Yarbay
13 Aralık 2004
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
7 üye
Görüntülenme
Toplam: 37 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Fiat Grande Punto 2009 için yaz lastiği araştırıyorum. Bir çok yerde konuları okudum, araştırdım aşağıda yazdığım ürünler arasında kaldım.
Aracta şu anda Michelin Energy Saver var ve memnunum. Ben aracın 3. sahibiyim ve bildiğim kadarıyla lastikler ilk alındığında gelen lastikler.

Aşağıda listelediğim lastiklerden f/p ve kullanıma göre bilgilendirme yaparsanız sevinirim.

MARKA / MODEL--------------------------------------------------------ÜRETİM--------YAKIT----YOL----------SES----------AD FİYAT----------FİYAT B.
Hankook Kinergy eco K425 185/65 R15 88 T ---------------------------2015-------------C---------B-----------69 DB-----------154 TL-----------OPONEO
GOODYEAR 185/65 R15 88H EFFICIENTGRIP Performance Lastik------2014--------------B--------A-----------68 DB-----------185 TL------------HB
Michelin 185/65 R15 92T XL CrossClimate 4 Mevsim Lastik-------------2015------------C---------A-----------68 DB-----------193 TL-----------HB
Continental ContiPremiumContact 5 185/65 R15 88 H------------------2015-------------C --------A-----------70 DB------------195 TL---------OPONEO
MICHELIN 185/65 R15 88H ENERGY SAVER Plus-------------------------2015-------------C --------A----------68 DB------------220 TL----------OPONEO



Yukarıdaki lastiklere göre,

GoodYear ve Contiental için güzel yorumlar var. Özellikle GY için..

Michelin CC 4 Mevsim piyasadaki gerçek 4 mevsimlerden. İstanbul da şehir içinde kışın işimi görecek bir lastik. Kış lastiği düşünmeme gerek olmayacak.

Michelin Energy Saver Plus ise benim şu anki kullandıklarımın bir üst versiyonu. Mevcutlardan memnunum, alırsam pişman olmam kesin.

Hankook ise tamamen macera benim için. Bir kaç iyi yorumunu okudum. Orta sınıf olarak geçiyor. Değerleri güzel.






















Merhaba,



Kız arkadaşımın telefonuna sürekli olarak,



"SMS göndermek için Ekle yazıp 7999'a ücretsiz göndererek 6 TL'lik Ek paket alabilir veya uygun bir SMS paketi seçebilirsiniz. Detayli bilgi:www.vodafone.com.tr"



Mesajı geliyor. Ama durmadan aynı mesaj geliyor. Telefonu kapadık açtık, bataryasını söktük ama yine de geliyor. Fatura kesim dönemlerinde de eğer faturası geciktiyse fatura uyarı mesajı geliyor sürekli.

İşin garibi yukarıdaki mesaj, akşam gelmiyor, hafta sonu gelmiyor, hafta içi mesai saatlerinde geliyor.



Kız arkadaşım müşteri hizmetlerini aradı, bende vodafone foruma yazdım ama çözüm üretemediler. Hiç bir şekilde problem giderilemiyor.



İkimizinde hattı Hesabını bilen 1000.



Kız arkadaşımın telefonu: Nokia E72





Bu durum başına gelen var mı?
Hayyam Foto Teknik tarafından facebook hesabından paylaşılan veriler.



Veriler TIPA ödüllerine göre yazıldığı belirtilmiş.



BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? |

En iyi profesyonel DSLR objektif – Canon EF 24-70mm f/2.8L II USM



En iyi giriş seviyesi DSLR – Canon EOS 100D



En iyi uzman DSLR – Canon EOS 6D



En iyi uzman fotoğraf yazıcısı – Canon Pixma Pro-10



En iyi Video DSLR – Canon EOS-1D C



En iyi uzman CSC – Fujifilm X-E1



En iyi uzman kompakt – Fujifilm X20



En iyi süper zoom kompakt – Nikon Coolpix P520



En iyi ileri DSLR – Nikon D7100



En iyi giriş seviyesi CSC – Olympus PEN E-PL5



En iyi profesyonel CSC – Panasonix Lumix GH3



En iyi ileri CSC – Samsung NX300



En iyi giriş seviyesi DSLR objektif – Sigma 17-70mm f/2.8-4 DC Macro OS



En iyi ileri DSLR objektif – Sigma 35mm f/1.4 DG HSM



En iyi profesyonel ışık sistemi – Profoto Pro-B4 1000 Air



En iyi çok amaçlı fotoğraf yazıcısı – Epson Expression Photo XP serisi
Gençler, kardeşim Validebağ Anadolu Sağlık Meslek Lisesi hemşireliği kazandı. bunun yanında Zeynep Kamil And Sağlık Meslek Lisesi Hemşirelikte de 69. sırada yedekte.



