Cemil Meriç, kendini, yazar ve hocayım. Başlıca işim düşünmek ve düşündüklerimi cemiyete sunmaktır, diye tanımlayan özgün bir fikir adamıdır.
ŞEYH BEDRETTİN-İ SİMAVİYE GAZEL
varsa devran içinde devran bu devranın devranıyız biz o canlar ki cananından taşra düşmüştür cananıyız biz
gönül mahzun ay karanlık yıldızlar gözden nihan olsa da arşı ferşi ışıktan titretecek bir aydınlık imkanıyız biz
ince bir yağmura gerçi asılmıştır -serez'in esnaf çarşısı'nda- uzadıkça uzar gölgesi darağacından o asırdan bu asıra şeyh bedrettin-i simavi'nin elhak/devamıyız biz
geçer mermi ıslıklarıyla/tek tek vurduğunu dağıtan sunturlu mısralar rediflerin gümbürtüsü akla ziyan tantanalı bir kavganın demek gazelhanıyız biz
tohum ağaç ve orman ölümün içerdiği hayat buhara inkilap eden su -iriş dede sultanım iriş- gün bu gün saat bu saat diyalektiğin fermanıyız biz
ATTİLA İLHAN
GECE İÇİNDE
Sıcacık bir yağmur siner kara gecenin içine, toprak somun gibi kabarır.
Tak tak vurulur kapıma, kişner kapımda kır atım, dünyam gümüşler kuşanır.
A.KADİR
DEME
Bu ne bitmez yolmuş, deme bitmedik yol yok. Bu ne aşılmaz dağmış, deme aşılmadık dağ yok. Bu ne erişilmez ülkeymiş, deme erişilmedik dağ yok.
Kendini kapıp koyverme.
A.KADİR
PİNG-PONG MASASI
............................... Beyaz iplik sert iplik ve tak tak Yuvarlak top küçük top ve tak tak Ping-pong masası varla yok arası Ben ellerim kesik varla yok arası ...... Öpüçüğüne eyvallah ve tak tak Beraber sinemaya ... evet ... ve tak tak Ping-pong masası varla yok arası
Öküzün gözü veya dananın kuyruğu Kadifekale veya Sen nehri Ha Sezai ha ping-pong masası Ha ping-pong masası ha boş tüfek Bir el işareti eyvallah ve tak tak Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi Ne kadar güzel ne kadar sıcak Tak tak tak tak tak tak tak
SEZAİ KARAKOÇ
PİNG-PONG MASASI
............................... Beyaz iplik sert iplik ve tak tak Yuvarlak top küçük top ve tak tak Ping-pong masası varla yok arası Ben ellerim kesik varla yok arası ...... Öpüçüğüne eyvallah ve tak tak Beraber sinemaya ... evet ... ve tak tak Ping-pong masası varla yok arası
Öküzün gözü veya dananın kuyruğu Kadifekale veya Sen nehri Ha Sezai ha ping-pong masası Ha ping-pong masası ha boş tüfek Bir el işareti eyvallah ve tak tak Gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi Ne kadar güzel ne kadar sıcak Tak tak tak tak tak tak tak
SEZAİ KARAKOÇ
ya keloğlan abicim ben çok fena oldum ya:) harbi harbi...
çok takılamıyorum ama burda süper bi antoloji oluşuyor hakkaten burdakileri şöyle güzelce bi word e aktarmak lazım...
bu arada ilk öpücükle alakalı şiirler var mıdır?ben yazmaya çalışıyorum ama beceremiyorum,gözlerimin önünde çakan şimşeğin körlüğü geçmedi hala....
<blockquote id='quote'><font size='1' face='Verdana, Arial, Helvetica' id='quote'>quote:<hr height='1' noshade id='quote'><i>Originally posted by crow</i> <br />ya keloğlan abicim ben çok fena oldum ya:) harbi harbi...
