L

Yarbay
26 Ağustos 2011
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
23 üye
Görüntülenme
Toplam: 91 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Başlık biraz komik oldu kabul, yaşı yetenler hatırlarlar ibm model m klavyeler vardı şıkır şıkr, tok, tuşları iri ve yazımı çok keyifli.

O tarz ama modern, aydınlatması olan bir klavye arayışındayım. Mavi switch olacak, büyük enter olacak, yüksek ses sorun değil aksine öyle olsun ve yay hissi güçlü belirgin olsun istiyorum. Önceden razer lycosa kullandım his olarak hiç memnun kalmamıştım, tuşlar kötü şekilde soyulunca garantiden logitech g710+ almıştım. Onu da 3-4 yıldır kullanıyorum hiç sevemedim. Tuşları küçük, sesi vasat, yazım hissi tatsız. Zaten bugüne kadar kullandığım giç bir logitech ürününden memnun kalmadım.



Arkadaşlar ben akşam saatlerinde uzun uzun yazı yazan insanım, oyun çok önemli değil. Bana tuş aralığı net, tuşları yazıma uygun irice, daktilovari sese sahip, yazımı çok keyifli bir klavye lazım. Ama tabi fiyatı çok uçmamalı.

Medimarktta birkaç model denedim. Aklımda kalanlardan:

rampage myth: tuşları irice ve iyi aralıklı, yazımı çok rahat, sesi ve hissi orta karardı. Biraz daha şıkır şıkır olsa hah bu diyeceğim.

rampage raptor: İşte tam olarak aradığım his ve ses bu klavyede diyebilirim, bayıldım, ama kompakt klavye olması canımı sıkıyor, numeratör kısmı olmaması, bilek desteği olmaması falan bilmiyorum sever miyim g710dan sonra.

rampage r6 plus: Şu anki bütçemin üstünde, yine çıtı çıtı sesine bayıldım ancak malesef tuşları nohut kadar ve çok yakın aralıklı. Yazım için hiç iyi bir klavye değil ama o sesleri harika.

Netten Lingbao Jiguanshi Midio klavyeyi gördüm. Sesi çok güzel geliyor, yorumlarda da öyle demişler ama bu da kompakt ve ingilizce. Daha önce hiç sticker ile klavye kullanmadım, bilemiyorum.

Philips Spk8614: En baştan beri asıl düşündüğüm model buydu. Hem bilek desteği, hem ses açma tuşu gibi aradığım özellikler, netten gördüğüm kadarıyla keyifli tuşlar. Ama yorumlarda 3 aydan sonra tuşların soyulması olayını görünce midem bulandı. Çok yazı yazdığım için kısa sürede tuşlar solacaksa hiç manası yok. Fakat hala aklım onda.


İşin özü ben tuş hissiyatı ve ses olarak r6 plus veya raptor gibi ama tuşları biraz daha irice ve yazıma yönelik bir klavye arıyorum. Bir de enter kesinlikle büyük olmalı. Siz ne önerirsiniz?

Philips mi alsam, noksanlıklarını kabullenip raptor mu alsam, riske girip lingbao mu alsam yoksa aradığım özelliklerde başka bir şeyler var mı? Olabildiğince youtube'dan klavye incelemelerine bakıyorum ama bütçem dahilinde aradığım özelliklerde çok alternatif bulamadım.
Arkadaşlar 10 yıllık bilgisayar artık nerden tutsam elde kalmaya başladı, bugün de kırmızı ekran almaya başladım psu'dan.

