Çavuş
14 Ekim 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
5 üye
Görüntülenme
Toplam: 32 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Herkese kolay gelsin arkadaşlar. Masaüstü bilgisayarımı salondaki tv ye bağladım bugün. Uzun bir süre de böyle kullanmayı planlıyorum. İlk başta ekranın ölçeklerndirmesini ayarladım baktım her şey düzgün bir sorun yok.

Aradan bir yarım saat geçti ve 1-2 saniyelik siyah ekran oldu ardından bir anda bütün renkler zıvanadan çıktı. Yeşil, mor ve pembeden oluşmak üzere bütün renkler çıldırdı. Hdmi kablosunu çıkartıp taktım iki taraftanda, düzelmedi. Bir mutfağa gidip geldim o sırada kendi kendine düzelmiş. Aradan 15 dk geçti yine aynı sorun oldu. Bende tv de başka bir hdmi girişine taktım. 15 dk sonra yine aynı problemi yaşadım. Kabloyla oynayıp, (şu an bunu yazarken yine attı renkler) çıkartıp takmakla düzelmiyor kendi kendine bir anda siyah ekran oluyor ve tekrar düzeliyor.

Bildiğiniz ve yardım edebileceğiniz her öneriyi bekliyorum şimdiden teşekkürler.


Not: Yeni hdmi kablosu aldım onda da ortalama aynı süreyle aynı sorun yaşanıyor fakat hiç değilse çıkartıp taktığımda aniden düzelebiliyor. Sonuç olarak tv den kaynaklı bir problem.

Sorun kendini ortalama 20 dk'da bir düzelip/bozulma şeklinde devam ediyor.


Vurdu yola tayyar ahmet, kırdı dümeni beyoğluna...
Tamam denedim, olmadı.
Yanılmıyorsam Harvard(?) da kulüplerden(satranç kulübü vs..) özel bir kulüp vardı üyeleri özenle seçiyorlardı. Kimse başvuramıyordu. Yaklaşık 6-7 kişi vardı. Baya hardcore şeyler oluyordu filmde. O çevredeki nerdeyse bütün barlara girme yasakları vardı. En son şehirin dışında bir bar buluyorlardı orayı darmadağan ediyorlardı hatta barın sahibini dövüyorlardı.

Aklımda kalanlar bunlar, tv de denk gelmiştim bir ara tekrar baştan izlemek istiyorum umarım biri hatırlar.
Kiminiz duymuştur belki ama duymayanların da hoşuna gidebilirim diye düşündüm.

Kendisi 88'li amerika doğumlu. Jewish bir ailede büyümüş komedyen ve rapçi.


1- Giriş olarak tabii ki de ''tanışma şarkısı'' olarak bundan daha iyisini koyamam herhalde



2- Standart sayılabilecek hali için de bunu uygun gördüm



3- Son olarak en çok hoşuma giden parçasını koyup hoşçakalın diyorum.
İstanbulda adam akıllı maç yapacak kişilerin geldiği yerler(outdoor) hakkında yardımcı olabilecek var mı?


Beşiktaşta Conrad'ın oradaki sahada yıllar önce oluyordu böyle şeyler ama şu an durumu nedir bilmiyorum.

Caddebostan önerecekseniz haklısınız ama evime gerçekten baya uzak.
N'apıyonuz var mı ilginç şeyler?

Ben ilhamsız kaldığım için hiç bir işimi yapamadım. Şu an müziklerle ve sonlara doğru ise You Are The Worst'ün bir iki bölümüyle günümü bitirmeyi bekliyorum. Son 2 sigaram kaldığı için geceye yetiştirmeye çalışıyorum. Yoksa çıkar alırım biliyorum.

Dertlerim bunlar. Sizden naber?
Evimi özlüyorum, hiç gitmediğim evimi.

Hiç dönmediğim evimi.

Şöminemin kül ettiği salonumu,

Küllerini bir vazoda sakladığım el dokuma halımı.

Korkusuzca aşınmış kapı kollarını.

Hiç oturmadığın o sandalyeyi.

Sigara dumanı sinmiş mutfağımı.

Hiç bozulmayacak yatak örtüsünü.

