Şimdi Ara

Özgür İrade - Makineler (5. sayfa)

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
3 Misafir - 3 Masaüstü
5 sn
171
Cevap
0
Favori
3.913
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: önceki 34567
Sayfaya Git
Git
sonraki
Giriş
Mesaj
  • quote:

    Bu dünya üzerinde iradesiz hiç bir "insan" yoktur

    Ben kendi düşüncemi söyledim. Bence iradeli insan yoktur, iradesi olduğunu sanan insanlar vardır.

    quote:

    Hele ki iradeni kullanıp" irade olsun demekle irade olmuyor" diyorsun

    Ben irademi kullandığımı da düşünmüyorum zaten.

    quote:

    Peki bu madde bu kadar akıllı mı?Akıllı demekle akıllı olmuyor maalesef.

    Maddenin etkileşimleri ile akıl zeka olmaz demekle de olmuyor.

    Açıkcası bu akılsız atomlar hipotezinin zaten pek mantıklı bir dayanağı olduğunu da düşünmüyorum.
    Soruyorum,
    Atomlar, protonlar vs düşünemez diyorsunuz da
    daha ne olduğunu bile bilmediğiniz ruhun düşündüğünü nasıl iddia ediyorsunuz?

    Atomlar birleşip düşünen varlıklar oluşturamaz diyorsunuz da
    daha neden nasıl oluştuğunu bilmediğiniz ruhun akıldan sorumlu olduğunu nasıl iddia ediyorsunuz?

    Eğer 100 milyar nöron, 500 trilyon sinapsdan oluşan beyin düşünemiyorsa, ne olduğu bile belli olmayan ruh hiç düşünemez.

    Ruh akıllı demekle de akıllı olmuyor maalesef!!!



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Krethgar -- 21 Ocak 2006 13:34:03 >
    _____________________________




  • quote:

    Orjinalden alıntı: evrimci

    quote:

    Bu dünya üzerinde iradesiz hiç bir "insan" yoktur

    Ben kendi düşüncemi söyledim. Bence iradeli insan yoktur, iradesi olduğunu sanan insanlar vardır.

    quote:

    Hele ki iradeni kullanıp" irade olsun demekle irade olmuyor" diyorsun

    Ben irademi kullandığımı da düşünmüyorum zaten.

    quote:

    Peki bu madde bu kadar akıllı mı?Akıllı demekle akıllı olmuyor maalesef.

    Maddenin etkileşimleri ile akıl zeka olmaz demekle de olmuyor.

    Açıkcası bu akılsız atomlar hipotezinin zaten pek mantıklı bir dayanağı olduğunu da düşünmüyorum.
    Soruyorum,
    Atomlar, protonlar vs düşünemez diyorsunuz da
    daha ne olduğunu bile bilmediğiniz ruhun düşündüğünü nasıl iddia ediyorsunuz?

    Atomlar birleşip düşünen varlıklar oluşturamaz diyorsunuz da
    daha neden nasıl oluştuğunu bilmediğiniz ruhun akıldan sorumlu olduğunu nasıl iddia ediyorsunuz?

    Eğer 100 milyar nöron, 500 trilyon sinapsdan oluşan beyin düşünemiyorsa, ne olduğu bile belli olmayan ruh hiç düşünemez.

    Ruh akıllı demekle de akıllı olmuyor maalesef!!!



    Aslına bakarsan benim burada iddia ettiğim bir şey yok.Kendi adıma söylemem gerekirse ki daha önceki mesajlarıma bakarsan kesinlik ifade eden bir yapımın olmadığını görürsün.Ben sadece o yukarıdaki yazıyı aslında düşüncelerimizde ne kadar objektif veya subjektif olduğumuzu ya da bir anlamda ne kadar "seçici" bir yaklaşım sergilediğimizi belirtmek için yazdım.Sen bir bilgiyi tüm inancınla bağlanmış olduğun bilime dayandırarak açıklarsın, bir başkası da kendi inanışları doğrultusunda bir açıklama yapar.Herkesin düşüncesi ise kendisini bağlar.Burada sen istesen de istemesen de bir seçim yapmış görünüyorsun.Bilime yönelik bir seçimin ve yaşantın var.Buna saygı duyulması gerekiyor.Zaten tartışmaları özellikle gergin kılmadan yaşamanın en önemli ölçütü budur bana kalırsa.Yineliyorum.Kendi adıma dikte ettirmeye çalıştığım bir fikrim yoktur.Tartışma ortamı oluşması açısından bir konu açtım.Güzel de oldu.Herkes kendi fikrini ortaya koymaya çalıştı.Ancak benim tuhaf karşıladığım bir şey var ki o da üslup.Herkes hayatta bir şeyler iddia edebilir.İddia etmek iddia edilen şeyin ille de doğru olduğunu göstermez.Nitekim sen dini yönden yaklaşımda bulunup bu yönde iddialarda bulunan insanların iddialarını göz ardı edebiliyorsun.Bir anlamda "seçici" davranıp kendi inançların doğrultusundan yaklaşıyorsun olaya.Yanılıyor muyum?Herkes iddiada bulunabilir.Bu gayet doğal.Buara sen kesin yanlışsın yok böyle şey dersen bu artık iddia kimliğinden sıyrılır.Bu kimliği sıyıran başkaları da olabilir ancak diyorum ya herkesin görüşü kendisini bağlar.
    _____________________________




