Arkadaşlar dünyamız ve doğa her gün biraz daha kirleniyor.
Bunun en büyük sebebi ise son yıllarda enerji kaynaklarının sorumsuzca kullanılması ve atıkların çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf edilmemesi.
Kaçak villa ihtirası uğruna ormanlar yakılıyor doğa katlediliyor sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın ciğerleri yok ediliyor.
Ben de forumdaki çevrecileri örgütlemek amacıyla böyle bir konu açtım.Sizlerin de katılımını bekliyorum.
Unutmayalım ki kullanmadığımız kağıtların geri dönüşümü sağlanarak ağaçlarımızın kesilmesinin önüne geçilebilir.
Unutmayalım ki endüstride ve tarım ilacında kullanılan 1 kg civa (Hg) ile binlerce ton su zehirlenebilir ve o suda yetişen balıkları yiyen insanlar hayatlarını yitirebilir.
Ormanların sorumsuzca katledilmesi hakkında son günlerde ülke gündemini sarsan çok önemli gelişmeler var.İlgili konuyu buradan takip edebilirsiniz;
http://forum.donanimhaber.com/m_10625768/mpage/tm.htm Forumca etkinlik yapmak adına RccP arkadaşımızın mesajını ilk mesajıma taşıyorum buyrun:
Greenpeace organizasyonunu duymuşsunuzdur..
nükleere karşı olmaları,denizlerimize gösterdikleri ilgiyi,gerektiğinde zehirli gaz saçan fabrikaların bacalarına kendilerini zincirlediklerini de duymuşsunuzdur..
bu oluşum herhangi bir kazanç beklemeden çevre gönüllülerinden oluşmuştur..bu oluşuma maddi destek olmak isteyenler olabilir aranızda..
http://www.greenpeace.org/turkey/ adresinden gerekli bilgileri ve kayıt için gerekenleri alaiblirsiniz..kendim greenpeace in gönüllü destekcisiyim ve destekçilerin çogunlugu üniversite ögrencilerinden oluşmaktadır..periyotlarını siz belirleyerek veya 1seferlik olsa da bağış yapabilirsiniz.istediginiz zman üyeliğinizi iptal edebilirsiniz.
tamamen güvenilirdir..kafanızda k.kartı ile ilgili soru işareti felan kalmasın..aylık 1 dolar bağışlasanız bile çok makbule geçer..
http://www.greenpeace.org/turkey/get-involved/sanal-eylem bağış yapmasanız bile üstteki linke tıklayarak greenpeace in mail listesine kayıt olup sanal eylenci olabilirsiniz..ayrıca belli periyotlar arasında sizi bilgilendirici maillerde alabilirsiniz..
Başlıca Doğa ve Çevre Sorunları: Küresel Isınma Dünya atmosferi çeşitli gazlardan oluşur. Ayrıca küçük miktarlarda bazı asal gazlar bulunmaktadır. Güneşten gelen ışınlar (ısı ışınları/kısa dalgalı ışınlar), atmosferi geçerek yeryüzünü ısıtır. Atmosferdeki gazlar yeryüzündeki ısının bir kısmını tutar ve yeryüzünün ısı kaybına engel olurlar. (CO2, havada en çok ısı tutma özelliği olan gazdır.)
Atmosferin, ışığı geçirme ve ısıyı tutma özelliği vardır. Atmosferin ısıyı tutma yeteneği sayesinde suların sıcaklığı dengede kalır. Böylece nehirlerin ve okyanusların donması engellenmiş olur. Bu şekilde oluşan, atmosferin ısıtma ve yalıtma etkisine sera etkisi denir. Dünya atmosferi cam seralara benzer bir özellik gösterir.
Son yıllarda atmosferdeki CO2 miktarı hava kirlenmesine bağlı olarak hızla artmaktadır. Metan, ozon ve kloroflorokarbon (CFC) gibi sera gazları çeşitli insan aktiviteleri ile atmosfere katılmaktadır. Bu gazların tamamının ısı tutma özelliği vardır.
CO2 ve ısıyı tutan diğer gazların miktarındaki artış, atmosferin ısısının yükselmesine sebep olmaktadır. Bu da küresel ısınma olarak ifade edilir. Bu durumun, buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğuracak iklim değişmelerine yol açmasından endişe edilmektedir.
İnsanların çeşitli faaliyetlerinin küresel ısınmaya katkısı şöyledir:
* Enerji kullanımı %49,
* Endüstrileşme %24,
* Ormansızlaşma %14,
* Tarım %13'tür.
