Çavuş
25 Temmuz 2014
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme
Toplam: 4 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Adana'da polise molotof ve el yapımı bomba attığı gerekçesiyle gözaltına alınan 19 yaşındaki E.Y. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Adana'da terör örgütü yandaşlarının sokak gösterilerinde polise molotof ve el yapımı bomba atmak istediği öne sürülerek gözaltına alınan 19 yaşındaki E.Y. adli mercilerce adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

YOK KAPATIP, SLOGAN ATTILAR

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirilmesinin yıldönümünde bir grup merkez Seyhan ilçesi Ova Mahallesi'nde yol kapatıp, slogan attı.

SOKAKLARA BARİKAT KURDULAR

Örgütün boykot çağrısı üzerine çevredeki işyerlerini de zorla kapattıkları belirlenen göstericiler, Şakirpaşa Caddesinde de barikat kurup yaya ve araç trafiğini kesti.

POLİSE EYP VE MOLOTOF ATTI

Polis, eylemcileri dağıtmak için zırhlı araçlarla müdahale etti. Bu sırada, E.Y., polise el yapımı bomba ve molotof attı.

İKİNCİ SEFERİNDE YAKALANDI

Sokak gösterisi yapanlar ara sokaklara kaçarken polis, kendilerine ikinci kez molotof bombası atmak isteyen E.Y.yi suçüstü yakaladı.

SAĞLIK KONTROLÜNDEN GEÇİRİLDİ


Gözaltına alınan E.Y. Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifadesinin ardından sağlık kontrolü için Adli Tıp Birimi'ne getirildi.

ADLİ KONTROLLE SERBEST BIRAKILDI

E.Y. buradaki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli mercilerce adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

ÖNCE DE EYLEMLERE KATILMIŞ

E.Y.ye daha önce de terör örgütü yandaşlığı ve sokak gösterilerine katıldığı gerekçesiyle işlem yapıldığı da ortaya çıktı.

Kaynak
Rusya: Biz Ankara'nın merkezinde yapılan saldırıları sert şekilde kınıyoruz, hayatını kaybedenlerin aile ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Rusya Parlamentosu Üst Kanadı Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komisyonu Başkanı Birinci Yardımcısı Frants Klintseviç, Ankara'da meydana gelen terör saldırısını kınadı.
Rus senatör, her türlü terör saldırılarına karşı çıktıklarını kaydetti. Klintseçiv, "Rusya, her türlü tartışmalı sorunlarının çözümünde terör eylemlerinin yöntem olarak kullanılmasına karşı. Biz Ankara'nın merkezinde yapılan saldırıları sert şekilde kınıyoruz, hayatını kaybedenlerin aile ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz" dedi.

Kaynak
2012-2013 yılları arasında şöyle bir gelişme beklenebilirdi Grosskreutz için; Yüksek bir bedelle iyi bir transfer. Manchester City’ye 35 milyon Euro’ya transfer olabilirdi. Çok iyi oyuncu ama sakatlık, belki de özel hayatındaki sıkıntılar bunu engelledi. 1.2 milyon Euro’luk transferi akıl alır şey değil. Olağanüstü bir oyuncu. Grosskreutz ile Yasin birlikte oynar. Grosskreutz’un merkez oynayacağını düşünmüyorum. Her yerde oynamaz. Sol bek oynamaz. Adam sağ bek değil. Orada açık var diye sağ bek oynadı. Takım oyuncusu. Fizikli oyuncu. Dortmund Galatasaray’a Kuba’yı önermiş. Onu alın demiş.

Dünya çapında 3’lü

Podolski - Sneijder - Grosskreutz üçlüsü... Dünya çapında bir 3’lü. Her takımda bu 3’lü sahaya çıkar ve kimse bunlar bir arada neden oynuyor demez. Pırıl pırıl bir 3’lü. Daha ne olsun. Türkiye standartlarında kurabileceğin 3’lü bu olur. Bundan ötesi Manchester City klasmanı.

