Şimdi Ara

Roman Denemesi Yazıyorum.Görüşleriniz?

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
2 Misafir - 2 Masaüstü
5 sn
10
Cevap
0
Favori
219
Tıklama
Daha Fazla
İstatistik
  • Konu İstatistikleri Yükleniyor
Öne Çıkar
0 oy
Sayfa: 1
Giriş
Mesaj
  • HAYALDEN ÖTE
    Part 1

    2012 yılının 6 Eylül'ünde,hafif bir yelin serinlettiği yazın son günlerinden birinde dışarıdan bakıldığı zaman sıradanlıktan öte hiçbir duruş sergilemeyen İstanbul Bakırköy'deki dersane binasında son ders işlenmekteydi.4. kattaki penceresi caddeye bakan sınıfta Cemil,son dersin getirdiği bitkinlikle matematik hocasının dağıttığı yaprak testi son 30 dakikadır çözüyormuş gibi yapmakla meşguldü.Bir önceki gün derse gelmediğinden konunun başını kaçırmış,utangaç olduğundan hocasına bunu söylemeye çekinmişti.En nihayetinde beklediği zil çalmış,hocanın "iyi tatiller" dileğine karşılık vererek ağır adımlarla sınıftan çıkmıştı.Merdivenin ağzına gelene kadar da aceleci davranmamış,üst kattaki sınıfta ders gören platonik aşkı Selin'i o gün son bir kez görebilmek için yarım dakika kadar beklemişti.Selin merdivenin başında görününce de onu ne zaman görse duyduğu iç titremesini tekrar yaşamıştı.Selin orta boylu,sapsarı saçlara sahip,sürekli etrafına neşe saçan,ortalama bir kızdan daha güzel,köken olarak Balkan göçmeni bir kızdı.İnce vücudu,pürüzsüz teni ve bembeyaz dişleriyle yaşıtı olan her erkeğin hayalini süsleyebilecek güzellikteydi.İncecik kollarıyla kitaplarını göğüs hizasında tutup yürürken bir yandan da en yakın arkadaşı Ferda'yla sohbet ediyordu.Cemil,Selin ve Ferda'nın kendisine yaklaşmakta olduğunu görünce daldığı hayallerden uyanıp merdivenleri hızlıca inmeye başlamıştı.Selin'in Cemil'in kendisine aşık olduğundan haberi yoktu.Cemil de cesaretini toplayıp Selin'e açılamamıştı.2 yıldan beridir onunla aynı dersaneye gitmiş,geçen yıl da aynı sınıfı paylaşmışlardı.Ama Cemil hiçbir zaman kendisini Selin'e layık görmüyordu.Esmer teni,çelimsiz vücudu ve sivilceleriyle kendisini Selin'in yanında dolaşır vaziyette hayal ederken bile gülüyor;Selin'in etrafında dolanan erkekleri görünce iç geçiriyordu.Merdivenleri inerken fısıldar biçimde kendi kendine"hoşça kal bir tanem" diye mırıldanmıştı.Kapının ağzına gelince son bir defa sağına ve soluna göz atmış,gün boyu düşünüp sonunda verdiği karara güvenip sağ tarafa doğru yürümeye başlamıştı.Sokağın ucunda elinde gazetesiyle otomobiline yaslanmış biçimde duran uzun boylu adama doğru adımlarını hızlandırarak ilerlerken bir yandan da arkasına bakıp sokağın diğer ucunda bekleyen adama bakışlarını çevirip fikrini değiştirmekten kendini alıkoymaya çalışıyordu.Başını dik tutmaya çalışıp bir süre gözlerini kapatarak dudaklarının arasından çıkan nefesin sıcaklığını hissetmenin kendisine verdiği rahatlığı duyumsamak için kendini zorluyordu .Bu kısacık yol ona hiç bu kadar uzun gelmemişti.Sonunda gözlerini açtığında sokağın diğer ucunda gördüğünden farklı bir adam dikiliyordu karşısında."Ama az önce farklı biri...ahhh." Adam istifini hiç bozmadan yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirerek "Alışmalısınız artık Cemil Bey.Bundan sonrası size anlatıldı.Şöyle buyrun" diyerek otomobilin arka kapısını açarken Cemil de çevresine hüzün dolu süzen gözlerle baktı.Dersanenin girişine bakışlarını dikerek Selin'i görmeye çalıştı ancak sokağın diğer tarafından döndüğünü görünce "Gidelim" diyerek arabaya bindi.Kapının kapanmasıyla berikinin direksiyonun başına geçmesi neredeyse bir oldu.Adam arabanın kontağını çevirip motoru çalıştırdıktan sonra Cemil'e bakarak "Cemil bey iyi misiniz" diyerek Cemil'in sıhhatini kontrol etti.İyi olduğunu duyunca da otomobili hareket ettirerek yol almaya başladı.Cemil'se geçmişini düşünüyordu.Arkasında bıraktığı dünyayı,Selin'i...Onu bir daha görebilecek miydi?Emin değildi.Sesli biçimde iç geçirerek kendisini toparlamaya veya onu bekleyen geleceğe hazırlanması gerektiğini söyleyen cümleleri mırıldanarak kendini cesaretlendirmeye çalıştı.Gerçekten hazır mıydı?Öyle olduğunu düşünüyordu.En azından kendi isteği ve seçimiyle bu yolu seçmişti.Bu sorumluluğu kabullenerek en iyi şekilde taşımak gerekiyordu.Kendisine yakışan buydu.
    Peki bundan sonra ne olacaktı?Cemil kendisine sunulan fırsatı mı değerlendiriyordu;yoksa hiçliğe mi sürükleniyordu.Karar verme sürecinde Shekespeare'nin Hamlet'inde kullandığı ölümsüz sözden cesaret almıştı: Olmak ya da olmamak,işte bütün mesele bu.
    Şimdiye kadar yaşadıkları ve akıbetinin ana kaynağı neydi?Bütün bunlar neden oluyordu?Neden başkası değil de onu bulmuştu?
    Her şey,bugün çözemediği matematik testinin nedeni olan dün giremediği dersin başlamasından hemen önce gerçekleşmesi insanın aklına bile gelmeyecek garip kazayla başlamıştı


