Şimdi Ara

NEYZEN TEVFİK TOPİĞİ

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir (1 Mobil) - 1 Masaüstü1 Mobil
5 sn
11
Cevap
0
Favori
1.394
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Neyzen`den

    Ne ararsın tanrı ile aramda,
    Sen kimsinki orucumu sorarsın?
    Hakikaten gözün yoksa haramda,
    Başı açığa neden türban sorarsın?

    Rakı, şarap içiyorsam sana ne,
    Yoksa sana bir zararı içerim
    İkimizde gelsek kıldan köprüye
    Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim.

    Esir iken mümkünmüdür ibadet
    Yatıp kalkıp Atatürk`e dua et...
    Senin gibi dürzülerin yüzünden
    Dininden de soğuyacak bu millet.

    İşgaldeki hali sakın unutma
    Atatürk`e dil uzatma sebepsiz
    Sen anandan yine çıkardın amma
    Baban kimdi bilemezdin şerefsiz!


    Neyzen Tevfik



     NEYZEN TEVFİK TOPİĞİ
    Neyzen Tevfik
    Sizler de Neyzen'i anabilir, görüşlerinizi belirtebilir, şiir ve anılarından eklemeler yapabilirsiniz

    24 Mart 1879'da Bodrum'da doğdu. Babasının görevli bulunduğu Urla kasabasında amatör bir neyzenden nota ve usul bilgileri öğrenerek başladığı ney çalışmalarını kendi kendine ilerletti. İzmir İdadisi'ne girdiyse de bitirmeden ayrıldı. Bu arada gene kendi kendine Farsça öğrendi. İzmir Mevlevihanesi'ne girdi. Daha sonra İstanbul'a yerleşerek Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine devam etti. Bir yandan da şiirle ilgileniyordu. Eşref'le ve Mehmet Akif'le tanıştı ve şiir konusunda her ikisinden de etkilendi. 1908'den sonra bir süre Mısır'da bulundu 1913'te İstanbul'a döndü.

    Neyzen Tevfik genellikle toplum kurallarına uymadan yaşamını sürdürmüştür. Sazını bir geçim kapısı haline geçirmemek için direnmiş, yalnızca içinden geldiği zaman ney üflemiştir. Neyzenliğini geliştirmek kaygısı duymamış, sanat değeri kalıcı bir müzikçi olmak için uğraşmamıştır. Neydeki başlıca ustalığı sazı iyi üflemesiydi. Belirli müzik kurallarının dışına çıkar, ama hep duyarak çalar ve dinleyenleri etkilerdi. Kendi açıklamasına göre yüze yakın plak doldurmuştur. Neyzenliğinin yanı sıra adını yergi ve taşlamaları ile de duyurmuştur. Bazı eleştirmenlere göre bu türün Nef'î ve Eşref'ten sonra üçüncü önemli temsilcisi sayılır. 28 Ocak 1953 'de İstanbul'da öldü.



    _____________________________
    Cezalıyım Cezalı...

    NEYZEN TEVFİK TOPİĞİ




  • şiir süpper hele son 4lük muhteşem olmuş paylaşım için sağol

    aşağı düşmesin
    _____________________________
  • Ekşi sözlükten alıntılar:

    büyük ney ustası, ney çaldığı zaman dinleyen insanların kendilerinden geçtiği ve duydukları müziğin güzelliği karşısında ağladıkları söyleniyor.

    "tanri senin hamurunu necaset ile yogurmu$,
    annen seni sı.arken yanlislikla dogurmu$" demi$ adam.

    "kimi dertten icer, kimi sevincten ama ben siseden icerim siseden"

    marmara denizi kadar içtiği söylenir.

    gece meyhaneden cikmis evine donerken, dar bir sokakta karsilastigi bir baska sarhos ile aralarinda gecen diyalog :
    - ben senin gibi cigeri bes para etmez herife yol vermem!
    neyzen geri cekilir, yolu acar;
    - ben veririm..

    "şu yolda kırk senedir attim adim,
    daha hala beni ben anlamadim."

