Yarbay
01 Temmuz 2005
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
15 üye
Görüntülenme
Toplam: 176 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Nedir bu çektiğimiz arkadaş? Kış vakti ve öncesinde 60-80 ping arası alıyordum, birkaç aydır 110 ping altına inmiyor hatta 120 140 olduğu oluyor. Sanırsın Amerikan serverlarına bağlanıyorum. Yurtdışı çıkışları rezalet. Burada kendi ilimdeki hız testi serverına bile 48ms ping ile bağlanıyorum. Geçmiş testlerime bakın, ben 48ms ping ile bırakın kendi şehrimdeki server'a, te Almanya serverlarına bağlanıp test yapıyordum.

Bir 2018-2019 pinglerine bakın, bir de 2020 ve sonrasındaki pinglere bakın.

Geçmiş zamanlı uploadlarımı da görüyorsunuz, daha önce hiç bu kadar düşmemişti. "0.80" nedir arkadaş biri bana açıklasın bunu?




Yukarıdaki arkadaşın, pinglerinin kötü olmasıyla meşhur 4G Superbox bağlantısının pingi. Aşağıdaki ise benim kablolu bağlantımın pingi.
Öncelikle halihazırda kullandığım kasa bu.



2013'den beri Cooler Master HAF XB kasa kullanıyorum. Malzeme kalitesi olsun, boyutu olsun, taşıma kolaylığı olsun, kübik yapısından ötürü üzerine kulaklık vesaire bırakabilmemden olsun (masaya telefon koymaya yer yok o yüzden kasanın üstünü genişçe kullanabilmem güzeldi) severek aldığım ve kullandığım bir kasa oldu.

Ayrıca bu kasayı seçmemdeki en büyük etmen kompakt ve iki odalı yapısı olması, PSU ve tüm kablo ıvır zıvırının altta gizli, anakartın üstte görünür ve kolay sökülüp takılabilir ayrı bir tepside oturması olmuştu. Ayrıca eşek ölüsü gibi çift fanlı işlemci soğutucusu ile koca ekran kartının anakarta asılmaması için anakartın dikey değil yatayda durmasını tercih etmiştim. Ayrıca kasa kompakt olsa bile ön, arka, alt, üst, sağ ve solda her yönden ızgaralı yapıya sahip olması sisteme her yönden bolca hava aldırıyor diye hoşuma gitmişti.

Fark ettiyseniz -mişli -mışlı anlatıyorum çünkü bir kasadan beklediğim yeni gereksinimlerim artık bambaşka. Evet anakartı söküp takması kolay, tepsiden sökeceğiniz dört adet elle çevirmeli vidaya bakıyor lâkin yalnızca fanları temizleyip takayım diyemiyorsunuz. Kompakt olması dar alanda çok iş yapmasını sağlıyor ama iş temizliğe gelince her şeyi söktürtüyor, vakit aldırıyor. İşin özü yılda bir kere bile açıp temizlemek istemiyorum artık. Hatta geçen yaz sistemi yükselttim, anakarta kadar değiştirmeme rağmen alt odada kalan küçük fanları söküp de temizleyim demedim; ön fanları bile sökmeden kirini pasını aldım el verdiğince. Yani söküp takması mesele. Kablolar gizli ama alan dar olduğu için söküp takarken insana puzzle çözdürüyor.

Rahat temizliğin yanında artık en önemli mesele benim için harddisk meselesi çünkü kasanın iki adet hot-swap harddisk sürgüsünü doldurdum. Yetmedi, geçenlerde 5.25" slotu 3.5" e çeviren aparat aldım ve fan kontrolcümü çıkararak yeni bir harddisk taktım. Geriye kaldı DVD sürücü slotu; eğer o slotu da 3.5" harddisk slotuna çevirirsem bu kasanın alıp alabileceği maksimum 3.5" harddisk sayısı 4 adet. Kasanın içerisinde 4 adet 2.5" SSD slotu var, biri kullanımda. SSD pahalı olduğu için arşive uygun değil, yani bana 3.5" HDD takabileceğim alan gerekiyor.