çok takılamıyorum ama burda süper bi antoloji oluşuyor hakkaten burdakileri şöyle güzelce bi word e aktarmak lazım...
bu arada ilk öpücükle alakalı şiirler var mıdır?ben yazmaya çalışıyorum ama beceremiyorum,gözlerimin önünde çakan şimşeğin körlüğü geçmedi hala.... <hr height='1' noshade id='quote'></blockquote id='quote'></font id='quote'>
Crow Kardeş, "Körlüğün" tadını çıkart hazır şimşek çakmışken. Bak bakalım İlhan Berk ne demiş "ilk öpüş" hakkında:
ÇOK UZUN BİR GÜNDÜ AŞKA DÖNÜYORDUM
Çok uzun bir gündü aşka dönüyordum Çok uzun, yavrum, çok uzun seni sevmekten İşte diyordum ilk öpüş işte masmavi yarığın İşte yedisi sabahın ve ıslak ağzının İşte eski bir otu kasıklarının ve karnının İşte dilinin getirdikleri işte ormanlarım İşte döşekte çırılçıplak upuzun uyanışın İşte kayaya vuran eski gölgen eski sesin İşte o ağzındaki esmer kuş o yaban ırmak Kal öyle diyordum böyle anadan doğma iç içe Kal öyle ilkin orandan öpeceğim diyordum Aşk ki karadır tek heceli bir sözcüktür İşte tam böyle, sevdalım, tam böyle diyordum.
İLHAN BERK
ÖPÜŞ TADINDA
Bir şiir Tek bir şiir yazmalıyım Uyağı rüzgar olan Yağmura bürünmüş soluğu
Bir gün Tek bir gün kalmalı Benden kalacaksa geriye Bir öpüş tadı dudağımda
Ve bir öpüş tadında Olmalı o şiir de
AHMET UYSAL
Yağmur Altında Öpüşmek
hava kararmıştı yağmur yağıyordu dudakları sımsıcaktı elleri üşüyordu bir öptüm bir daha öptüm kimseler görmedi öpüştüğümüzü yağmurdan başka iki gözüm çıksın şimdi ne zaman yağmur yağsa utanıyorum...
Ümit Yaşar Oğuzcan
SEVGİLİMSİN
Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak işleri düşünmekten Kalabalığın içinde kalabalıktan biri Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden
Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru Kanatların yoruluyor, ter içinde kalıyorsun Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun Her sabah el sallıyorum metalle karışmana
Sevgilimsin, arasına bir kâğıt koyup erteliyoruz aşkı Otobüslerde ve trenlerde kaçamak yaşanan Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana
ATAOL BEHRAMOĞLU
BEKLEMEK
Gözler önünde işte Gittikçe arınıyorum kendimden Her giden güzelleşir Gidiyorum güzelleşmek için Unutulsun diye çirkinliklerim Gelecek birisi güzeldir Gelince güzel değil Hele gelmişse çirkin Yaşam, ölüm gelecek diye güzel Ey güzeller güzeli beklediğim Kaç saatim, kaç dakikam ya da saniyem Artık ne gelmek ne de gitmek Yaşamın en zor yanı beklemek Hiçbirimiz beklemedik doğmayı, Doğduğumuzdan beri beklediğimiz ÖLMEK
AZİZ NESİN
Bu şiir şu an sanki benim için yazılmış: Burası tek başına çekilmez oluyor, gel de şimdi imagine76 yı arama!
BULUT
Kestik artık umudu yağmurdan yürek biçimini alsa da gökyüzündeki küçük bulut
SUNAY AKIN
BİR İLKBAHAR ŞİİRİNE BAŞLANGIÇ
Hava ne kadar güzel öğretmenim Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim. Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar
Sürüngenler, konglomeralar, serhaslar Hepsi hepsi ortada öğretmenim. Ne olur bizde gidelim Burda kalsın iğneli karafatmalar Burda kalsın kitaplar Kollarından bacaklarından gerilmiş kurbağalar Burda kalsın hepsi Bomboş kalsın evler okullar Hapishaneler, hastahaneler...
