Yüzbaşı
06 Temmuz 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
13 üye
Görüntülenme
Toplam: 5 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Merhaba arkadaşlar.
Ben ve ekibim TaBoot Camp Tim olarak yeni Facebook Sayfası açtık.
Burada canlı yayınlar ve eğlenceli içeriklerimizin olduğu videolar yayınlıyoruz.
Boş vaktinizde izlemek, taktik paylaşımı yapmak, yayınlara katılmak ya da bizimle oyun oynamak isterseniz kanal linkini ekliyorum.
İlginiz için şimdiden teşekkür ederim.


Ercan Demirci I Pubg Mobile Video
Merhaba arkadaşlar.
27.01.2019’da Hepsiburada üzerinden Rx580 Armor ekran kartı aldım.
Kart teslimatı hızlı idi ancak sorun ürünün kendisinde!
Kartın güvenlik şeridi açılmış, hatta içindeki güvenlik şeridi dahi açılmış ve kart sıfır kategorisi ile pazarlanıyor.
İade işlemi için vaktim yok video editing işi ile uğraşıyorum ve bir sürü işim birikti.
Hepsiburada’ya yazdım, bu durumun sorumluları kim ise hesaplaşacağım diye.
Tüketici Hakları’na başvurup Bimer ve Cimer’e de yazacağım bu aymazlığı.
İlk defa başıma geliyor ve kendimi enayi yerine konulmuş hissediyorum.
Ben kartın miningde kullandığından şüphe ediyorum geldiği depo neredeyse bulunmasını ve bu işin sorumluları kim ise bana bilgi verilmesini talep ediyorum.
Sıfır etiketli bir ürünü hangi gerekçe ile güvenlik şeridini açarak gönderiyorsunuz???
Bu işin takipçisi olacağım ve gelişmeleri buradan sizlere iletileceğim ve bu rezilliği her yerde duyuracağım.
Tüketici olarak bizleri enayi yerine kimse koyamaz hakkımı adalet önünde de arayacağım.
Ekte görsellere bakın ne dediğimi anlarsınız.










Arkadaşlar geçen gün ekran kartım chipset arızası verdiği için satmaya karar verdim @Kubycane adlı arkadaşın tavsiyesi üzerine kartı fırınlama kararı aldım ancak sanayide dükkanı olan bir abimde plastik lehim makinesi varmış.
300 dereceye ayarladık, kartın kenarlarına şans eseri dükkanda bulduğumuz alüminyum bandı taktım, RAM ve chipset kenarlarına güzelce uyguladım. Yaklaşık 5 dakika kadar yakın mesafeden karta 300 derece sıcaklık uyguladım, sağlamca termal macununu sürdüm ve kartı eve getirip deneme amaçlı taktım, kart şu an çalışıyor.

Bu yöntemi denemek isteyen arkadaşlar varsa, cesaretlendirmek amaçlı yazıyorum. Kart tekrar arıza verirse buradan bilgilendirme yapacağım.

Umarım uzun ömürlü olur ve sorunsuz kullanırım.
Karta ait öncesi ve sonrası görüntüler ekte mevcut buna benzer hata alanlar varsa uygulasınlar.

@Kubycane adlı arkadaşa da ayrıca teşekkür ederim, kartı ölü fiyata verecektim az kalsın 😅












Format Attığımda Düzelmemişti

Bir Ara Kendine Gelmişti

Son Bozulduğunda Hali
Arkadaşlar.
Clash of Clans Türkiye serveri kuruldu.
Yeni klan arayanlar, kaliteli bir ortam arayanlar, taktik almak isteyenler ve daha fazlası için kanala gelin ya da aşağıda eklediğim kullanıcı adını ekleyerek sizi kanala almamı sağlayın.


Link>>>Discord Server<<<
ErcanDemirciYT#9976



Aynı zamanda, canlı yayınlar yaptığımız sayfamıza da bekliyoruz!

Link>>>Facebook Sayfamız<<<

NOTE 2 ROOT VE ECLIPSE BY AC ROM KURULUMU



Tekrar merhaba arkadaşlar.



Bu konuda Samsung Note 2 telefonumuza Eclipse by AC Rom’unu kuruyoruz.

Bunun için gerekli indirme linklerini konu altından sizlerle paylaşacağım. Dileyenler dosyaları bu platform üzerinden vereceğim linkler aracılığı ile edinebilir ve Youtube kanalımda paylaştığım video aracılığı ile de yönergeleri takip edebilirler.





Rom’a ait görüntüler aşağıdaki gibidir.

















































ROM KURULUMU İÇİN GEREKLİ DOSYALAR






Merhaba arkadaşlar, malumunuz Note 2'ye güncelleme verilmiyor artık.



Ancak Note 4 romunun birebir portlanmış bir versiyonu olan Eclipse by AC ile bu sorunu ortadan kaldırıyoruz.



Gerekli dosyaları aşağıdan edinebilirsiniz:



Merhaba arkadaşlar, malumunuz Note 2'ye güncelleme verilmiyor artık.



Ancak Note 4 romunun birebir portlanmış bir versiyonu olan Eclipse by AC ile bu sorunu ortadan kaldırıyoruz.



Gerekli dosyaları aşağıdan edinebilirsiniz.



1) Root Dosyası:

https://mega.nz/#!h8wk2RzR!PtDMt-xSajb9uZkkWd-dsKoxbRLEf2_fCAHuJhoJcKY.



2) Eclipse by AC:

https://mega.nz/#!8kA3AR4Y!INbBhPZqpYTNtvzDGMje1R_h5uprgQwYLCksCrYtKpY



3) Odin 3.0.4:

https://mega.nz/#!JoInyBJY!v0WVZREx2EzHfwUfHXTUBMfz8zkFfb3vqsoqP0aYYOs



4) Clockworkmod Recovery:

https://mega.nz/#!9oQX0LbC!of3_PQquG1Y89xBQrj5rsli0OXh6a_AzK1tfdRbmicc



ve gerekli driverlar için lazım olan Samsung Kies'i mutlaka edinin.



Samsung Kies:

http://www.samsung.com/tr/support/usefulsoftware/KIES/







Youtube Linki:



Elimde FX-8320 ve GTX 780 var.



144 HZ bir monitor (Asus vg248qe) alıp bu sistemle devam mı etmeliyim yoksa I5-4690k ve MSI Z97 Gaming 5 bir anakart mi almalıyım?



Sıvı soğutma sistemim var, sli gpu kaldıracak kadar güçlü bir psu var.

1050W platinium sertifikalı.



Battlefield ve yer yer Rome 2 oynuyorum. Render video editing vs hız olmasa da olur. Öyle zamanlarda pc açık bırakıp ise gidiyorum zaten.



Önerisi olan?
ASUS ZENFONE 5.0 LOLLIPOP GÜNCELLEME REHBERİ




Beklenen güncelleme sonunda geldi, ASUS’un çok tutulan telefon modeli Zenfone 5 Android 5.0 Lollipop Güncellemesi için hazır.

Basit ve anlaşılır bir biçimde, telefonunuza uygun olan güncellemenin nasıl indirileceği aşağıda anlatılmaktadır.

Güncelleme, özellikle ASUS ZENFONE 5 (T00F/T00J) modelinin WW versiyonu için geçerlidir, diğer model bilgisi için aşağıda verilen görsellere göre uygun modeli seçerek, telefonunuza uygun dosyayı edininiz.



TELEFONUN SÜRÜM VE VERSİYONLARINI ANLAMA


Aşağıdaki görselde olduğu gibi, AYARLAR menüsünden, dilerseniz HAKKINDA, dilerseniz SİSTEM GÜNCELLEMELERİ içeriğine girerek telefonunuzun sürümünü ve modelini görebilirsiniz.

