Yüzbaşı
18 Aralık 2010
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
2 üye
Görüntülenme
Toplam: 105 (Bu ay: 2)
Gönderileri

Aranızda mutlaka ödenmemiş borcu nedeniyle icra takibi ile karşılaşan; icra dairesinde borç ödeme taahhüdünde bulunan ve taksitlerin ödenmemesi nedeniyle hakkında ceza davası açılanlar mevcuttur.


Bu husus İcra ve İflas Kanunu’nun “Taksitle ödeme” başlıklı 111. maddesinde; “Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahhüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şu kadar ki borçlunun kâfi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması hâlinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder.” şeklinde düzenlenmiştir. 


Söz konusu maddeye göre yapılan taahhüdün ihlal edilmesinin cezai yaptırımı ise yine aynı kanunun 340. maddesinde; “111 inci madde mucibince veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılan borcu ödeme şartını, makbul bir sebep olmaksızın ihlal eden borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.” şeklinde düzenlenmiştir. 


Yukarıdaki maddelere göre siz icra dairesine borç ödeme taahhüdü verdiğiniz ve taksitlerden herhangi birini zamanında ödemediğiniz takdirde alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine maruz kalırsınız. Ancak Yargı uygulamasında borçluya hapis cezası verilebilmesi için sıkı şekil şartları geliştirilmiştir. Mahkemeler kimi zaman bu şekil şartlarını sıkı sıkıya uygularken kimi zaman da borçlu nasıl olsa bu işin devamını getirmez, dosya kesinleşir gözüyle bakarak çok kolay bir biçimde hapis cezası verebilmektedir.


Bu yazımda borçluya hapis cezası verilebilmesi için gerekli olan şartlar bütününü teker teker sizlerle bilgi amaçlı olarak paylaşıyorum.

 


1-) Genel olarak taahhütlerde alacak kalemleri ayrı ayrı yazılmaz ve bazı alacak kalemler "takip ilk giderleri" şeklinde gruplandırılarak yazılır. Bu şekilde alınan taahhütler geçersizdir. TAAHHÜT KAPSAMINDA TAKİP İLK GİDERLERİNİN NELERDEN OLUŞTUĞU DURAKSAMAYA YER VERMEYECEK ŞEKİLDE AÇIK OLMASI ZORUNLULUKTUR. Nitekim usulüne uygun bir taahhütten bahsedebilmek için dosya hesabının şu şekilde olması gerekir. 



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/ee/38/45/ee3845ec2586c5b8509cdfe40a342385.png&t=0&width=480&text=1




2-) Genel olarak taahhütlerde taksit planında yalnızca taksit tutarları yazılmış olduğu bu tutarların ne ölçüde ana paraya ne ölçüde faize mahsup edildiği yazılmamaktadır. Usule ve yasaya uygun bir ödeme taahhüt planı aşağıdaki şekilde olmalıdır.



https://forum.donanimhaber.com/cache-v2?path=http://store.donanimhaber.com/39/cc/24/39cc24af471455e201bcfbe595f7d4da.png&t=0&width=480&text=1





3-) TAAHHÜT KAPSAMINDA TAKİP TARİHİNDEN TAAHHÜT TARİHİNE KADAR İŞLEYECEK FAİZ AÇIKÇA BELİRTİLMELİDİR.


"Dosya kapsamına göre; borçlu sanık hakkında yürütülen ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, sanığın ödeme taahhüdünü içeren 20/03/2015 tarihli taahhüt tutanağında, faiz olarak 430.67 Türk Lirası gösterilmiş ise de, BU FAİZİN HANGİ DÖNEMLERİ KAPSADIĞININ BELİRTİLMEDİĞİ, TOPLAM BORÇ MİKTARININ TÜM FER'İLERİ İLE BİRLİKTE HESAPLANIP AÇIKÇA GÖSTERİLMESİ GEREKTİĞİ, dolayısıyla söz konusu taahhüdün hukuken geçersiz olduğu gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü: Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, ... İcra Ceza Mahkemesinin 26/06/2015 tarihli ve ... değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsi cezasının kaldırılmasına, 11.10.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi." [T.C YARGITAY 19.Ceza Dairesi Esas: 2016/ 7145 Karar: 2016 / 21363 Karar Tarihi: 11.10.2016]