Mehmet Demirkol
HDP Parti Meclisi üyesi Bercan Aktaş, Şemdinli’de PKK’lılarla çatıştığı esnada şehit düşen özel harekat komiseri Ahmet Çamur’un haberine ilişkin alçakça bir yorumda bulundu.



Kaynak

Hesabını da kapatmış korkak.
Bir tek benim mi kanıma dokunuyor ? Son ses müzik açıp oynamalar filan.
Galatasaray 24 milyon Euro’luk celseden zaferle kalktı! Türkiye’nin Ribery’nin menajeri olarak tanıdığı Bruno Heiderscheid’in CAS’a başvurarak sarı kırmızılılar aleyhine dava açtı. 24 milyon Euro’luk tazminat davası sonunda CAS, Galatasaray’ın menajere 600 bin Euro ödemesi gerektiği kararı çıktı. Her şey Ünal Aysal yönetiminde de görev yapan bir yöneticinin Eto’o transferi için Bruno’ya yetki vermesiyle başlamıştı. Ancak Aysal göreve geldikten sonra Bruno ile çalışmayınca, Lüksemburglu menajer G.Saray’a 2.5 milyon Euro’luk dava açmıştı.

TAM UZLAŞMA ARARKEN...

Aysal, bu davayı uzlaşarak çözmek adına Lüksemburglu menajeri kulüpte 2013 yılında, gizlilik anlaşması yaparak, 10 bin Euro maaşla işe aldı. Ancak Aysal 1 yıllık anlaşma yaptığı Bruno ile alakalı “2.5 milyon Euro’luk sorunu Bruno’yu işe alarak 120 bin Euro’ya çözdük” deyince menajer, gizlilik anlaşmasını bozduğunu gerekçe göstererek G.Saray’a 24 milyon Euro’luk tazminat davası açtı. İşte bu dava hafta içinde Cenevre’de sonuçlandı. İsviçre’deki duruşmaya G.Saray eski başkanı Ünal Aysal ve Kulübü temsilen ise Hukuk İşlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesi Ural Aküzüm katıldı.


BÜTÇEYE SIFIR MALİYET

Aysal’ın tanık sıfatıyla dinlendiği ve çapraz sorguya alındığı duruşma tam 8 saat sürdü. Galatasaray’ın avukatlığını Etem Postacıoğlu ve Jean Louis Dupont yaptı. İkilinin hiç selamlaşmadığı duruşma sonunda CAS, Galatasaray’ın Bruno Heiderscheid’e 600 bin Euro tazminat ödemesine karar verildi. Geçmişte Ribery ve Song’un da menajerliğini yapan Bruno Heiderscheid 300 bin Euro’luk mahkeme ve avukatlık masrafları da düşülünce büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Ünal Aysal, kulübün yaşayacağı bu zararı bizzat kendisinin ödeyeceğini açıklayınca, sarı kırmızılılar 24 milyon Euro’luk davadan 0 maliyetle ayrılmış oldu.

Webaslan
"Lassa Yılın En Sağlamları" ödül törenine katılan Galatasaray Başkan Yardımcısı Nasuhi Sezgin, takımın durumu ve transferler ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Nasuhi Sezgin, "Şu anda belli oyuncuları aldık, çok değerli oyuncularımız var belki bir oyuncu daha alabiliriz" dedi.

Sarı-kırmızılı takımın Başkan Yardımcısı Nasuhi Sezgin, yarın Galatasaray ile Bursaspor arasında Ankara'da oynanacak Süper Kupa finaline hazır olduklarını kaydederek, " Ekibimiz iyi. Transferlerimiz iyi. Bu şekilde sezona başlıyoruz. Bütün takımlara başarılar diliyorum. İnanıyorum ki hem Süper Lig'de hem de Şampiyonlar Ligi'nde takımımız ileriye doğru gidecektir. Amaçlarımız belli, bu yönde hem takımımıza hem teknik ekibimize hem taraftarlarımıza yönetim olarak destek veriyoruz. Bunun sonucunu alacağımızdan eminiz" ifadelerini kullandı.

