D

Çavuş
23 Şubat 2009
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme
Toplam: 30 (Bu ay: 0)
Gönderileri

Merhaba dostlarım yarın çorludan bahçelievler memorial hastanesine annemi götüreceğim randevumuz saat 9 da o yüzden 6 gibi çorludan yola çıkacağız Tem den mi gitmeliyim e 5 den mi hangisinde daha az trafik olur o saatlerde? Çok önemli bi randevu kaçırmamamız gerekiyor. Birde annem çok trafikte yolculuk yapabilecek durumda değil ne kadar az trafik o kadar iyi bizim için.

Merhabalar bir yakınım ilik nakli olacak İstanbulda kök hücre nakli konusunda en iyi hastane hangisidir tavsiye edecek var mıdır? Bir de daha önce ilik nakli olmuş birileri var mıdır tecrübelerini aktarabilecek?

Merhabalar. Hayat çok kısa. Gerçekten çok kısa bu yazıyı gördüysen eğer söyleyeceklerimi iyi dinle. Öncelikle yanlış yapıyoruz, yapıyorsunuz. Para hırsı, diğer insanlardan daha üstün olma hırsı, hayatlarınızı topluluklarla paylaşma isteği. Bunlar en büyük yanlışlarımız. Öncelikle telefondan kafanı kaldır ve etrafına iyice bak. Benim yanımda kimler var diye bi düşün. Çok derine in ama bu dünyanın iyi halini düşünme. Kötüyü düşün kötü zamanda benim yanımda kimler olabilir? Diye düşün. Çünkü şuan yanında olanların çoğu kötü zamanda senden koşar adım uzaklaşacaktır. Onları güzelce bir ele. Sonra kalanlara sahip çık. Gerçekten hissediyorsan ve gerçekten senin yanındaysa o bireyler onlara seni seviyorum demeyi ihmal etme. Arkadaş olur kardeş olur anne baba olur eş olur her kimse. Sonra o insanlarla geçirdiğin tüm zamandan keyif almaya bak çünkü güzel zamanlarımız çok kısıtlı aslında geniş açıyla baktığında dört bi yanımız sorun dolu.

Bugün ne oldum deme sakın yarın ne olacağının hiçbir garantisi yok. Saniyeler içinde huzur dolu hayatın bir cehenneme dönebilir çünkü hayat sınavlarla doludur bir bakıma yaratılış amacımız budur. İster ilahi adalet de ister karma de ama bunun varlığına inan. İyi bir insan olun. Yardıma muhtaç her kim varsa arkanızı dönmeyin. Yardım edin.Unutmayın ki yardım etmek sadece maddi olarak olmuyor. Günü gerçekten berbat geçen birine nasılsın diye sorman bile belki o birey için en büyük yardımdır. Hem yarın senin bu nasılsın sorusuna ihtiyacın olup olmayacağını nereden biliyorsun? Eğer gücün varsa maddi olarak yardımı sakın insanlardan esirgeme. İnan daha fazlası sana geri dönecek.

Çalıştığın yerde mevkin yüksek mi? Çalışanlarına kötü davranma. Ya da en alt mevkide bi çalışan mısın? Asla üst mevkiye ön yargı ile yaklaşma. İnsanların ne hissettiğini neler yaşadığını üzerindeki yükü baskıyı asla bilemezsiniz. Unutmayın karşılıklı sevgi saygı varsa o iş yerinde refah vardır.

Hayat gerçekten çok kısa sahip olduğun imkanlar dahilinde hayallerinin peşinden koş. Gez toz yaz çiz ama birşeyler muhakkak yap. Balık tutmayı seviyorsan tutkuyla yap. Temizlik yapmayı seviyorsan tutkuyla yap. Herşeyi tutkuyla yap.

İyi yardımsever bencil olmayan başkalarının varlığını kıskanmayan fesatlanmayan başka insanların arkasından konuşmayan dedikodu yapmayan bireyler olun. Unutmayın bunlar bulaşıcıdır. Siz iyi oldukça çevreniz güzelleşir. Nolursunuz kafanızı o telefonlardan kaldırıp dünyanın ne kadar kötüye gittiğini görün ve değiştirmek için birşeyler yapın!