    Part 2

    5 Eylül 2012 ...



    _____________________________
  • hikaye fikir guzel ama anlatis tarzi icin ayni seyi soyleyemeyecegim yinede daha cok okuyup calisirsaniz guzel seyler cikabilir

    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    yok
  • Anlatım tarzın çok çoçukça kalıyor. Bunu çok okuyarak geliştirebilirsin. Klasikler bu konuda yardımcı olabilir.

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Alo muhittin,amerikan başkanı dahil herkesi devreye sokun uzaylılar tarafından kaçırıldım!
    - evet, tarafından.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Person of Interest

    HAYALDEN ÖTE
    Part 1

    2012 yılının 6 Eylül'ünde,hafif bir yelin serinlettiği yazın son günlerinden birinde dışarıdan bakıldığı zaman sıradanlıktan öte hiçbir duruş sergilemeyen İstanbul Bakırköy'deki dersane binasında son ders işlenmekteydi.4. kattaki penceresi caddeye bakan sınıfta Cemil,son dersin getirdiği bitkinlikle matematik hocasının dağıttığı yaprak testi son 30 dakikadır çözüyormuş gibi yapmakla meşguldü.Bir önceki gün derse gelmediğinden konunun başını kaçırmış,utangaç olduğundan hocasına bunu söylemeye çekinmişti.En nihayetinde beklediği zil çalmış,hocanın "iyi tatiller" dileğine karşılık vererek ağır adımlarla sınıftan çıkmıştı.Merdivenin ağzına gelene kadar da aceleci davranmamış,üst kattaki sınıfta ders gören platonik aşkı Selin'i o gün son bir kez görebilmek için yarım dakika kadar beklemişti.Selin merdivenin başında görününce de onu ne zaman görse duyduğu iç titremesini tekrar yaşamıştı.Selin orta boylu,sapsarı saçlara sahip,sürekli etrafına neşe saçan,ortalama bir kızdan daha güzel,köken olarak Balkan göçmeni bir kızdı.İnce vücudu,pürüzsüz teni ve bembeyaz dişleriyle yaşıtı olan her erkeğin hayalini süsleyebilecek güzellikteydi.İncecik kollarıyla kitaplarını göğüs hizasında tutup yürürken bir yandan da en yakın arkadaşı Ferda'yla sohbet ediyordu.Cemil,Selin ve Ferda'nın kendisine yaklaşmakta olduğunu görünce daldığı hayallerden uyanıp merdivenleri hızlıca inmeye başlamıştı.Selin'in Cemil'in kendisine aşık olduğundan haberi yoktu.Cemil de cesaretini toplayıp Selin'e açılamamıştı.2 yıldan beridir onunla aynı dersaneye gitmiş,geçen yıl da aynı sınıfı paylaşmışlardı.Ama Cemil hiçbir zaman kendisini Selin'e layık görmüyordu.Esmer teni,çelimsiz vücudu ve sivilceleriyle kendisini Selin'in yanında dolaşır vaziyette hayal ederken bile gülüyor;Selin'in etrafında dolanan erkekleri görünce iç geçiriyordu.Merdivenleri inerken fısıldar biçimde kendi kendine"hoşça