Enpara Hisseleri Borsada İşleme Açıldı: Yüksek Piyasa Değeri Tartışma Yarattı
QNB Bank’ın kısmi bölünmesi sonrası Enpara Bank, geleneksel halka arz yöntemi yerine Piyasa Öncesi İşlem Platformu’nda (PÖİP) işlem görmeye başladı. ENPRA koduyla işlem gören hisselerin ilk fiyatı yaklaşık 190 TL seviyesinde oluştu.
Yatırımcıların dikkatini çeken en önemli konu ise şirketin piyasa değerinin yaklaşık 2,37 trilyon TL seviyesine ulaştığı yönündeki hesaplamalar oldu. Ancak bu rakamın gerçeği tam olarak yansıtmadığı belirtiliyor.
Uzmanlara göre bu yüksek piyasa değeri, Enpara’nın halka açıklık oranının oldukça düşük (yaklaşık %0,12) olmasından kaynaklanıyor. Şirket hisselerinin büyük çoğunluğu QNB Bank’ta kalırken, borsada işlem gören kısmın sınırlı olması fiyat üzerinden yapılan toplam değer hesaplamasını yanıltıcı hale getiriyor.
Öte yandan PÖİP’te işlem gören hisseler için bazı kısıtlamalar bulunuyor. Hisseler brüt takas kapsamında işlem görürken, açığa satış ve kredili işlemler yapılamıyor. Ayrıca işlemler gün boyu sürekli değil, belirli saatlerde tek fiyat yöntemiyle gerçekleşiyor.
Enpara’nın piyasa değerine ilişkin ortaya çıkan yüksek rakamların teknik hesaplamalardan kaynaklandığı ve gerçek piyasa büyüklüğünü tam olarak yansıtmadığı ifade ediliyor.
Kaynak:
Bursa'da 75 yaşındaki emekli polis memurunu öldürüp cesedini 15 parçaya ayırarak çöp konteynırlarına bırakan kişinin, 68 yaşındaki eşi olduğu ortaya çıktı.
Eşinin zile bakmak için aşağı indiğini ve geri dönmediğini söyleyerek kayıp ihbarında bulunan kadın, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kaynak:
olay gazetesi bursaBu yaşlılar hayırdır ya. Ne tecavüzleri, sapkınlıkları bitiyor ne cinayetleri. Otobüste yer kavgası yapanlar ve tüm bu suçu işleyenlerin aynı yaş skalası olması... Gerçekten kötülüğün kimden, nereden geleceği asla belli olmuyor
ABD Başkanı Trump: Bu gece bir medeniyet yok olacak
ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki mevcut yönetimin sona erebileceğini öne sürerek dünya tarihi açısından kritik bir sürecin yaşandığını ifade etti. Sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Trump, “rejim değişikliği” ihtimaline dikkat çekerek bunun yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini belirtti.
Trump, İran’daki 47 yıllık düzenin sona erebileceğini savunurken, yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte önemli sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.
Öte yandan İran basınında yer alan iddialara göre, Basra Körfezi’nde bulunan ve ülkenin petrol ihracatında kritik rol oynayan Hark Adası’na saldırı düzenlendi. Söz konusu iddiaların doğrulanması halinde, çatışmanın ekonomik ve stratejik boyutunun ciddi şekilde büyüyebileceği değerlendiriliyor.
Gelişmeler, bölgede tansiyonun yükseldiğine işaret ederken, olayların seyrine ilişkin belirsizlik sürüyor.
Kaynak:
OpenAI’den Yapay Zekâ Çağı İçin Yeni Toplum Modeli Önerisi
OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zekânın ekonomik ve toplumsal etkilerine yönelik kapsamlı bir politika taslağı yayımladı. “Industrial Policy for the Intelligence Age” başlıklı belgede, çalışma hayatı ve gelir dağılımına dair dikkat çeken öneriler yer aldı.
Taslakta, yapay zekâdan elde edilen ekonomik kazançların toplumla paylaşılması amacıyla bir kamu varlık fonu kurulması öneriliyor. Bu fonun, yapay zekâ şirketlerinden alınacak katkılarla finanse edilmesi ve vatandaşlara doğrudan fayda sağlaması hedefleniyor.
Ayrıca otomasyonun istihdam üzerindeki etkisini dengelemek için “robot vergisi” gibi yeni vergi modelleri gündeme getirilirken, haftalık çalışma süresinin 32 saate düşürülmesi ve bunun pilot uygulamalarla test edilmesi öneriliyor.