    "tereddütsüz teceddüt sahasında bir süleymanım
    şu var ki, tacü tahtım yok, fakirim lakin insanım."


    mehmed akif neyzen tevfik'in icmesine cok kizarmis... fakat gel gor ki neyzen tevfik uzun sayilabilecek bir omur surmus mehmed akif ise ondan az yasayip sirozdan ölmüştür

    bir yazar yazacağı romanı anlatırken, anlatacaklarının sonuna gelmiş ve bu sırada neyzen yüzünü buruşturup 'bu konuyu hiç beğenmedim' demiş. yazar da bunun üzerine 'peki ama siz hiç roman yazmadınız ki, nasıl fikir yürütürsünüz?' deyince neyzen 'ben yumurtanın da iyisini bayatını anlarım, fakat hiç yumurtlamadım' diyerek ağzının payını vermiş.

    "hayat içi su dolu bir fıçıya benzer.bu suyu birden içsende biter,yavaş yavaş içsende biter."

    rivayete gore yine cok sarhos oldugu bir gece rastladigi gece bekcisine sorar:
    -evladim neyzen tevfik'in barakasini ariyodum?
    +ama..ama...neyzen tevfik sizsiniz?!?!
    -sana neyzen tevfik'i soran kim bre deyyus, evini sordum evini.!

    çok sevdiği ve hocası bildiği mehmet akif ersoy'a söz verip, bir daha meyhaneye ayak basmayacağına yemin ettikten sonra sözünü tutan, atla meyhaneye gelip güyya meyhanede ayak basmadan demlenen kişidir.

    alkolün zararları üzerine yapılan konferansta konuşmacı olan profesör başlamış içkini zaralarını anlatmaya içki şöyledir böyledir baya bi konuşmuş konuşmasının sonuna doğru dinleyicilere bir soru sormuş "eşşeğin önüne bi tas su ve bir tas rakı koysak eşşek hangisini içer" diye tabi bütün dinleyiciler hep bir ağızdan su olan kapı diye bağırmışlar peki niye diye sormuş profesör bu arada konferansı neyzen tevfikde dinlemekteymiş ve kendisini tutamamış cevabı yapıştırmış neden olacak eşekliğinden eşekliğinden

    eskiden kendisi gibi bir imansiz olan, sonradan misirda bir seyhin muridi olup tovbe eden mehmet akif ersoyun ahbabidir. rivayete gore ersoy imana geldikten sonra yolda yillardir gormedigi neyzenle karsilasir. neyzenin saci sakali birbirine girmistir. "ne bu halin, maymuna donmussun" der. neyzen "iyi o zaman baska tarafa doneyim" diyerek kafasini cevirir.

    yeşilay 'ın bir zamanlar geleneksek olarak düzenlediği salon eğlencelerinin birine bir şekilde neyzen tevfik de davetlidir. kürsüye yeşilay başkanı mı, önemli doktorlardan biri mi artık dönemin önde gelen sağlık çığırtkanlarından bir çıkıp, bilimin çoktan kanıtladığı gerçeği; yani bir duble içkinin insan ömründen bir gün yediğini üstüne basa basa yineler. bunun üstünde salonda bir gürültüdür kopar, herkes gürültünün geldiği tarafa doğru döner. neyzen tevfik "öldüm ben!" der. "bu hesaba göre hatta tam 45 yıldır ölüymüşüm." der

    neyzen bir kac arkadasiyla bir degisiklik yapip hamamda icmege karar verir.buyukada da uretilen papazin duzu namli raki testilerini kaptiklari gibi sehzadebasi hamamina yerlesirler baslarlar icmege.bir yandan icer bir yandan terler bir yandan bayilip bir yandan ayilirlar.testiler bittikce hamamci telafi eder.bir sure sonra cosup tastan icmeyi birakip kurnaya doldurup kendi deyimiyle esegin yalaktan su icmesi gibi kafalarini kurnaya sokup icmege baslarlar.ne kadar hamamda kaldiklari muamma olmakla birlikte olayin sonunda cozutup anadan dogma sehzadebasindan fatihe dogru kosmaga baslarlar

    neyzen bir gun gene cigirindan cikmis adanalilari yolda birakacak sekilde allah kitap kufur ediyor.bir arkadasi geliyor yanina.
    -bre neyzen ayiptir gunahtir nasil kufurdur bunlar
    neyzen adama bakar
    -hocam,biz buyuk kapinin kopeklerindeniz;biz havlayip hirlamasak kapinin buyuk oldugunu kim anlar.

