Teğmen
23 Kasım 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
2 üye
Görüntülenme
Toplam: 16 (Bu ay: 0)
Gönderileri
arkadaşlar saat ile ilgili bilgisi olan varsa paylaşırsa çok sevinirim.
2.el max 30.000 tl lik otomatik araba arıyorum.Arabalar konusunda çok bilgi sahibi değlim bilgilerinizi paylaşırsanız memnun olurum iyi forumlar.
Markalar konusunda çok fazla bilgim yok.Bu konuda bilgili arkadaşlar benimle yorumlarını paylaşırsa çok memnun olurum iyi forumlar.
http://www.boyner.com.tr/urun/fabrika-pantolon-1341399-518911527-207-207.html yardım edeblirseniz sevinirim.Şimdiden teşekkürler.
Arkadaşlar bu konuda bilgi sahibi değilim sizin yardımınızı bekliyorum. Max 1000 tl ye kadar bir saat almak istiyorum klasik modeller daha çok hoşuma gidiyor metal kayışlı saatleri hiç beğenmiyorum hem spor hem klasik tarz olan bana önerebileceğiniz modeller olursa yazarsanız sevinirim şimdiden teşekkürler.
Kardeşim DGSde 602. oldu Makine müh.'e geçicek kısmetse İzmirde yaşıyoruz o yüzden istabul düşünmüyoruz.araştırmalarıma göre izmirde yazılabilecek en iyi yer İYTE gibi görünüyor fakat 0 dan başlatıldıgını duydum bilgisi olan varsa yazarsa sevinirim
ALİ ECE

Beşiktaş’ta futbol kararlarını alanların geçen sezondan çıkarması gereken 3 önemli ders vardı:
1- Sadece teknik adam değil komple teknik heyette modern futbol dinamiklerine uygun yeniden yapılanma.
2- Yedek kulübesinin güçlendirilip kadro derinliğinin kaliteli ölçüde geliştirilmesi.
3- Pusudaki 6 + 0 + 4 ve önümüzdeki sezonlar için iyice saçma sapan hale getirilecek yabancı kısıtlaması karşısında yerli oyuncu kalitesinin yükseltilmesi.
Altınsay’ın “Potansiyele göre transfer” ilkesine uygun
Bu 3 önemli dersten yola çıkan Önder Özen ve ekibi yerli oyuncu kalitesinin arttırılması bağlamında en değerli hamlelerinden birini, satın alma opsiyonuyla Gökhan Töre’yi kiralayarak gerçekleştirdi. Türkiye’de kadronuzdaki yerli oyuncu kalitesini arttırmanın en efektif ve kestirme yolu yurt dışında yetişmiş ve altyapı eğitimini yurt dışında almış Türk pasaportlu oyuncuları transfer etmektir. Geçen sezon Beşiktaş’ın iki büyük kazanımı olan Oğuzhan ve Olcay başarılı örneklerinden yola çıkarsak Gökhan Töre tam da İbrahim Altınsay’ın sürekli altını çizdiği “Potansiyeline bakıp oyuncu transfer etme” bağlamında Beşiktaş için “saha içinde” nokta atış bir transfer.
Real Madrıd’i yıkan çocuktu!
Bir önceki cümlede “saha içinde”yi bilerek tırnak içine aldım çünkü Gökhan Töre, Oğuzhan ve Olcay’dan farklı olarak 90 dakikalık “maçlar dışındaki performansı”yla zaman zaman saha içindeki yeteneklerini gölgeleyebilen bir isim.
İlk olarak Bayer Leverkusen altyapısında çocuk yaşta bir Real Madrid maçında attığı gollerle dikkat çeken özel bir yetenek Gökhan Töre. Memleketteki Almanya futbolunun en büyük uzmanlarından sevgili Orhan Uluca’nın futbolburada.com’daki Gökhan Töre analizinde önemle altını çizdiği gibi zaman zaman takım arkadaşları ve hocalarıyla kendisine zarar tartışmalar yaşayabilen, saha içinde olduğu kadar saha dışında da deli fişek bir genç Gökhan Töre.
Arnesen’in keşfi
80’li yılların dünya çapında en klas orta sahalarından olan “Danimarka Dinamiti” döneminin büyük yıldızı Frank Arnesen modern futbol tarihinin ilk ve en başarılı sportif direktörlerinden birisi olarak Robben, Van Nistelrooy, Brezilyalı Ronaldo ve Romario gibi efsaneleri keşfetmiş, gelişimlerine büyük katkı sağlamış bir isim. Aynı Arnesen için Gökhan Töre de çok özel bir oyuncu. Zaman zaman hocaları ve takım arkadaşları ile sürtüşmeleri konusunda “Gökhan Töre çok farklı bir çocuk. Sadece dış görünümüne bakıp bile bunu farkına varabilirsiniz. Gökhan bir Türk ama kızıl saçlı!” diyerek 21 yaşındaki özel yeteneği savunan Arnesen, Gökhan’ı çocuk yaşta Leverkusen’den Chelsea’ye getiren isimdi.