Bana başlıkta belirttiğim aralıkta monitör, kasa, hdd hariç olmak üzere oyun da oynatabilecek sistem önerebilir misiniz, amd, intel fark etmez f/p sistemi olsun.
Arkadaşlar yaklaşık 10 yıldır kullandığım - evet doğru okudunuz 10 sene önce 3600 liraya topladığım sistemim- bugün artık pek çok açıdan bana darboğaz oluşturmaya başladı. Çoğu yeni oyunu düşükte zor oynarken, yeni uygulamalar da iyice kasmaya başladı,Önce sisteme bakalım:

gigabyte ep35 ds4r
intel q6600 @3ghz
6gb ddr2 ram
1gb ati 7770 kart

Şimdi uzun süredir anakartımda şöyle bir sorun var, ram yuvalarında bir sıkıntı var, ikişerlik dört ram takıp 8gb yapayım diyorum alet açılmıyor, biosa bile ulaşmıyor. 3 slot kullanayım diyorum 6gb yapana kadar canımız çatladı, ne hard resetler, ne bios ayarları, ne ram voltaj denemeleri, ne farklı bellekler denemediğimiz yuvaları dğeiştire dğeiştire 30 denemeden sonra zar zor 3 ram'i de kabuıl ettirip 6 yapmayı başarabildik. Bundan önce 2x2 varken onların yuvalarını değiştirdiğimde bile bu açılmama sıkıntısını yapıyordu zannediyorum ki artık kartın eskimesinden dolayı ya yeterli voltajı sağlayamıyor, ya devre yollarında zayıflama/hasar var. Bu sebeğle mevcut anakartın ramleri değiştirip 8gb yapma yolum yok.

Araştırdığımda bu işlemci ve ekran kartının birbirini destekleyecek son seviyelerde olduğunu gördüm, yani tutup daha verimli bir ekran kartı taksam q6600 cpu darboğaz oluşturuyor hiç bir verim alamıyorum. İşlemciyi değiştireyim desem q9xxx serilerine çıkabilirim ama zaten q6600 overlock ile 3ghzde onların hızına yaknın çalışıyor bir fark yine olmayacak. Daha modern işlemci demek komple anakart, ram sistemi vs değişikliği demek masraf.

Biliyorum sistem şu anda artık tarih olmuş durumda ama ben bunu 1-2 sene daha kotaracak kadar ufak dokunuşlarla canlandırsam diyorum fakat ne yapsam işin içinden çıkamadım. 6gb ram az geliyor 8 şart, e anakartın durumuna göre o da anakart değişimi demek, yeni sisteme masraf yapamayacağıma göre ikinci el daha modern bir anakart, yine ikinci el bir intel i5 işlemci mi alsam?

Tam anlatabildim mi bilmiyorum çok ufak masraflarla belki işlemci+ekran kartı, belki anakart + işlemci+ekran kartı değiştirip sistemin ömrünü bir tırnak daha uzakmak istiyorum ama bunu olabilecek en ekonomik şekilde yapmaya ihtiyacım var.

Misal q8400ler 9400ler var ikinci el, overclocklu q6600den sonra avantaj sağlar mı? Yoksa paraya kıyıp i5 2500 gibi birşeye mi çıksam? 1155 sisteme geçsem hadi bir de ddr3 ram masrafı çıkacak. E daha bunun ekran kartı var, ne yapsam bilemedim, komple sistem revizyonuna kadar ucuz yollu bir şey ne yapabilirim sizce?
İzmir'in Gaziemir ilçesinde iki lüks otomobilin karıştığı trafik kazasında, işadamı Abdullah Tarakçı'nın kullandığı otomobilin açılan hava yastığı işadamının boğazını kesti. Hava yastığının içinden kaza anında 13 santimetrelik parça fırladığı ve Tarakçı'nın boğazını kestiği kaydedildi. Ağır yaralanan iş adamının kaldırıldığı Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşam savaşı verdiği kaydedildi.




kaynak: hurryet.com.tr
http://www.hurriyet.com.tr/luks-otomobilde-hava-yastigi-dehseti-bogazi-kesildi-1962017-40525515


