Yarbay
01 Mayıs 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme
Toplam: 34 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Ülkemizde futbola büyük paralar harcanıyor, önemli yıldızlar getiriliyor. Ama bu yıldızların hepsi 30+ yaşlarında oluyorlar.

Sneijder'in kalitesinde, kariyerinde bir oyuncu bize nasıl geldi 28 yaşında? Hala aklım almıyor. 2 sene önce ballondor'a aday gösterilmiş, cl finalinde mvp seçilmiş kupayı kaldırmış, milli takımla finale çıkmış Sneijder'i 7 milyon bonservis vererek getirdik. Maaşında indirime gitti falan gelmek için. Tüm Avrupa'da haber oldu transferi. Cnn international canlı yayın yaptı Gs Başkanıyla.
Şimdi ki sözde yönetimin tepkileri dindirmek için hakkında yalan haber yaptırdığı Nasri ve Ben Arfa 30 yaşında, ikisini toplasan Sneijder'in kariyerini geçemezler. Adamların hayalleri bile o seviyede değil. Bir dönem Avrupa'nın en etkili futbolcularından biri olmuş, Hollanda gibi bir futbol ekolünün en çok milli olan oyuncusuydu Sneijder.

Ya hadi göndermek istediniz, bir yanlışı oldu diyelim. Adam zaten giderdi. Inter'de de sorun yaşayınca daha yüksek kontratı bırakıp gelmişti. Burada da ücretinden vazgeçti. Evlatlarınız gibi yatarak kulübün parasını cukkalamazdı.

Lan siz bu kulübün efsaneleri arasına girmiş bir adama nasıl mobbing uygularsınız, paralı kalemlerinizle bok atarsınız! Kulüp tarihinin en rezil, en beceriksiz yönetimisiniz, değerleriniz yok, ahlakınız eksik. Düzgün bir vedayı bile çok mu gördünüz adama. Taraftar hiç mi umurunuzda değil. İçim soğumuyor bir türlü.

Ya bak gitmesinde değilim, herkeste beyin, ahlak, vizyon olacak değil. Sizde olmayabilir. Anlıyorum. Ama Galatasaray'ın değerleri vardır. Galatasaray, kaptanlarından birini zorla, taraftarın tepkisine rağmen bu şekilde gönderemez. Ama bize de yazıklar olsun. O başkan diye geçinen yalancıyı o koltukta oturtuyoruz ya. Hak ediyoruz hepsini. 4.olmayı da 6.olmayı da hak ediyoruz. Hatta daha kötüsünü de hak ediyoruz.
3 Nisan Pazartesi
Galatasaray - Adanaspor

10 Nisan Pazartesi
Başakşehir - Galatasaray

23 Nisan Pazar (derbi)
Galatasaray - Fenerbahçe

1 Mayıs Pazartesi
Bursaspor - Galatasaray

6 Mayıs Cumartesi
Galatasaray - Kasımpaşa

14 Mayıs Pazar
Gaziantepspor - Galatasaray

19 Mayıs Cuma
Galatasaray - Osmanlıspor

29 Mayıs Pazartesi
Alanyaspor - Galatasaray

Türkiye'nin en fazla taraftara sahip kulübü 8 haftada 5 kez haftaiçi oynuyor. Hadi yarıştan kopalı çok oldu, önemli değil pek. Ama bu fikstür önceden belirleniyor. Şampiyonluk yarışında olsaydık tartışılırdı bu.

Örnek veriyorum Kadıköy'de oturuyorum. İşten 17:00'da çıkıyorum, servisle dahi eve gelmem 18:30. Haftaiçi iş çıkış saati İstanbul trafiği... Maç 7 de olsa yetişemem, 8 de olana da zor. Zaten maçtan çıkıyorsun eve gelmen 12-1. Ertesi gün iş var, 6 da kalkmak lazım. Kombinem yok, iyi ki de yok şu durumda. Haftasonu 2 akşama sığdıramıyorsan 3 tane büyük kulübü, haftasonu gündüz yaptır maçı rahat rahat stada gitsin gelsin insanlar. Ama yayıncı kuruluşun ratingleri düşer aman diyeyim. Dini imanı para olan, yayıncı kuruluşa köpek olmuş, şike destekçisi, buram buram leş gibi siyaset kokan, yanlı ve taraflı, sahtekar TFF ve başta muhterem tüpçü; Türk futbolunu siz bitirdiniz, tebrikler.