  • Dikkatinizi çektimi bilmiyorum ama yukarıda yazdıklarımın pek çok cümlesinde bence yazıyor

    Bence burada bir mantık hatası yapılıyor.
    Neyse bu kadar laga lugadan sonra kendi bakış açımı da yazıyım.
    Ben kendi düşüncemi söyledim. Bence iradeli insan yoktur
    Ben irademi kullandığımı da düşünmüyorum zaten.

    Diğer her cümlenin başına bence diye tekrar tekrar yazmak gerektiğini düşünmüyorum. Sonuçta kendi fikrimizi yazıyoruz. Kendi inandığımızı yazıyoruz.

    Ayrıca kesin konuşmuyorum diyorsunuz fakat yazdığınız ilk cümle şu.
    Evet kesinlikle ruh vardır ve maddeden bağımsız bir şekilde hareket eder

    Eğer bu kadar kesin bir ifadeyle insanların karşısına çıkarsan tabiki karşınıza belli bir kesinlikle çıkacak birileri olur. Ben de kendi açımdan akılsız atomlar hipotezinin mantıklı olmadığını söyledim. İnanan insanlar sürekli bizden zekayı maddesel açıklamamazı isterlerse bizde ruhun açıklamasını isteriz. Nasıl çalıştığını isteriz. Ama sürekli temelsiz bir şekilde atomlar düşünemez, atomlar iradesizdir, ruh düşünür ruh iradelidir derseniz bizim de tepemizin tası atar.
    _____________________________




  • konuyla ilgilidir düşüncesi ile yetenekler topicinden copy-past yapıyorum.

    Yetenekler irdelenirken Beden ruh ilişkisini göstermesi açısından yararlı buldum.

    Yeteneğin temelinin yaratılışımızda Allahın vergisi ve yapması olarak genetik programlama ve ruh bütünlüğü ile ilgisi olduğu kesin.

    Bir seferde ikiyüzellimilyon spermden hayat pasaportu verilen ve seçilen bir spermle anne yumurtasının içeriğinde süzülen kromozomlara Allah seçimini kimyasal olarak kodlayıp,insanı bu tercihlerine göre yaratıyor.

    Ruh da akıl olarak bu bedensel noktalardan algılama donanımları ile birlikte yaratılarak bedende yer bulmaktadır.Zeka ise bu iki bütünlüğün uyumlu ve dışa vurabilen yetenekleridir.Bedendeki beyninin derinlikleri de bu uyuma uygun aktarım noktaları içermektedir.

    Ruh da akıl olarak bu bedensel noktalardan algılama donanımları ile birlikte yaratılarak bedende yer bulmaktadır.Zeka bu iki bütünlüğün uyumlu ve dışa vurabilen yetenekleridir.


    Yani mükemmel bir bilgisayar ve bilgisayarı çok iyi kullanabilen yeterli bilgi ve beceride insan misali gibi. Bu misaldeki ;bilgisayar yerine insan bedenini ,insan yerine de ruhunu koyarsak anlatmak istediğimiz daha iyi anlaşılır. İşte beden ve ruh! Allah ne güzel yaratıyor.

    Düşünsenize, Allah koyuna uysal bir ruh,arslana parçalayıcı bir ruh yerleştiriyor .Koyuna arslan,arslana koyun ruhu konsa, koyun ruhlu arslan o dişleri ve pençeleri ne yapardı acaba?Parçalamak isteyen bir ruh ta koyun bedeninde geviş getiren bir çene yapısıyla ne yapardı acaba?

    Beden -Ruh bütünlüğünde yer bulan yeteneklerin her birine zeka dersek yeteneğin zekayla ilgisi olduğu anlaşılabilir olur.Dil kullanımı,matematik kullanımı,görselliği kullanım,duyuların kullanımı,müzikal kullanım,çevresel kullanım yetenekleri gibi baskın yetenekler pek çoktur.

    Her insan zeka türlerinden birinde hatta birkaçında ileri yetenekli yaratılmıştır.Yalnız şu var ki Allah insanları öyle yaratmış ki bir yetenekte ileri yaratılanlara karşılık ,diğerleri de bu yetenekten faydalanabilir anlayabilir yeterli yetenek düzeyinde yaratılmışlardır.

    Mesela İyi bir sesiniz ve icranız olmayabilir,ancak güzel sesleri anlayabilir ,ayırdedebilir ve hoşlanırsız.Genelde düşünürseniz ne mükemmel bir Yaratılış ve herşeyi layıkıyla yaratan ,bütünü yaptığı için bütünlükteki yerini güzel ve yerinde ayarlayan bir Allahı takdir etmemek mümkün değil...


