
Çavuş
Tarihinde Katıldı
Görüntülenme Toplam: 764 (Bu ay: 0)
355750 Gün Cezalı
355715 gün 17 s. kaldı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 2019'da hayata geçirilen uygulamayla 25 kuruştan satışına başlanan plastik poşetin fiyatı, 1 Ocak 2026'dan itibaren 1 lira olarak belirlendi.
Bakanlık tarafından plastik kaynaklı atık kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla plastik poşetler, 1 Ocak 2019 itibarıyla ücretli hale getirildi.
Tek kullanımlık plastik poşetler yerine çok kullanımlık taşıma ekipmanına geçişin teşvik edilmesiyle, kaynakların verimli kullanılmasına ve sıfır atık hedeflerine katkı sağlandı.
Yeni yılda uygulanacak plastik poşet bedelini belirlemek amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşları, sektörde faaliyet gösteren dernek ve federasyon temsilcilerinin katılımıyla 12 Kasım'da "Ambalaj Komisyonu-Plastik Poşet Alt Komisyonu Toplantısı" düzenlendi.
Toplantı sonucunda, katılımcıların görüş ve önerileri de dikkate alınarak, 2026'da plastik poşetlere uygulanacak taban ücretin adet başına vergiler dahil 1 lira olmasına karar verildi.
Karar, 1 Ocak 2026'dan itibaren geçerli olacak.
BUGÜNE KADAR 2,8 MİLYON TON PLASTİK ATIĞIN OLUŞUMU ENGELLENDİ
Uygulamanın başladığı 2019 ile 2025'in ilk 9 aylık verilerine göre, plastik poşet kaynaklı toplam 2 milyon 844 bin 596 ton plastik atığın oluşumu engellendi.
Bu azalmayla plastik poşet üretimi için gerekli plastik ham madde ithali de önlendi ve yaklaşık 28 milyar lira tasarruf edilerek 167 bin 984 ton sera gazı emisyon salımının önüne geçildi.
AA

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'tan tartışma yaratacak çıkış: "Ulus devletler bizi engelledi, Türkiye millet sistemine dönmeli."
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, bölgesel yönetim modelleri ve tarihsel süreçlere dair yaptığı açıklamalarla yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Barrack, Türkiye'nin mevcut ulus devlet yapısının ötesine geçmesi gerektiğini savunarak, çözüm adresi olarak Osmanlı dönemini işaret etti.
"Osmanlı millet sistemine dönüş"
Diplomatik teamüllerin dışına çıkan bir üslupla konuşan Barrack, bölgedeki etnik ve dini çeşitliliğin yönetimi konusunda "Türkiye, Osmanlı millet sistemine geçmeli" önerisinde bulundu. Büyükelçi, bu sistemin bölgedeki mevcut sorunlara daha kapsayıcı bir çözüm sunabileceğini öne sürdü.
"1919'dan beri engellendik"
Barrack'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici kısım ise Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzene yönelik eleştirisi oldu. "1919'dan beri ulus devletler tarafından engellendik" ifadelerini kullanan Barrack, son bir asırdır uygulanan ulus devlet modelinin, bölgesel dizayn ve hedefler önünde bir bariyer oluşturduğunu itiraf etti.
Orta Doğu Haber

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Hatay'da 455 Bininci Afet Konutu Kura Çekimi, Anahtar Teslimi ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni'nde konuştu.
MHP Lideri Bahçeli "Takdir ve hayranlıkla müşahede ediyorum ki Hatay küllerinden yeniden doğmuş, baştan başa inşa ve ihya seferberliğiyle ayağa kalkmıştır" ifadesini kullandı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Hamdolsun Türk milletinde ne Süleyman ne de Sinan biter. Günümüzün Süleyman'ı Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan, günümüzün Sinan'ı Çevre Bakanı'mız Murat Kurum Bey." dedi.