Neyse tamam sakinim.
Maç özelinde bakıldığında Tudor Brumayı yanına çağırıyor iki kez ve Bruma sallamıyor. Tudor haklı gibi.

Amaaa... Bu çocuk daha geldiği hafta antrenmanda çift kale maç yaparken geri koşmadı diye kadro dışı kaldı. Empati yapın. Saçma sapan bir sürü adam var takımda. O saçma sapan adamlar 2-3 milyondan aşağı maaş almıyorken siz 1 milyon euro ile oynuyorsunuz ve takımı taşıyan adamsınız. Üstüne üstlük yeni hoca geliyor, geldiği gibi sizi günah keçisi belleyip sudan bir sebeple kadro dışı bırakıyor. Dert yanacak adam arasanız kulübün futbol sorumlusu Mehmet Özbek diye akraba kontenjanından girmiş futbolla alakasız bir adam.

Hoca dediğin disiplinli olmalıdır tamam, ama özellikle de genç oyunculara karşı babacan davranmalıdır. He kadro dışı bıraktın çok mu üzüldü Bruma, böyle disiplin mi sağlanır? Saygısını mı kazanmış oldun? Kaybettin adamı. Oyuncu yönetimi bir meziyettir ve Tudor futbolcuyla ego yarışına girerek bu konuda çok ağır sıçratmıştır.

İyi oyuncu yönetimi nasıl olur örnek verelim;

Bruma Terim için babam gibi diyordu;https://onedio.com/haber/bruma-terim-ikinci-babam--162380

İlk suçlu Tudor, ikinci suçlu da yönetim. Daha hazırlık maçlarında belliydi patlama yapacağı. Niye kontrat yapmadınız bunca zaman? Sezon başında 2.5m garanti parayı kabul etseniz imzalamıştı. Mehmet Özbek ne halt yiyor Florya'da? Takımda o kadar gruplaşma var, futbolcular hocayı sallamıyor falan. Albayrak olsa böyle olur muydu?

Siz 22 yaşında bir anda patlama yapmış bir çocuktan olgunluk bekleyemezsiniz. Onu terbiye etmesi gereken hoca ve yöneticiler.
Hoca olarak çok hata yaptı tamam. Tudor'u getirmeyi düşünüyorsunuz o da tamam.

Tudor'un yardımcısı olması önerilecek mi acaba Riekerink'e.

Mütevazi adam, egosuz. Belki kabul eder.

Hadi yardımcılık olmadı, altyapıya dönecek mi?

İlk hoca olduğunda yazmıştım, sezon sonuna kadar idare etsin(geçen sezon için) sonra asıl işine dönsün, sezon sonu komple kovmasınlar kulüpten diye. Nitekim korktuğum gerçekleşebilir.

Hocalık kariyerine laf edebilirsiniz ama altyapı direktörü için daha iyi biri bulamayız. Zaten işi de oydu adamın. Sneijder dahil bir kaç sene önceki Hollanda milli takımının yarısını altyapıdan yetiştirmiş adam bu.

Onu geçtim melek gibi adam. Daha bu sezon hiç para almadı, önce oyuncuların parasını ödeyin sorun değil dedi. O evladımız denen adamlar kuruşu kuruşuna isterken bu adam fedakarlık yaptı. Vefa yahu.

Kötü hoca olması adamın suçu değil. Hoca olması bile onun suçu değil. Lisansı olsa Orhan Atik yönetecekti takımı, kimseyi bulamayınca rica ettiler adam da sorumluluk aldı.

Hiç mi iyi bir şey yapmadı bu adam? Ceza sahası çevresinde ve içinde yaptığımız pas üçgenleri var mıydı geçen sene? Brumayı kim kazandı? Gereksizlerin bir kısmını kim göndertti sezon başı? Geçen seneden kötü müyüz? Hangi hoca pas oyununu, total futbolu 3 ayda oturtabilir takıma? Çok mu zaman verdik sanki hocaya?

Ama sorsan Mustafa Denizli hoca, bu adam beden eğitimi öğretmeni.

Adam istemez miydi başarılı olmak? Takım gol atınca kaşları hopluyor, yüzü gülüyor adamın. Siz ne derseniz diyin, bu adam bu kulübü o yönetimdeki kan emicilerin hepsinden daha fazla seviyor.

