Şimdi Ara

Radar var diye uyardım akşamına radara girdim

Daha Fazla
Bu Konudaki Kullanıcılar: Daha Az
1 Misafir - 1 Masaüstü
65
Cevap
0
Favori
1.150
Tıklama
Tüm Forumlar >> Motorlu Araçlar Dünyası >> Otomobil Genel >> Otomobil ve Otomotiv Dünyası Genel >> Radar var diye uyardım akşamına radara girdim
Sayfaya Git:
Sayfa:
Giriş
Mesaj
  • Süresiz olarak uzaklaştırıldı.
    quote:

    Orijinalden alıntı: rutan

    Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun. Birincisi kurallar uyulmak içindir ve herkesin de uyması gerekir. Bunun aksini kimse savunamaz. Ama bu maalesef gelişmiş ve sistemi olan ülkeler için geçerli. Bizim ülkemiz için değil. En basit örneği beş yıldır yapılan hukuksuzlukları artık herkes anlamıştır sanırım. Anayasadaki kural bile ne mahkemece ne de hükümetçe uygulanmayan bir ülkede, siz kurallara uyulmasından bahsedemezsiniz. Bir çok arkadaşa katılıyorum: Türkiye' de radarlar maalesef söğüşleme yöntemi olarak kullanılıyor. Artık hakkınızı da arayamazsınız. Şimdi bazı düzensizlikleri sıralıyalım:
    Birincisi, Türkiye' de karayollarının % 70' i kurallara aykırı şekilde yapılmıştır. Öyleki size ters eğim verilmiş yol güzergahı bile söyleyebilirim. İnanmayan Manavgat - Akseki arasında yolculuk yapsın ve görsün. Artı çevre yolu yapılır. Niye? yerleşim yerinden uzak olsun diye. Ama fazla değil bir yıl sonra bir bakarsınız çevre yolunun olduğu yer yerleşim yeri olmuş. O zaman nerde kaldı yaptığınız bu yol. Güya trafiği aksatmamak için yapılmıştı... Artık bir çok yerleşim yeri göç nedeniyle birbirine bağlanmış durumda. O zaman siz bu mesafeleri 50 ile mi gideceksiniz? Örneğin Manavgat - Antalya arası. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu turistik bir yolda alt ve üst geçitler olması gerekirken, 75 kilometrelik yolda 29 tane ışık var. Alın size kaza nedeni. İnanın Manavgat - Alanya ya da Manavgat - Antalya arası gittiğimde o kadar yoruluyorum ki, Manavgat' tan Konya' ya gittiğimde o kadar yorulmuyorum. İkincisi, kazaların büyük bir çoğunluğu hız yüzünden değil, magandalık yüzünden oluyor. Çift şeritli yolda uzun süre yan yana giden araca çok sık rastlarsınız. Bir türlü solladığı aracı geçemez. Birisinde bir fırsat bulup geçtikten sonra polis noktasında durup iki otobüsü durdurduğumu biliyorum. Özellikle ağır vasıtalar aracın konumuna göre davranmadığı için (Özellikle otobüs ve kamyonlardan bahsediyorum), son derece tehlikeli olabiliyorlar. Üç şeritli yolda, hız sınırının 90 olduğu yolda, adam orta şeritden 70 ile gidiyor. Bir arkadaşın da dediği gibi radar ve polisler sadece hızla ilgileniyorlar oysa arabalarda o kadar eksiklik var ki... kiminin fren lambası yanmaz. Kiminin tek farı yanar. Kiminin sinyalleri yanmaz. O kadar çok sayılabilir ki... Şimdi buraya kadar yazdıklarımda haksız olduğum durum varsa, bir zahmet söyleyin. Bir ülkede hükümet öncelikli olarak halkının güvenliğini düşünüyorsa, önce o güvenliği sağlamalı ve ondan sonra da kurallara uymayı denetlemelidir. Artı önce vatandaşın hakkını gözetmelidir. Size yaşadığım bir olayı aktarayım. Antalya' dan Manavgat' ta geliyorum. Geliş - gidiş ayrı yol ve üç şeritli yol. 80 le giden bir pikapı solladım. Hız sınırı 90 ve bildiğiniz gibi % 10 artısı var. İlerde de radar arabasını görerek yaptım bunu. Radar arabasındaki sivil polis yaptığım sollamayı gördü yani çünkü yaklaşık 100 metre vardı. Neyse, 2 kilometre sonra polis durdurdu ve radara girdiğimi söyledi. Bende "Araba solladığımı ve o polisin de bunu gördüğünü" söyledim. Adamcağız "Hocam gidin bir görüşün." dedi. Geri döndüm ve radarın yanına geldim. 'Sollama yaptığımı gördünüz değil mi?! dedim. "Yapmasaydın kardeşim..." diye cevap verdi. Dedim ki"Bak sen de kamu görevlisisin, ben de. Neden görevini doğru dürüst yapmıyorsun?" Tabi başladı ukelalık yapmaya ve ondan sonra da git kanuni olarak hakkını ara dedi. Biliyorsunuz trafik kanununda sollama yaparken % 30 artırım hakkınız vardır. Pikap 80 ile giderken ben 108 le sollamışım. Radarda da görülüyor zaten. Neyse diğer polisin yanına gittim ve makbuzu kesmesini söyledim. Manavgat' ta mahkemeye verdim. Olay 16: 50 de olduğu halde ceza makbuzunda 15: 50 yazmışlar. Bütün bunları belittim ve kanuni hakkımdan da bahsettim. Tabi olayın olduğu yer Antalya' ya yakın olduğu için mahkeme oraya sevkedecek ya, inanmayacaksınız ama 10 ay için de bana 'Olayla mahkememiz ilgili olmadığından, Antalya' daki yetkili mahkemeye sevki ve taraflara bildirilmesi" diye ikişer ay arayla 5 sefer ibraz geldi. Biliyorsunuz bu mahkemeler siz olmadan yapılıyor. Yaklaşık 18 ay sonra mahkemeden karar çıktı. 'Haklılığınızı belirleyecek delil olmadığından ...' Oysa radar görüntüsü var ve o görüntü de pikabın hızı da benim hızım da görülüyor... İşte şimdi gelin, Hak' tan Hukuk' tan ve Adalet' ten bahsedin bakalım...
    quote:

    Orijinalden alıntı: rutan

    Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun. Birincisi kurallar uyulmak içindir ve herkesin de uyması gerekir. Bunun aksini kimse savunamaz. Ama bu maalesef gelişmiş ve sistemi olan ülkeler için geçerli. Bizim ülkemiz için değil. En basit örneği beş yıldır yapılan hukuksuzlukları artık herkes anlamıştır sanırım. Anayasadaki kural bile ne mahkemece ne de hükümetçe uygulanmayan bir ülkede, siz kurallara uyulmasından bahsedemezsiniz. Bir çok arkadaşa katılıyorum: Türkiye' de radarlar maalesef söğüşleme yöntemi olarak kullanılıyor. Artık hakkınızı da arayamazsınız. Şimdi bazı düzensizlikleri sıralıyalım:
    Birincisi, Türkiye' de karayollarının % 70' i kurallara aykırı şekilde yapılmıştır. Öyleki size ters eğim verilmiş yol güzergahı bile söyleyebilirim. İnanmayan Manavgat - Akseki arasında yolculuk yapsın ve görsün. Artı çevre yolu yapılır. Niye? yerleşim yerinden uzak olsun diye. Ama fazla değil bir yıl sonra bir bakarsınız çevre yolunun olduğu yer yerleşim yeri olmuş. O zaman nerde kaldı yaptığınız bu yol. Güya trafiği aksatmamak için yapılmıştı... Artık bir çok yerleşim yeri göç nedeniyle birbirine bağlanmış durumda. O zaman siz bu mesafeleri 50 ile mi gideceksiniz? Örneğin Manavgat - Antalya arası. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu turistik bir yolda alt ve üst geçitler olması gerekirken, 75 kilometrelik yolda 29 tane ışık var. Alın size kaza nedeni. İnanın Manavgat - Alanya ya da Manavgat - Antalya arası gittiğimde o kadar yoruluyorum ki, Manavgat' tan Konya' ya gittiğimde o kadar yorulmuyorum. İkincisi, kazaların büyük bir çoğunluğu hız yüzünden değil, magandalık yüzünden oluyor. Çift şeritli yolda uzun süre yan yana giden araca çok sık rastlarsınız. Bir türlü solladığı aracı geçemez. Birisinde bir fırsat bulup geçtikten sonra polis noktasında durup iki otobüsü durdurduğumu biliyorum. Özellikle ağır vasıtalar aracın konumuna göre davranmadığı için (Özellikle otobüs ve kamyonlardan bahsediyorum), son derece tehlikeli olabiliyorlar. Üç şeritli yolda, hız sınırının 90 olduğu yolda, adam orta şeritden 70 ile gidiyor. Bir arkadaşın da dediği gibi radar ve polisler sadece hızla ilgileniyorlar oysa arabalarda o kadar eksiklik var ki... kiminin fren lambası yanmaz. Kiminin tek farı yanar. Kiminin sinyalleri yanmaz. O kadar çok sayılabilir ki... Şimdi buraya kadar yazdıklarımda haksız olduğum durum varsa, bir zahmet söyleyin. Bir ülkede hükümet öncelikli olarak halkının güvenliğini düşünüyorsa, önce o güvenliği sağlamalı ve ondan sonra da kurallara uymayı denetlemelidir. Artı önce vatandaşın hakkını gözetmelidir. Size yaşadığım bir olayı aktarayım. Antalya' dan Manavgat' ta geliyorum. Geliş - gidiş ayrı yol ve üç şeritli yol. 80 le giden bir pikapı solladım. Hız sınırı 90 ve bildiğiniz gibi % 10 artısı var. İlerde de radar arabasını görerek yaptım bunu. Radar arabasındaki sivil polis yaptığım sollamayı gördü yani çünkü yaklaşık 100 metre vardı. Neyse, 2 kilometre sonra polis durdurdu ve radara girdiğimi söyledi. Bende "Araba solladığımı ve o polisin de bunu gördüğünü" söyledim. Adamcağız "Hocam gidin bir görüşün." dedi. Geri döndüm ve radarın yanına geldim. 'Sollama yaptığımı gördünüz değil mi?! dedim. "Yapmasaydın kardeşim..." diye cevap verdi. Dedim ki"Bak sen de kamu görevlisisin, ben de. Neden görevini doğru dürüst yapmıyorsun?" Tabi başladı ukelalık yapmaya ve ondan sonra da git kanuni olarak hakkını ara dedi. Biliyorsunuz trafik kanununda sollama yaparken % 30 artırım hakkınız vardır. Pikap 80 ile giderken ben 108 le sollamışım. Radarda da görülüyor zaten. Neyse diğer polisin yanına gittim ve makbuzu kesmesini söyledim. Manavgat' ta mahkemeye verdim. Olay 16: 50 de olduğu halde ceza makbuzunda 15: 50 yazmışlar. Bütün bunları belittim ve kanuni hakkımdan da bahsettim. Tabi olayın olduğu yer Antalya' ya yakın olduğu için mahkeme oraya sevkedecek ya, inanmayacaksınız ama 10 ay için de bana 'Olayla mahkememiz ilgili olmadığından, Antalya' daki yetkili mahkemeye sevki ve taraflara bildirilmesi" diye ikişer ay arayla 5 sefer ibraz geldi. Biliyorsunuz bu mahkemeler siz olmadan yapılıyor. Yaklaşık 18 ay sonra mahkemeden karar çıktı. 'Haklılığınızı belirleyecek delil olmadığından ...' Oysa radar görüntüsü var ve o görüntü de pikabın hızı da benim hızım da görülüyor... İşte şimdi gelin, Hak' tan Hukuk' tan ve Adalet' ten bahsedin bakalım...

    Çok güzel özetlemişsiniz durumu. Kimsenin radara karşı olduğu yok. Denetim mekanizması olması gerekirken sadece cezalandırma aracı olarak kullanılıyor olması itirazımız. Maksat hız sınırını uygulatmak ise karşıdan gelen sürücüyü uyarmamın neyi kötü. Avrupa Birliği ülkelerini n bir kaçında mesela Almanya da navigasyon cihazlarında hız kameralarının yerlerini bildiren yazılım var. Ve yasak değil. Çünkü amaç ceza kesmek değil amaç sürücünün otokontrolünü sağlamak.Bizde maalesef kurallar sıkıntılıve bunu uygulayan merciiler görevini layıki ile uygulamıyor.



