Yüzbaşı
26 Temmuz 2012
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
3 üye
Görüntülenme
Toplam: 101 (Bu ay: 12)
Gönderileri

harmanda 2,20-2,70 TL/kg fiyat verilen ve çiftçinin elinden toplanan buğday

şu an piyasada 5,70 TL/kg den işlem görüyor. bir iki yerde bu fiyattan alım satım olduğunu duydum.

dünyada buğday rekoltesinde %16 düşüş yaşanmış.

nisan mayıs gibi fiyatların 800 dolar / ton olacağı tahmin ediliyor.

o zaman dolar, navlun gemi fiyatları kaç olur Allah bilir...


martta üre gübre 3.500 TL / ton

kasımda üre gübre 11.000 TL / ton oldu.

ekim kasım gibi buğday ekenler gübresiz ekti veya normalde kullanacağı gübreyi kıstı.

yaza ülkede buğday verimi nasıl olacak bakalım....


ayrıca yağlık günedöndü - günebakan - günçiçeği (ayçiçeği yanlış çeviri) fiyatları

bu günlerde 8,10 TL / kg.

günedöndü bu sene pek ekilmedi, onun yerine kanola ekildi.

seneye günedöndü rekoltesi en az %50-60 azalır. çünkü çevremde gördüğüm kadarıyla

günedöndü yerlerinin 4 te 3 üne kanola ekilmiş.

yağ fiyatları uçuşa geçebilir.

Yatarım Tavsiyesi Değildir.

17 yaşındaki Türk kızı Serap Eser; 8 Kasım 2009 günü Küçükçekmece Kanarya Mahallesi'nde durakta yolcu almak için bekleyen İETT otobüsüne;


bu topraklardaki 1000 yıllık Türk Egemenliğini-Hakimiyetini-Yönetimini kabul etmeyen

ve yarısı tarafından silahlı/silahsız her türlü isyan-ayaklanma-başkaldırı yöntemine başvurup,

diğer yarısı tarafından -insan hakları, demokrasi, barış, ümmet, islam kardeşliği, anadil eğitimi, ortak devlet, demokratik yönetim, yerinden yönetim, egemenliğin paylaşılması vb.- süslü kelimelerle "iyi polis" rolü oynayarak,


aynı amaç için yarısı sağ yoldan, yarısı sol yoldan hareket eden, aynı ufka gözlerini dikmiş ve aynı menzile yürüyen dinci olsun, dinsiz olsun malum soyun mensupları tarafından molotofkokteyli atılarak yakılmıştı. 29 gün komada kalan Serap, 7 Aralık 2009 günü hayatını kaybetmişti.


Yakılışının 11. yılında Serap'ı rahmetle anıyoruz...


Tengri uçmağına alsın.

Öcünü almak için de bizlere fırsat versin...


https://store.donanimhaber.com/6e/54/44/6e54442f00a21c901787d2216faed58b.jpg
https://store.donanimhaber.com/4f/da/59/4fda59660b8ad41794fff34ac385be94.jpg


https://store.donanimhaber.com/aa/34/b9/aa34b9781bc3e4eb7c3ce8f426c947c1.jpg

6 kişi çalışıyoruz ve sabahtan beri içimizden 2 kişi BİNOM-AR araştırma şirketi olduğunu söyleyenler tarafından (0212-945-05-19) arandı.

bu orana bakarsak, çok ciddi sayıda denek araştırma gurubu var.

anket yaptıklarını söylediler.

sorular çok acayip.


-hükümetten memnun musunuz

-hükümetin mülteci politikalarından memnun musunuz

-mülteci gelmesini ister misiniz

-ailenizde daha önceden mülteci durumuna düşen, böyle bir göçe maruz kalan var mı

-aylık geliriniz

-geçen ay kenara para koyabildiniz mi

-eğitim durumunuz

-çocuk sayınız

-ailenizde konuşulan anadiller

-savaş çıksa kaçar mısınız?

-kaçarsanız hangi ülkeye, tarafa doğru kaçarsınız?