    Kainatta Allahın düzenleme ve yerleştirmesindeki bu mükemmel uygunluk çok müthiş.O ne yaptığını biliyor! Biz bazen ne dediğimizi ne yaptığımızı bilmiyoruz.O güzel anlatıyor da biz anlamada saçmalıyoruz.
    _____________________________
    Vicdanını dinle!




  • quote:

    Orjinalden alıntı: evrimci

    Bence burada bir mantık hatası yapılıyor.

    Şimdi burada ki arkadaşlar maddi etkileşim ve determinizm sebebiyle özgür iradenin olamayacağını söylüyorlar (Doğru da aslında). Fakat ille de (özgür) irade olacak diye ruh'u devreye sokmanız mantıklı değil, çünkü ruh'un neden iradeli olması konusunda bir açıklama getiremiyorsunuz. Determinizm'i ille de maddi aleme hapsedip ruh işte özgür iradesi var demenin geçerli olduğunu sanmıyorum. Çünkü determinizm salt maddi aleme bağlı bir şey değildir. Şimdi söyler misiniz ruh nasıl iradeli oluyor? Ben buraya yazı yazıyorsam ruhum niye buraya yazmama karar veriyor? Nasıl karar veriyor? Veriyor işte demeyin lütfen O zaman materyalistlerde madde karar veriyor işte deyip geçerler.

    Neyse bu kadar laga lugadan sonra kendi bakış açımı da yazıyım. Ruh yoktur, özgür irade diye bir şeyde yoktur. Bütün bilincimiz dış dünyaya sinir ve hormonal sistemimizdeki elektrokimyasal tepkimeler sebebiyle verdiğimiz cevaptır. Evet benimde hoşuma gitmiyor, gururuma yediremiyorum madde olmayı benimde iradem olsun, Terminator'ün de olsun, ama öyleysek öyleyizdir ne yapalım. Hadi özgür irademiz olsun demekle özgür irade olmuyor.



    açık sözlülüğün için teşekkürler,

    senin de belirttiğin gibi materyalist evren'de "özgür irade" diye bir şey yoktur,
    insanın saat çarkından daha fazla bir "karar&seçim" hakkı da yoktur.
    çünkü her parçacık sebep sonuç ilişkileriyle birbirine bağlıdır.
    bunuhttp://forum.donanimhaber.com/m_5470402/tm.htm topicinde anlattım

    anlamayanlar utansın!...


    seninle ayrıştığımız nokta şu ki:
    ben varlığın salt maddeden ibaret olduğunu düşünmüyorum,
    insana "ruh" ve "(özgür)irade" verilmiştir.
    ancak ruhun beyin&beden ile nasıl bir ilişkisi var hiç bir bilgimiz yok...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vese -- 21 Ocak 2006 14:27:48 >
    _____________________________




  • quote:

    Orjinalden alıntı: trackfind500

    Evet kesinlikle ruh vardır ve maddeden bağımsız bir şekilde hareket eder.Madde özgür iradeyi kaldırır.Ancak biz insanlar her an en ince noktalarda dahi karar alma ve seçim yapma yetisine sahip olduğumuz için irade sahibiyizdir.Bu dünya üzerinde iradesiz hiç bir "insan" yoktur.Daima seçimler ve kararlarla karşı karşıya kalan bir insanlık vardır.Ve bu insanlık bu seçimleri ve kararları doğrultusunda ya bu dünyayı yaşanılır kılacak ya da toptan yok edecektir.



    track in de aramıza katılmasıyla,

    forum tarihinde az rastlanan bir şekilde "fikir birliği" ne ulaşmış olduk,

    hadi hayırlısı...
    _____________________________
  • Konu biraz çetrefilli ve uzak durmaya çalıştığım bir konu. Ama yine de Stephen Hawking'in konuyla ilgili söylediklerinin üzerinde düşünülmesi gerektiğine inandığım için müsaadenizle copy/paste yoluna gideceğim.

