Yarbay
01 Ekim 2014
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme
Toplam: 384 (Bu ay: 5)
Gönderileri

Rusya'nın Kazan kentinde bir okula silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda çoğu öğrenci ve öğretmen en az sekiz kişi hayatını kaybetti. Saldırı sonrasında 19 yaşındaki zanlının gözaltına alındığı bildirildi. 


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/e8/7d/66/e87d6603659ac86e6ddea08a25745da4.png&t=0&width=480&text=1


Rusya Federasyonu'na bağlı Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da bir okula sabah saatlerinde silahlı saldırı düzenlendi. Tataristan Özerk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov'un basın sözcülüğünden yapılan açıklamada, saldırıda çoğu öğrenci sekiz kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin de yaralandığı belirtildi. Cumhurbaşkanı Minnihanov olayı "büyük bir trajedi" olarak nitelendirdi. Saldırı sonrasında 19 yaşındaki zanlının gözaltına alındığı bildirildi. 


Zanlıyla ilgili detaylar ortaya çıktı


19 yaşındaki zanlının dört yıl önce okuldan mezun olduğu ve saldırı öncesinde Telegram üzerinden mezunu olduğu okula yönelik bir eylem planlandığını açıkladığı ortaya çıktı. Zanlının okul binasına ana kapıdan giriş yaptığı ve elindeki makineli tüfekle etrafa ateş açtığı belirtildi. Olayın ardından yayınlanan ilk haberlerde ikinci bir saldırganın daha olduğu iddiaları ortaya atılmıştı ancak bu iddialar teyit edilmedi.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/18/1a/aa/181aaad69474d2f82a8e4cf8c9e8c47e.png&t=0&width=480&text=1


Putin'den başsağlığı mesajı


Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine taziye dileklerini iletti. Kremlin Basın Sözcüsü Dmitri Peskov, "Devlet Başkanı silahlı bir saldırıda hayatını kaybeden çocukların yakınlarına başsağlığı ve olayda yaralananlara da geçmiş olsun dileklerini iletmektedir" denildi. 


Saldırının nedenine ilişkin henüz açıklama yapılmadı. Olay yerinden gelen ilk görüntülerde okulun önünde birçok ambulansın bulunduğu ve çok sayıda yardım görevlisinin okula girdiği görülmüştü. Ayrıca binadaki camların kırıldığı da göze çarptı.


Kazan Moskova'nın 720 kilometre doğusunda yer alıyor. Rusya'da okullar bir haftalık tatilin ardından salı günü yeniden açılmıştı.


https://www.dw.com/tr/rusyada-okula-sald%C4%B1r%C4%B1-%C3%A7o%C4%9Fu-%C3%A7ocuk-8-ki%C5%9Fi-%C3%B6ld%C3%BC/a-57493279

Suç örgütü lideri Sedat Peker, "Mehmet Ağar ve Pelikancıların gerçek yüzü" ismiyle bir video paylaştı



Suç örgütü lideri Sedat Peker, kendisine yönelik operasyonlar sonrası çektiği videolara bir yenisini ekleyerek "Mehmet Ağar'ın oğlunu tecavüzden şikâyet eden kadın ertesi gün ölü bulundu" iddiasında bulundu.


Suç Örgütü lideri Sedat Peker, kendisine yönelik operasyonlar sonrası çektiği videoda "Şahsıma yapılan kanunsuzlukların taşeronu Mehmet Ağar ve Pelikancılardır" diyerek yeni videolar çekeceğini belirtmişti. "Mehmet Ağar ve Pelikancıların gerçek yüzü" başlığıyla yayınladığı ikinci videoda Peker, "Tolga Ağar'ın bir kız arkadaşı var Kırgız ya da Kazak uyruklu. Kızcağız jandarmaya gidiyor, Tolga Ağar bana tecavüz etti diye. Kız şikayet ediyor. Daha sonra kızı helikopterle aldırıyorlar. Kız ertesi gün ölü bulunuyor. Orada bir garipcağız öldü, herkes biliyor kimse sesini açmıyor" diye konuştu.