Şimdi asıl sorum şu:



Zeynep Kamilde sırası gelirse kaydı bu okula yapalım mı yoksa Validebağ da mı kalsın? Bu iki okul nasıldır, nedirdir? Hanigisi daha iyidir?



Bilenler, bu okullarda okuyanlar bilgi ve birikimlerini paylaşırsa sevinirim.



teşekkürler
İstanbul Blue Night'ın yapmış olduğu tanıtım videosu. Belki göreniniz olmuştur. Bence çok güzel bir çalışma olmuş...





Peki soru: Bu nasıl yapıldı? Değerli fikirlerinizi paylaşınız.



Adam şarkı yapmış beyler :D :D



Bugün okulda aşı olduk, kolum çok acıyo şu anda. Ne yapayım acısının geçmesi için?


Not: 8. sınıfım.




Tivibu ve Fox International Channels, FX’in tüm dünyayı sarsan dizisi The Walking Dead ve Nat Geo belgesellerinin tüm hayranlarını benzersiz bir deneyim için 24 Kasım tarihinde İstinye Park'a bekliyor.



Tivibu facebook sayfası, böyle bir etkinlik oluşturdu ama hiç bir bilgi yok. Oyuncular mı geliyor yoksa başka bir şey mi belli değil. Biraz ilginç bir durum. Eğer oyuncular falan varsa ben gitmeyi düşünüyorum.
PHI yani Fatih, bu forum vasıtası ile tanıştığım çok değerli, kıymetli arkadaşlarımdan olup (evet burada kendi havamı atıyorum) bu yılın başından itibaren başladığı fotoğrafçılık macerasına Konya'dan yayın yapan ama İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlere de dağıtılan 2 ayda bir çıkan "Köşe Bucak Dünya" gezi kültür dergisine, geçenlerde yapılan 9. Konya Mistik Müzikleri Festivali ile ilgili yazı ve fotoğrafları çıkmış.

Kendisini buradan da tebrik ederkene başarılarının devamını diliyorum. Fatihin fotoğrafını çeken ise Yazılımcı Online yani Murat Bey












Bu da PHI Beyin dergi için kaleme aldığı yazısı:


BİR MİSTİK SEREMONİNİN ARDINDAN…

Bir gün yolda Mozart’ın Turkish March’ını mırıldanıp yürürken gördüm bu yılki mistik müzik festivali afişini. Gördüğüm an dedim ki kendi kendime “bu yıl kesin hepsine gitmeliyim.” Öyle ya, önceki yıllar hiç gitmemiş ya da gidememiş, her seferinde de pişman olmuştum kendi kendime. Hep bir sonraki seneye atarken bu niyetimi bu yıl artık kesin karar vermiştim gitmeye, nitekim öyle de oldu. 9 günlük bir müzik ziyafeti beni bekliyordu. 7’sine gidebilmiş olsam da benim için muhteşem bir 7 akşamı ifade ediyor bu festival…