Ben henüz 28 imde bir gencim ne yaşadında bu kadar biliyorsun diye sormayın sadece söylediklerimi dinleyin. İnanın ki yarınınız daha güzel olacak bu sayede. Ben sadece sizlere öğüt veren bir abiniz ya da kardeşinizim. Saygılarımla.

Merhabalar konunun yeri burası mı bilemedim. Ben normalde sağlık çalışanıyım özel sektörde asgari ücret vermeleri(5 yıllık deneyime rağmen) devlete atanmanında zorluğu sebebiyle sektör değiştirmek adına mart ayında işimden ayrılmıştım. Kafamda bazı planlar vardı bunun için gerekli şartlarıda oluşturmuştum ancak pandeminin patlaması sebebiyle her sektör eleman alımını azalttı hatta elemanlarını çıkarmaya, ücretsiz izine ayırmaya başladı. Bu sebepten dolayı 8 aydır işsizim yaşadığım yer küçük bir yer iş sıkıntısıda var ayrıca evliyim o yüzden geçindirmemiz gereken bi evimiz var. Bu sebepten dolayı en azından piyasa düzelene kadar evdende olsa yapabileceğim freelancer bir iş arıyorum çünkü oradan gelecek 500-1000 lira bile beni inanılmaz derecede rahatlatır. Yazılım anlamında pek bilgim olmasada bilgisayardan iyi anlarım yani geçeci süre yada kalıcı olarak yapabileceğim freelancer-home office bir iş arıyorum. Beni bu konuda yönlendirebilecek arkadaşların mesajlarını bekliyorum. Forum kurallarına aykırı olduysa kusura bakmayın. Bizi bu hallere düşürenler utansın.

Merhabalar Fakir marka 2000w fanlı ısıtıcım var ısıtıcı evin bi odası hariç bütün odalarında çalışıyor ama bi odada çalışmıyor bahsettiğim odada prizlerde elektrik var 230v elektrik geliyor ütüyü falan çalıştırıyor ama fanlı ısıtıcıyı takınca çalışmıyor bir türlü anlam veremedim bu konuda bilgisi olan varsa yardımcı olabilir mi?
Evet arkadaşlar yarın işe başlıyorum tam tamına 40 yıl sonra emekli olacağım soruları alayım.
Merhaba arkadaşlar başlagıç için chopper/cruiser tavsiyelerinizi alabilir miyim? 7000 liraya kadar yolu var. İkinci el almak istiyorum çünkü motoru o motorda öğreneceğim ve şimdilik uzun yola çıkmayacağım. Tavsiyelerinizi bekliyorum.
11 Şubat 2015

Her şey anlamsız geliyor. Okuduğum bölüm, gelecekte bu işi yapıyor olacağım düşüncesi hem anlamsız hem de korkutucu geliyor. Anlamsız gelmeyen tek şey motosikletin üstüne binip nereye gittiğini bilmeden gidebilmek. Bazılarınız diyecek e bin git kardeşim. O kadar basit değil herşey. Bunları yapabilmek için gerekli parayı elde edebilmek için çalışmak gerek. Ama çalışmak demek boş zamanın hiç olmaması demek. Robot gibi sistemin size dayattığı hayatı yaşamak demek. Sistemin bizlere dayattığı hayatlardan haberiniz var mı? Çalışmaya başlarsınız aşık olursunuz evlenirsiniz çocuk yaparsınız çocuklarınızı büyütmek için daha da çok çalışmaya başlarsınız ve ölürsünüz. Çok basit aslında. Ama ben bunları yapmak istemiyorum bunları yapmaktan korkuyorum.

Anlamsız gelen birşey daha.. İlişkiler. İnsan ilişkileri. İnsan ilişkilerini hiç düşündünüz mü? Çıkarcılık, bencillik üzerine kurulmuş pis ilişkiler. Şunu unutmayın bir insanı sadece ailesi ve ailesi gibi gördüğü insanlar sevebilir. Onun dışındaki insanların hiç biri sizi sevmiyordur buna emin olabilirsiniz. Sizi neden sevsin? Sizi sevebilmesi için mutlaka ona bir fayda sağlamanız gerekmektedir. Kabul edin sizde bir insanı durduk yere sevemezsiniz. Tamamen mutualist yaşam tarzı. Örnek bir kızla bir erkek arasındaki ilişkiyi ele alalım. Bir kız neden bir erkekle beraber olur? Seks, para. Bu kadar iki madde. Bazı kızlarda sadece seks için birlikte olur.Erkekler içinde aynı şey geçerli. Aşk yok inanmayın. Liseli kardeşlerimiz ne demek istediğimi kavrayamayacak büyük ihtimal "nasıl aşk yok bla bla" bağıracak. Varsın bağırsınlar biraz düşünmeye başladıklarında bana hak verecekler.Özetle aşk yok.