Aşağıdaki resimde görüldüğü gibi, MODEL NUMARASI bizim telefonumuza uygun olan dosyayı seçerken baz alacağımız asıl göstergedir, yanlış dosya yüklemesi yapmamak için lütfen kontrolünüzü buna göre yapınız.



















Aşağıdaki resimde ise hali hazırda hangi sürümün yüklü olduğunu görüyoruz, örnek olarak benim telefonumda en son güncelleme olan WW-2.21.40.44 sürümü yüklü.



















GÜNCELLEMENİN İNDİRİLMESİ

Güncellemeyi ASUS’un kendi sitesinden indiriyoruz.

GÜNCELLEME SAYFASINA YÖNLENDİRME İÇİN










Sistemimizde var olan işletim sistemi ne ise onu seçerek ilerliyoruz.





















Firmware seçerek ilerliyoruz.



















DİKKAT!








Burada her modelin altında farklı sürümleri ilgilendiren güncellemeler var, örnek olarak benim telefonumda WW sürümü yüklü olduğunu, SİSTEM GÜNCELLEMESİ menüsü altında bulunan YAPI NUMARASI kısmından anlıyorum ve buna göre indirme yapıyorum, sizler de bunu kontrol ederek kendinize uygun olan versiyonu seçiniz.

Örnek olarak sisteminiz CHT, TW ya da WW olabilir, lütfen bu duruma dikkat ediniz.



















İndirmek için GLOBAL linkine tıklıyoruz ve indirmenin bitmesini bekliyoruz.







































GÜNCELLEMENİN UYGULANMASI




İndirme işlemini direkt telefona yapanlar, zaten güncellemenin yüklenmesi için bir uyarı alacaklardır, eğer bu uyarı gelmezse, telefonunuza WINRAR yükleyin ve indirdiğiniz ZIP dosyasını indirmenin bulunduğu konuma çıkarın ve sonra gerekirse telefonu yeniden başlatın, uyarıyı gördüğünüzde yapılması gereken sadece bu uyarıya dokunarak güncellemeyi kurmak olacak.

Bilgisayar üzerinden bu işlemleri yapan arkadaşlar ise, güncelleme dosyasını ZIP formatı ile telefonlarının kendi hafızasına atacaklardır, bunun için önce indirdiğiniz ZIP dosyasını açın, açtığınız dosya içinde bir ZIP dosyası daha olacaktır bunu olduğu gibi bırakınız ve telefonu USB aracılığı ile bilgisayarınıza bağlayarak işlemi gerçekleştirebilirsiniz, kopyalama işleminden sonra USB bağlantısını kopardığınızda uyarı olarak bir güncelleme dosyasının olduğunu göreceksiniz ve bu uyarıya dokunarak işlemi basitçe gerçekleştirebileceksiniz.





EK AÇIKLAMALAR


Daha önce hiç güncelleme yapmamış olan arkadaşlar, oluşabilecek sorunların baştan çözümü için YAPI NUMARASI kontrol ederek, uygun versiyonların diğer tüm sürümlerini de yükleyerek telefonu son sürüme geçirmek için gerekli eski güncellemeleri de yaparak ilerlesinler. Bu da demek oluyor ki, JELLY BEAN, KIT KAT ve LOLLIPOP sıralamasında bir yükleme daha sağlıklı sonuçlar verecektir.








Ve işte beklenen indirme bağlantısı.

Gelir gelmez koyayım dedim sömürün, akşam konuyu düzenlerim.



http://dlcdnet.asus.com/pub/ASUS/ZenFone/UL-ASUS_T00F-WW-3.23.40.52-user.zip
Maddi olanaklarımız yeterli olmadığından zamanında kartondan PC (Bilgisayar) yapar onunla vakit geçirirdim, bu sebeple bilgisayar teknolojisine oldum olalı tutkuyla bağlı birisi oldum. İlk bilgisayarımı aldığımda 17 yaşında falandım, ne kadar büyük umutlarla o güç düğmesine bastığımı anlayamazsınız, o çıkan köpükler bile bunun yanında tıs kalır, hele o BIOS ekranını görünce.



400 liralık bir muhasebeci bilgisayarıydı bendeki, evet yaklaşık 3 yıl sigara içilen bir ortamda olduğundan sararmış klavyesi ve 17 inçten hallice monitörüyle karşımda bir “CANAVAR” vardı, ilk açtığım program çok net hatırlarım WİNAMP’tı, babama aldığımız şey ne kadar da güzel der gibi bakan gözlerle ona yağ yakmak için Orhan Baba’dan Vazgeç Gönlüm’ü dinletiyordum. Ne de olsa babam bu müziklerin adamıydı, bundan daha iyi bir fırsat olamazdı herhalde makinenin yararını göstermek için. Babam ihya oluyor ailede bir sevinç rüzgarı esiyordu, babamın işe gideceği ana kadar bu teknoloji nimetinin sayısız faydasını sallayarak, onları mest ediyordum ve beklediğim an gelmişti, babam işe gitmek için hazırlanıyordu arkasından çıldırırcasına bir heyecanla bakarak O’nu uğurladım beklediğim an gelmişti, zamanında aldığım Need For Speed (NFS) CD’si yavaş yavaş ilerlerken o güzelim CD/DVD READER’da ben heyecandan titriyordum, kurulum bitmişti, uzunca bir bekleyişten sonra artık tek yapmam gereken oyunu başlatmak olacaktı. Fakat oyun açılmamıştı, lanet olası İngilizce yüzünden yazılanları anlamıyordum ne demek istiyordu acaba bu uyarı, neden oyun açılmamıştı? İçimi kavuran bu şüphe ile CD’yi aldığım yere gittim adam bana Gandalf Moria Madenleri’nin önünde düşünürken Frodo O’na bir şey söylemişti evet cevap “Mellon”du. Söyle dost ve öyle gir, o halde bir dosta ihtiyaç vardı bu dostun adı: Crack’di.



Adam bana “Oyunu cracklememişsin kardeş, crackle öyle gir.” Dedi. Crack de neydi bu yeni kavram da nereden çıkmıştı. Eve yıldırım hızında gittim adamın dediklerini harfiyen yaptım ve aman Allah’ım oyun açılmıştı, bu yeni dostla daha nice ufuklara yol alacağımı damarlarımda hissediyordum, artık crack benim en sağlam dostumdu, giremediğim her kapının önünde onun adını söyleyecektim. Fakat bir sorun vardı, renkler hiç o internet kafelerdeki grafiklere benzemiyor, aksine Mario oyunundaki gibi 2D görüntülerde bile bu kadar kötü bir grafik hatırlamıyordum, içimi inanılmaz bir kazıklanma hissi sardı, nedenini deli gibi merak ederken, 4GB kotalı internetimle araştırmalara başladım. Okuduklarım karşısında ağlayacak gibi oldum, herkes benim bilgisayarımı adeta lanetliyor, kazıklandığımı her mesaj altında daha da hissediyordum, VGA neydi, tümleşik ekran kartı da neydi, işlemci mi o nasıl bir şeydi neredeydi? Hele ki ekran kartı da neydi? Evet, dostlar bu bilgiler karşısında ne kadar cahilce bir hareket ettiğimi o an anladım, aldığım bilgisayar yetersizin kralıydı bırak oyun açmayı, çalışması bile bir mucizeydi. Fakat yılmadım, tekrar oyuna girdim, 15 dakika kadar gözümde yaşlarla wasd ve fare kombinasyonuyla, o saçma grafikler eşliğinde ilerliyordum, FPS denilen şeyin ne olduğundan habersiz kim bilir 15 km yol yapmak için kaç dakika gitmişti. Ve en nihayetinde mavi bir ekranla irkildim, bilgisayarım zavallı bünyesini korumak için kendini kapatmıştı, daha fazla bu işkenceye katlanmak istememişti, bırak beni diyordu, ben sana layık değilim…