Sedat Peker, "Bu operasyonun şifreleri var. Özellikle bayan polis getirmediler, beni küçültmek istediler. Beni tanıyamamış olmanız benim değil, bu organizasyonu yönlendiren Mehmet Ağar ve Pelikancıların ayıbıdır. Ben aklımı tatile yolladım, aslanın inine giriyorsan parçalanmayı göze alacaksın. Her şeyi anlatacağım, madem öyle hepimiz bilelim. Her şeyi anlatacağım, içime dert oldu" diyerek şunları söyledi:


"Emir Sarıgül'ün şoförüne tek el ateş ettirdiler ve Tolga Ağar'ın yerine cezaevine girdi"


"Nusret diye bir kardeşimiz var etçi. Konunun diğer kahramanı Mehmet Ağar Bey'in oğlu Tolga Ağar. Yanında kız arkadaşı, Emir Sarıgül'ün evine geliyorlar Beykoz Konakları'nda. Onun bir alt sokağında da Mehmet Ağar Bey'in evi var. Ağar'ın yanında da Sezgin Baran Korkmaz var. Sarıgül'ün evinde birlikte kokain içiyorlar. Tolga Ağar Nusret'e telefon ediyor, "Akıllı ol" diyor. Nusret de küfür etmeye başlıyor. Ardından Tolga Ağar öfkelenerek ateş ediyor. Sesi duyan Mustafa Sarıgül ve Sezgin Baran Korkmaz yukarı geliyorlar. Sarıgül "Gereğini yapın" diyor. O gün orada ayrıca İl Emniyet Müdür Yardımcısı Cevdet Hürol var. Sururi Saydam, Beykoz'dan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı. Sunay Balıklıkaya, C Bölge Müdürü, şu an emekli. Bu müdürlerimiz de orada. İl Emniyet Müdürü işlem yapacağız diyor. Mehmet Ağar ve Tolga Ağar engelliyor. Sonucunda Emir Sarıgül'ün şoförüne tek el ateş ettiriliyor ve arkadaş cezaevine gidiyor."


"Tolga Ağar'ı tecavüzden şikayet eden kadın ölü bulundu"


"Tolga Ağar'ın bir kız arkadaşı var Kırgız ya da Kazak uyruklu. Kızcağız jandarmaya gidiyor, Tolga Ağar bana tecavüz etti diye. Kız şikayet ediyor. Daha sonra kızı helikopterle aldırıyorlar. Kız ertesi gün ölü bulunuyor. Orada bir garipcağız öldü, herkes biliyor kimse sesini açmıyor."

"Uyuşturucunun nerede olduğunu herkes biliyor, önemli olan yakalamak"

"Uyuşturucunun nerede olduğunu herkes biliyor. Önemli olan onu yakalamak. Dünya'da en çok uyuşturucu kullanılan ikinci il İstanbul. İmanlı nesil yetiştirecektik, uyuşturucu bağımlısı nesiller yetiştirdik. Devlet derin devletçilik oynayanların oyununa gelmez. Bu uyuşturucunun geldiği yer belli. Sahibi Mehmet Ağar"


"Mübariz Mansimov'u FETÖ'yle sen tanıştırdın, sonra FETÖ'cü diye içeri attırdın" 


"Mübariz. Sen de tek cezaevinde yatmadın mı? Korumaların seninle beraber yatmadı mı? Havuzun, jakuzin yok muydu? Mübariz Mansimov yaptırmadı mı jakuzini? Türkiye'deki önemli insanlarını Mübariz helikopterle taşımadı mı yanına? Adamı FETÖ'yle sen tanıştırdın, adamı FETÖ'cü diye içeri attırdın. ANAP iktidar, Mehmet Ağar en önde. DYP iktidar, Mehmet Ağar en önde, Refah, AK Parti iktidar, Mehmet Ağar en önde. Cumhur İttifakı'nın üçüncü ortağı gibisin, bu kadar kadro alıyorsun tek başına bir milletvekilisin."


"Kıbrıs'ta öldürülen Korkut Adalı'yı konuşacağız yanımıza Korkut Eken'i de alacağız"


"Sonraki videolarda Sayın derin devletimizin başı Sayın Mehmet Ağar ile 1996'da Kıbrıs'ta faili meçhul bir şekilde öldürülen Kutlu Adalı'yı konuşacağız, ama Korkut Eken'i de alıp üçümüz konuşacağız."


Pelikan Grubu nedir?


Kamuoyunun ilk olarak 1 Mayıs 2016’da adını duyduğu Pelikan grubu, o dönem Başbakan olan Ahmet Davutoğlu’na karşı sert ifadelerin yer aldığı ‘Pelikan Bildirisi’ni yayınlamıştı. ‘Pelikan Darbesi’ olarak da anılan bildirinin yayımlanmasından günler sonra Davutoğlu istifa etmişti.