Bir erkek birey olarak kızları ele almak istiyorum. Bundan bir kaç yıl önce şuanki sahip olduğum kişilikten çok farklı bir kişiliğe sahiptim. İnsanların dertlerini dinlemeyi onlara yardım etmeyi çok severdim. Artık böyle değilim. Neyse sebebini bilmiyorum ama kızlar benimle konuşmayı severdi. Dertlerini bana anlatmayı onları teselli etmemi severdi. Benim içinde hava hoştu çünkü ben iyi bir insandım ve insanlara yardım etmeyi severdim.Ama sonra farkettim ki o kızların bana hiç bir saygısı yoktu. Beni sadece kullanıyorlardı. Bu olaylardan sonra girdiğim her ortamda kızları gözlemlemeye başladım. Kızları tanıdıkça ne kadar şeytan olduklarını anladım. Her tanıştığım kız aynıydı. Çıkarcılar. Ama yeri gelmişken kızlar erkeklerden kat kat zekidir ama bunu kötü bir amaç için kullanırlar fakat zekalarını bu amaç için kullanırken gerçektende aşağılık ve gülünç durumlara düşüyorlar.Belki de kızlarda erkekler için aynı şeyi düşünüyorlardır bilmiyorum. Bu arada az önce annem aradı. Sadece nasılsın diye sormak için. Canım annem. Annelerinizi sevin değer verin.

Not: Arada sırada böyle şeyler yazacağım. Kimler okumuş umrumda değil sadece yazmak istiyorum.

12 Şubat 2015

Okurken dinlemenizi tavsiye ederim.

https://www.youtube.com/watch?v=Yyy4yaVwsv0

Saat sekize doğru geliyor. Bütün gün cam kenarında oturup oldukça işlek olan caddeyi izledim. İnsanlar ne yapıyor böyle diye sorguladım. Anlamsız gelen birşeyler var! Bitmek bilmeyen araba trafiği. Evet çok anlamsız. Bu kadar insan koşuştururken benim bu hareketlilik içinde sabit bir şekilde onları izliyor olmam çok anlamsız. Bu anlamsızlık trafiği beni oldukça acıktırdı yordu. Kalktım yerimden ve birşeyler yedim. Tabiki yemeği pencerenin önünde yedim. Yemek yerken bile düşünüyorum. Etrafımda insan olmamasın sebebini düşündüm. Bu da anlamsız geldi. Etrafımda neden bir insan olsun ki? Siz tiksindiğiniz bir şeyi etrafınızda bulundurabilir misiniz? Eskiden iyi bir insandım ve insanlara yardım etmeyi severdim demiştim. Aslında şuan kötü bir insan mıyım bilmiyorum. Çünkü etrafımda insan yok. Ama bence kötü bir insanım çünkü etrafımda insan yok. Bundan bir kaç yıl önce yeterli sayıda arkadaşım vardı. Eh genellikle ben onları arar sorardım onları ben dışarıya çağırırdım. Çünkü ben iyi bir insandım ve insanların bana ihtiyacı olduğunu düşünürdüm. Bir gün aramayı bıraktım. Kimse geri aramadı. Kimse merak etmedi. Artık aramayı bıraktığıma göre insanları umursamadığımı göre kötü bir insandım. Sonra tiksindim. İnsanlardan tiksindim. Kazara beni gördüklerinde ise hiç aramadığıma dair sitem ediyorlardı. Haklılar ben iyi bir insandım ve insanları umursardım ama artık kötü bir insanım ve insanları umursamıyorum suç bende bana kızmalarını haklı buluyorum.