    iyi kalpli adamin bir tanesi bi gun neyzenin parasiz pulsuz gezdigini bilerek ona para vermek ister ama neyzenin dillere destan hazir cevapliligi onun gozunu korkutmaktadir ve parayi neyzenin arkasindan atarak neyzen paran dustu der.
    neyzenin cevabi ise su olur.
    -o dusen benim param degil. zaten bende para ne gezer. o dusen senin altin kalbindir.

    basin çevrelerinde taninmis bir hanim,neyzen'le karsilasinca,
    --askolsun,benim için asifte filan gibi sözler söylemissiniz ?
    neyzen elini sinek kovalar gibi sallamis;
    --hanim,sen beni tanimiyorsun.ben herkesin bildigi seyleri söylemem.

    kadiköy'de aksarayli hamdinin gazinosunda bir yandan demlenir,bir yandan ney çalarken,yanina bir boyaci çocuk yanasir.
    --amca,boyayim mi?
    neyzen yerinde kalkar,para çikarip çocuga verdikten sonra yere sirtüstü uzanir:
    --gel,yüzümü boya.
    yüzü boyaninca,kadiköy'deki baska bir meyhaneye,papazin bagi'na gider.papazin bagini mekan tutmus olan ahmet rasim,onu görünce:
    --ne bu hal neyzen?kusdili tiyatrosunda "arabin intikami'nimi oynadin?
    neyzen güler:
    --merhamet insanin yüzünü bazen kara çikarir.
    boyaciya acidigini söyleyip olayi anlattiktan sonra ekler:
    --kainata bir de bu heybette görüneyim,dedim.allah'a sükür ki böyle bir yüz karam oldu.ya çikmazina boyansaydim?

    "üvey annesini düdüklediği şeklinde söylentiler de vardır neyzen'in;ama büyük adamdır velhasıl."

    neyzen tevfik bi gün camide hoca'nın vaazını dinler.hoca herkesin dinin gereklerini yerine getirmesi gerektiğini,cennette herkese çok güzel huriler verileceğinden ve bu hurilerle ne yapmak isterlerse yapabileceklerini anlatır cemaate.ertesi günki vaazda neyzen hocaya sorar:"hocam cennette şarap olacak mı?" diye.hoca bu soruya çok sinirlenir başlar neyzeni zındık,kafir,iblis gibi dini motiflerle haşlamaya ve sorar:"bre zındık cenneti meyhane mi sandın?" diye.neyzen istifini bozmaz önceki günü hatırlatır:"e hoca dün cenneti kerhane yaptın."

    bir arkadaşı neyzeni meyhaneden cıkarken görmüş sitem ederek üzüldügunu belirterek demiş;
    vallahi tevfik efendi seni meyhaneden cıkarken görmek beni son derece üzdü.
    neyzen tevfik hemen cevap verir:
    hemen geri döneyim öyleyse.

    askerdeyken en büyük sikintisi içki yasagidir. bir gün tuvalette gizli gizli içki içerken komutan bunu yakalar ve :
    -buldun mezeyi içersin tabii. der.
    neyzen tevfik hayatinda cevap veremedigi tek lafin bu oldugunu söyler.

    neyzen yine sarhoş olduğu bi gün kalabalık bi caddeden geçerken bağırmış:
    ulan o..... çocukları..!
    bunun üzerine bütün gözler neyzene dönmüş..neyzen;
    haha..ne kadar da çokmuşsunuz..

    neyzen tevfik dolmabahçe sarayına girer ve kapıdaki görevliye;
    "atatürk'le görüşecem" der. görevli "kim diyeyim" diye sorar. "neyzen geldi de, o anlar" diye cevap verir neyzen tevfik. bunun üzerine görevli gider atatürk'ün yanına, "efendim, neyzen geldi sizinle görüşmek istiyor" der. atatürk ise:
    -"neyzen gelmemiştir, keyfi gelmiştir keyfi" diye cevap verir ve güler.