Sonuç olarak, bol harddisk yuvalı, sağlam, havadar, kablolaması sade ve temiz görünümlü ayrıca fanları vesaireyi söküp temizlemesi daha kolay yeni kasalara bakıyorum. Bakıyorum bakmasına ama koca koca E-ATX kasalarda bile 2 adet 3.5" HDD slotu var diyor, çoğunda 3.5" çevirebileceğim 5.25" slotları yok bile. 4-8 Slotlu olanları da buldum ama onlar da 1500-2000 TL'den başlıyorlar resmen. Havadar olması da önemli çünkü bazı kasalar güzel görüneceğim diye hava deliği bırakmıyorlarmış; yalnızca ön kapağı veya yan kapağı sökünce kendiliğinden 10 derece soğuyan kasa incelemeleri gördüm.

Sizleri bilmiyorum ama bir kasaya 1000-1500 TL verene kadar projeyi çizer, sanayide kestirir, evde de monte edip aynı paraya çok daha iyi ve sağlam kasa yaparmışım gibi geliyor. Onu da yapamadım diyelim, beşinci HDD'yi alana kadar elimdekiyle idare ederim. Yok mudur daha ucuz yollu, havadar bir kasa tavsiyesi?

Şimdiden teşekkür ederim.
Aşağıdaki özelliklere sahip monitörlerin fiyatları aşağı yukarı neredeyse aynı; neye göre seçim yapmalı karar veremiyorum.

.4K 60 Hz 1000:1 8+2 bit TN ve IPS (27")163 ppi
.4K 60 Hz 1000:1 10 bit TN (27") 163 ppi
.2K 144 Hz 3000:1 8+2 bit VA (27") 109 ppi
FHD 144 Hz 1000:1 6+2 bit IPS (27") 82 ppi


Film ve video için bakıyorsak 4K iyi gibi, 163 ppi kesinlikle daha keskin görüntü sunacaktır. Ama işin içine oyunu da koyduğmuzda 144hz kaçınılmaz oluyor. 144hz istiyorsak FHD veya 2K seçeneğinden başka çare yok. Belki oyunlarda 2K 144fps alamayacağız ama yüksek fps almak için 1080p de oynasak veya yüksek görüntü kalitesi almak için 2K 60-100 fps de oynasak her iki halükarda da 109ppi ekran, 82ppi'e nazaran daha iyi görüntü sunacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca renkleri ve kontrası düşünürsek görüş açısı kötü olsa bile VA panelden daha iyisi yok gibi görünüyor.


FHD monitörde 1080p görüntü oynatmak ile 2K ve 4K monitörde 1080p görüntü oynatmak arasında görsel olarak fark olacağını düşünüyorum, yanlış mıyım? Ama 4K oynatabilmek için görüntü kalitesini Low'a doğru çekmektense ya da 2K oynatabilmek için görüntü kalitesini Mid/High arasına çekmektense, belki de 1080p oynatıp gönül rahatlığıyla Ultra ayarlarda takılmak daha çok görsel şölen sunabilir mi diye merak ediyorum. Hem 1080p'de High/Ultra 144fps hayal değilken, 2K Mid/High için 144fps imkansız görünüyor. GPUcheck'den edindiğim bilgilere göre 2K Mid ortalama 80-130 fps verirken 2K High 50-90 fps arasında (oyunun çıkış tarihi vesaireye bağlı olarak) değişiyor.

Oyun meselesine gelirsek de 4K 30-50fps'in mi yoksa FHD 144fps'in mi daha iyi görsel sonuç vereceğinden emin değilim. Ama internetten öğrendiğim kadarıyla 4K 60fps çalıştırmak 1080p'de 144fps çalıştırmaktan daha fazla donanım istiyormuş, yani daha zormuş; millet titan-mitan SLI falan yapıyor böyle işler için. Yine de görsellik açısından hangisinin daha çok tatmin edeceğini kestiremiyorum. Sanırım tek ilgi alanımız yalnızca dizi-film video değilse ve oyun oynuyorsak 4K monitör seçeneğini en baştan elemek lazım.