'Melo'nun durumu 1-2 gün içinde netleşecek'

Takımda kalmak istemeyen Felipe Melo'nun durumu ile ilgili de konuşan Nasuhi Sezgin, "Şu anda bir gelişme yok. 1-2 gün içerisinde belli olacak. Hamza hoca da fikrini beyan etmiş durumda bekliyoruz" dedi.

'Arda'nın çok başarılı olacağına inanıyorum'

Nasuhi Sezgin, Galatasaray'ın alt yapısında yetişen ve şu anda Barcelona'da forma giyen Arda Turan'la ilgili "Arda bizim alt yapımızdan gelmiş ve şu anda dünyanın en büyük kulübüne transfer olmuş bir arkadaşımız. Kendisinin çok başarılı olacağına inanıyorum. Bizim gururumuz, Türkiye'nin gururu. Dolayısıyla şimdiden kendisine başarılar diliyorum. İnşallah bu işi de başaracaktır" diye konuştu.

'Belki bir oyuncu alabiliriz'

Sarı-kırmızılı takıma belirli oyucuları aldıklarını ve belki bir oyuncu daha takviye yapabileceklerini dile getiren Nasuhi Sezgin, " Zaten takımımız şampiyon bir takım. Çok değerli oyuncularımız var, yıldızlarımız var. Onlara ek bir takım arkadaşlar da geldi. Onları da seyrettiniz Inter maçında. Çok başarılı oldular. Yeni transfer, transfer komitesinin işi, benim bu işte dahilim yok ama bilgiler geliyor. Belki bir oyuncu daha alabiliriz" şeklinde konuştu.

DHA
Mardin'in Midyat ilçesi Gelinkaya beldesinde düzenlenen mayınlı Saldırıda 1 asker şehit olurken, 8 asker yaralandı.

Gelinkaya beldesinden geçen petrol boru hattına bir grup terörist Tarafından saldırı düzenlendi. Bölgeye sevk edilen güvenlik güçlerinin geçişi sırasında mayın patladı. Bir asker şehit olurken, daha sonra çıkan çatışmada 8 asker yaralandı.

Yaralılar Midyat Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı. Bölgede operasyonlar sürüryor.

Kaynak
BM’nin ‘Bireylerin 1974 öncesi mülk hakkı tanındı’ açıklaması Kıbrıs'ı karıştırdı! Kıbrıs'ta Rumların 1974 öncesi mülkiyet haklarının tanınarak, mahkeme niteliğinde özel komisyon kurulması kararı, topraklarının yüzde 80’i eski Rum mülkü olan KKTC’de kaosa yol açtı. Rumlar, KKTC’deki 30 bin dönümün tazminat ve takas yöntemiyle el değiştirmesini, 1 milyon 520 bin dönümün ise Rum sahiplerine iade edilmesini bekliyor. Bu durum günümüzdeki KKTC topraklarının yüzde 76’sının Rumlara iadesi anlamına geliyor. Muhalefet milletvekilleri, Rum ve Türklerin mülk konusunda karşı karşıya gelmesinin iç savaşa yol açacağı uyarısı yaparken, yabancılar da dahil Kuzey Kıbrıs’taki mülk sahipleri endişeye kapıldı.

Detaylar;

İLK SÖZ HAKKI RUMLARIN

Bireysel mülkiyet hakkı ve özel komisyon Kıbrıs müzakere tarihinde çok kullanılan terimler olması nedeniyle ilk günlerde tepki çekmedi. Rumların bireysel mülk haklarının, ‘tazminat, takas ve iade’ yöntemleriyle çözüleceği Kıbrıs sorununda yerleşmiş parametreler arasında bulunuyor.

Ancak Rum medyasının anlaşmanın içeriğiyle ilgili art arda yayınlar yaparak, “Mülkiyetle ilgili ilk söz hakkı Rum mülk sahibinde olacak. Rumlar 1974 öncesi mülklerine dönecek” propagandasına başlaması, KKTC’de mülk sahibi Kıbrıslı Türk ve yabancılar arasında paniğe neden oldu. İlk söz hakkının Rumlarda olması, pratikte Rumların mülkiyetteki çözüm yöntemlerinden tazminat ve takas yerine mülklerinin iadesini tercih edeceği sonucunu doğurdu.