Öte yandan Sedat Peker'in önündeki Isaac Deutscher'ın 'Kovulan Sosyalist Troçki' kitabı dikkat çekti.


https://t24.com.tr/video/sedat-peker-den-ikinci-video-mehmet-agar-in-oglunu-tecavuzden-sikayet-eden-kadin-ertesi-gun-olu-bulundu,38617

https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/34/9a/95/349a95fdea49e71f35564f9cb7626bfa.png&t=0&width=480&text=1


CHP Parti Meclisi Üyesi ve eski Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer partisinden istifa etti.


Gaye Usluer, şu anda bir partiye katılma düşüncesi olmadığını söyledi.


Ancak kulislerde Usluer'in, kuruluş dilekçesini 19 Mayıs'ta vermeyi planlayan Muharrem İnce'nin partisine katılabileceği konuşuluyor.


İnce'ye yakın kaynaklar da, Usluer'in kuracakları partiye katılmasını beklediklerini söylüyor.


Gaye Usluer istifasını sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla duyurdu.


Usluer, "Bugün itibarıyla CHP üyeliğinden istifa ettim. Birlikte yol yürüdüğüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Barış, özgürlük, adalet, demokrasi mücadelesine vazgeçmeden devam edeceğim" paylaşımında bulundu.



Usluer, DHA'ya yaptığı açıklamada ise kararının duygusal değil, düşünülerek alınmış bir karar olduğunu vurguladı:


"Bir şekilde siyasi hayatım devam eder. Çok uzun zamandır düşünüyordum, duygusal bir karar değil. Düşünülerek alınmış bir karar. Hayırlı olsun inşallah. Gelecekte ne olur şu anda bilmiyorum. Şimdilik bir parti yok."


Gaye Usluer, 2018'deki Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından, Muharrem İnce ile birlike parti içinde "olağanüstü kurultay" talebiyle imza toplama girişimi içinde yer almıştı. Bu nedenle de Usluer'in İnce'nin partisine katılabileceği kulislerde konuşuluyor.


BBC Türkçe'ye konuşan İnce'nin Memleket Hareketi içinde yer alan bir siyasetçi, Usluer'in kurulacak yeni partiye katılmasını beklediklerini ifade etti.


'İnce'nin kafasındaki tarih 19 Mayıs'


Öte yandan Muharrem İnce'nin, daha önce 23 Nisan olarak açıklanan partisinin kuruluş tarihi için 19 Mayıs'ı planladığı öğrenildi.


Pandemi nedeniyle 23 Nisan'da sokağa çıkma kısıtlaması olması nedeniyle parti kuruluşunu ertelediği belirtilen İnce'nin, partisinin kuruluş dilekçesini 19 Mayıs'ta vereceği ifade ediliyor.


İnce'ye yakın kaynaklar, partinin kurulmasının ardından, milletvekili düzeyinde de yeni katılımlar olacağını belirtiyorlar.


https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-56959555

4 Nisan'da yapılan seçimlerden sonra hükümet kurmayı başaramayan Bulgaristan, 11 Temmuz'da tekrar sandık başına gidiyor.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/5b/93/de/5b93de8b762769569fd6f3cace35a4b5.png&t=0&width=480&text=1


4 Nisan’da gerçekleşen seçimin ardından hükümet kurmayı başaramayan Bulgaristan, erken seçim kararı aldı.


Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rumen Radev, oyların çok bölündüğü 4 Nisan seçimleri sonrasında hükümet kurmada başarılı sonuç alınamadığını duyurarak erken seçim tarihini açıkladı.


Radev, 11 Temmuz’da halkın sandık başına gideceğini duyurdu. Radev, 11 Mayıs’ta yeni seçim komisyonu atamalarını yapacağını açıklayarak bir geçiş hükümetini o tarihte kuracağını ifade etti.


https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/bulgaristanda-erken-secim-ulkede-hukumet-kurulamiyor-6414451/

https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/aa/00/08/aa000886b0899a5eaa3fda4475273e35.jpg&t=0&width=480&text=1


Filistin lideri Mahmud Abbas, 22 Mayıs'ta yapılması planlanan genel seçimlerin ertelendiğini duyurdu.


Abbas kararını, Filistin seçimlerini görüşmek üzere Batı Şeria'nın Ramallah kentinde düzenlenen Filistinli Liderler Toplantısı sonrasında açıkladı.


