Binbaşı
15 Mart 2006
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
0 üye
Görüntülenme
Toplam: 37 (Bu ay: 0)
Gönderileri
Araç muayenesi için TüvTürk'ün internet sitesinden randevu alayım dedim.
Site düzgün çalışmadı, alamadım randevuyu.
Telefonla arayayım bari deyip Google'a "araç muayene randevu" yazdım.
Cep telefonundan giriyorum.
08882332080 TüvTürk Araç Muayene Randevu olarak karşıma çıktı.
Altında da ARA butonu.
Ben de bastım.
6 dakika sürdü randevu alma işlemi.
Sonra telefon faturam oldukça yüksek geldi. Bi baktım 46 tl 0888'Li servis bedeli var.
Meğer aradığım yerin TüvTürk ile alakası yokmuş, paralı randevu alma sitesi imiş ve dakikası 8 TL imiş.
Allahtan randevu alma işlemi gerçekleşti, o konuda mağdur etmediler en azından.

Benim de dikkatli olmama gerekirdi ama yine de bazen insanın basireti bağlanıyor işte.
Google'ın bu tür üçkağıtçı siteleri öne çıkarmaması lazım.
Yaklaşık 1 aydır 98 model Mercedes C200 için teyp ve hoparlör bakıyorum. Bütcemde 1000Tl civarı. Teypde pioneer deh-x4850fd ye karar kıldım gibi. Başlıca nedenleri 4*100W çıkışlı olması (Muadilleri 4*50W) ve cd,aux,usb destekliyor olması. Fakat bu model hakkında pek fazla bilgi bulamadım. Mesela hoparlör konusunda araçta 4 kapı 2 de koltuk arkası (arka camla koltuğun arası)olmak üzere 6 hoparlör mevcut. 4*100W çıkış anfisiz 6 hoparlör destekler mi? ses kaybı yaşar mıyım?

Bir de hoparlör konusu var, 4 hoparlör yeterli mi? Benim planım 2 ön kapı 2 koltuk arkası şeklinde. Marka ve model konusunda da pek karar vermiş değilim. Yuvarlak 12cmlik pioneer hoparlör almayı düşünüyorum teyp ile uyumlu olsun diye.