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________




  • Yüzbaşı
    311 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: cotyora666

    quote:

    Orijinalden alıntı: rutan

    Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun. Birincisi kurallar uyulmak içindir ve herkesin de uyması gerekir. Bunun aksini kimse savunamaz. Ama bu maalesef gelişmiş ve sistemi olan ülkeler için geçerli. Bizim ülkemiz için değil. En basit örneği beş yıldır yapılan hukuksuzlukları artık herkes anlamıştır sanırım. Anayasadaki kural bile ne mahkemece ne de hükümetçe uygulanmayan bir ülkede, siz kurallara uyulmasından bahsedemezsiniz. Bir çok arkadaşa katılıyorum: Türkiye' de radarlar maalesef söğüşleme yöntemi olarak kullanılıyor. Artık hakkınızı da arayamazsınız. Şimdi bazı düzensizlikleri sıralıyalım:
    Birincisi, Türkiye' de karayollarının % 70' i kurallara aykırı şekilde yapılmıştır. Öyleki size ters eğim verilmiş yol güzergahı bile söyleyebilirim. İnanmayan Manavgat - Akseki arasında yolculuk yapsın ve görsün. Artı çevre yolu yapılır. Niye? yerleşim yerinden uzak olsun diye. Ama fazla değil bir yıl sonra bir bakarsınız çevre yolunun olduğu yer yerleşim yeri olmuş. O zaman nerde kaldı yaptığınız bu yol. Güya trafiği aksatmamak için yapılmıştı... Artık bir çok yerleşim yeri göç nedeniyle birbirine bağlanmış durumda. O zaman siz bu mesafeleri 50 ile mi gideceksiniz? Örneğin Manavgat - Antalya arası. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu turistik bir yolda alt ve üst geçitler olması gerekirken, 75 kilometrelik yolda 29 tane ışık var. Alın size kaza nedeni. İnanın Manavgat - Alanya ya da Manavgat - Antalya arası gittiğimde o kadar yoruluyorum ki, Manavgat' tan Konya' ya gittiğimde o kadar yorulmuyorum. İkincisi, kazaların büyük bir çoğunluğu hız yüzünden değil, magandalık yüzünden oluyor. Çift şeritli yolda uzun süre yan yana giden araca çok sık rastlarsınız. Bir türlü solladığı aracı geçemez. Birisinde bir fırsat bulup geçtikten sonra polis noktasında durup iki otobüsü durdurduğumu biliyorum. Özellikle ağır vasıtalar aracın konumuna göre davranmadığı için (Özellikle otobüs ve kamyonlardan bahsediyorum), son derece tehlikeli olabiliyorlar. Üç şeritli yolda, hız sınırının 90 olduğu yolda, adam orta şeritden 70 ile gidiyor. Bir arkadaşın da dediği gibi radar ve polisler sadece hızla ilgileniyorlar oysa arabalarda o kadar eksiklik var ki... kiminin fren lambası yanmaz. Kiminin tek farı yanar. Kiminin sinyalleri yanmaz. O kadar çok sayılabilir ki... Şimdi buraya kadar yazdıklarımda haksız olduğum durum varsa, bir zahmet söyleyin. Bir ülkede hükümet öncelikli olarak halkının güvenliğini düşünüyorsa, önce o güvenliği sağlamalı ve ondan sonra da kurallara uymayı denetlemelidir. Artı önce vatandaşın hakkını gözetmelidir. Size yaşadığım bir olayı aktarayım. Antalya' dan Manavgat' ta geliyorum. Geliş - gidiş ayrı yol ve üç şeritli yol. 80 le giden bir pikapı solladım. Hız sınırı 90 ve bildiğiniz gibi % 10 artısı var. İlerde de radar arabasını görerek yaptım bunu. Radar arabasındaki sivil polis yaptığım sollamayı gördü yani çünkü yaklaşık 100 metre vardı. Neyse, 2 kilometre sonra polis durdurdu ve radara girdiğimi söyledi. Bende "Araba solladığımı ve o polisin de bunu gördüğünü" söyledim. Adamcağız "Hocam gidin bir görüşün." dedi. Geri döndüm ve radarın yanına geldim. 'Sollama yaptığımı gördünüz değil mi?! dedim. "Yapmasaydın kardeşim..." diye cevap verdi. Dedim ki"Bak sen de kamu görevlisisin, ben de. Neden görevini doğru dürüst yapmıyorsun?" Tabi başladı ukelalık yapmaya ve ondan sonra da git kanuni olarak hakkını ara dedi. Biliyorsunuz trafik kanununda sollama yaparken % 30 artırım hakkınız vardır. Pikap 80 ile giderken ben 108 le sollamışım. Radarda da görülüyor zaten. Neyse diğer polisin yanına gittim ve makbuzu kesmesini söyledim. Manavgat' ta mahkemeye verdim. Olay 16: 50 de olduğu halde ceza makbuzunda 15: 50 yazmışlar. Bütün bunları belittim ve kanuni hakkımdan da bahsettim. Tabi olayın olduğu yer Antalya' ya yakın olduğu için mahkeme oraya sevkedecek ya, inanmayacaksınız ama 10 ay için de bana 'Olayla mahkememiz ilgili olmadığından, Antalya' daki yetkili mahkemeye sevki ve taraflara bildirilmesi" diye ikişer ay arayla 5 sefer ibraz geldi. Biliyorsunuz bu mahkemeler siz olmadan yapılıyor. Yaklaşık 18 ay sonra mahkemeden karar çıktı. 'Haklılığınızı belirleyecek delil olmadığından ...' Oysa radar görüntüsü var ve o görüntü de pikabın hızı da benim hızım da görülüyor... İşte şimdi gelin, Hak' tan Hukuk' tan ve Adalet' ten bahsedin bakalım...

    Çok güzel özetlemişsiniz durumu. Kimsenin radara karşı olduğu yok. Denetim mekanizması olması gerekirken sadece cezalandırma aracı olarak kullanılıyor olması itirazımız. Maksat hız sınırını uygulatmak ise karşıdan gelen sürücüyü uyarmamın neyi kötü. Avrupa Birliği ülkelerini n bir kaçında mesela Almanya da navigasyon cihazlarında hız kameralarının yerlerini bildiren yazılım var. Ve yasak değil. Çünkü amaç ceza kesmek değil amaç sürücünün otokontrolünü sağlamak.Bizde maalesef kurallar sıkıntılıve bunu uygulayan merciiler görevini layıki ile uygulamıyor.

