Onbaşı
25 Ağustos 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme
Toplam: 6 (Bu ay: 0)
360188 Gün Cezalı
357581 gün 21 s. 6 dk. kaldı
Gönderileri
Yer altında bir mağara tasarla. İçinde boyunlarından ve ayaklarından duvara zincirlenmiş insanlar hayal et. Başlarını asla geriye çeviremiyorlar ve ezelden beri böyleler.

Şimdi mağaranın dışında yanan bir ateşin önünden geçen kabile düşün. Gölgeleri duvara yansıyor. Şimdi mağaradaki insanlar onların gölgelerini görüyor. Onlar için bütün gerçeklik bu mağara duvarı. Evrenleri iki boyutlu ve siyah. Oysa her şey farklı.

Şimdi ise yaşadığın dünyanın o mağara, gördüğün güneşin ise o ateş olduğunu düşün. Bu durumda gördüğün her şey asıl gerçekliğin sadece bir yansıması.
Hepimiz kardeşiz azizlerim.
Mantıklı bir evrende yaşamıyoruz. Neden mi? Şimdi şöyle başlıyorum kardeşlerim;

1-)Elealı Zenon: Milattan önce 400'lü yıllarda yaşamış önemli bir filozof. Paradoksları ile meşhur. Hemde ne paradokslar, üzerinde biraz kafa yormadan "Bu ne lan?" diyip geçebilirsiniz ama biraz düşününce özellikle bu paradokslardan biri hayat nedir tanımınızı kökünden değiştirebilir.

Yunan kahramanı Akhilleus'un, bir kaplumbağa ile yarış yaptığını hayal edelim. Çok iyi bir koşucu olduğu için Akhilleus, kaplumbağanın belirli bir mesafe, örneğin yüz metre, ileriden başlamasına izin verir. Eğer her ikisinin de sabit hızlarda koştuğunu düşünürsek (biri sabit yüksek bir hızda, diğeri sabit düşük bir hızda), belirli bir süre sonra Akhilleus yüz metre koştuğunda, kaplumbağanın başladığı yere gelmiş olacaktır; bu süre boyunca kaplumbağa da küçük de olsa belirli bir mesafe koşmuştur, örneğin 1 metre. Akhilleus bir süre sonra bu mesafeyi de tamamladığında, o süre zarfında kaplumbağa yine küçük de olsa bir mesafe ilerlemiş olacaktır ve bu böyle devam edecektir. Böylece, Akhilleus ne zaman kaplumbağanın varmış olduğu bir noktaya varsa, daha hâlâ gitmesi gereken bir mesafe kalmış olacaktır.

Bu nedenle Zenon, Akhilleus'un kaplumbağayı hiçbir zaman geçemeyeceğini söylemiştir.

Eğer bu paradoks size saçma geldiyse şimdi konudan çıkabilirsiniz ama bu ciddi bir paradoks kardeşlerim. Hareketin varlığını temelinden sarsan çok yüksek bir deha ürünü. Sonsuz toplam,fizik matematik vs. her şeyi boş verin. Bunun gündelik hayatta mantıklı bir açıklaması yok. Şimdi gelelim diğer soruna;


2-)Milattan önce yine 400'lü yıllarda Demokritos atom kavramını ortaya attı. O dönemlerde insanlar bir maddenin sürekli ikiye kesilmesi sonucu bir yerden sonra bölünemeyen bir parçacığa ulaşılıp, ulaşılamayacağını düşündü. Gündelik bir yaşam süren insanlar yine gündelik bir mantık tarafında yer aldı. Tabii ki bunun bir sınırı olamazdı. Hangi engel küçük bir maddenin daha da küçülmesini engelleyebilirdi ki. Hiç. Ama daha derin düşünebilen kesim daha kompleks bir mantık ile bunun bir sonu olması gerektiğini düşündü. Sonu olmalıydı çünkü sonu olmalıydı işte. Nasıl bir madde sonsuza kadar bölünebilirdi? Eğer öyle olsaydı bu varsayım maddelerin arasında hiç bir fark olmamasını gerektirirdi. Ama demir demirdi, beton da beton işte. Bu tartışmalar atomun keşfine kadar sürüp gitti. Sonra atomun da bölünebildiği anlaşıldı vs. Atom biliminin ortaya çıkması, atom kavramının ilk ortaya çıktığı zamanlarda ki işin asıl önemli olan felsefi yanının unutulmasına sebep oldu. Ama farklı filozoflar düşünmeye devam etti. Burada da mantıklı bir açıklaması olmayan bir sorun vardı.


Şimdi bunlar ne ifade ediyor? Ben bunları neden yazdım? Şöyle düşünüyorum azizlerim;
Bence tüm bunların böyle olmasını isteyen biri olmalı. Yani evet bazı sorunlar, oturmayan parçalar var ve doğal olarak böyle yürümez ama biri yürüsün istiyor işte. Ve yürütüyorda. Öyle ki bu işi o kadar tıkırında ve mükemmel yürütüyor olmalı ki çoğumuzun ruhu bile duymuyor. Gündelik hayatımıza çok güzel bir uyum sağlamış ve bu yüzden hiç birimiz farkedemiyoruz.

İlginç değil mi azizlerim?
Öncelik ile nedir bu Asmr etkisi, şudur efenim;
Hani küçükken sana yatmadan önce biri kısık sesle masal okurken veya bir tutorial videosu izlerken veya fön makinesi ile biri saçlarını kuruturken kafatasının altının okşandığı hissi sonra enseden aşağıya inen bir rahatlama vardır ya. İşte ona asmr etkisi deniyor hanımlar beyler. Şimdi bir çok kişinin "vay be bunun bir ismi mi varmış" veya "Sadece ben değilmiymişim?"gibi soruları kendisine sorduğunu duyabiliyorum. Yalnız değilsiniz kardeşlerim. Şimdi o hissi yaşamak için doğaçlama gelişen rastlantısal anları beklemenize gerek yok.


Bakın şöyle videolar var. Kulaklık takmanız tavsiye edilir.



Bu tarz değişik olanları da mevcut. Asmr diye aratarak bir çok farklı tarz bulabilirsiniz(makas sesi,kağıt sesi vb.)
Bence sevmiyordur, sizce?
Evet beyler kimseye inanmıyorum. Herkesin benim aklımdan geçenleri bildiği ve bana rol yaptıkları düşüncesi bazen yalnızken bile baskı altında kalmama sebep oluyor. Eğer bana bir oyun oynuyorsanız komik değil şimdi bitirin bu şakayı.
Görünce kız olasım geliyor o derede.
Yüz hatları diyorum vücut değil, dikkat. Bu önemli.

Bence Rosie Huntington Whiteley

100 tane sipariş geçiyimde kaldırın şu reklamı.
Saat kaç?
Hakkında
Forum İmzası:
İnanmayabilirsiniz ama bu hesaptan atılan bütün mesajlar uzun sürecek bir sosyal deneyin parçasıdır.
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 7 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 7 yıl
Mesaj Sayısı: 26
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 1.321
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 31.241 (Bu ay: 197)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 1.123 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.