Şimdi Ara

*** Sibirya'da Yükselmeye Başlayan Magma Gaz Sütunu Hakkında Rapor ***

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
13
Cevap
0
Favori
590
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
1 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • Climate_Report_Siberia_TR.pdf


    Dünya'nın iç çekirdiği, kuzey doğuya doğru kaymış.

    bunun sonucu olarak da Sibirya'nın altında komple bir magma yükselmesi tespit edilmiş.


    sibirya'daki torf yangınlarının,

    kuyulardaki sıcak su çıkışlarının,

    manyetik kutbun kaymasının,

    Derin depremlerde meydana gelen artışın,

    genel olarak tüm deprem büyüklüklerinin ve sayılarındaki artışın

    vs...

    bununla ilişkili olduğuna dair bilimsel veriler var.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi adolf1 -- 4 Eylül 2025; 14:47:3 >



    _____________________________
    "Sürekli savaşların yaşam kanunu olduğu bu dünyada, savaşmak istemeyen yaşam hakkına sahip değildir." Adolf HİTLER
  • permafrost denilen donmuş toprak erimeye başlamış ve metan salınımı açısından tehlike oluşturuyordu, birde toprağın altından gelen magma da permafrostu eritir ise homo sapien denilen yaratık varoluş mücadelesi içini düşer.

    _____________________________
    lg 55sj800v, mutand hd51, x96 max+ 4/64, vu+ solo, yamaha rx-v361, sony xb6 hoparlörleri, jbl e25, klipsch rsx-4, pioneer sw 110s, dark cinemania, sony mhc rx110av.
  • dünyada volkanizmada bir anormallik var daha 2025 başından beri super volkanlar bile sismik ve gazsal olarak aktif bize en yakın italya var .


    balıkesiredeki bitmek bilrmez aktivetininde magma tetiklemeli ,tektonik olduğunu düşünüyorum bölgede yaşlı sönmüş volkan var sıcak su kaynakları var.




    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi kerimcem -- 4 Eylül 2025; 15:23:59 >
    _____________________________
  • kerimcem K kullanıcısına yanıt

    Kanka sen dünyanın çekirdeğine gitmişsindir kesin, orada maaşlar nasıl?

    1400 dolara rahat yaşanır mı?


    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Gigabyte 990FXA-UD3 | Asus 560 Ti DirectCU II | AMD Phenom 955 BE | Thermalright Ultra 120 Rev. C Soğutucu | Gskill Ripjaws 1600 MHz 2x4gb CL 9 DDR 3 | HEC Cougar 700Watt PSU | Dark Knight Kasa | AOC V22+ Monitör
  • yanılmıyorsam 3. kitlesel yok oluş sibiryada bu yer altından çekirdeğin üzerine akan mağma tabakaları yüzünden gelmişti. holly sheep demek istiyorum.

    _____________________________
  • adolf1 kullanıcısına yanıt
    Çok detaylı bir makale imiş ,tamamını okuyamadım ancak böylesine bir felaket dünyaki türlerin yokoluş senaryolarına yenilerini ekleyecektir.


    aşağıdaki ifadeler ilk patlama etkileridir ama sonrasında dünya atmosferini kaplayacak kül ve zararlı gazlar beklediğimiz ısınma sonrası buz devrini başlatacak ve insanoğlu populasyonu milyon ve katları seviyesine düşecektir .


    ŞOK DALGASI

    Kamuya açık verilere göre, Yellowstone

    süper volkanının patlaması yaklaşık 900.000

    megatonluk bir enerji açığa çıkarabilir ve

    11,2 büyüklüğünde bir depremi tetikleyebilir.

    Büyüklük ölçeği logaritmik olduğundan (her

    tam sayı artışı enerjide 32 katlık bir artışı temsil

    eder), Yellowstone’dan 1,000 kat daha güçlü

    olduğu tahmin edilen Sibirya püskürmesi 13.2

    büyüklüğünde bir depreme neden olabilir. Bu,

    şimdiye kadar kaydedilmiş en güçlü deprem olan

    Büyük Şili Depremi’nden (9,5 büyüklüğünde,

    1960) 350.000 kat daha güçlü olacak ve büyük

    bir asteroid çarpışmasının etkisine rakip olacaktır.