    Alıntıları Göster
    quote:

    Orijinalden alıntı: cotyora666


    quote:

    Orijinalden alıntı: rutan

    Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun. Birincisi kurallar uyulmak içindir ve herkesin de uyması gerekir. Bunun aksini kimse savunamaz. Ama bu maalesef gelişmiş ve sistemi olan ülkeler için geçerli. Bizim ülkemiz için değil. En basit örneği beş yıldır yapılan hukuksuzlukları artık herkes anlamıştır sanırım. Anayasadaki kural bile ne mahkemece ne de hükümetçe uygulanmayan bir ülkede, siz kurallara uyulmasından bahsedemezsiniz. Bir çok arkadaşa katılıyorum: Türkiye' de radarlar maalesef söğüşleme yöntemi olarak kullanılıyor. Artık hakkınızı da arayamazsınız. Şimdi bazı düzensizlikleri sıralıyalım:
    Birincisi, Türkiye' de karayollarının % 70' i kurallara aykırı şekilde yapılmıştır. Öyleki size ters eğim verilmiş yol güzergahı bile söyleyebilirim. İnanmayan Manavgat - Akseki arasında yolculuk yapsın ve görsün. Artı çevre yolu yapılır. Niye? yerleşim yerinden uzak olsun diye. Ama fazla değil bir yıl sonra bir bakarsınız çevre yolunun olduğu yer yerleşim yeri olmuş. O zaman nerde kaldı yaptığınız bu yol. Güya trafiği aksatmamak için yapılmıştı... Artık bir çok yerleşim yeri göç nedeniyle birbirine bağlanmış durumda. O zaman siz bu mesafeleri 50 ile mi gideceksiniz? Örneğin Manavgat - Antalya arası. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu turistik bir yolda alt ve üst geçitler olması gerekirken, 75 kilometrelik yolda 29 tane ışık var. Alın size kaza nedeni. İnanın Manavgat - Alanya ya da Manavgat - Antalya arası gittiğimde o kadar yoruluyorum ki, Manavgat' tan Konya' ya gittiğimde o kadar yorulmuyorum. İkincisi, kazaların büyük bir çoğunluğu hız yüzünden değil, magandalık yüzünden oluyor. Çift şeritli yolda uzun süre yan yana giden araca çok sık rastlarsınız. Bir türlü solladığı aracı geçemez. Birisinde bir fırsat bulup geçtikten sonra polis noktasında durup iki otobüsü durdurduğumu biliyorum. Özellikle ağır vasıtalar aracın konumuna göre davranmadığı için (Özellikle otobüs ve kamyonlardan bahsediyorum), son derece tehlikeli olabiliyorlar. Üç şeritli yolda, hız sınırının 90 olduğu yolda, adam orta şeritden 70 ile gidiyor. Bir arkadaşın da dediği gibi radar ve polisler sadece hızla ilgileniyorlar oysa arabalarda o kadar eksiklik var ki... kiminin fren lambası yanmaz. Kiminin tek farı yanar. Kiminin sinyalleri yanmaz. O kadar çok sayılabilir ki... Şimdi buraya kadar yazdıklarımda haksız olduğum durum varsa, bir zahmet söyleyin. Bir ülkede hükümet öncelikli olarak halkının güvenliğini düşünüyorsa, önce o güvenliği sağlamalı ve ondan sonra da kurallara uymayı denetlemelidir. Artı önce vatandaşın hakkını gözetmelidir. Size yaşadığım bir olayı aktarayım. Antalya' dan Manavgat' ta geliyorum. Geliş - gidiş ayrı yol ve üç şeritli yol. 80 le giden bir pikapı solladım. Hız sınırı 90 ve bildiğiniz gibi % 10 artısı var. İlerde de radar arabasını görerek yaptım bunu. Radar arabasındaki sivil polis yaptığım sollamayı gördü yani çünkü yaklaşık 100 metre vardı. Neyse, 2 kilometre sonra polis durdurdu ve radara girdiğimi söyledi. Bende "Araba solladığımı ve o polisin de bunu gördüğünü" söyledim. Adamcağız "Hocam gidin bir görüşün." dedi. Geri döndüm ve radarın yanına geldim. 'Sollama yaptığımı gördünüz değil mi?! dedim. "Yapmasaydın kardeşim..." diye cevap verdi. Dedim ki"Bak sen de kamu görevlisisin, ben de. Neden görevini doğru dürüst yapmıyorsun?" Tabi başladı ukelalık yapmaya ve ondan sonra da git kanuni olarak hakkını ara dedi. Biliyorsunuz trafik kanununda sollama yaparken % 30 artırım hakkınız vardır. Pikap 80 ile giderken ben 108 le sollamışım. Radarda da görülüyor zaten. Neyse diğer polisin yanına gittim ve makbuzu kesmesini söyledim. Manavgat' ta mahkemeye verdim. Olay 16: 50 de olduğu halde ceza makbuzunda 15: 50 yazmışlar. Bütün bunları belittim ve kanuni hakkımdan da bahsettim. Tabi olayın olduğu yer Antalya' ya yakın olduğu için mahkeme oraya sevkedecek ya, inanmayacaksınız ama 10 ay için de bana 'Olayla mahkememiz ilgili olmadığından, Antalya' daki yetkili mahkemeye sevki ve taraflara bildirilmesi" diye ikişer ay arayla 5 sefer ibraz geldi. Biliyorsunuz bu mahkemeler siz olmadan yapılıyor. Yaklaşık 18 ay sonra mahkemeden karar çıktı. 'Haklılığınızı belirleyecek delil olmadığından ...' Oysa radar görüntüsü var ve o görüntü de pikabın hızı da benim hızım da görülüyor... İşte şimdi gelin, Hak' tan Hukuk' tan ve Adalet' ten bahsedin bakalım...

    Çok güzel özetlemişsiniz durumu. Kimsenin radara karşı olduğu yok. Denetim mekanizması olması gerekirken sadece cezalandırma aracı olarak kullanılıyor olması itirazımız. Maksat hız sınırını uygulatmak ise karşıdan gelen sürücüyü uyarmamın neyi kötü. Avrupa Birliği ülkelerini n bir kaçında mesela Almanya da navigasyon cihazlarında hız kameralarının yerlerini bildiren yazılım var. Ve yasak değil. Çünkü amaç ceza kesmek değil amaç sürücünün otokontrolünü sağlamak.Bizde maalesef kurallar sıkıntılıve bunu uygulayan merciiler görevini layıki ile uygulamıyor.