Ve onunla yollarımızı ayırmaya karar verdim, onu bozmalı ve paramı geri almalıydım, o PC’yi almak için 2 ay eşekler gibi çalışmıştım. Ama lanet olası makine her onu kenara sıkıştırdığımda mavi ekran vererek kendini benden uzaklaştırıyor, adeta beni kendine mahkum etmek istiyordu, ayrılmayı istemeyen bir sevgili gibi işi inada bindiriyordu ama ondan çoktan vazgeçmiştim, okullar açılmış babam benden beklediği bilgisayarda ders çalışma isteğini görmek için “Hani bakalım neler yapıyorsun?” diye başıma geldiği bir anda gözümden sağanak sağanak yaşlar boşalarak, babama bu bilgisayarın ders çalışmak için yeterli olmadığını, ağlayan bir ifade ile söylüyordum, babam olaya şüphe ile yaklaştığında NFS’i açtım ve belli belirsiz grafiklerin ne olduğunu anlamaya çalıştığı anda mavi ekranımız yine bizi selamlıyordu. Babam hiddetle evden çıkarak 1 saat sonra geri geldi, bilgisayarı toplaması için yardım istedi, gözlerim ağlarken, içten içe kahkahalar atıyordum sonunda bu pislikten kurtulmuştum. Paramı geri aldım ve daha iyi bir model için araştırmalara başladım, fakat 400 lira ile en fazla muhasebeci bilgisayarı alınabildiğini hayat bana acı bir şekilde gösterdi. Okul vardı çalışamazdım da, babama yalvaran gözlerle baktım, babam dayanamadı ve o zamanlar meşhur olan Teknolojix Mağazaları’ndan birinde soluğu aldık. Çılgınlar gibi bilgisayarlara bakıyordum, ışıklar sesler baş döndürücüydü mağazada, o an bir makineye gözüm takıldı kaldı. Fakat istediğim makine pahalıydı, içim kan ağlıyordu kredi kartımız yoktu, o an bir mucize oldu ve eniştem mağazaya geldi ve babama kendi üzerine alabileceğini taksitleri kendisine ödeyebileceğini söylemişti. PC’ye şöyle bir baktı, ne de olsa müdür adamdı, “Çok iyi bilgisayar” dediği an gözlerim parıldadı. Evet, onay eniştemden geldiğine göre bu bilgisayar hakikaten muazzam olmalıydı. Toplama bilgisayar alın diyordu forumlar, yani kendiniz toplayın, yetkiliye bunu söylediğimde, “Ne gereği var? Bizde hazır toplanmışı var.” Dedi. Sevinçten ağlayacaktım, ne yani eve geleceğim ve kabloları takacağım ve NFS’mi oynayacaktım? Aman Allah’ım bu nasıl bir mucizeydi böyle, içimden enayiler kendileri toplasın, biz burada hazır toplanmışını alıyoruz diyerek, eniştemin onayladığı PC’yi sırtlanıp çıktık sevinçten geberecektim. Hemen aldım takımımı taklavatımı ilk defa bilgisayar kurulumu yapıyordum, bir düzey üste çıktım artık diyordum kendi kendime, vay be diyordum Ercan sen ne adammışsın, kasayı koydum, monitörü koydum, kabloları taktım, klavye fare derken sistemi toplamıştım (:D) işte toplama bilgisayar böyle oluyordu demek diyordum içimden, keşke baştan böyle yapsaydım. Power tuşuna basar basmaz, muazzam fan sesi beni kendimden geçirdi -ileride nefret edeceğim tek ses fan sesidir- fan sesini duydukça, işte diyordum bu “CANAVAR” şu an çalışıyor ve sesi ile adeta gürlüyordu. Hemen ilk testimizi Orhan Baba Vazgeç Gönlüm ile yaptım, testi geçmişti, renkler-sesler muazzamdı, LCD monitörümde renklerin aksini görebiliyordum.



Babama başarı dolu gözlerle baktım, “ders çalışmak için” bundan daha iyi bir pc olamazdı, o gider gitmez “ders çalışma” CD’si olan NFS Underground’u yerine ittirdim ve next next tuşu ile beraber itina ile crack işlemini gerçekleştirdim. Oyun açılmıştı, korku ve ümitle karışık o grafiklerin şahaneliğinde arabamı modifiye etmek için sabırsızlanıyordum, fakat yine aynı sorun baş göstermişti, ayarları en sona dayıyordum fakat takılmalar hissettim, nedeni neydi, istenilen her şeyi yapmıştım, toplama bilgisayar almıştım daha ne isteniyordu benden? Hemen 4GB kotalı internetimle araştırmalara başladım, Nvidia GeForce 7300 Light Edition Ekran Kartı (Rezilliğe bir de Light Edition yazmışlar) olduğunu anlamam için birkaç yere bakmam lazım olduğunu anladım, lanetler okunan kartımın ne kadar kötü olduğunu anlamıştım, bir kez daha içimde baş gösteren kazıklanma hissini çok net hatırlıyorum şu anlarda bile…



Ekran kartının önemini anlamaya çalıştığım Youtube videoları sırasında kotamı doldurmuş, 145 lira internet faturası ödemiştim. Babamın küfürleri yetmezmiş gibi, üstüne bir de harçlığım kesilmişti. 1 ay aç gezdikten sonra, üstüne bir de kazıklanmış hislerle gezmek daha da koyuyordu, babamı ne yapıp edip sınırsız internete geçmemiz konusunda ikna etmem lazımdı. Okulda bilgisayar laboratuvarından çıkmaz olmuştum, ders sırasında dinozor hocamız MSDOS komutları ile saçmalarken ben ALT+TAB ile gezindiğim internet sitelerinde ekran kartları ve işlemciler hakkında araştırmalar yapıyordum.



Sorunumu bulmuştum soldan ikinci rakamı 3 olan bir ekran kartı ancak solitaire oynatırmış, öyle denmişti forumlarda. Artık sorunumu bulmuş ve daha iyi bir sistem toplamak için elimde olan tüm imkanları sağlamıştım. Artık internetim de sınırsızdı. Gecemi gündüzümü sistemler hakkında bilgi edinmek için geçirmeye başlamıştım, bu sırada ÖSS sınavım da yaklaşmıştı. Şans eseri rastgele tercihlerimden birisi denk gelmişti, okumaya gittiğim ilde dersler, ortamlar vs derken bilgisayar ile aram açıldı, eskisi gibi araştırma yapmaz olmuştum, hayata dair şeyler öğrenmek daha zevkliydi, sanal ortamlardan uzaklaştım, emektar bilgisayarımı da öğrenci evime getirerek, gah belgeseller izliyor, gah filmlerle vaktimi geçiriyordum, ta ki bir gün bir DVD dükkanının önünden geçene kadar…



Ekranda dönen bir film ilgimi çekmişti, beyaz kıyafetli, gizli bir bıçağı elinden çıkaran adam esrarengiz bir şekilde cinayet işleyip, ustaca ortadan kayboluyordu. DVD dükkanına girdim ve bunun ne olduğunu sordum, Assassin’s Creed adında bir oyun olduğunu söyledi, mest olmuştum, derhal almalıydım, eve geldim ve hemen kurulumu yaptım, Direct X teknolojisinin nimetlerinden biri olduğu söyleniyordu bu oyun için, devrimsel nitelikler kazandırdığını vs bir yerlerden okumuştum, tabi bilgisayarım bu oyun için yetersiz olduğundan low grafiklerle idare ediyordum.