    Bir kimsenin nasıl davranacağı önceden bilinebilir mi? Eğer bilinebiliyorsa kişinin bir özgür iradesi olmadığı, önceden belirlenmiş olduğu açıktır. "Bir defa tam bir birleşik kuram bulduğumuzda insanların ne yapacakları konusunda kestirimde bulunabileceğimiz gerekçesiyle, özgür iradeninin bu tanımına karşı çıkılabilir. Ancak insan beyni de belirsizlik ilkesine tabidir. Bu yüzden insan davranışında kuantum mekaniğiyle bağlantılı bir rasgelelik unsuru vardır. Fakat beyindeki ilgili enerjiler düşüktür, bu nedenle kuantum mekaniksel belirsizlik küçük bir etkidir. İnsan davranışı hakkında kestirimde bulunamayışımızın gerçek nedeni, bunun yalnızca çok zor olmasıdır. Halihazırda beynin faaliyetlerini yöneten temel fiziksel yasaları biliyoruz ve bu yasalar göreli olarak basittir. Fakat birkaç parçacıktan daha fazlası varsa denklemleri çözmek zordur. Daha basit Newton kütlesel çekim kuramında bile denklemler tam olarak yalnızca iki parçacık durumunda çözülebilir. Üç veya daha fazla parçacık için yaklaştırmalara başvurmak zorunludur ve parçacık sayısı ile birlikte güçlük hızla artar. İnsan beyni yaklaşık olarak on üzeri yirmialtı(yüz milyon milyar milyar ) parçacık taşır. Bu bizim, denklemleri çözebilmemiz ve ilk durumu ve gelen sinir verisi bilindiğinde beynin nasıl davranacağını kestirmemiz açısından çok fazladır. Aslında kuşkusuz ilk durumun ne olduğunu bile ölçemeyiz, çünkü bunu yapabilmek için beyni parçalamamız gerekir. Bunu yapmaya hazır olsak bile, kaydedecek çok fazla parçacık olurdu. Ayrıca büyük olasılıkla beyin ilk duruma karşı çok duyarlıdır; ilk durumda küçük bir değişiklik daha sonraki davranışta çok büyük bir değişikliğe yol açabilir. Böylece beyni yöneten temel denklemleri biliyorsak da insan davranışını kestirmek için onları pek kullanamayız."

    S. Hawking, Karadelikler ve Bebek Evrenler
    _____________________________




  • quote:

    Orjinalden alıntı: evrimci

    Bence burada bir mantık hatası yapılıyor.

    Şimdi burada ki arkadaşlar maddi etkileşim ve determinizm sebebiyle özgür iradenin olamayacağını söylüyorlar (Doğru da aslında). Fakat ille de (özgür) irade olacak diye ruh'u devreye sokmanız mantıklı değil, çünkü ruh'un neden iradeli olması konusunda bir açıklama getiremiyorsunuz. Determinizm'i ille de maddi aleme hapsedip ruh işte özgür iradesi var demenin geçerli olduğunu sanmıyorum. Çünkü determinizm salt maddi aleme bağlı bir şey değildir. Şimdi söyler misiniz ruh nasıl iradeli oluyor? Ben buraya yazı yazıyorsam ruhum niye buraya yazmama karar veriyor? Nasıl karar veriyor? Veriyor işte demeyin lütfen O zaman materyalistlerde madde karar veriyor işte deyip geçerler.

    Neyse bu kadar laga lugadan sonra kendi bakış açımı da yazıyım. Ruh yoktur, özgür irade diye bir şeyde yoktur. Bütün bilincimiz dış dünyaya sinir ve hormonal sistemimizdeki elektrokimyasal tepkimeler sebebiyle verdiğimiz cevaptır. Evet benimde hoşuma gitmiyor, gururuma yediremiyorum madde olmayı benimde iradem olsun, Terminator'ün de olsun, ama öyleysek öyleyizdir ne yapalım. Hadi özgür irademiz olsun demekle özgür irade olmuyor.



    ruhun neden iradeli olduğu konusundan neden bir açıklama getiremeyelimki? ama kastettiğin açıklama ruhu alıp laboratuarda incelemeye tabi tutmak suretiyle tabiki olmaz. ona bakarsan, sende iddia ettiğin "Bütün bilincimiz dış dünyaya sinir ve hormonal sistemimizdeki elektrokimyasal tepkimeler sebebiyle verdiğimiz cevaptır" ibaresini kesin bir biçimde kanıtlayamazsın.
    ben şimdi ruhun sinir ve hormonal sistemimizdeki elektrokimyasal tepkimeleri kullanarak insanın iradesini oluşturan madde ötesi bir güç olduğunu söylesem buna ne dersin? tek başına sinir ve hormonal sistemimizdeki elektrokimyasal tepkimeler insanın özgür iradesini oluşturuyor bu mantıklı oluyorda, işin içine bunları kullanıcı bir ruh girince neden mantıksız olsun? elektro kimyasal tepkime nedir? düşünceyi oluşturabilirmi? karar verme yetisi sağlayabilirmi? duyguları meydana getirebilirmi? vicdan nedir? o da mı elektrokimyasal bir tepkimedir? aşk, hüzün, sıkıntı, neşe, bunların hepsi elktrokimyasal tepkimelermi? yani dediğine göre, insan bir elektrokimyasal tepkimeler yumağımı? insan bir pilmi? elektro kimyasal tepkimelerin ruh olmadan tek başına saydığım kavramları nasıl ortaya çıkardığına dair bilimsel bir kanıt varmı?
    _____________________________




  • quote:



    İnanan insanlar sürekli bizden zekayı maddesel açıklamamazı isterlerse bizde ruhun açıklamasını isteriz. Nasıl çalıştığını isteriz. Ama sürekli temelsiz bir şekilde atomlar düşünemez, atomlar iradesizdir, ruh düşünür ruh iradelidir derseniz bizim de tepemizin tası atar.