-kaçarken yanınıza ne alırsınız

-dindarlık seviyeniz



ve daha aklıma gelmeyen pek çok soru var.


anket sonunda 4000 TL'lik alışveriş çeki çekilişine katılacağınızı söylüyorlar.


sorular kesinlikle, ülkedeki bir iç savaş durumunda toplumun tepkisini ve yapacaklarını öğrenmeye yönelik.

bu bir iç savaşa hazırlık safhası.... durum senaryoları oluşturuluyor.....

Ülkeyi yönetenler bunu kesinlikle araştırmalı.

Malatya doğumlu bir ermeni olan Durmuş Durduyan,

sonradan adını değiştirerek Oğuzhan Asiltürk yapmış.

pek çok kez siyasette boy gösteren Durmuş Duruyan,

en son Saadet Partisini, AKP'ye ve Cumhur İttifakına eklemlemeye çalışıyordu.

Covid sebebiyle öldü.

(forumda bir felsefe bölümü bulamadığım için buraya yazıyorum)


bir süredir düşünüyorum;


evrende asıl olan karanlık ve soğuktur.

aydınlık ve sıcaklık olması için bir ışık ve ısı kaynağına ihtiyaç var.

öyle bir kaynak yoksa evren karanlık ve soğuk.


düşüncelerime göre

ilk yaratıldığında karanlık ve soğuk yaratılmış.

sonra içine ısı ve ışık kaynakları konmuş. canlılık-enerji üretmesi için.

sizler ne düşünüyorsunuz bu konuda ?

17 yaşındaki Türk kızı Serap Eser; 8 Kasım 2009 günü Küçükçekmece Kanarya Mahallesi'nde durakta yolcu almak için bekleyen İETT otobüsüne;


bu topraklardaki 1000 yıllık Türk Egemenliğini-Hakimiyetini-Yönetimini kabul etmeyen

ve yarısı tarafından silahlı/silahsız her türlü isyan-ayaklanma-başkaldırı yöntemine başvurup,

diğer yarısı tarafından -insan hakları, demokrasi, barış, ümmet, islam kardeşliği, anadil eğitimi, ortak devlet, demokratik yönetim, yerinden yönetim, egemenliğin paylaşılması vb.- süslü kelimelerle "iyi polis" rolü oynayarak,


aynı amaç için yarısı sağ yoldan, yarısı sol yoldan hareket eden, aynı ufka gözlerini dikmiş ve aynı menzile yürüyen dinci olsun, dinsiz olsun malum soyun mensupları tarafından molotofkokteyli atılarak yakılmıştı. 29 gün komada kalan Serap, 7 Aralık 2009 günü hayatını kaybetmişti.


Yakılışının 11. yılında Serap'ı rahmetle anıyoruz...


Tengri uçmağına alsın.

Öcünü almak için de bizlere fırsat versin...


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/ea/90/00/ea9000f4c869082779be5f4c5e038997.jpeg&t=0&width=480&text=1
https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/30/dd/92/30dd923a4d568839e2c7b1faccec0edb.jpeg&t=0&width=480&text=1


https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=https://store.donanimhaber.com/e9/88/e9/e988e91b02e4ac528f46c40e4a603f02.jpeg&t=0&width=480&text=1
İYİ Partili vekilden olay sözler: ''Yeğenim Suriyelilerden mikrop kaptı!''
İYİ Parti Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu 11 aylık yeğeni Damla’nın, Suriyelilerden menenjit mikrobu kaptığını ve ölümden kurtulması için el ve ayaklarının kesildiğini açıkladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu dün TBMM Plan Bütçe Komisyonunda, Suriyelilerden kaynaklı bir tane bile salgın hastalık görülmediğini söyleyince ”Var olanı yok saymayın” diyen Tatlıoğlu acı olayı anlattı.

Tatlıoğlu ”11 aylık yeğenim Suriyelilerden kaynaklı meningokoksik menenjit oldu. Ankara Hacettepe Hastanesine geldi, elini ve ayaklarını kestiler henüz 11 aylık bir bebek'' dedi.