Derken bu oyun bende saplantıya dönüştü, single play bile oynamaya üşendiğim şu anlarda, 9 kere sonuna kadar oynadığım tek oyundur kendisi. Her sahnesini belleğime kazımıştım, beni etkiliyordu Altair. Sonunda bu oyuna yaraşır, bir PC almalıydım ama bu taşınabilmeydi, zira kütüphanede işlerim olduğunda ya da sunum yapmak gerektiğinde laptoplar çok lazım oluyordu. Bu nedenle bir proje döneminde kazandığım 2.500 TL’nin 1.500 TL’si ile bir laptop aldım. İ3 işlemcili bu makine, GT 540M grafik kartına sahipti, artık umursamıyordum grafikleri, açsın yeter diyordum. Assassin’s Creed’i bu makineye tekrar kurdum fakat istediğim lezzeti bulamadım, o low grafiklerde bile her şey daha güzeldi sanki. Köklemiştim ayarları sonuna kadar, daha yok mu diyordu sanki laptop. Assassin’s Creed Brotherhood o dönem yeni yeni multiplayer olarak oynanıyordu, denemek istedim ve bir cd key aldım, laptopumla saatlerce onun başında vakit geçirir olmuştum. Grafikler çok güzeldi, zamanla okul bitti iş hayatım başladı.



Laptop ile bu sefer Assassin’s Creed III oynamaya başladım, multiplayerla günümü gün ediyordum, low ayarlarda bile olsa 1366x768 çözünürlükte grafikler gözüme batmadı hiçbir zaman. Sonra Assassin’s Creed IV çıkınca zavallı sistemim sinyaller verdi, kaldıramıyorum artık dedi ve moralim bozulmuştu. En sağlam dostlarımı ve sevdiğim kadını bu oyunda bulmuştum, onları bırakamazdım, yeni bir makine şart olmuştu.



Derken arayışlarımı başka bir oyun olan BF3’e yönlendirdim, fakat günlerden bir gün ne yazık ki zavallı laptopum bu ağırlığa dayanamadı, bana bir mavi ekran bile vermeye vakti olmadan, cayır cayır yandı.



1.500 TL verip aldığım canım makinem, 150 TL’ye bir hurdacıya satıldı, herhalde tek bağ kurduğum makine odur bu hayatta. O’nunla çok anım vardı nedeni buydu.



O dönem kredi kartına 9 taksitin gündeme geldiği dönemdi, babamı ikna edip son bir kez bilgisayar toplamak için Vatan’ın yolunu tuttum.



İçeri girdiğimizde yine Teknolojix’te olan masum duyguları içimde hissettim, bu sefer babamın kartından çektirip O’na parayı ben ödeyecektim, sistemi yine bir bilmişlikle topladım, adama şunu istiyorum dedikçe, “Oo, çok güzel tercih, bu da hiç fena değil, süper seçimler yapmışsınız.” Diyerek bana kakalayacağı sistemi düşündükçe yine kazığımı kendime hazırlıyordum. Gerçi tercihler benimdi, adam bana gel sana zorla bunu satalım demedi ama beni uyarabilirdi, cahil olduğunun farkına varamayan bir adamı yakalayınca daha da ittirmek mantıklı değil bana göre. Her neyse işlemcimi AMD FX8320 seçtim, çünkü AMD fiyat performans konusunda en iyisi denmişti, kimse beni kazıklayamazdı. INTEL parası olana iyiydi, ama fiyatları ittiriyorlardı, INTEL demek kazığa doğrudan oturmak diye bir algı yaratılmıştı.



Oradaki “YETKİLİ” arkadaş da ballandıra ballandıra gerçekten de AMD seçmekle ne kadar akıllıca bir karar aldığımı anlatırken bir yandan da ürünleri sisteme giriyordu, Asus Sabertooth 990 FX R2.0 anakartı önermesi gerçekten durumu toparlayıcı etki yapmıştı, zira anakarta hiç önem vermemiştim, ram ve kasayı da o seçti, Thermaltake 700W’lık Lite Power bir kasayı da bana ittirmesi gerçekten takdire şayandı. PSU’nun 80 Plus sertifikası bile yoktu ama adam da haklıydı seçtiğim sisteme en fazla bunlar giderdi.



Saphirre HD7850 ekran kartımla ortamlara akmaya hazırdım, bu ekran kartını tercih ettiğimi görünce adamın gözleri yerinden çıkacaktı, herkes GTX970’leri isterken salağın teki gelmiş ille de HD7850 diye tutturmuştu, bundan iyi fırsat mı vardı. Ekran kartımı da seçtikten sonra artık iş parayı ödemeye geldi, o dönem ev kredisi ödediğimden 200 liralık bir taksit olsun diye düşündüm, sistem toplamda 2.300 TL gibi bir rakama geldi ama içi bomboş bir sistemden başka bir şey değildi.



Sistem toplanmış ve eve gönderilmişti, hemen kurulumu yapıp, kız arkadaşımla AC4’te buluşmak için sözleştik, oyunu kurdum ve açtığımda yine aynı eziklik aynı psikoloji baş gösterdi, AC3’te fırtına gibi esen ben AC4 karşısında çömez gibi kalmıştım, yetenek ve azim vardı fakat 18 fps ile bu oyunu oynamak ayrı bir hünerdi, içimden olabildiğince tüm küfürleri savurmaya başladım, yine aynı yine aynı dram yaşanıyordu. Hep başıma gelen şey yine tekrar etmişti.



Kız arkadaşıma durumu anlattım ve başka ekran kartı alacağımı söyledim, arayışlarım başladı, bu sefer yine bodozlama girmeyecektim, GTX780 hedeflerim arasındaydı, Kepler mimarisinin göz bebeği GTX780 bana göz kırpıyordu, almalıydım. İnsanlar avaz avaz bağırıyor, yazılar yazıyor, bir yere kadar önemli olan ne GB’si ne bit yolu vs diye, önemli olan MİMARİ, yeni olan iyidir diye başka kartlar, başka markalar öneriyordu, herkes kendi ayranını kakalamak derdinde olduğundan forumların keşmekeşinden bıkmıştım. Kararımı verdim ve GTX780’inimi sisteme taktım, oyun muazzam akıcılıkta gidiyordu, fakat işlemcimden bir şüphe duymaya başladım. Bazı sahnelerde fps inanılmaz düşüyor, bu da akıcılığı bozduğundan oyunuma etki ediyordu, sabit fps deliliğim olduğundan 60 fps altına tahammülüm kalmamıştı. Artık işlemcinin istediklerini yapmaya başladım, artık onun kölesi olmuştum.



Ekran kartımın taksiti bitmeden kız arkadaşımdan ayrıldım bu arada araya sıkıştırayım.