Bugünlerde aşık olma duygum iyice körelmişti.Kesinlikle aşık olamıyordum kimseye bağlanamıyordum.Herneyse.Sizi hiç derinden etkileyen bir şarkı oldu mu? Hiç bir şarkıyı dinlediğinizde tüm saflığınızla gözyaşlarınız yer çekimine yenik düştü mü? Benim düştü. Muhtemelen şuan o şarkıyı dinliyorsunuzdur. Her neyse lise yıllarımdı. Bir kız vardı. Renkli gözlü güzeller güzeli. Aşıktım. Ama o kızın benim için fazla olduğunu düşünüyordum. Açılmaya cesaret edemiyordum. Bana bağırdığınızı duyar gibiyim. "Hani aşk yalandı hani aşk yoktu şerefsiz sus ve buradan git pis herif lanet olsun sana" Lütfen bağırmayın. Ben de sizler gibi var olduğuna inanıyordum aşkın.Bir gün o kız başka bir erkekle beraber olmaya başladı. Açtım ve o şarkıyı dinlemeye başladım. Işıkları söndürdüm. Tüm saflığımla ağlamaya başladım. Neden bilmiyorum ama dedem öldüğünde bile çok az ağlamıştım. Zaten epeyce yaşlıydı Allah rahmet eylesin. Her neyse bu olaydan sonra bana aşkta anlamsız gelmeye başladı. Neden ağladım diye düşünmeye başladım. Bunun üzerine yine mevcut aşkları incelemeye başladım. İnceledikçe inceledim. Aşklarda gülünç gelmeye başladı bana. İşte o zamanlar kesin tanıyı koydum. Aşk yoktu. Aşk yalandı. Aşk geçiciydi. Aşk bazı amaçlar için kurulmuş dengesiz bir köprüydü sadece.

14 Şubat 2015

https://www.youtube.com/watch?v=jQcBwE6j09U

Bugün de diyeceklerim var. Bugün 14 şubat. Her anlamsız gelen gün gibi 14 şubatta sıradan bir gün.14 Şubatla ilgili birşey söylemeyeceğim.Umrumda da değil.Neyse iki gün önce son cümlemi tamamladıktan sonra laptopumu sırt çantama koyup çıktım evden. Benim için biraz da olsa anlam ifade eden insanların yanına gitmek için yola koyuldum. Ailemin yanına. Bazen böyle çıkışlarım olur birden evden çıkar yanlarına doğru yola koyulurum.Aslında biraz da yolculuk yapmayı sevdiğimden bu çıkışlarım. Yolculuk ederken duygularımı hisseder gibi oluyorum. Sizce duygularımız gerçekten gerekli mi? Bizi güçsüz kılanlar duygularımız değil midir? Yoksa duygularımız bizi biz yapan mıdır? Kaybettim duygularımı yıllar önce, bu satırları yazdığım ufak şirin anılarla dolu şehirde. Bu şehrin her sokağı benim için acı verici.Yinede vazgeçemiyorum bu yerden. Anılarımızdan kopamamak duygunun bir belirtisi mi acaba? Her geldiğimde annemin ve babamın gözlerine dalar giderim. Yaşlanmışlar. Bir gün gittiklerinde çekip gidebileceğim bana az da olsa anlam ifade edebilen bir yer ve insan olmayacak.

Burada ki odamın penceresinin manzarası pek iyi olmasa da her zamanki gibi pencerenin önüne oturdum ve düşünmeye başladım. Bu şehirin bana yaptırdıklarını düşünmeye başladım tekrardan. Tüm sorunların benim kafamda olduğunu; henüz aslında sorunun insanlarda olduğunu anlamadığım zamanlarda psikiyatra gitmeyi denemiştim. Lise yıllarıydı. Adını bile hatırlamadığım ilaçları içerken bulmuştum kendimi. İlaçların yan etkisinden mi bilmiyorum ama korkuyordum. Kafamın her noktasında sancılanan bir korku. Gerçek korkuyu o zaman deneyimledim. Korkularım kendimi öldürmemi emrediyordu bana.Korkum geçmiyordu. O zamanlar arkadaşlık, dostluk kavramının varlığına da inanıyordum. Eskiden böyle biri değildim. Bazı insanlara dostum diyordum. Korkularımın hat safhaya ulaştığı bir gecede kendimi sokaklara verdim ve dostlarıma ulaşmaya çalıştım. Durumumu anlattım. Hiç biri beni önemsemedi. Yokmuşum gibi davrandılar. Haklılar. Sorunlu bir insanla kim uğraşmak isterdi ki? " Bir gün aramayı bıraktım. Kimse geri aramadı. Kimse merak etmedi." Bu sözlerim işte tam bu zamanlara tekabül ediyordu. Çok iyi hatırlıyorum. Nasıl unutabilirim ki işte o gece yaşadıklarımdan sonra eve döndüm annemin ve babamın karşısına geçip ağlamaya başladım. 18 yaşındaydım ve bu çocukça bir ağlayış değildi gerçekten ağlıyordum. Ağzımdan üç kelime çıktı sadece. "Bana yardım edin." Ettiler. Hemde koşulsuzca.Sanırım bu kadar anlamsızlık içinde bana biraz da olsa anlam ifade eden insanların neden ailem olduğunu anlamışsınızdır.