Gel gelelim şu 6, 8 ve 10 bit renk konusuna. Ben HDR muhabbetinin 10 bit renk ile ilgili olduğunu sanıyordum ama HDR monitör bakarken ne kontrast ile ne de bit ile pek alakası olmadığını gördüm. Mesela 10 bit monitör var HDR yok, diğer yandan 8 bit 1000:1 kontrast monitör var ama HDR10 imzalı. Bu işi anlamış değilim. Ayrıca HDR'nin iyi bir özellik olup olmadığını da anlamış değilim ama monitörde HDR yoksa sanırım 10bit HDR film izlemenin de yolu yok.


Film de olsa, oyun da olsa, internet de olsa sürekli karanlık ortamda ne yapacaksam yapıyorum. Sanırım IPS'in karanlık ortamda GLOW (parlama) ve Backlight Bleeding (BLB) ışık sızması problemleri VA panellerden kötüymüş. "IPS'den VA'ya geçtim memnunum" diyenler olmasına rağmen IPS sevenler oyun için bile olsa severek kullanmaya devam ediyor gibi görünüyor.

Karşılaştırma videolarına baktığımda da IPS'in renk canlılığının daha silik olduğunu gördüm. IPS'de beyaz renk sanki maviye kayarken, VA panellerde bariz sarıya kayıyor gibiydi; yine de IPS'in beyazı maviye kaysa bile VA'nın sarımsı beyazıdan daha gerçek beyaz gibi görünüyor.

Siyahlar konusu ise tartışmalı; VA'nın siyahları daha karanlık iken, IPS griye yakın veriyor gibi. Bu da VA'ya daha çok gölge tonu yaratma imkanı veriyor sanıyorum. Ama karanlık bölgelerde IPS'in tek ton gölgesi VA'nın karanlık siyahlarından daha fazla ayrıntı sunuyor haliyle. Peki gerçekten karanlığın içindeki ayrıntıları gri olarak görmek istiyor muyuz yoksa karanlığı karanlık gerçekliğinde mi yaşamak istiyoruz işte bu tartışmalı.

Genelde CS:GO veya Rust gibi benzer fps oyuncuları karanlık olması gereken yerin içinde gri detayları arıyorlar ama ambiyansı yüksek bir RPG oynuyorsak, karanlık olması gereken yerin gerçekten karanlık olması görsel olarak daha zevk veriyor. Tartışmalı olan konu da bu. Örneğin Welyn adlı twitch ve youtube yayıncısı Rust yayınları yapıyor; adamın karanlıkta gördüğünü ve savaş verdiğini izliyoruz ama karanlıkta görebilmek için monitörün ayarlarını fullediği için ekran kartının aldığı kayıtlar yine de karanlık oluyor, o yüzden biz izleyiciler adamın karanlıkta savaşmasını izliyoruz; daha doğrusu izleyemiyor, sadece dinliyoruz. Rekabetçi FPS oyuncuları için iyi özellikmiş gibi görünse de gerçekçi ambiyansı düşürdüğü de gerçek.


Son olarak her bir monitörün tepki süresi 1-5 ms arasında değişiyor ama Türkiye'den hangi Avrupa serverına bağlanırsak bağlanalım 60-70ms ping'den aşağı düşemediğimiz için 1ms yerine 4-5 ms tepki süresinin olması bir şeyi değiştirir mi bilmiyorum. Şu anda 1ms 60Hz TN panel kullanıyorum ama görüntü kalitesi ve renkler canlanacak, fps artacaksa, 4ms monitör bana kötü görünmedi. Sonuçta e-sports arenasında oynamıyoruz.