Televizyonlardan canlı yayınlanan konuşmasında Abbas, İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistin seçimlerinin yapılmasına izin vermediğini söyleyerek, "Kudüs'teki halkımızın seçimlere katılımı güvence altına alınıncaya kadar seçimleri erteleme kararı aldık" dedi.


"Seçimler Kudüs dahil tüm Filistin topraklarında yapılmalıdır" diyen Abbas, Kudüs'teki Filistinlilerin demokratik haklarından taviz vermeyeceklerini kaydetti.


Filistin Anayasası'na göre 4 yılda bir genel seçimlerin yapılması gerekiyor. Ancak 2006 yılından bu yana seçim yapılamıyor.


Filistin'de Gazze Şeridi'ni kontrol altında tutan Hamas ile Batı Şeria'yı yöneten Fetih, 2006'dan bu yana ilk genel seçimlerin düzenlenmesi için geçtiğimiz Eylül ayında anlaşmıştı.


Mahmud Abbas, işgal altındaki Filistin topraklarında seçim yapılmasını öngören kararnameyi 15 Ocak'ta imzalamıştı. Kararnamede, 22 Mayıs'ta milletvekili, 31 Temmuz'da devlet başkanı ve 31 Ağustos'ta da Filistin Ulusal Konseyi seçimlerinin yapılması öngörülmüştü.


Hamas'tan tepki


Aralarında Hamas'ın da aralarında bulunduğu bazı Filistinli gruplar, Filistin lideri Mahmud Abbas'ın seçimleri erteleme kararını kabul etmediklerini açıkladı.

Hamas bir açıklama yayımlayarak, Abbas'ın kararının "halk tarafından desteklenmediğini" belirtti ve kararı "darbe" olarak niteledi.


Seçimlerin ertelenmesine yönelik hiçbir girişimi kabul etmeyeceğini söyleyen Hamas, Doğu Kudüs olmadan seçim yapılmasının da "kabul edilemez" olduğunu savundu.


Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) de yaptığı yazılı açıklamada, "Seçimlerin Filistin halkının kendi kaderini tayin mekanizmalarından biri olduğunu" ifade ederek karara itiraz etti.


Abbas'ın açıklamasının ardından Ramallah sokaklarında toplanan eylemciler, seçimlerin planlanan tarihte yapılmasını talep etti.


https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56939387

https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/79/0c/c7/790cc792510165e9f0ab60c49b1f9eaf.png&t=0&width=480&text=1


Kuzey İrlanda'daki bölgesel hükümetin başbakanı ve Demokratik Birlik Partisi (DUP) lideri Arlene Foster, başbakanlık ve parti liderliğinden istifa edeceğini açıkladı.


Foster, Brexit ve Kuzey İrlanda'nın Avrupa Birliği'yle (AB) gümrük birliği içinde kalmasını öngören Kuzey İrlanda Protokolü nedeniyle partisindeki milletvekillerinin istifa baskısı altındaydı.


Muhalifler, Foster'ı Kuzey İrlanda'nın AB'den Birleşik Krallık'ın geri kalanıyla aynı koşullarda ayrılmasını sağlayacak bir Brexit anlaşmasına varılması için merkezi hükümete baskı yapmamakla eleştiriyordu.


Foster'ın yerine daha sert politikaları savunan bir ismin gelmesi durumunda Kuzey İrlanda'daki gerginliğin artabileceği değerlendiriliyor.


Demokratik Birlik Partisi, Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık içinde kalmasını savunuyor.


https://www.trthaber.com/haber/dunya/kuzey-irlanda-basbakani-istifa-ediyor-576601.html

https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/68/8e/2b/688e2b89e0cc331d6f5826711bd8c83f.png&t=0&width=480&text=1


Çad ordusu, Cumhurbaşkanı İdris Deby'nin isyancılarla cephe hattında çıkan çatışmada yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı. Deby, Afrika'nın en uzun süre iktidarda kalan liderlerinden biriydi.


Ordu Sözcüsü Azem Bermandoa Agouna, 68 yaşındaki Deby'nin, hafta sonu ülkenin kuzeyinde ayrılıkçılara karşı düzenlenen operasyona katıldığını, çıkan çatışmada yaralandığını ve bugün yaşamını yitirdiğini duyurdu.


Açıklama öncesi, Deby'nin 11 Nisan'da yapılan seçimlerde ilk sonuçlara göre oyların yüzde 80'e yakınını alarak altıncı kez Cumhurbaşkanı seçildiği duyurulmuştu.