    evrimci, tepenizin tası attığında sorular cevaplanıyormu

    en azından bizim ortaya atacağımız bir şeyimiz, yani ruh kavramımız var. sizin o da yok? ruhun çalışma prensibi tam olarak açıklanamıyor olabilir, peki atom-nötron-protonun insan zekasını ruh olmadan nasıl ortaya çıkardığını açıklayın, hemen kabullenelim. atomların iradesiz oldukları malum, kim inkar edebilir? iradesiz maddelerin birleşiminden iradesiz bütünler çıkar. fiber liflerinden fiberglass plakalar, talaş liflerinden sunta olur. milyonlarca transistörden cpu çıkar ama iradesiz bir cpu dur bu. celeron 300 neyse odur. p4 d 840 olamaz, onun işinide göremez. aklı fikride olmaz, barındırdığı komut seti neyse odur. insanıda komut setleriyle çalışan bir nesneye benzetirseniz, cpunun beceremediği kendi kendine kararlar almasını, duygularını, iradesinin kaynağını göstermek durumunda kalırsınız. ben ruh ile birlikte zeka nasıl oluşuyor sorusunun cevabını veririm ama ruhsuz zeka nasıl oluşuyor sorusunun cevabınıda merak ederim.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi C4 -- 21 Ocak 2006 19:05:33 >
    _____________________________




  • C4 böyle müthiş açıklamalar değil mi hayran kaldığım.
    _____________________________
    Vicdanını dinle!
  • quote:

    evrimci;

    Eğer 100 milyar nöron, 500 trilyon sinapsdan oluşan beyin düşünemiyorsa, ne olduğu bile belli olmayan ruh hiç düşünemez.


    o zaman ineklerin de düşünmesi gerekirdi ...

    ama gel gör ki inekler düşünemez ...

    insanı salt bedeni ile değerlendirenler fizyolojik, anatomik ve biyolojik açıdan pek de farkı olmayan hayvanlardan ayırırken zorlanması gerekir ...

    ayrıca;

    Ruh konusunda birşey bilmememiz Ruh un olmadığı anlamına gelmez ...

    Bizler cennet, cehennem, melek ifadelerini kullanırken zerre kadar tereddüt etmeyiz ancak Ruh konusunda varlığını bilmemize rağmen hakkında pek de bilgi sahibi olmadığımız muhakkatır ki o konu ile ilgili ayet vardır ...

    İsra Suresi 85 Ve sana ruhtan sorarlar. De ki: "ruh, Rabbimin emrindendir. Ve size, ilimden sadece az bir şey verilmiştir."
    _____________________________
    Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)




  • quote:

    Orjinalden alıntı: evrimci

    quote:

    Bu dünya üzerinde iradesiz hiç bir "insan" yoktur

    Ben kendi düşüncemi söyledim. Bence iradeli insan yoktur, iradesi olduğunu sanan insanlar vardır.



    TDK dan irade: Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü,

    bende irade yok diyorsan:

    1- bir şeyi yapıp yapmama gücün olmamalı ki yanılıyorsun, foruma yazı yazma gücün var ...

    2- foruma yazı yazmaya karar verme gücün de var ...

    velhasıl iraden de var her ne kadar inkar etsen de ...

    biraz daha ileri gitsen aklını da inkar edeceksin, bu kadar da olmaz ki

    sen ne bir makina ne de bir bilgisayar programısın ...

    ayrıca;

    vücudunun tüm kontrolü biyolojik sebeplere bağlı ama aklın, iraden, duyguların, mutluluk-aşk-hüzün-sevgi-şefkat onlara bağlı değil ...

    ayrıca bütün mmetobolizma aynı işlerken neden bu kdar farklı duyguların ortaya çıktığı ise ayrı bir mesele ...

    bu yüzden irade yok akıl yok demek pek de mantıklı bir çözüm değil ...

    pardon afedersiniz siz de mantık da yoktu değil mi?



    not: muhabbete binaen yazılmıştır, tartışma kastı yoktur ... pardon kasıt da yoktu değil mi ...

    ne diyorum ben, snapslarım yanlış uyarı gönderiyor galiba ... bak yazımda değrp,selgfig iagk reiqgkeirgh erghki dıııııııııııııııııııııııttttttttttttttttttttttt ...

    press any key to continue ...
    _____________________________
    Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)




  • @deep impact,

    evrimci'nin yokluğunu savunduğu şey "karar verme gücü" değil, "özgür irade".

    yoksa bir bilgisayar ın da belli bir karar verme gücü var,

    insan karar alamaz demiyor,

    insanın kararları çevresel/beyinsel etkileşimin sonucudur , başka da birşey değildir diyor

    bu ne demek?

    mesela ben şimdi foruma yazmayı "seçtim".

    bu seçimim başka türlü olamazdı, "yazmama" yı seçemezdim demek.

    irade nin özgürlüğü budur..
    _____________________________
  • vese hocam;

    ben bu arkadaşlarımızın akıl yok irade yok diyerek nereye varmaya çalıştıklarını pek anlayamadım ...

    herşey kimyasal tepkimeler sonucu ise neden her insan farklı karakterde ...

    ben de özgür irade yoktur derim çünkü irade çevreden dolayı baskı halindedir ve baskı altında olan bir irade de özgür değildir ...

    dolayısı ile evrimci arkadaşımızdan farklı düşünüyoruz ...

    herşeyi maddede arıyorlar ...

    aklı ve iradeyi reddediyorlar ...

    olacak şey mi aklı inkar etmek ...
    _____________________________
    Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)
  • aklı inkar etmiyor sadece aklı maddi(nöron etkileşimleri) olarak anlıyor
    _____________________________
  • olayları kimyasal tepkimelere vermek kişilik, karakter, aşk, üzüntü vs. gibi duygularımıza tutarlı zemin teşkil etmiyor ...