Yıllardır aklıma estikçe monitör bakıyorum, en çok da Samsung'un curved quantum dot VA monitörlerine bakmışlığım var; fiyatlarının 1400 liradan 2400'e çıktığını resmen izledim. Ama yukarıda bahsini ettiğim monitörlerin hepsi 1800-2300 bandı arasında bulunabiliyor. Ayrıca ben ilk defa monitör bakmaya başladığımda 2K 4K gibi seçenekler görüşümün dışındaydı çünkü bu çözünürlüklerde filmden öte bir şey oynatamazdım; ama şimdi yeni bir ekran kartım var o yüzden Low/Mid ayarlarda 4K, Mid/High ayarlarda 2K ve High/Ultra ayarlarda 1080p oynama gibi seçeneklerim var.


Kafam hallaç pamuğuna dönmüş durumda.

Sizler bu konularda ne düşünüyorsunuz? Bit, panel, kontrast, parlaklık, çözünürlük, yenileme hızı, oyun, renkler konusunda ve HDR'nin gerekliliği veya gereksizliği hakkında fikirlerinizi merak ediyorum.

Teşekkür ederim.
Merhaba. Hepimiz biliyoruz ki bir televizyonun fiyatı 50.000 lira bile olsa, içinde hangi işletim sistemi yüklü olursa olsun kullanımı hiçbir zaman bir bilgisayar rahatlığı sunmuyor. Bu yüzden biz de dedik ki 55-65" en ucuz HDR televizyon ile adam gibi 4K HDR oynatabilen en ucuz dizüstünü birleştirirsek en baba akıllı televizyonlardan daha akıllı olur, rahat kullanım sunar, ayrıca codec'lerini sağladığımız müddetçe onu çalmam, bunu oynatmam, şunu yürütmem gibi dert tasa çıkarmaz.

En ucuz 4K HDR televizyonu bulmak kolay iş lâkin babalar gibi 4K HDR oynatabilecek dizüstünün özelliklerini belirlemek o kadar kolay değilmiş.

Araştırmalar yürütürken Google'ın aşağıda verdiği bitrate tavsiyelerinden yola çıktım.



Bu listeye göre 4K HDR bitrate tavsiyesi 60fps için 66-85 Mbps olarak belirtilmiş. 85 Mbps'i limit ihtiyaç olarak almak abartı mı emin değilim lâkin teorik olarak 66GB kapesiteli dual-layer bir Blu-ray disk max 108 Mbps veri sunabiliyormuş.

Bu teorik değer 100GB kapesiteli triple-layer Blu-ray diskler için 128 Mbps değerini gösteriyor.

Blu-ray filmleri için ise ortalama değer 35-75 Mbps arasında değişiyormuş; yine aynı kişi 90 Mbps üzerinde blu-ray görmedim demiş lâkin geçmiş blu-ray filmlerden yola çıkılarak verilen birkaç örneğin genelde 35-50 Mbps arasında değişkenlik gösterdiğini gördüm.

Lâkin her şey film demek değil. Filmlerin çoğu 24-30 fps, fakat özel çekim görüntüler en azından 60fps; sıkıştırma yapılmazsa bitrate'i ikiye katlamak demek.

Kullanacağımdan değil ama karşılaştırma olması açısından da Netflix 4K'nın maksimum 16 Mpbs verdiğini de belirtmek gerekir.

Giriş-çıkış görüntü portlarına gelirsek sanıyorum ki HDMI için hem televizyonda hem dizüstünde minimum "HDMI 2.1" veya Display Port için ise "Display Port 2.0" olmasını gözetmemiz gerekiyor. Yine de bir dizüstünde HDMI 2.1 portu olması demek, başlı başına "4K, 60 fps, yüksek bitrate HDR görüntü" oynatıp aktarabileceği anlamına da gelmiyor olsa gerek. Yanlışım varsa düzeltin lütfen.

Uzun lafın kısası, bir dizüstü bilgisayarın 4K HDR 85k bitrate görüntüyü işleyip televizyona aktarıp aktaramayacağı hesabını nasıl yapabiliriz? Bu hesaba göre işimizi görecek en ucuz dizüstü bilgisayarını bulmaya çalışacağım.