İdris Deby, partisi Ulusal Kurtuluş Hareketi ile iktidara geldiği 1990'dan bu yana ülkeyi yönetiyordu ve 31 yıl boyunca çok sayıda isyanı bastırmıştı.


Deby'nin ölümü sonrası ise 37 yaşındaki oğlu General Mahamat Kaka'nın başkanlığındaki Askeri Konsey ülkenin yönetimini üstlendi.


Tüm bakanların görevden alındığını ve Parlamento'nun feshedildiğini duyuran Çad ordusu, seçimlerin 18 ay içinde yapılacağını açıkladı.


Konsey ayrıca 18.00-05.00 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı ilan etti, ülkenin sınırlarını kapattı.


İsyancılar başkent ilerliyor


Çad Değişim ve Uyum Cephesi (FACT) adlı silahlı grup, seçim günü Libya'daki üslerinden saldırılar düzenlemiş ve hızla güneydeki başkent Encemine'ye ilerlemeye başlamıştı.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/91/a7/6e/91a76e1fa08668131bb2e77a1247914f.png&t=0&width=480&text=1


2006'da eski askerlerce kurulan grup Deby'i, seçim öncesi muhalefete baskı yapmakla da suçlamıştı.


Cumartesi günü çatışmalar şiddetlenmiş, Reuters ajansına konuşan Çad ordusundan bir general isyancılardan 300'ünün öldürüldüğünü, 150'sinin de yakalandığını açıklamıştı.


Beş askerin öldüğünü, 36 askerin de yaralandığını söyleyen generalin verdiği bilgiler, bağımsız kaynaklarca doğrulanmamıştı.


Son gelişmeler sonrası bazı ülkeler Çad'daki büyükelçiliklerini boşaltma kararı aldı.


Bugün başkent Encemine'de tam bir panik havasının hüküm sürdüğü, ana yollarda tankların konuşlandırıldığı, velilerin çocuklarını almak için okullara akın ettiği bildiriliyor.


https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56818377

Eski Başbakan ve TBMM Başkanı, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Yıldırım Akbulut 86 yaşında hayatını kaybetti.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/08/b0/0d/08b00dcfe1e6e30e10dd46443163bc45.png&t=0&width=480&text=1


Eski Başbakan Yıldırım Akbulut tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Başbakanlık ve Anavatan Partisi Genel Başkanlığı görevini 1989–1991 yılları arasında sürdüren Yıldırım Akbulut, 1987–1989 ve 1999–2000 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevini üstlenmişti.


ESKİ BAŞBAKAN YILDIRIM AKBULUT KİMDİR?


Yıldırım Akbulut, 15 Kasım 1935 tarihinde Erzincan’da doğdu. Babasının PTT memuru olması nedeniyle ilkokulu Eskişehir’de, ortaokulu Samsun’da, liseyi ise Erzican’da okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi ve serbest avukatlık yaptı.


Akbulut, Adalet Partisi Erzincan il başkanlığı yaptı. Mayıs 1983 tarihinde Anavatan Partisinin (ANAP) kurucuları arasında yer aldı ve ilk defa 1983 Türkiye genel seçimlerinde ANAP Erzincan milletvekili olarak meclise girdi. 26 Ekim 1984 – 6 Eylül 1987 tarihleri arasında Turgut Özal tarafından kurulan 45. Türkiye Hükûmeti’nde İçişleri Bakanı olarak yer aldı. 1987 Türkiye genel seçimleri’nde tekrar ANAP Erzincan milletvekili olarak meclise girdi ve 1987 yılında yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı seçiminin üçüncü turunda 431 üyeden 250’sinin oyuyla TBMM Başkanı seçildi ve bu görevini 9 Kasım 1989 tarihine kadar sürdürdü.


Turgut Özal’ın 1989 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçiminde Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin ardından aynı yıl Akbulut başkanlığında 47. Türkiye Hükûmeti kuruldu. 17 Kasım 1989’daki ANAP I. Olağanüstü Kongresi Turgut Özal’dan boşalan genel başkanlığa Akbulut’u getirdi. 15 Haziran 1991 tarihinde gerçekleştirilen ANAP Kongresi’nde Mesut Yılmaz’a karşı yenilerek genel başkanlık ve başbakanlıktan ayrıldı.


1992 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın istemiyle 17 arkadaşıyla birlikte ANAP’tan istifa etmiş, ancak bir süre sonra partiye döndü.


