız, kararlı, dinamik. DSG bu arabada bir Golf ya da Passat'taki gibi çalışmıyor belki ama, bir önceki poloya göre, Jetta'ya göre yeni çalışma mantığına kavuşmuş, kendi yolunu çizen, ve her zamanki gibi TSI ile uyumu beni şaşırttı. Direksiyon-şanzıman-motor üçlüsü benden iyi not aldı. (+)

Tasarımsal olarak polo bir adım daha önde. Yeni gelen opsiyonlu led farlar dış tarafta arabayı ayırt etmenize yardımcı oluyor. Ayrıca, ön panjurun tamamen abisi golf ve jetta ya olan benzerliğide yeni Polo'nun ayırıcı özelliklerinden. İçeriye geçtiğinizde klasik polo çizgileri devam etmekte fakat bu sefer selefine oranla daha kaliteli malzemeler kullanılmış olması, içerideki kalite ve görsel zevki artırmış. (+)

Arabanın süspansiyonları selefiyle aynı, fakat Volkswagen grubunun daha üst segment arabalarında kullanmış olduğu süspansiyon ayarını bu arabaya koymamaları benim gözümde bir eksi fakat süspansiyonları serte dönük. Her ne kadar serte dönük bir süspansiyon olsada çukurlardan geçerken (hızlı olmamak kaydıyla) fazla rahatsız etmiyor. Şasi ayarı yine çok boşta çalışıyor hissi veriyor, fakat bu seferki daha sıkı yapılmış gibi, arabayı yolda tutmak için elinden geleni yapıyor. Araba hemen stabilitesini bozmasa da, yüksek hızlarda önden kayma ve arkadan kopmalar geliyor. Süspansiyon ve şasi ayarı bu etmenlere rağmen gözümde bir artı olarak kaldı. (+)

Arabanın motoru 1.2 TSI 90 HP. 160 NM tork var, bu tork arabaya ilaç gibi gelmiş aslında. İlk çalıştırdığınızda egzozun sizin yerinize gaza basmış gibi ses vermesi, TSI motorun sessizliği arabanın içinde rahat etmenizi sağlıyor. Motorun ekonomik kullanımlar için uygun olduğunu gördüm, arabayı zorladığınız zamanlarda biraz geçte olsa yüksek hızlara ulaşabiliyor fakat bunun için zaman geçiyor. DSG bu arabadaki hız kusurunu az da olsa toparlıyor. Özellikle Triptronic moda aldığınız zaman bu motor daha zevk veriyor. Araba motorunu performans olarak beğendim, yakıt ekonomiside iyi arabada. Testim boyunca yer yer zorlamalarım, yer yer ekonomik kullanımlarım sonucunda 6.8 lt bir yakıt tüketimi gösteriyordu yol bilgisayarı. Bu veriler normal kullanıımlarınızda. Çok fazla zorladığınız zaman 10-12 lt arası yakıyor. Yinede verdiği performans ve sessizliği, aynı zamanda ekonomiyi göz önüne aldığınız zaman benim gözümden tam not almayı başarabiliyor. (+)

Şanzıman çift kavramalı yeni nesil DSG (Direct Shift Gearbox). 7 ileri oran poloya istediği zaman hız, istediği zaman ekonomi sunabiliyor. DSG'nin yolda verdiği tepkiler sizi tatmin ediyor. Sessiz, yağ gibi sarsıntısız geçişleri, gaza yüklendiğiniz zaman verdiği tepkileri gayet iyi. Fakat bir anda gaza bastığınız zaman tüm DSG'lerdeki gibi araba bir düşünme sürecine girip, hızlıca vites büyültüp küçültüyor, bu sırada bağırıyor. Yinede DSG benden iyi not alıyor. (+)

Genel olarak polo sizde iyi izlenim bırakıyor. Yeni nesil DSG, direksiyon, 5.5" dokunmatik ekranıyla da sürüşlerinize keyif katıyor. DSG çerçevesi değişmiş, bir önceki çerçevesi değişmiş, siyah kaplamalı çok güzel bir çerçeve gelmiş. Hem yerinden oynamıyor, hemde koyu renkleriyle çok güzel bir görüntüye yer verilmiş. (+)

Elfreni yine normal. Fakat elfreni yokmuş gibi. Çok yumuşak. Çekerken sesi bile çıkmıyor nerdeyse. Ve bu poloda sunulan kol dayamada tüm sürüş keyfinizi destekler nitelikte.