İşlemciye önce OVERCLOCK (OC) denemeleri yaptım, hafif bir gıdıklanma hissi makineyi kendine az da olsa getirmişti ama potansiyeli belli sonuçta istersen 8 GHZ yap yine de performansı bir yere kadardı. Nihayetinde bu OC denemeleri sırasında ısınma sorunları baş göstermeye başlamıştı, bu sorunu çözersem diyordum daha yüksek GHZ değerleri yakalar ve performansı katlarım diyordum, halbuki herkes bangır bangır işlemci o kadar etki etmez mesele ekran kartıdır demesine rağmen. Nihayetinde gittim yeni bir sıvı soğutma aldım, yanına bir de SSD alsam tadından yenmez derken, SSD de hoop poşete giriverdi. Artık OC denemelerini bir adım öteye taşımanın vakti gelmişti, evet Aida 64 testleri harika değerler veriyordu, işlemcim Prime 95 testi altında inim inim inlerken, Cooler Master Siedon 120 XL soğutucum, işlemcimin elinden tutarak onu serinletiyordu, nihayet test 3 saat kadar sürdü ve bitti, maksimum 47 derece ağzımı kulaklarıma vardırdı ne yalan söyleyeyim. SSD ile uçan sistemime artık oyunlarımı kurmanın vakti gelmişti. BF3 indirdim kurdum, zaten eskiden de kasmıyordu, şimdi de aynısı olmuştu. Sıra korkulu rüyam, hayatımı mahveden oyunun en son serisi olan Assassin’s Creed Unity üzerinde sistemi denemeye gelmişti. Ve yine aynı sonuçları görmek canımdan bezdirdi beni, 25 fps gibi yerlerde sürünen bu değer ağız dolusu küfürleri savurmama neden oldu, neden kasıyordu anlamıyordum daha ne yapayım derken, PSU’dan şüphe duymaya başladım, zira Heaven Benchmark testleri sırasında sistem birkaç kere kapanmıştı, ayrıca AC Unity açarken ultrada açtığımda da aynısı olmuştu, demek ki diyordum güç yetmiyordu. Ve PSU almaya karar verdim, kabataslak hesapla sisteme 750 W yeter derken, 1050 W olsun bir de SLI gibi bir kazığı da bünyeme ileride sokarım düşüncesi ile Seasonic 1050W 80 Plus Gold bir PSU aldım ve denemelere başladım. Artık Orhan Gencebay Vazgeç Gönlüm testleri tozlu raflarda yerini almıştı, onun yerini Prime 95’ler, Cine Benchmark’lar, Aida 64 gibi testler ve programlar almıştı. Hemen PSU değişimi sonrası testlere başladım, bir yandan Prime 95 diğer yandan Heaven Becnhmark testleri altında her aksamı ayrı öten makineme işkenceci edası ile baktım, inle dedim içimden sen de beni inlettin adam ol artık diyerek baktım ona. Ve testler bitti, ne bir reset ne bir sıkıntı, dandik puanlar dışında hiçbir sorun yoktu. Tahminlerim doğru çıkmıştı, yeterli elektrik gelmediğinden sisteme PC kapanıyordu. Baktığımda tüm sorunları PC’nin istediği her şeyi aldığımı görüyorum, soğutucu, SSD, PSU derken bizim hesap tabi kabardı, ödenme zorluğu çekilen kredi kartı borçları arttı da arttı, yaş ilerlediğinden evlilik de gündeme geldiği için artık daha fazla oynayabileceğimi sanmıyorum.



Rome 2 konusunda da tam bir vasat bu işlemci, vasat ne ölü ölü, OC ile 4.3’e çektim, zira FX8350 gibi çalışıyor şu an, hatta bazı testlerde stock 8350’nin üzerinde puanları bile var, ama Rome 2’de maalesef kalabalık sahnelerde 5 (yazı ile beş) fps aldığım anlar oldu, zaten durumun farkındayım, başıma ne geldiyse bu işlemciden geldi, adamlar sistem kasmasın diye Mantle yazmışlar ama bakınız forumlara Mantle yüzünden kasan sistemler var, AMD işlemci ve AMD ekran kartları nedeniyle.



Şimdilerde ödediğim meblağa bakıyorum, monitör, klavye, fare dahil tam olarak 5.195,12 TL ödemişim bu sisteme. Elime geçen nedir diye sorsanız, vasat bir makine o kadar.



Demem o ki, arkadaşlar siz siz olun, böyle büyük umutlarla başlamayın bu donanım işine, bir bilenden mutlaka yardım alın. Kendi başınıza ekran kartının belleğine vs kanmayın, işlemci isterse 16 çekirdek olsun, hala tek çekirdek performansı isteyen oyunların dünyasındayız. Bu nedenle sistemde ne yapacağınıza karar verip ona göre ilerlemek gerek.



He ben şimdi bunca maceradan sonra ne mi yapacağım?



DX12 bekleyeceğim, zira DX12 vadettiğine göre işlemci üzerine düşen gücü ekran kartına aktaracak böylece daha fazla performans elde edeceğiz vs. Bekleyip göreceğiz bakalım, eğer hala istediğimi alamazsam, AMD sistemimi satar, üstüne INTEL bir sistem döşerim, hem de öyle ucuza da kaçmam bu kez, ölümüne bir gurur oldu bende bu mesele.



Orhan Gencebay aslında baştan beni uyarmış ama işte arkadaşlar benim durumum budur.



Şimdi ne alacağımı bilen ama parası olmayan bir adamım, eskiden param vardı ne alacağımı bilmiyordum, tekrar uyarayım umarım siz de böyle ömrünüz boyunca bu kazıkla yaşamazsınız.











Bir tecrübenin öyküsü



Maddi olanaklarımız yeterli olmadığından zamanında kartondan PC (Bilgisayar) yapar onunla vakit geçirirdim, bu sebeple bilgisayar teknolojisine oldum olalı tutkuyla bağlı birisi oldum. İlk bilgisayarımı aldığımda 17 yaşında falandım, ne kadar büyük umutlarla o güç düğmesine bastığımı anlayamazsınız, o çıkan köpükler bile bunun yanında tıs kalır, hele o BIOS ekranını görünce.



400 liralık bir muhasebeci bilgisayarıydı bendeki, evet yaklaşık 3 yıl sigara içilen bir ortamda olduğundan sararmış klavyesi ve 17 inçten hallice monitörüyle karşımda bir “CANAVAR” vardı, ilk açtığım program çok net hatırlarım WİNAMP’tı, babama aldığımız şey ne kadar da güzel der gibi bakan gözlerle ona yağ yakmak için Orhan Baba’dan Vazgeç Gönlüm’ü dinletiyordum. Ne de olsa babam bu müziklerin adamıydı, bundan daha iyi bir fırsat olamazdı herhalde makinenin yararını göstermek için. Babam ihya oluyor ailede bir sevinç rüzgarı esiyordu, babamın işe gideceği ana kadar bu teknoloji nimetinin sayısız faydasını sallayarak, onları mest ediyordum ve beklediğim an gelmişti, babam işe gitmek için hazırlanıyordu arkasından çıldırırcasına bir heyecanla bakarak O’nu uğurladım beklediğim an gelmişti, zamanında aldığım Need For Speed (NFS) CD’si yavaş yavaş ilerlerken o güzelim CD/DVD READER’da ben heyecandan titriyordum, kurulum bitmişti, uzunca bir bekleyişten sonra artık tek yapmam gereken oyunu başlatmak olacaktı. Fakat oyun açılmamıştı, lanet olası İngilizce yüzünden yazılanları anlamıyordum ne demek istiyordu acaba bu uyarı, neden oyun açılmamıştı? İçimi kavuran bu şüphe ile CD’yi aldığım yere gittim adam bana Gandalf Moria Madenleri’nin önünde düşünürken Frodo O’na bir şey söylemişti evet cevap “Mellon”du. Söyle dost ve öyle gir, o halde bir dosta ihtiyaç vardı bu dostun adı: Crack’di.