Eve yakın bir park yeri bulamamayı istiyorum,

Bana kliması bozuk arabamda bağırmanı…

Tenini bekliyorum dünya ışıkları kapatınca.

Çünkü kör olunca görebiliyorum sesini.

Enseme dokunan bir tutam saçın,

Bir tutamı yetiyor.

Güçsüzleşiyorum.

Sürünüyorum kan dolu banyomda.

Her şeyin iyiye gideceğini söylemek isteyen bir orkidenin karşısında,

Ve hiç bilmediğimiz bir anıya,

Gülmeyi bekliyorum.

Bekliyorum.


Bahçemiz olmalıydı sadece,

Bir bahçemiz.

Bizim bahçemiz.

Bir düşün.
Tek seven ben miyim bu ülkede? Bir yoklayayım dedim. Turuncu Paprika çocukluğumdan beri favorimdi ama buna fena alıştım. Belli ve abartı olmayan bir tadı olduğu için baymıyor sanırım. Hoşçakalın.
Baştan söyleyeyim csb değildir. Sadece içimden anlatmak geldi. Elimden geldiğince kısa tutmaya ve özet geçmeye çalıştım gerçekten. Bir amacı yok. Belki birilerinin okumak hoşuna gider ve ya kendinden bir şey bulurlar. Hiç biri olmazsa yazmak bana iyi geldi.

Verilebilecek tepkileri de vereyim sizi uğraştırmayayım.

''Durumum yoktu okuyamadım ''

''Özet geç bilader çok uzun''

''laf sokan küfürlü komikimsi bir gif''

''benimde güleceğim bir karikatür''

''...dan sonrasını okumadım''




Oradan oraya sürüklendim. İstanbul-İzmir-Olimpos arası bir hayatım oldu. Çocukluğumdan aklımda kalanlar yalnız başıma olmak, legolar, aslan kral, Sega-Nintendo-Playstation macerası, insanları gözlemlemek ve hayal gücümle geçirdiğim vakitlerdi. Ailem her zaman iyi ve yardımcı bir tavırdaydı. Ama hiç bir zaman GERÇEK şeyler olmuyordu evde. Eğer ödevlerimi yaptıysam, karnım toksa, bir şey istemiyorsam konuşacak bir konumuz bile olmuyordu.

Özel bir okulda okurken orta okula başlayacağım zaman maddi durumlar yüzünden devlet okuluna geçtim. O zamanlar diğer yaşıtlarıma göre tipim daha bir oturmamıştı. ''Çoğu kişinin oturmuyor'' diyebilirsiniz ama herkesin bir karakteristik yapısı vardı demek istediğim. Ben sanki bir boşluktum. O gün okula gitmesem bir iki arkadaşım hariç fark edilmeyecek bir şeydim sanırım. Neyse, sakin takılan ve eğer üstüne çıkılırsa genelde ezilen biriydim. Tek bir kız arkadaşım olmamıştı. Koşmayı çok severdim. Boyum kısa olduğu için mi bilmiyorum ama koşarken kendimi özel hissederdim. Her bulunduğum sınıfta en hızlı koşan kişi ben oluyordum. Hatta okulda ki beden eğitimi öğretmeni bunu fark edince beni bir kaç kere atletizm yarışmalarına götürdü ve madalyalar kazandım. Parkura çıktığın an hayatta sadece daha hızlı koşmaktan başka derdin olmuyordu. Değişik bir duyguydu. Sanırım hayatta yaşadığım ilk gerçek duygu buydu.

Bütün bu durumlar liseye başlayacağım sene değişti. Basket oynamaya ve rap dinlemeye başladım, tipim oturmaya başladı, saçımı uzattım ve o yaz ilk defa kız arkadaşım oldu ve hem ''ilk öpücüğü'' hem de ilk cinsel deneyimimi yaşadım. Liseye başladığım zaman ise bir sürü kişi benimle arkadaş olmaya çalışıyordu. Kendimi ilk defa ''önemli'' biri gibi hissetmiştim. İçimdeki hisler ve düşünceler nerdeyse çocukluğumdakiyle,orta okuldakiyle aynıydı ama sadece tipimin düzelmesi ve deyim yerindeyse ilgi çekmesi bütün insanların sana nasıl davrandığını değiştiriyordu. Ortaokulda benimle dalga geçen çocuk aynı liseye düşünce peşimde dolaşıp, yalakam olması kendimi iyi hissettirmemişti, üzmüştü bir nevi. İlk defa o zaman insanların ne kadar iki yüzlü, çıkarcı ve basit olduğunu anladım.