Teşekkür ederim.
Merhaba. Bizim dandik Vestel'in garantisi üzerinden üç ay geçmedi ki geçen gün durduk yere paneli bozuldu, görüntü yamuldu. Bizimkiler yeni televizyon bakmaya başladı; üç marka ve model verdi bakayım diye. Aralarından bir tanesi Vestel, diğerinde de Vestel Hitachi yazıyor (anlamadım nasıl oluyor), sonuncusu da Hitachi. İnternette 10 sayfa sonuç çıkıyorsa hepsi teknik özellik veren satıcılardan oluşuyor, hiçbir kullanıcı görüşü veya düzgün bir incelemesi falan yok.

Hitachi 65HT1700UD
VESTEL HITACHI 65HL7000
Vestel 65UD9000

Yine de bundan böyle Vestel almak veya tavsiye etmek istemiyorum. Öncelikle dilerseniz forumdaki Vestel UA9300 konusu içinde, 2016'da yazdığım şu mesajı bir okuyun. Dilemezseniz ayrıntısız özeti aşağıda:
https://forum.donanimhaber.com//mesaj/yonlen/121366125

Özet: Ses sorunu, TV harici medyalarda düşük volume sorunu, oynatıcı sorunu, altyazı boyut ve ayar sorunu, videoyu ileri sarma sorunu, videodan atma sorunu, Youtube izlerken hafıza ve donma sorunu...

Sonuç: Vestel tavsiye edersem mezardan kaldırıp ölümü öpsünler.

Soru: Yukarıdaki sorunlara sahip olmayan; TV'de bangır bangır yüksek ses verirken USB'den veya Youtube'dan video oynattığında sesini yok denecek kadar azaltmayan (hayatımda hiçbir televizyonun sesini sonuna kadar açma gereği duymamıştım); doğru dürüst 4K Youtube oynatabilen, video uzun diye takılmayan, altyazı boyutu ayarlanabilen, Netflix'i içinde olan Smart TV tavsiyesi arıyorum.

Teşekkürler.
Bir yıldan daha önce bir yorum attım ve korodaki vokali bulmaya çalıştım; bulamadım. Bir yıl sonra yorumumu gördüm, yine aradım, yine bulamadım. Koronun ismini bulmaya çalıştım, onu da bulamadım. Donanım Haber İfşa Timi'nin yardımlarına ihtiyacım var.

Mevcut bilgiler:
*4:01'de öne çıkıp şarkıyı söylemeye başlıyor.
*Parçanın adı: "Reincarnation"
*"Ghost in the Shell (攻殻機動隊, Kokaku Kidotai)" soundtrack'i.
*Besteci: Kawai Kenji (川井 憲次)




*Aşağıdaki parçada ise 2:47'de vokal giriyor.



Yardımcı olan arkadaşlara teşekkürü borç bilirim.
Alo @Citizen, @powerstorm, foruma insan gibi girmediğim için kırdım galiba ama siz de sağlam yapın canım.

Geldim bir baktım ki 13 bildirim var; "noluyoz lan?" dedim. Popi oldum sevinciyle tıkladım bildirimlere ama açılmadı. Sonra profil fotoğrafına baktım bir karartı, ben değilim; üzerine geldim "-1" yazıyor. Tıklayıp forum.donanimhaber.com/profil/-1 sayfasına gidince hesaplar kendiliğinden çıkış yaptı. Kendi hesabımla tekrar giriş yaptım; profilden "-1" hesabının attığı son mesaja gittim. Geçen yıl konuya mesaj atanlar olmuş ama kimse bildirmemiş. Dürüm ciddi.

İlk ben bildirdiğim için 10.000 lira ödülü hesabıma yatırabilirsiniz. Paranız yoksa ömür boyu DH Premium servisi ile de ödemeyi alabilirim.

Sen bu işlerden pek anlamasan da olaya şahit ol diye ekliyorum @Speed-Step. Yoksa @Citizen başı yanmasın diye, @powerstorm da DH Premium vermemek için forumun veritabanına gömse beni kimsenin ruhu duymaz.