Kaldı ki çok mu başarısız? Hala şampiyonluk yarışındayız be. Ama Riekerink'in ne başarısı varmış, ulan sanki Mehmet Özbek yılların futbol adamı. Gittiler futbolun başına koydular, bir de üstüne kadroya karışıyormuş.

Bu yönetim gitmeden Riekerink'i gönderen, gönderilmesine çanak tutan herkese yazıklar olsun. Buldunuz sessiz adamı, ezin. Gücünüz anca ona yeter.

Son olarak Riekerink Bey diyeceksiniz! İyi hoca olmasa da şu kokuşmuş ligdeki en beyefendi, en temiz kalpli adam bu. Üzmeyin lan şu adamı. Gönderecekseniz de güzel gönderin. O kadarını hak etti en azından.
1) Vizyon:





2) Sportif Başarı:





3) Transfer:





4) Tavır:





5) Dik Duruş:





6) Yönetim:






7) Projeler:






Şimdi geleceksiniz yok Aysal batırdı falan. Ben kendimi bildim bileli batıyoruz arkadaş. Dursun geldi, kaç yıl oldu. Ne düzeldi? Açıkçası artık kulübün kasasına ekonomisine kafa yormak istemiyorum. Taraftarım ben yav, o yöneticilerin işi. Zaten polemiğe falan girmeyeceğim, geyiğine açtım. Bana göre Aysal'ı sevmeyebilirsiniz, istemeyebilirsiniz ama Dursun'dan iyiydi.
Dün Podolski ve Sinan'ın uyumu dikkatimi çekti.

Seneye büyük ihtimalle kadroda olacak oyunculardan 8 tanesi(Dzemaili, Podolski, Koray, Sinan, Wesley, Yasin, Hakan, Tarık) Almanca biliyor.

Alman bir hoca ve 1-2 Alman oyuncu transferiyle takımda bir Almanya havası estirebiliriz. Zico'nun Fenerbahçesinde Brezilyalıların yaptığı gibi. Sizce nasıl olur?

Favre o açıdan harika olabilirdi gelseydi ama olmadı maalesef. Var mı uygun, getirebileceğimiz bir Alman hoca? Felix Magath haberleri çıktı bir dönem, kariyeri düşüşte bir hoca. Aklıma gelen bir başkası; Almanca bilen bir Türk, Murat Yakın. Basel döneminde baya sükse yapmıştı.

Galatasaray'ı Galatasaray yapan, Türk futbolunda çığır açan, Terim'i ve Denizliyi bizzat yetiştiren, bu toprakların gördüğü en iyi futbol adamı Jupp Derwall olsun, Gerets olsun, Feldkamp olsun, Hollman olsun; Alman hocalar genelde başarılı oldu. Çare Alman disiplini bence
kaynak:http://www.milliyet.com.tr/yonetim-alacak-hoca-oynatacak--galatasaray-2215610-skorerhaber/

quote:

Galatasaray’da, “Transfer sadece teknik adamlara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir” tezi hayata geçiyor. Cim-Bom’da gelecek sezon hangi teknik direktörün takımın başında olacağı belli değil ama transfer çalışmaları başladı. Başkan Dursun Özbek’in, UEFA’nın verdiği men cezası yüzünden Avrupa kupalarına katılamayacak olmalarına rağmen güçlü ve iddialı bir kadro kurulması için çalışmalara şimdiden başlanması talimatı verdiği belirlendi.

Bu talimat doğrultusunda profesyonellerin ve izleme komitesinin transfer çalışmalarına başladığı öğrenildi. Böylece Galatasaray’da yeni gelecek hocaya transferde fazla taviz verilmeyeceği kaydedildi. Buna göre yeni teknik patron eldeki kadroyu kullanacak.

Bu kararın alınmasında özellikle Hamza Hamzaoğlu döneminde yapılan ve kısmen Mustafa Denizli döneminde de devam eden politikanın etkili olduğu savunuluyor. Çünkü yönetime göre bu transfer dönemlerinde hocalar yanlış yaptı. Gelecek sezon takımı emanet edecekleri teknik adam konusunda henüz sonuca ulaşamayan sarı-kırmızılılarda buna karşın kadronun eksik ve sıkıntılı bölgelerine düşünülen isimler için temaslar başladı. Yönetimin 2 forvet, Alex Telles’in durumuna göre bir sol bek, sol kanat, ön libero ve stoper transferi düşündüğü ve arayışların şimdiden başladığı aktarıldı.