Tatlıoğlu, yeğeninin rahatsızlığıyla ilgili Sözcü'den Deniz Ayhan'a konuştu ve şunları söyledi:

Yeğenim Damla, bir rahatsızlığından dolayı Bursa'da Dörtçelik hastanesinde tedaviye götürülüyor. Bir gün hastaneden döndükten sonra ateşleniyor ve tekrar hastaneye götürüyorlar. Tetkikten sonra meningokoksik menanjit teşhisi konuluyor. Ambulansla Ankara Hacettepe Hastanesi'ne sevk edildi. Üç ay Hacettepe'de kaldı. Yeğenimizin bir elini, bir ayağını yarıdan kestiler. Bir elindeki üç parmağını da kestiler. Şimdi de solunum probleminden dolayı Dörtçelik hastanesinde yoğun bakımda.

Oradaki sağlık çalışanlarının yeğenimizle ilgili ifadesi bu hastalığın mültecilerden bulaştığı ve Türkiye'de daha öncesinde bu hastalığın görülmediği yönünde. Bursa'da 150 bin civarında Suriyeli var, olmasın anlamında söylemiyorum ama devletin tedbir alması gerekiyor. Aşı ve sağlık konusunda tedbir gerekiyor. Bütün çocuklar için, Suriyeli çocuklar da dahil olmak üzere yeni bir aşılama sistemi başlatılmalı'.

"AİDS DE ARTTI"

CHP’nin doktor Milletvekili Ali Şeker de, Türkiye’de 26 yıldır görülmeyen bazı hastalıkların Suriyeliler nedeniyle yeniden ortaya çıktığını söyledi. AK Parti Konya Milletvekili Dr. Abdullah Ağralı ise bir süre önce TBNMM Göç ve Uyum Komisyonunda yaptığı açıklamada ”Ülkemizde gözükmeyen hastalıklar, gözükmeye başladı” demişti.

CHP Mersin eski Milletvekili Fikri Sağlar ise yaptığı açıklamada ‘'Suriyelilerden kaynaklı AİDS vakalarında da artış var. Suriyeli mülteciler, Türkiye'de kontrol altına alınmış olan 8 ayrı hastalık mikrobu taşıdılar. Bunlardan kaynaklı sıtma, şark çıbanı, çocuk felci, tüberküloz, kızamık, tifo ve brusella, tekrar sahneye çıktı'' dedi.

Bir süre önce TBMM Göç Uyum Komisyonunda bilgi veren Sağlık Bakanlığı Göç Sağlığı Daire Başkanı Kanuni Keklik de, Suriyelilerde 8 bin şark çıbanı, 900'ün üzerinde tüberküloz tespit edildiğini açıklamıştı.

Kaynak:https://www.haber3.com/guncel/politika/iyi-partili-vekilden-olay-sozler-yegenim-suriyelilerden-mikrop-kapti-haberi-5058603


Selim Acar…
“Bir anda kolumu kaldıramadım, vurulduğumu anladım, kurşun göğüs kafesimin altına girmişti, zor nefes alıyordum, ölümü beklemem gerekiyor galiba diye düşündüm, birinin ‘Selim öldü' dediğini duydum, ‘ben ölmedim' diyemedim, sesim çıkmıyordu, meğer vücuduma üç kurşun girmiş, uzuv kaybım var, iç organlarım parçalanmış, askerden sonra dört yıl serseri mayın gibi kendimi aradım, neredeyim, neler oluyor diye günlerimi geçirdim, tek tek şehit arkadaşlarımın mezarlarına gittim, oraya mı aitim, buraya mı aitim, algılayamıyorum, bazen kendimi tuvalet kağıdı gibi hissediyorum, kendi vatanımızı savunduk ama, sanki paçavrayız.”



Erhan Atik…
“İnsanların duyarsız olması beni çok üzüyor. Kimi insanlar ‘bana ne, benim için mi vuruldun' diyor. Bu cümle beni bitiriyor.”



Erol Aydın…
“Davul zurnayla gittim, koltuk değneğiyle döndüm, bazı insanlar ‘devletten maaş alıyorsun, daha ne istiyorsun?' diyorlar.”