Aranızda daha önce bu şekilde ses sistemi toplayan oldu mu? Özellikle hoparlör için tavsiyeleriniz nelerdir.
Daha önce buraya yazmıştım. Yeni başlıyorum motora, 35 yas üstü olarak
İleri de belki bir youtube kanalı veya blog filan açarım diye bu tecrübemi buraya yazayım dedim.
Sonra unutuluyor. Okuyan, yorum yazan olursa ayrıca sevinirim. Hem de günlük çeşitlenmiş olur.
Öncelikle neden motora heves ettim. İki faktör var, motorcu arkadaşlarımın gazı ve iğrenç durumda ki İstanbul trafiği.
İş yerinde 35 yaş üzeri 4,5 arkadaş var bu işe sonradan gönül veren ve hepsi de hayatlarından çok memnun. E önümüz yaz, benim de kanım bitlendi valla.
Hemen hiç motor tecrübem yok. Bu beni biraz korkutuyor. Ayrıca motorcu arkadaşlarım hariç kime söylediysem bana deli muamelesi yapıyor, vazgeçirmeye çalışıyor.
Kafam karışık ama yine de deli gibi video izledim kaynak araştırdım. Altın Elbiseli Adam'ın videoları çok hoşuma gitti. Motorcu deyince apaçi veya kurye anlamının dışında da seçenekler olduğunu daha net gördüm.
Hemen hemen hiç bilmediğim bir dünya idi. Çok okudum, çok izledim. Neredeyse özel teknik terimler hariç terminolojiye hakimim. En sevdiğim kelime artçı oldu. Kim icat ettiyse enfes bir tanım.
Sonra tabi motor türlerini öğrendim. Aslında biliyordum genel hatlarıyla ama daha detaylı öğrendim ve sonunda gidip bir ehliyet kursuna yazıldım. Pendik'te oturuyorum, eğitim rahat olsun diye buradan bir kursa yazıldım ama hiç memnun kalmadım. İlk defa motor kursu veren bir yer, hoca müsait oldukça geliyor, açıkçası ilk derste hemen hiçbir şey anlatmadı. Allahtan önceden arkadaşın scooter'ı ile deneme yapmıştım da denge sorunum filan olmadığını görmüştüm. Vitesli motor zor. Yani baya zor ya da ben çok tecrübesizim ya da beceriksizim.
Bir de kurstan eğitime gelenlerin hemen hepsi bir şeyler bilerek gelen tipler. Benim gibi sıfırdan başlayan pek yok. Bi 20 dk filan sürdüm. Pek sürmek de denemez, işte gittim geldim. kalkışı 4. veya 5. seferde yapabildim. Kukalardan slalom yapamıyorum. Ya birini atlıyorum ya da çarpıyorum. 8 çizmek kolay, en iyi yaptığım o. O platformun üstüne çıkmayı ise hiç deneyemedim. Motor kalkar kalkmaz 2. vitese alamıyorum, uzun bir düzlükte ancak alabiliyorum. Baya acemiyim yani
İlk kurs yerimden anlaşarak ayrıldık
Kendime başka bir yuva ararken çok ilginç şeylere şahit oldum. Örneğin 2,3 yer biz eğitim vermiyoruz. Geçmek, kalmak sizin sorumluluğunuzda, isterseniz kaydınızı yapalım dediler. Bu arada 770 TL kurs ücreti. Ayrıca sınav ve ehliyet parası da var. Toplam 1000 TL'ye geliyor yani B sınıfı ehliyetiniz varsa. Sadece direksiyon sınavına giriyorsunuz. Yazılı sınav yok.
A1 veya A2 ehliyeti alabiliyorsunuz. A1 11kw'ya kadar olan motorlar için A2 ise 12 - 35 kw arası motorlar için. A ehliyeti ise 35 kw üzeri motorlar için. Eğer hiç motorsiklet ehliyetiniz yoksa direkt A sınıfı alamıyorsunuz. A2 filan alıp yanlış hatırlamıyorsam 2 sene sonra ancak A sınıfına geçebiliyorsunuz.
A2'nin direksiyon sınavı vitesli motor ile yapılıyor.
Düzgün bir motor direksiyon kursu veren yer yok gibi bir şey bu civarlarda.
İnternette araştırdığım kadarı ile mottoakademi var ama yeri Avrupa Yakası'nda. Bana çok uzak. Kadıköy'de de Gelişim Akademiyi buldum ama o bile uzak geldi. Yine Pendik'te sahiplerini iyi niyetli gördüğüm ve alıştırma motoru da Kawasaki Ninja 250 olan bir kurs buldum.
Buraya yazıldım.
Kayıt için neler gerekli?
6 adet biyometrik fotoğraf (Bazı yerler 2 adet istiyor)
1 adet biyometrik fotoğraflı sağlık raporu) Büyük hastanelerden almaya çalışmayın, küçük bir poliklinikte 10 dk'da 50 tl karşılığı alıyorsunuz.
Sabıka Kaydı (e-devlet platformundan iki dk'da alırsınız, aile bireylerini de içerecek şekilde almayı unutmayın)
Diplomanızın orjinali veya noter tasdikli örneği.
Nüfus ve ehliyet fotokopisi.