    Serbest kalan 10²⁴ joule mertebesindeki enerji,

    küresel ölçekte son derece güçlü bir şok dalgası

    yaratacaktır. Patlamanın merkezinde basınç o

    kadar aşırı seviyelere ulaşır ki kayalar anında

    buharlaşır ve üst atmosfere fırlatılır. Süpersonik

    bir şok dalgası, Tunguska meteor çarpmasına

    benzer, ancak çok daha güçlü bir şekilde binlerce

    kilometre uzaklıktaki bölgeleri dakikalar içinde

    harap edecektir.

    Sibirya taygalarında büyük orman yangınları

    patlak vererek geniş bölgeleri kalın bir volkanik

    kül tabakasının altına gömecektir. Permafrost

    binlerce kilometre boyunca hızla eriyerek önemli

    miktarda sera gazı açığa çıkaracaktır. Kabuk fay

    hatlarının harekete geçmesiyle birlikte yeryüzü

    büyük bir yıkıma uğrayacaktır. Sismik dalgalar

    tüm gezegen boyunca yayılacak ve büyüklüğü

    10’u aşan ek depremleri tetikleyecektir.

    Arktik Okyanusu’nda yüzlerce metre

    yüksekliğinde devasa tsunamiler oluşacak

    ve Rusya, Kanada, Grönland ve İskandinavya

    kıyılarını tehdit edecektir. İkincil tsunamiler

    Endonezya, Japonya, Avustralya ve hem Kuzey

    hem de Güney Amerika kıyılarını vuracaktır.

    Küresel atmosferik karışıklıklar güçlü kasırga ve

    fırtınaların oluşmasına yol açacaktır.


    ASİT YAĞMURU

    Patlama sırasında volkanik kül ve sülfür

    dioksitin feci şekilde salınması, dünya çapında

    yağışların asit yağmuru şeklini almasına neden

    olacaktır. Emisyonların ölçeğini göstermek

    için, 630.000 yıl önce atmosfere yaklaşık 500

    megaton sülfür dioksit salan Yellowstone süper

    volkan patlamasına değinebiliriz. Bunu Sibirya gaz

    sütununun varsayımsal patlamasına uyarlarsak,

    emisyonlar tahmini olarak 1.500.000 megaton

    (1,5 × 10¹² ton) sülfür dioksite ulaşabilir -

    1815’te “Yazsız Yıl”a neden olan Tambora’nın

    emisyonlarının yaklaşık bir milyon katı. Bu tahminin,

    zincirleme bir reaksiyonla tetiklenebilecek diğer

    yanardağlardan kaynaklanan emisyonları hesaba

    katmadığını belirtmek önemlidir.

    Böyle bir sülfür dioksit konsantrasyonu

    stratosferde aerosol partiküllerinin oluşmasına

    yol açacak ve bu partiküller asit yağmuru olarak

    on yıllar boyunca yavaş yavaş yıkanacaktır. Asit

    yağışının birincil döneminin, iklimsel süreçlere

    ve atmosferik sirkülasyona bağlı olarak 3 ila

    10 yıl süreceği tahmin edilmektedir. Günümüz

    Sibirya’sı gibi merkez üssüne daha yakın bölgeler,

    seyreltilmiş sülfürik asitle karşılaştırılabilecek 1,5’in

    altında pH değerine sahip yağışlar yaşayacaktır.

    Etkileri arasında kökler, yapraklar ve dallar

    gibi bitki örtüsünün yok olması ve topraktan

    minerallerin süzülerek yaşamı sürdürmeye

    elverişsiz hale gelmesi yer alacaktır. Su

    ekosistemleri de ciddi asitlenmeye maruz kalacak

    ve su kütlelerini pH seviyesi 2-3 olan zehirli asit

    göllerine dönüştürecektir. Bu koşullar çoğu

    yaşam formu için ölümcül olacaktır.

    Ayrıca, su tedarik sistemlerine asit sızması,

    gelişmiş filtreleme sistemleri olmadan içme

    suyunu kullanılamaz hale getirecektir. Çimento,

    mermer ve metallerden yapılmış altyapı, sülfat

    bileşiklerinden kaynaklanan hızlandırılmış

    korozyonla karşı karşıya kalacaktır.