Ağam bizimle eğleniy.
Uefa genelde oyuncunun faydasına olan kararlar alan bir kurum. Eğer 1dklık bir gecikme gibi ufak bir sorun varsa çözülür diye düşünüyorum. Umarım bir sorun çıkmaz.

Neyse ben sakatlığı atlatamadığını düşünüyorum, sağlam olsa alternatif olarak kadroda tutulurdu yada son güne kalmaz başka takıma giderdi. Öyleyse de sabreder bekleriz form tutmasını, yapacak bir şey yok. Ölüsü Umuttan iyidir.

Şöyle güzel bir yazı okudum, paylaşmak istedim;http://devrimderki.blogspot.com.tr/2015/09/buyumek-istemeyen-cocuk-kevin.html

quote:

Köln denilince akla Podolski gelir. Dortmund da biraz Greusskreutz üzerinden yorumlanır. Ne gariptir ki 2014 Dünya Kupası’nda olan bu iki Alman futbolcu da Galatasaray’da buluştu. O kadar çok ayrıntısı var ki 4 kitap yazarsın 30 da makale.. Öyle fenomen olmuş bir futbolcu. Büyümek istemeyen çocuk gibidir aslında. Schalkelilerin nefret ettiği Dortmundluların taptığı oyuncu. “Oğlum Schalkeli olsa kimsesizler yurduna veririm” gibi abuk subuk beyanatları olmuş tribün çocuğu amma velakin iyi de bir oyuncudur. Benim saygımı kazanmıştır çünkü isimsiz bir oyuncu olarak yetenekleri kısıtlı olmasına rağmen kat ettiği mesafe, tutkusu ve azmiyle ancak mümkün olmuştur. Her zaman sezon başı üzeri çizilen adam olup da her daim yeni transferlere rağmen vazgeçilmez olmayı en azından geçen sezonun başına kadar başarmış bir isimdir. Daha da önemli olan ayrıntı ise Galatasaray’ın pek çok eksiğini kapatacak özelliklere sahip olması. Şimdi akla gelenleri tek tek yazayım..

1- Çok koşar. Kat ettiği mesafe Almanya’da dahi onu farklı kılıyor.

2- Savaşçı ve mücadeleci. Presçi.

3- En büyük artısı sahaya çıktığında her zaman yüzde yüzünü verecek bir tutkuyla futbolu oynaması.

4- Özellikle savunma konusunda “zeki” diyebiliriz, gerçek hayatta, söylemlerde ve eylemlerde pek “zeka” göremesek de.

5- Taktiksel açıdan çok yönlülüğü ona büyük bir artı kazandırıyor.

6- Normal koşullarda çok az sakatlanır. Sadece geçen sezon 6 haftalık sakatlığı oldu son 5 yıl ieçrisinde. Çok koşmasına ve ikili mücadeleye girme ve kazanma oranı yüksek olmasına rağmen.

7- 27 yaşında. 2014 yazına kadar Dortmund’un başarısının önemli bir parçası olması bir yana milli takım dünya kupası kadrosuna da dahil edilmişti.

8- Kulübünde kalsaydı bu koşullarda sadece sağ bek için alternatif olabilirdi. Orada Ginter’in iyi oynaması oynadığı bütün mevkilerde onu üçüncü şık yaptı.

9- Bir kenarı –ister açık ister bek- oynasın, tamamını kulllanır.

10- Saha dışı zekası ve saha içi tavrı, neredeyse Melo ile bire bir özdeşir.

11- Teknik kapasitesi Dortmund ve Alman milli takımı gibi yüksek profilli oyunculardan oluşan kadrolar içerisinde “sınırlı” olarak görüldüğünü söyleyebiliriz. Bu konuda tartışma hala sürüyor aslında. Bazıları tekniğini de beğenir.

12- Sağ kenar oynadı. Nuri’nin yanında defansif orta saha oynadı. Üst üste burada maçlar çıkardı. Bir kupa maçında Düsseldorf’a karşı stoper çıktı. Yine bir kupa maçında Hannover’e karşı sol bek oynadı. Kaleye geçti, sol ön ve sağ ön oynadı. Bir kere de forvet arkası onu gördük. Lakin orijinal mevkisi sağ bek ile sol ön olduğunu söyleyebiliriz. Savunma olarak sağ bekte iyidir, ofansif açıdan sol önde iş yapmıştır uzunca bir süre. Bu ikisinin ortası ve karışımı olarak sağ önde Galatasaray’ın onu kullanması Sabri ile iyi bir ikili yapmaya yetecektir. Yıllarca Schmelzer’in aşırı bindirmelerinden oluşan boşlukları iyi bir şekilde kapattığının altını çizelim.