Açıkcası porsche gibi alman mühendislik harikası bir markada böyle bir olay çok şaşırtıcı. Kesinlikle kabul edilemez bir durum hava yastığından parça fırlaması, doğrudan öldürücü çünkü. Bu olay amerikada olsa sürücü yaşarsa porsche'den milyonlarca dolar taminat kazanırdı. Avrupa da da yer yerinden oynardı. Fakat ülkemizde örtbas olur gibime geliyor. Sürücü sağ kalırsa bu olayın üstüne gidip dünya geneline yaymalı ve tazminatını almalı. Hepimizin aracında havayastığı var, bu tip riskler kesinlşikle kabul edilemeyecek şeyler. O hava yastığını üreten firma hangisi, hangi araçlara airbag taktı, başka marka veya modellerde risk var mı kesinlikle araştırılmalı, şakası yok.
Arkadaşlar babam kendine yeni bir telefon alacak, benden araştırmaı istedi 1000 lirayı geçmeyecek bir şey bakıyor. Bu fiyat dilimindeki telefonlara aşina değilim, yaşlı olduğundan ekran olarak 5"ten büyük modellere bakıyorum o fiyata

lenovo k5 notehttp://www.hepsiburada.com/lenovo-vibe-k5-note-dual-sim-lenovo-turkiye-garantili-p-HBV00000163FM

htc desire 828http://www.hepsiburada.com/htc-desire-828-p-TELCEPHTC828-G

asus zenfone 2http://www.hepsiburada.com/asus-zenfone-2-32-gb-p-TELCEPASZEN232-S

gibi seçenekler gördüm. Bunlardan hangisi kullanış anlamında ona daha uygun olur, ya da başka öneriniz var mı?
Arkadaşlar son zamanlarda gözlemlediğim bir durum var, tabi ki öncelikli olarak herkesin parası kendine, her koyun da kendi bacağından asılır o da ayrı ama forum olarak bir tartışalım. Bir nevi ranting yapalım, laf kalabalığı olsun içimizi dökelim. Aklıma takılan durum şu,

şimdi, dizel araba alan adam neden alıyor? En büyük öncelik daha az yakması, bu kimisi için psikolojik rahatlama olduğundan, kimisi için yıllık çok km yapıldığından gerekli oluyor. Az bir kesim de dizelin yüksek torkunu ve güçlü çekiş karakterinden dolayı seviyor. Ama bunu geçelim "ekonomi" odaklı alıma gelelim.

Şimdi mantıken bir ürün alımında ekonomi yapacaksak ilk kriterimiz fiyat olur değil mi? Bu bağlamda ekonomi yapmak isteyen, az yakmak isteyen adam uygun fiyatlı ekonomik bir araba alır diye düşünürüz değil mi? Ama öyle olmuyor nedense. Herkes dizel alacağı zaman en iyisi, en dolusu olsun istiyor. Resmen "şundan da olsun, bundan da olsun" durumu var. Hele ötvsiz falan alınacaksa en en fulu olmalı. Yani araba en az c sınıfı olacak deniyor, otm olmalı deniyor, donanımı iyi olmalı deniyor, performans iyi olmalı deniyor. E ne kaldı? Yani burada aranan artık f/p değil, "lüks" resmen. Kimse dizel olsun ama baz ya da orta donanım olsun, manuel olsun istemiyor. Hep full, dizel otm. Bayiler de bu açgözlülükten istifade edip yıllarca dizel kazığını halka sokmaya devam ediyor. Yurtdışında benzinli dizel fiyat farkıyla bizim bayilerimizin fiyat farklarına bakınız. Buradaki çakallığı görünüz.