DH Premium istiyorum.
Merhaba. Gece karnım kazınınca bir paket bisküvi açayım dedim. Yerken, birinde diğerinden daha yoğun olmak üzere iki bisküvi üzerinde, fotoğrafta da gösterdiğim gibi bir karalık gördüm. Dilim buna değer değmez aşırı ekşi bir tat hissettim. İkinci bisküvinin üzerindeki diğer küçük kara noktaya da dilimi değdirdim, aynı ekşi tadı aldım.



Benim bildiğim ekşi tat asittir, ama tatlı olması gereken bisküvide ekşi ne arıyor? Bu asit, ne asiti, nereden gelmiş? Üretim sürecinde kullanılan bir asit var mı? Çok korrosif, zararlı bir madde olabilir diye daha fazla tatmaya cesaret edemedim; gördüğünüz üzere özellikle ilk bisküvi bu asitten ötürü bir miktar delinerek korozyona uğramış, aynı korozyon ikinci bisküvide de bir miktar görünüyor. Her ikisinde de ışığı doğru açıdan alıp dikkatlice baktığınızda, tuz/şeker tanesinden daha küçük kristalimsi oluşumların parıldamalarını gözlemliyorsunuz. Aşağıdaki fotoğraflarda bu parıldayan kristalleri elimden geldiğince göstermeye çalıştım, ne yazık ki başka fotoğraf çekecek makinem olmadığı için webcam kullanmak zorunda kaldım.



Paranoya yapıyor olabilirim ama dilimde bisküviye değen nokta sanki çok sıcak çay ile dilimizi yakmışçasına hassaslaşmış gibi hissediyorum. Sonumuz hayır olsun.
Merhabalar. Eskiden çokça oynadığım bir oyunu arıyorum ama adını bir türlü hatırlayamıyorum. Belki oynamış olan ve adını hatırlayan vardır diye bir de şansımı burada deneyeyim dedim. Oyundan aklımda kalanlar şöyle;

- FPS ya da TPS idi, tam net hatırlayamıyorum. Multiplayer'ı var mıydı yok muydu onu da bilmiyorum. Ama ben Single Player oynuyordum.
- Kızmızı ve Mavi takım var.
- Harita her bölüm farklı. HL/CS gibi bir sürü oyun haritası var.
- Hepsinde var mıydı hatırlamıyorum ama bazı haritalarda Battlefield'daki gibi Buggy ve SUV tarzı araçlara binebiliyorduk.
- Farklı oyun modları var mıydı hatırlamıyorum, ama Bayrak Kapmaca, Bölge Ele Geçirmece gibi bir oynanışları vardı.
- Oyunun adı sanki iki kelimeden oluşuyordu gibi hatırlıyorum.

Global Operations değil. O da güzel oyundu, zordu baya.
Merhaba. İlk defa SSD aldım ve Windows 10 Pro OEM lisansı alarak yükleme yaptım. Hiç öyle milletin dediği gibi 5 saniyede açılıyor, 10 saniyede açılıyor gibi efsane hızlar söz konusu olmadı. Hatta normal 3.5" HDD'ye yüklü olan Windows 7'ye format attığımda da bu kadar hızlı açılıyordu. Hatta abartmış olmayayım ama, daha hızlı bile açılıyor olabilir. Tabi aradan zaman geçtikçe, programlar yüklenip C:\ dolmaya başladıkça yavaşlıyor; ama ilk format sonrası hep böyle hızlı açıldığından eminim. Demem o ki, yeni format sonrası açılma hızlarında SSD ile HDD arasında bir fark hissetmedim. Ha, gelecekte şöyle bir fark yaratırsa orasını henüz bilmiyorum; mesela 6 ay formatlanmamış HDD 20 saniyeden 40 saniyeye çıkıyorsa, belki SSD hep 20 saniyeyi koruyabiliyordur. Bunu gelecek gösterecek.