kal bir tanem" diye mırıldanmıştı.Kapının ağzına gelince son bir defa sağına ve soluna göz atmış,gün boyu düşünüp sonunda verdiği karara güvenip sağ tarafa doğru yürümeye başlamıştı.Sokağın ucunda elinde gazetesiyle otomobiline yaslanmış biçimde duran uzun boylu adama doğru adımlarını hızlandırarak ilerlerken bir yandan da arkasına bakıp sokağın diğer ucunda bekleyen adama bakışlarını çevirip fikrini değiştirmekten kendini alıkoymaya çalışıyordu.Başını dik tutmaya çalışıp bir süre gözlerini kapatarak dudaklarının arasından çıkan nefesin sıcaklığını hissetmenin kendisine verdiği rahatlığı duyumsamak için kendini zorluyordu .Bu kısacık yol ona hiç bu kadar uzun gelmemişti.Sonunda gözlerini açtığında sokağın diğer ucunda gördüğünden farklı bir adam dikiliyordu karşısında."Ama az önce farklı biri...ahhh." Adam istifini hiç bozmadan yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirerek "Alışmalısınız artık Cemil Bey.Bundan sonrası size anlatıldı.Şöyle buyrun" diyerek otomobilin arka kapısını açarken Cemil de çevresine hüzün dolu süzen gözlerle baktı.Dersanenin girişine bakışlarını dikerek Selin'i görmeye çalıştı ancak sokağın diğer tarafından döndüğünü görünce "Gidelim" diyerek arabaya bindi.Kapının kapanmasıyla berikinin direksiyonun başına geçmesi neredeyse bir oldu.Adam arabanın kontağını çevirip motoru çalıştırdıktan sonra Cemil'e bakarak "Cemil bey iyi misiniz" diyerek Cemil'in sıhhatini kontrol etti.İyi olduğunu duyunca da otomobili hareket ettirerek yol almaya başladı.Cemil'se geçmişini düşünüyordu.Arkasında bıraktığı dünyayı,Selin'i...Onu bir daha görebilecek miydi?Emin değildi.Sesli biçimde iç geçirerek kendisini toparlamaya veya onu bekleyen geleceğe hazırlanması gerektiğini söyleyen cümleleri mırıldanarak kendini cesaretlendirmeye çalıştı.Gerçekten hazır mıydı?Öyle olduğunu düşünüyordu.En azından kendi isteği ve seçimiyle bu yolu seçmişti.Bu sorumluluğu kabullenerek en iyi şekilde taşımak gerekiyordu.Kendisine yakışan buydu.
    Peki bundan sonra ne olacaktı?Cemil kendisine sunulan fırsatı mı değerlendiriyordu;yoksa hiçliğe mi sürükleniyordu.Karar verme sürecinde Shekespeare'nin Hamlet'inde kullandığı ölümsüz sözden cesaret almıştı: Olmak ya da olmamak,işte bütün mesele bu.
    Şimdiye kadar yaşadıkları ve akıbetinin ana kaynağı neydi?Bütün bunlar neden oluyordu?Neden başkası değil de onu bulmuştu?
    Her şey,bugün çözemediği matematik testinin nedeni olan dün giremediği dersin başlamasından hemen önce gerçekleşmesi insanın aklına bile gelmeyecek garip kazayla başlamıştı