18 Nisan 1999 seçimlerinin ardından mayıs ayında yapılan TBMM Başkanlığı seçimlerini kazanıp 2000 yılına kadar TBMM Başkanlığı’nı sürdürdü. 2000 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmuş ancak adaylığını 2. turun ardından geri çekmiştir. 2002’de ANAP’tan istifa eden Akbulut, aynı yıl yapılan genel seçimlerde Doğru Yol Partisi’nden (DYP) İstanbul milletvekili adayı oldu, ancak DYP’nin barajı geçememesi nedeniyle seçilemedi.


Anayasa Mahkemesi eski üyelerinden Samia Akbulut’la evli olan Akbulut 3 kız çocuğu babası. 17., 18., 19. Dönem Erzincan ve 21. Dönem Ankara milletvekili oldu. Turgut Özal Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanıdır.


Son dönemde Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi görevini yürütüyordu.


https://www.sozcu.com.tr/2021/gundem/yildirim-akbulut-hayatini-kaybetti-6373222/

https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/f2/cc/27/f2cc2738c9eb07159dabcec07c52cfb1.png&t=0&width=480&text=1


Kuzey İrlanda'nın Belfast ile Derry kentleri ve Antrim bölgesinde bölgenin Birleşik Krallık'a bağlı kalmasını isteyen öfkeli birlik yanlısı gruplar Cuma gecesinden bu yana polisle şiddetli çatışmalara giriyor, araçları ateşe veriyor, barikatlar kuruyor.


Olaylar ilk başta, Kuzey İrlanda polisinin geçen yaz yapılan kalabalık bir cenaze törenine katılan Sinn Fein partisi liderlerine müdahale etmemesi ve savcılığın da ceza vermemesiyle başlamıştı.

Ancak gerilimin geldiği noktanın ardında İngiltere'nin AB ile yaptığı Brexit anlaşmasının bölgenin geleceği açısından yarattığı belirsizliğin bulunduğunu söyleyenler de var.


Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'ın parçası olmasından yana olanlar ile kuzeyi ve güneyiyle birleşik bir İrlanda Cumhuriyeti isteyen kesimin çatışmalarla dolu geçmişi tekrar gündemde.

Son gelişmelerin, iki tarafın da temsil edildiği hassas dengelere dayalı karma özerk yönetimin istikrarını sarsmasından endişe ediliyor.


İngiltere Başbakanı Boris Johnson olaylardan kaygı duyduğunu söyledi. Kuzey İrlanda'daki bütün önde gelen siyasi partilerin liderleri de şiddet olaylarını eleştiriyor ama olayların fitilini ateşleyenin ne olduğu konusunda anlaşamıyorlar.


Özerk yönetimin başkanı Demokratik Birlik Partisi'nden Arlene Foster, Kuzey İrlanda polis teşkilatı başkanını suçlayarak istifasını isterken, hükümetin birleşik İrlanda Cumhuriyeti'nden yana olan ayağı Sinn Fein mensubu üyeler, olayları kontrol altına alabilmek için polise sahip çıkılması gerektiğini söylüyor.


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/bf/01/a6/bf01a649aee08e581ab5c6d2fb5c43bd.png&t=0&width=480&text=1


'Ateşle oynanıyor'


1998'de Kuzey İrlanda'da barışı sağlamak üzere imzalanan Paskalya anlaşmasının mimarlarından, dönemin başbakanı Tony Blair'in danışmanı Jonathan Powell bölgede siyasetin yeniden "ısındığını" ve "ateşle oynandığını" söyledi. Powell bölge yönetiminin başındaki Arlene Foster'ı polisin arkasında durmaya çağırdı.


Arlene Foster ise polisin bir bütün olarak arkasında olduğunu kaydediyor, ancak teşkilatın başındaki Simon Byrne'ü Sinn Fein'e iltimas geçmekle suçluyor.


Kuzey İrlanda yönetimi bugün olayları değerlendirmek üzere olağanüstü bir toplantı yapıyor.


Son altı gecedir neler yaşandı?


Olaylar dün, altıncı gecesinde de sürdü.


Belfast'ta birlik yanlısı ve cumhuriyetçi toplulukların yaşadığı mahallelerin birleştiği noktalardan birinde bir otobüs ateşe verildi, polise taşlar atıldı ve fotoğraf çeken bir gazeteci maskeli kişilerin saldırısına uğradı.