Acaba millet mi abartıyor diye düşündüm; 5-10 saniye gerçekten iddialı rakamlar. Tabi ki tabakhaneye bok yetiştirmek gibi bir derdim yok fakat, 250GB (gerçekte 232) SSD'ye 400 lira, Windows lisansı için de 50 lira harcama yaptım. O kadar hede hödöye karşı ben de 5-10 saniyelik bir açılma hızı bekliyordum. Okuma/Yazma hızı iyi olmasına iyi de, içine oyun yükleyemedikten sonra pek bir anlam ifade etmiyor. Ancak ne olur, sürekli oynadığın 1-2 oyun varsa onları yüklersin; o da oyun-içi 400 liralık performans sağlamaz benim gözümde.

Yüklemeyi şöyle yaptım. HDD'ye format atmak istemediğim için çıkardım ve yalnız SSD takılıyken yükleme yaptım. Yüklemeden sonra HDD'leri taktım. Dilediğim zaman BIOS'tan boot'u değiştirip Windows 7 ile Windows 10 arasında geçiş yapabiliyordum; istediğim şey de buydu ve hoşuma da gitmişti. Windows 10'dan açarken ilk bir iki açılışta "scanning & fixing" gibi şeyler yaptı HDD üzerinde, bu sebeple baya bir yavaş açıldı. Bu problemler giderildikten sonra yine bilgisayarı kapadım ve açtım; ortalama 22 saniye açılma süresi saydım.

Daha sonra faydası olur mu görmek için bir format daha attım ve bu sefer HDD'leri çıkarmadım. Bu defa açılışta Windows bootloader çıkmaya başladı ve Windows 10 ile mi yoksa Windows 7 ile mi giriş yapmak istersiniz diye sormaya başladı. Ayarlarına falan baktım, iptal etme yoktu; yalnızca iki sistemden birini otomatik giriş yapsın diye seçebiliyorsun; otomatik giriş de 3 saniye kadar seçim yapmazsan gerçekleşiyor. Açılış süresi saydım, yine 22 saniye civarındaydı (İşletim sistemi seçme dışında).

Bu sırada EasyBCD diye bir program buldum ve yükledim. Bununla boot ayarları yapabiliyormuşuz. Aşağıdaki şekilde bir uyarı mesajı veriyor girişte ama program çalışıyor. Dediği gibi sistemim UEFI, bundan önce Windows 7'im de UEFI idi; disklerim ise GPT bölümlendirilmiş durumda.

Hızlıca giriş yapması için "Skip the boot menu" seçeneğini işaretledim bu şekilde boot menüsü açılmadan direkt olarak Windows 10'a giriş yapabildim. Bu sefer sonucun daha kesin olması adına bir elime de kronometre aldım ve açılış testi gerçekleştirdim. Yine 22 saniye; değişen hiçbir şey olmamıştı.

Yalnız elimde kronometre varken şunu farkettim. Şu, "bios'a girmek için DEL'e bas, bootmenü cart-curt için F10'a bas" diye yazıların yazdığı ve "dit.... dit-düt" diye buzzer'ın yaptığı "sıkıntı yok, yüklüyorum" sesi var ya; işte bilgisayarın düğmesine bastıktan sonra bu kısıma kadar geçen zaman tam 12 saniye; bu ekrandan sonra bilgisayarın açılması ise 10 saniye; yani toplamda 22 saniye. Şimdi millet "benim bilgisayarım 5 saniyede 10 saniyede açılıyor" dediği zaman toplam zamandan mı bahsediyorlar, yoksa bu ilk yazıların ve anakart logosunun çıktığı yerden itibaren mi sayıyorlar? İkincisi gibiyse, benimki de 10 saniyede açılıyor; yani SSD ile ya da yükleme ile ilgili bir problem yok demektir. Ama daha önce dediğim gibi, format sonrasında normal HDD de bu kadar hızlı açılıyordu; yani SSD sahibi olmanın yarattığı açılma hızında bir fark göremiyorum ben. Yok, toplam hız 10 saniye ise kendilerine sormak isterim, şu BIOS'a girme ekranı ve "dit... dit-düt" sesi kaç saniyede geliyor size? Acaba anakartım mı yavaş; cevaplarınızdan bunu tespit edeceğim.