“İÇ SAVAŞ ÇIKAR”

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın müzakerelerdeki gizlilik esası nedeniyle sessiz kalması belirsizliği daha da artırdı ve konu kısa sürede KKTC’nin birinci gündem maddesi oldu. Muhalefet milletvekillerinden Mustafa Arabacıoğlu, Türk ve Rumların mahkeme özelliği taşıyacak mülkiyet komisyonu üzerinden karşı karşıya gelmesinin ve mülkiyetle ilgili ilk söz hakkının Rumlara bırakılmasının ‘iç savaşa’ neden olacağını ileri sürdü.

TATAR: KAMUOYU BİLGİLENDİRİLSİN

Eski Maliye Bakanı ve Ulusal Birlik Partisi Genel Başkan adayı Ersin Tatar ise, parlamento ve toplumun karanlıkta kaldığını belirterek, Türkiye’nin garantörlüğü gibi kırmızı çizgiler ve mülkiyet konusunda Cumhurbaşkanı Akıncı’yı açıklama yapmaya çağırdı. Konu kısa sürede KKTC medyasının da birinci gündem maddesi oldu.

KKTC TOPRAKLARI KİMİN

3 bin 325 kilometrekare yüzölçümüne sahip KKTC’de toprakların yüzde 80’i 1974 öncesinde Rum mülküydü. KKTC’de özel mülkiyette kullanılan ölçü birimi İngiliz dönümü. Bu çerçevede KKTC toprakları 2 milyon 400 bin dönümden oluşuyor. Her bir dönüm ise, 1335 metrekare. 1974 öncesi tapu kayıtlarına göre, KKTC’deki mülkiyet durumu şöyle:

-- Rum mülkü: 1 milyon 550 bin dönüm
-- Türk mülkü: 380 bin dönüm.
-- Kamu alanı: 470 bin dönüm (Dağlar, yollar)
-- Güney Kıbrıs’ta kalan Türklerin mülkü: 450 bin dönüm

KRİZİN TEMELİNDE NE YATIYOR

Uluslararası hukuk ve Rumlar, KKTC’nin verdiği tapuları tanımıyor ancak, ‘mevcut kullanıcıların’ haklarını da reddetmiyor. ‘Bu hakların neler olacağı ve mevcut kullanıcı tanımına kimlerin gireceği’ soruları krizin temelini oluşturuyor.
-- Türk tarafı, ‘KKTC tapusunu kim elinde tutuyorsa, mevcut kullanıcı odur’ açıklaması yapıyor.
-- Rumlar ise, mevcut kullanıcı tanımını, ‘Hayatını idame ettirmek için Rum mülkünü elinde tutanlarla’ sınırlıyor. Rumlara göre, 15 bin dönüm hayatı idame ettirmek için kullanılan (bahçe tarla), 15 bin dönüm de üzerine yatırım yapılan (otel, apartman, villa) mülk bulunuyor. Rumlar, toplamda 30 bin dönüm Rum mülkünün tazminat ve takas yöntemiyle el değiştirmesini, 1 milyon 520 bin dönümün ise Rum sahiplerine iade edilmesini bekliyor. Bu durum günümüzdeki KKTC topraklarının yüzde 76’sının Rumların iadesi anlamına geliyor.

RUM MÜLKLERİ KİMLERE DAĞITILDI?

KKTC topraklarında ‘Mevcut kullanıcı kimlerden oluşuyor’ sorusunun cevabı, 1983 yılında kurulan cumhuriyette, 1 milyon 550 bin dönümlük Rum mülkünün dağıtım mekanizmasında gizli.
-- 1983 yılında kurulan KKTC 1 milyon 550 bin dönüm Rum mülkünün, 1 milyon 350 bin dönümünü farklı yöntemlerle bireysel tapu vererek dağıttı.
-- Rum mülkleri, Kıbrıslı Türklerin güneyde kalan mülklerine karşılık eşdeğer adı altında tapulandı. Bunun yanında geri kalan Rum mülklerinin tapusu da 1974’te mücahitlik yapan Kıbrıslı Türklere ve 1975’te Türkiye’den tarım işgücü için göç eden TC vatandaşlarına tahsis adı altında verildi.

