Yüzbaşı
14 Temmuz 2010
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme
Toplam: 23 (Bu ay: 0)
Gönderileri
6 Eylül 1955'te İstanbul'da yaşayan gayrimüslimler bir yalan haberle hedef haline getirildi. Selanik'te Atatürk'ün
evine Yunanlılar tarafından bomba atıldığı haberinin yayılması üzerine, o gün ellerinde kazma, balta ve sopalarla
sokaklara dökülen binlerce kişi gayrimüslimlere ait ev ve işyerlerini yakıp yıktı.




Gerçeği yansıtmayan "Atamızın evi bombalandı" manşetleri sonrası İstanbul'da halk galeyana geldi ve
Rumların yaşadığı mahallelerdeki evler basıldı.
Bir kısmı İstanbul dışından gelen gruplar azınlıkların dükkânlarını, evlerini ve hatta kadınların üzerindeki
ziynet eşyalarını da yağmalamaktan geri durmadı.



Olayların ardından, Türkiye'de yaşayan binlerce Rum Türkiye'den göç etti. Nüfus mübadelesi sonucunda
1925 yılında yaklaşık 100.000'e düşen İstanbul'daki Rum nüfus, 2006 yılında 2.500 kişiye kadar düştü.
O yıllarda İstanbul'un nüfusu 1.7 Milyon civarıydı.



Olaylar ardında sonra yapılan soruşturmalarda Bomba Selanik başkonsolosluğu ile Atatürk'ün evi
aynı duvarların içinde olmasına rağmen dışardan değil içerden atılmıştı.

simage]https://img.donanimhaber.com/upfiles/946295/6c7b36a8-79fc-41cf-9564-7fa58188c1fc.jpg[/simage]
Batı trakyalı Selanik konsolosluğunda hademe olarak çalışan Hasan Uçar ve
yine batı Trakyalı Üniversite öğrencisi Oktay Engin(Yunan hükümeti tarafından
tutuklanıyor daha sonra iki hükümetin pazarlıklarıyla
ajan değişimyle takas ediliyor.İstanbul belediyesine işe yerleştiriliyor,daha sonra üniversiteye
başlıyor.Daha sonra içişlerine giriyor,kaymakamlık yapıyor.
Nevşehir valiliği ve sonra emekli oluyor.



Operasyonu yapan birimin başındakilerden olan (Org)Sabri Yirmibeşoğlu emekli olduktan sonra bir gazeteye verdiği
raportajda:"Muhteşem bir operasyondu.." şeklinde övücü bir demeç vermişti.



Yine dükkanların birinin tabelasında yazan "Yorgancı Arif" ibaresini "n,c" düşmüş olması nedeniye
tabelayı Yorgo Arif" şeklinde okuyanlar o dükkanı da tarumar etmişler...



Yine Beyoğlu'nda bir rum'a ait müzik aletleri satan dükkan da ki Choppin'e ait büstü gece karanlığında
karaltı halinde atatürk büstü sanılıp dükkanı yağmalamaktan vazgeçmişler.



Hastanelere tecavüz şikayetiyle müracaat eden rum kadınların sayısı 60 kişi.. Elçiliklerin yaptığı açıklama
yaklaşık 400 kişi.



Olaylarda ölen rum sayısı İçişleri bakanlığının beyanına göre: 3 kişi, Amerkanın yaptığı açıklmaya göre 16 kişi.



Evi tahrip edilenden biri de FB'li meşhur futbolcu Lefter Küçükandonyadis'dir ve son yıllarında verdiği bir raportajda
"Yaşadıklarını ölünceye kadar unutmayacağını" söylüyor.




Olay sırasında İstanbul'da bulunan Selanik Başkonsolosumuz Mehmet Ali Balin Yunan savcısının iddianamesinde konsolukluk
görevlisi Mehmet Ali Tekinalp'ı konsolosluk bagajında 3 adet ses bombası ile beraber 5 eylülde patlama talimatı veren şifreli
bir telgraf göndermek ile suçluyordu..