Chelsea’den çok Leverkusen’de yetişti
Sanıldığının aksine Gökhan, Chelsea’de forma giyen ilk Türk değil; o unvan Mustafa İzzet’e ait. Ama Gökhan Töre, Chelsea’ye parayla transfer edilen ilk Türk! 20 Ocak 1992’de Köln’de doğan ve Adler Dellbrück’te futbola başlayan Töre, 11 yaşında Bayer Leverkusen’e transfer olmuştu. Asıl futbol altyapı eğitimini 7 yıl boyunca Leverkusen’de alan Gökhan Töre, 2009’da 17 yaşındayken Chelsea’ye transfer edildi. 2000’lerin ortasında Tottenham’dan Chelsea’ye 10 milyon Euro’ya yakın bir bonservis bedeliyle transfer olan sportif direktör Frank Arnesen, PSV’de de beraber çalıştığı Abramoviç’in futbol danışmanı Piet de Visser ile beraber Chelsea’de bir özkaynak sisteminin temelini atmıştı. O altyapı projesinin ilk meyvesi olan Jeffrey Bruma, Josh McEachran’lı Chelsea U21 takımı 39 yıl aradan sonra 2010’da FA Cup’ın gençler versiyonunu kazandığında Gökhan Töre ilk 11’in banko isimlerindendi.
Malouda’ya takıldı!
Bir dahaki sezon ise bu kez aralarına Fabio Borini ve Benfica – Fenerbahçe maçlarındaki parlak performansıyla da hatırlayacağınız Nemanja Matiç’in de eklendiği kadro, Premier Lig’in rezervler versiyonunda şampiyon olurken Gökhan Töre de attığı 4 golle dikkat çekti. Bu parlak performansı üzerine zaman zaman A takım kadrosuna da girmeyi başaran Gökhan Töre, o sezon Malouda’nın çok iyi performansı nedeniyle hep yedek kulübesinde kaldı.
Kaderin cilvesi işte… Gökhan Töre’yi Chelsea’ye getiren Frank Arnesen bizzat Malouda’nın da Londra’nın Mavileri’ne gelmesinde kilit rol oynamıştı. Ancak o sezon sonunda Arnesen’in Chelsea’den ayrılması, Gökhan Töre’nin de kariyerinde yeni bir sayfa açılmasını sağladı. Sala, Mancienne ve Bruma gibi Chelsea altyapısında beraber forma giydiği gençlerle beraber Frank Arnesen’in kararı üzerine Hamburg’a giden Gökhan Töre, henüz 19 yaşındayken kariyerindeki 4. takıma imza atmış oldu.
2011-12 Bundesliga’nın yıldızlarından biri
Gökhan Töre, sadece Arnesen’in Hamburg’a getirdiği gençler arasındaki en başarılı performans gösteren oyuncu olmakla kalmadı. 2011-12 sezonunun Kasım ayının ortası itibarıyla Almanya Bundesliga’nın en başarılı dripling yapan oyuncusu Gökhan oldu. O dönem yakaladığı parlak form grafiğiyle sezon sonunda Bundesliga’da yılın oyuncusu seçilerek Borussia Monchengladbach’tan Dortmund’a transfer olacak olan Marco Reus’u bile başarılı dripling kategorisinde geride bırakmayı başardı.
“Kış Ligi”nin yıldızı
O sezonun ilk yarısı sonunda yani Almanların deyimiyle “Kış Ligi”nin (Hinrunde) bitiminde birçok Altın-Gümüş karmada kendisine yer bulan Gökhan Töre kısa sürede Hamburg taraftarlarının da en sevdiği oyunculardan birisine dönüştü. Hamburg’un en saygın ve aynı zamanda tirajı en yüksek gazetelerinden Hamburger Morgenpost okuyucuları tarafından “Kış Ligi”nde Hamburg’un en iyi oyuncusu seçildi.
