O

Teğmen
01 Ocak 2013
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
1 üye
Görüntülenme
Toplam: 71 (Bu ay: 1)
Gönderileri

Türkiye'de vaka sayıları hızla artmakta, 1 haftada 5000'lerden 20000'lere dayandık. Covid-19 nedeniyle yoğun bakıma düşen 20 kişinin 19'u aşısız yani bu virüs büyük ölçüde aşı olmayanlar arasında yayılıyor. Aşı olanlar hastalansa bile hastalığı hafif atlatıyor, bulaştırıcılığı da ona göre az oluyor. Maalesef nüfusun 2 doz aşılanma oranı %30'larda. Millet yok aşı kısır yapıyor, yok aşı çipli, yok yan yattı çamura battı gibi söylentilerere inanıp aşı yaptırmamakta ısrarcı. Eğer en kısa zamanda 2 doz aşı olan herkese aşıyı takip eden 1 yıl içerisinde Özel Tüketim Vergisi uygulanan her türlü ürün için ÖTV muafiyeti uygulanırsa ve devlet bankaları üzerinden ev fiyatının tamamına kadar ve 180 aya kadar faizsiz konut kredisi kullanma hakkı gelirse 1 ay içinde 2 doz aşılanmada %99.5 oran sağlanacağına inanıyorum. Bu millet cebine düşkündür, eğer aşısını olan evindeki beyaz eşyaları, cebindeki telefonu daha ucuza alacak, arabasını yarı fiyatına yenileyecek, kira öder gibi ev sahibi olacak, rakısını, birasını yarı fiyatına içecek denildiği anda aşının içinde isterlerse 100 tane çip var desinler, bu millet koştura koştura birbirini eze eze aşı sırasına girer, aşı kuyrukları hastanelere sığmaz taşar.

Aşı sıram geldi ama sırf iğne korkusundan 1 haftadan fazladır randevu alamadım. En son geçen yıl ehliyet için kan testi gerekti, parmağıma batan iğnenin acısı hâlâ aklımda. Yarım saatte ancak geçebilmişti acısı. Bugün daha fazla beklemeyip artık randevuyu alıp şu iğneyi olayım diyorum ama iğnenin yapacağı yaranın acısından çekiniyorum. Acaba aşı olmaya gitmeden hemen önce hafif sarhoş olana kadar (mesela yarım litre kadar şarap) içki içip aşıya öyle gitsem iğnenin acısını daha az hisseder miyim veya herhangi bir acı hisseder miyim?

İstanbul'da nüfus fazlalığı gerçekten abartılı boyutlarda ve kalabalığın getirdiği sorunlar trafik, temizlik, salgın durumlarında sosyal mesafe gibi , toplu taşıma araçlarında yer bulabilme gibi sorunları İstanbul halkı iliklerine kadar hissediyor. Bana göre bu kalabalığın azaltılmasının en kısa yolu İstanbul'da asgari ücretin Türkiye'nin geri kalanındaki asgari ücretin 5 katı yapılması. 2825x5 = 14125 lira yani bugünkü asgari ücrete göre. İstanbul'da asgari ücret 5 katına çıkarsa ne olur:

  • Fabrika vb. asgari ücretli işçi çalıştıran kurumlar işçi giderlerini azaltmak için bu işletmeler en kısa zamanda İstanbul haricindeki illere taşınır.
  • Fabrikalar İstanbul dışına giderse İstanbul halkının en az yarısı diğer illere göçecektir haliyle.
Buyrun, başlıktaki tanıma uyan bir otomobil:
https://www.instructables.com/id/Homemade-Wooden-GoKart/

Tek kişilik, üstü açık ve donanımsız diye burun kıvırmayın, kendiniz yapacağınız için planları biraz esnetebilirsiniz. 4 kişilik mi istiyorsunuz, daha uzun kalas kestirip şasiyi biraz daha uzun ve geniş yapıp 4 tane oturak atın. "Üstü açık yağmurda ıslanırım." diye mi düşünüyorsunuz, her bir köşesine dikine uzunca birer kalas çakıp üstüne tente gerin. Cabrio mu istiyorsunuz, tenteyi çıtçıt ile sabitleyin, söküp takabilirsiniz. Panoramik cam tavan mı istiyorsunuz? Tente yerine muşamba takın. Navigasyonlu multimedya mı istiyorsunuz? Eski telefonunuzu arabaya takıp ses bombası eşliğinde kullanın. Biraz uğraşarak motordan güç alan bir dinamo takabilir, hem telefonunuzu şarj edebilirsiniz, klima isterseniz vantilatöre güç verebilirsiniz hatta oturaklarınızın arkasına yüksek dirençli tel çekip ısıtmalı koltuk bile yapabilirsiniz. İsterseniz biraz daha paraya kıyarak tırpan motoru yerine elektrikli motosiklet motor, sürücü ve bataryasını takarak elektrikli, geleceğe dönük bir otomobil yapabilirsiniz. Tahtadan olduğu için yapımı kaynak makinası, jet taşı gibi özel ve pahalı aletler de gerektirmiyor.