Erol Ayhan…
“Karaciğer, bağırsak, böbrek, kalp, ortopedi, beyin, sinir cerrahisi, üç ay içinde 41 ameliyat oldum, bacağımı diz üstünden kestiler, yıllar geçti, hâlâ vücudumdan şarapnel parçaları çıkıyor, biz gazileri biz gazilerden başka kimsenin anlamadığını gördüm.”



Reşat Bakır…
“Sinir uçlarım çok hassastı, protez taktığımda çok canım yanıyordu, sürekli evdeydim, dışarı çıkamıyordum, ama çocuklar anlamıyor ki… Oğlum yanıma geldi, ısrar etti, birlikte parka gittik, banka oturdum, salıncağa binmek istiyor, kaydıraktan kaymak istiyor, onunla birlikte oynamamı istiyor, bakıyor, etrafındaki babaların hepsi çocuklarını kucaklarına alıyor, oğlum da aynısını istiyor, hadi gayret edeyim dedim, kaldırmak istedim, ikimiz birlikte düştük.”



Mehmet Çamkerten…
“Vuruldum, sırtüstü yerdeyim, o anda sol yanıma el bombası düştü, kalkmak istedim, kalkamadım, şehadet getirdim, el bombası patlamadı… Şimdi televizyonda seyrediyoruz, bir belediye otobüs şoförü iki kolu bir bacağı olmayan gaziye ‘şerefsiz' diye bağırabiliyor, 16 arkadaşım boşuna şehit olmuş, boşuna gazi olmuşuz.”



Rafet Değerli…
“Korucuların köyünü bastılar, oraya gittiğimde şoke oldum, sobanın kuzinesinden altı aylık bebeği çıkardım… Köyden ayrıldık, 10 dakika gitmeden mayına bastım, sol ayağım, ayak bileğim, parmaklarım, tarak kemiğim, hepsi gitti, dizime kadar yanıktı. 2000'li yıllara kadar gazinin anlamı vardı, nereye gidersek, devlet kurumlarında müdür bile kapıda karşılardı, güleryüzle buyur ederdi, gazinin şu an anlamı da yok, değeri de yok.”



Metin Erdem…
“Şarapnel geldi, gözüm aktı, babam şehit oldum diye sela verdirmiş köyde, mezarımı kazdırmış, bugün bile hâlâ kafamı hissetmiyorum, sonra gidip Abdullah Öcalan'la müzakere yaptılar!”



Fazlı Ersan…
“Çatışmaya girdik, elim koptu, şuurumu kaybettim, bir ara bulutların arasında gidiyordum, herhalde şehit olduk gidiyoruz dedim… Türk-Kürt çatışması diyorlar, benim hanımım Kürt, ne çatışması? Bir ortama girdiğimizde gaziyiz diyoruz, vebalı gibi bakıyorlar. Artık polis bile gaziye saygı göstermiyor.”



Zekeriya Gökyar…
“Belim kırıldı, felç oldum, 19 yıldır yatağa bağımlı yaşıyorum, şu kadarını söyleyeyim, hakkımı helal etmiyorum.”



Kadir Garip…
“Reklam panolarına ‘referandumda evet demek, şehit ailelerine ve gazilere pozitif ayrımcılık demektir' diye yazmışlardı, tam tersine, durumumuz daha da kötüleşti. Sokakta gördüğüm çocuklar bana afacan afacan baktığında, lanet okuyorum bu hayata… Bana ‘baba' diyecek bir çocuk sesi duymak istiyorum. Kullanamadığım bacaklarıma inat, koşup zıplayan bir evlat istiyorum, çok mu?”



Emrah Güneri…
“Patlamayla havaya uçtum, elime şarapnel isabet etmişti, acıdığını hissettim, eldivenimi çıkarırken bir asker botu gördüm, tanıdık geldi, ayaklarıma baktım, kan fışkırıyordu. Ayağım kesildi. İnsanlar bizi gazi olarak görmüyor, sadece engelli olarak görüyor.”