    Part 2

    5 Eylül 2012 ...

    Tarz güzel ama biraz ergence kalıyor.
    _____________________________
    Malın kölesi olmayın , mal sizin köleniz olsun. Opel Astra K 1.6 Cdti 2016 75.000 km.




  • quote:

    Orijinalden alıntı: cazador1453

    quote:

    Orijinalden alıntı: Person of Interest

    HAYALDEN ÖTE
    Part 1

    2012 yılının 6 Eylül'ünde,hafif bir yelin serinlettiği yazın son günlerinden birinde dışarıdan bakıldığı zaman sıradanlıktan öte hiçbir duruş sergilemeyen İstanbul Bakırköy'deki dersane binasında son ders işlenmekteydi.4. kattaki penceresi caddeye bakan sınıfta Cemil,son dersin getirdiği bitkinlikle matematik hocasının dağıttığı yaprak testi son 30 dakikadır çözüyormuş gibi yapmakla meşguldü.Bir önceki gün derse gelmediğinden konunun başını kaçırmış,utangaç olduğundan hocasına bunu söylemeye çekinmişti.En nihayetinde beklediği zil çalmış,hocanın "iyi tatiller" dileğine karşılık vererek ağır adımlarla sınıftan çıkmıştı.Merdivenin ağzına gelene kadar da aceleci davranmamış,üst kattaki sınıfta ders gören platonik aşkı Selin'i o gün son bir kez görebilmek için yarım dakika kadar beklemişti.Selin merdivenin başında görününce de onu ne zaman görse duyduğu iç titremesini tekrar yaşamıştı.Selin orta boylu,sapsarı saçlara sahip,sürekli etrafına neşe saçan,ortalama bir kızdan daha güzel,köken olarak Balkan göçmeni bir kızdı.İnce vücudu,pürüzsüz teni ve bembeyaz dişleriyle yaşıtı olan her erkeğin hayalini süsleyebilecek güzellikteydi.İncecik kollarıyla kitaplarını göğüs hizasında tutup yürürken bir yandan da en yakın arkadaşı Ferda'yla sohbet ediyordu.Cemil,Selin ve Ferda'nın kendisine yaklaşmakta olduğunu görünce daldığı hayallerden uyanıp merdivenleri hızlıca inmeye başlamıştı.Selin'in Cemil'in kendisine aşık olduğundan haberi yoktu.Cemil de cesaretini toplayıp Selin'e açılamamıştı.2 yıldan beridir onunla aynı dersaneye gitmiş,geçen yıl da aynı sınıfı paylaşmışlardı.Ama Cemil hiçbir zaman kendisini Selin'e layık görmüyordu.Esmer teni,çelimsiz vücudu ve sivilceleriyle kendisini Selin'in yanında dolaşır vaziyette hayal ederken bile gülüyor;Selin'in etrafında dolanan erkekleri görünce iç geçiriyordu.Merdivenleri inerken fısıldar biçimde kendi kendine"hoşça kal bir tanem" diye mırıldanmıştı.Kapının ağzına gelince son bir defa sağına ve soluna göz atmış,gün boyu düşünüp sonunda verdiği karara güvenip sağ tarafa doğru yürümeye başlamıştı.Sokağın ucunda