Olay Yunanistan'da ve faillerin etnik olarak türk de olsa yunan vatandaşı olması nedeniyle yunanlılar olayın sonuna
kadar gittiler ve olayı aydınlattılar.. Bizde ise tahmin edileceği gibi "fıs" .. Çünkü olay zaten o zamanki
Mah'ın(Milli Amale Hizmet)/derin devletin operasyonuydu...Bilakis ödüllendidildiler.
Suriye’nin uydudan yayın yapan ‘Syria News’ adlı resmi haber kanalında gösteriler başladığından itibaren bir slogan sık sık yayınlanmakta ve ısrarla tekrar edilip durmaktadır: ‘Suriye kendi manasına sıkı sıkıya bağlıdır’

İlk başta ne dediği anlaşılmayan muğlâk ve müphem bir cümle. Her ne kadar bu sloganın ardından Suriye’nin manasının tarih ve medeniyet mirası olduğuna dair telmihler yapılsa da cümledeki muğlâklık ve müphemlik zail olmamaktadır. Neden Suriye’nin kendi tarih ve medeniyet mirasına sıkı sıkıya bağlı olduğu doğrudan söylenmiyor da böylesi müşkil bir ifade tercih ediliyordu? Hem bu tarih ve medeniyet mirasının yaşanan olaylarla ne alakası vardı? Bu cümle/slogan içinde olaylarla alakalı bir mesaj verilmek istendiği belliydi. Ama o mesaj neydi?

Sözkonusu sloganı ama Nusayrilik-terminolojisine dayanarak tercüme ettiğimizde ise ortaya son derece şaşırtıcı bir cümle çıkmaktadır: ‘Suriye kendi Tanrısına sıkı sıkıya bağlıdır.’

Zira ‘mana’, Nusayrilik itikadında Tanrının batınına itlak olunmaktadır. Bütün batını ekoller gibi Nusayrilik’te de hakikatin yani Tanrının ve Tanrı kelamının bir batıni birde zahiri vechesi olduğuna inanılmaktadır. Batında nurlar nuru halinde ‘mana’ olan Tanrı, insanları doğru yola iletmek için bir bedene ihtiyaç duyar ve o bedende tezahür eder. Tanrı’nın zahiri ise Ali bin ebi Talib’dir. Tanrı tarihte 14 defa bedene bürünmüştür. 14. Tanrı-insan Ali olmakla beraber diğer 13 kişi de aslında Ali’nin tecellileridir. Yani Ali hem batın hem de zahirdir. Hristiyanlık misali tanrısal-üçleme inancına sahip olan Nusayrilikte Tanrı asla tek bulunmaz. Zahirdeki tanrısal-üçleme Ali-Muhammed-Salman’dır. Ali kendi nurundan Muhammed’i, Muhammed o nurdan Salman’ı yaratmış, her üçü ise birlikte bütün kâinatı yaratmışlardır. Bu inanca Nusayrilikte ‘ayn-mim-sad’ sırrı adı verilmektedir. Bu üçlemenin batın vechesi ise Mana-isim-bab’dır. Nusayriler ‘ayn-mim-sad’ sırrını kadınlara, ergenlik yaşından küçük çocuklara ve Nusayri ana-babadan olmayanlara açmamakta, bu sırrın Nusayri olmayanlarca keşfedilmemesi için büyük bir gayret göstermektedirler. Nusayrilik bu sebeple asırlar boyunca bir muamma olarak kalmıştır. Bu dinin ne olduğu ancak 19. yüzyılın sonlarında Nusayrilikten hristiyanlığa geçen Adanalı Süleyman Efendi’nin nusayriliğin kutsal metni olan Kitab-ul Mucmu’u yayınlamasıyla öğrenilebilmiştir. Sırrı ifaşa eden Süleyman Efendi ise bu suçundan dolayı Nusayrilerce Tartus’da feci şekilde öldürülmüştür.

Nusayri olmayanlara karşı ayn-mim-sad itikadını titizlikle gizleyen Nusayriler bu çevrelere karşı ise takiyyeye başvurarak kendilerini ‘Ehl-il Beyt muhibleri’ olarak takdim etmiştir.