10 Mart 2015

Uzun zamandır birşeyler yazmıyordum. Daha doğrusu ne yazacağımı bilmiyordum. Hayatım öylesine boş öylesine amaçsız ve öylesine anlamsız ki bazen düşünmeyi bile bırakıyorum. Düşünecek birşeyler bulamıyorum. Düşünmek benim için çok önemli. Düşünmeyi bıraktığım zamanlar kendimi sıradan bir insan gibi hissediyorum. Sıradan.. Sıradan insanlar düşünmez sıradan insanlar hayatta kalmaya çalışır. Sıradan insan sıradan insandır işte aslında söylenebilecek birşey yok. Her gün sokaklarda, otobüslerde yüzlercesiyle karşı karşıyayız. Hiç birini sıradan oldukları için suçlamayın bende sıradan biri olabilmek isterdim.Herkes bir sistemi sorgulayabilecek kadar akıllı değildir. Kimisi sorgular belki karşı çıkar belki de elinden hiç bir şey gelmez sisteme maruz bırakılır. Kimisi sorgulamadan etmeden sistemin gücüne maruz kalır. Yani özetle sistemi yenmek zordur çoğumuz bunu gerçekleştiremeyiz. Herkes sistemi sorgulayabilecek kadar akıllı değildir dedim ama aslında sorgulayan mı daha akıllı yoksa sorgulamayan mı daha akıllı diye bu konuyuda biraz sorgulamak lazım. Sorgulayabilenler ve sisteme yenik düşenler sistemin kanatları altında yok olup gidecektir bir gün hem de en acımasız bir şekilde. En can yakan şekilde..

Uzun zamandır insanlarla oturup konuşmuşluğum yoktu.Ama geçenlerde birileri ile konuşmak istedim anlatacak birşeyim yok dinlemek istedim sadece. Bu kişinin de kız olmasını istedim. Belki de içgüdüsel birşey biraz insan sesi duymak istedim. Belki de kendimi sıradanlaştırmaya çabaladım belki de düşüncelerimden uzaklaşma çabası.Belki de sadece testosteron hormonu.Sınıfımdan bir kaç kere muhabbet ettiğim bir kız vardı. Onu ders bittikten sonra birşeyler yemeye davet ettim. - Bazen olduğum kişiden farklı birine dönüşüp tüm düşüncelerimi silip atabiliyorum.Kendimle çelişebiliyorum- Kız tamam dedi gittik birşeyler yemeye. Kız anlatıp duruyordu. sürekli anlatıyordu. O an farkettim aslında bir insanın sesini duymaya ihtiyacım yokmuş.Anlatıkları anlamsız geliyordu işte. Herşeyin anlamsız gelmesi gibi o cümlelerde anlamsızdı. Kızı susturdum ve ben anlatmaya başladım. Burada anlattığım herşeyi anlattım bütün düşüncelerimi söyledim. Sonra kalkalım mı dedim. Kız anlam veremedi biraz bu duruma hem ben onu çağırmıştım hemde ben kalkmamızı istiyordum.Otobüs durağına kadar beraber yürüdük hiç bir şey konuşmadan. Otobüs durağına geldiğimizde beni öptü yanağımdan görüşmek üzere dedi.Beklemediği bir şey söyledim: "keşke sıradan bir insan olabilseydim". Neden sıradan olmak istiyorsun ki dedi. Herşey anlamsız gelmezdi ve yanımda biri olduğu için belkide mutlu olabilirdim.Belki de sadece birşeyler hissedebilirdim.Duygularım olabilirdi dedim.Bazen hislerimi duygularımı özler gibi oluyorum. Kulaklıklarımı takıp eve doğru yola koyuldum. Müzik insanı rahatlatıyordu. Eve gittiğimde direk uyudum ta ki sıradan ve anlamsız bir sabaha kadar.