elinde gazetesiyle otomobiline yaslanmış biçimde duran uzun boylu adama doğru adımlarını hızlandırarak ilerlerken bir yandan da arkasına bakıp sokağın diğer ucunda bekleyen adama bakışlarını çevirip fikrini değiştirmekten kendini alıkoymaya çalışıyordu.Başını dik tutmaya çalışıp bir süre gözlerini kapatarak dudaklarının arasından çıkan nefesin sıcaklığını hissetmenin kendisine verdiği rahatlığı duyumsamak için kendini zorluyordu .Bu kısacık yol ona hiç bu kadar uzun gelmemişti.Sonunda gözlerini açtığında sokağın diğer ucunda gördüğünden farklı bir adam dikiliyordu karşısında."Ama az önce farklı biri...ahhh." Adam istifini hiç bozmadan yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirerek "Alışmalısınız artık Cemil Bey.Bundan sonrası size anlatıldı.Şöyle buyrun" diyerek otomobilin arka kapısını açarken Cemil de çevresine hüzün dolu süzen gözlerle baktı.Dersanenin girişine bakışlarını dikerek Selin'i görmeye çalıştı ancak sokağın diğer tarafından döndüğünü görünce "Gidelim" diyerek arabaya bindi.Kapının kapanmasıyla berikinin direksiyonun başına geçmesi neredeyse bir oldu.Adam arabanın kontağını çevirip motoru çalıştırdıktan sonra Cemil'e bakarak "Cemil bey iyi misiniz" diyerek Cemil'in sıhhatini kontrol etti.İyi olduğunu duyunca da otomobili hareket ettirerek yol almaya başladı.Cemil'se geçmişini düşünüyordu.Arkasında bıraktığı dünyayı,Selin'i...Onu bir daha görebilecek miydi?Emin değildi.Sesli biçimde iç geçirerek kendisini toparlamaya veya onu bekleyen geleceğe hazırlanması gerektiğini söyleyen cümleleri mırıldanarak kendini cesaretlendirmeye çalıştı.Gerçekten hazır mıydı?Öyle olduğunu düşünüyordu.En azından kendi isteği ve seçimiyle bu yolu seçmişti.Bu sorumluluğu kabullenerek en iyi şekilde taşımak gerekiyordu.Kendisine yakışan buydu.
    Peki bundan sonra ne olacaktı?Cemil kendisine sunulan fırsatı mı değerlendiriyordu;yoksa hiçliğe mi sürükleniyordu.Karar verme sürecinde Shekespeare'nin Hamlet'inde kullandığı ölümsüz sözden cesaret almıştı: Olmak ya da olmamak,işte bütün mesele bu.
    Şimdiye kadar yaşadıkları ve akıbetinin ana kaynağı neydi?Bütün bunlar neden oluyordu?Neden başkası değil de onu bulmuştu?
    Her şey,bugün çözemediği matematik testinin nedeni olan dün giremediği dersin başlamasından hemen önce gerçekleşmesi insanın aklına bile gelmeyecek garip kazayla başlamıştı


    Part 2

    5 Eylül 2012 ...

    Tarz güzel ama biraz ergence kalıyor.