"11/03/2016 tarihli haciz tutanağına konu taahhütnamede sonraki faiz olarak 395,41 Türk lirası belirtilmiş ise de, BU FAİZİN HANGİ DÖNEMLERİ KAPSADIĞI, İCRA TAKİBİNİN KESİNLEŞTİĞİ TARİHTEN TAAHHÜT TARİHİNE KADAR İŞLEMİŞ VE TAAHHÜT TARİHİNDEN SON ÖDEME TARİHİNE KADAR İŞLEYECEK FAİZ OLUP OLMADIĞI KONUSUNDA HERHANGİ BİR AÇIKLIK OLMADIĞI GİBİ alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla" [T.C YARGITAY 19.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 6502 Karar: 2018 / 11900 Karar Tarihi: 15.11.2018]


"Borçlu tarafından ödenmesi gereken icra harç ve giderlerinin de belirtilmediği, bu durumda icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş faiz konusunda herhangi bir açıklık olmadığı, işlemiş faiz miktarının ve İCRA HARÇ VE GİDERLERİNİN TAAHHÜT TUTANAĞINDA AYRI AYRI GÖSTERİLMEMESİ NEDENİYLE BELİRSİZLİK BULUNDUĞUNDAN taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, dolayısıyla merci tarafından itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,” isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Alanya 2. İcra Ceza Mahkemesinin 27/07/2017 tarihli ve 2017/132 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 08/11/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi." [T.C Yargıtay 19.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 6485 Karar: 2018 / 11573 Karar Tarihi: 08.11.2018]


"13/10/2016 tarihli taahhütnamede işlemiş ve işleyecek FAİZ MİKTARLARININ AYRI AYRI HESAPLANARAK GÖSTERİLMEDİĞİ, BU KONUDA HERHANGİ BİR AÇIKLIK OLMADIĞI GİBİ, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek, itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Kilis 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/04/2018 tarihli ve 2018/72 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 15/11/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi." [T.C Yargıtay 19.Ceza Dairesi Esas: 2018/ 6496 Karar: 2018 / 11903 Karar Tarihi: 15.11.2018]


4-) TAAHHÜTTE TAHSİL HARCI VE PEŞİN HARÇ BELİRTİLMELİDİR.


"Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekâlet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, 28/06/2012 tarihinde alınan taahhütnamede taahhüt tarihi ile son taksit tarihi olarak gösterilen 10/06/2016 TARİHİ ARASINDAKİ İŞLEYECEK FAİZ MİKTARLARININ AYRI AYRI HESAPLANARAK GÖSTERİLMEDİĞİ GİBİ, TEBLİGAT GİDERİNİN, TAHSİL HARCI VE PEŞİN HARCIN AYRI AYRI RAKAMSAL OLARAK GÖSTERİLMEMESİ NEDENLERİYLE TAAHHÜTTE BELİRSİZLİK BULUNDUĞUNDAN TAAHHÜDÜN GEÇERLİ OLMADIĞI GÖZETİLMEKSİZİN, SANIĞIN BERAATİNE KARAR VERİLMESİ YERİNE, YAZILI ŞEKİLDE MAHKÛMİYETİNE KARAR VERİLMESİNDE İSABET GÖRÜLMEDİĞİ GEREKÇESİYLE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Bursa 3. İcra Ceza Mahkemesinin 11/06/2015 tarihli ve 2013/253 esas, 2015/411 sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 17/01/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi." [T.C YARGITAY 19.Ceza Dairesi Esas: 2017/ 6380 Karar: 2018 / 242 Karar Tarihi: 17.01.2018]


 

5-) TAAHHÜT TARİHİ İLE SON ÖDEME TARİHİ ARASINDA İŞLEYECEK FAİZ AYRI AYRI GÖSTERİLMELİDİR


"Dosya kapsamına göre, 2004 sayılı Kanun'un 340. maddesi gereğince taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiğinden, 12/08/2016 TARİHİNDE ALINAN TAAHHÜTNAMEDE İLK ÖDEME TARİHİ OLARAK GÖSTERİLEN 31/08/2016 TARİHİ İLE SON TAKSİT TARİHİ OLARAK GÖSTERİLEN 03/09/2021 TARİHİ ARASINDAKİ İŞLEYECEK FAİZ MİKTARLARININ AYRI AYRI HESAPLANARAK GÖSTERİLMEDİĞİ VE TEBLİGAT GİDERİNİN, TAHSİL HARCI VE PEŞİN HARCIN AYRI AYRI RAKAMSAL OLARAK GÖSTERİLMEMESİ NEDENLERİYLE TAAHHÜTTE BELİRSİZLİK BULUNDUĞUNDAN TAAHHÜDÜN GEÇERLİ OLMADIĞI ANLAŞILMAKLA, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle itirazın reddine karar verilmesi gerekirken sanığın aleyhine sonuç doğuracak surette yazılı şekilde itirazın kabulü ile cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Sonuç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Mersin 3. İcra Ceza Mahkemesinin 13/02/2017 tarihli ve 2017/56 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsinin kaldırılmasına, 01/06/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi." [T.C YARGITAY 19.Ceza Dairesi Esas: 2017/ 3261 Karar: 2017 / 5192 Karar Tarihi: 01.06.2017]


