Yarbay
28 Mayıs 2003
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
3 üye
Görüntülenme
Toplam: 78 (Bu ay: 0)
Gönderileri

Belgesel izlemeyi severim. Bir süredir aklımda bir soru var.


Neden bazı kuşların civcivleri (tavuk, ördek, kaz, hindi, devekuşu vb) sevimli olur, yumurtadan çıktıktan sonra hemen ayaklanır ve eşelenmeye başlar, anneleri sadece yol gösterir, ağızlarından beslemez?


Oysa serçe, güvercin, kartal vb. kuşlarda durum farklı.


Neden? Bir fikriniz var mı?

İçişleri Bakanı Soylu, ehliyet bilgilerinin çipli kimlik kartları ile birleştirilmesi projesinin cuma gününden itibaren başlayacağını duyurdu.



Ankara'da Aksaray Genç Mucidler Bilim ve Sanat Derneği tarafından yürütülen "Gelecek Evinde Şekillenecek" projesinin on-line açılışına katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İçişleri Bakanlığının teknolojik altyapısı hakkında bilgiler vererek yürütülen projeleri anlattı. 

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden yılda 35 milyon vatandaşın hizmet aldığını belirten Soylu, daha önce emniyet müdürlüklerinden verilen ehliyet ve pasaport hizmetinin devrim niteliğinde bir uygulamayla nüfus idareleri üzerinden verildiğini hatırlattı.


Soylu, bu süreçte kimlik kartlarının da değiştiğini, şimdi bir adım daha ileri giderek ehliyet bilgilerinin çipli kimlik kartları ile birleştirilmesi projesinin cuma gününden itibaren başlayacağını söyledi. Bakan Soylu, şunları kaydetti:


"Cuma gününden itibaren Allah nasip ederse başlatıyoruz. Ehliyeti kimliğimizin içerisine yüklüyoruz. Yani vatandaşımız artık hem ehliyetini hem kimliğini taşımak zorunda kalmayacak. Bizim polislerimiz de denetleme yaparken 'ehliyetin yoksa sana ceza yazarım' demeyecek. Cebimizde artık çok kart olmayacak. Becerebilirsek e-imzayı, banka kartlarını, SGK ve sağlık bilgilerini de bunun içerisine koyacağız. İçerisinde parmak izinin olduğu, biyometrik resimlerin olduğu bir kartı sağlayacak yüksek kabiliyete sahibiz."



https://www.ntv.com.tr/turkiye/cipli-kimlik-kartlarinda-yeni-donem-basliyor,KpSCJv9KFUG3UN3HpwVcyA

ÖSYM Başkanı Aygün, "Değerli adaylarımız, pandemi döneminde Sağlık Bakanlığı tarafından alınan önlemler kapsamında, başkanlığımızca uygulanacak sınavlara başvurularda sizlerden HES Kodu bilgisi istenecektir" dedi.


https://www.ntv.com.tr/turkiye/osym-baskani-duyurdu-sinavlara-basvurularda-hes-kodu-istenecek,9Au9jO-_yUGVgYqlVIckNw

Türkiye Wushu Federasyonu’nda (TWF) dikkat çeken bir olay yaşandı. TWF Başkanvekili Abdurrahman Akyüz’ün kızı Elif Akyüz kurallara aykırı olmasına rağmen Türkiye Wushu Kungfu Şampiyonası’na hem hakem hem de sporcu olarak katıldı. Akyüz, annesinin de yer aldığı hakemlerin puanlarıyla şampiyon ilan edildi. Kurallara göre bir sporcu hakemlik görevi yaptıktan sonra bir yıl içinde herhangi bir turnuvaya katılamıyor. Katıldığı takdirde ise cezalandırılıyor.

BirGün’den Eren Tutel’in haberine göre, konuyla ilgili Akyüz’ün akrabasını ve yakınını görevlendirdiği bilgisine ulaşıldığı, konuyla ilgili federasyondan herhangi bir yetkiliye ulaşılamadığı belirtildi.



“MÜCADELE ETTİK, ‘HAİN’ DEDİLER”

BirGün’e konuşan Wushu Ulusal Takımı’nın sporcusu Mustafa Seçkin Çelik, haksızlığa karşı mücadele ettikleri için ‘hain’ damgası yediklerini söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Ben ve arkadaşlarım Covid 19 salgını öncesinde TWF Başkanvekili Abdurrahman Akyüz’ün yaptığı haksızlıklara karşı mücadele verip hakkımızı korumak adına kendisine dava açtık. Bu süreçte kendisi ve ailesi tarafından çeşitli hakaretlere ve ‘FETÖ’cüler' 'hainler' gibi kirli yakıştırmalara maruz kaldık.”