    Haklısınız. En az 100 beygirlik araçların dolu olduğu piyasada, yolları ve olanakları güzelliştirmek yerine ceza uygulamak daha kolay yöntem. Bu da ancak bizim gibi geri kalmış ülkelere mahsus.
    |
    |
    _____________________________

    Acizler için imkansız, korkaklar için müthiş görünen şeyler, kahramanlar için ideal' dir !...

    Mustafa Kemal Atatürk




  • Yarbay
    5280 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: rutan

    Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun. Birincisi kurallar uyulmak içindir ve herkesin de uyması gerekir. Bunun aksini kimse savunamaz. Ama bu maalesef gelişmiş ve sistemi olan ülkeler için geçerli. Bizim ülkemiz için değil. En basit örneği beş yıldır yapılan hukuksuzlukları artık herkes anlamıştır sanırım. Anayasadaki kural bile ne mahkemece ne de hükümetçe uygulanmayan bir ülkede, siz kurallara uyulmasından bahsedemezsiniz. Bir çok arkadaşa katılıyorum: Türkiye' de radarlar maalesef söğüşleme yöntemi olarak kullanılıyor. Artık hakkınızı da arayamazsınız. Şimdi bazı düzensizlikleri sıralıyalım:
    Birincisi, Türkiye' de karayollarının % 70' i kurallara aykırı şekilde yapılmıştır. Öyleki size ters eğim verilmiş yol güzergahı bile söyleyebilirim. İnanmayan Manavgat - Akseki arasında yolculuk yapsın ve görsün. Artı çevre yolu yapılır. Niye? yerleşim yerinden uzak olsun diye. Ama fazla değil bir yıl sonra bir bakarsınız çevre yolunun olduğu yer yerleşim yeri olmuş. O zaman nerde kaldı yaptığınız bu yol. Güya trafiği aksatmamak için yapılmıştı... Artık bir çok yerleşim yeri göç nedeniyle birbirine bağlanmış durumda. O zaman siz bu mesafeleri 50 ile mi gideceksiniz? Örneğin Manavgat - Antalya arası. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu turistik bir yolda alt ve üst geçitler olması gerekirken, 75 kilometrelik yolda 29 tane ışık var. Alın size kaza nedeni. İnanın Manavgat - Alanya ya da Manavgat - Antalya arası gittiğimde o kadar yoruluyorum ki, Manavgat' tan Konya' ya gittiğimde o kadar yorulmuyorum. İkincisi, kazaların büyük bir çoğunluğu hız yüzünden değil, magandalık yüzünden oluyor. Çift şeritli yolda uzun süre yan yana giden araca çok sık rastlarsınız. Bir türlü solladığı aracı geçemez. Birisinde bir fırsat bulup geçtikten sonra polis noktasında durup iki otobüsü durdurduğumu biliyorum. Özellikle ağır vasıtalar aracın konumuna göre davranmadığı için (Özellikle otobüs ve kamyonlardan bahsediyorum), son derece tehlikeli olabiliyorlar. Üç şeritli yolda, hız sınırının 90 olduğu yolda, adam orta şeritden 70 ile gidiyor. Bir arkadaşın da dediği gibi radar ve polisler sadece hızla ilgileniyorlar oysa arabalarda o kadar eksiklik var ki... kiminin fren lambası yanmaz. Kiminin tek farı yanar. Kiminin sinyalleri yanmaz. O kadar çok sayılabilir ki... Şimdi buraya kadar yazdıklarımda haksız olduğum durum varsa, bir zahmet söyleyin. Bir ülkede hükümet öncelikli olarak halkının güvenliğini düşünüyorsa, önce o güvenliği sağlamalı ve ondan sonra da kurallara uymayı denetlemelidir. Artı önce vatandaşın hakkını gözetmelidir. Size yaşadığım bir olayı aktarayım. Antalya' dan Manavgat' ta geliyorum. Geliş - gidiş ayrı yol ve üç şeritli yol. 80 le giden bir pikapı solladım. Hız sınırı 90 ve bildiğiniz gibi % 10 artısı var. İlerde de radar arabasını görerek yaptım bunu. Radar arabasındaki sivil polis yaptığım sollamayı gördü yani çünkü yaklaşık 100 metre vardı. Neyse, 2 kilometre sonra polis durdurdu ve radara girdiğimi söyledi. Bende "Araba solladığımı ve o polisin de bunu gördüğünü" söyledim. Adamcağız "Hocam gidin bir görüşün." dedi. Geri döndüm ve radarın yanına geldim. 'Sollama yaptığımı gördünüz değil mi?! dedim. "Yapmasaydın kardeşim..." diye cevap verdi. Dedim ki"Bak sen de kamu görevlisisin, ben de. Neden görevini doğru dürüst yapmıyorsun?" Tabi başladı ukelalık yapmaya ve ondan sonra da git kanuni olarak hakkını ara dedi. Biliyorsunuz trafik kanununda sollama yaparken % 30 artırım hakkınız vardır. Pikap 80 ile giderken ben 108 le sollamışım. Radarda da görülüyor zaten. Neyse diğer polisin yanına gittim ve makbuzu kesmesini söyledim. Manavgat' ta mahkemeye verdim. Olay 16: 50 de olduğu halde ceza makbuzunda 15: 50 yazmışlar. Bütün bunları belittim ve kanuni hakkımdan da bahsettim. Tabi olayın olduğu yer Antalya' ya yakın olduğu için mahkeme oraya sevkedecek ya, inanmayacaksınız ama 10 ay için de bana 'Olayla mahkememiz ilgili olmadığından, Antalya' daki yetkili mahkemeye sevki ve taraflara bildirilmesi" diye ikişer ay arayla 5 sefer ibraz geldi. Biliyorsunuz bu mahkemeler siz olmadan yapılıyor. Yaklaşık 18 ay sonra mahkemeden karar çıktı. 'Haklılığınızı belirleyecek delil olmadığından ...' Oysa radar görüntüsü var ve o görüntü de pikabın hızı da benim hızım da görülüyor... İşte şimdi gelin, Hak' tan Hukuk' tan ve Adalet' ten bahsedin bakalım...
    quote:

    Orijinalden alıntı: rutan

    Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun. Birincisi kurallar uyulmak içindir ve herkesin de uyması gerekir. Bunun aksini kimse savunamaz. Ama bu maalesef gelişmiş ve sistemi olan ülkeler için geçerli. Bizim ülkemiz için değil. En basit örneği beş yıldır yapılan hukuksuzlukları artık herkes anlamıştır sanırım. Anayasadaki kural bile ne mahkemece ne de hükümetçe uygulanmayan bir ülkede, siz kurallara uyulmasından bahsedemezsiniz. Bir çok arkadaşa katılıyorum: Türkiye' de radarlar maalesef söğüşleme yöntemi olarak kullanılıyor. Artık hakkınızı da arayamazsınız. Şimdi bazı düzensizlikleri sıralıyalım:
    Birincisi, Türkiye' de karayollarının % 70' i kurallara aykırı şekilde yapılmıştır. Öyleki size ters eğim verilmiş yol güzergahı bile söyleyebilirim. İnanmayan Manavgat - Akseki arasında yolculuk yapsın ve görsün. Artı çevre yolu yapılır. Niye? yerleşim yerinden uzak olsun diye. Ama fazla değil bir yıl sonra bir bakarsınız çevre yolunun olduğu yer yerleşim yeri olmuş. O zaman nerde kaldı yaptığınız bu yol. Güya trafiği aksatmamak için yapılmıştı... Artık bir çok yerleşim yeri göç nedeniyle birbirine bağlanmış durumda. O zaman siz bu mesafeleri 50 ile mi gideceksiniz? Örneğin Manavgat - Antalya arası. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu turistik bir yolda alt ve üst geçitler olması gerekirken, 75 kilometrelik yolda 29 tane ışık var. Alın size kaza nedeni. İnanın Manavgat - Alanya ya da Manavgat - Antalya arası gittiğimde o kadar yoruluyorum ki, Manavgat' tan Konya' ya gittiğimde o kadar yorulmuyorum. İkincisi, kazaların büyük bir çoğunluğu hız yüzünden değil, magandalık yüzünden oluyor. Çift şeritli yolda uzun süre yan yana giden araca çok sık rastlarsınız. Bir türlü solladığı aracı geçemez. Birisinde bir fırsat bulup geçtikten sonra polis noktasında durup iki otobüsü durdurduğumu biliyorum. Özellikle ağır vasıtalar aracın konumuna göre davranmadığı için (Özellikle otobüs ve kamyonlardan bahsediyorum), son derece tehlikeli olabiliyorlar. Üç şeritli yolda, hız sınırının 90 olduğu yolda, adam orta şeritden 70 ile gidiyor. Bir arkadaşın da dediği gibi radar ve polisler sadece hızla ilgileniyorlar oysa arabalarda o kadar eksiklik var ki... kiminin fren lambası yanmaz. Kiminin tek farı yanar. Kiminin sinyalleri yanmaz. O kadar çok sayılabilir ki... Şimdi buraya kadar yazdıklarımda haksız olduğum durum varsa, bir zahmet söyleyin. Bir ülkede hükümet öncelikli olarak halkının güvenliğini düşünüyorsa, önce o güvenliği sağlamalı ve ondan sonra da kurallara uymayı denetlemelidir. Artı önce vatandaşın hakkını gözetmelidir. Size yaşadığım bir olayı aktarayım. Antalya' dan Manavgat' ta geliyorum. Geliş - gidiş ayrı yol ve üç şeritli yol. 80 le giden bir pikapı solladım. Hız sınırı 90 ve bildiğiniz gibi % 10 artısı var. İlerde de radar arabasını görerek yaptım bunu. Radar arabasındaki sivil polis yaptığım sollamayı gördü yani çünkü yaklaşık 100 metre vardı. Neyse, 2 kilometre sonra polis durdurdu ve radara girdiğimi söyledi. Bende "Araba solladığımı ve o polisin de bunu gördüğünü" söyledim. Adamcağız "Hocam gidin bir görüşün." dedi. Geri döndüm ve radarın yanına geldim. 'Sollama yaptığımı gördünüz değil mi?! dedim. "Yapmasaydın kardeşim..." diye cevap verdi. Dedim ki"Bak sen de kamu görevlisisin, ben de. Neden görevini doğru dürüst yapmıyorsun?" Tabi başladı ukelalık yapmaya ve ondan sonra da git kanuni olarak hakkını ara dedi. Biliyorsunuz trafik kanununda sollama yaparken % 30 artırım hakkınız vardır. Pikap 80 ile giderken ben 108 le sollamışım. Radarda da görülüyor zaten. Neyse diğer polisin yanına gittim ve makbuzu kesmesini söyledim. Manavgat' ta mahkemeye verdim. Olay 16: 50 de olduğu halde ceza makbuzunda 15: 50 yazmışlar. Bütün bunları belittim ve kanuni hakkımdan da bahsettim. Tabi olayın olduğu yer Antalya' ya yakın olduğu için mahkeme oraya sevkedecek ya, inanmayacaksınız ama 10 ay için de bana 'Olayla mahkememiz ilgili olmadığından, Antalya' daki yetkili mahkemeye sevki ve taraflara bildirilmesi" diye ikişer ay arayla 5 sefer ibraz geldi. Biliyorsunuz bu mahkemeler siz olmadan yapılıyor. Yaklaşık 18 ay sonra mahkemeden karar çıktı. 'Haklılığınızı belirleyecek delil olmadığından ...' Oysa radar görüntüsü var ve o görüntü de pikabın hızı da benim hızım da görülüyor... İşte şimdi gelin, Hak' tan Hukuk' tan ve Adalet' ten bahsedin bakalım...

    kararı temyiz etseydin hocam, madem bu kadar emek verdin sonuna kadar gitseydin



    < Bu ileti mobil sürüm kullanılarak atıldı >
    _____________________________
    ''Eğer hayallerin seni korkutmuyorsa yeterince büyük değillerdir.''