Yunus Kara…
“Sol ayağım kömür olmuş, sağ ayağım diz üstünden kopmuş, üstümde sadece boş palaska kalmıştı. Şimdi haklarımız öylesine kısıtlı ki, istediğimiz protezi bile alamıyoruz, ayağımın canlısını verdim, sahtesini alamıyorum!”



Ömür Karaman…
“20 yaşımda askere gittim, 37 yaşındayım, 17 senedir tedavi görüyorum, 20 defa ameliyat oldum, yüzde 93 engelliyim, hiç sosyal hayatım olmadı, evliliği düşünmeye vaktim bile olamadı, bütün ömrüm, gençliğim hastanede geçti, milletin onurunu, namusunu korurken bu hale geldik, şimdi çevremde bazıları ‘Ömür'ün psikolojisi bozuk' diyorlar, ben de ‘Allah kimseye benim yaşadıklarımı yaşatmasın da, varsın beni anlamasınlar' diyorum.”



Selami Karanfil…
“Gazi olarak onurlu şekilde yaşayamıyoruz, milli bayramlarda bayrak asacak cesaretim bile kalmadı, Mustafa Kemal Atatürk'ün olmadığı yol, karanlıktır. Türkiye maalesef yoldan çıktı.”



Hüseyin Kocalar…
“Ayağıma baktım, yok. İnşallah rüyadır diye dua ediyordum ama, rüya değildi. Hükümet bize iyi gözle bakmıyor. Biz ne yaptık vatanımızı korumaktan başka?”



Sabahattin Külah…
“Benim ayağımı alan adamlar şu an Meclis'te!”



Bektaş Oruç…
“Şehit için isyan etmiyorsun, gazi için isyan etmiyorsun, ‘bu çocuk 20 yaşında kör olmuş, kolu bacağı kopmuş' demiyorsun, ne yapayım böyle halkı, ne yapayım böyle devleti!”



Kadir Özbayar…
“Kafamdam vuruldum, gazi sayılmıyorum, gazi olabilmek için illa kaçakçı mı olmak lazım?”



Cengiz Özerden…
“Belediye otobüsüne bir kere bindim, otobüs şoförü ‘geç geç bedavacı' dedi, bir daha belediye otobüsüne binmedim.”



Hüseyin Sevik…
“Kimseye muhtaç değilken, kucakta taşınmaya başladım, biraz sesimiz çıksa, ‘sana iş veriyoruz, maaş veriyoruz, daha ne istiyorsun?' diyorlar, bu saatten sonra bana dünyayı verseniz ne olur.”



Ömer Sevinç…
“51 ameliyat geçirdim, 14 yıldır hastanede yaşıyorum, ne zaman çıkacağım belli değil, bir gözümü, iki bacağımı kaybettim, şimdi bize ‘gazilik sektör oldu' diyorlar! Hesabını biz soramıyoruz ama, yüce Allah soracaktır.”



Cemil Şenoğlu…
“Artık yarım insanım, hükümet bizden çok teröristleri önemsiyor.”



Ersin Taştan…
“Adamlar gözümüzün içine baka baka ‘ben Pkk'lıyım' diyor, biz ‘gaziyim' demeye utanıyoruz.”



Engin Tunç…
“Bu ülkede gaziler lehine çıkartılan yasa var mı? Ben hiç duymadım.”



Hüseyin Turan…
“Mayına bastım, ayağımı gördüm, avazım çıktığı kadar bağırdım, kabullenemiyordum, o an ölmek istedim, böyle yaşayamam diye düşündüm, GATA'ya getirildim, bir gün tuvalete gittim, elimi yüzümü yıkamak istedim, aynaya baktım, korkudan bağırdım, meğer yüzüm, saçlarım, kaşlarım yanmış, farkında değildim. Bugün Türkiye'ye bakıyorum, meğer kaybettiklerimizin hiçbir değeri yokmuş.”



Yavuz Yücel…
“Vatanseverlik mi azaldı, toplum mu çıkarcı oldu, bilemiyorum.”



Halil Mısırlı…
“Millet bizi unutmasın, hayattan başka bir şey istemiyorum.”