“KORKAN ANTRENÖRLER VAR”

Seçkin, spora büyük emekler vermelerine rağmen haksız bir şekilde yaftalandıklarını belirterek, “Öncelikle şu bilinmeli. Biz bu ülke için ter döktük ve milli sporcu unvanını kazandık. Bizim gibi haksızlığa uğrayıp bir daha yarışmalara girememekten korkan birçok arkadaşımız var. Öğrencilerimi yarışmalara bir daha sokamam korkusuyla bize sessizce destek veren antrenörler var. İnsanlar düşüncelerini özgürce ifade edemiyorlar ettikleri taktirde dışlanıyorlar. Haksızlık karşısında sessiz kalmamızı bekliyorlar. Mücadelemizi hiçbir zaman siyasi ve mezhepsel boyutlara taşımadık biz sadece mağduriyetimizi anlattık. Biliyoruz ki adalet er yada geç tecelli edecek” diye konuştu.

ALEVİ SPORCU İSYAN ETMİŞTİ

Türkiye Wushu Federasyonu daha önce birçok skandala imza atmıştı. Avrupa Şampiyonu olan Wushu sporcusu Sadık Pehlivan, Alevi olduğu için dışlanmış ve birçok ayrımcılığa maruz kalmıştı. CHP milletvekilleri Turan Aydoğan ve Murat Bakan ile HDP milletvekilleri Alican Önlü ve Ali Kenanoğlu, Gençlik ve Spor Bakan Muharrem Kasapoğlu’nun yanıtlaması için Meclis gündemine gelmişti.


https://odatv4.com/hem-sporcu-hem-hakem-hem-sampiyon-oldu-17062034.html

Bu yılbaşında beklentimden yüksek zam aldım. İnşallah herkesin gönlüne göre olur.

Elimde aylık 1000-1500 Tl gibi bir miktar yatırıma aktarabileceğim para kalacak.

En az 3 yıl vadeli alabileceğim üzmeyecek, her şekilde kazanırsın diyebileceğiniz Hisse senetlerini yazabilir misiniz. En son 20 yıl kadar önce borsa ile ilgilenmiştim. O zamanlar telefonla alım satım emri veriliyordu. Çok uzun süre uzak kaldık.

Fon da önerebilirsiniz. Teşekkürler...
İçişleri Bakanı Soylu, son dönemdeki şiddet olaylarıyla ilgili medyaya tepki gösterdi, televizyon ve dizilerin bir çok cinayet için fikri altyapı oluşturduğunu ifade etti.


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Antalya'da 112 Acil Çağrı Merkezi Personeli Hizmet İçi Eğitim Programı'nda konuştu.

Son dönemdeki, kadınlara yönelik başta olmak üzere, şiddet olaylarına değinen Soylu, "Yeni iletişim, yaygın medya unsurlarıyla insanlardaki bir şeyleri kazanma hırsının artması veya topluma verilen yanlış mesajlar, gelişi güzel yapılan yayınlar, suçlu profilini değiştiriyor" dedi.

Soylu, "Günlük hayatta şahit olduğumuz pek çok cinayet hadisesinin aynısını yıllardan beri televizyon filmlerinde, dizilerde izliyorduk. Birilerini bir şekilde etkilediğini, yönlendirdiğini, onlardan akıl aldığını, bir fikri altyapı oluşturduğunu, kim inkar edebilir? Bunun üstüne bir de teknolojik yeniliklerin açtığı kaza ve suç alanları ekleniyor" diye konuştu.
Bu oranlardan (0,99) kredisine yapılandırma yaptıran var mı?
Teknolojik gelişmeler ışığında ülke tarımımız için devlet eliyle yapılabilecek sınırsız atılım varken, 16 yıllık iktidarını hamaset ve inşaat üzerine kurmuş “asrın hükümetimiz” yerel seçimlere kadar günü kurtarmak adına kabzımallığa soyunmayı tercih etti. Ülkemizde ters giden hiçbir şeyde sorumluluk üstlenmeyen ve kimseye hesap vermek zorunda olmayan mutlak iktidar sahibi AKP, bu sefer de halcileri, toptancıları, marketleri hedef gösterip alıştığımız akıl dışı sığ siyasetine devam etti.