Özellikle enerji kullanımı konusunda ABD çok büyük bir orana sahip.Küresel ısınmanın önüne geçilebilmesi için ABD'nin enerji tüketimini yavaşlatması ve Pasifik Okyanusu'nda yaptığı nükleer denemeleri durdurması gerekiyor.
Baz İstasyonlarının İnsan Sağlığına Etkileri Baz istasyonlarının genellikle 4 metre boyunda dolap biçiminde olan antenleri adeta radyo vericisi gibi küçük. Şirketler her ne kadar bu antenlerin 100 W’lık ampulle bir olduğunu söylemekteyse de, ampulün frekansı 50, anteninse 1 milyar kadardır. (1 GHz). Anten UHF üzerinden, her yöne veya tek bir yöne yayın yapmakta. Tek yönlü yayında MD’lar dar bir huzme şeklinde gönderilmekte huzme daraldıkça güç artmakta, dar huzme, civar binalara girmekte veya onlardan yansımaktadır. Şirketler elektromanyetik ışın şiddetinin mesafenin karesiyle ters orantılı olarak azaldığını söylemekte ise de azalan elektromanyetik alan şiddetidir. Kanser yapıcı etki mesafe ile azalmaz. Cep telefonu ve dam antenleri özellikle çocuklar için tehlikeli.
Sağlık Bakanlığı Genelgesi’ne göre; elektromanyetik etkilerin insan sağlığına zararlı etkilerinin olduğu, çok sayıda kronik hastalık veya sağlık sorunu için bütün araştırmacıların üzerinde anlaştığı çok açık neden-sonuç ilişkileri gösterilmemekle birlikte, ortaya konan sağlık etkileri ve buna bağlı olarak getirilen maruziyet sınırlamaları dikkate alındığında, bu etkilerin bütün araştırmacılar tarafından kabul edilmesi ve kesinleşmesine kadar, kanıtlanmış sağlık risklerinin varlığı, maruziyet alanlarının çoğalması ve uzun vadedeki olası etkileri göz önünde bulundurulduğunda, toplum bireylerinin ve özellikle risk gruplarının önlenebilir tüm etkilerden korunması için iyonlaştırıcı olmayan radyasyon- elektromanyetik kirlilik ile ilgili tedbirlerin bir an önce alınması gerekliliği bulunmaktadır.
Araştırmacılara göre; çocuklarda aşırı manyetik alanların hücrelerin genetik yapılarına zarar verdiğini, insanlarda kanser riskinin ve doğum kusurlarının artmasına ve yetişkinlerde beyin ve kan kanserlerine, üreme özelliklerinin yitirilmesine, kalp sağlığı sorunlarına, stres düzeyinde artışa ve uyku bozukluklarına, kan basıncında artış, başağrısı, baş dönmesi gibi sorunlara neden olduğunu açıklamaktadırlar.
Anayasamızın 56. maddesine göre "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir."
2872 Sayılı Çevre Kanunu 3/a bendinde "Çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi gerçek ve tüzel kişilerle, vatandaşların görevi olup, bunlar bu konuda alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler." denmektedir.
3194 Sayılı İmar Yasası, yapılara ilişkin her türlü yetki ve sorumluluğu mücavir alan sınırları içinde belediyelere, mücavir alan sınırları dışında ise valiliklere vermiştir. Dolayısıyla baz istasyonlarını kuran firmaların belediyelerden ruhsat alması gerekmektedir.
23028 sayılı 23 Haziran 1997 tarihli ÇED (Çevresel Etki Değerlendirilmesi) Yönetmeliği’ nin Ek II madde 12’ de "her türlü elektronik ve elektromekanik" tesisleri ifadesinin yer alması, Baz İstasyonları’nın da bu yönetmelik kapsamında değerlendirilmesini gerektirmektedir. ÇED Yönetmeliğinin bu maddesine göre, baz istasyonları için çevresel etki değerlendirilmesi sürecinin işletilmesi gerekmektedir.
Hava Kirliliğinin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri Hava, yeryüzünü çevreleyen ve atmosferi oluşturan gazların bir karışımıdır. Saf hava, hacimce %21 oksijen, %78 azot, eser miktarda karbon dioksit ve su buharı içerir.
Soluduğumuz hava saf değildir. Hava, doğal kaynaklar veya insan aktiviteleri ile atmosfere bırakılan kimyasal ve biyolojik binlerce maddelerle kirlenir. Bu kirleticiler atmosferde başka kirleticiler üretmek üzere reaksiyona girebilir. Havayı kirleten maddelere kirletici denir. Bunlar, partikül madde (PM), ozon, kükürt dioksit, karbon monoksit, azot oksitler, uçucu organik bileşikler, sülfür, sülfat ve nitrattır.