MELİH CEVDET ANDAY
bunun da yeridir sanırım:
OLMASAYDI O BULUT
1. Eylülde mavi bir gündü Genç bir erik ağacının altında sessiz Sardım onu, solgun bir aşktı Kollarımda tatlı bir düş Ve üstümüzde güzel yaz göğü Bir bulut vardı uzakta Öylesine beyaz ve öylesine yukarda Sonra baktım, sanki hiç yoktu
2. Aylar geçti o günden sonra Şöyle ya da böyle sessiz Erik ağaçlarının hepsi kesildi Sorarsan, aşka ne oldu Anımsayamıyorum derim Ama bilirim ne düşündüğünü Yüzünü unuttum gerçekten Tek bildiğim, onu öptüğüm o zaman
3. Öptüğümü de unuturdum Olmasaydı o bulut Anıyorum hala ve hep anacığım Bembeyaz ve uzak Erik ağaçları belki yine çiçek açar Belki o kadının şimdi yedi çocuğu vardır O bulut yalnızca bir dakika göründü Başımı kaldırdığımda uçup gitmişti. BERTOLT BRECHT
Evet Anaconda tam yeridir, baharın eişiğinde
ÇEŞMİBÜLBÜL
Kalbler sırçadan yaratılmış bir kere, İmkân yok sağlam yürekle ölmeye. Her yer cam kırığı her yer... Ve sırçaları toplayan kişiler, Camdan bilyalar yaptırıyor; Tokuşturmak için zevkle, Dedikodu meclislerinde. Oysa yüreklerin kırıkları, Katılarak birbirine Çeşmibülbül kadehler üflenmeliydi, O zaman işte Çocuk, âh o zaman, Benim kalbim senin, Menderes'in kalbi İnönü'nün Fikret'in kalbi Âkif'in kalbiyle Renklenir ve kıvrılır giderdi, Bir Çeşmibülbülün hârelerinde. Sert ve kaçınılmaz içkisini ihtilâfların, Veyâ sevdâ acılarının, Buruk, is kokulu çayını, İçenler hüzünlenirdi Kulaklarında senin şarkın, Gözleri hârelerde.
HÜSREV HATEMİ
SIRTLANLAR SERENADI
Dilrübâ sırtlanlar sırıtıyor bak, Kamyonlar seni ezer Çocuk muhakkak... Kerli ferliler yasalarıyla, Yarasaları serçelerden Çok daha fazla koruyacak. Sel gider kum kalır diyorsun Çocuk, Kum kalır bu doğru fakat gül kalmaz; Güller kalmaz, kuşlar kalmaz inan ki Çocuk Sırtları sağlam yere dayalı sırtlanlar Pek dilrübâ sırıtırlar Çocuk... Canavarlar ve cinayetler çoğalır; Ortada seni seven tek kul kalmaz... O ürkek kumrudur ki senin ruhun, Yakındır, yokluğundan yakınan bir kul kalmaz. Kalmaz inan ki Çocuk... İskete iskeletleri ağaç dibinde, Dilrübâ sırtlanlar sırıtır Çocuk...
HÜSREV HATEMİ
KIR ÇİÇEKLERİ
Merhabalar olsun, merhabalar Bahar geldi, yine ballıbabalar... Daktilo ve karbon kağıdı kullanmadan, Harcamayıp gereksiz çabalar Bütün bu taraflarda, birden... Baharı başlattılar. Gerçi tesbihlerini dinleyen, Erenlerden eser yoksa da... Bütün çocuklar için, Ve akşam diz ağrılarıyla inerken, Evinin yolunda onları görüp "Evlâdım ne güzel açmış" Diyebilen nineler için, Baharı başlattılar üşenmeden.
HÜSREV HATEMİ
İNSAN
elbette senden güzel olacaktı çizdiğin resim yaptığın heykel senden büyük olacaktı senden yakışıklı
elbette senden doğru söyleyecekti yazdığın şiir
elbette senden çok duyacaktı söylediğin türkü
sen olduğundan büyüksün sen olduğundan iyisin sen olduğundan güzel