Belgede, yapay zekâ kaynaklı iş kayıplarına karşı gelir desteği ve sosyal koruma mekanizmalarının devreye alınması da yer alıyor. Yapay zekâ araçlarının ise temel bir kamu hizmeti gibi erişilebilir olması gerektiği vurgulanıyor.
Taslak, nihai bir politika olmaktan ziyade, yapay zekâ çağında yeni bir “toplum sözleşmesi” tartışmasını başlatmayı amaçlayan bir çerçeve olarak sunuluyor.
Kaynak:
Bu haber aslında Türkiye’nin savunma sanayii açısından geldiği noktayı göstermesi bakımından önemli. TULGA 4x4 gibi “doğuştan zırhlı SUV” sınıfında bir aracın yerli olarak geliştirilmesi, özellikle iç güvenlik operasyonlarında dışa bağımlılığı azaltma açısından ciddi bir adım.
Artı taraflardan başlayacak olursak; en büyük kazanım yerli üretim. Böyle araçların ithal edilmesi hem maliyetli hem de kriz anlarında tedarik açısından riskli olabiliyor. Bu yüzden BMC’nin böyle bir platform geliştirmesi, uzun vadede hem ekonomik hem de stratejik anlamda avantaj sağlar. Ayrıca aracın 8 tonluk yapısına rağmen 250 beygir güç üretmesi ve %60 tırmanma kabiliyeti sunması, teknik olarak sahada iş görebilecek bir performans sunduğunu gösteriyor.
Hem şehir içinde hem de arazide kullanılabilecek şekilde tasarlanması da pratiklik açısından önemli. Özellikle iç güvenlik operasyonlarında farklı senaryolara hızlı adapte olabilmesi büyük artı.
Bir diğer önemli nokta balistik koruma. “Doğuştan zırhlı” ifadesi burada kritik çünkü sonradan zırh eklenen araçlara göre hem daha dengeli hem de daha güvenli bir yapı sunar. Personel güvenliği açısından bu tip detaylar hayati.
Ama işin bir de eksileri ve soru işaretleri var. Öncelikle bu tür projelerde genelde ilk etapta teknik özellikler iyi görünse de sahadaki uzun vadeli performans belirleyici oluyor. Dayanıklılık, bakım maliyetleri, yedek parça erişimi gibi konular zamanla ortaya çıkacak. Ayrıca 8 tonluk bir aracın şehir içinde ne kadar pratik olacağı da tartışılır. Manevra kabiliyeti iyi deniyor ama dar sokaklar ve yoğun trafik koşullarında gerçek performansı görmek gerekir.
Bir diğer konu maliyet. Yerli üretim avantajlı olsa da bu araçların birim maliyeti ve kamuya toplam yükü her zaman şeffaf şekilde bilinmiyor. Eğer yüksek maliyetli bir üretimse, bu da kamu kaynaklarının kullanımı açısından eleştiri konusu olabilir.
Ayrıca teknolojik bağımsızlık meselesi de önemli. Araç yerli olabilir ama kullanılan bazı kritik parçalar (motor, elektronik sistemler vs.) ne kadar yerli, bu da önemli bir detay. Gerçek anlamda “tam bağımsızlık” için bu zincirin tamamının
Genel tabloya bakınca TULGA 4x4, Türkiye’nin savunma sanayii açısından olumlu bir gelişme. Ama bu tür projelerin başarısı sadece tanıtımla değil, sahadaki performans, sürdürülebilirlik ve maliyet dengesiyle ölçülür. Bir Türk vatandaşı olarak gurur verici bir adım ama uzun vadede ne kadar verimli olacağını görmek lazım.

Anadolu Ajansı - Türkiye'nin ilk yerli ve milli doğuştan zırhlı SUV aracı TULGA 4x4'ün teslimatları başladı.
BMC'den yapılan açıklamaya göre, Balistik Korumalı Devriye Müdahale Aracı Projesi kapsamında geliştirilen TULGA 4x4, muayene faaliyetleri ve taktik kabiliyet testlerini tamamlayarak sahadaki görevine odaklandı.
İç güvenlik personelinin operasyonel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirilen TULGA 4x4, doğuştan zırhlı yapısı, balistik koruma seviyesi ve teknolojik donanımlarıyla güvenlik, dayanıklılık ve konfor özellikleri sunuyor.