Şehir içi bölgelerde hava kirletici kaynaklarını;
1. Isınma ve sanayide kullanılan yakıtlar,
2. Sanayi tesisleri,
3. Ulaşımdaki motorlu taşıtlar,
4. Diğerleri (çöp depolama alanları, kanalizasyon, arıtma tesisleri v.b.), diye sınıflandırmak mümkündür.
Isınma kaynaklı kirleticiler, ısınmada kullanılan yakıtın ve yakma sisteminin ürüne bağlı olarak değişmektedir. Kükürt oksit bileşikleri katı, sıvı ve gaz yakıtta bulunan kükürt bileşiklerinin yanması sonucu meydana gelir. Ülkemizde çıkarılmakta olan kömürlerde kükürt içeriği genellikle %1’in üzerindedir. Kömürdeki kükürt, yanma esnasında önemli oranda (yaklaşık %90-99) kükürt dioksite (SO2 gazı) ve az bir oranda da (yaklaşık %1-10) kükürt trioksite (SO3 gazı) dönüşmektedir. Oluşan SO3 gazı yüzdesi çok düşük olduğu için toplam kükürt oksitler, genelde kükürt dioksit olarak ifade edilmektedir. Bacadan atılan kükürt oksit miktarı yakıt içinde bulunan kükürt miktarına bağlı olarak değişmektedir. Kükürt dioksit doğal olarak havada 5 µm/m3 konsantrasyonundan daha düşük miktarlarda bulunabilir.
Yanma esnasında oluşan kükürt oksitler, ülkemizde özellikle büyük şehirlerde, son yıllara kadar yaşanmış olan genel hava kirliliği probleminin de temelini oluşturmaktaydı. Fakat son yıllarda yapılan düzenlemelerle, özellikle ülkemizde çıkarılmakta olan kömürlerin çeşitli proseslerle iyileştirilmesi sonucu, kükürt içeriği %1.5 veya daha aşağı seviyelere çekilmiştir. Çoğu ithal kömürlerdeki kükürt içeriği ise zaten %0.9’in altında bulunmakta veya kükürt içeriği %0.9’in altında olan kömürlerin ithalatına izin verilmektedir.
Zararsız Radyasyon Yoktur! Bir nükleer santralın normal çalışması esnasında çevreye yaydığı veya kaza sonucu ortaya çıkan radyasyon, canlılara besin ya da soluma yoluyla geçer. Bu radyasyonlar, canlı hücreleri meydana getiren atomları ve molekülleri iyonize ederek yapılarını bozar. Ayrıca, hücre bölünmelerini kontrol eden DNA’ların kimyasal yapısını da bozarak, hücrelerin normal olarak ikiye bölüneceğini yerde, çılgınca milyonlarca birbirinin eşi bozulmuş, programsızlaşmış hücreye bölünerek üremesine ve giderek kansere neden olurlar. Kansere yol açmasının yanı sıra radyasyon, bir canlının kalıtımsal yapısında ani değişikler olan genetik mutasyonlara da neden olur. Yapılan son araştırmalara göre, düşük dozda radyasyonun da, tahminlerin aksine, insan vücuduna zararlı olduğu bulunmuştur. Nükleer santralların civarında yaşayanlarda görülen kanser vakalarındaki yüzde 400’lük artış, genetik mutasyonlar sonucu normal olmayan doğumlar, yaygın lösemi hastalıkları bunun bir bilimsel kanıtı olarak gösterilmiştir.
İngiliz Hükümet Yetkilileri, İngiltere’deki Sellafield Santralı’nda (eski adı Windscale olan bu santral, 1957’de yaşanan nükleer felaketten sonra adı değiştirilerek, kamuoyundaki kötü imajı silinmeye çalışılmıştır) çalışanlara, çocuklarında görülen yüksek lösemi oranları ile ilgili araştırma sonuçları ışığında, çocuk yapmamalarını tavsiye etmiştir.
1991’de ABD’deki Oak Ridge Ulusal Laboratuarı’nda çalışanlar üzerinde yapılan incelemelerden sonra, lösemiden ölüm oranlarının, beklenenden %63 fazla olduğu saptanmıştır. ABD’de 1993 yılında yayınlanan Güneydoğu Massachusetts Sağlık Raporu’na göre, Pilgrim Nükleer Santralı’nın yaydığı radyasyona maruz kalanlar, bu emisyona daha az oranda maruz kalanlardan, 4 kat daha fazla lösemi riski taşımaktadır.