    iki gözü de görmeyen bir dostu bir gün neyzen’e sormu$:
    — memleketin durumunu nasıl görüyorsun? neyzen cevap vermi$:
    — aynen senin gördügün gibi..

    mazhar osman, neyzen tevfik’e içki içmeyi yasaklamı$.. içmeye devam ettigi takdirde hayati tehlike doğacagını söylemi$.. ileri derecedeki samimiyetlerine dayanarak içki içmeyecegine dair bir de and içirmi$.. aradan zaman geçmi$, mazhar osman, neyzen tevfik’e bir yerde içki içerken rastlamı$.. hemen hatırlatmı$:
    - "hani sen içki içmemek üzere and içmi$tin?"
    neyzen $öyle cevap vermi$:
    - "üstat, biz fakir adamız.. bulunca içki içeriz, bulmayınca and içeriz!..."

    peyami safanın da yarenlik etmiş olduğu neyzen, heccav.
    neyzen tevfik'e içkinin yasaklanmasından sonra bir gün peyami safa üstadı ziyarete gider. odanın bir köşesinde koca bir fıçı şarap görünce şu diyalog gelişir.
    p.s. bu ne üstad? hani artık içmeyecektin
    n.t. ne yaparsın evlat içmezsem kuvvetten düşüyorum.
    p.s. peki içkinin faydası oluyor mu?
    n.t. olmaz olur mu sen ne diyorsun. bak bu fıçıyı, geldiğinde yerinden oynatamazdım, şimdi tek elimle bile kaldırıyorum.


    Hayri Yenigün anlatiyor: Bir gün Büyük Postane arkasinda, Tefeyyüz kütüphanesinin karsisindaki Ismail'in koltuk meyhanesine ugrar Neyzen'in nerede yatip kalktigini sorar.Meyhaneci Ismail: " Burada, Hocapasa Camii'nin bir tabutlugu var, oraya gider.Bir tabutun kapagini kaldirir, içine girer,kapagi da üstüne çeker vce rahat rahat uyur."

    Abdülhamid döneminde,sariklilarin kahvehanelerde oturmalari yasaklanmis.Neyzen,Fevziye kiraathanesinde basinda sarik nargile içerken içeriye bir kaç polis,bir kaç komiser,bir kaç hafiye girer.Baslarinda da Mesihat (Seyhülislamlik) müfettisi...
    Neyzen'i karakola götürmek isterlersede bizimki yerinden kimildamaz.Bir yandan da o ünlü küfürlerinin hiç gün yüzü görmemislerini birbiri ardinca siralamaktadir.
    Cadde ana baba gününe döner.Seyre gelen gelene...Baska hafiye ve polisler de ortaya çikar;hep birlikte Neyzen'in kollarina yapisarak sürüklemeye kalkisirlar.Neyzen bir ara ellerinden siyrilip bir masanin üzerine çikar,caddeye dönüp avazi çiktigi kadar bagirir: " Padisahim çok yasa, Sevketinle bin yasa ! "
    Müfettis,komiserler,polisler çil yavrusu gibi dagilirlar.Neyzen masadan inip nargilesinden bir nefes çektikten sonra kendi kendine " Ulaaan, amma da enayi seylermis ha ! " der.

    Tanidigi bir subayi ziyarete,kislaya gider.Subayin ricasi üzerine askerlere ney çalar.Sonunda aska gelip zeybek oynamaya
    durur.Pantolonun dügmelerini iliklemeyi unuttugunu gören erlerden biri " Efendi amca,edep yerin açikta kalmis " der.Neyzen oyunu kesip keserek ellerini kaldirarak Tanri'ya seslenir: " Çok sükür sana, nihayet karsima edebim oldugunu söyleyen bir kulunu çikardin "

    Neyzen'in bir arkadasi meyhaneye girer ve garsona sorar ;
    --Bizim Neyzen burada mi?
    --Burada beyim,Sagdan besinci masa.
    O masada Neyzen'i göremeyen adam geri döner:
    --Gitmis...
    --Affedersiniz beyim,kabahat bende.Masanin altina bakin dememistim,size...