Ama dediğim gibi, 22 saniyede açılma sebebi anakartın yavaşlığı bile olsa, format sonrası HDD üzerinden açılma hızı da böyleydi; yani hâla SSD'nin gücünü ve faydasını görebilmiş değiliz. Bu olayı gerçekten çözüme kavuşturmak istiyorum. SSD'nin şimdiye kadar gördüğüm tek faydası, (süre tutmadım ama) sistemin 10-15 dakikada formatlanıp kurulmasıdır heralde. Ha birde Win7'den kalma kullanıcılar üzerindeki config ve save dosyalarını (20 GB kadar) yeni kullanıcı klasörüme çatır çatır kopyaladım; yiğidi öldür hakkını ver, okuma/yazma hızları muazzam. Ama açılışta değişen bir şey hissetmedim.

Yanlış anlaşılmasın diye söylüyorum; benim için ha 10 saniyede, ha 22 saniyede, ha 40 saniyede açılmış; dakikalar sürmediği müddetçe fark eden pek bir şey yok. Önceki Win7 sistemimde C: 790 GB/862 GB (%91) doluydu; 1 yıl falan da format görmeyince haliyle açılmasını 40-45 saniye bekliyorduk sanıyorum (sanırım diyorum çünkü hiç sayma gereği duymamıştım), emin olduğum tek şey yeni formattan çıktıktan sonra SSD kadar hızlı açıldığıydı. Ben yalnızca bu durumu anlamaya, açıklığa kavuşturmaya çalışıyorum; bu yüzden "işin gücün mü yok, uğraştığın şeye bak allasen" gibi yorumlara hiç lüzum yok, şimdiden söyleyeyim.

Soran olursa sistemim;
Anakart: Gigabyte GA-990FXA-UD3 (rev. 3.0)
İşlemci: AMD FX X8 8350
SSD: Samsung EVO 850 250GB (İnanmayın, gerçekte 232GB; SSD'lerde de HDD gibi 1024byte çarpan hilesini kullanıyorlarmış; bilmiyordum.)
HDD: Seagate Firecuda SSHD 2 TB
HDD: Western Digital Caviar Blue 1 TB

Saygılar, sevgiler, teşekkürler.
Hakkında
Konum: Kocaeli, Başiskele
Forum İmzası:
Harabelerden dört dünya yaratıldı. Bizim için ve menschler için dünyalar: Gök, Ateş, Taş, Su. Her dünyayı bir diğerine dört Kapı bağlar: Arianus'u Pryan'a, Abarrach'a, Chelestra'ya. Düşmanlarımız için bir ıslahevi yapıldı: Labirent. Labirent diğer dünyalara Beşinci Kapı ile bağlanır: Nexus. Altıncı Kapı ortadadır, giriş sağlar: Vorteks. Ve her şey Yedinci Kapı aracılığı ile yapıldı.
Son, başlangıçtı...
Hakkımda:
The Earth was destroyed.
Four worlds were created out of the ruin. Worlds for ourselves and the mensch: Air, Fire, Stone, Water.
Four Gates connect each world to the other: Arianus to Pryan to Abarrach to Chelestra.
A house of correction was built for our enemies: the Labyrinth.
The Labyrinth is connected to the other worlds through the Fifth Gate: the Nexus.
The Sixth Gate is the center, permitting entry: the Vortex.
And all was accomplished through the Seventh Gate.
The end was the beginning.


� Weis & Hickman, Into The Labyrinth pg. 9
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 4 gün önce
Son Mesaj Zamanı: 3 ay
Mesaj Sayısı: 4.730
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 12.830
İkinci El Bölümü Mesajları: 41
Konularının görüntülenme sayısı: 1.509.837 (Bu ay: 5.111)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 1.927 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.