Yeni golfün göstergelerinin kardeşi gelmiş, yeni göstergeler çok yakışmış. Bu sayede arabaya daha kolay hakim oluyorsunuz. Golf'teki çalışma mantığı ile aynı yol bilgisayın. Bu anlamda da beğendim.

Genel anlamda güzel araba, fakat bu fiyat verilir mi bilemiyorum. Fakat Fiesta'da 1.6 atmosferik tam otomatik sürüş keyfi bana daha çok gibi geldi. Donanımsal olarakta araba yeterli, standart comfortline. Kullananlar bildiği üzere, yeni ekranla gelen bluetooth özelliği gibi yeni bir çok işlev eklenmiş.


NOT : BU TESTİMLE BİRLİKTE HİÇ BİR ARABANIN FANI OLMADIĞIMI, HER ARABAYI KENDİNE GÖRE BENDE BIRAKTIĞI İZLENİMLERİ OBJEKTİF OLARAK ANLATTIĞIMI ANLAMIŞSINIZDIR. ELEŞTİRMEDEN ÖNCE BUNLARI GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURURSANIZ SEVİNİRİM.

Herkese iyi günler, başka bir testte görüşmek üzere kendinize iyi bakın.
Aslında Hyundai ile bağlantım, ilk araba sürmeyi öğrendiğim 96 model bir Excel ile başlıyor. Büyük babamın arabası olan bu tuhaf renkli araba, karanlık otoparkta gece yaterken, çocukluk hayallerimi süslüyordu aslında. Fakat bu süsleme pozitif değil, negatifti. Gece mavisi rengi, karanlık olunca, loş bir sarı ışığın arabanın birazını aydınlatması, benim camdan bakınca kocaman bir ağacın altında yatan kapkaranlık bir araba. Tipini kiralık katillere benzettiğim bu arabadan ne kadar da korksam, çocukluğum, bütün günüm arabanın içinde direkisyonu çevirmeye çalılşırken, vites değiştirmeye çalışırken geçiyordu. Gece her ne kadar korkuyorsam bu arabadan, sabahları aynı şekilde koşarak gidiyordum yanına. İlk gaza basmadan, sadece debriyaj ile kaldırabildiğim, bunu öğrenebildiğim tek araba idi. Yani hayallerimden silnmeyecek, ilk kez araba kullandığım, ve ilk arabaya bindiğim olarak hayallerimde çoktan kalıcı yerini almış bir anı.

i30'a giderken, aklımda hep acaba nasıl bir Hyundai karakteristiğiyle karşılaşacağım? Bu arabanın artık kendi karakteri, ruhu var mı, yoksa diğer arabalardan beslenen, sadece insanların gözünü donanımlarıyla büyüleyen sıradan bir araç mı?

Kapıyı kapatana kadar bu önyargılarım besledi beni. Arabayı çalıştırdığım anda (Start-Stop düğmesinden) dizel olduğunu anlayamadım. İçerideki o yalıtım, arabayı çalıştırdığım zaman "Hoşgeldin Sahip" der gibi, içeride belki birisi uyuyordur diye titremeden, sessiz bir şekilde çalıştı. Bu sesi dışarıdan çıplak bir sesle dinlediğim zaman 2.0 TDI ateşleme sesine çok benzettim.

Sıra geldi koltuk ayarlamaya. Öne baktım yok, alışkanlıkya. Tabii ya dedim, bu arabanın koltukları bile elektrikli. Ayarlama aralığı, hızı, sürüş pozisyonu inanılmaz rahat. Koltukların rahatlığı, tepemde duran arkalara kadar uzanan cam tavan, arabanın içinde ferah bir hava yaratıyor. Direksiyonu ayarlayayım dedim, fakat ben elektronik ayarlama beklerken, her türlü arabada olan klasik bir kol indererek ayarlıyoruz derinlik ve yükseklik ayarını. Bunu geçtim, bana sunduğu derinlik ayarı pek yeterli gelmedi. Buralardan araba aslında ilk eksimi almış oldu.(-)