    Asit yağmurlarının en yoğun olduğu dönem

    patlamadan sonraki ilk aylarda gerçekleşirken,

    yağışlar kademeli olarak belirli bölgelerde

    yoğunlaşacaktır. Volkanik kış bastırdığında,

    yağışların çoğu kara dönüşerek ekosistemler

    üzerindeki ani asit yükünü azaltacaktır. Ancak bu

    noktaya gelindiğinde, asit yağmurlarının neden

    olduğu flora ve faunadaki küresel tahribat çoktan

    geri döndürülemez hale gelmiş olacaktır.

    Ekosistemlere verilen zararın, küresel soğuma

    başlamadan çok önce doğal ve insani süreçler

    üzerinde derin etkileri olacaktır.


    VOLKANİK KIŞ

    Çok sayıda volkanın aynı anda faaliyete

    geçmesiyle güçlenen Sibirya gaz sütununun

    patlamasının kümülatif etkisi, küresel iklim

    ve ekolojik koşullarda feci bir değişikliğe

    yol açacaktır. Volkanik kül, gazlar (özellikle

    sülfür dioksit, SO₂) ve aerosollerin atmosfere

    büyük miktarda salınımı, onlarca yıl boyunca

    güneş radyasyonuna karşı aşılmaz bir bariyer

    oluşturacaktır.

    Stratosferdeki yüksek konsantrasyondaki

    sülfat aerosolleri güneş radyasyonunun

    önemli bir kısmını yansıtarak gezegenin

    enerji dengesini bozacaktır. Bu durum, Dünya

    yüzeyine ulaşan ısıda dramatik bir azalmaya yol

    açarak iklimin aşırı soğumasına neden olur ki bu

    durum “hipervolkanik kış” olarak adlandırılabilir.

    Bu koşullar altında Dünya bir “buz topuna”

    benzeyecek ve yaşanabilir bölgeler başta

    ekvator olmak üzere sınırlı bölgelerle sınırlı

    kalacaktır.

    Potansiyel etkilere ilişkin tahminler, önemli

    patlamalardan elde edilen tarihsel verilere

    dayanmaktadır. Örneğin, Yellowstone’un

    2,1 milyon yıl önceki maksimum patlaması

    sırasında küresel sıcaklıklar ortalama 3-5°C

    azalmıştır. Büyüklüğü bu olayı çok aşacak olan

    Sibirya gaz sütununun patlaması durumunda,

    Dünya’nın ortalama sıcaklığının yaklaşık 24-31°C

    düşebileceği tahmin edilmektedir.

    Kutup bölgelerinde sıcaklık düşüşlerinin

    28-36°C veya daha fazla olması ve bunun

    sonucunda Kuzey Atlantik ve Pasifik

    Okyanusu’nun önemli kısımları dahil olmak

    üzere kritik su kütlelerinin tamamen donması

    beklenmektedir. Orta enlemlerdeki sıcaklıklar

    24-31°C düşerek tüm bitki örtüsünü yok

    edecek ve organizmaların kitlesel yok oluşunu

    tetikleyecektir.

    Okyanus ekosistemleri feci bir yıkıma

    uğrayacaktır. Yüzeyde ve kıyı bölgelerinde

    donma başlayacak ve küresel ölçekte deniz

    biyotasının yok olmasına yol açacaktır. Ekvatoral

    bölgelerde sıcaklıkların 20-27°C düşerek

    tropikal bölgeleri bile yaşamı sürdüremeyecek

    kadar soğuk hale getireceği öngörülmektedir.

    Neredeyse tüm kara yüzeyleri küresel soğuk,

    karanlık ve fotosentezin durması nedeniyle

    çoraklaşacaktır. Besin zincirleri çökecek, tarımın

    çökmesine ve flora, fauna ve insanlığın önemli

    bir kısmının kitlesel yok oluşuna neden olacaktır.

    Sadece aşırı koşullara adapte olmuş izole

    mikrobiyal ekosistemler yaşayabilir durumda

    kalacaktır.