180 BİN TAPU İŞLEMİ

-- KKTC tapu kayıtlarına göre, 1983’ten bugüne mülkler üzerinde (alım, satım, devir, inşaat, ipotek) bugüne kadar 180 bin işlem yapıldı. Parsellenen araziler üzerine oteller, iş yerleri, apartmanlar ve villalar yapıldı. Kimi yerler en az 3 kez el değiştirdi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile İngilizler başta olmak üzere yabancılara yoğun satışlar gerçekleşti.
-- Günümüzde KKTC ekonomisinin bel kemiğini oluşturan tüm yatırımlar Girne ve Mağusa sahil bölgesi gibi yüzde 99’u Rum mülkü olan bölgelere yapıldı.

RUM TARAFINDAKİ TÜRK MÜLKLERİ

-- KKTC elindeki Rum mülklerini geliştirirken, Rumlar kendi topraklarındaki 450 bin dönüm Türk mülkünü atıl ve boş bıraktı, altyapı yatırımı yapmayarak değersizleştirdi.
-- Rumlar, KKTC’nin tapu işlemlerini tanımıyor ve el değiştirilen yerlerin yeni sahiplerini ‘mevcut kullanıcı’ olarak kabul etmiyor.

AKINCI SÖZCÜSÜ ARACILIĞIYLA HÜRRİYET'E KONUŞTU

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın sözcüsü Barış Burcu, Kıbrıslı Türkler başta olmak üzere Kuzey Kıbrıs’ta mülk sahibi yabancılarda tedirginliğe yol açan mülkiyet konusundaki son gelişmeleri Hürriyet’e anlattı. Rumlarla müzakerelere de bizzat katılan Burcu, mülkiyet konusunda Türk tarafının aleyhine adımlar atmadıklarını belirterek, “Vatanı satıyor diyorlar ama satmıyoruz. Haklarımızı sonuna kadar savunuyoruz” dedi.

Burcu Hürriyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

BM konuşuyor Akıncı susuyor:
Bizi böyle eleştirmeye kalkıyorlar ancak liderler zirvesi sonrasında BM temsilcisi Espen Barth Eide’nin açıklamaları Cumhurbaşkanımız Sayın Akıncı ve Rum Lider Sayın Nikos Anastasiadis’in toplantıda varmış oldukları uzlaşılarla ilgilidir. Yapılan açıklamalar BM’nin değil, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Anastasiadis’in sözleri ve müzakerelerde mutabakat sağladıkları hususlardır.

Mülkiyette ilk söz hakkı Rumların mı?
Hayır, eski mülk sahipleri yanı sıra bugünkü kullanıcıların da hakları olacaktır. Bireylerin mülkiyet hakkı bugünün meselesi değil geçmişte kabul edilen ve uluslararası hukukta yer alan bir konudur. Bu bağlamda, sanki mülkiyet hakkını 41 yıl sonra ilk kez tanımışız gibi ‘Akıncı ödün verdi, kabul etti’ eleştirileri haksız ve tamamen yanlıştır. KKTC’deki Rumların mülkleriyle ilgili bizim kurduğumuz Taşınmaz Mal Komisyonu takas, tazminat ve iade yöntemlerini kullanarak zaten yıllardır çözüm üretmeye çalışıyor. Bu yeni bir şey değildir. Bizim için önemli ve yeni olan şey, gerek uluslararası hukukta gerekse Kıbrıs’ın özel şartlarında, mülk sahiplerinin hakları kadar şimdiki kullanıcının haklarının da kabul edilmesiydi. Bunu sağlamayı başardık ve bu durum Sayın Espen Barth Eide’nin açıklamasında da yer almıştır. Asıl gözden kaçırılmaması gereken husus da budur.

Mevcut kullanıcı tanımına kimler giriyor?
Bu tanım konusunu müzakere etmeye devam ediyoruz. Muhataplarımızla henüz bu konuda yüzde 100 mutabık kaldık diyemem. Ancak iç rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki geçmişte bulunduğumuz noktadan şu haliyle bile toplumsal çıkarlarımız açısından daha ileri noktadayız.