25 Mart 2015

https://www.youtube.com/watch?v=9YguCkYy5Uk

Günler çok hızlı geçiyor anlamadan. Anlamlandıramadan. Dün gece uzun bir aradan sonra kendimi yalnız hissettim. 13 milyonluk şehirde yalnız hissetmenin ironisini hücrelerime kadar hissettim. Özlüyorum insanları. Değişmemiş insanları ya da benim değişmediğim günleri. Benim düşünemediğim günleri özlüyorum. Tek korkumun sınavlar olduğu zamanları özlüyorum. Şimdi düşenecek çok şey var. Yalnızlık bunlardan da biri. Benim derdim yalnız olmak veya olmamakla ilgili değil. Yalnızlığa mahkum edilmiş olmamla ilgili. İnsanları tanıdıkça, insanları yaşadıkça insanlardan uzaklaştım içgüdüsel olarak. Hayatıma insanlar girmemeye başladı. Bir bir ayrıldılar hayatımdan daha öncede bahsettiğim gibi. Ancak yerlerine yeni insanlar koyamadım bir türlü. Nasıl koyabilirim ki insanlardan tiksiniyorum. Dün gece zor bir geceydi benim için. Bazen böyle zamanlarım olur sabahlara kadar uyuyamam. Sadece düşünürüm. Dün gece işte yalnız hissettim. Yalnızlığı gerçekten hissettim. Dünyada terkedilmiş, sıkışmış olarak hissettim kendimi. Siz hiç dünyada sıkışmış hissettiniz mi? Koskaca evrenin içinde sıkıştığınızı.

Ölümü düşündüm dün gece. Eskiden bir inancım vardı artık yok oda terketti beni ve tanrıyı hissetmeyi bıraktım. Neyse ölüm. Düşündükçe cevap bulunamayan konulardan biri. Ölüm çok anlamsız geliyor.Öldükten sonrası koca bir hiçlik.Ama hiçliği düşünmek zaten imkansız. Hiçliği düşünebilmek hiçliği hissedebilmek için hiç var olmamış olmamız gerekiyor. Hiç var olmamış olmakta hiçliğin olmasını gerektirecek bir yaşamı yaratamaz bize. Yaşamanın bir anlamı olmalı. Ama yok anlam veremiyorum hiç birşeye. Duygularım yok insanları sevemiyorum, aşık olamıyorum normal insanlar gibi hissedemiyorum. Aslında 13 milyonluk şehirde yapayalnız olmak ironik değil, bir lanet bir ceza sanki.