16 maçta 6 asist
Göz dolduran, heyecan veren, taraftarları ayağa kaldıran driplinglerinin yanı sıra 16 maçta 6 asiste de imza atan Gökhan Töre, top tekniği ve dinamizmi kadar henüz 19 yaşında olmasına rağmen fazlasıyla yüksek olan özgüveniyle de yıldızını parlattı. Arnesen, Leverkusen’den Chelsea’ye geldiği döneme göre ortalarını fazlasıyla geliştiren Gökhan’dan dinamizmi, hızı ile daha da fazla şeyler beklediğini söylerken Chelsea’den sadece 1.3 milyon Euro’ya alındığının altını çizdi. (Ama bir dahaki transfer bonservis bedelinin % 50’si de Chelsea’ye gidecekti!)
En kötü zamanda sakatlandı!
Ancak ilk yarıda bir maç dışında tüm maçlarda forma giyen Gökhan Töre, Hamburg’un devre arası kampında menisküsünü yırtınca ameliyat olmak zorunda kaldı. Yaklaşık 2 ay forma giyemeyen Gökhan sakatlık döneminde teknik heyetle yaşadığı tartışmalarla gündeme geldi.
Rubin’e gitmesi çok büyük hataydı!
Sezon sonunda ise artık sakatlığının izlerini tamamen atlatıp Hamburg’da kaldığı yerden devam etmesi beklenirken sürpriz bir şekilde 4.5 milyon Euro’ya Rubin Kazan’ın yolunu tuttu. Tam da Hamburg’da kariyerinde parlak bir performans sergileyip yıldızını parlatırken Rusya Ligi’nde mücadele eden Tatar takımına gitmesi Almanya’daki otoriteler tarafından “Sadece daha fazla para için buradan oraya gitmesi büyük bir kariyer kumarı” olarak yorumlandı.
Almanya’daki otoriteler fazlasıyla haklı çıktılar. Her şeyden önce Rubin Kazan, Hamburg’dan farklı olarak takım savunması sağlamlığı stratejisiyle oynayan bir takımdı. Gökhan Töre’nin ise kariyerinin başından beri en zayıf yönü, aşil tendonu olan takım savunmasına katkısının çok düşük seviyede olması. Eylül 2012’de Rubin’in Kuban’ı konuk ettiği maçın 38. dakikasında gördüğü kırmızı kart ise Gökhan’ın defansif defolarının üzerine tuz biber ekmiş, Rubin teknik direktörü Kurban Berdyev’in onu ilk 11’de hiç düşünmemesine sebep olmuştu.

Türkiye Ligi için potansiyeli çok yüksek
Rubin Kazan’da tüm sezon sadece 7 kez forma giyen bu maçların 5’inde de sonradan oyuna giren Gökhan, forma şansı azaldıkça konsantrasyonunu da kaybetti ve hiçbir şekilde adapte olamadığı Rusya Ligi’nde büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Ancak İbrahim Altınsay ve Önder Özen’in Beşiktaş kadro yapılanmasında hemfikir olduğu en önemli nokta olan son performanslarına göre değil de potansiyeline göre oyuncu transferi yapmak gerektiği bağlamında iki ustaya da katılmamak mümkün değil. Tam da bu noktadan yola çıkarsak kiralık olarak kadroya katılan Gökhan Töre çok olumlu bir transfer.
Geçen sezon Beşiktaş’ın birçok maçta santrforun yanındaki iki kanatta iki sağ ayağı dominant oyuncuyla (Holosko ve Olcay) oynamak zorunda kalması Gökhan Töre’nin ince bilekli sol ayağını ekstradan değerli kılıyor. Çok sıkı bir Messi hayranı olan ve sık sık Arjantinli yaşayan efsanenin birebirlerde kullandığı adam geçme numaraları üzerine çalışan Gökhan Töre’nin safkan yetenekleri ve saha içi potansiyeli büyük bir kazanç.
Zaman zaman topu alıp evine götürecek kadar çok topu ayağında tutan ve bu açıdan zaman zaman Quaresma ve Hasan Şaş’ı hatırlatan Gökhan Töre’ye göre mevkisinin en iyilerinden birisi Nani! Ve Gökhan da zaman zaman tıpkı Nani gibi oyun disiplininden fena halde kopabiliyor, takım savunmasını tamamen unutabiliyor. Bu noktada top Biliç, Önder Özen, Rak ve Dolu Arslan’da olacak.
Gökhan’ın özellikle kondisyoner Rak yönetiminde bu yaz kamplarını çok iyi değerlendirip geçen sezon çok az oynamış olmanın yarattığı fizik-kondisyon dezavantajlarından kurtulması çok önemli. Biliç’in zamanında Kranjcar ve Rakitiç gibi savunmaya katkıyı angarya olarak gören iki ofansif oyuncudan nasıl takım savunmasına katkı aldırabildiğini görmüştük. Bu noktada da top Gökhan Töre’de. Gökhan Töre nasıl Beşiktaş için bir şans ise Beşiktaş da Gökhan Töre için daha büyük bir şans olarak gözüküyor.