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi Deep Impact -- 23 Ocak 2006 13:23:10 >
    _____________________________
    Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)
  • quote:

    Orjinalden alıntı: Deep Impact

    olayları kimyasal tepkimelere vermek kişilik, karakter, aşk, üzüntü vs. gibi duygularımıza tutarlı zemin teşkil etmiyor ...


    Her gün medyada karşılaştığımız alışılageldik olaylardan birisi daha. Bir hırsız, İstanbul’un lüks semtlerinden birinde soymak için boş bir ev ararken, kendince uygun olduğunu düşündüğü, penceresi aralıklı bir eve sinsice girer. Bir vakit sonra yaşlı ev sakini tarafından hırsız, evinde görülür. Bunu fark eden hırsız, bir anda büyük bir korkuya kapılarak onu etkisiz kılmak amacıyla üzerine atlar. Hemen onu sandalyeye bağlar. Yüzü maskeli olmayan hırsız tanınacağı endişesiyle bir anda mutfaktan kaptığı bıçakla yaşlı ev sahibini düşünmeden öldürür. Hırsız, kontrolünü tamamen kaybetmiş, bir öfke ve korku nöbetine kapılarak bu cinayeti işlemişti. Daha sonra mahkemede verdiği ifadesi düşündürücüydü. ’’Bunu nasıl yaptım hala anlayamıyorum. Bir anda tüm kontrolümü kaybettim, beynim beni yönlendiriyordu sanki ’’.

    Anlık kontrol kayıpları ile yaşadığımız olaylar hayatımızın farklı dönemlerinde farklı derecelerde karşımıza çıkmakta. Nörolojide bu tarz duygusal patlamalar sinirlerin korsan fonksiyonu olarak değerlendirilir. Bir anda oluşan bir durumdur ve düşünen beynin yani korteksin, olayı irdelemek bir yana, ne olup bittiğini anlamadan bir dizi tepkileri koymasıdır. Bu tepkiler insanda gizli kalmış, içgüdüsel davranışlardır. Bu korsanlık anlarının en önemli özelliği kişinin o olayı atlattıktan sonra kendisinin neye uğradığını bilememesidir. Yukarıdaki örnek haberde büyük ihtimalle böyle bir işleyişin neticesinde gelişen bir olay.

    Duyu organları aracılığı ile beynimize akan bilgilerin %80 lik payı görme organımız aracılığı ile gerçekleşmektedir. Görsel sinyaller retinadan sinirler aracılığı ile beynimizin talamus bölümüne iletilir. Talamusa ulaşan ham bilgi beynin anlıyabileceği dile çevrilir ve hemen görsel kortekse iletilir. Bu bölümde uygun bir tepki belirlenir. Tepki duygusal ise duygu repertuvarının kaynağı olan amigdalaya baş vurulur. Retinadan iletilen bilginin potansiyeli ( şok edici durumlar) yüklü ise bu defa talamusa ulaşan bilgilerden bir kısmı direk amigdalaya sızar ve hemen duygusal tepkinin başlamasına neden olur. Bu noktada görsel korteksin ne olup bittiğini anlamasına fırsat yoktur. Bundan sonra korteksin yapabileceği tek şey amigdalanın emrettiği tepkileri oluşturmaktır.

    Amigdala insanlarda limbik halkanın altında, beyin sapının üzerinde bulunan ve birbirleri ile bağlantılı yapılardan oluşan badem şeklinde bir kütledir. Sağ ve sol olmak üzere iki lobtan oluşmuştur. Evrimsel yakın akrabamız olan maymunlara oranla daha büyük bir amigdalaya sahibiz.

    Amigdalanın beynimizdeki ana fonksiyonunu keşfeden ve bu güne kadar üzerinde bir çok deney yapmış Nörolog Joseph LeDoux bize bu konuda ışık tutmaktadır. Yaptığı deneylerden biri amigdalanın beyin üzerindeki etkisini keserek beynin diğer kısımlarından ayırmasıdır. Amigdalası alınmak zorunda kalan genç bir insanın yaşamı keskin bir değişime girmiş, olayların duygusal anlamını değerlendirmekte bir yetersizlik, bir anlamda duygusal bir körlük oluşmuştu. İnsanlarla iç içe yaşamayı seven, çok iyi konuşabilen bir yapıya sahip iken, yakın arkadaşlarına karşı kayıtsız hatta anne ve babasını tanıyamaz bir halde, herkesten uzak yapayalnız yaşamayı tercih etmişti. Bu kayıtsızlığına karşı yakınlarının çektiği acılara bile duyarsız kalmıştır. Hissetmeyi hatta hissettiklerini hissetmeyi unutmuş gibiydi. Tüm tutkuların, korkuların,üzüntülerin yerini büyük bir sessizlik ve duygusuzluk almıştı. Ağlamayı bile unutmuştu.