  • Yarbay
    2358 Mesaj
    quote:

    Gişelere 2km kala 50km hız limiti konmasının abzür bir yanı yoktur.


    dostum,

    bugün ortalama bir otomobil 50 km/h dan sıfıra 7-8.5 arası düşebilir(panik fren) yine aynı hızda bir tır çok rahat 20-25 mt de durur de ki rahatça yavaşlasın 100-120 mt. o zaman 2 km önceye 50 km/h levhası koymanın ne manası var? ayrıca vekiline hız cezası yazamayan polisin (şu yada bu sebeple) millete yazma hakkı olduğuna inanmıyorum.

    herkese iyi bayramlar
    |
    |
    _____________________________
  • Yüzbaşı
    311 Mesaj
    quote:

    Orijinalden alıntı: dionysos_07

    quote:

    Orijinalden alıntı: rutan

    Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun. Birincisi kurallar uyulmak içindir ve herkesin de uyması gerekir. Bunun aksini kimse savunamaz. Ama bu maalesef gelişmiş ve sistemi olan ülkeler için geçerli. Bizim ülkemiz için değil. En basit örneği beş yıldır yapılan hukuksuzlukları artık herkes anlamıştır sanırım. Anayasadaki kural bile ne mahkemece ne de hükümetçe uygulanmayan bir ülkede, siz kurallara uyulmasından bahsedemezsiniz. Bir çok arkadaşa katılıyorum: Türkiye' de radarlar maalesef söğüşleme yöntemi olarak kullanılıyor. Artık hakkınızı da arayamazsınız. Şimdi bazı düzensizlikleri sıralıyalım:
    Birincisi, Türkiye' de karayollarının % 70' i kurallara aykırı şekilde yapılmıştır. Öyleki size ters eğim verilmiş yol güzergahı bile söyleyebilirim. İnanmayan Manavgat - Akseki arasında yolculuk yapsın ve görsün. Artı çevre yolu yapılır. Niye? yerleşim yerinden uzak olsun diye. Ama fazla değil bir yıl sonra bir bakarsınız çevre yolunun olduğu yer yerleşim yeri olmuş. O zaman nerde kaldı yaptığınız bu yol. Güya trafiği aksatmamak için yapılmıştı... Artık bir çok yerleşim yeri göç nedeniyle birbirine bağlanmış durumda. O zaman siz bu mesafeleri 50 ile mi gideceksiniz? Örneğin Manavgat - Antalya arası. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu turistik bir yolda alt ve üst geçitler olması gerekirken, 75 kilometrelik yolda 29 tane ışık var. Alın size kaza nedeni. İnanın Manavgat - Alanya ya da Manavgat - Antalya arası gittiğimde o kadar yoruluyorum ki, Manavgat' tan Konya' ya gittiğimde o kadar yorulmuyorum. İkincisi, kazaların büyük bir çoğunluğu hız yüzünden değil, magandalık yüzünden oluyor. Çift şeritli yolda uzun süre yan yana giden araca çok sık rastlarsınız. Bir türlü solladığı aracı geçemez. Birisinde bir fırsat bulup geçtikten sonra polis noktasında durup iki otobüsü durdurduğumu biliyorum. Özellikle ağır vasıtalar aracın konumuna göre davranmadığı için (Özellikle otobüs ve kamyonlardan bahsediyorum), son derece tehlikeli olabiliyorlar. Üç şeritli yolda, hız sınırının 90 olduğu yolda, adam orta şeritden 70 ile gidiyor. Bir arkadaşın da dediği gibi radar ve polisler sadece hızla ilgileniyorlar oysa arabalarda o kadar eksiklik var ki... kiminin fren lambası yanmaz. Kiminin tek farı yanar. Kiminin sinyalleri yanmaz. O kadar çok sayılabilir ki... Şimdi buraya kadar yazdıklarımda haksız olduğum durum varsa, bir zahmet söyleyin. Bir ülkede hükümet öncelikli olarak halkının güvenliğini düşünüyorsa, önce o güvenliği sağlamalı ve ondan sonra da kurallara uymayı denetlemelidir. Artı önce vatandaşın hakkını gözetmelidir. Size yaşadığım bir olayı aktarayım. Antalya' dan Manavgat' ta geliyorum. Geliş - gidiş ayrı yol ve üç şeritli yol. 80 le giden bir pikapı solladım. Hız sınırı 90 ve bildiğiniz gibi % 10 artısı var. İlerde de radar arabasını görerek yaptım bunu. Radar arabasındaki sivil polis yaptığım sollamayı gördü yani çünkü yaklaşık 100 metre vardı. Neyse, 2 kilometre sonra polis durdurdu ve radara girdiğimi söyledi. Bende "Araba solladığımı ve o polisin de bunu gördüğünü" söyledim. Adamcağız "Hocam gidin bir görüşün." dedi. Geri döndüm ve radarın yanına geldim. 'Sollama yaptığımı gördünüz değil mi?! dedim. "Yapmasaydın kardeşim..." diye cevap verdi. Dedim ki"Bak sen de kamu görevlisisin, ben de. Neden görevini doğru dürüst yapmıyorsun?" Tabi başladı ukelalık yapmaya ve ondan sonra da git kanuni olarak hakkını ara dedi. Biliyorsunuz trafik kanununda sollama yaparken % 30 artırım hakkınız vardır. Pikap 80 ile giderken ben 108 le sollamışım. Radarda da görülüyor zaten. Neyse diğer polisin yanına gittim ve makbuzu kesmesini söyledim. Manavgat' ta mahkemeye verdim. Olay 16: 50 de olduğu halde ceza makbuzunda 15: 50 yazmışlar. Bütün bunları belittim ve kanuni hakkımdan da bahsettim. Tabi olayın olduğu yer Antalya' ya yakın olduğu için mahkeme oraya sevkedecek ya, inanmayacaksınız ama 10 ay için de bana 'Olayla mahkememiz ilgili olmadığından, Antalya' daki yetkili mahkemeye sevki ve taraflara bildirilmesi" diye ikişer ay arayla 5 sefer ibraz geldi. Biliyorsunuz bu mahkemeler siz olmadan yapılıyor. Yaklaşık 18 ay sonra mahkemeden karar çıktı. 'Haklılığınızı belirleyecek delil olmadığından ...' Oysa radar görüntüsü var ve o görüntü de pikabın hızı da benim hızım da görülüyor... İşte şimdi gelin, Hak' tan Hukuk' tan ve Adalet' ten bahsedin bakalım...

    kararı temyiz etseydin hocam, madem bu kadar emek verdin sonuna kadar gitseydin

    Alıntıları Göster
    quote:

    Orijinalden alıntı: stevie_ray_vaughan


    quote:

    Orijinalden alıntı: rutan

    Öncelikle herkesin bayramı kutlu olsun. Birincisi kurallar uyulmak içindir ve herkesin de uyması gerekir. Bunun aksini kimse savunamaz. Ama bu maalesef gelişmiş ve sistemi olan ülkeler için geçerli. Bizim ülkemiz için değil. En basit örneği beş yıldır yapılan hukuksuzlukları artık herkes anlamıştır sanırım. Anayasadaki kural bile ne mahkemece ne de hükümetçe uygulanmayan bir ülkede, siz kurallara uyulmasından bahsedemezsiniz. Bir çok arkadaşa katılıyorum: Türkiye' de radarlar maalesef söğüşleme yöntemi olarak kullanılıyor. Artık hakkınızı da arayamazsınız. Şimdi bazı düzensizlikleri sıralıyalım:
    Birincisi, Türkiye' de karayollarının % 70' i kurallara aykırı şekilde yapılmıştır. Öyleki size ters eğim verilmiş yol güzergahı bile söyleyebilirim. İnanmayan Manavgat - Akseki arasında yolculuk yapsın ve görsün. Artı çevre yolu yapılır. Niye? yerleşim yerinden uzak olsun diye. Ama fazla değil bir yıl sonra bir bakarsınız çevre yolunun olduğu yer yerleşim yeri olmuş. O zaman nerde kaldı yaptığınız bu yol. Güya trafiği aksatmamak için yapılmıştı... Artık bir çok yerleşim yeri göç nedeniyle birbirine bağlanmış durumda. O zaman siz bu mesafeleri 50 ile mi gideceksiniz? Örneğin Manavgat - Antalya arası. Trafiğin bu kadar yoğun olduğu turistik bir yolda alt ve üst geçitler olması gerekirken, 75 kilometrelik yolda 29 tane ışık var. Alın size kaza nedeni. İnanın Manavgat - Alanya ya da Manavgat - Antalya arası gittiğimde o kadar yoruluyorum ki, Manavgat' tan Konya' ya gittiğimde o kadar yorulmuyorum. İkincisi, kazaların büyük bir çoğunluğu hız yüzünden değil, magandalık yüzünden oluyor. Çift şeritli yolda uzun süre yan yana giden araca çok sık rastlarsınız. Bir türlü solladığı aracı geçemez. Birisinde bir fırsat bulup geçtikten sonra polis noktasında durup iki otobüsü durdurduğumu biliyorum. Özellikle ağır vasıtalar aracın konumuna göre davranmadığı için (Özellikle otobüs ve kamyonlardan bahsediyorum), son derece tehlikeli olabiliyorlar. Üç şeritli yolda, hız sınırının 90 olduğu yolda, adam orta şeritden 70 ile gidiyor. Bir arkadaşın da dediği gibi radar ve polisler sadece hızla ilgileniyorlar oysa arabalarda o kadar eksiklik var ki... kiminin fren lambası yanmaz. Kiminin tek farı yanar. Kiminin sinyalleri yanmaz. O kadar çok sayılabilir ki... Şimdi buraya kadar yazdıklarımda haksız olduğum durum varsa, bir zahmet söyleyin. Bir ülkede hükümet öncelikli olarak halkının güvenliğini düşünüyorsa, önce o güvenliği sağlamalı ve ondan sonra da kurallara uymayı denetlemelidir. Artı önce vatandaşın hakkını gözetmelidir. Size yaşadığım bir olayı aktarayım. Antalya' dan Manavgat' ta geliyorum. Geliş - gidiş ayrı yol ve üç şeritli yol. 80 le giden bir pikapı solladım. Hız sınırı 90 ve bildiğiniz gibi % 10 artısı var. İlerde de radar arabasını görerek yaptım bunu. Radar arabasındaki sivil polis yaptığım sollamayı gördü yani çünkü yaklaşık 100 metre vardı. Neyse, 2 kilometre sonra polis durdurdu ve radara girdiğimi söyledi. Bende "Araba solladığımı ve o polisin de bunu gördüğünü" söyledim. Adamcağız "Hocam gidin bir görüşün." dedi. Geri döndüm ve radarın yanına geldim. 'Sollama yaptığımı gördünüz değil mi?! dedim. "Yapmasaydın kardeşim..." diye cevap verdi. Dedim ki"Bak sen de kamu görevlisisin, ben de. Neden görevini doğru dürüst yapmıyorsun?" Tabi başladı ukelalık yapmaya ve ondan sonra da git kanuni olarak hakkını ara dedi. Biliyorsunuz trafik kanununda sollama yaparken % 30 artırım hakkınız vardır. Pikap 80 ile giderken ben 108 le sollamışım. Radarda da görülüyor zaten. Neyse diğer polisin yanına gittim ve makbuzu kesmesini söyledim. Manavgat' ta mahkemeye verdim. Olay 16: 50 de olduğu halde ceza makbuzunda 15: 50 yazmışlar. Bütün bunları belittim ve kanuni hakkımdan da bahsettim. Tabi olayın olduğu yer Antalya' ya yakın olduğu için mahkeme oraya sevkedecek ya, inanmayacaksınız ama 10 ay için de bana 'Olayla mahkememiz ilgili olmadığından, Antalya' daki yetkili mahkemeye sevki ve taraflara bildirilmesi" diye ikişer ay arayla 5 sefer ibraz geldi. Biliyorsunuz bu mahkemeler siz olmadan yapılıyor. Yaklaşık 18 ay sonra mahkemeden karar çıktı. 'Haklılığınızı belirleyecek delil olmadığından ...' Oysa radar görüntüsü var ve o görüntü de pikabın hızı da benim hızım da görülüyor... İşte şimdi gelin, Hak' tan Hukuk' tan ve Adalet' ten bahsedin bakalım...

    kararı temyiz etseydin hocam, madem bu kadar emek verdin sonuna kadar gitseydin

    Aslında haklısınız. Karar çıkmadan arabanın vizesi gelmişti. Mecburen cezalı bir şekilde ödedim ve vizeyi yaptırdım. Karara o kadar sinirlenmiştim ki, karar kağıdını götürüp vergi dairesinden farkı almayı bile akıl edememişim. Çünkü karardan sonraki 15 gün içinde müracaat edersem, peşin ödemiş gibi olacağım için hem indirim hem de faizini alabilecektim ama lanet olsun dedim sineye çektim. Ama bu kadar uğraştıktan sonra ona da uğraşmalıydım aslında.
    |
    |
    _____________________________

    Acizler için imkansız, korkaklar için müthiş görünen şeyler, kahramanlar için ideal' dir !...

    Mustafa Kemal Atatürk




Sayfaya Git:
Sayfa:
Reklamlar
Canlı Tv izle
Bey Azura
Orjinal Laptop Yedek Parça
SEO
Bu sayfanın
Mobil sürümü
Mini Sürümü

BR3
0,516
1.2.165

Reklamlar
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.