İki toplumu ayıran bölgedeki bir geçiş noktasında lastikler yakılarak barikatlar oluşturuldu ve polis halka bölgeden uzak durması uyarısında bulundu.


BBC'nin İrlanda muhabiri Emma Vardy barikatın iki tarafında toplanan bir kaç yüz kişinin karşılıklı molotof kokteylleri attıklarını aktarıyor.


Polis yetkilileri dünkü olaylarda 7 polisin yaralandığını açıkladı.


Geçen Cuma günü başlayan olaylarda düne kadar da 41 polis memurunun yaralandığı 10 kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı.


Politikacılar ne diyor?


Kuzey İrlanda yönetimi ağırlıkla birlik yanlısı grupların en büyük partisi Demokratik Birlik (DUP) ile İrlanda milliyetçisi ve ağırlıkla Katolik kesimin en büyük partisi Sinn Fein'den politikacılardan oluşuyor.


Özerk hükümetin başbakanı DUP'den Arlene Foster dün bir açıklama yaparak "Şiddet haklı görülemez. Yanlış ve hemen son bulması gerekiyor" dedi.


Foster, protestoların "birlik yanlısı tutumu temsil etmediğini" de söyleyerek, "Bunları yapanlar Kuzey İrlanda'nın utancıdır ve sadece dikkatleri Sinn Fein içindeki asıl kanun çiğneyenlerden uzaklaştırmaya yarıyor" diye ekledi ama Kuzey İrlanda Polis Teşkilatı'nın başı Simon Byrne'ü eleştirerek, bir kez daha istifaya çağırdı.


Sinn Fein'den başbakan yardımcısı Michelle O'Neill de şiddet olaylarına karışanları kınadı ama Başbakan Arlene Foster'in Kuzey İrlanda polis teşkilatının başıyla görüşmemesini eleştirdi.


Sinn Fein, Sosyal Demokrat İşçi Partisi SDLP ve İttifak Partisi birlik yanlısı politikacıları polisi hedef alarak gerilimi tırmandırmakla suçluyorlar.


Olayların ardında ne var: Cenaze mi Brexit mi?


Geçen Cuma günü birlik yanlısı grupların başlattığı olaylar, kimi birlik yanlısı politikacılara göre, savcılığın verdiği bir karara duyulan tepkiye dayanıyor.


Kuzey İrlanda savcılığı, eski İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) mensubu Bobby Storey'in geçen yaz yapılan cenaze törenine katılanlara salgın yasaklarını ihlal ettikleri gerekçesiyle ceza kesmemeye karar vermişti.


Sıkı Covid önlemleri ilan edilen bir dönemde yapılan bu cenaze törenine katılan 2 bin civarında kişi arasında, Kuzey İrlanda ortak özerk yönetiminin başbakan yardımcısı Michelle O'Neill ve Sinn Fein partisinden diğer politikacılar da vardı ve polisin cenazeye müdahale etmemesi, savcılığın da işlem yapmamaya karar vermesi, birlik yanlısı kesimde yoğun eleştirilere yol açmıştı.


Ama bir kısım birlik yanlısı lider de gerginliklerin gerisinde, İngiltere'nin AB ile ayrılık sonrasını düzenleyen Brexit anlaşmasında Kuzey İrlanda'ya ilişkin kısımdan duyulan rahatsızlığın olduğunu söylüyorlar.


AB ile varılan anlaşmada, Kuzey İrlanda ile güneydeki İrlanda Cumhuriyeti arasında sınırların eskisi gibi açık kalması yönündeki düzenleme, İngiltere ile Kuzey İrlanda arasında fiili bir sınır kontrolü oluşmasını getirdiği gerekçesiyle birlik yanlıları tarafından sert şekilde eleştiriliyor.


Brexit anlaşmasıyla birlikte kabul edilen Kuzey İrlanda protokolü, İngiltere ve Kuzey İrlanda arasında bir tür fiili deniz sınırı oluşturarak bazı malların dolaşımında gecikmeler ve aksamalara yol açtı.


Birlikçiler bunun zaman içerisinde Kuzey İrlanda'nın İngiltere'den fiilen kopuşunu hazırlayacağı ve milliyetçilerin amacına hizmet edeceği kaygısı içindeler.


BBC Kuzey İrlanda siyaseti muhabiri Jane McCormack'ın yorumu


Kuzey İrlanda Özerk Yönetimi'nin toplanma kararı alması, tırmanan olayların birleşik bir yanıt gerektirdiğini gördükleri şeklinde yorumlanabilir.