AA

Genç Memur-Sen tarafından hayata geçirilen ve gençlerin Türk dünyasına ilişkin tarihsel, siyasal, kültürel ve jeopolitik farkındalıklarını artırmayı hedefleyen "Türk Dünyası Akademisi Ödül Töreni" Memur-Sen Genel Merkezi'nde düzenlendi.
Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan, Memur-Sen'in potansiyelinin çok yüksek, Genç Memur-Sen'in de cazibesinin ortada olduğunu söyledi.
İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Ankara'da katıldığı programda Türkiye'nin kültürel ve sosyolojik dönüşümüne dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Memur-Sen Genel Merkezi'nde düzenlenen "Türk Dünyası Akademisi Ödül Töreni"nde konuşan Erdoğan, Osmanlı'nın son döneminden bugüne uzanan süreçte Batı karşısında aşağılık kompleksi yaşayan bir zihniyetin oluştuğunu belirtti. Bu zihniyete sahip eski entelektüel yapının artık etkisini yitirdiğini vurgulayan Erdoğan, "Geldiğimiz noktada hamdolsun, o aydın sınıf tasfiye oldu, oluyor. Ancak toplumun saygı duyduğu, yerli ve milli olan yeni bir aydın sınıfımız henüz ortaya çıkmış değil" diyerek bir geçiş dönemi yaşandığının altını çizdi.
"TOPRAKLARIMIZ İŞGAL EDİLMEDEN AYDINLARIMIZIN KAFALARININ İÇİ İŞGAL EDİLMİŞTİ"
Necmeddin Bilal Erdoğan, Batılılaşma konusuna da değinerek, "Topraklarımız işgal edilmeden önce aydınlarımızın, entelektüel sınıflarımızın adeta kafalarının içi işgal edilmişti. Dolayısıyla Batı karşısında aşağılık kompleksiyle 'Biz yapamayız. Biz artık yenildik. Biz kaybettik. Bu medeniyet yarışında bizim artık yerimiz olamaz. Ancak biz Batı'ya benzeyerek bu yerlere gelebiliriz...' Şimdi söyleyince ne kadar absürt geliyor, değil mi? Benzeyerek nereye geliyorsun? Bir şeyin bir de özü var. Yani sadece dıştan benzeyerek o gelişmişliğe erişemeyeceğimizi şu anda çok net anlıyoruz. Kıyafet itibarıyla da göreceğiniz gibi bu kıyafeti giydin diye teknolojide gelişemiyorsun, ilerleyemiyorsun." ifadelerini kullandı.
Modernitenin sadece görüntüsünün alınmaya çalışıldığı bir dönemin yaşandığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
Alıntı
metni:Düşünün ki 1699'a kadar pek savaş kaybetmemiş bir millet. 'Biz savaşı nasıl kaybettik?' sorgulamaları içerisinde Batı'nın ilerlemesini tam analiz edememe, belki onun gerisinde kalmanın verdiği şey ve tabii ki Batı'nın yaşadığı demografik patlama... Merhum iktisat tarihçisi Mehmet Genç Hocamızın çalışmalarında görüyoruz. Osmanlı'nın yüzlerce yıl ekonomik büyüklüğü hiç değişmemiş. Ne demek bu? Nüfus da değişmemiş demek. Yani üretim aynı, satış aynı, dağıtım aynı, hasıla aynı. Öbür tarafta Rusya'nın, Avrupa'nın nüfusunun kaç kat büyüdüğüne bakıyorsunuz. İşte Prof. Dr. Erhan Afyoncu çok net söylüyor, 'Osmanlı'nın çöküşünün merkezinde demografik çöküş vardı' diyor. O demografik çöküşün bizi bu Batılılaşma hezeyanlarına sürüklediğini, bizim aslında kimliksizleşmemize yol açtığını, ciddi bir kültürel yozlaşmanın bütün toplumda egemen olduğunu görüyoruz. Geldiğimiz noktada hamdolsun, o aydın sınıf tasfiye oldu, oluyor. Orada bir transformasyon, geçiş dönemini yaşıyoruz. Ama yeni bir aydın sınıfımız henüz ortaya çıkmış değil. Toplumun saygı duyduğu, sözüne itibar ettiği ama aynı zamanda yerli ve milli olan yeni bir aydın sınıfının yükselmesine de çok ciddi ihtiyacımız var.