Şimdi lüks ile ekonomi tamamen tezat kavramlar. Amaç ekonomiyse insanlar neden daha uygun fiyatlı, neden daha az donanımlı araçlarla yetinmiyorlar mesela? Bugün 1-1,2tsi ve muadili motorlar uzun yolda dizelleri aratmayan ekonomiye sahipler, şehir içinde de çok kalabalık şehir seğilse yine dizel kadar olmasa da oldukça ekonomik olabiliyorlar. Tabi dizel yine daha avantajlı oluyor ama aradaki fiyat farkını çıkarıp da sonrasında alıcısını kara geçirebilmek için yani gerçek ekonomiyi sunabilmek için onbinlerce kmye ihtiyaç duyuyor. Bakın hesap yapalım:

1.0tsi octavia şi 7 yaksın. şa 5 yaksın, bazı 70bin
dolu dizel c araç şi 5,5 yaksın şa 4 yaksın, dolular 100bin.

Yılda 20bin km yapılsın. Bunun 5bini şa, kalanı şehir içi olsun.

octi toplamda 1300litre benzin yakacak.
dizel c araç 1025litre mazot yakacak.

Arada litre bazında sadece 275litre fark ediyor. 5 depo diyelim. Aylık yarım depodan az fark.

Bir de litre başına fiyatla maliyet hesabı yapalım:

5,45tl benzin, 4,67tl mazot desek

octi 7085tl
dizel 4786tl yakıt yakıyor yıllık. Böyle bakınca çok gibi görünüyor ama;

Aradaki fark 2300tl. Aylığa vursak "190tl".

Yani 100bin liralık araba alıp ayda 190tl tasarrufa bakılıyor. Bu bana abes geliyor. Yani, arabaya 100bin veriyorsan ya aylık o 190lirayı önemseme, ya da önemsiyorsan niye baştan 100bin liranı arabaya bağlıyorsun??? Daha yeni arkadaşım 60bine golfünü sattı üzerine para koydu 50bin küsür kredi çekti ve dizel otm qashqai aldı 130bine mi ne. Şimdi ben anlamadım arabasının iki katından fazla parayı bu araca bağladı "az yakıyor" diye. Zorlasa 2+1 daire parası yaşadığımı şehirde. Bu ekonomik bir davranış biçimi mi şimdi?

Peki biz örneğe dönelim yukarıdaki arabalar alınırken fiyat farkı neydi 30bin. Dolu c dizel aracın 30binlik fiyat farkını sadece amorti etmesi 13 sene demek. 260bin km sonra amorti edecek. Bu sadece işin amortisi, daha ekonomik anlamda kara geçirmiyor. Ondan sonra geçiriyor. Bu yaptığımız yılda 20binkm yapan için. Yıldan 40bin yapsanız yine 6 senede anca amorti etmesi demek. Zaten bir aracın 6 yıldan sonra ekonomik değeri hızla düşüyor. Aracın değerini düşüren etkenlere bakalım:

-modelinin eskimesi
-kmsinin artması
-üzerine yeni kasasının çıkması
-dizel ise 150bin km üzeri olması.

Dizeli pahalıya alıyorsun ama pahalıya satıyorsun argümanı 260bin gibi kmlerde geçersiz olacak, artı bakımları %50 daha pahalı. Hele 100bin kmden sonra yok partikül filtresi yok bilmemnesi masrafları katlanıyor. Artı fiyatının yüksekliğinden sigortaları ve mtvsi daha pahalı. Dikkat edin bunları o ara hesaplara hiç eklemedim bile. Onları da ekleyince dizelin avantajı iyice azalıyor.