Değerli arkadaşım Koray Gürbüz tarafından kaleme alınan “Unutmayın” isimli kitaptan satırlar bunlar.



Okurken darmadağın olduğunuzdan eminim ama, gerçekler böyle.



Koray astsubaydı.
Bir değil, iki kere gazi.
1991'de Şırnak Gabar'da vuruldu, henüz 18 yaşındaydı, dört ameliyat oldu, geri döndü.
1996'da Siirt Karadağlar'da pusuya düştüler, 18 şehit verdik, Koray'ı öldü diye çatışma bölgesinde bıraktılar, ölmedi.

Bir böbreği yok, dalağı yok, safrakesesi yok, bağırsaklarının bir bölümü yok, karaciğerinin yarısı alındı, bacaklarında ve kollarında parçalı kırıklar vardı, altı ay komada kaldı, 23 defa ameliyat oldu, sol bacağı iki santim kısa kaldı, sol tarafı boydan boya hissetmiyor, sol kolunu kullanamıyor.

Çünkü…
14 kurşun ve şarapnel girip, çıkmıştı!



Türkiye rekoru, gazi Hacı Altıner'e aitti, 1951'de Kore'de vücuduna 14 kurşun yemiş, ölmemişti. Koray bu rekoru egale etti.



Yılmaz Yiğit mesela, değerli adaşım…
Adı gibi yılmaz, soyadı gibi yiğit.
2007 yılıydı.
Şırnak'taydı.

“Üs bölgesini aldık, terörist grupla teması bekliyorduk ki, bulunduğumuz bölge havaya uçtu, önceden patlayıcıyla tuzaklamışlar, 21 kişiydik, 21'imiz de serilmişti, vücuduma elektrik verilmiş gibi hissettim, sol koluma baktım, sol kolum yok, bacağıma sanki kaynar su dökülmüştü, baktım, bacağım yok, doğrulmaya çalıştım, ayakucumda çukur var, baktım, bacağımın parçaları duruyor çukurda, kelime-i şehadet getirdim, çatışma devam ediyordu, tüfeğim dedim, tüfeğim nerde, sağ kolum erimiş plastik gibi damlıyordu yere.”



O an fark etmemişti Yılmazım…
Sol gözü de gitmişti.



Ya da mesela… “Yarın bizi yazmayı unutmuyorsun değil mi ağabey?” diye ısrarla telefon eden, değerli kardeşim İzzet Ertunç.



1996'da Batman'da mayına bastı.
İki bacağını da kaybetti.



Geçen yıl Anıtkabir'e geldi.
Tekerlekli sandalyesiyle merdivenleri aşabilmesi mümkün değildi.
Varlığıyla onur duyduğumuz deniz kurmay albay Ali Türkşen oradaydı.
İzzet'i sırtına aldı, Atatürk'ün mozolesine çıkardı.



Kahramanın sırtında kahraman…
En büyük kahramanımızı selamladılar.



Bugün 19 Eylül.
Gaziler Günü.
Mustafa Kemal'e TBMM tarafından “gazi” unvanının verildiği gün.



Bizler sadece, Mustafa Kemal'in askerleriyiz.
Onlar “gazi” Mustafa Kemal'in askerleri.



Vatan denilen kavram…
Şehitlerimizle birlikte, bu insanlarımızdır.



Belediyelerdeki, ihalelerdeki hırsızlıklardan komisyon istemiyorlar.
Alt tarafı senede bir gün, hatırlarının sorulmasını istiyorlar, hepsi bu.



Sayın açılımcı hükümetimizden, lütfedip biraz da gazi açılımı yapmasını rica ediyoruz!