Türk medeniyetinde merhamet ve saygının yerine ilişkin cirit ve güreş spor dalları üzerinden örnekler veren Erdoğan, bu türde örneklerin Batı'da görülemeyeceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
Alıntı
metni:Batı'nın sporlarında şike, doping, bahis konuşuluyor. Öyle bir bahis ki yüzlerce milyar dolarlık. Dünyada yasa dışı bahisle bütün kara para, suçun beslendiğini biliyoruz. Biliyoruz, konuşuyoruz, bir türlü bununla mücadeleyi kazanamıyoruz. Çünkü Batı medeniyetinin özü, tamam gelişme var, teknolojik ilerleme var, vesaire ama bu ilerlemeyi neye borçlu? Büyük oranda sömürgeciliğe borçlu. Büyük oranda kan, gözyaşı, ter üzerine inşa edilmiş bir medeniyet. Bunun da hayrını göremiyor tabii ki.
Batı medeniyetinin, sömürge ülkelerin insanlarına değer vermemesine karşın Anadolu medeniyetinin temelinde insanı yücelten bir inancın olduğuna işaret eden Erdoğan, "Onun için biz, ne denli kültürümüzle yeniden buluşabilirsek, kimliğimizi yeniden özgüvenle kuşanabilirsek o zaman dünyanın geri kalanıyla özgüvenle irtibat kurabiliriz." dedi.
Türk dünyası ülkelerinin, 1991'de SSCB'nin dağılmasıyla birlikte bağımsızlıklarını kazandığını anımsatan Erdoğan, "1991 yılında Türkiye, 200 milyar dolarlık ekonomisi, 55-60 milyon nüfusu olan bir ülkeydi. O zaman hayaller çok büyüktü. Ben çocuktum, 10 yaşındaydım, hatırlıyorum, 'Türk dünyasıyla yeniden buluşacağız. Türk dünyasıyla büyük bir bütün olacağız. Bu bize barış getirecek, huzur getirecek, refah getirecek, güçleneceğiz hep birlikte' dedik. Ama aşağı yukarı 10 yılımızı boş geçirdik diyebiliriz. Çünkü ülkenin imkanları kısıtlıydı. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye artık o güne nazaran 8 kat büyük ekonomisi olan, dünyanın satın alma gücüne göre 11. sıradaki büyük ekonomisi, 1,6 trilyon dolarlık ülkeyiz. Ona göre sözümüzün tesiri var. Ona göre yapmak istediklerimizi yapabilecek gücümüz var. Onun için şimdi Türk Devletleri Teşkilatı kurulduğu zaman, TİKA'nın bugün artık çok farklı boyutlarda işler yaptığını, YTB'nin artık çok daha sofistike hizmetler geliştirebildiğini görebiliyoruz." diye konuştu.
KARAR
RTE: "Türkiye sağlıkta öncü ve örnek ülke oldu."

İstanbul’da Medistate Çekmeköy Hastanesi Açılış Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önemli açıklamalar yaptı.
Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
Alıntı
metni:Bugün burada, her açıdan donanımlı ve modern bir hastanemizi İstanbul’a kazandırmanın heyecanını paylaşmak üzere bir aradayız." "Açılışını yaptığımız Medistate Çekmeköy Hastanesi’nin, ilçemize, İstanbul’umuza ve İstanbullu kardeşlerimize hayırlı olmasını diliyorum." "Hastanemiz; 150 hasta yatağı, 16 genel yoğun bakım, 13 yenidoğan yoğun bakım yatağı, 43 poliklinik, fizik tedavi ve rehabilitasyon ünitesi, kapsamlı acil servisi, 4 diş polikliniği ve 7 ameliyathanesiyle ilçemize ve şehrimize hizmet verecektir." "Ayrıca hastanemizde, nükleer tıp ve nükleer tedavi gibi kritik hizmetlerin sunulacağı bir onkoloji merkezi de mevcuttur." "İnşa edilecek 50 yataklı Nörolojik Bilimler Merkezi ile hastanenin yatak kapasitesinin 200’e çıkarılacağını öğrenmekten memnuniyet duydum." "Bu modern hastanede sağlık hizmeti alacak tüm kardeşlerimize şimdiden acil şifalar diliyorum." "Burada görev yapacak doktorlarımıza, hemşirelerimize, diğer sağlık ve idari personelimize Cenab-ı Allah’tan başarılar temenni ediyorum.