9. Konya Uluslararası Mistik Müzik Festivali’nden bahsediyorum. 9 yıldır Konya’nın en güzel etkinliklerinden biri. İlk yıllarda pek ilgi görmese de Konya İl Kültür Müdürlüğünün kuvvetli çabalarıyla bugüne gelebilmiş ve muhteşem bir hale gelmiş. Düşünün ki 9 yıldır ilinizde düzenlenen bir etkinlikte son günü Türkiye’den tasavvuf müziğine ait olmak üzere 9 farklı müzik kültürünü görme fırsatı elde ediyorsunuz. Bu da demek oluyor ki Konya 9 yıldır 80’den fazla müzik kültürüne ev sahipliği yapmış hem de bir festival tadında. 2004 yılından bu yana düzenlenegelen bu müzik şölenine ilk zamanlarda Konya Ticaret Odası ev sahipliği yapıyormuş. Tabi o zamanlar haberdar değilim böyle bir şeyden. Son 4 yıldır ise Mevlâna Kültür Merkezi’nde düzenleniyor ve her yıl son gün tasavvuf müziği ve sema ayin-i şerifi icra ediliyor. Bu güne kadar festivale gelen birkaç ülkenin adını yazayım sizlere; Sudan, Amerika, Kazakistan, Rusya, İran, Endonezya, Yunanistan, Bulgaristan, Tayvan, Mali, Fas, Tibet ve daha bir sürü ülke. Bu yılın programında ise sırasıyla şu ülkeler var; İran, Bulgaristan, Afganistan, Çek Cumhuriyeti, Moritanya, Çin/Uygur Türkleri, Gürcistan, Hindistan ve Türkiye. Gördüğünüz gibi internetten dahi müziklerine ve müzik kültürlerine zor ulaşılabilecek ülkeleri şehrimize ağırlamışız, halen de ağırlıyoruz ve şehre, şehrin kültürüne yeni ve güzel manevi şeyler kazandırmışız. Konya İl Kültür Müdürlüğü’nün organizasyonuyla gerçekleştirilen bu festival çok geniş çaplı olan “Hz. Mevlâna’yı anma programları” içerisinde gerçekleşiyor tabii ki. Konya’nın dünyada tanınmasındaki en büyük etken olan Hz. Mevlana’nın bu şekilde günümüze halen fayda sağlaması, ademoğluna müzikle ve aşkla aşka gelinebileceğini halen dolaylı olarak da hatırlatması da ayrı bir güzellik.
Dedim ya, 9 günün 7’sine gidebildim, Afganistan ve Gürcistan’a maalesef katılamadım. Ama katıldıklarım kadarıyla şunu söyleyebilirim ki hiç birine gelmeyenler gerçekten çok şey kaybetti. Festivaldeki grupları canlı dinlemek isteseniz böyle bir fırsatı yakalamak için 8 farklı ülkeyi gezmeniz gerekmekte. Ayağıma gelen bu fırsatı bu yıl kaçırmadığıma öyle seviniyorum ki.
Müzik gruplarına ve ülkelere değinmek istiyorum biraz da. 22 Eylül’de ilk ülke İran ve ilk Sanatçı Sima Bina vardı. Horasan’da dünyaya gelen Sima Bina İran’ın en ünlü klasik müzik üstadlarından ders almış biri. Sesine öylesine hâkim ki dinlerken sıkılmak gibi bir şey söz konusu değil. İlk günün merakıyla erkenden gittiğim salonda hem fotoğraf çekebilmek, hem de rahat dinleyebilmek için güzel bir yer ararken, aklımda sürekli dolaşan “acaba nasıl bir şey bekliyor bizi” sorusu vardı. Sorumun cevabını Sima Bina güzel sesiyle ve yaptığı müzikle verdi. Bizi bekleyen şey gerçekten çok güzeldi. Gitmeden önce her grup ve sanatçı için kısa kısa araştırmalar yapıyorum internetten. Sima Bina’yı da biraz araştırmış ve birkaç eserini dinlemiştim. Ama tabii her zaman olduğu gibi canlı performansı bambaşka bir haz veriyor insana. Yanındaki saz arkadaşlarının ustalığını da yabana atmamak lazım elbette. Dutar, kemançe ve barbat çalan sanatçıların bazılarını solo olarak da dinleme şansına eriştik o gün. Her şeyiyle güzel ve beklediğimden çok fazla şey bularak ilk günü bitirdik.