http://www.totemspor.com/yazarlar/ali-ece/buyuk-yerli-potansiyel-gokhan-tore-110713
Maksatlı ama zavallıca belaltı vuruşlara rağmen taraftar kısa sürede Önder Özen’i çok sevdi. Özen ve Özen’in getirdiği Biliç’e bir şey dikte etmek yerine onlardan modern futbol adına feyz alınmalı.
Beşiktaş yönetimi, bunu benden daha iyi biliyor: Beşiktaş Kulübü kongre yapısı, son 10 yıldaki haliyle takımın asıl sahibi olan Beşiktaş’a gönül verenlerin futbol duygu ve görüşlerini yansıtmıyor. Ancak kısa bir zaman sonra bunun yeni ve “daha da bağımsız” üyelerle değişeceğinin de farkına varmalı ve ona göre hareket etmeli. 5 sene sonra hakikaten Beşiktaş taraftarının futbol duygu ve görüşlerini yansıtacak bir kongre olacak ve o kongrede o taraftarın yönetimde görmek istediği birçok yeni isim de aday olacak!
O yüzden mevcut Beşiktaş yönetiminin bu yaz yapması gereken en önemli icraat, eski hataları tekrarlamamak ve özellikle futbol takımının yeniden yapılanması ve profesyonelleşmesi sürecinde işi modern futbolun uzmanlarına bırakmak.
EN HAYATİ KREDİNİZ!
Taraftarın kafasında seçim sonrası ortaya çıkan tereddütler biraz ortadan kalktıysa bunun 2 ana sebebi var:
Birincisi “maksatlı ama zavallıca belaltı vuruş”lara rağmen duruşu, futbol zekâsı ve ahlakı kadar icraatlarıyla da taraftarın kısa sürede çok sevdiği, bağrına bastığı Önder Özen. İkincisi ise Özen’in getirdiği Slaven Biliç.
Öncelikle bu iki isme bir şeyler dikte etmek yerine bol bol onları dinleyip modern futbol adına feyz almak tüm yönetim kurulu üyelerinin lehine olacaktır. Tabii ki bu “dinleyip öğrenme” meselesinde söz konusu transfer ise geçen sezonki durumu tekrar hatırlatmakta fayda var. Geçen sezonun 2 yerli yıldızı Oğuzhan ve Olcay’dı ve onları da kısa süre görev yapmasına rağmen takıma kazandıran İbrahim Altınsay’dı.
KAFALARI BULANIK
Geçen yaz Altınsay’ı kaçırtan, adeta istifa etmeye zorlayan modern futboldan bihaber zihniyet son günlerde yine Beşiktaş’a gönül verenlerin keyfini kaçırmakla meşgul! Buna karşın ise takımın asıl ve nihai sahipleri “Altınsay’ı kaçırdınız, Önder Özen’i yedirmeyiz” diyorlar.
Bu yüzden Beşiktaş’ta bu transfer döneminde her şey şeffaf ve bilimsel olmalı.
Bu sadece taraftarın değil yönetimin de lehine! Ben de birçok kişi gibi Sezer’in kötü bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum ama yine birçok kişi gibi transferin yapılış biçiminde ortaya çıkan çarpıklığa itiraz ediyorum. Kulüpler hele hele Beşiktaş gibi büyük kulüpler “Ama ona söz vermiştim, buna söz vermiştim. Bu kırılmasın, onunla denge bozulmasın, herkese mavi boncuk dağıtalım” bulanık kafasıyla yönetilmez.
SEBA’NIN MİRASI SÖZ
Yönetimin tutması gereken tek söz vardır o da seçildiğinde otomatik olarak ortaya çıkan, Süleyman Seba’nın mirası en önemli söz: “Beşiktaş için bir şeyler yapmak istiyorsanız, hiç kimsenin adamı olmayın!”
Şimdilik bu kadar, ama aynı bulanık kafa gölge etmeye devam ederse, daha çok yazacağımız var!

http://smart.aksam.com.tr/Home/newsdetail?44/yazarlar/ozenli-isler-yapin/haber-224122
dinlemek isteyenler içinhttp://www.ligradyo.net/canliradyo.aspx
Hakkında
Konum: İzmir,
Meslek: Makine Mühendisi
Forum İmzası:
Sistem ve Tercihleri
Operatör
Vodafone
Takım
Beşiktaş
TV
Philips
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 4 yıl
Mesaj Sayısı: 190
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 965
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 22.262 (Bu ay: 27)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 186 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Spor
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.