Adam bana “Oyunu cracklememişsin kardeş, crackle öyle gir.” Dedi. Crack de neydi bu yeni kavram da nereden çıkmıştı. Eve yıldırım hızında gittim adamın dediklerini harfiyen yaptım ve aman Allah’ım oyun açılmıştı, bu yeni dostla daha nice ufuklara yol alacağımı damarlarımda hissediyordum, artık crack benim en sağlam dostumdu, giremediğim her kapının önünde onun adını söyleyecektim. Fakat bir sorun vardı, renkler hiç o internet kafelerdeki grafiklere benzemiyor, aksine Mario oyunundaki gibi 2D görüntülerde bile bu kadar kötü bir grafik hatırlamıyordum, içimi inanılmaz bir kazıklanma hissi sardı, nedenini deli gibi merak ederken, 4GB kotalı internetimle araştırmalara başladım. Okuduklarım karşısında ağlayacak gibi oldum, herkes benim bilgisayarımı adeta lanetliyor, kazıklandığımı her mesaj altında daha da hissediyordum, VGA neydi, tümleşik ekran kartı da neydi, işlemci mi o nasıl bir şeydi neredeydi? Hele ki ekran kartı da neydi? Evet, dostlar bu bilgiler karşısında ne kadar cahilce bir hareket ettiğimi o an anladım, aldığım bilgisayar yetersizin kralıydı bırak oyun açmayı, çalışması bile bir mucizeydi. Fakat yılmadım, tekrar oyuna girdim, 15 dakika kadar gözümde yaşlarla wasd ve fare kombinasyonuyla, o saçma grafikler eşliğinde ilerliyordum, FPS denilen şeyin ne olduğundan habersiz kim bilir 15 km yol yapmak için kaç dakika gitmişti. Ve en nihayetinde mavi bir ekranla irkildim, bilgisayarım zavallı bünyesini korumak için kendini kapatmıştı, daha fazla bu işkenceye katlanmak istememişti, bırak beni diyordu, ben sana layık değilim…



Ve onunla yollarımızı ayırmaya karar verdim, onu bozmalı ve paramı geri almalıydım, o PC’yi almak için 2 ay eşekler gibi çalışmıştım. Ama lanet olası makine her onu kenara sıkıştırdığımda mavi ekran vererek kendini benden uzaklaştırıyor, adeta beni kendine mahkum etmek istiyordu, ayrılmayı istemeyen bir sevgili gibi işi inada bindiriyordu ama ondan çoktan vazgeçmiştim, okullar açılmış babam benden beklediği bilgisayarda ders çalışma isteğini görmek için “Hani bakalım neler yapıyorsun?” diye başıma geldiği bir anda gözümden sağanak sağanak yaşlar boşalarak, babama bu bilgisayarın ders çalışmak için yeterli olmadığını, ağlayan bir ifade ile söylüyordum, babam olaya şüphe ile yaklaştığında NFS’i açtım ve belli belirsiz grafiklerin ne olduğunu anlamaya çalıştığı anda mavi ekranımız yine bizi selamlıyordu. Babam hiddetle evden çıkarak 1 saat sonra geri geldi, bilgisayarı toplaması için yardım istedi, gözlerim ağlarken, içten içe kahkahalar atıyordum sonunda bu pislikten kurtulmuştum. Paramı geri aldım ve daha iyi bir model için araştırmalara başladım, fakat 400 lira ile en fazla muhasebeci bilgisayarı alınabildiğini hayat bana acı bir şekilde gösterdi. Okul vardı çalışamazdım da, babama yalvaran gözlerle baktım, babam dayanamadı ve o zamanlar meşhur olan Teknolojix Mağazaları’ndan birinde soluğu aldık. Çılgınlar gibi bilgisayarlara bakıyordum, ışıklar sesler baş döndürücüydü mağazada, o an bir makineye gözüm takıldı kaldı. Fakat istediğim makine pahalıydı, içim kan ağlıyordu kredi kartımız yoktu, o an bir mucize oldu ve eniştem mağazaya geldi ve babama kendi üzerine alabileceğini taksitleri kendisine ödeyebileceğini söylemişti. PC’ye şöyle bir baktı, ne de olsa müdür adamdı, “Çok iyi bilgisayar” dediği an gözlerim parıldadı. Evet, onay eniştemden geldiğine göre bu bilgisayar hakikaten muazzam olmalıydı. Toplama bilgisayar alın diyordu forumlar, yani kendiniz toplayın, yetkiliye bunu söylediğimde, “Ne gereği var? Bizde hazır toplanmışı var.” Dedi. Sevinçten ağlayacaktım, ne yani eve geleceğim ve kabloları takacağım ve NFS’mi oynayacaktım? Aman Allah’ım bu nasıl bir mucizeydi böyle, içimden enayiler kendileri toplasın, biz burada hazır toplanmışını alıyoruz diyerek, eniştemin onayladığı PC’yi sırtlanıp çıktık sevinçten geberecektim. Hemen aldım takımımı taklavatımı ilk defa bilgisayar kurulumu yapıyordum, bir düzey üste çıktım artık diyordum kendi kendime, vay be diyordum Ercan sen ne adammışsın, kasayı koydum, monitörü koydum, kabloları taktım, klavye fare derken sistemi toplamıştım (:D) işte toplama bilgisayar böyle oluyordu demek diyordum içimden, keşke baştan böyle yapsaydım. Power tuşuna basar basmaz, muazzam fan sesi beni kendimden geçirdi -ileride nefret edeceğim tek ses fan sesidir- fan sesini duydukça, işte diyordum bu “CANAVAR” şu an çalışıyor ve sesi ile adeta gürlüyordu. Hemen ilk testimizi Orhan Baba Vazgeç Gönlüm ile yaptım, testi geçmişti, renkler-sesler muazzamdı, LCD monitörümde renklerin aksini görebiliyordum.



Babama başarı dolu gözlerle baktım, “ders çalışmak için” bundan daha iyi bir pc olamazdı, o gider gitmez “ders çalışma” CD’si olan NFS Underground’u yerine ittirdim ve next next tuşu ile beraber itina ile crack işlemini gerçekleştirdim. Oyun açılmıştı, korku ve ümitle karışık o grafiklerin şahaneliğinde arabamı modifiye etmek için sabırsızlanıyordum, fakat yine aynı sorun baş göstermişti, ayarları en sona dayıyordum fakat takılmalar hissettim, nedeni neydi, istenilen her şeyi yapmıştım, toplama bilgisayar almıştım daha ne isteniyordu benden? Hemen 4GB kotalı internetimle araştırmalara başladım, Nvidia GeForce 7300 Light Edition Ekran Kartı (Rezilliğe bir de Light Edition yazmışlar) olduğunu anlamam için birkaç yere bakmam lazım olduğunu anladım, lanetler okunan kartımın ne kadar kötü olduğunu anlamıştım, bir kez daha içimde baş gösteren kazıklanma hissini çok net hatırlıyorum şu anlarda bile…



Ekran kartının önemini anlamaya çalıştığım Youtube videoları sırasında kotamı doldurmuş, 145 lira internet faturası ödemiştim. Babamın küfürleri yetmezmiş gibi, üstüne bir de harçlığım kesilmişti. 1 ay aç gezdikten sonra, üstüne bir de kazıklanmış hislerle gezmek daha da koyuyordu, babamı ne yapıp edip sınırsız internete geçmemiz konusunda ikna etmem lazımdı. Okulda bilgisayar laboratuvarından çıkmaz olmuştum, ders sırasında dinozor hocamız MSDOS komutları ile saçmalarken ben ALT+TAB ile gezindiğim internet sitelerinde ekran kartları ve işlemciler hakkında araştırmalar yapıyordum.