İkinci gün Bulgaristan vardı sırada. Grubun ismi Le Mystere des Voix Bulgares. Türkçesi Bulgar Seslerin Gizemi. Gerçekten de ismiyle müstesna bir grup. Herhangi bir müzik aleti kullanmayan, takriben 30 ila 70 yaş arası yaklaşık 25 bayan ve 2 erkek sanatçıdan oluşan bu grubu dinlemenin verdiği zevki gerçekten tarif edemem. Grup 1952 yılında Bulgaristan Radyosu Halk Müziği Topluluğu bünyesinde kurulmuş ve o günden bu yana büyüyerek ve gelişerek devam etmiş. Bugüne kadar 1000’i aşkın konser vermişler ve bir sürü ödül almışlar. Birbirleriyle tamamen uyum içinde şarkı söyleyen bayanlar yöresel kıyafetleriyle göze, eşsiz sesleriyle de kulaklara hitap ettiler. Gruptan bazıları tiz sesler verirken bazıları bas sesler veriyor, aynı sırada şarkı söyleyen sanatçılara da fon müziği oluşturuyorlar. Müziklerinin genel tarzı bu şekilde. Birbirini bir makinanın çarkları gibi tamamlayan bu sanatçıları dinlemenin verdiği keyif tarifsiz…

Üçüncü gün Afganistan’dan Üstad Ghulam Hussain ve Faqeer Hassan vardı, maalesef gidemedim. Giden arkadaşlarımdan öğrendim ki çok şey kaçırmışım. Enfes bir müzik ziyafetini kaçırmak enfes bir yemek ziyafetini kaçırmaktan daha kötü. Çünkü bu fırsatı bir daha yakalamak mümkün değil. O günün verdiği can sıkıntısıyla dördüncü günün akşamına eriştim, sırada Çek Cumhuriyeti var. Schola Gregoriana Pragensis yani Prag Gregoryen Okulu bize Gregoryen İlahiler söyleyecek. 1987 yılında David Eben tarafından kurulan topluluk, ilk iki yıl sadece âyînlerde yer almalarına izin veren kısıtlamanın kalkmasıyla çok sayıda albüm yayınlamış, ödüller almış ve dünyanın her yerinde konserler vermiş. Katolik kiliseleri ve manastırlarda söylenen Gregoryen İlahiler bir “yaradana yakarış” olarak nitelendiriliyor. Tıpkı Bulgaristan ekibi gibi enstrümansız bir şekilde ilahi söyleyen bu grubu dinlerken kendinizi bazen uzaklara dalmış bulabiliyorsunuz. Çünkü hangi dinde olursa olsun yaratıcıya ve peygamberlerine yapılmış müzikler hep sizi o mistik dünyanın tam ortasına çekiyor.
Sırada beşinci gün ve Moritanya var. Moritanya diye bir ülke olduğunu bile eminim bilmeyen kişi sayısı bilen kişi sayısından fazladır. Kuzey Batı Afrika’da “Griot (Grio)” lar tarihçilik ve şairlik yapan, övgü şarkıları söyleyen ve genellikle grio ailelerden yetişen gezgin müzisyenlere “İggawin” denilmekteymiş ve Hz. Muhammed’e ve mutasavvıf velîlere övgü temalı şarkılar, iggawin repertuarının önemli kısmını oluştuyormuş. Bu ön araştırmayla gittiğim akşam beni bekleyen şeyin bu denli güzel olacağını tahmin etmemiştim ne yalan söyleyeyim. Grubun solisti Coumbane mint Ely Warakane’nin baştan sonra bizlere verdiği o eşsiz müzik dinletisinden mi bahsetmeli yoksa ardin, tidinit ve tbel denilen enstrümanların duygu yüklü seslerinden mi bahsetmeli emin değilim. Allah’a ve Hz. Muhammed’e bir övgü ve yakarış tarzında olan bu müziğin ismine ise “Azawan” denilmekteymiş. Önceki günler gibi ruhani ve mistik dünyaya sizi alıp götüren bu gün de oldukça etkileyiciydi. Her parça sonrasında alkışlarımıza “şukran”, “mersi” ve “teşekkürler” şeklinde karşılık veren Coumbane mint Ely Warakane’nin performansı ve sempatik tavırları gerçekten görülmeye değerdi.