Şunu da ekleyelim, tabi ki biri baz donanım manuel, diğeri ful donanım otm dizel araç. Tabi ki fiyat farkı bunu da hak ediyor ve tabiki elma ile armut gibiler. Ama benim burada üzerinde durmak istediğim nokta başta arabayı seçerken "ekonomi yapmak" üzere almak. Yoksa parası olan, sanane kardeşim 100bin liram var en dolusunu da alırım dizelini de alırım diyene karışmıyorum. Sadece mantığı anlamıyorum. Yani olay ekonomi yapmaksa işi görecek octi 1.0tsi gibi bir araç alınır. Aileye de uygun, bagajı da büyük, konforu da iyi, motoru da ekonomik. Elzem donanımlara da sahip. E daha ne olsun? Bu senaryoda 30bin liranız cebinizde kalıyor. O parayı dövize ya da altına yatırsanız 6 sene sonra iyi bir miktar birikiminiz olurdu. Dizel araçta ise evet yolda yakıttan ekonomi yaparken aracın artan masrafları, ikinci el değerinin hızla düşmesi gibi durumlardan araca yatırdığınız para hızla eriyecek. Şahsen ben 250bin km olmuş 1.6 dizel aracı almayı aklımdan bile geçirmem. Ama bu süreçte iki tane benzinli araç değiştirebilirsiniz yine böyle f/psi yüksek. Yine cebinizden az para çıkmış olur yine "ekonomi" yapmış olursunuz.

Yani olay "ya kemik alalım da çorba yapalım sağlıklı olur", ama çorba yapmak için kasaptan artık kemik almak yerine, tutup kemiğini kullanmak için pirzola almak gibi. Tezat. Bu bana göre ekonomi yapmak değil, lüks yaşamak. 1-2 kişiyseniz, 30bin km üzeri yapmıyorsanız, uzun yıllar sürmeyecekseniz, aracı kredi yardımıyla zorlanarak, aylık taksit ödeyerek alacaksanız, kaskosu çok tutuyor diye forumda konu açacaksanız, partikül filtresinden bıktım diye yazacaksanız o zaman 60-70-bine sıfır ya da daha uygun fiyata ikinci el araç almak varken tutup 100-120binlere "en fulünden olsun, hemi de iyi gitsin" diye dizel almanın mantığı nedir ben çözemedim arkadaşlar. İsraf.


Son bir kez daha yazıyorum herkesin parası kendine beni tabi ki ilgilendirmez. Ama biliyorum ki bu tip davranan kişilerin çoğu da o dizel araçlarını da kredi borçlarıyla, aylık taksit, faiz ödeyerek alıyor. Ülkenin kötü ekonomisine, krizlere, dengesizliğine rağmen hala az ya da ortasıyla yetinmek yerine, en iyisine borçla bile olsa sahip olmaya çalışan türk insanı fırsatçı distribütörlerin ekmeğine yağ sürmüyor mu? Bankaların ekmeğine yağ sürmüyor mu? Sonra bunu dönüşü de hepimize negatif oluyor. İşin özü bence türk insanı olarak açgözlüyüz, azla yetinmeyi bilmiyoruz ve lükse düşkünüz. Hiç bir şey üretmeyip herşeyde dışaraya bağlı bir millet olarak da böyle davrandığımız sürece bu ülkenin ekonomisi hep batık, insanların alım güçleri hep düşük olmaya mahkum.
Arkadaşlar burada belki başına gelmiş varsa diye fikir almak istedim. Siemens sn24e230tr/02 modeli bulaşık makinemizde arıza var. Açtığımızda panel ışıkları yanıp sönüyor sonra yanmıyor. Fişi çıkarıp takınca bazen açılıyor bazen açılmıyor. Bazen açılıyor yıkama yaparken programın yarısında yine tamamen kapanıyor. Kablosunu kurcalayınca elektrik almaya çalışıyor alamıyor gibi oluyor sanki temassızlık gibi. Bu ne arızası olabilir? Kablo, röle, anakart vs? Tahmini onarım maliyeti ne olabilir?
Dell p2317
Asus vx239h
Asus vp239h
hp 24 es

Bunlardan hangisi daha iyi görüntü veriyor. Görerek alma şansaım yok, o yüzden kullanıcı deneyimi önemli.
Merhaba sevgili arkadaşlar, 10 yıldır kullandığım 1050p hp w2207h monitörüm yavaş yavaş ömrünü tamamlama emareleri göstermeye başladı. Zaten her ne kadar memnun kullanmış olsam da kötü dinamik aralığı,(filmlerde gölgelerde çok karanlık kalması) ve renkleri kolayca bozan görüş açısı dar orta kalite tn panelinden dolayı bir süredir kaliteli panelli 1080p bir monitöre geçmeyi düşünüyordum.