“SAĞLIĞI TEMEL İNSAN HAKKI OLARAK GÖRDÜK”
Alıntı
metni:Artık sağlık alanında farklı bir ligin oyuncusuyuz. Şimdi biz böyle konuşunca birileri rahatsız oluyor. Ülkemizde hangi alanda olursa olsun özel teşebbüs deyince hemen saldırıya geçen bir kesim var. 1960-70'lerin jargonuna hapsolmuş bir şekilde her türlü özel girişime karşı çıkıyorlar. Özel sektör okul yapar, hastane yapar kamu ile iş birliği içinde yol, köprü havalimanı yapar bakarsınız bunlar anında kötülemeye başlar.
“HASTANELERİMİZ İLE ÇOK GÜÇLÜ BİR ALT YAPI OLUŞTURDUK”
Alıntı
metni:Son 23 yıldır kimseyi ayırmadan çalıştık, çabaladık 86 milyona aşkla hizmet ettik. İnsanı merkeze alan siyasetimizin en güzel örneklerinden biri sağlıktır. Standardı sadece belirli bir kesim için sadece belirli bir bölge için değil tüm Türkiye'de yukarı çektik. Aile hekimliği sistemimiz ile devlet, özel ve üniversite hastanelerimiz ile çok güçlü bir alt yapı oluşturduk. Bugün Türkiye bin 539 sağlık kuruluğu 270 binin üzerinde yatak kapasitesi ile vatandaşına kesintisiz sağlık hizmeti sunan bir ülkedir. İstanbul'da sağlık yatırımlarının toplam değeri 170 milyar lirayı buldu.
“SAÇ EKİMİNDE MARKA HALİNE GELDİK”
Alıntı
metni:"Sağlıkta kilit nokta personeldir. İstanbul'da toplam hekim sayısını yüzde 134 oranında artırdık. Türkiye'de 234 bini hekim 264 bini hemşire, toplam 1 milyon 470 bin sağlık çalışanımız hizmet veriyor. İstanbul'da bir günde 3 milyon muayene gerçekleştiriyoruz. Ülkemizin ve İstanbul'un sağlık turizminde ciddi bir ivme yakaladığını görüyoruz. 2025'in üçüncü çeyrek verilerine göre yılın ilk 9 ayında sağlık hizmeti almak amacıyla ülkemize gelenlerin sayısı 1,1 milyona ulaştı. Saç ekimi başta olmak üzere İstanbul bir marka haline geldi.
“MİLLETİMİZİN HER BİR FERDİ BİRİNCİ SINIF VATANDAŞTIR”
Alıntı
metni:Sağlığa dair hususlarda prensibimiz şudur milletimizin her bir ferdi birinci sınıf vatandaştır. Sağlık başta olmak üzere her alanda birinci sınıf hizmete layıktır. Pek çok ülkenin kendisine uyarlamak için gelip incelediği bir sağlık sistemimiz var. İnşallah bunu güçlendirecek vatandaşlarımızdan gelen talep öneri ve eleştirilere göre çok daha iyi seviyelere taşıyacağız. Bunu da kamu özel hep birlikte yapacağız. Bu düşüncelerle açılışını yaptığımız hastanenin tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Özel sektörden bu alana yatırım yapan tüm kuruluşlarımıza ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla...