    İnsanlara özgü bir duygusal işaret olan gözyaşı, amigdala ve yakınındaki cingulate gynus denilen yapı tarafından başlatılır. Teselli, kucaklama ve okşama beynin bu merkezini etkileyerek hıçkırıkları durdurur. Amigdala yoksa dindirilecek üzüntü gözyaşları da yoktur.

    Bizlerdeki fevri davranışların arkasında amigdala olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Bir tehlikeye maruz kaldığımız zaman amigdalanın duygusal repertuvarı beyin tarafından ilkel sorularla tetiklenir. Bu benim nefret ettiğim bir şey mi?. Bu bana zarar verir mi? Bu benim korktuğum bir şey mi? gibi. Eğer bu soruların cevabı bir şekilde ‘’evet’’ ise , amigdala sinirsel bir alarm şeklinde anında tepkiler verir ve beynin geriye kalan kısımlarına, kriz var mesajını iletir. Amigdalanın beyinle zengin bir iletişim ağı mevcuttur. Acil bir durumda beynin akılcı zihin dahil büyük bir bölümünü kontrol eder ve yönlendirir. Limbik sistemdeki yapılar öğrenme ve hatırlama süreçlerinin, amigdala ise duygusal durumların uzmanıdır.

    Beynin hatırlama ile ilgili ana merkezlerinden hipokampus ile amigdala arasında bir ilişki vardır. Hipokampus kuru gerçekleri hatırlarken, amigdala ise bir takım bağlantılar kurarak hatırlama yoluna gider. Mesela bir insan ile karşılaştığınızda, o insanı daha önce tanıyıp tanımadığınızı Hipokampus yoluyla hatırlarsınız, o insandan hoşlandığınızı yada hoşlanmadığınızı ekleyen amigdaladır. Duygusal repertuvardan bir çeşniyi bilgiye katar. Ayrıca korkularınızın kaynağı da amigdaladır. Geçmişte yaşadığınız korku dolu bir anı tekrar yaşadığınızda aynı korku ve endişeyi hissetmeniz amigdalanın fonksiyonudur. Örneğin uçakta seyahat ederken hava boşluğuna girdiğinizde yaşadığınız sarsıntıda bir korkuya kapılırsanız, daha sonra yaptığınız tüm uçak seyahatlerinde, en ufak sarsıntı, sizin endişeye kapılmanıza sebep olacaktır.

    Yaşamımızdaki olayların bir kısmı, o anda yaşadığınız heyecan, korku, sevinç gibi duygularla harmanlanarak beynimizde kayıtlanır. Bu olayları unutmamız neredeyse imkansızdır. Bir deprem anında ne yaptığımızı hatırlamaya daha yatkınızdır. Bunun yanı sıra beynimizde sıradan olayların depolanması da muhtemeldir. Beyinde iki tür bellek mekanizması vardır. Birincisi duygusal anılarla yüklü olanlar için, diğeri de sıradan olan olaylar için.

    Amigdalanın devreye girdiği durumlarda çeşitli dezavantajlar yaşamak söz konusu. Amigdala; yaşanan anı daha önceden yaşanmış olaylarla karşılaştırma prensibine göre işlevini yürütür. Bu olay bunun aynısıdır yada değildir gibi. Son derece dikkatsiz bir değerlendirme sistemine sahiptir. Önemli detayları gözden kaçırdığı için yersiz fevri tepkilerin çıkmasına imkan verir.

    Talamustan amigdalaya bilginin nakledilmesinde iki yol vardır. Dolaylı ve dolaysız yol. Dolaylı yol düşünen beyin yani korteksin tasarrufunda olan yoldur. Neticede akılcı çözümler üretilir. Dolaysız yol ise direk amigdalaya bilginin nakledildiği (sızdığı) yoldur. Bu yol aslında elektriksel bir devrenin kısa devre yapması misali illegal bir durumdur. Bu yol saniyenin birkaç binde biri olarak hesaplanan beyin zamanında gerçeklenir. Dolaylı yol bunun tam iki katı kadardır. Öte yandan evrimsel açıdan değerlendirildiğinde bir kaç milisaniyenin hayatta kalabilmek açısından önemi çok büyüktü. Evrimsel süreçte kritik bir kaç milisaniyenin kazanılması hızlı bir cevap alternatifini beraberinde getiriyordu.

    Dolaylı yoldan amigdalaya geçen sinirsel impalsların doğurduğu ilkel-dürtüsel tepkilerin önüne geçebilmek mümkün mü?