Bu kısa tariften sonra tekrar baştaki slogana yani ‘Suriye kendi tanrısına sıkı sıkıya bağlıdır’ cümlesine dönersek burada bahsedilen tanrının mücerret-nazari bir Tanrı olmadığı bilakis yeniden bedene bürünmüş müşahhas bir Tanrının kastedildiğni görürüz. Rıfat Esad’ın başkanlığını yaptığı ‘Yüksek Lisans Mezunları Derneği’nin yayınladığı ‘Fursan’ adlı derginin 13 Şubat 1980 tarihli nüshasında yer alan bir makale bu hususta bize ipucu vermektedir. İsmail Huveyce tarafından kaleme alınan makalede şu satırlar hayli dikkat çekmektedir: ‘Artık yoldaş Hafız Esad kıble ittihaz edinilmeli ve insanlar İslam’ın putlarına – yani Allah-u Teala’ya – rükû ve secde etmek yerine Hafız Esad’a ibadet etmelidir.’ Bir insana ibadet edilmesi ona ulûhiyet atfedilmesi, Tanrının onun bedeninde zahir olması demektir. Yani Tanrı ya da Ali bin Ebi Talib bu defa Hafız Esad olarak tecelli etmektedir. Suriye’den gelen görüntülere bakılırsa bu ulûhiyetin Hafız Esad’ın ölümüyle beraber oğlu Beşar Esad’a intikal ettirildiği görülmektedir. Zira görüntülerin birinde iki kişi, diğerinde ise üç kişi Beşar Esad’ın resimlerine secde etmektedir. Ayrıca Beşar Esad’dan bahsedilirken, ölümsüz bir lider ve rehber olarak tavsif edildiği ve kendisine güçlü bir ruhaniyet atfedildiği görülmektedir. Bu anlatılanların ışığında tekrar slogana dönersek, ‘Suriye kendi manasına sıkı sıkıya bağlıdır’ sözünün aslında ‘Suriye kendi Tanrısı Beşar Esad’a sıkı sıkıya bağlıdır’ demek olduğu ortaya çıkmaktadır.
Beşar Esad’ın tanrı-insan olarak kabul edilmesi son üç ay zarfında şahit olduğumuz ağır işkencelere ve hunharca katliamlara da bir izah getirmektedir. Zira sokaklara dökülen ve rejime isyan eden bu insanlar Nusayri askerler ile şebihhanın gözünde sadece siyasi muhalifler olarak görülmemekte bilakis kendi aralarında olduğu halde Tanrıya isyan eden kâfirler olarak telakki edilmektedir. Bu durumda onlara uygulanacak her türlü şiddet ve cinayet de caiz olmaktadır.

Nusayrilik dininin esas muarızı ya da ötekisi daha doğru bir ifadeyle kâfiri sünni müslümandır. Zira sünniler Nusayri itikadınca Ali’yi gören ama onun tanrılğını kabul etmeyen bu sebeple de küfre düşenlerdir. Her ibadetde okunmak zorunda olan ‘Arınma duasında’ aralarında başta Ebubekir Sıddık, Ömer bin Hattab ve Osman bin Affan olmak üzere 9 kişiye lanet edilmesi de bunun bir ifadesidir. Bu ‘lanetlilerin’ dokuzuncusu Yavuz Sultan Selim’dir. Sünni müslümana karşı tarihi bir öfkeye sahip olan Nusayri askerler bu öfkeyi bugünkü ‘Tanrı-Esad’a’ karşı girişilen isyanla birleştirerek sünni müslümanlara karşı tam bir katlama girişmiş bulunmaktadır.

Sünniler, aralarında olduğu halde Ali’nin tanrılığını keşfedemeyen körlerdir. Aynı körlük Ali’nin bugünkü tecellisi olan Beşar Esad’a karşı da sergilenmektedir. İşkence ile öldürülen bazı çocuk ve yetişkinlerin gözlerinin çıkarılmış olması da tarih boyunca sünnilere atfedilmekte olan bu körlüğün cezalandırılmasından başka bir şey değildir.
Yine aynı şekilde Hafız Esad’ın heykellerinin halk tarafından parçalanmaya başlanması üzerine bu heykellerin meydanlardan devlet tarafından toplatılmasının sebebi ‘Tanrıyı’ bu ‘çirkin’ saldıralara maruz bırakmamak düşüncesidir. Bu heykelleri parçalayanlara ve resimleri yırtanlara en ağır işkencelerin uygalanmasının sebebi de bu fiillerin ‘Tanrıya’ karşı işlenmiş kabul edilmesidir.
Elimdeki Creative Gigaworks T3 speakerın tweeterlarından biri maalesef kullanım hatası nedeniyle pert oldu.. Bunu garantiye göndersem
kesinlikle kabul etmezler çünkü alttaki resimde de görüleceği gibi diyaframda parmağın oluşturduğu çukur aynen kaldı...

Sormak istediğim şu; bu tweeterın yerine başka bir tweeter uydurabilirmiyim.Herhangi bir tavsiyesi olan var mı? Eğer creative tr'ye
yaz derseniz onu da yaptım,Creative'den cevap bekliyorum... Sadece tweeter satılıyorsa eğer parasına bakmayıp hemen alacağım..
Setimden çok da memnundum..




Aşağıdaki sitede yıllara göre oskar ödülü almış filmlerin posterlerini bulabilirsiniz.

http://www.movieposteraddict.com/2008/02/21/79-years-of-best-picture-winners-in-posters/








Hakkında
Konum: İzmir
Sistem ve Tercihleri
Dünyadan Futbol
Galatasaray
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 3 yıl
Mesaj Sayısı: 530
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 724
İkinci El Bölümü Mesajları: 48
Konularının görüntülenme sayısı: 3.316 (Bu ay: 69)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 55 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Ev Elektroniği ve Elektrikli Ev Aletleri
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.