    Üstteki arkadaşlar da tam tersi tarz çocukça demiş:)

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • Ergenliğe yeni girmiş bir çocuk olsun o zaman :)
    _____________________________
    Malın kölesi olmayın , mal sizin köleniz olsun. Opel Astra K 1.6 Cdti 2016 75.000 km.
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Person of Interest

    HAYALDEN ÖTE
    Part 1

    2012 yılının 6 Eylül'ünde,hafif bir yelin serinlettiği yazın son günlerinden birinde dışarıdan bakıldığı zaman sıradanlıktan öte hiçbir duruş sergilemeyen İstanbul Bakırköy'deki dersane binasında son ders işlenmekteydi.4. kattaki penceresi caddeye bakan sınıfta Cemil,son dersin getirdiği bitkinlikle matematik hocasının dağıttığı yaprak testi son 30 dakikadır çözüyormuş gibi yapmakla meşguldü.Bir önceki gün derse gelmediğinden konunun başını kaçırmış,utangaç olduğundan hocasına bunu söylemeye çekinmişti.En nihayetinde beklediği zil çalmış,hocanın "iyi tatiller" dileğine karşılık vererek ağır adımlarla sınıftan çıkmıştı.Merdivenin ağzına gelene kadar da aceleci davranmamış,üst kattaki sınıfta ders gören platonik aşkı Selin'i o gün son bir kez görebilmek için yarım dakika kadar beklemişti.Selin merdivenin başında görününce de onu ne zaman görse duyduğu iç titremesini tekrar yaşamıştı.Selin orta boylu,sapsarı saçlara sahip,sürekli etrafına neşe saçan,ortalama bir kızdan daha güzel,köken olarak Balkan göçmeni bir kızdı.İnce vücudu,pürüzsüz teni ve bembeyaz dişleriyle yaşıtı olan her erkeğin hayalini süsleyebilecek güzellikteydi.İncecik kollarıyla kitaplarını göğüs hizasında tutup yürürken bir yandan da en yakın arkadaşı Ferda'yla sohbet ediyordu.Cemil,Selin ve Ferda'nın kendisine yaklaşmakta olduğunu görünce daldığı hayallerden uyanıp merdivenleri hızlıca inmeye başlamıştı.Selin'in Cemil'in kendisine aşık olduğundan haberi yoktu.Cemil de cesaretini toplayıp Selin'e açılamamıştı.2 yıldan beridir onunla aynı dersaneye gitmiş,geçen yıl da aynı sınıfı paylaşmışlardı.Ama Cemil hiçbir zaman kendisini Selin'e layık görmüyordu.Esmer teni,çelimsiz vücudu ve sivilceleriyle kendisini Selin'in yanında dolaşır vaziyette hayal ederken bile gülüyor;Selin'in etrafında dolanan erkekleri görünce iç geçiriyordu.Merdivenleri inerken fısıldar biçimde kendi kendine"hoşça kal bir tanem" diye mırıldanmıştı.Kapının ağzına gelince son bir defa sağına ve soluna göz atmış,gün boyu düşünüp sonunda verdiği karara güvenip sağ tarafa doğru yürümeye başlamıştı.Sokağın ucunda elinde gazetesiyle otomobiline yaslanmış biçimde duran uzun boylu adama doğru adımlarını hızlandırarak ilerlerken bir yandan da arkasına bakıp sokağın diğer ucunda bekleyen adama bakışlarını çevirip fikrini değiştirmekten kendini alıkoymaya çalışıyordu.Başını dik tutmaya çalışıp bir süre gözlerini kapatarak dudaklarının arasından çıkan nefesin sıcaklığını hissetmenin kendisine verdiği rahatlığı duyumsamak için kendini zorluyordu .Bu kısacık yol ona hiç bu kadar uzun gelmemişti.Sonunda gözlerini açtığında sokağın diğer ucunda gördüğünden farklı bir adam dikiliyordu karşısında."Ama az önce farklı biri...ahhh." Adam istifini hiç bozmadan yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirerek "Alışmalısınız artık Cemil Bey.Bundan sonrası size anlatıldı.Şöyle buyrun" diyerek otomobilin arka kapısını açarken Cemil de çevresine hüzün dolu süzen gözlerle baktı.Dersanenin girişine bakışlarını dikerek Selin'i görmeye çalıştı ancak sokağın diğer tarafından döndüğünü görünce "Gidelim" diyerek arabaya bindi.Kapının kapanmasıyla berikinin direksiyonun başına geçmesi neredeyse bir oldu.Adam arabanın kontağını çevirip motoru çalıştırdıktan sonra Cemil'e bakarak "Cemil bey iyi misiniz" diyerek Cemil'in sıhhatini kontrol etti.İyi olduğunu duyunca da otomobili hareket ettirerek yol almaya başladı.Cemil'se geçmişini düşünüyordu.Arkasında bıraktığı dünyayı,Selin'i...Onu bir daha görebilecek miydi?Emin değildi.Sesli biçimde iç geçirerek kendisini toparlamaya veya onu bekleyen geleceğe hazırlanması gerektiğini söyleyen cümleleri mırıldanarak kendini cesaretlendirmeye çalıştı.Gerçekten hazır mıydı?Öyle olduğunu düşünüyordu.En azından kendi isteği ve seçimiyle bu yolu seçmişti.Bu sorumluluğu kabullenerek en iyi şekilde taşımak gerekiyordu.Kendisine yakışan buydu.
    Peki bundan sonra ne olacaktı?Cemil kendisine sunulan fırsatı mı değerlendiriyordu;yoksa hiçliğe mi sürükleniyordu.Karar verme sürecinde Shekespeare'nin Hamlet'inde kullandığı ölümsüz sözden cesaret almıştı: Olmak ya da olmamak,işte bütün mesele bu.
    Şimdiye kadar yaşadıkları ve akıbetinin ana kaynağı neydi?Bütün bunlar neden oluyordu?Neden başkası değil de onu bulmuştu?
    Her şey,bugün çözemediği matematik testinin nedeni olan dün giremediği dersin başlamasından hemen önce gerçekleşmesi insanın aklına bile gelmeyecek garip kazayla başlamıştı