13- Uluslarası tecrübeye sahip. Şampiyonlar Ligi finali de oynamıştır, milli takım ile tecrübesi de olmuştur.

14- İlk 97 maçında gol ve asist açıdınan skora 37 kez etki etmiştir efendim.

15- Gol atar. Muazzam bir Müller içgüdüsü ya da Lewandowski tekniğiyle değil her topa girme aşkıyla zaman zaman meşin yuvarlağı kimsenin beklemediği şekilde filelerle buluşturur. Marsilya’ya olduğu gibi üstelik bu bazen çok önemli maçlarda vuku bulur zira onun oynama tutkusudur aslında her şey.

16- Dortmund’un delisidir. Podolski de Köln’ün sembolüydü. Duygularıyla hareket eder, profesyonellikten pek nasibini aldığını söyleyemeyiz. Bazen “çocuk gibi” hareket ettiğini söylemek zorundayız.

17- Kenar oyuncuları etkili olan takımların panzehiri. Robben dahil durduramayacağı oyuncu yok. Savunma yanı güçlü. Bayern’ü üst üste 5 kez deviren Dortmund’un bu maçlardaki en büyük gücü Kevin idi.

18- Yükseklik korkusu var. Günden güne bu korku büyüyor. (Saha içine etkisi yok da işte..)

19- Ahlen’de takım arkadaşı Reus ile beraber oynadı. Aslında ikisi de Dortmund altyapısına gelmişti. Ne takımmış o dönemin ikinci Bundesliga’daki Ahlen’ı be!

20- Premier Lig’i seviyor, özellikle Liverpool’u. Bu iki seçim onu anlatır. 1- O ligde az düdük çalınır ve mücadele önemlidir, tempo. Greusskreutz’un en iyi yaptığı.. 2- Liverpool’un bir geleneği var ve takım sevgisi taraftarlarda çok fazla.

21- Sol ayağı zayıf. Sağ önde iyi işler yaptığı zaman dahi illa ki sağına çekip orta yapar. Bir dönemin tartışması da sol ayağı sıfıra yakın olmasına rağmen “Sol bek oynaması” gerektiği üzerineydi. Çok saçma. Sol önde iyi gözükmesinin sebebi de daha çok Schmelzer’in açığını kapatmasıdır.

22- Kafası eh işte.. Ceza sahasında zaman zaman iyi pozisyon alır ve kafasıyla iş yaptığı olur bazen.

23- Bitiriciliği –sağ ayağıyla sadece- fena da değildir. Zaman zaman golcü olarak anılmasına da sebebiyet verir.

24- En çok eleştiri alan ayrıntısı tekniğidir. Aslında çok kötü değildir ama milyon euroluk kadroların ortalamasının altında kalıyor. Aynı şeyi “hızı ve seri olmak” konusunda da.. Gel gör ki “yavaş” denilen Kevin bir ara 34.9 km hıza ulaştı ve bunu geçmek çok zordur aslında. Yavaşlığı seri olmak ile karıştırmamak gerekir.

25- Babası onu 4 yaşında iken Dortmund maçına götürür. O maçı unutmaz. Zorc, Chapusiat ve Sammer’in iki golüyle 4-1 kazanmıştır sarı siyahlılar. O günden sonra da babasıyla beraber Dortmund maçını içerisde dışarıda izler, maç kaçırmaz.

26- İdolü Paul Lambert! Önce UEFA Kupası finalinde Dortmund’a karşı oynadı ve sonra Hitzfeld onu transfer etti. 96-97 sezonunda Dortmund’da oynadı ve Şampiyonlar Ligi’ni kazanan Dortmund’un savaşçı orta sahası! Taraftar severdi çok..

27- Babası 30 yıllık Dortmund’un meşhur “süd tribüne” müdavimi.

28- Dortmund sistemi pres, koşu mesafesi ve özellikle pres anında rakipten daha fazla adam sayısına ulaşma üzerine kuruluydu. Bu minvalde herkesten çok koşup basan Greusskreutz Klopp’un iki şampiyonluğu ve şampiyonlar ligi final başarısında önemli bir rol oynadı. Teknik açıdan ortalama olmasını bu şekilde kapattı, DENGE’yi sağladı.