Bu esnada, arada parmak sallayıp “Eyy” çekip ayar verdiğimiz; köprülerimizi, tünellerimizi kıskanan “kafir alemi” tarım konusunda ne şeytanlıklar peşinde bir bakalım. 2050 yılında dünya nüfusunun 9 milyara çıkacağını ön gören bilim insanları, bu artışın getireceği problemlerden en önemlisini bu insanları doyurmak olacağını düşünüyor. Geleneksel yöntemlerle bu 2 milyar insana yeterli gıdayı üretebilmek için Brezilya yüzölçümü kadar işlenebilir fazladan toprağa ihtiyaç var. Böyle bir yer bulunmadığı için de aynı bilim insanları sanki başka işleri yokmuş gibi bu sorunu nasıl çözeriz diye kafa patlatıyorlar!!!

Bunlardan bir tanesi ABD Columbia Üniversitesi mikrobiyoloji ve kamu sağlığı profesörü Dickson Despommier. Öğrencilerine konu olarak New York şehrinin, şehir sınırları içinde yetiştirilebilecek tarım ürünleriyle beslemenin mümkün olup olmadığını araştırmalarını öneriyor. Çocuklar bina damlarında yapılabilecek çiftçilik modelleri üzerinde çalışıyorlar ve yeterli alan olmadığı sonucuna varıp araştırmayı hocalarına sunuyorlar. Öğrencileri teşvik etme ve umutlandırma taraftarı olan profesör onlara alışılmışın dışında düşünmelerini ve ekilecek alanlara kullanılmayan binaları veya binaların içlerindeki boş alanlarıda katmalarını tavsiye ediyor. Bu küçük ama bir o kadar da akılcı öneri sayesinde de işin matematiği tutuyor. Böylece teorik olarak “Dikey Çiftçilik” doğuyor. Üniversitelerin ve nitelikli hocaların önemi…

FESLEĞENİ İTHAL ETMEK YERİNE SADECE VERİYİ İTHAL ETMEK

Bu fikir ilk başta elbette silikon vadisi çevrelerinin ve risk sermayedarlarının ilgisini çekiyor ve uygulanabilir iş modelleri üzerinde çalışmalar ve girişimler başlıyor. Bu girişimlerden bir tanesi “Square Roots” isimli New York firması. Şehrin göbeğinde, nakliye konteynerleri içinde, yerel ve dikey çiftçilik yapıyorlar. Bir konteyner, dikey bölümler halinde kullanıldığında 8 dönümlük tarım arazisine denk geliyor. İçeride hava şartlarının, ışığın, suyun tamamıyla dijital olarak kontrol edildiği, toprak yerine su içinde mineral besinler kullanılan kapalı bir sistem bu. Kontrolün boyutuna bir örnek vermek gerekirse; toplanan verilerle (hava durumu, yağış oranı vs.) Türkiye’nin güneyinde 2000 Haziranında yetişmiş bir fesleğen hasadının aynısını bahsi geçen şartları konteyner içinde bire bir taklit ederek elde etmek mümkün. Yani anlayacağınız fesleğeni ithal etmek yerine sadece veriyi ithal etmek yeterli.

Bir diğer girişim ise New Jersey eyaletinde bulunan “AeroFarms”. Bu şirket, kullanılmayan binalarda, geleneksel tarımdan %95 daha az su harcayarak, mineral değeri yüksek solüsyon içinde, pestisit ve antibiyotik kullanmadan yılda 90 ton yapraklı sebze üretiyor. Çiftçiliği mühendisliğe dönüştüren bir yaklaşımları var. Bazı marketler ise binalarının çatılarında sebze üretip, toplar toplamaz müşterisinin beğenisine sunuyor. Gelişen teknoloji sayesinde, tüketiciler yedikleri içtikleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorlar ve yeni çıkan çok kullanışlı gıda tarayıcıları sayesinde ürünlerin besin değerleri veya katkı oranlarını ölçebiliyorlar. Bazı yatırım fonları ise arsa alıp bunları beş yıllık bir süre içinde toprağın biyolojisini koruyarak organik tarım arazisine dönüştürüyorlar.

“Plantagon” isimli firma ise dikey çiftçiliğin şehir planlaması içine adapte edildiği daha büyük ölçekli projeler geliştiriyorlar. Yarısı ofis alanı yarısı ise tarım alanı olan, güneş panelleri ile enerji üreten, sürdürülebilir ve kendi kendine yetebilen binalar ve şehirler tasarlıyorlar. Bitmiş bina veya gökdelenleri de bu doğrultuda yenileyip kullanıma sokabiliyorlar. ABD’de bazı liselerde ise “dikey çiftçilik” ve “şehir çiftçiliği” gibi dersler uygulamalı olarak, çatılarında kurulan seralarda okutulmaya başlamış.