Oğulları pkk'ya katılan annelere gösterilen sımsıcak ilginin, hiç olmazsa birazcığının, gazilerimize, annelerine, eşlerine, evlatlarına gösterilmesini rica ediyoruz!
Twitch yayın platformunda ünlenen (son zamanlarda PUBG ve Fortnite yayınları yapıyordu)
Ninja rumuzlu yayıncı,
Microsoft'un kurduğu Mixer yayın platformuna geçiş yapmış.
Transfer ücreti olarak, bir kaç rakam ortalıkta dolanıyor.
ben düşük olan rakamı yazayım : 90.000.000 USD - doksan milyon amerikan doları
!!!

sövsem mi, övsem mi bilemedim. karışık duygular içindeyim...
Kaz Dağları’nı yok eden şirketin CEO’su konuştu "'Mütevazi' yatırımla çok kazanacağız"

Kaz Dağların’daki doğa katliamı ile gündeme gelen Kanadalı maden şirketi Alamos Gold’un CEO'su John McCluskey'in geçtiğimiz yıl kendi ülkesinde bir televizyon kanalına verdiği demeç CHP'li Gürsel Tekin tarafından paylaşıldı.

ürkiye'deki maden yatırımları hakkında bilgi veren John McCluskey, yaptıkları 'mütevazi' yatırımla ne kadar kazanacaklarını anlatıyor. McCluskey ayrıca Türkiye'de dolar kurunun yükselmesi ile birlikte maliyetlerinin de düştüğünü anlatıyor.

Çanakkale'nin Kaz Dağları bölgesinde yer alan Kirazlı köyünde işletilecek altın madeni için 10 binlerce ağacın kesimi gündeme gelen Kanadalı Maden şirketi Alamos Gold’un CEO’su John McCluskey ait bir videoyu paylaşan CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, “Bizim insanımız taşeron olarak madende çalışıyor, bizim doğamız yok oluyor, Kazdağları zehirleniyor. Türkiye kaybediyor.” dedi. “CEO’nun açıklamasına göre 3 milyon ons altın bulunmuş. Değeri 4 milyar dolar yani 22 milyar 640 milyon lira. Yaptıkları yatırım sadece 100 milyon dolar.” diyen Tekin mesajında “Kazdağları’nda 195 bin ağaç kesen maden şirketi CEO’su diyor ki: Mütevazi bir yatırım yaptık. Üretime 2020 yılında başlayacağız ve 15 sene sürecek. TL’nin değer kaybetmesi maliyetleri düşürdü. Yabancı işçi çalıştırmıyoruz. Türkler taş taşımakta çok iyiler.” ifadelerine yer verdi.

Kanadalı şirket Alamos Gold'un sahip olduğu Doğu Biga Madencilik firmasının taşeronluğunu yaptığı maden için resmi kaynaklara göre 14 bin civarında ağaç kesildi. Ancak ÇED raporuna göre 45 bin ağacın kesimi için izin alınan bölgede çevre örgütleri 195 bin civarında ağaç kesildiğini açıkladı. Hayati su kaynakları ve su havzaları üzerinde bulunan ve Türkiye için oksijen kaynağı olan bu bölgede böylesine kapsamlı bir ağaç katliamının yapılması tepkilere yol açtı.
Vatandaş, çevre örgütleri, sanatçılar ve CHP’li belediyelerin desteğiyle başlatılan ‘Su ve Vicdan’ nöbeti bölgede sürerken sosyal medyadan ‘Kazdağları hepimizin’ etiketiyle kampanya başlatıldı. Uzmanlar ise, ağaç katliamının yanı sıra altın madeni siyanürle çıkarılacağı için hem bölgedeki doğal yaşamın hem de bölge halkının sağlığının tehdit altında olduğu yönünde değerlendirme yapıyor.

https://www.habererk.com/gundem/kaz-daglarini-yok-eden-sirketin-ceosu-konustu-mutevazi-yatirimla-cok-kazanacagiz-h111329.html
Hakkında
Forum İmzası:
"Sürekli savaşların yaşam kanunu olduğu bu dünyada, savaşmak istemeyen yaşam hakkına sahip değildir." Adolf HİTLER
Sistem ve Tercihleri
Takım
Fenerbahçe
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: dün
Son Mesaj Zamanı: 2 gün
Mesaj Sayısı: 395
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 1.051
İkinci El Bölümü Mesajları: 1
Konularının görüntülenme sayısı: 15.816 (Bu ay: 2.437)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 2.778 (Bu hafta: 6)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.