Sorunumu bulmuştum soldan ikinci rakamı 3 olan bir ekran kartı ancak solitaire oynatırmış, öyle denmişti forumlarda. Artık sorunumu bulmuş ve daha iyi bir sistem toplamak için elimde olan tüm imkanları sağlamıştım. Artık internetim de sınırsızdı. Gecemi gündüzümü sistemler hakkında bilgi edinmek için geçirmeye başlamıştım, bu sırada ÖSS sınavım da yaklaşmıştı. Şans eseri rastgele tercihlerimden birisi denk gelmişti, okumaya gittiğim ilde dersler, ortamlar vs derken bilgisayar ile aram açıldı, eskisi gibi araştırma yapmaz olmuştum, hayata dair şeyler öğrenmek daha zevkliydi, sanal ortamlardan uzaklaştım, emektar bilgisayarımı da öğrenci evime getirerek, gah belgeseller izliyor, gah filmlerle vaktimi geçiriyordum, ta ki bir gün bir DVD dükkanının önünden geçene kadar…



Ekranda dönen bir film ilgimi çekmişti, beyaz kıyafetli, gizli bir bıçağı elinden çıkaran adam esrarengiz bir şekilde cinayet işleyip, ustaca ortadan kayboluyordu. DVD dükkanına girdim ve bunun ne olduğunu sordum, Assassin’s Creed adında bir oyun olduğunu söyledi, mest olmuştum, derhal almalıydım, eve geldim ve hemen kurulumu yaptım, Direct X teknolojisinin nimetlerinden biri olduğu söyleniyordu bu oyun için, devrimsel nitelikler kazandırdığını vs bir yerlerden okumuştum, tabi bilgisayarım bu oyun için yetersiz olduğundan low grafiklerle idare ediyordum.



Derken bu oyun bende saplantıya dönüştü, single play bile oynamaya üşendiğim şu anlarda, 9 kere sonuna kadar oynadığım tek oyundur kendisi. Her sahnesini belleğime kazımıştım, beni etkiliyordu Altair. Sonunda bu oyuna yaraşır, bir PC almalıydım ama bu taşınabilmeydi, zira kütüphanede işlerim olduğunda ya da sunum yapmak gerektiğinde laptoplar çok lazım oluyordu. Bu nedenle bir proje döneminde kazandığım 2.500 TL’nin 1.500 TL’si ile bir laptop aldım. İ3 işlemcili bu makine, GT 540M grafik kartına sahipti, artık umursamıyordum grafikleri, açsın yeter diyordum. Assassin’s Creed’i bu makineye tekrar kurdum fakat istediğim lezzeti bulamadım, o low grafiklerde bile her şey daha güzeldi sanki. Köklemiştim ayarları sonuna kadar, daha yok mu diyordu sanki laptop. Assassin’s Creed Brotherhood o dönem yeni yeni multiplayer olarak oynanıyordu, denemek istedim ve bir cd key aldım, laptopumla saatlerce onun başında vakit geçirir olmuştum. Grafikler çok güzeldi, zamanla okul bitti iş hayatım başladı.



Laptop ile bu sefer Assassin’s Creed III oynamaya başladım, multiplayerla günümü gün ediyordum, low ayarlarda bile olsa 1366x768 çözünürlükte grafikler gözüme batmadı hiçbir zaman. Sonra Assassin’s Creed IV çıkınca zavallı sistemim sinyaller verdi, kaldıramıyorum artık dedi ve moralim bozulmuştu. En sağlam dostlarımı ve sevdiğim kadını bu oyunda bulmuştum, onları bırakamazdım, yeni bir makine şart olmuştu.



Derken arayışlarımı başka bir oyun olan BF3’e yönlendirdim, fakat günlerden bir gün ne yazık ki zavallı laptopum bu ağırlığa dayanamadı, bana bir mavi ekran bile vermeye vakti olmadan, cayır cayır yandı.



1.500 TL verip aldığım canım makinem, 150 TL’ye bir hurdacıya satıldı, herhalde tek bağ kurduğum makine odur bu hayatta. O’nunla çok anım vardı nedeni buydu.



O dönem kredi kartına 9 taksitin gündeme geldiği dönemdi, babamı ikna edip son bir kez bilgisayar toplamak için Vatan’ın yolunu tuttum.



İçeri girdiğimizde yine Teknolojix’te olan masum duyguları içimde hissettim, bu sefer babamın kartından çektirip O’na parayı ben ödeyecektim, sistemi yine bir bilmişlikle topladım, adama şunu istiyorum dedikçe, “Oo, çok güzel tercih, bu da hiç fena değil, süper seçimler yapmışsınız.” Diyerek bana kakalayacağı sistemi düşündükçe yine kazığımı kendime hazırlıyordum. Gerçi tercihler benimdi, adam bana gel sana zorla bunu satalım demedi ama beni uyarabilirdi, cahil olduğunun farkına varamayan bir adamı yakalayınca daha da ittirmek mantıklı değil bana göre. Her neyse işlemcimi AMD FX8320 seçtim, çünkü AMD fiyat performans konusunda en iyisi denmişti, kimse beni kazıklayamazdı. INTEL parası olana iyiydi, ama fiyatları ittiriyorlardı, INTEL demek kazığa doğrudan oturmak diye bir algı yaratılmıştı.



Oradaki “YETKİLİ” arkadaş da ballandıra ballandıra gerçekten de AMD seçmekle ne kadar akıllıca bir karar aldığımı anlatırken bir yandan da ürünleri sisteme giriyordu, Asus Sabertooth 990 FX R2.0 anakartı önermesi gerçekten durumu toparlayıcı etki yapmıştı, zira anakarta hiç önem vermemiştim, ram ve kasayı da o seçti, Thermaltake 700W’lık Lite Power bir kasayı da bana ittirmesi gerçekten takdire şayandı. PSU’nun 80 Plus sertifikası bile yoktu ama adam da haklıydı seçtiğim sisteme en fazla bunlar giderdi.



Saphirre HD7850 ekran kartımla ortamlara akmaya hazırdım, bu ekran kartını tercih ettiğimi görünce adamın gözleri yerinden çıkacaktı, herkes GTX970’leri isterken salağın teki gelmiş ille de HD7850 diye tutturmuştu, bundan iyi fırsat mı vardı. Ekran kartımı da seçtikten sonra artık iş parayı ödemeye geldi, o dönem ev kredisi ödediğimden 200 liralık bir taksit olsun diye düşündüm, sistem toplamda 2.300 TL gibi bir rakama geldi ama içi bomboş bir sistemden başka bir şey değildi.



Sistem toplanmış ve eve gönderilmişti, hemen kurulumu yapıp, kız arkadaşımla AC4’te buluşmak için sözleştik, oyunu kurdum ve açtığımda yine aynı eziklik aynı psikoloji baş gösterdi, AC3’te fırtına gibi esen ben AC4 karşısında çömez gibi kalmıştım, yetenek ve azim vardı fakat 18 fps ile bu oyunu oynamak ayrı bir hünerdi, içimden olabildiğince tüm küfürleri savurmaya başladım, yine aynı yine aynı dram yaşanıyordu. Hep başıma gelen şey yine tekrar etmişti.