    İşte bu devrede prefrontal korteks tampon görevi yapmaktadır. Beynin neokorteksine ait olan bu bölge amigdala ve limbik bölgedeki ilkel dürtüleri yumuşatarak duyguların daha analitik yada makul tepkilere dönüşmesine imkan verir. Bir anlamda hisleri bastırır, endişelerimizi dindirir. Amigdalanın yönlendirdiği bilginin tafsiye edilmesi neokorteks ile gerçekleşir. Hayatımızdaki önemli kararların verilebilmesi için bu bölüme mutlaka ihtiyacımız var.

    Prefrontal korteks işleyen bellekten sorumludur. Belleğin sağlıklı ve şuurlu bir şekilde işleyişini denetler. Prefrontal bellek ile limbik sistem (alt beyin) arasında devreler mevcuttur ve bu devrelerin varlığı ile prefrontal korteks denetimi sağlar. Korku, öfke, endişe gibi güçlü duygular denetimi olumsuz yönde etkiler ve sağlıklı düşünmeye engel olur.

    Her halükârda duyguların kontrolsuz çıkışları gerek beyin metabolizmamızı gerekse yaşamımızı olumsuz yönde etkilemekte .Bu nedenle duyguların bizlerdeki baskısını akıl yolu ile frenlemeye çalışmak yapılabilecek en makul yol gibi görünüyor.

    http://www.genetikbilimi.com/genbilim/amigdala.htm
    _____________________________




  • quote:

    Her halükârda duyguların kontrolsuz çıkışları gerek beyin metabolizmamızı gerekse yaşamımızı olumsuz yönde etkilemekte .Bu nedenle duyguların bizlerdeki baskısını akıl yolu ile frenlemeye çalışmak yapılabilecek en makul yol gibi görünüyor.


    bu ifadede kullanılan aklı da bu arkadaşlarımız reddediyor ...

    duygular kimyasal tepkimeler ile ortaya çıkıyor ...

    akıl da bir kimyasal tepkime neticesi oluşuyorsa vücu bunları nasıl idare ediyor ...

    ayrıca bir arabayı anlatırken şoförsüz anlatmak garip oluyor

    araba birinci vitese geçti, hız 30 da ikiye attık viraj geldi araba yavaşladı vs.

    görüldüğü üzere herbirinin bir açıklması var ancak bir de şoför var ...

    kimileri ekşiyi sever, kimileri tuzluyu, kimileri de şekerliyi ...

    bunları seven ben değil de kimyasal tepkimeler mi?
    _____________________________
    Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)




  • @Vese yazıyı başından sonuna kadar okudum.Anladığım kadarı ile bu kadar teknik bilgi bile duygu denen mekanizmayı tam anlamıyla izah edemiyor.Sanki bir tür "ikiye bölünmüşlik" söz konusu.Beynin onca teknik işlevi yanında bir de anlık "duygusal" kararların göze çarpması şaşırtıcı.Bilimin zaten tam anlamıyla ortaya çıkaramadığı bir durumdur "duygu".Çünkü teknik anlamda bir açıklama yapılsa dahi duygu kavramı her insanda farklı davranış şekillerinde ortaya çıkıyor.Rakı şişede durduğu gibi durmaz.İnsan duyguları da -ki bu duyguların kökeni nedir ve tam anlamıyla nereden gelir bilinememektedir - her beyinde farklı bir şekilde yer edinir kendisine.Dünyada bir düzen var mı?İrade var mı?Kim doktor olmayı seçer?Kim polis olmayı?Bu meslekler zordur.Mide gerekir.Ama insan küçüklüğünde bir tür istekle "ben doktor olacağım ya da ben polis olacağım" der.Dünyada doktor olmasa polis olmasa "hasta olanın veya kanunsuz olmayı seçenin" önünde kim dururdu?Seçimlerimiz tamamen bize mi aittir?O "anlık isteklerin" ve "hislerin" iyi olanlarının tamamen soyut kavramlı olan Tanrı'dan geldiğine, kötü olan seçimlerin ise yine tamamen soyut olan nefs ve şeytan tarafından fısıldandığına kimler ikna olabilir?Laboratuvarlarda Tanrı'yı veya şeytanı veya Nefs'i görmek münkün değil tıpkı duyguların tam anlamıyla görülemediği gibi.O halde bekleyelim ve görelim.Bilim biz insanları nasıl tasvir edecek?Bir tür robot olarak mı yoksa ruha sahip bir calı türü olarak mı?
    _____________________________




  • quote:

    O halde bekleyelim ve görelim.Bilim biz insanları nasıl tasvir edecek?Bir tür robot olarak mı yoksa ruha sahip bir calı türü olarak mı?


    ben de şunu merak ediyorum ...

    bir insan öldükten saniye aralığı kadar fark ile ölü ve canlı insan arasında maddi olarak ne fark vardır acaba ?

    insan öldükten sonra bir ceset yığını iken canlı insanı taşıyan güç nedir ?

    canlılık nedir?
    _____________________________
    Zamanını dolu işlere harcamazsan, boş işler zamanını harcar. (deep)
  • 
Sayfa: önceki 34567
Sayfaya Git
Git
sonraki
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.