Yaklaşık 8 ton ağırlığa sahip TULGA 4x4, 5 personel taşıma kapasitesiyle görev yapıyor. Araç, bağımsız çift salıncaklı ön ve arka süspansiyon sistemiyle disk fren donanımı sayesinde hem arazi koşullarında hem de şehir içi görevlerde manevra kabiliyeti sunuyor.

Zırh yapısı ve balistik tehditlere karşı dayanıklı tasarımıyla öne çıkan TULGA 4x4'ün koruma seviyesi ve performans özellikleriyle güvenlik güçlerinin sahadaki faaliyetlerine katkı sağlaması hedefleniyor.
Öne çıkan teknik özellikleri ve kabiliyetleri
TULGA 4x4, 4 silindirli dizel motora sahip yapısıyla dikkati çekerken 250 beygir motor gücü sunuyor. Araç saatte 130 kilometre azami hıza ulaşabiliyor. Yüzde 60 tırmanma kabiliyetine sahip aracın 5 personel taşıma kapasitesi bulunuyor. TULGA 4x4'te bağımsız çift salıncaklı ön ve arka süspansiyon sistemi yer alırken fren sistemi olarak disk frenler kullanılıyor.

Türkiye'nin ilk yerli ve milli doğuştan zırhlı SUV aracı olarak geliştirilen TULGA 4x4, gelişmiş balistik koruma özellikleriyle donatıldı. Araçta özel tasarlanmış taban koruması balistik tehditlere karşı yüksek dayanım sağlıyor. Zorlu arazi ve şehir içi koşullarda görev yapabilecek şekilde tasarlanan araç, farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik performans sunuyor.
Orta Doğu’da tırmanan ABD-İsrail-İran gerilimi sürerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşı sona erdirmek için 15 maddelik bir barış planı hazırladığı iddia edildi. New York Times’ın gündeme getirdiği plana göre teklif, İran’a Pakistan üzerinden iletildi.
Planın detayları tam olarak açıklanmazken, İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması, zenginleştirilmiş uranyumun devri ve bazı nükleer tesislerin devre dışı bırakılması gibi kritik şartlar içerdiği öne sürülüyor. Ayrıca İran’ın Hürmüz
Boğazı’nı yeniden açması, füze programını sınırlandırması ve bölgedeki vekil güçlere desteğini kesmesi de planın maddeleri arasında yer alıyor.
Bu şartlara karşılık olarak ise İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması teklif ediliyor. Ancak İran’ın bu teklife sıcak bakıp bakmayacağı henüz netlik kazanmadı.
Diplomatik süreçte Pakistan’ın yanı sıra Türkiye ve Mısır’ın da arabuluculuk rolü üstlendiği belirtiliyor. Özellikle Türkiye’nin İran’ı diyaloga teşvik eden ülkeler arasında yer aldığı ifade ediliyor.
Öte yandan Trump’ın daha önce İran’a yönelik saldırıları geçici olarak ertelemesi ve müzakerelerin sürdüğünü açıklaması, piyasalar üzerinde de etkili olmuştu. Ancak planın uygulanabilirliği ve tarafların uzlaşıya varıp varamayacağı belirsizliğini koruyor.
Kaynak:
Bölgede barış için her adım önemli ama bu şartlar nedir? Ne kadar gerçekçi bir anlaşma olacağını göreceğiz.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, evlenmeyi planlayan gençlere yönelik “Evlenecek Gençlerin Desteklenmesi Projesi” kapsamında sağlanan faizsiz kredi desteğini artırdı. Yeni düzenlemeyle birlikte kredi tutarı yaş kriterine göre yeniden belirlendi.
Buna göre her iki tarafın da 18-25 yaş aralığında olması durumunda çiftlere 250 bin TL’ye kadar faizsiz kredi verilecek. Taraflardan birinin 26-29 yaş arasında olması halinde ise destek tutarı 200 bin TL olarak uygulanacak.
Krediden yararlanmak isteyenlerin 18-29 yaş aralığında olması, üzerine kayıtlı taşınmaz bulunmaması, gelirinin belirlenen sınırı aşmaması ve daha önce bu destekten faydalanmamış olması gerekiyor. Ayrıca resmi nikâh tarihine en az 2, en fazla 6 ay kalmış olması şartı aranıyor.
Başvurular e-Devlet üzerinden yapılırken, her iki eş adayının da başvuruyu onaylaması gerekiyor. Belirli suçlardan hüküm giymiş kişiler ise bu destekten yararlanamıyor.
Düzenleme ile gençlerin evlilik sürecinde ekonomik olarak desteklenmesi ve aile kurmalarının teşvik edilmesi hedefleniyor.