9 Ağustos 2015

Üç buçuk ay falan oldu buraya son yazdığımdan beri. Hayatımda çok şey değişti. Mezun oldum. Kararlar vermek zorunda kaldım. Zor kararlardı ama bu kararları vermeden önce anadoluda bir kaç yeri gezdim. Aslen anadoluluyum. Ama doğduğumdan beri batı kültürüyle büyümüştüm. Aslımı iyice gözlemlemek istedim. Gittim gözlemledim. İnsanlık hala var biliyor musunuz? 3 hafta kaldım. İlk defa akşam Çayımı içerken ve bir insanla muhabbet ederken kahkaha attığımı hatırlıyorum. Genelde çayımı yalnız içerim. İnsanları pek sevmem. Çok sevdim oradaki insanları ve köylerini. Metropollerin büyüsüne kapılmış robotik insanlardan eser yoktu. Sanki bir duvar kalkmıştı insanlarla aramdan.Bir gün bende anadolunun bir köyüne yerleşip yaşayacağım.Ayrılırken ağladım.Sanki bir parçam koparılıyordu. Herneyse kararlar verdiğimi söylemiştim. Zor kararlardı. Okulum bitmişti ya hiç birşeyim olmadan çantamı alıp çekip gidecektim yaşadığım yerden ya da durup biraz para biriktirip hayallerimi erteleyecektim. Yapamadım çantamı alıp çekip gidemedim. Hem param olmadan nereye gidecektim ki?Doğrusu aileme bunu yapamadım. Çünkü onlara gerçekten değer veriyorum. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi değer verdiğim nadir insanlardandır ailem.Şimdi bir işe girdim. Her gün sabahın köründe kalkıp bende o anlamlandıramadığım insanlar gibi işe gidiyorum akşam yorgun gelip uyuyorum. Hayallerimi ertelemek ve para biriktirmek için maksimum 10 yıl verdim. 10 yıl çalışacağım. Düşüncelerime oldukça ters biliyorum ama ben sabırlı bir insanım.Günün sonunda gülen ben olacağım buna eminim. Yada yılların sonunda.Ancak en büyük korkum tamamen robotlaşma düşüncesi. Eğer ya 10 yılın sonunda bende normal bir insana dönüşürsem? Aslında istediğimde bu değil miydi? Normal bir insan olabilmek. Ama en büyük korkumda normal bir insan olmak. Kendimle çelişiyorum biliyorum...

13 Eylül 2019

Yazmayalı 4 yıl oldu.

Çelişmek. Tamamıyla kendimle çelişiyorum şu günlerde. Merak ederseniz eğer kapitalizme kaptırdım kendimi. Bile bile göz göre göre.Bunları yazıyorum ki hepimizin şuan mevcut yaşadığımız ülkede geleceğimiz sonu sizlere göstermek istiyorum.

2015 yılında işe başladıktan sonra düşünmeyi tamamen bıraktım. İş yerinden biriyle tanıştım. Evlendim. İlginç değil mi? Aynı duygulara hala sahibim ama baskılamayı öğrendim. Önceleri kazandığım para güzel geldi. Her gece içmeler gezmeler. Beynimi uyuşturdum kısacası. Düşünmemek için. Karşıma biri çıktı. Garip bi şekilde benimle aynı duygulara sahip bir kişiydi. İşten fırsat bulabildiğim nadir zamanlarda onunla gezdim hep. Babamın arabasıyla yaklaşık 20000 km yol yaptım. Herşey güzeldi duygularımı baskılayailiyordum düşünmüyordum. Garip bi şekilde aşıktım da. Hani aşk yalandı çok dedim kendime ancak bütün aşık olma belirtilerine sahiptim. Evlenmek istiyordum. Ancak ne düğün ne de başka bişey istiyordum. Olmuyormuş kapitalizme bir kere kendinizi kaptırdığınızda herşeyi usulüne uygun yapmanız gerekiyormuş. 2500 liraya yüzük alıp evlenme teklifi ettim. Söz nişan düğün derken yaklaşık 60000 lira para harcadık. Hali hazırda borçlarını hala ödüyoruz. Tesellim beni kabul eden biri tüm düşüncelerimle tüm duygularımla. Ve kesinlikle benim kafamda biri. Belki hiç biriyle tanışmasaydım her allahın günü içecektim anlamsızca amaçsızca ama bu şekilde de kapitalizmin kölesi oldum. İki ucu boklu değnek.

Özet geçmek gerekirse beni yakaladılar siz kendinizi kurtarın.

Hoşçakalın..
Merhaba dostlar. Albert Camus'un Yabancı isimli romanını bilen bilir. Bu romana benzer daha doğrusu bu romandaki felsefi görüşün hakim olduğu bir roman tavsiye edebilir misiniz?
Merhaba arkadaşlar nostalji yapmak adına Knight Online oynamaya karar verdim ancak Windows 8.1 yüklü bilgisayarımda. Launcher açılıyor starta basıyorum hiç bir şey olmuyor öylece kalıyor. Bütün uyumluluk modlarıyla denedim oyunu hiç bir işe yaramadı. Yardımlarınızı bekliyorum.
Hakkında
Konum: Kırklareli
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 3 hafta önce
Son Mesaj Zamanı: 2 yıl
Mesaj Sayısı: 60
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 169
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 12.692 (Bu ay: 86)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 55 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.