Kız arkadaşıma durumu anlattım ve başka ekran kartı alacağımı söyledim, arayışlarım başladı, bu sefer yine bodozlama girmeyecektim, GTX780 hedeflerim arasındaydı, Kepler mimarisinin göz bebeği GTX780 bana göz kırpıyordu, almalıydım. İnsanlar avaz avaz bağırıyor, yazılar yazıyor, bir yere kadar önemli olan ne GB’si ne bit yolu vs diye, önemli olan MİMARİ, yeni olan iyidir diye başka kartlar, başka markalar öneriyordu, herkes kendi ayranını kakalamak derdinde olduğundan forumların keşmekeşinden bıkmıştım. Kararımı verdim ve GTX780’inimi sisteme taktım, oyun muazzam akıcılıkta gidiyordu, fakat işlemcimden bir şüphe duymaya başladım. Bazı sahnelerde fps inanılmaz düşüyor, bu da akıcılığı bozduğundan oyunuma etki ediyordu, sabit fps deliliğim olduğundan 60 fps altına tahammülüm kalmamıştı. Artık işlemcinin istediklerini yapmaya başladım, artık onun kölesi olmuştum.



Ekran kartımın taksiti bitmeden kız arkadaşımdan ayrıldım bu arada araya sıkıştırayım.



İşlemciye önce OVERCLOCK (OC) denemeleri yaptım, hafif bir gıdıklanma hissi makineyi kendine az da olsa getirmişti ama potansiyeli belli sonuçta istersen 8 GHZ yap yine de performansı bir yere kadardı. Nihayetinde bu OC denemeleri sırasında ısınma sorunları baş göstermeye başlamıştı, bu sorunu çözersem diyordum daha yüksek GHZ değerleri yakalar ve performansı katlarım diyordum, halbuki herkes bangır bangır işlemci o kadar etki etmez mesele ekran kartıdır demesine rağmen. Nihayetinde gittim yeni bir sıvı soğutma aldım, yanına bir de SSD alsam tadından yenmez derken, SSD de hoop poşete giriverdi. Artık OC denemelerini bir adım öteye taşımanın vakti gelmişti, evet Aida 64 testleri harika değerler veriyordu, işlemcim Prime 95 testi altında inim inim inlerken, Cooler Master Siedon 120 XL soğutucum, işlemcimin elinden tutarak onu serinletiyordu, nihayet test 3 saat kadar sürdü ve bitti, maksimum 47 derece ağzımı kulaklarıma vardırdı ne yalan söyleyeyim. SSD ile uçan sistemime artık oyunlarımı kurmanın vakti gelmişti. BF3 indirdim kurdum, zaten eskiden de kasmıyordu, şimdi de aynısı olmuştu. Sıra korkulu rüyam, hayatımı mahveden oyunun en son serisi olan Assassin’s Creed Unity üzerinde sistemi denemeye gelmişti. Ve yine aynı sonuçları görmek canımdan bezdirdi beni, 25 fps gibi yerlerde sürünen bu değer ağız dolusu küfürleri savurmama neden oldu, neden kasıyordu anlamıyordum daha ne yapayım derken, PSU’dan şüphe duymaya başladım, zira Heaven Benchmark testleri sırasında sistem birkaç kere kapanmıştı, ayrıca AC Unity açarken ultrada açtığımda da aynısı olmuştu, demek ki diyordum güç yetmiyordu. Ve PSU almaya karar verdim, kabataslak hesapla sisteme 750 W yeter derken, 1050 W olsun bir de SLI gibi bir kazığı da bünyeme ileride sokarım düşüncesi ile Seasonic 1050W 80 Plus Gold bir PSU aldım ve denemelere başladım. Artık Orhan Gencebay Vazgeç Gönlüm testleri tozlu raflarda yerini almıştı, onun yerini Prime 95’ler, Cine Benchmark’lar, Aida 64 gibi testler ve programlar almıştı. Hemen PSU değişimi sonrası testlere başladım, bir yandan Prime 95 diğer yandan Heaven Becnhmark testleri altında her aksamı ayrı öten makineme işkenceci edası ile baktım, inle dedim içimden sen de beni inlettin adam ol artık diyerek baktım ona. Ve testler bitti, ne bir reset ne bir sıkıntı, dandik puanlar dışında hiçbir sorun yoktu. Tahminlerim doğru çıkmıştı, yeterli elektrik gelmediğinden sisteme PC kapanıyordu. Baktığımda tüm sorunları PC’nin istediği her şeyi aldığımı görüyorum, soğutucu, SSD, PSU derken bizim hesap tabi kabardı, ödenme zorluğu çekilen kredi kartı borçları arttı da arttı, yaş ilerlediğinden evlilik de gündeme geldiği için artık daha fazla oynayabileceğimi sanmıyorum.



Rome 2 konusunda da tam bir vasat bu işlemci, vasat ne ölü ölü, OC ile 4.3’e çektim, zira FX8350 gibi çalışıyor şu an, hatta bazı testlerde stock 8350’nin üzerinde puanları bile var, ama Rome 2’de maalesef kalabalık sahnelerde 5 (yazı ile beş) fps aldığım anlar oldu, zaten durumun farkındayım, başıma ne geldiyse bu işlemciden geldi, adamlar sistem kasmasın diye Mantle yazmışlar ama bakınız forumlara Mantle yüzünden kasan sistemler var, AMD işlemci ve AMD ekran kartları nedeniyle.



Şimdilerde ödediğim meblağa bakıyorum, monitör, klavye, fare dahil tam olarak 5.195,12 TL ödemişim bu sisteme. Elime geçen nedir diye sorsanız, vasat bir makine o kadar.



Demem o ki, arkadaşlar siz siz olun, böyle büyük umutlarla başlamayın bu donanım işine, bir bilenden mutlaka yardım alın. Kendi başınıza ekran kartının belleğine vs kanmayın, işlemci isterse 16 çekirdek olsun, hala tek çekirdek performansı isteyen oyunların dünyasındayız. Bu nedenle sistemde ne yapacağınıza karar verip ona göre ilerlemek gerek.



He ben şimdi bunca maceradan sonra ne mi yapacağım?



DX12 bekleyeceğim, zira DX12 vadettiğine göre işlemci üzerine düşen gücü ekran kartına aktaracak böylece daha fazla performans elde edeceğiz vs. Bekleyip göreceğiz bakalım, eğer hala istediğimi alamazsam, AMD sistemimi satar, üstüne INTEL bir sistem döşerim, hem de öyle ucuza da kaçmam bu kez, ölümüne bir gurur oldu bende bu mesele.



Orhan Gencebay aslında baştan beni uyarmış ama işte arkadaşlar benim durumum budur.



Şimdi ne alacağımı bilen ama parası olmayan bir adamım, eskiden param vardı ne alacağımı bilmiyordum, tekrar uyarayım umarım siz de böyle ömrünüz boyunca bu kazıkla yaşamazsınız.











Arkadaşlar, monitörümün marka ve modeli burada.



Sorunum şu, HDMI ile bağladığımda görüntüde bazı bozukluklar yaşadım, ben de DVI kablo denedim ve görüntü açısından şu an memnunum ancak aşırı ışık gözümü çok rahatsız ediyor.



F.LUX adlı bir program kullanıyorum, gözüme iyi geldi diyebilirim yine de ışığı düşürmek istiyorum.

Bazı küçük programcıklara başvurdum ama malumunuz çoğu virüs.

Kullanmak istemiyorum bu tarz programları.



Monitörün menüsünde kontrast, gama vs ayarları DVI taktıktan sonra pasifleşti, bir türlü bu ayarlara müdahale edemiyorum.

Konunun uzmanlarından yardım bekliyorum.



İlginize teşekkür ederim.
Hakkında
Konum: Eskişehir,
Sistem ve Tercihleri
Notebook
Packard Bell
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 11 ay önce
Son Mesaj Zamanı: geçen yıl
Mesaj Sayısı: 313
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 406
İkinci El Bölümü Mesajları: 5
Konularının görüntülenme sayısı: 148.529 (Bu ay: 498)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 88 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Mobil Cihazlar
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.