Şu anki monitör 16:10 olduğu için 16:9'lara göre boylamasına daha fazla ekran alanı sunuyor. 22" 16:9lar gözüme çok basık geliyor. İnternette çok fazla vakit geçirip, çok fazla yazı okuduğum için böyle olmaması lazım. Dolayısıyla en az 23,5-24" bir model alacağım ama 27" i de geçmek istemiyorum.

Önceliklerim:
Yüksek panel kalitesi
Parlak ekran(şart değil ama tercihim)
Düşük piksel boyutu ve yüksek keskinlik(bu noktada aklım 1440p de)
Doğru ama canlı ve kontrastlı dolgun renkler
İyi dinamik aralık

Yapacaklarım:
Başta uzun saatler okuma, video izleme, yazı yazma
Fotoğraf işleme(iyi kalibre, düzgün beyaz ayarlı bir panel önemli)
Çok yoğun olmasa da aralarda oyun da oynarım, ekstrem gamer değilim ama oyunda keyif verecek derecede canlı ve dolgun renkler tercihim.

Bilmiyorum çok şey mi istiyorum hem net ve düşük piksek aralıklı keskin olsun, hem oyuna gelsin, hem foto işlemeye gelsin ve bunları kaliteli panel sunarak versin ve hepsi 1500'e olsun. Malum döviz arttı bu para bu istediklerim için yeterli bir para mı bilemiyorum o yüzden konu açtım. Piyasada led, ips, pls teknolojileri var. Hangisi bana uygun karar veremedim.

Bir de acaba, bu parayı verince 1080 yerine 1440p monitör almak daha mı mantıklı olur? Tamam oyun performansım düşecektir ama video ve fotoda avantaj sağlayacak hem de ileriye dönük yatırım olacak. Sonuçta alacağım iyi kalite monitörü en az 6-7 sene kullanacağım. Ne dersiniz arkadaşlar?
mp3 çalar dediğime bakmayın arkadaşlar, mp4, dap da olur.

Mesela olur ya bazen player'ın içindeki şarkıları dinleye dinleye bıkarsınız, bir wifisi olsaydı da internet radyosu dinleyebilseydim, tunein radyo kullanabilseydim falan diye hayıflanırsınız. O durumdayım. Normal radyo neyine netmiyor diyene internette çeşitlilik ve kalite çok daha iyi olabiliyor, evde de fiber net olduğundan hız vs sıkıntı değil. Bildiğim kadarıyla sonynin absürd fiyatlı birkaç modelinde wifi özelliği var. Onun dışında bir sürü uzakdoğu dap markasında çeşitli android sürümleri ve wifi özellikleri var. Bir de malum ipod touch var.

Video hiç izlemem, büyük bir şey istemiyorum çünkü gece yataktayken uyku öncesi müzik dinliyorum. Haliyle insan bazen uykuya dalıyor kulağında kulaklıkla. Şimdi ipod touch gibi cici aleti böyle unuttup yatağın kenarından düşürüp kırarsam hiç hoş olmaz narin alet sonuçta. Yoksa alırdım. Aslında tam ipod nano boyutlarında iş görecek ekranlı, küçük boyda hafif bir cihaz bana mükemmel olurdu. Ama ne yazık ki o tip wifi özelliğine sahip bir alet bulamadım piyasada. Acaba istediğim yapıda bir player var mı?
Hakkında
Konum: Ankara
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 11 ay önce
Son Mesaj Zamanı: 11 ay
Mesaj Sayısı: 6.496
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 7.686
İkinci El Bölümü Mesajları: 14
Konularının görüntülenme sayısı: 79.408 (Bu ay: 861)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 8.953 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Motorlu Araçlar Dünyası
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.