    Stratosferde kalmaya devam eden sülfat

    aerosolleri on yıllar boyunca güneş ışığını

    engellemeye devam edecektir. Ancak

    hipervolkanik bir kışın sonuçları çok daha

    uzun süre hissedilecektir. Kül ve aerosoller

    çöktükten sonra bile, donmuş okyanuslar, buzul

    genişlemesi ve biyosferdeki radikal dönüşümler

    göz önüne alındığında, Dünya’nın doğal iklimini

    ve ekolojik dengesini yeniden kurması için

    yüzlerce hatta binlerce yıl gerekecektir.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye&amp;#39;nindir .





  • Başımıza bi bu gelmemişti heyecanla bekliyorum.

    _____________________________
    Mid-tempo beats, soulful grooves and head nodding selections.
  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Dj_Gençkan D kullanıcısına yanıt
    Böyle bir felaketler dizisinde yaşamak en büyük eziyet olacaktır .
    Belki kısa vadeli zararları bize etkilemez ama orta ve uzun süreli zararları asla yaşamak istemeyeceğimiz bir felaketler dizisidir .Doküman çok kapsamlı hazırlanmış ve her şeye cevap veriyor aslında .Ortalama sıcaklık düşüşleri inanılmaz ve hiçbir canlı karada bu şartlarda yaşam sürdüremez ,denizler ise ayrı muamma ,en iyisi insanoğlu için ayda koloni kurup yaşamak daha güvenli olacaktır.

    Özetle felaketler Nuh tufanından daha beter bir durumdur belki ancak 250 milyon yıl önce yaşanmış permiyen -triyas ile kıyaslanabilir .O derece kötü bir şey yani ,inşallah yüzlerce yıl sonra olur bu felaketler dizisi .

    Çünkü bu günkü teknoloji ile belki çok küçük bir azınlık yeraltı sığınaklarında on yıl ve katları hayatta kalabilir ama dışarı çıktıklarında mağara çağına dönmüş insan toplulukları bu insanlara nasıl bakar ne düşünür ,ayrı detaylı bir başlık olacaktır. Aslında bu konu hakkında çok uçuk ama bana göre makul olabilecek bir senaryo var .Ama çok ağır kaçar konu içinde ayrı tartışma olur .Burada kalsın

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye&amp;#39;nindir .





  • Sibirya’da Kademeli Gaz Sütunu Patlamasının Küresel Sonuçları

    Sibirya gaz sütununun patlamasının küresel sonuçları tüm dünyayı etkileyecek ve birkaç aşamada ortaya çıkacaktır.  İlk günlerde Avrupa ve Asya arasında Sibirya üzerinden ulaşım duracak ve atmosferdeki volkanik kül nedeniyle hava yolculuğu duracaktır. Bu aksamalar küresel lojistiği sekteye uğratacak, buğday ve diğer ürünlerin önde gelen ihracatçısı olan Rusya sevkiyatları durduracağı için büyük çaplı bir gıda krizini tetikleyecektir. Rusya’dan petrol, gaz ve diğer kaynak ihracatının durması f iyatların yükselmesine, bir enerji krizine ve çok sayıda ülkede ekonomik istikrarsızlığa yol açacaktır. Finansal ve sosyal çalkantılardan oluşan zincirleme bir reaksiyon küresel ekonomiyi dalgalandıracaktır.  Kül bulutları ve sülfür aerosolleri küresel bir karartma etkisi yaratarak güneş radyasyonunu azaltacak ve 2-3°C’lik bir sıcaklık düşüşü ile “volkanik kışa” neden olacaktır. Asit yağmurları ve toprak kirliliği sadece Rusya’da değil tüm dünyada tarımı mahvedecektir. Yaygın kıtlık, su kıtlığı, zehirli hava ve iklim sistemlerinin bozulması milyarlarca insan ve hayvanın kademeli olarak ölmesine neden olacaktır. Birkaç yıl içinde sosyal sistemler çökecektir.  Zamanla volkanik küller çökmeye başlayacak, ama ani iklim değişiklikleri meydana gelecektir. Donmuş toprakların çözülmesinden kaynaklanan metan ve karbondioksit salınımı sera etkisini artıracaktır. Sıcaklıklar kademeli olarak 5-10 °C artacak ve keskin sıcaklık dalgalanmalarıyla karakterize edilen istikrarsız bir iklime yol açacaktır. Ozon tabakasının tahrip olması, Kuzey Yarımküre’de ultraviyole radyasyon seviyelerinin artmasına neden olacak ve patlamaların sonuçlarını daha da kötüleştirecektir.  Sibirya’dan uzak olmasına rağmen Avrupa, Sibirya’daki gaz sütununun patlamasının ciddi sonuçlarıyla karşı karşıya kalacaktır. Kül Kuzey ve Doğu Avrupa’yı kaplayacak ve yaygın solunum yolu hastalıklarına yol açacaktır. Asit yağmurları ormanları, kentsel altyapıyı ve tarım arazilerini tahrip edecektir. Geçici bir soğuma evresinin ardından keskin bir ısınma eğilimi başlayacak ve güneye kuraklık, Orta ve Kuzey Avrupa’ya ise sel felaketleri getirecektir. Rusya, Asya ve Orta Doğu’dan kitlesel göç, demografik bir krizi ve kaynaklar için artan rekabeti tetikleyecektir. Avrupa ülkeleri kalıcı ekolojik, ekonomik ve sosyal zorluklarla mücadele edecektir.