Türk İnform
Alıntı
metni:Zafer Partisi İzmir Selçuk İlçe Başkanı Kerem Gülkoparan, kasiyeri tehdit etti • “Sen benim kim olduğumu biliyor musun!” • “Seni sabah aldırıp o gözlüklerini lens yaptıracağım.

Geçtiğimiz yıl Isparta'nın Bağlar Mahallesi'nde yaşanan olayda, İbrahim Halil Sökmen ve eşi Nurcan Sökmen, ev sahibi Z.D. ile kapı önüne çöp bırakılması nedeniyle tartıştı. İddiaya göre polis müdahalesi sırasında Z.D., polislerin elinden kurtularak Nurcan Sökmen'in kucağındaki 4 yaşındaki otizmli kızı Sinem Ece Sökmen'in boğazını sıktı, yere düşürdü ve tekmeledi.
Olayın ardından darp raporu alan aile şikâyetçi oldu. Yaklaşık bir yıl süren yargılama sonunda sanığa, 11 bin 200 TL adli para cezası verilmesine tepki gösteren aile, mahkeme sürecinde çocuklarının otizm raporunun dikkate alınmadığını öne sürerek kararı adaletsiz bulduklarını ve adalet istediklerini ifade etti. Ailenin karara itirazı üzerine görülen ikinci duruşmada da hüküm değişmedi ve davada istinaf yolunun kapalı olduğu belirtildi.
Baba İbrahim Halil Sökmen, "Yaklaşık iki yıl önce kızım darp edildiği için dava açıldı. Açılan davada, basit yargılama usulüyle sanığa belli bir miktar para cezası verildi. Kızıma uygulanan şiddetin karşılığının bu olmaması gerektiğini düşündüğümüz için karara itiraz ederek dosyanın yeniden yerel mahkemede görülmesini talep ettik. Yazdığımız dilekçe sonucunda ilk duruşmada bir karar çıkmadı. İkinci duruşmada ise, kızımın devlet tarafından verilmiş otizm raporu bulunmasına rağmen sanığa yalnızca iyi hal indirimi uygulanarak 11 bin 200 lira para cezası verildi ve dosyanın istinaf yolu kapatıldı" dedi.
"BİR ANNE OLARAK SESİMİ DUYURMAK İSTİYORUM"
Anne Nurcan Sökmen, "Biz burada kızım için adalet arıyoruz. Davada istinaf yolunun kapatılması nedeniyle birkaç avukata başvurduk ancak yeniden dava açmak için bizden yüksek ücretler talep edildi. Ben sadece kızıma yapılan haksızlığın karşılığının verilmesini istiyorum. Her gün haberlerde çocuklara yönelik şiddet olaylarını görüyorum. Sesimi duyurabilmek umuduyla birçok haberin altına yorum yazıyorum ama kimseye ulaşamıyorum. Bir anne olarak artık sesimin duyulmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.
İHA
SON DAKİKA: 50 Bin mahkum tahliye ediliyor

TBMM Genel Kurulu, Türkiye’deki cezaevlerinin doluluk oranını ve infaz sistemini yakından ilgilendiren 11. Yargı Paketi üzerindeki görüşmelerini tamamladı. Kamuoyunun merakla beklediği düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte, yaklaşık 50 bin mahkumun tahliye edilmesinin önü açıldı.
Erken Tahliye Nasıl İşleyecek?
Kabul edilen yeni düzenlemeye göre, özellikle “Kovid-19 düzenlemesi” olarak bilinen madde ile 31 Temmuz 2023 tarihinden önce işlenen suçları kapsayan bir iyileştirme yapıldı.
Bu kapsamda olan hükümlüler:
- Kapalı cezaevinden açık cezaevine 3 yıl daha erken geçebilecek.
- Açık cezaevinden denetimli serbestliğe ayrılma süreci de yine 3 yıl öne çekilecek.