‘Türkiye kökenlilerin mülkleri gibi’ etnik ayrım yapılacak mı?
Sadece mülkiyet konusunda değil, hiçbir konuda etnik ayrımcılık yapılmasını kesinlikle onaylamayız. Bu konularda Kıbrıs Türk tarafının duruşu son derece açık ve nettir.

Mülkiyette iade, takas ve tazminat kriterleri neler?
Bu konu çok önemli ve uzun müzakerelere ihtiyaç duyulan bir konudur. Hangi mülkler iadeye, hangileri takas ve tazminata girecek bu tarafların uzlaşacağı ortak kriterlerle ortaya çıkacak. Pek çok kriter olabilir ve bu kriterlerin müzakeresine başlanıyor.

Mülkiyet komisyonu ne yapacak?
Çözüm sonrasında bireylerin karşı karşıya gelmemesi için bağımsız bir mülkiyet komitesi kurulacaktır. Bu komiteye eski mülk sahipleri ile şimdiki kullanıcılar müracaat edebileceklerdir. Tarafların tercihlerine ve mülklerle ilgili uzlaşılacak kriterlere göre, komite çeşitli kararlar verebilecektir. Komite Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlardan eşit sayıda oluşacak ve anlaşmazlık durumları için
yabancı üyelerin olması hususu da görüşülmektedir. Ayrıca, hem eski mülk sahiplerinin hem de şimdiki kullanıcıların komitenin kararlarına itiraz hakkı olacak ve bu itirazlar için mahkeme yolu açık tutulacaktır.

Müzakerelerde AB müdahil mi?
AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ziyareti sırasında Kıbrıs’la ilgili Pieter Van Nuffel’i atadı. Atama, ‘AB taraf olarak kabul edildi’ diye çarpıtıldı. Sanki AB Rumlarla birlikte bizim karşımıza geçmiş ve taraf olmuş, sorunun bir parçası olmuş gibi izlenim yaratıldı. Bu tamamen yanlıştır. AB müzakerelerde ne taraftır ne de müzakerelerin zeminidir. Görüşme süreci Birleşmiş Milletler zemininde yürütülmektedir. İşte bu nedenle Sn. Peter Vanu Nuffel
BM heyeti içinde yer alıyor gibidir. Sn. Nuffel ancak tarafların talebi üzerine ihtiyaç duyulduğu zamanlarda teknik katkı koyacaktır. AB’ye hazırlanmak hiç kolay değildir. Bazı ülkelerin hazırlıkları yıllar sürüyor. Kıbrıs Türk tarafı hızlı bir şekilde AB’ye hazırlanmalıdır. Bu açıdan bakıldığında AB’nin ilgisi, teknik ve finansal katkısı bizim arzu edeceğimiz bir şeydir.

Anlaşma AB’nin birincil hukuku olacak mı?
Kıbrıs sorununun iki toplumlu ve iki bölgeli bir şekilde çözülmesine çok duyarlıyız. Bu konunun gelecekte AB mahkemelerinde bozulmaması için en üst düzeyde hukuki garanti istiyoruz. Bugünkü pozisyonumuz itibariyle, bu garantinin varılacak anlaşmanın tüm AB parlamentolarında onaylanarak birincil hukuk olmasıyla mümkün olacabileceğine inanıyoruz. Aynı amaca yönelik başka bir formül varsa en azından şu anda biz bilmiyoruz.

Kaynak
Hakkında
Konum: Manisa, Salihli
Meslek: Ticaret
Forum İmzası:
Sistem ve Tercihleri
Bilgisayar
Notebook
Mobil cihaz
LG
Operatör
Turkcell
Takım
Galatasaray
Takım
Bursaspor
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 5 yıl önce
Son Mesaj Zamanı: 5 yıl
Mesaj Sayısı: 96
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 1.057
İkinci El Bölümü Mesajları: 0
Konularının görüntülenme sayısı: 10.111 (Bu ay: 109)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 653 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Spor
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.