    Patlamanın merkez üssüne en yakın olan Asya, oksijensizliğe yol açarak deniz ekosistemlerini patlamanın etkilerinin en ağır yükünü taşıyacaktır. Toz ve külden kaynaklanan hava kirliliği, özellikle Çin, Moğolistan ve Kazakistan’da yaygın solunum sıkıntılarına ve asit yağmurlarına neden olacaktır. Azalan güneş ışığı ve bozulan toprak kalitesi de önemli bir gıda üretim bölgesi olan Kuzey Çin’in tarımsal merkezini harap edecektir. Sıcaklık dalgalanmaları kıta genelinde altyapı ve tarım sistemlerine zarar verecektir. Okyanusların kademeli olarak ısınması yok edecek ve balıkçılığı çökertecektir.  Zaman içinde, devam eden patlamalar küresel yıkımı daha da şiddetlendirecektir. İklimsel ve ekolojik krizler yoğunlaşarak insanlığın teknolojik ve entelektüel ilerlemesinin çoğunu silecek ve uygarlığı derin bir gerilemeye itecektir. İnsanlık topyekûn bir toplumsal çöküşün eşiğine gelecektir.


    Sibirya Gaz Sütununun Kademeli İlerlemesinin Gezegen İçin Uzun Vadeli Sonuçları




    Sibirya gaz sütununun yavaşça patlaması, gezegeni milyonlarca yıl boyunca dönüştürecek derin ve geniş kapsamlı etkilere yol açacaktır. Atmosfer zehirli maddelerle dolacak, bu da gezegen çapında asit yağmurlarına ve ozon tabakasının tahribatına yol açacaktır. Bu durum ultraviyole radyasyonu artıracak ve küresel iklim sistemlerini daha da istikrarsızlaştıracaktır. Okyanuslar kritik asitleşme yaşayacak ve deniz yaşamının kitlesel yok oluşuna neden olacaktır. Bu durum deniz ekosistemlerinin çökmesine, küresel gıda zincirlerinin bozulmasına ve neredeyse tüm deniz biyoçeşitliliğinin kaybolmasına yol açacaktır. Karada ise toksik emisyonların yayılması, toprak ekosistemlerinin yok olması ve çoğu bitki türünün kaybı kitlesel yok oluşa neden olacaktır. Tozlayıcılar olmadan karasal ekosistemler çökecek ve mevcut türlerin %75 ila 95’inin yok olacağı tahmin edilmektedir. Patlamanın bir sonucu olarak, Dünya’nın biyosferini tamamen dönüştüren kapsamlı bir iklimsel, biyolojik ve jeolojik kriz ortaya çıkacaktır. Bu süreç insan uygarlığının çöküşüne, milyarlarca insanın ölümüne ve hayatta kalan, parçalanmış insan gruplarının Taş Devri gelişmişlik seviyesine gerilemesine yol açacaktır. Bu felaketin ölçeği, Dünya tarihindeki en büyük kitlesel yok oluşlarla karşılaştırılabilir olacak ve biyosfer için ortaya çıkması en az milyonlarca yıl sürecek yeni bir evrimsel aşamanın başlangıcını işaret edecektir.