Deprem Suçlularına “Af” Yok
Düzenlemenin en çok dikkat çeken noktası ise kapsam dışı bırakılan suçlar oldu. Siyasi parti temsilcilerinin depremzede ailelerle yaptığı görüşmeler neticesinde; 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri başta olmak üzere, İzmir ve Elazığ gibi geçmiş depremlerde yıkılan binalardan sorumlu olan müteahhitler, yapı denetçileri ve diğer sorumlular bu haktan yararlanamayacak.
Kapsam dışı kalan diğer suçlar ise şunlar:
- Terör ve örgütlü suçlar,
- Kadına ve çocuğa yönelik şiddet ile cinsel istismar suçları,
- Kasten öldürme suçları.
Tahliyeler Ne Zaman Başlayacak?
Meclis’te kabul edilen 38 maddelik paketin yürürlüğe girmesi için son bir adım kaldı. Düzenleme, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanıp Resmî Gazete’de yayımlandığı an yürürlüğe girecek. Uzmanlar, yayımlanma gününden itibaren cezaevlerinde tahliye işlemlerinin hızla başlayacağını belirtiyor.
Doğu Gazetesi

Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın ABD’nin Suriye’ye yönelik Sezar yaptırımlarının kaldırılmasıyla ilgili yaptığı paylaşımda, ülkede 1 yıl önce devrilen Baas rejimi haritalarında Suriye’nin parçası olarak gösterilen Hatay ve 1967’den bu yana İsrail işgali altında bulunan Golan Tepeleri yer almadı.
“Trump, İsrail’in Suriye’ye yaptırımları tamamen kaldırmama isteğini geri çevirdi”
Öte yandan ABD yönetimi, İsrail’in Suriye’ye yönelik yaptırımlarının kaldırılmaması yönündeki resmi talebini reddetti.
İsrail devlet yayıncısı KAN News’in haberine göre, karar iki müttefik arasında Suriye dosyası üzerinden ciddi bir perde arkası gerilimi ortaya koydu.
Habere göre İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yakın yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump yönetimindeki muhataplarına başvurarak, Suriye’ye uygulanan bazı ABD yaptırımlarının yürürlükte kalmasını istedi. İsrail tarafı, bu yaptırımların ileride Şam’la yapılabilecek olası müzakerelerde “pazarlık kozu” olarak kullanılmasını hedefliyordu.
KAN News’e konuşan İsrailli kaynaklara göre, Trump yönetimi bu talebi açık biçimde reddetti. ABD’li yetkililer, İsrail’in yaptırımların sürdürülmesi yönündeki ısrarına rağmen, Suriye politikasında farklı bir yol izlenmesi gerektiği görüşünü Tel Aviv’e iletti.
“Telafi” vaadi: İçeriği gizli
Haberde dikkat çeken en kritik unsur ise, ABD’nin bu reddin ardından İsrail’e bir tür “telafi/kompansasyon” teklif ettiği iddiası oldu. KAN News’e konuşan iki İsrailli kaynağa göre, Washington bu adımla İsrail’in güvenlik kaygılarını yatıştırmayı amaçladı. Ancak telafinin askerî destek, diplomatik garanti ya da güvenlik iş birliği mi olacağına dair hiçbir ayrıntı paylaşılmadı.
Yeni Şam yönetimi ve İsrail endişesi
İsrail’in talebinin arka planında, Suriye’nin yeni lideri Ahmed Eş-Şara’ya ilişkin güvenlik değerlendirmelerinin bulunduğu aktarılıyor. Eş-Şara’nın geçmişte İran’a mesafeli bir çizgide yer almasına rağmen, İsrail karşıtlığı temelinde bölgede farklı mezhepsel ve ideolojik aktörler arasında geçici ittifakların oluşabileceği endişesi Tel Aviv’de yakından takip ediliyor.