İkinci el fiyatlarının, 0 km'de ÖTV'nin düşmesini beklerken bitap düştük. Yetmezmiş gibi ÖTV bindirimi de geldi. Artık hazır otomobil boykotu başlatalım ve kendi yaptığımız otomobiller ile gezelim. Ne dersiniz?
Şu anda yaz mevsimindeyiz, yazın grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklar olmadığından çevrede aksıran tıksıran varsa coronalıdır diyip mesafeyi koyarsınız. Zaten yaz günü aksırıp tıksıran kişi de coronavirüs şüphesiyle hastaneye test yaptırmaya gider, test pozitif çıkarsa da hastalığın ağırlığına göre hasta kendi evinde veya hastanede iyileşene kadar toplumdan ayrı tutularak coronavirüs bulaştırması önlenir. Ama sonbahar gelince haliyle grip mevsimi başlayınca herkes aksırıp tıksıracak kim coronavirüslü kim grip hastası ayırt edemeyeceğiz. Havalar soğuduktan sonra aksırıp tıksıran kişi de grip hastası olduğunu düşünerek evde tavuk çorbası, portakal kürü uygulayıp kimseye zarar vermeden iyileşeceğini düşünecek ona göre hareket edecek hastaneye başvurmayacak, kendini toplumdan ayrı tutmayacak. Eğer bu kişi coronavirüs hastası ise kendisi ile iletişim kurmuş kişilere geçmiş olsun. Ve grip hastası olan kişilerin bağışıklığı düştüğünden Coronavirus kapmaya açık hâle gelecekler. Hem grip hem de coronavirüs olan kişilerin de vücudu bu hastalıkla savaşamayacak, tek başına grip veya coronavirüs hastalığı geçiren birisine göre daha fazla hapşıracak, öksürecek, vücudunda üreyen tüm coronavirüsleri olduğu gibi dışarı yayacak. Bu sebepten dolayı grip virüsü de önceki yıllara göre daha fazla yayılacak, daha fazla insan grip olacak ve aynı zamanda Coronavirus kapmaya daha açık hâle gelecek. Bir de grip olduktan sonra coronavirüslü mü grip mi olduğunu bilmek isteyenler
hastaneleri dolduracak zaten grip olmuş bağışıklığı düşmüş kişilerin arasında Coronavirus kapmış olan az sayıda kişiden yoğun hastane ortamındaki herkese hızla Coronavirus bulaşacak. Ülkemizde günlük yeni Coronavirus vaka sayısı bu sebepten 100000'i bulacak ve Coronavirus hastalığına eşlik eden grip hastalığı nedeniyle günlük iyileşen sayısı 500 ile sınırlı kalacak gibi bir his var içimde. Ama her şerde bir hayır vardır derler ya, Avrupa ülkeleri 2. dalga Coronavirus salgını ile boğuşurken Türkiye bahar mevsimine sürü bağışıklığı kazanmış olarak girecek hatta "Türk insanını yıkacak virüs anasından doğmadı, eyy Corona, sıkıyosa Türk'ün antikorlarıyla vuruşsun, Türk yenilmez" diye geyik yapacağımız kadar sürü bağışıklığımız olacak ama bu süreçte mortalitemiz biraz fazla olacak.
Merhaba Arkadaşlar,

Çalıştığım şirketin bana verdiği şirket otosunu kullanıyorum. Araç Renault Megane 4 1.5 dCi, şirket araçlarını Garanti Filo üzerinden kiralıyor. Filo kiralama şirketi araçlarına kasko yaptırıyor kaskosu var yani. Bugün öğlen aracı park ettiğim bir yerde birisi yumruk atmış sanırım, aracın sol arka kapısının üzerinde kalan kısmında göçük var ama ciddi bir göçük değil, boyasız vakumlu göçük düzeltme ile rahatlıkla düzeltilebilecek cinsten bir göçük. Kaskolarda genellikle mini onarımlar ücretsiz ve kasko bozulmadan yaptırılabiliyor, boyasız göçük düzeltme de mini onarım kapsamında oluyor. Filo kaskolarında da aynı durum geçerli midir? Herhangi bir ücret ödemeden bu göçüğü boyasız göçük düzeltme ile mini onarım kapsamında yaptırabilir miyim? İzlemem gereken yol nedir? Başıma ilk defa böyle bir şey geldi.
Merhaba Arkadaşlar,