Otomatik vitesin görüntüsü, piano siyah ile kaplanmış. Konsolda aynı malzemeyle kaplandığıi için arabanın içinde bir bütünlük söz konusu. Her ne kadar bütünlük olsada, klima ekranı ve radyo ekranının çağın bayağı gerisinde kalmış mavi renkleri, gözümdeki ikinci eksiği alıyor. (-)


Frene basarak şanzımanı D'ye alıyorum, ve bırakıyorum freni. Daha deminde dediğim gibi, "Hoşgeldin Sahip" der gibi çalışan bir araba, freni bıraktığınız anda "Bırak Beni Sahip" der gibi kendini ileri atıyor. Gaza dokunduğunuzda çok yumuşak bir sürüş ile karşılaşıyorsunuz. (+)

Yola çıktığımızda, vites geçişleri sanki 2.0 TDI CVT A4 kullanıyormuşum gibi hissettirdi. Sanki oransız bir şanzımana sahip bir araba gibi. Fakat bildiğimiz Tork Konvertörlü şanzıman. Ama her ne kadar öylede olsa, vites geçişleri ve gaza hafif dokunduğunuzda verdiği tepki şimdiki çift kavramalıları andırmıyor. Sarsıntısız vites geçişleriyle bu 6 ileri tork konvertörlü şanzıman benden başarılı bir not alıyor. (+)


Ve en önemli konulardan biri. Tabii bazı insanların bakmadığı, ama bizim gibi insanların arabanın orasını burasını mıncıklayıp bir şeyler hissetmek istediği gibi, malzeme kalitesine baktığımızda şaşırtan bir kalite vardı arabada. Binerken bu kadarını beklemiyordum açıkçası. Kapı kollarında bile çok yumuşak ve dokusu çok güzel olan bir malzeme. Konsolda siyah parlak kaplamanın üstünde kullanılan plastik malzeme hem yumuşak hemde dokusu çok iyi, yani parlak siyah ile çok uyumlu kaliteli bir malzemeyle karşılaştım. Arka kapılara baktım, orasıda yumuşaktı. İşte bu yüzden malzeme kalitesiyle de araba benden tam not aldı. (+)

Kullandığımız motor 1.6 CRDi 128 PS 260 NM torklu 4 silindirli turbo dizel bir motordu. Motorun performansı, sessiz gidişi ve ipeksi dokunuşu, arabanın iç mekanda olduğu gibi yumuşaklığı ile bir bütün oluyor. Dışarıdan da fazla dizel motor sesini vermeyen araba, içeride ve dışarıdaki "İzolasyon" farkıyla, ve gürültüsüz dizel motorla, özellikle verdiği performans ile, hızlanışı ile de benden iyi not almayı başarabiliyor. (+)

Yakıt tüketimini sona bırakacaktım fakat hazır motordan bahsederken, herkesin önemle beklediği yakıt tüketimini de paylaşayım dedim. Test araçlarını bilirsiniz, çok zorlanır, hırpalanırlar, Ben ilk başlarda yumuşak, daha sonralarında az az ve yer yer gaza dokunmam, yinede test boyunca arabayı çok zorlamama rağmen arabayı çalıştırıp stop edene kadar yol bilgisayarının bana gösterdiği değer 9.4 LT idi. Biraz daha yumuşak ve dikkatli uzun yol kullanımlarda mu motorun az yqakacağını biliyorum, fakat şehir iç yoğun trafikte bu arabanın 7.5 LT'den aşağı ya yakacağını düşünmüyorum. Tabi bahsettiğim çok çok yoğun dur kalklı bir trafik. Bu konuda araba gözümde ne bir artı (+) nede bir eksi (-). Buna siz karar verin.

Arabanın donanımlarını biliyorsunuzdur. Elite modelindeki donanımlar gayet yeterli. Tüm donanım, ve donanımların kullanış kolaylığı, benden artı alıyor. Fakat arabada herşeyin olmasına rağmen olmayan bir trek donanım var. Start-Stop fonksiyonu. Genel olarak donanım açısından benim gözümde (+) da olsa, Start Stop ve Auto Hold (Hill Holder var, fakat şehir içinde siz gaza basana kadar arabanın kendi kendine fren yapması yok) yok. Bu da bana göre istanbul trafiğidne ve kırmızı ışıklarında gerekli bir özellik. Onlara rağmen arabanın benden donanım konusndan da iyi not aldığını söyleyebilirim. (+)