ABD Kongresi yaptırımları kaldırma yolunda
Bu diplomatik gerilim, ABD Kongresi’nin Suriye yaptırımlarını gevşetme yönünde somut adımlar attığı bir dönemde yaşandı. Aralık ayı başında ABD Temsilciler Meclisi, yaklaşık 900 milyar dolarlık savunma bütçesi yasasını kabul etti. Yasa paketinde, Suriye’ye yönelik bazı yaptırımların kaldırılmasını öngören bir madde de yer aldı.
Bu kapsamda, 2019 yılında yürürlüğe giren ve Suriye’ye karşı en sert yaptırım rejimlerinden biri olan Caesar Syria Civilian Protection Act’in yürürlükten kaldırılması gündeme geldi. Söz konusu yasa, eski Suriye lideri Beşar Esad döneminde rejimle bağlantılı kişi, şirket ve kurumları hedef alıyordu.
ABD–İsrail hattında nadir bir ayrışma
KAN News’in kulis bilgilerine dayandırdığı haber, ABD ile İsrail arasında Suriye politikası konusunda nadir görülen bir görüş ayrılığına işaret ediyor. Taraflardan henüz resmî bir doğrulama gelmezken, Washington’un İsrail’in itirazlarına rağmen yaptırımlar konusunda geri adım atmaması dikkat çekiyor.
Serbestiyet

Suriye’de 61 yıllık Baas rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesiyle Beşar Esad Rusya’ya kaçmıştı. İngiliz The Guardian gazetesi, Esad’ın merak konusu olan Rusya’daki hayatını haberleştirdi. Esad’ın Moskova’ya kaçmasından sonra tıp eğitimine yeniden başladığı aktarılan güvenilir bir kayağa dayandırıldığı vurgulanan haberde, devrik liderin oftalmoloji dersleri aldığı belirtildi. Esad ailesiyle irtibatını sürdüren bir kaynak Esad’ın "Rusça öğreniyor ve oftalmoloji bilgilerini yeniden tazeliyor" ifadelerine yer verilen haberde "Bu onun tutkusu, paraya ihtiyacı olmadığı açık. Suriye'de savaş başlamadan önce bile, Şam'da düzenli olarak oftalmoloji pratiği yapıyordu" dedi. Adı açıklanmayan kaynak, Moskova'daki zengin elitlerin onun hedef müşteri kitlesi olabileceğini dile getirdi.
"Moskova'nın elit kesiminin yaşadığı prestijli Rublyovka'da ikamet ediyor"
Suriye'deki rejimi devrildikten bir yıl sonra, Esad ailesinin Moskova ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde izole, sakin ve lüks bir hayat sürdüğü vurgulanan haberde, aileye yakın iki kaynağın Esad ailesinin muhtemelen 2014 yılında Kiev'den kaçan ve bu bölgede yaşadığına inanılan eski Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç gibi isimlerle Moskova'nın elit kesiminin yaşadığı prestijli Rublyovka'da ikamet ettiğini söylediği aktarıldı.
"Putin, iktidarını kaybeden liderlere karşı pek sabırlı değildir"
Haberde aile dostunun "Çok sakin bir hayat sürüyor. Dış dünyayla çok az, hatta hiç teması yok. Sadece, Suriye Devlet Başkanlığı İşleri Bakanı Mansur Azzam ve Ekonomi Danışmanı Yasar İbrahim gibi zamanında sarayında görevli olan isimle irtibat halinde" ifadelerine yer verdi. Haberde ayrıca, Kremlin’e yakınlığı ile bilinen bir ismin, Esad'ın Putin ve Rusya'nın siyasi elitleri için de büyük ölçüde "önemsiz" olduğunu söylediği kaydedildi. Kremlin’e yakın kaynak, "Putin, iktidarını kaybeden liderlere karşı pek sabırlı değildir ve Esad artık etkili bir figür olarak görülmüyor, hatta akşam yemeğine davet edilecek ilginç bir misafir olarak bile görülmüyor" dedi.