Ama olayların kaynağı konusuna bu kadar farklı yaklaşan iki tarafın ne tür bir birlik sergileyeceklerini tahmin etmek de kolay değil.


Bazı bakanlar özel açıklamalarında, bu olaylar bir kere başladığında durdurulmasının çok güç olduğu endişesini dile getiriyorlar. Bu bakımdan toplantının olayları yatıştırıcı bir etki yaratma fırsatı sunması umuluyor.


Gerek Birleşik Krallık gerekse İrlanda Cumhuriyeti hükümetlerinin de itidal çağrılarını ve ikna girişimlerini yoğunlaştırması beklenebilir.


Fakat siyasi ortam o kadar kırılgan ki uçurumun kıyısından dönmek politikacıları gerçekten zorlayabilir.


https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56676545

https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/08/87/30/088730d74c64ebc154f0bdc4b685eb53.png&t=0&width=480&text=1

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Ankara'da Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'le yaptığı görüşme sırasında Ursula von der Leyen'ın ayakta kalması tepki çekti.


Toplantıdan kameralara yansıyan görüntülerde Erdoğan ve Michel bayrakların önündeki koltuklara otururken Ursula von der Leyen'in ayakta kaldığı, von der Leyen'in buna "Ehm" diyerek tepki gösterdiği ve nereye gideceğini bilemediği görülmüştü.


Daha sonra Leyen ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun karşılıklı koltuklara oturduğu kameralara yansımıştı.


Ancak von der Leyen'in Michel ile protokol açısından eşit pozisyonda olmasına rağmen, liderlerden uzakta oturması tepki çekti.


Bu gelişmelerin üzerine Avrupa Komisyonu sözcüsü Eric Mamer, von der Leyen'e Michel ile aynı şekilde yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak von der Leyen'in şaşırdığını aktardı.



Mamer, von der Leyen için, "Bu meseleleri önemsemekte ve doğru bir tavırla karşılanması gerektiğini düşünmektedir, ancak bunun böyle olmadığı açıkça görülmektedir" dedi.


Diğer yandan bu gelişmenin AB ve Türkiye ile ilişkilerin hassas bir dönemde geldiğine de dikkat çekildi.


Ayrıca Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesiyle kadın haklarının gündemde olduğu bir süreçte yaşanması da ayrıca eleştirildi.


Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesi AB'li liderler tarafından eleştirilmişti.


Von der Leyen görüşmeden önce Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinden ötürü endişeli olduğunu söylemişti.


Sözcü Mamer ise yaptığı açıklamada yaşanan bu son gelişmenin ardından von der Leyen'in bu konuyla ilgili görüşünün daha da keskinleştiğini söyledi.


'Tam bir diplomatik fiyasko'


Amerikan Washington Post gazetesi, "Türkiye'nin lideri iki AB başkanıyla bir araya geldi. Aralarındaki kadına sandalye verilmedi" başlığını kullandı.


Bu anları Twitter hesabından paylaşan AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Sergey Lagodinsky de paylaşıma, "Ehm, 'AB-Türkiye ilişkileri böyle olmamalı' için yeni bir terim" dedi.


Avrupa Parlamentosu'nun Hollandalı üyesi Sophie in 't Veld ise Erdoğan'ın geçmişteki fotoğraflarını paylaşarak, "Bu bir tesadüf değildi, kasıtlıydı" yorumunda bulundu.


Hollandalı vekil, Michel'in bu konuda sessiz kalmasına da tepki gösterdi.


Avrupa Parlamentosu'nda Sosyalist ve Demokratların sözcüsü Iratxe García Pérez de, "Önce İstanbul Sözleşmesi'nden çekiliyorlar ve şimdi de Avrupa Komisyonu Başkanı'nı resmi bir ziyarette koltuksuz bırakıyorlar. Utanç verici" dedi.


Avrupa Komisyonu'nun eski üyelerinden Violeta Bulc ise "Tam bir diplomatik fiyasko" paylaşımını yaptı.


https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56666230

Hakkında
Konum: İstanbul,Bayrampaşa
Sistem ve Tercihleri
LOL
Janna
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 6 sa. önce
Son Mesaj Zamanı: 5 gün
Mesaj Sayısı: 3.519
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 8.161
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 59.503 (Bu ay: 8.861)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 17.277 (Bu hafta: 82)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.