    Sait Halim Pasa,Neyzen'i seven bir kisiymis.Bu yüzden ona izaz ve ikramda bulunurmus.Pasanin sofrasinda fena sarhos olup sizdigi bir gecenin sabahinda,pasa,Neyzen'den bir daha içki içmeyecegine dair kesin söz istemis.Neyzen'de, Pasayi son derece saygiyla sevdigi için,istenilen sözü ciddiyetle vermek zorunda kalmis.Bu söze göre Neyzen agzina bir daha raki koymayacak!!!
    Bir dahaki çagrilisinda Pasanin karsisina zil zurna sarhos çikmis.Pasa onun bu halini görünce esefle sormus:
    --Hani söz vermistin?Bir daha agzina içki koymayacaktin?
    Neyzen,yemin ederek agzina bir damla içki koymadigini söyleyince,pasa derin bir hayrete düserek:
    --inanman,söyle yakin gel de bana bir "hoh" de,bakalim.
    Neyzen iyice sokulup.pasanin burnuna,olanca gücünle bir "hoh" demis.Lâkin hayret,gerçekten de Neyzen'in agzi içki kokmuyor! Pasa saskin,saskin:
    --Bu nasil is Neyzen? deyince,Neyzen onu kahkahadan kirdiran cevabi veriyor:
    --Sen kokusunu alip da anlamayasin diye içkiyi altimdan tenkiye ettirdim.Insan biraz kendine hükmedip de aldigini çikarmazsa,iste böyle,tipki yukaridan içmiscesine mest oluyor pasam!!!

    Bir arkadasiyla Beyoglu'nda gezerken Ubeydullah Efendiyle karsilasirlar.(Ubeydullah Efendi,ünlü Jön Türkler'dendi.Son yillarda Besiktas Evlendirma Memuruydu) Neyzen,Ubeydullah Efendiye sorar:
    --Hocam,Hazreti Adem'le Hazreti Havva'nin nikahlarini hangi imam kiydi?
    --Davetliler arasinda degildim,bilmiyorum.
    --Peki,Adam'la Havva cennetten niye kovuldular?
    --Bir münasebetsizlik etmislerdir.
    --Ne gibi?
    Ubeydullah Efendi dayanamaz:
    --Sizin bu aksam yaptiginiz gibi.
    --Peki,acaba nasil kovuldular?
    --Defol...Yoksa sana haddini bildiririm simdi!
    Neyzen,ardindan bastonunu sallayarak kosan Ubeydullah Efendi ile arayi açtiktan sonra durup seslenmis:
    --Böyle nazikçe kovmasini biliyordun da,benimle ne diye bir saat ugrastin üstad?

    Son hizla giden taksinin soförüne sesleniyor:
    --Aman oglum,n'olur biraz yavasla.
    --Merak etme baba,biz bu taksiyle gelin tasiyoruz.
    --Desene biz de düzülecekler arasindayiz!!!

    Hüseyin Sehsuvar anlatiyor:" ...küfürlere basladi.Sonra basini sola çevirip bana döndü:
    --Hüseyin,ben önüme gelene sövüyorum.
    --Söversin,
    --Bana bir sey yapmiyorlar???
    --Ne yapacaklar?
    --Ulan yoksa bunlar beni adam yerine mi koymuyorlar???

    Birinci Dünya Savasi yillari.Mahalle bekçilerinin davul çalarak topladigi bir kafile,askerlik subesine gitmek üzere yola koyuluyor.Kaldirimlarda biriken halk gidenleri ugurluyor:
    --Allah selamet versin,Allah selamet versin.
    Yemen,Çanakkale,Filistin gibi cephelere gidenlerin geri dönmeyeceklerini bilen Neyzen de bu yolculuk törenine katiliyor:
    --Allah rahmet eylesin,Allah rahmet eylesin!!!

    Sadrazam Sait Halim Pasa Neyzeni Yeniköy'deki yalisina davet eder.Yenilip içildikten,Neyzen'n Ney'i dinlenildikten sonra Pasa Neyzen'e pirlanta islemeli essiz bir ney armagen eder.
    Bizimki neyi eline alip inceler ve Pasa'ya geri varir.
    --Hayrola üstad begenmedin mi?
    --Çok begendim
    --Peki neden almiyorsun?
    --Ben yolsuz kalinca bu neyi satarim,yazik olur.Iyisi mi sen bana bes Lira ver,bu ney sende dursun...