Eksik bir şey kalmadı sanırım.
Ha evet bir de 770 tl

Ben umutsuzca ehliyet kursu ararken o arada Honda Akademi'nin motor eğitim merkezine kaydımı yaptırdım. İyi ki de yaptırmışım çünkü ikinci kurs yerimde fiyasko çıktı.
Ha motor mükemmel, Ninja'ya aşık oldum gerçektende. Enfes bir motor. Özellikle gaz ayarı çok çok iyi. Çin motorlarının gaz ayarı çok kötü. Bir tanesini denemiştim, iki dk sonra indim motordan. Kendi kendine gaz açıyor, frenler berbat.
Acemi birisi için gerçekten de çok tehlikeli.
Ha Ninja'da çok pis kaçıyor ama en azından kontrolü siz de. Ben ne kadar açarsam o kadar gidiyor. benim gibi bir acemi bile milimetrik gaz verebiliyor.
Kalkışı inanılmaz rahat. Neredeyse gaz vermeden ya da çok az gazla kalktım. Hiç stop ettirmedim ama maalesef ilk denememde dönüşte ön fren yaptığım için motoru yatırdım. Koruma tamponları vardı, bana da motora da hiç bir şey olmadı.
Biraz şevkim kırıldı ama yılmadım ikinci bir defa hatta sonra üçüncü bir defa bindim ve çok daha iyi kullandım ama tabi yine kukalar arası slalom yapamıyorum. Kalkış, 2. vitese geçiş, dönüş.
10'ar dakikadan toplam 30 dk ancak binebildim çünkü 9 kişi var sırada beni bekleyen. 10 kişi bir motoru bekliyoruz. Bir de motor Ninja olunca binmek isteyen bir sürü yancı oluyor.
Bu kurs konusunda çok dertliyim. Tamam acemiyim ama hoca bana bir arkadaşından vitesli motor bul, düz bir alanda bin, dedi. Dedim kim verir ki acemiye motorunu, ayrıca ben niye böyle bir risk alayım. İçimden de 770 TL almasını biliyorsunuz ama icraat, eğitim yok.
Bana mesela ön freni kullanacaksın dedi, bir şey olursa da debriyaja bas. Ben dönerken hızlıyım diye ön frene bastım, motor olduğu yere yığılınca da debriyaja bastım ve gazı kestim. O arada ayağı koyamadan küt diye yere yapıştım. Bana dönüşte neden fren yapıyorsun diyor sonra. Sonra öğrendim ki dönüşte çok hafifi arka frenle yapılabilinirmiş ama ön fren kesinlikle yapılmamalıymış.
Bu kursların motor direksiyon kursları hikaye. Yani benim gibi acemiler için hikaye. Yoksa 2-3 yıldır scooter kullanan bir çocuk geldi. O bile vitesliyi kaldırırken çok zorlandı ama alışınca gayet güzel kullanmaya başladı.
Araç kurslarında özellikle çok acemi bayan sürücülere neredeyse sıfırdan her şey öğretiliyor ama motor kurslarında benim gördüğüm belli bir seviyede olmanız bekleniyor. Tabi kayıt esnasında bundan kimse bahsetmiyor. Ben açık açık bilmiyorum, sadece deneme amaçlı arkadaşımın scooter'unu kullanmıştım dediğim halde adam bana bir arkadaşının motoru ile düz yerde çalış diyor biraz. Arkadaşım sizsiniz yahu. Siz çalıştıracaksınız.
Yönetmeliğe göre 12 saat eğitim vermeleri gerekiyor yanlış hatırlamıyorsam. Şu an sadece 30 dk eğitim aldım.
Bakalım sonrası ne olacak. Aslında tek umudum Honda Akademi Merkezi.
Bazen ben bu işi kıvıramayacağım diyorum. Yani vitesli motoru. Çünkü çok da çekingen kullanıyorum motoru. Herkes korkuttuğu için.
Ama güzel olan tek şey yatırmış olmama rağmen Ninja'yı sürtmekten acayip keyif aldım. Öyle böyle değil. Ve keşke bu kadar acemi olmasaydım da şu motorun keyfine varsaydım dedim.
Boyuda tam bana göre, küçük yeşil böcek.
Aklımda bir sene Yamaha X-MAX var ama Ninja kafamı karıştırdı.
Ha bir de 10 kişi aynı kaskı kullanıyoruz. Bu hafta içi gidip kask alacağım kendime. Kask önemli
İstanbul trafiği malum. Artık iyice bunaldım. Uzun zamandır da motor alsam mı acaba diye düşünüyordum ama açıkçası cesaretimi toplayıp hiç bu olaya girmedim.
Ama biraz da iş yerinde ki motorcu grup arkadaşlarım yüzünden bir kaç haftadır araştırma işindeyim.
Öncelikle hayatımda hiç motor kullanmadım. Bisiklet kullanmayı biliyorum. Daha doğrusu biliyordum. uzun süredir bisiklet de kullanmıyorum. Yaklaşık 20 yıllık B sınıfı ehliyetim var. Bu arada 36 yaşındayım.
Amacım önce iyi bir eğitim ve ehliyet almak. Bu iş için 2000 tl bütçe ayırdım.
İkinci yapacağım iş ekipman temini. Bunun için de 2000 tl bütçe ayırdım.
Son olarak da her ne kadar hiç bilmesem de sıfır bir motor almak istiyorum. Bunun için de 14 bin tl ayırdım.