Direksiyonda 3 tane mod vardı. "Normal,Comfort,Sport" Bunlar arabanın süspansiyonu ile ilgili değil sadece direksiyonun sertlik ve yumuşaklık ayarlarını ayarlamamızda yardımcı oluyor. Normal moda aldığımızda arabanın gayet normal denebilecek kadar yani ne sert ne de yumuşak bir yapısı var. Tam ortasındaki yapısıyla istediğiniz gibi bir direksiyona sahip i30. Comfort moduna aldığınızda dikkat edin. Çünkü arabanın sanki direksiyonu yokmuş gibi, o kadar yumuşakki, serçe parmağınızla tek başına rahatça manevra yapabilirsiniz. Ve Sport düğmesi, bu arabanın yapısı konfora odaklı, o yüzden spor kullanım beklemeyin fakat direksiyonun bu modu sadece ona çok sert ve sağlam yapı kazandırıyor. Bu da size güven veriyor. Direksiyon üzerindeki tek tuş ile değiştirebildiğiniz bhu sertlik ayarları, anında tepki veriyor size. Bu modlardan da arabanın bu özelliği benden başarılı bir not alıyor. (+)

Süspansiyon ve şasi ayarı arabanın çok çok çok güzel. Tamamen yumuşaklığı odaklyıor sizi sürüşte. Uygun koltuk ayarları ve direksiyonun yumuşaklığı, lastiklerin ebatlarının kalın olması, çukur ve tümseklerde sizi fazla rahatsız etmiyor. 205/55/16 ebatlarındaki lastiklerin kalın yanaklı olması, şasi ayarı ve süspansiyonlarla arabanın kayma eğilimini en aza indirmeyi başarmış gibi duruyor. Yine de fazla zorladığınızda arabanın arkadan bırakma eğilimi var, fakat ESP 3 derecede devreye girdiği için direksiyonunda hisli olması benden iyi not alıyor. (+)

Söylemeden geçemeyeceğim, süspansiyonun ne kadar yumuşak ve rahat olduğunu söylemiştim. Arkadaki süspansiyonlar çok nokta bağlantılı helezon yaylardan oluşan, yüksek hızlara çıktığınızda bağımsız bir süspansiyon hissi vermesi, öndeki süspansiyonların bağımsız, helezon yaylı ve denge çubuklu olması, bu hissi destekler nitelikte. Bu yönden de araba benden iyi not alıyor. (+)

Son olarak tasarımsal anlamda bahsedersek gayet güzel görünümlü bir araba olduğunu, içinin de dışınında arabanın verdiği hislerin birleşmesi, birbirleriyle uyumlu olması, arabanın sportif görünüşü yanında aslında gayet yumuşak bir yapısı olması şaşırtsada, sürüş özellikleri açısından gayet güzel hisler veriyor. Arabanın sürüş özelliklerini, gidişini, verdiği tepkileri herşeyini çok beğendim. Arabanın dizel olmasına rağmen şanzıman ve motor uyumluğundan kaynaklanan, "Araba Akıyor, yağ gibi" terimlerini hak ediyor.

Arabanın yalıtımı çok güzel. Hem rüzgar sesi hemde motor sesi olarak arabanın yalıtımları çok güzel. Motor sesi fazla rahatsız etmiyor, kaliteli müzik sistemini açıp keyifli bir sürüşte motor ve rüzgar sesini hiç duymuyorsunuz. Bu konuda da araç benden iyi not alıyor. (+)


Genel olarak arabayı çok beğendim. C segmentinde bulunan diğer markalardan daha dolu ve sürüş keyfi daha yoğun olan bir araba i30. Bence tek eksiği, herkesin önyargılı yaklaşması ve Hyundai markasının ülkemizde "Volkswagen" gibi "MARKA" olamaması.

Resimleri daha sonra ekleyeceğim, sanırım bir hata var yüklemiyor.
Başka bir testte görüşmek üzere, hepinize iyi günler.
Hakkında
Konum: Donanimhaber.com
Forum İmzası:
Rise Above Cancer
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 19 sa. önce
Son Mesaj Zamanı: 2 ay
Mesaj Sayısı: 1.426
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 1.497
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 67.971 (Bu ay: 775)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 1.606 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Motorlu Araçlar Dünyası
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.