    Ikinci Mesrutiyet döneminde nazirliga getirilen bir zat,çok geçmeden yegeninin vali olarak atanmasini saglar. Karsilastiklarinda,Neyzen:
    --Masallah,kardesinizin oglu tipki fasulyeye benziyor.
    --Genç yasta vali oldu,neden fasulyeye benzesin?
    --Iste bende onun için benzetiyorum ya.Fasulye de siriga sarilarak büyür.

    Soruyorlar:
    --Neyzen,çalarken mi neselenirsin,yoksa neseli oldugun zaman mi çalarsin?
    Maliye Bakani hakkinda yolsuzluk dedikodularinin dolastigi bir dönemidir.
    Neyzen: " Maliye Vekili degilim ki,çalarken zevk alayim "....



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi _EGEMEN_ -- 12 Şubat 2006 19:50:54 >
    _____________________________
    Cezalıyım Cezalı...

    NEYZEN TEVFİK TOPİĞİ




  • ulu tanrı'm, akıl ermez sırrına,
    binbir ismi hakda pinhan edersin.
    içirirsin sabrın peymanesini,
    hikmetini sonra ayan edersin.

    gizlenirsin bir nüvenin içinde,
    ademin de şeytanın da cinin de,
    her milletin ayrı ayrı dininde
    şirke, küfre, rayhi bürhan edersin.

    aşk olursun, gönlümüzü yakarsın,
    leyla olur karşımıza çıkarsın,
    rakıyb olur canımızı sıkarsın,
    vuslatını bize hicran edersin.

    bozuktur düzenin, olmazsın akort,
    tavşana kaç dersin, tazıya aport,
    haham, papaz, hoca ettikçe zart zurt,
    alay eder, güler isyan edersin.

    sen indirdin yere şu dört kitabı,
    ayrı ayrı her birinin hisabı,
    her bir dinin sensin putu, mihrabı,
    yalanına kendin iman edersin.

    zerdüşt olmuş görünmüşsün ateşte,
    brahmen'in vişno'sısın güneşte,
    bir parlayış parladın ki kureyş'te
    mahbubunu zatına şan edersin.

    hem goncasın, hem bülbülsün, hem diken,
    hem canansın, hem de çileyi çeken,
    hikmetine def'ineler açıkken
    seyyah, derviş olur selman edersin.

    yok olmadan var olmanın yolu yok,
    kendin gibi seni arayan pek çok,
    hiç şaşırmaz kaderden attığın ok,
    sevdiğini aşka nişan edersin.

    çiftçi olur, öküzünü haylarsın,
    ağa olur, hizmetkarı paylarsın,
    yersin, göksün, yıllar, günler, aylarsın,
    asırları toplar bir an edersin.

    görünürsün her velide, delide,
    mustafa'da avram'da pandeli'de,
    bir maymuncuk gibi her bir kilide
    hem uyarsın hem de bühtan edersin.

    neşve olur, gizlenirsin şarabda,
    helal, haram yazılırsın kitabda,
    sevdalarla şu inleyen rebabda,
    sensin, aşıkları nalan edersin.

    zincir olur mecnunları bağlarsın,
    görür, acır, karşısında ağlarsın,
    irmak olur dere tepe çağlarsın,
    tufan olur, dehri viran edersin.

    bir ot idin, kamış oldun, ney oldun,
    feryadına karşılık hey hey oldun,
    su, kök, filiz, asma, üzüm, mey oldun,
    her katranı bana umman edersin.

    çıban olur, enselerde çıkarsın,
    yanar canın yine kendin sıkarsın.
    kendin yapar, kendin yakar yıkarsın,
    sigortadan ne kar, ziyan edersin?

    maymun olur, ısırırsın kralı,
    hala yunan canevinden yaralı,
    yıldızını o yar sardı saralı,
    venizelos'musun devran edersin, .

    bir iraden adam yapar eşeği,
    azlolurken batar ona döşeği,
    gazabındır şu felaket şimşeği,
    her nereye çaksan suzan edersin.