29- Klopp’un ilk iki şampiyonluğunda takımın değişmez oyuncusu olurken iki yılda iki şampiyonluk ve bir DFB Kupası kazanırken 17 gol attı 17 asist. Savunmasıyla nam yapmış bir oyuncu için fazlasıyla iyi bir hücum istatistiği olmuştu.

30- Bir eksi olarak şunu belirtelim: Oyun ön alana sıkıştığında dar alanda etkili eylemler konusunda sıkıntı yaşıyor ve çok fazla top kaybediyor. Lakin geniş alanda yakalarsa da “aslında o kadar kötü tekniği yok” diyecek eylemleri oluyor.

31- Derbilerin adamıdır,(Schalke maçlarında çok da iyi değildi aslında, büyük maçların..) bu açıdan biraz Meloluk da barındırır içerisinde. Şöyle bir hatırlatmakta fayda var “Schalke’nin tribünden gelen kalecisi Neuer ile olan” iletişimini.https://www.youtube.com/watch?v=YUy59-zDtxU

32- Kendi kişisel fikrim: Saha görüşü iyi. Boşluklarır kapatmada ya da topa sahip olduğunda görmede oldukça iyi. Hatta bir adım ileri gidiyorum ve oyun içerisinde oluşan boşlukları kapatma konusunda daha iyisini arasanız bulamazsınız.

33- En iyi döneminde dahi istikrarsız bir görüntüsü vardı. Mücadele, hırs konusunda sorun yoktu belki ama iki maç uluslarası yıldız seviyesinde oynuyorsa iki maç da ortalama..

34- Açık ve bek ayırt etmeksizin ortalaması Bundesliga seviyesinde senede 8 gol 8 asisttir. Bu da “defansif yönü ağır basan” bir oyuncu için fazlasıyla iyi bir rakamdır.

35- Enteresan bir şekilde Bayern Münih maçlarının yıldızı olmuştur. Aşırı ofansif sağ bekin açıklarını kapatmak, Bayern’in kenar gücünü sıfırlamak gibi çok önemli rolleri oldu.

36- Önemli bir artısı da şu olmuştur hep: Rakip ceza sahası çevresinde tehlike yaratacak top kazanımları..

37- Tekniği kimine göre iyi kimine göre vasat. Perisic’i almışlardı ve sonunda teknik kapasitesi yüksek bir kenar oyuncusu vardı takımda. (Geçen gün İnter’e giden..) Gel gör ki Kevin onu da geçip kadroya girdi.

38- Maç içerisinde ortalaması 12 km 35 sprinttir. Takım içi kıyaslamayla anlatırsak: Bender’den çok koşan ve en fazla sprinter oyuncuyu ikiye katlayan rakamlara ulaşır. Onu bireysel yetenek konusunda sıkıntısı olmasına rağmen vazgeçilmez yapan özellikleri

39- Bir derbide Asamoah’a ırkçı yaklaşımları olduğu iddia edildi. Blogda da yorumlamış, daha çok derbinin havasından gerçekleştiğini söylemiştik. Yoksa siyahi takım arkadaşlarının olduğu yerde buna benzer başka bir haber hiç olmamıştı.

40-Çok yönlülüğü.

41- Sabri’nin bu takımda en büyük sorun olduğunu düşünengillere umut vereyim: Grossskreutz Piszczek’in yokluğunda 2013 sezonu başında sağ bekte harikalar yarattı. Öyle ki milli takım için Lahm’ın merkeze geçmesi sonrası aday oldu. Bence Sabri’nin önünde oynaması gerekir ama akılda tutulsun.

42- Market değeri sakatlık sonrası kadroya girememesi ve geride kötü bir sezon geçirmesine rağmen 5 milyon euro.

43- Çok az sakatlanır. Derdiniz olmasın.

44- Saha içi tanımı: Defansif kenar forvet. Savunması muazzam ve buna rağmen hücumda da iş yapabiliyor diyelim.

TAKTİKSEL AÇIDAN GETİRİLERİ

Bu transfer hamlesinin özeti Galatasaray’da dengeyi sağlayacak olmasıdır. Oyuncunun yeteneklerine odaklanmak yerine takım içerisinde ihtiyaç olana sahip olup olmamasıyla değerlendirilmesi gerekir.