"Son saniyeye kadar sarayda kaldı"
Haberde, Beşar'ın kardeşi Mahir Esad'ın bir arkadaşının "Mahir günlerdir Beşar'ı arıyordu ama o telefonu açmıyordu. Son saniyeye kadar sarayda kaldı, Suriyeliler onun nargile kömürlerinin hala sıcak olduğunu gördüler. Başkalarının kaçmasına yardım eden Beşar değil, Mahir'di. Beşar sadece kendini düşünüyordu" ifadelerine yer verildi. Esad Beşar'ın amcası Rıfat Esad’ın avukatı Elie Hatem, müvekkillerinin Beşar kaçtıktan sonra Suriye'den nasıl kaçacaklarını bilemedikleri için paniğe kapılarak onu aradıklarını söyleyerek "Hmeymim Hava Üssü'ne vardıklarında Rus askerlerine Esad ailesi olduklarını söylediler, ancak askerler İngilizce veya Arapça bilmiyorlardı. Bu yüzden 8’i üssün önünde arabalarında uyumak zorunda kaldı" dedi. Hatem, ailenin ancak üst düzey bir Rus yetkilinin müdahalesi sayesinde Umman'a kaçmayı başardığını sözlerine ekledi.
"Esad, medyaya çıkmak için Rus yetkililerin onayını bekliyor"
Esad’ın eşi Esma Esad’ın sağlık durumuna değinen bir kaynak ise, eski first lady’nin Rusya güvenlik servislerinin gözetiminde deneysel bir tedavi gördükten sonra iyileştiğini söyledi. Esma Esad’ın sağlık durumunun stabil hale gelmesinin ardından Beşar Esad’ın kendi hikayesini anlatmak için sabırsızlandığını söyleyen kaynak, Esad’ın bir Amerikan podcast sunucusuyla röportajlar ayarladığını ancak medyaya çıkmak için Rus yetkililerin onayını beklediğini sözlerine ekledi.
"Aile, Esad olmadan 30 Haziran'da kızları Zein Esad'ın mezuniyet töreninde görüldü"
Adı açıklanmayan bir aile dostu ise birkaç ay önce Esad’ın çocuklarıyla bir araya geldiğini kaydederek "Biraz sersemlemiş gibiler. Sanırım hala biraz şok durumundalar. Artık önce gelen aile olmadıkları bir hayata alışmaya çalışıyorlar" şeklinde konuştu. Esad’ın aile dostu, rejimin devrilmesinden sonra ailenin Beşar Esad olmadan yalnızca 30 Haziran'da kızları Zein Esad'ın mezuniyet töreninde görüldüğünü bildirdi. Zein’in sınıf arkadaşları ise Esad ailesinin törene katıldığını doğrulayarak uzun süre kalmadıklarını ve Zein ile sahnede fotoğraf çektirmediklerine dikkat çekti.
Çocuklar ve anneleri zamanlarının çoğunu alışveriş yaparak geçiriyor
Aileye yakın bir kaynağa göre, çocuklar ve anneleri zamanlarının çoğunu alışveriş yaparak geçiriyor. Sızan Rus verilerine göre düzenli olarak lüks giysiler satın alan Zein Esad, Moskova'daki seçkin bir spor salonunun üyesi. Esad çocukları da sık sık BAE'yi ziyaret ediyor ve Asma en az bir kez onlara eşlik ediyor. Başlangıçta Esad ailesinin Moskova'dan BAE'ye taşınmayı umduğu, BAE’nin onlar için çok daha tanıdık bir yer olduğu aktarıldı. Aile dostlarına göre, çocuklar Rusça bilmiyordu ve Rus sosyal çevrelerinde kendilerine yer bulmakta zorlandı.
İHA
The Guardian linki: Assad family live in Russian luxury as Bashar ‘brushes up on ophthalmology’ | Bashar al-Assad | The Guardian
Son Giriş: geçen ay
Son Mesaj Zamanı: geçen ay
Mesaj Sayısı: 45
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 3.358
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 0 (Bu ay: 3.238)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 3.751 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic






Yeni Kayıt
Özel Mesaj
4 Yanıt
2