Şimdi bu konuda tecrübeli arkadaşlardan cidden yorum almak isterim:

1- Bu yaşta bu motor sevdası doğru mu?
2- Daha önce hiç motor sürmemiş birisi olarak bu işi kıvırabilir miyim? Öğrenmem ne kadar sürer? Trafikte artçım ile gidebilecek düzeye ne kadar zamanda gelirim?
3- En klasik olanı bu ama benim için önemli tabi ki: Hangi motor ile başlayayım? Suzuki Inazuma 250 cc başlangıç için fazla mı iddialı olur? Scooterlar bana pideci motoru gibi geliyor açıkçası. İş yerine filan pideci gibi gelmek istemiyorum açıkcası

Durumum bu! Yorumlarınızı esirgemezseniz sevinirim.
Arkadaşlar,
Ehliyeti olan ama neredeyse hiç trafik tecrübesi olmayan bir bayana acemiliğini geçireceği bir araç arıyoruz.
Fiyat olarak 20-25 bin tl bandında olmalı.
İkinci eli kuvvetli olmalı.
Yakıtı üzmemeli

Benim aklıma ilk gelen modeller:
Yaris
Jazz
Getz

Lütfen siz de tavsiyelerde bulunun
İş ve özel olarak iki hat kullanan birisiyim. Geçen sene kasım ayında iki telefon taşımaktan sıkılıp çift sim'li General Mobile'ın Discovery modelini aldım. Telefonun ara birimi gayet güzel ve kullanışlı idi fakat aldıktan iki-üç ay sonra ekranda sararma meydana geldi. Telefonu aldığım yere götürüp verdim. İkame telefon vermediler. Oysa çift sim'li bir telefon kullanıyorum ve telefon arızalandığında iki yedek telefona ihtiyaç duyuyorum. Maalesef elimdeki tek telefonla idare ettim. Cihaz servisten 20 gün sonra geldi. Dokunmatik ekranı değişmiş. Gelir gelmez fark ettim ki dokunmatik ekranı kendi kendine tuşluyor. Ama bir daha servise gönderip 20 gün bekleyecek durumum yoktu. Kullanırım böyle diye aldım ama kullanmak ne mümkün. Mecburen bir daha gönderdim telefonu servise. Bu sefer 15 günde geldi. Sadece yazılımı yeniden yüklemişler. Tabi ki sorunu gidermedi bu durum. Ben tekrar telefonu servise gönderecektim ki ekranda yine ilk seferdeki gibi sararma meydana geldiğini gördüm ve daha bir sene olmadan servise 3. defa gönderdim. Şimdi servisten aradılar ve bu sararmanın darbe ile olduğunu söylediler.
Ben de gayet uygun bir dille hata yaptıklarını, müşteriyi baışından savmaya çalıştıklarını söyledim. Bu sefer müşteri hizmetlerinde ki kişi, telefonu bal gibi düşürmüşsün işte, şimdi de garantiden yaptırmaya çalışıyorsun gibi bir ifade kullandı. Çok sinirlendim ve ağzıma geleni söyledim.