1- Sağ ön kenar olmadığı için Hamza Hoca lüzumundan fazla sistem değişikliğine gitti. Ama aynı zamanda Sneijder-Podolski-Burak’ın birlikteliğinden doğan savunma zaafiyeti ve topun geri kazanılmasının süresinin fazlalaşması Umut gibi ön alanda pres yapan amma velakin sistemi çökerten bir oyuncuyu dahil etmek zorunda kaldı. Sadece bu da değil.. Burak’tan vazgeçemeyen ve Umut’un da defansif özelliklerine ihtiyaçtan kadroya girdiği noktada Sneijder ve Podolski gibi çok etkili gol ayakları da kaleden uzaklaşmış oldular. Dolayısıyla Kevin Greusskreutz’un sağ öne yerleşimi ile beraber Sneijder-Podolski’nin aksine pres yapan, orta açan, gole değil gol attırmaya yönelik, içeriye değil çizgiye doğru oyunu enlemesine açan bir “tamamlayıcı” defansif kenar forvet takıma dahil edildi.

2- Takımın çok kimse farkına varmak istemese de asimetrik hücümu söz konusu. Yani Galatasaray sağdan sağdan geliyor. Bu da Sabri’nin asistleri ve iyi oynuyla beraber sağ kenarı savunması sorunlu bir hale getiriyor. Özellikle 2013 başında Pişçek’in yokluğunda muazzam bir sağ bek performansı göstermiş olan Kevin’in varlığı buradaki sorunu çözecektir. Dahası ister açık ister bek oynasın, Kevin kanadın tamamını kullanır. Bu da çıkan bekinin yerini doldurmak ki Schmelzer de bunu çok iyi başarmıştı.

3- Galatasaray’ın hücumda en büyük kozu Podolski ve Sneijder gibi muazzam iki şutöre sahip olmasıdır. Robben gibi bir adam dahi gelse üçüncü ön alan oyuncusu golü düşünen yapısıyla zarar verecektir. Tamamlayıcı bir oyuncu olarak hem bu ikisinin hücum gücünden çalmayacak ama aynı zamanda bu ikiliye daha fazla etki alanı sağlayacak olmasıyla Kevin Grosskreutz dengeyi sağlayacaktır.

4- FourFourTwo’da geçen ay Podolski üzerinetaktiksel bir yazı var benim yazdığım. Orada da üzerine basa basa belirttiğim husus Sneijder-Podolski’nin olduğu yerde sağ kenar kaçınılmaz olarak içeriye değil çizgiye inecek bir yapıda olması gerektiğidir.

"Merkezde Sneijder ile beraber Podolski’nin sol kenarda varlığı sağ kenar profilinin de hatlarını belirliyor. Sağ ayaklı ve çizgiye inecek özelliklere sahip bir futbolcu oyun çeşitliliğini ve Podolski’nin ikinci forvet rolüne bürünerek atacağı gol adedini artıracak. Kenar ortalarında forvetleşen yapısı ve sezgileriyle attığı gol sayısı bir hayli fazla."

Grosskreutz uzunca bir dönem sol önde oynamış ve içeriye doğru kıvrılmıştır ama sağ ayaklı ve sağ kenarda çizgiye kayacaktır ister istemez zira sol ayağı yok denecek kadar..

5- Yine Galatasaray'da Umut'u zorunlu bir şekilde kadroya sokan takımın ön alanda sürekli baskı yapmasının anahtarı olan topu kaybettiğin anda yapılan o baskının(Gegenpressing) eksik olması ve topun yeniden kazanılma süresinin bir hayli uzun olmasıydı. Kevin ön alanda kaptığı toplarla da etki etmiş ve Klopp futbolunun ilk üç yılında önde muazzam bir baskı üretme makinasına dönüşmüştür. Hem bu açığı kapatır ama aynı zamanda bunu Umut gibi santrfor bölgesinde Sneijder-Podolski'ye zarar verecek şekilde değil de kenar forvet rolüyle bu ikisinin verimliliğini arttıracak şekilde yapacak olmasıdır.



Diğer panzerimiz Podolski için de şöyle bir yazı mevcut;http://devrimderki.blogspot.com.tr/2015/08/kraln-tanmaz-lukas-podolski.html



Bu arada Melo konusunda da iyi paraya gitti diye düşünüyorum. Yalnız kadroda Meloyu aratmaz diyebileceğimiz bir oyuncu yok. O bölgeye transfer yapılmamış olması rezalet. Prandelli dengesizi bile Selçuk ve Meloyu yeterli bulmayıp ön libero istemiş, Alex Song falan olmayınca son gün Dzemaili alınmıştı.