"Dosya kapsamına göre, borçlu sanık hakkında yürütülen ... İcra Müdürlüğünün 2014/3182 esas sayılı takip dosyasında, sanığın ödeme taahhüdünü içeren 06/03/2015 tarihli taahhüt tutanağında; taahhüt tarihi ve TAKSİT TARİHLERİ ARASINDA İŞLEYECEK FAİZ ALACAĞININ TAAHHÜTTE AÇIKÇA YER ALMADIĞI GİBİ bunlardan feragat edildiğine dair alacaklı vekilinin beyanının da olmadığı, dolayısıyla söz konusu taahhüdün hukuken geçersiz olduğu ve sanığa isnat edilen suçun oluşmadığı nazara alınmadan, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 31/03/2016 tarih ve 2016/106 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık hakkında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı hükmolunan tazyik hapsi cezasının kaldırılmasına, 30.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi." [T.C YARGITAY 19.Ceza Dairesi Esas: 2016/ 10805 Karar: 2016 / 22951 Karar Tarihi: 30.11.2016]


6-) İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesinde; “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.” denilmektedir. Dolayısıyla şikayet konusu taksitin vade tarihinden itibaren 3 ay içerisinde dava açılmazsa hakkınızda ceza verilemez. 


7-) İcra ve İflas Kanunu’nun 354. maddesinde; “Nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz.” denilmektedir. O halde asgari ücretin altında yer alan taahhütler için ceza verilemez. 




Yakın tarihe kadar Yargıtay kararlarına göre, düğün sırasında takılan ziynet eşyaları, kime takılırsa takılsın kadına bağışlanmış sayılıyordu. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2020 tarih ve 2017/3-1040 E., 2020/240 K. sayılı kararında bu konuda içtihat değişikliği olmuştur. Yargıtay kararının ilgili bölümü şu şekildedir. 


Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır. Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir.


Kadına özgü ziynet eşyaları; eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir âdet bulunmadıkça evlilik sırasında kim tarafından hangi eşe takılmış olursa olsun kadın eşe bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.


Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, kadına özgü ziynet eşyası niteliğindeki bilezik eşler arasında aksine bir anlaşma veya bu konuda yerel bir âdet bulunmadıkça evlilik sırasında kim tarafından hangi eşe takılmış olursa olsun kadın eşe bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır.”


Karardan da anlaşılacağı üzere evvelce mutlak olarak kadının kişisel malı sayılan takıların mülkiyetinin belirlenmesinde artık “özgülenme” kriteri getirilmiştir. Bu kapsamda ziynet eşyasının kime ait olduğunun tespitinde önemli olan söz konusu ziynet eşyasının kadına özgülenip özgülenmediğidir. Bilezik, bileklik, kelepçe, kolye ve küpe setleri kadına özgü olan ziynet eşyalarıdır. Ancak Cumhuriyet altını, yarım altın, çeyrek altın, gram altın gibi ziynet eşyaları kadına özgülenmeyen ziynet eşyalarıdır.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararını sosyal medya hesabında paylaşan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan; Erkeğe takılan ve kadına özgü olmayan Cumhuriyet altını, yarım altın, çeyrek altın, gram altın vb. gibi ziynet eşyaları ile nakit paraların erkeğe ait olacağını belirtmiştir. 

 

Hakkında
Konum: İzmir
Meslek: Avukat
İlgi Alanları: Fotoğraf
Sistem ve Tercihleri
Bilgisayar
macBook
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 7 sa. önce
Son Mesaj Zamanı: 2 ay
Mesaj Sayısı: 401
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 665
İkinci El Bölümü Mesajları: 5
Konularının görüntülenme sayısı: 11.126 (Bu ay: 158)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 31 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.