“ŞEYTAN İŞİ” DEĞİL DE NEDİR BU SEVGİLİ OKURLAR?

Bir de tarım ve teknoloji işbirliğini devlet politikası haline getirmiş ülkeler var. Bunların içinde en çok öne çıkan ise “bataklık” Hollanda. Bizim gibi tarım için geniş ovalara, araziye ve uygun iklime sahip olmayan Hollandalılar ne yapmış? Akıllarını kullanarak ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük gıda ihracatçısı haline nasıl gelmişler? Ellerinde bulunan kısıtlı imkânları teknolojik gelişmeler ile birleştirerek dünyanın en büyük kapalı alan tarım ülkesine dönüşmüşler. Mesela kışın 100 günde yetişen marul baharda 30 günde yetiştiği için, seralarda güneş enerjisi ve LED ışıklar sayesinde 365 gün baharı taklit etmişler. Marula özel bir “ışık menüsü” oluşturmuşlar. Işığı manipüle ederek marulun şekliyle bile oynamaya başlamışlar. “Şeytan işi” değil de nedir bu sevgili okurlar?

Çıkış noktaları ise iki temel sorun. Üretimi daha verimli hale getirip, bu üretimi insanların yaşadığı yerlere daha yakın, mümkünse şehir içinde yapabilmek. Hollanda bu konuda o kadar uzmanlaşmış ki bu diğer ülkelerin de dikkatini çekmeye başlamış. 2 milyarlık nüfusunu doyurmakta zorlanan Çin bunlardan en önemlisi. Hollanda’yı, kendilerini geleceğe hazırlaması ve yeni tarım programını planlaması için danışman tutmuşlar. Rotterdam ve Haag arasında bulunan tarım bölgesine akın akın giden Çinli yetkililer geleceği tanımaya ve öğrenmeye çalışıyor.

Hedef kendi kendine yeten simbiyotik ülkeler, şehirler, mahalleler, siteler kurmak, insanların aldıkları gıdalar üzerinde tam kontrol sahibi olmalarını sağlamak. Yakın bir tarihte kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken, bir çok ülkeden bu konuda öndeyken, Atatürk devrimlerini ve atılımlarını ısrarla sabote eden kukla hükümetler, ucuz siyasi oyunlar ve yandaşa rant olsun diye ithal ürünlere getirilen kolaylıklar sayesinde ithal ürün cenneti ülkemizin geldiği nokta içler acısı…

Bu tarz bir dönüşümü yapmak için elimizde her türlü imkân varken, başvurduğumuz akıl dışı uygulamalar ile hâlâ vakit kaybediyor olmamız ise cabası…

Bir ülkenin en büyük kaynağı insanlarıdır. İnsanlarının en doğru ve uygun koşullarda beslenebilmesini sağlamak ise devletlerin temel görevlerinden birisidir. Tarım ve hayvancılık ise bunun can damarlarıdır. Umarız yakın gelecekte, insana ve hayata koşulsuz değer veren, en büyük Türk Atatürk’ün akılcı yoluna geri döneriz. Çok ama çok vakit kaybettik…
https://odatv.com/tarimda-bizim-bir-turlu-ogrenemedigimiz-seytanliklar-18021912.html
29 Ocak'ta 17 kuruş indirim yapılan benzinin litre fiyatına Şubat ayının ilk haftasında 6 kuruş zam yapıldı. Bu geceden geçerli olmak üzere ise 27 kuruş zam yapılacak.

Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası, bu geceden itibaren benzin fiyatlarına 27 kuruş zam yapılacağını açıkladı. Son güncelleme ile beraber İstanbul'da benzinin litre fiyatı 6,43 TL'ye yükseldi.

Ekim ayında son 4 yılın zirvesinden sert düşüşe geçen petrol fiyatları, Ocak ayında toparlama gösterirken Şubat'ta da yükselişini sürdürüyor. Brent petrol bugün 67$ seviyesine yaklaşarak 3 ayın zirvesini görürken ham petrol de 56$ üzerine yükseldi.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş düşük enflasyona sahip ekonomiler için olumlu bir gelişme olurken Türkiye gibi yüksek enflasyona sahip ekonomiler içinse maliyet nedeniyle olumsuz bir etki oluşturuyor.
https://tr.investing.com/news/general-news/benzine-27-kurus-zam-yapld-557099
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 hafta önce
Son Mesaj Zamanı: 5 ay
Mesaj Sayısı: 3.150
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 5.381
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 149.847 (Bu ay: 468)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 3.294 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.