Ocak 1999’da British Medical Journal’da yayınlanan bir makalede, Fransa’nın kuzeyindeki La Hague Nükleer Santralı’nın civarındaki sahillerde oynamaya giden ya da deniz ürünleri yiyen çocukların lösemiye yakalanmasının, diğerleriyle kıyaslandığında daha büyük bir olasılık olduğu belirtiliyordu. Fransız kamuoyu, medyanın konuya ilgi göstermesiyle, bu sorundan haberdar oldu. Yalnızca 278 gün çalıştırılabilen ve artık kapatılan 11 yaşındaki Süperphenix Santralı; Fransa’da, “tehlikeli bir beyaz fil” olarak adlandırılıyor. Bu santralın Fransa’ya maliyeti ise, şimdiden 10 milyar doları buldu ve sökülmesi için de 3.4 milyar dolar daha gerekiyor.
“Radyoaktif atıklar sorunu bizlere, gelecek kuşaklara karşı sorumluluk yükleyen ciddi bir sorun. Oysa bu konu adeta hiç tartışılmıyor”. Sizler de doğayı ve çevreyi seviyorsanız kulübümüze üye olabilirsiniz.
Üyeler:
1)
Saltuk 2)
Baron17 3)
mayklhac 4)
Eda_fb 5)
KillForYou! 6)
esdum 7)
qtq 8)
mfguney 9)
kadirgfb 10)
Archkael 11)
da-pan- 12)
_Blackfly_ 13)
woop 14)
Michelangelo. 15)
MetalliCaster 16)
scarycanary 17)
doctor_j 18)
PsYcHoAlonE 19)
.:DreaM:. 20)
HloveJ 21)
Birce 22)
macar93 23)
---Ali--- 24)
erdiyilmaz 25)
Eka01 26)
ComeKillMe 27)
Smirdon 28)
lars ulrıch 29)
onur19031 30)
DJ41 31)
zodd 32)
XewO 33)
tech_türk 34)
RaprosteR 35)
Dr.Freeman 36)
RccP 37)
Ayhan Arslan 38)
bLuEbLooD® 39)
ozkulse 40)
pckesfeden 41)
barman 42)
HaYaLeTR 43)
Furkan_Ticaret 44)
cimbomlu05 45)
ballrry 46)
Elluin 47)
PaulPierce34 48)
erman90 48)
ege_asigi 49)
>OnuR< 50)
PaLadin_C 51)
DENKU 52)
WoraZ 53)
BJKKKKK 54)
orbjk 55)
erpachotoe 56)
Yarbay 57)
pocahontas 58)
mguder 59)
efeyavuz 60)
YÜZSÜZ 61)
spyfox 62)
schakalOzzY 63)
:::_MuR@t_::: 64)
Gr3g0r 65)
AlanyaTuning 66)
vokkan67 67)
piyerfare 68)
kebabkolik 69)
alex_alex 70)
Sinanboza 71)
ferrari_16 72)
Anjharat 73)
Ygn17 74)
subuti 75)
acemiwebci 76)
gecomert 77)
FFeArLeSS 78)
Raistlin2212 79)
aKaSa 80)
stnts 81)
Zekeria_BeaZ 82)
onder6 83)
Web Star 84)
umutj 85)
yagmur_ygmr 86)
SithMASTER 87)
Diablo31 88)
Zwandar 89)
Gary fx 90)
Ckoc1 91)
Ege_Aşığı 92)
Otantic_Antiochia 93)
ßoost 94)
d4nce4lif3 95)
umurman 96)
refqref 97)
cornrose 98)
Flameman 99)
ermanka26 100)
righteous@ 101)
getaway 102)
Locker 104)
cagatay_xx 105)
AkAsyA_58 106)
EfeHan-82 107)
Akçalı. 108)
marlo 109)
Etkisizeleman 110)
AzadArda 111)
kadango 112)
*MelaNKoliK* 113)
mehmetpara 114)
ozgurdeniz65 115)
DiMarzio 116)
aksoy93 117)
ßaTıKaN 118)
giza 119)
TurnBack 120)
blade_17 121)
maxelll 122)
Curimo 123)
BAĞATUR 124)
stnts 125)
tepeb 126)
webExpert 127)
coolsten 128)
narsess 129)
fatihcanery Dileyenlerin ekleyebileceği imzamız;
[center][link=http://forum.donanimhaber.com/m_10705051/tm.htm][color=#00CC00][b][i]☼ DH Doğa ve Çevreyi Koruma Kulübü ☼ Türkiye Çöl Olmasın![/i][/b][/color][/link]
[image]http://img387.imageshack.us/img387/7006/untitled1uo0.gif[/image][/center]
Görünümü;