Koşmak yerini profesyonel basketbola bıraktı, legolar yerini kızlarla mesajlaşmalara, yalnız başıma olmak ise sosyal hayata. İşler tamamen tersine dönmüştü resmen. İnternetin daha bütün evlere girmediği zamanlardı. Beşiktaş meydanda ve Kadıköyde Rexx sinemasının orada toplanan gençler vardı o zamanlarda. Rapçiler, metalciler, punklar, skaterlar vs. toplanıp ne yaptıklarını bilmeden günlerini geçirirlerdi. Abiler de olurdu ergenlerde. Alkol içmeye başladım o dönemlerde. Aşık olduğumu sandığım kız arkadaşımdan ayrıldıktan sonra sigarayı keşfettim. İşler buradan sonra sarpa sarmaya başladı sanırım.

Lisenin ortalarında sürekli okuldan kaçmaya başladım. Okul müdürü binlerce uyarıdan sonra artık saçımı kestirmezsem gerçekten okuldan atılacağımı söyledi. Benim de aklım bir karış havalarda olduğu için umurumda değildi. Beni sadece sınavlara girerek, aşırıya kaçmazsan saçına başına karışılmadan, Devamsızlık sonsuz olmadığı sürece sorun olmayan, nerdeyse mezun olma garantili bir okula yazdırdılar. Sokaklarda ''arkadaşlarımla'' geçiriyordum bütün günümü. Ardından sigara ve alkol dışındaki kötü alışkanlıklara da eğilimim oldu. Sadece her şeyi denemek, deneyimlemek istiyordum ve birbirinden değişik şeyler denedim. Duyduğunuz duymadığınız, aklınıza gelen gelmeyen. Bir sürü kız arkadaş, birilerinin evleri, garsonluk zamanlarım, arabayla şehir dışına kaçmalar, arkadaşlarımla çıktığım ayrı evler, alkol ve çeşitlerinin anıları...Bu böyle 7 sene boyunca sürdü.


Sonra kötü bir hastalık geçirdim. Zaten hayattan bıktığım bir dönemdeydim. Kendimle ilgili her şey batıyordu ve zarar verdiğinin farkındaydım. Ve tamamen her şeyi bırakıp, 2-3 kişi dışında herkesi hayatımdan çıkarıp sadece sarmalık tütün, keşfedilmeyi bekleyen müzikler, okunmamış bir sürü kitap ve bir kaç bilgisayar oyunuyla hayata temiz bir sayfa açtım. Hayatı basite, daha sağlıklı bir biçime ve daha sakin bir düzeye indirgemem inanılmaz keyif vermeye başlamıştı. Yazılar, şiirler, hikayeler yazıyordum. İnanılmaz sıkıldığım zamanlarda topumu alıp tek başıma basket oynuyordum. Bir nevi asosyelimsi bir hayata dönmüştüm.

Sonrasın da ise anlatmak istemediğim başka bir şehirde güzel bir 2 sene geçirdim. Öğrendim ki bütün insanlar iki yüzlü, çıkarcı ve basit değilmiş. Gerçekten sizi anlayan, sizin gibi hisseden, farklılıkları sizi rahatsız etmeyen yani birlikte zaman, belki bir hayat geçirmeniz gereken birisi ve ya birileri var etrafta. Belki 1 kişi belki 7 kişi bilmiyorum. Onunla karşılaşamacak mıyız bilmiyorum. Tek bildiğim yalnız değiliz. Hepimiz ayrı ayrı birisini bekliyoruz ve o da bizi bekliyor.

Ve şimdi doğduğum,büyüdüğüm yere geri döndüm. Yakın zamanda kendi başıma bir eve çıkacam. Keyfim zaman zaman yerinde.
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 2 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 4 yıl
Mesaj Sayısı: 89
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 1.197
İkinci El Bölümü Mesajları: 1
Konularının görüntülenme sayısı: 351.320 (Bu ay: 1)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 476 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.