27 Eylül Perşembe akşamı yani festivalin 6. Günü bizi Çin’den Uygur Türkleri bekliyordu. Sanubar Tursun öncülüğünde kurulan Sanubar Topluluğu bize dutar, satar ve tanbur isimli müzik aletleriyle Uygur Mugam Müziği icra ettiler. Uygurlar, kültürel açıdan Orta Asya geleneğine bağlıymış ve anavatanları şu anda Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Sincan Uygur Özerk Bölgesi imiş. Uygur Müziği, tarz olarak Orta Asya Türk müzikleri ile Çin müziklerinin özelliklerini taşıyormuş. Evet bunlar yine internetten yaptığım etkinlik öncesi araştırmalardan bir demet. Grubun solisti Sanubar Tursun’a iki kardeşi Hasan Can Tursun ve Hüseyin Can Tursun ile Mecid Yunus eşlik ediyor. Bu akşam benim dikkatimi çeken şey grubun diğer grupların aksine çalmaya ve söylemeye başladıktan sonra en az 15-20 dakika aralıksız devam etmeleriydi. Hiç es vermeden devam etmelerinin sebebi ise mugam müziğinin 3 bölümden oluşmasıymış. “Çangnâme - Çengnâme” adı verilen ilk bölüm serbest ve sazsız bir kısımla başlayıp, ritmik kısımlarla devam ediyor. Daha sonra “Destân” denilen ikinci bölüme geçiliyor ve bu bölümde önemli şahsiyetler veya olaylar müzik eşliğinde anlatılıyor. Çok sayıda hızlı ritimdeki parçanın yer aldığı son bölümün adı ise “Meşrep”. Konser bittikten sonra kesilmeyen alkışa son bir solo parça çalarak karşılık veren Sanubar Tursun gerek sesiyle, gerekse de müzik aletlerine hakimiyetiyle fevkalade bir gün daha yaşatarak zihnimizde unutulmayacak bir yer etti.
7. gün Gürcistan Çeçenlerinden Aznash Topluluğunu da dinleyemedim maalesef. Bunun ertesi gününde ise ilk günden beri merak ve hevesle beklediğim Hindistan vardı. Bengal bölgesinde yaşayan dînî bir gruba bağlı gezgin mistik müzisyenlere Baul deniliyormuş. Ve grubun ismi de Purna Das Baul zaten. Şu anda 79 yaşında olan Purna Chandra Das isimli Hint sanatçı liderliğindeki topluluk festivalin unutulmaz gecelerinden birini yaşattı. İlk gün hariç en kalabalık gün olmasından da gruba ve Hindistan müzik kültürüne verilen önemi anlayabiliyoruz zaten. Gerek kullandıkları enstrümanlar, gerek kıyafetleri gerekse de yaptıkları müzikle eşsiz bir geceyi daha bitirerek son güne merhaba dedik. Son gün önce Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu karşıladı bizi. Ruhu dinlendiren bir ney dinletisinden sonra tasavvuf müziğinden birkaç eseri dillendiren topluluktan sonra Sema Ayin-i Şerifi başladı. Her sema töreni gibi bunu da dinlemek, izlemek apayrı bir duygu. Hele de bir Konya’lıysanız ve de Haz. Mevlâna’nın hayatı ile biraz ilgileniyorsanız sema sizin için bambaşka bir hale geliyor. İzlerken verdiği keyif tarifsiz…

Bu şekilde bir mistik müzik festivalinin sonuna geldik. Bir şeye alıştığınızda bittiği zaman ertesi günün boşluğunu o dakikadan itibaren hissedersiniz ya, aynı şey aynı boşluk bende de vardı. Ertesi gün akşam saat 21:00’da bir programın olmaması eksikliğini hissettirdi. Gelecek yıllarda da sıkı bir takipçisi olacağım festivalin yapımında emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler…


Not: Ayrıca PHI'nin çektiği festival fotoğrafları için bu linke bakabilirsiniz:https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10151091744688785&set=a.10150549266263785.377153.645443784&type=3&src=https%3A%2F%2Ffbcdn-sphotos-a-a.akamaihd.net%2Fhphotos-ak-snc7%2F384315_10151091744688785_2040625316_n.jpg&size=480%2C720
Hakkında
Konum: İstanbul,Kadıköy
Sistem ve Tercihleri
Bilgisayar
test
Mobil cihaz
HTC
Operatör
Vodafone
Takım
Beşiktaş
Notebook
Lenovo
Fotoğraf Ekipmanları
Canon
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: geçen yıl
Son Mesaj Zamanı: 3 yıl
Mesaj Sayısı: 2.297
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 22.820
İkinci El Bölümü Mesajları: 80
Konularının görüntülenme sayısı: 476.737 (Bu ay: 916)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 71 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.