Öncelikle telefonum darbeli değil. Ekranında çizik bile yok. Köşelerinde ve arka kapağında kılıfsız kullandığım için ince çizikler var. Her telefonda olabilecek şeyler. Olsa bile ekran sararmasının darbe ile bir alakası yok. Benim tahminim işlemci fazla ısınıyor ve dokunmatik ekrana zarar veriyor.
Servisin %100 ayıplı bir ürünü garanti kapsamı dışında bırakmaya çalışmasına mı sinirleneyim, telefonun bu kadar kalitesiz olduğuna mı yoksa müşteri hizmetlerinin terbiyesizliğine mi?
İkinci defa görüşmemizde biraz daha düzgün konuşan bir eleman vardı ama ben ilkinin siniri ile çok sert bir şekilde dokunmatik ekranın arızalı olduğunu ve garanti kapsamında ekranı değiştirmek zorunda olduklarını söyledim. Biz inceleyeceğiz filan dediler. Bu işin peşini bırakacak değilim. Telefon kendi sorunu nedeni ile dokunmatik ekranı sarardı ve garanti kapsamında o telefonu değiştireceğim ama tabi bir sürü sinir harbi yaşadım bu arada ve firma müşteriyi kandırmaya devam ederse de yaşayacağım.
Benim tavsiyem çok net: General Mobile'dan uzak durun. Kendisi ayrı dert, servisi ayrı dert! Tecrübe ile sabittir.
Çift sim kart kullanan birisiyim. İki telefon taşıyamam, onların şarjları ile ayrı ayrı uğraşamam. Bu nedenle geçen sene çift simli Discovery almıştım ama telefon tam bir bela oldu. 3 defa servise gitti. En son ekranında sararma oldu. Ben de sinirlendim artık. Piyasayı araştırdım. Çift simli alınabilecek 2 telefon vardı bana uyan. Birisi Samsung A8, diğeri ise Sony Z3 dual. Büyük ekranlı olmasına rağmen incecik oluşu, cepte taşımanın 5.7" ekranına rağmen çok rahat olduğu Samsung A8'i tercih ettim. Gold rengini aldım, tasarımı ve inceliği gerçekten çok güzel bu telefonun.
Forumda tabi pek ilgi görmeyen bir model oldu. Daha çok çift sim kullananların tercih edeceği bir model.
Çift sim kartsız yapamam, büyük ekransız yapamam ama cepte de kolay taşınan bir telefon istiyorum, birazda performans istiyorum diyorsanız bu telefon tam size göre.
Maalesef uzun uzun inceleme yazamam ama kısaca artı ve eksilerini belirteyim. Ayrıca A8 ile ilgili soracağınız, merak ettiğiniz bir şeyler olursa yanıtlarım.

+'ları:
Tasarım ve incelik
Super amoled ekran.
Çift sim.
32 Gb dahili hafıza.
Eğer çift sim kullanmıyorsanız ve 32 gb dahili hafıza bana yetmez diyorsanız sim2 yuvasını hafıza kartı için kullanabiliyorsunuz.
Uzun pil ömrü
Kamerası gayet başarılı
Performansı çok iyi.
Çerçevesi alüminyum.
Yeni nesil parmak izi okuyucusu var.
FM radyosu var.