    çıkmayan bir candan umut kesilmez,
    rahmetinden zerre bile eksilmez,
    gözümüzü senden başkası silmez,
    güldürmeden önce giryan edersin.

    şımartırsın bir sonradan görmeyi,
    öğretirsin halka çorap örmeyi,
    o çalarken tam gözünden sürmeyi,
    yakalarsın, hapse ferman edersin.

    zengin olur kasaları kitlersin,
    fakir düşer garip başın bitlersin,
    deri, kemik, beden bizi ciltlersin,
    hicranlara canlı divan edersin.

    la'netin mi şu şin islam kapısı,
    yedi cehennneme bedel yapısı,
    zebanilerde mi bunu tapısı?
    bu çeteyi sen perişan edersin.

    dar-ün nedve midir şu dar-ül-hikme
    savurdular birbirine çok tekme.
    kuyruğu sakattır, pek hızlı çekme,
    eşeklerle bizi handan edersin.

    kudururlar arpalıkla, tiridle,
    girişirler kafa, göz, yüz, dividle;
    geğirirler, anırırlar, tecvidle,
    harf-ı meddi yular, kolan edersin!

    fitne için yeter izmir'li cüce,
    yelken takar devedeki hörgüce,
    kürek çeker akıntıya her gece,
    boklu dereye mi kaptan edersin?

    uçarken havada gaflete daldım,
    fena suretinden bir buse aldım,
    süleyman tahtının altında kaldım,
    cibril'i şaşırtan o burak benim.

    felek allem, kader kallem eyledi,
    hind'de buda tur'da musa eyledi,
    beni bana herkes nasıl söyledi?
    dillerde destanda bu merak benim.

    serseri bir kıdemliyim ocakta,
    kaynamışım nice kabda kucakta,
    buz kesildim sinirimden sıcakta,
    .........

    (istanbul: 1921)
    _____________________________
    Cezalıyım Cezalı...

    NEYZEN TEVFİK TOPİĞİ




  • yürü be ... endamını göreyim,

    dörtlüğünü söylemiştir..
    _____________________________
    "Gözlerde yas yoksa, ruh gökkusagina sahip olamaz."
    "Bayrağı indirtmem, vatanı böldürtmem, ezanı dindirtmem, Türk'e de sövdürtmem!"
  • YAW BEN EN ÜSTTEKİ ŞİİRİ TOPİC OLARAK AÇMIŞTIM AMA SİLMİŞLERDİ.....
    _____________________________
    ÇEVİRSENE ORDAN!!!
    EMİN ABİ ÇEVİR ORDAN!!
    AÇIK BIRAKIYOSUN AKIYO HAYVANLAR!!
  • Söyledikleri, ahlak ve din kurallarına uymanın işlerine gelmediği, nefislerine hakim olmayı beceremeyen kesim tarafından Tanrı buyruğu sanılan ve fikirlerine sıkı sıkıya sarılınılan şahsiyet.. Oysa herkes bilmektedir ki O da, O'nun gibi düşünenler de bu tür laf demagojileriyle aslında kendilerini kandırmaktadırlar.. Hakaret gibi olmasın ama adamın tipinden belli ayyaşın biri olduğu..



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi planlamacı -- 11 Şubat 2006 19:17:13 >
    _____________________________
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    ABDÜLHAMİD HAN MARŞI HAKKINDA
    11 yıl önce açıldı
    Dijital Baba Orhan Toker
    geçen yıl açıldı
    Daha Fazla Göster
  • kendisi saygı duyduğum insanların başında gelir
    _____________________________
  • süper bi insan!!
    _____________________________


    Doðacak güneş gibi Halkın kara yazgısının üstüne
    Yumruklar dalgalanıyor göklerde
    Kızıl bantlı şehitlerimizle!!
  • Bu sözlerin bir kısmı ömer hayyama ait diye biliyorum onun çevirilerinde okumuştum
    yanılıyormuyum
    _____________________________
  • Hll knk
    _____________________________


    Ne bakhtin gülüm?
    - Mikhail Mikhailovich Bakhtin
  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.