    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >
    _____________________________
    JUPİTER ve yörüngesindeki tüm UYDULARI ve doğal kaynakları ,madenleri Türkiye&amp;#39;nindir .





  • vezir kullanıcısına yanıt

    Şaka bir yana Kardaşev ölçeğinde tip1 bile olamamış bir medeniyetiz tabikide yok oluş anlamına gelir ama 4.5 milyar yaşında ki dünyada hayat bizden önce nasıl devam ettiyse bizden sonrada devam eder.


    Bizim insanlık olarak en büyük yaptığımız yanlış dünya tarhinde kendimizi çok fazla merkeze koymamız. Düşünsenize daha doğru düzgün yer çekimini bile yenemiyoruz. 10 tonluk bir roketi yörüngeye yerleştirmek içn 550 ton yakıt harcıyoruz(bknz falcon9). Dediğiniz gibi argümanlar ve tezler ile konu çok ağır noktalara kaçar.

    _____________________________
    Mid-tempo beats, soulful grooves and head nodding selections.
  • Kıyamet yaklaştı diyorlardı. Az kaldı sanırım. Tabi dünya yaşına göre, biz görür müyüz bilemem. Önce ölürsek göremeyiz sonuçta. Görmeyi dilemek uzun yaşamayı temenni etmek gibi. Ama ya ecelimden önce olacaksa bu kıyamet. Bu sefer de görmemeyi dilemek daha mantıklı. Ne dilesem karar veremedim. Akışına bırakalım en iyisi  

    _____________________________
  • Dj_Gençkan D kullanıcısına yanıt
    Evet hayat zor koşullar olsa da tabii ki devam eder ancak türlerin çeşitliliği sayısı ve dağılımı gibi konular ciddi sekteye uğrayacaktır .

    İnsanoğlu için belki kısa vadede değil ama uzun vadede bir nesilden daha kısa sürede milyarlarca insan ve hayvan tamamen yok olur .Gelecek nesiller için fosil çalışması olur .

    Kıyamet senaryosuna tekrar canlanma ve çeşitlenme ki hangi tür, nasıl dönüşüm geçirir bilemeyiz ,tahmin bile edemeyiz, binlerce veya onbinlerce değil 100K hatta şuanki çeşitlilik ve yayılım milyon katlarında mümkün olabilir .

    Bu tür olaylarla kitlesel yokoluş deniyor ve ciddi etkileri bulunuyor .

    Yellowstone patlaması gibi nadir olaylar kıtaları ve yakın noktaları yok ediyor ancak yazılanlara bakılırsa böyle bir olay yellowstone dan bile 1000 kat büyük olabilir deniyorsa en kötü 10 ile 100 kat olabilir senaryosu bile komple Asya ,Avrupa, Kuzey ve orta Amerika kıtasını bitirir ,tamamen yaşayamaz hale getirir. Tabii ki güney yarıkürede küçük veya Avustralya gibi kıtalarda yaşam devam edebilir .

    Ne yazsak boş ,ülkemiz de komple bu olaydan paçasını kurtaramaz ve hayatta kalabilenler ,taş devri şartları na iner .Kapadokyadaki gibi yeraltı şehirlerinde hava filtreli yerlerde kaç yıl küçük bir azınlık hayatını sürdürebilir ama kaç yıl sonraki nesiller hayatta kalabilir bir muamma .

    Özetle kutsal kitaplarda yazılan insan kıyameti kehaneti gerçekleşmiş olur .Belki 100K yıl sonra yaşadığımızı kanıtlayabilecek nükleer atıkların radyasyonu kalabilir ,o kadar. Böylesine dehşetli bir yıkım olur ve çok uzun süreler artçı etkileri olabilecektir .Düşünebilmesi bile çok güç gerçekten



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi vezir -- 9 Eylül 2025; 0:18:7 >
    < Bu ileti Android uygulamasından atıldı >




  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.