Yine de olan oldu iyi tarafından bakmak lazım. Jose bolca forma şansı bulacaktır Hamza hocanın yerli aşkı tutmazsa. 2 maçta ciddi anlamda izleme şansı buldum. Real ve Osmanlı. İki maçta da takımın en iyisiydi. Bazıları yan pas yapıyor diye eleştiriyor ama saçmalık bence. Çocuk takımla 2 maça çıktı daha. 20 yaşında. Selçuk yıllardır oynuyor, Jose'den beter dikine gitme konusunda. 2 maçta beğenip Messi ilan etme gibi bir niyetim yok ama bence potansiyelli bir genç. Kazanmak lazım, en azından denemek lazım. Bakarsın Sneijder'den bir şeyler kapar, efsane olur, senelerce oynar. Öbür seçenekler Bilal, Hamit.. Kariyerleri bitmiş, emeklilik parasını kazanmaya bakan oyuncular.. Jose oynasın, varsın kötü oynasın.

Denayer çok iyi stoper bu arada. Opsiyon olmaması çok sorun değil. Sene sonu oturulur tekrar düşünülür. Ha olmazsa da yerine düzgün bir stoper alınır. Bu sene ölücülük yapıp saçma bir adam alınacağına böylesi daha iyi. Hem bonservisti imzaydı para harcamamış olduk, genç dinamik taş gibi bir stoperimiz oldu geçici olarak da olsa hem de kadro gereksiz dolmadı. Seneye bu sene alabileceğimizden daha iyisini alırız. Öyle bakmak lazım.
Mad Max filmindeki kızıl saçlı ablamız da Galatasaraylı çıkmış. Aynı zamanda Elvis Presley'in torunuymuş kendisi.



https://instagram.com/p/5hhGqmGkRV/?taken-by=rileykeough

https://www.facebook.com/video.php?v=10153051322186843

Yönetime Hamza Hocaya sinirleniyoruz sövüyoruz. Forma almam, maç izlemem, 8-9 yiyelim gitsinler diyoruz. Ama şu videoyu izleyince ben bir şey anladım. Kendimizi kandırıyoruz.

Sezon başladığında arkada CL müziği çalarken Sneijder elini kalbine götürdüğünde kalbi hızlanacak olan biz değil miyiz gerçekten? Muslera 1-2-3 demeden peş peşe çıkarırken, Chedjou kornerde yükselip kafayı vururken, Bruma,Yasin sağından atıp solundan geçerken heyecanlanmayacak mıyız? Burak arka direkte tamamladığında, Sneijder doksana çaktığında, sevmediğimiz Umut kaleciden dönen topu tamamladığında bile sevinçten havalara zıplamayacak mıyız? 2-0 geriye düştüğümüzde 3 atar çeviririz diye inanmayacak mıyız? Hep başarı, mutluluk olmaz ya 2-0'dan çeviremediğimizde, 4,6 yediğimizde üzülüp gece uykumuzdan olmayacak mıyız? Yine Galatasarayla yatıp Galatasarayla kalmayacak mıyız?

Biz şahısları sevmedik ki şahıslar yüzünden sevdamızdan vazgeçelim. Biz sarıyla kırmızıyı sevdik, şu dünya üzerinde var mıdır ki bir insan evladı bizi sevdamızdan vazgeçirebilecek? Söyleyin var mı biri, size ben Galatasaraylı değilim dedirtebilecek?

Yalan söylüyoruz beyler. Çok fena yalan söylüyoruz. Maça Aydınla Sabriyle de çıksak Mustafa Sarp Barış Özbekle de oynasak biz Galatasaraylıyız. Belki koyar insana ama varsın koysun. Güzel günlerin hatırına.
Hakkında
Konum: İstanbul,Kadıköy
Meslek: Yazılım Mühendisi
Sistem ve Tercihleri
Bilgisayar
lenovo y570
Otomobil
Volkswagen
Mobil cihaz
LG
ISS
Uydunet
Takım
Galatasaray
Steam
sir_balik
Dünyadan Futbol
Galatasaray
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 3 yıl
Mesaj Sayısı: 4.961
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 10.460
İkinci El Bölümü Mesajları: 1
Konularının görüntülenme sayısı: 86.067 (Bu ay: 188)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 7.984 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Free to Play - MMO
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.