Çalıştığım şirketin bana verdiği şirket otosunu kullanıyorum. Araç Renault Megane 4 1.5 dCi, çalıştığım şirket otomobilleri Garanti Filo şirketinden kiralıyor. Geçen park ettiğim bir yerde serserinin biri yumruk atmış olacak ki sağ arka kapının üstünde kalan kısmındaki sac bir miktar içe göçmüş ama ciddi bir göçük değil, vakumlu boyasız göçük düzeltme ile rahatlıkla düzeltilebilecek cinsten bir göçük var. Aracın kaskosu var, zaten filo kiralama şirketlerinin kasko yaptırması zorunlu. Bildiğim kadarıyla kaskosu olan araçlarda mini onarımlar ücretsiz ve kasko bozulmadan yaptırılabiliyor ki boyasız göçük düzeltme de mini onarım kapsamında. Bu mini onarım konusu filo kaskoları için de geçerli midir? Mini onarım kapsamında faydalanarak herhangi bir ücret ödemeden filo aracına boyasız göçük düzeltme yaptırabilir miyim? İzlemem gereken yol nedir, başıma ilk defa böyle bir şey geldi.
Ülkede dolar rezervleri tükenmiş, hayat pahalığı yukarı vurmuş, devlet hazinesi bitmiş durumda. Bu durum da vergi bindirimleri ile düzeltilmeye çalışılıyor ama olmuyor işte. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'ndaki para basma makineleri, para basımında kullanılan mürekkepler, para basımına uygun kağıtlar ve paranın içinden geçen emniyet şeridinin malzemesi ne güne duruyor? Gerçeğinin aynısı olan Amerikan Doları basmak için gerekli her bir şey var. O halde ne duruyorlar, ilk seferinde şöyle şakkadanak diye 700-800 milyar dolar, 650-750 milyar Euro basıp 100-200 milyarını devletin kasasına atıp kalanıno Türkiye piyasasına yollasalar hem hayat pahalılığı biter hem de kamu harcamaları için devletin kasasında yeterince para olur. Duruma göre şak diye 100 milyar dolarlık ve/veya 80 milyar euroluk küçük miktarlarda dolarlar veya eurolar ara ara piyasaya sürülebilir. Bence bunu bir düşünsünler.
Az önce gas monkey garage izleyip gaza geldim ve buraya yazıyorum. Adamlar 1970 model Dodge Challenger kasasına 2015 model kazalı Challenger'dan çıkan motor, şanzuman ve difransiyeli takmışlar nostaljik görünümlü ama modern teknolojiye sahip hoş bir araç olmuş. Acaba biz de bu mantıkla Murat 124 kasasına 1.3 Multijet motor ayarlasak nasıl olurdu hem nostaljik hem yakıtta makul olurdu bence sizce nasıl olurdu?
Merhaba Arkadaşlar:
5 ay önce sıfır olarak alınmış olan 2 yıl garantili HP Pavilion cx0039nt model laptopum var. Laptopum alt kısmında yer alan havalandırma deliklerinden görünen durum aşağıdaki gibidir:




Büyük ihtimalle bu laptopum fan temizlik zamanı geliyordur. 6 ayda bir düşünüyorum zaten fan temizlik sıklığını 6. aya da az kaldı zaten. Şimdi ben bunun fanını kendim temizlesem bu laptop garantiden çıkar mı? Yoksa illa ki servise mi gitmek lazım? Servise gitmek lazımsa ve serviste temizletsem aynı gün servisten çıkar mı ve fiyatı ne olur?

Bir de termal macunu hangi sıklıkta değiştirmeliyim? 2 yıllık aralıklar yeterli midir?
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 21 sa. önce
Son Mesaj Zamanı: 2 ay
Mesaj Sayısı: 240
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 597
İkinci El Bölümü Mesajları: 9
Konularının görüntülenme sayısı: 19.564 (Bu ay: 614)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 688 (Bu hafta: 1)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.