Kaynak:
Japonya’da “Tuvalet Kağıdı” Paniği
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin küresel etkileri Japonya’da ilginç bir paniğe yol açtı. Sosyal medyada bazı kullanıcıların toplu şekilde tuvalet kağıdı stokladığını paylaşmasının ardından ülkede panik alımlar başladı.
Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı ise endişelerin yersiz olduğunu belirterek halka “sakin olun” çağrısı yaptı. Açıklamada, tuvalet kağıdının büyük ölçüde yerli geri dönüştürülmüş hammaddelerden üretildiği ve Orta Doğu’daki krizden doğrudan etkilenmediği vurgulandı.
Üretim kapasitesinin yeterli olduğu ifade edilirken, vatandaşlardan rasyonel alışveriş yapmaları istendi. Ancak Japonya’nın petrol ihtiyacının büyük bölümünü Orta Doğu’dan karşılaması, enerji arzı konusunda genel bir tedirginliğe yol açmış durumda.
Uzmanlara göre kriz dönemlerinde tuvalet kağıdının stoklanması yeni bir davranış değil. Daha önce petrol krizi, doğal afetler ve pandemi döneminde de benzer panik alımları yaşanmıştı.
Kaynak:
İran, İsrail’in Güney Pars gaz sahasına yönelik saldırısının ardından Türkiye’ye doğal gaz sevkiyatını durdurdu. Bloomberg’in haberine göre kesintinin ne kadar süreceği henüz netlik kazanmadı.
Türkiye, geçen yıl doğal gaz ihtiyacının yaklaşık yüzde 14’ünü İran’dan karşılarken, toplam tüketimin büyük bölümünü ise Rusya, Azerbaycan ve İran’dan boru hatları aracılığıyla temin etti.
Uzmanlar, İran kaynaklı kesintinin kısa vadede enerji arzında ciddi bir sorun yaratmayacağını, Türkiye’nin Rusya ve Azerbaycan’dan gaz tedarikine devam ettiğini ve yeterli stoklara sahip olduğunu belirtiyor.
İran’ın geçmişte de özellikle kış aylarında artan iç talep nedeniyle Türkiye’ye gaz akışını zaman zaman azalttığı veya durdurduğu biliniyor.
Kaynak:
ALIN BAKIN İŞTE Enerjide dışa bağımlılığın riskleri yine ortaya çıktı. Alternatif kaynakların artırılması şart...
İran savaşıyla artan küresel belirsizlikler, Türk lirası üzerindeki baskıyı artırırken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yeni bir adım atabileceği iddia edildi. Bloomberg’in haberine göre TCMB, lirayı desteklemek amacıyla yaklaşık 135 milyar dolarlık altın rezervinin bir kısmını kullanmayı değerlendiriyor.
Bu kapsamda Merkez Bankası’nın Londra piyasasında altın-döviz takas işlemleri yaparak piyasaya müdahale edebileceği belirtiliyor. Yetkililerden konuya ilişkin resmi bir açıklama gelmezken, uzmanlar bu adımın döviz likiditesini artırmaya yönelik olabileceğini ifade ediyor.
Türkiye’nin son yıllarda altın rezervlerini önemli ölçüde artırdığı, yaklaşık 30 milyar dolarlık kısmın ise İngiltere Merkez Bankası nezdinde tutulduğu bildiriliyor. Bu rezervin, lojistik engellere takılmadan müdahale için kullanılabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan savaşın etkisiyle TCMB rezervlerinde dikkat çekici bir düşüş yaşandı. Son iki haftada net uluslararası rezervlerin yaklaşık 22,8 milyar dolar gerilediği, aynı dönemde 23,5 milyar dolarlık döviz satışı yapıldığı belirtildi.
Uzmanlara göre, küresel gelişmelerin etkisiyle artan dalgalanma karşısında Merkez Bankası’nın atacağı adımlar, önümüzdeki dönemde piyasa dengeleri açısından belirleyici olacak.
Kaynak:
Bana kalırsa rezervler sürekli müdahale için kullanılırsa sürdürülebilir olmaz. Asıl önemli olan kalıcı güven ortamının sağlanması.
Son Giriş: geçen hafta
Son Mesaj Zamanı: geçen hafta
Mesaj Sayısı: 125
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 991
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 0 (Bu ay: 5.910)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 129 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Sıcak Fırsatlar






Yeni Kayıt
Özel Mesaj

Görüntülenme 
15 Yanıt
0 