    Part 2

    5 Eylül 2012 ...

    Konu hakkında yorum yapmıyorum. Ama anlatış tarzın hoşuma gitmedi. Daha ilk cümleden kendini belli ediyor. Ahenkle okuyamıyorsunuz kelimeleri. Ama böyle bir şey ortaya koymaya çalışmışsınız. İyi de yapmışsınız. Yukarıdaki arkadaşın dediği gibi betimlemelerin inanılmaz güzellikte olduğu klasik kitapları okursanız anlatımınızda olumlu yönde gelişme olacaktır.



    < Bu mesaj bu kişi tarafından değiştirildi -Roland Deschain- -- 6 Eylül 2012; 23:53:56 >
    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Her bilge adamın korktuğu üç şey vardır: fırtınalı
    bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin
    öfkesi.




  • Yapay Zeka’dan İlgili Konular
    Daha Fazla Göster
  • Teşekkürler arkadaşlar önerilerinizi dikkate alacağım.Daha ilk denemem zaten.Şimdilik devamını getirmeyelim o zaman

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Person of Interest

    Teşekkürler arkadaşlar önerilerinizi dikkate alacağım.Daha ilk denemem zaten.Şimdilik devamını getirmeyelim o zaman

    ama yazmayi sakin birakmayin

    < Bu ileti tablet sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    yok
  • quote:

    Orijinalden alıntı: Person of Interest

    Teşekkürler arkadaşlar önerilerinizi dikkate alacağım.Daha ilk denemem zaten.Şimdilik devamını getirmeyelim o zaman

    Sen yazmaya devam et hocam ama bir yandanda okumaya da devam et zaten bir süre sonra yazdıklarını düzeltmeye başlarsın

    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    Alo muhittin,amerikan başkanı dahil herkesi devreye sokun uzaylılar tarafından kaçırıldım!
    - evet, tarafından.
  • 
Sayfa: 1
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.