-'leri:
Fiyatı. Çift sim kullanmayanlar biraz daha vereyim Iphone 6 alayım, LG G4 v.s. alayım diye düşüneceklerdir.
NFC yok.
Bildirim ışığı yok.
İkinci eli çok kuvvetli olmayacaktır diye tahmin ediyorum.
Ipad Air 2 16 GB Wi-fi modeli ile Ipad Air 2 64 GB Wi-fi modeli arasında sadece hafıza kapasitesi farkı mı var? Eğer öyleyse arada neredeyse 500 TL'ye yakın fark var. Bu çok fahiş bir fiyat değil mi?
16 GB'lık olanı piyasada, yaklaşık 1200 TL'ye bulunabilirken 64 GB olanı 1700 TL civarında. Sizce bu kadar fark vermeye değer mi?
Ben uzun yıllardır dizel araç kullanıyorum; Opet ve Shell harici yakıt almıyorum. Shell'de de bir kaç istasyondan alırım. Geçen gün Gökçeada'dan İstanbul'a dönerken yakıt kritiğine girdim ve mecburen ilk gördüğüm istasyon olan PO'dan mazot aldım korka korka. Ama mazot o kadar iyi çıktı ki! Aracın çekişi, gidişi inanılmaz arttı. Çalışma sesi benzinli gibi oldu neredeyse. Sonra geldim İstanbul'dan ilk denk geldiğim PO istasyonundan yakıt aldım. Çanakkale'deki kadar olmasa da gayet iyi idi.
Malum dizel araçlar için mazot kalitesi çok önemli. Bu nedenle dizel araç sahipleri bilmedikleri istasyonlardan, farklı bir markadan yakıt almak istemezler ama arada değişiklik yapmak da iyidir sanırım.
Sizler ne düşünüyorsunuz? Özellikle kaliteli mazotu olan bildiğiniz istasyonlar hangileri?
Forumu her türlü elektronik eşya alırken kullanan birisi olarak çocuk için bisiklet alımında çok fazla faydalanamadım maalesef. Bu nedenle en azından bu yaz bisiklet alacaklar için alışveriş tecrübelerimi sıcağı sıcağına yazmak istedim:

Öncelikle bisiklet jant boyunu belirlemek gerekiyor. Benim ölçüm klasik olarak seleye oturduğunda ayaklarının yere değmesi oldu. Genel olarak 5 ve 6 yaş için 16 jant; 7,8 ve 9 yaş için 20 jant, 10,11 ve 12 yaş içinse 24 jant uygun gibi ama tabi ki burada esas olan çocuğun boyu ve fiziksel durumu. Dediğim gibi en basit yöntem çocuk seleye oturduğunda ayağının yere değmesi gerekiyor. Eğer değmiyorsa seneye de kullanır diye büyük boy bisiklet almak doğru değil ama oturduğumuz sitede 6,7 yaşındaki çocuklardan bile 24 jant bisiklet kullanan var. Kesinlikle güvenli değil ama küçük yaşlardan beri bisiklet kullanan çocuklar çok rahat bir şekilde kendilerinden büyük bisikletleri kullanabiliyorlar. Bu da olayın başka bir boyutu.

İkinci önemli kısım ise frenlerin çocukların parmaklarına hem mesafe olarak hem de sıkma gücü olarak uygun olması gerekliliği. Bunu da aldığınız modelin frenlerini çocuğa deneterek veya siz deneyerek rahatlıkla test edebilirsiniz.

Üçüncü konu ise fiyat. 2015 yazı için fiyat durumu şöyle: 150 TL'den 1000 TL'ye kadar çıkıyor. Alacağımız bisikleti sitede bisiklet park alanına koyacağımız yani açıkta olacağı için ben üst sınır olarak 300-400 TL'yi belirledim. Bu fiyatın üstüne çıkacaklar için tavsiyem aluminyum kadro, ön taraftan amortisörlü bir bisiklet bakmaları. Marka olarak Kron'u öneririm.

Şimdi gelelim 150-400 Tl arası 24 jant, 21 vites, amortisörlü bisikletlere. Öncelikle benim tespitim marka bir model almak istiyorsanız, servisi ve parçası da kolay bulunsun diyorsanız f/p olarak Salcano veya Ümit marka uygundur. Bianchi fiyat olarak 500 TL civarında dolanıyor. Bisan marka bisiklet ben ortalıkta göremedim. Kron'u çok beğendim ama dediğim gibi fiyatı yüksekti.

Bilmeyenler için yazayım, İstanbul'da en ucuz bisiklet alabileceğiniz ve bir sürü modeli inceleyebileceğiniz yer Saraçhane'deki alt geçittir. Avrupa yakasında oturanlar buraya bakabilirler. Bizim gibi Anadolu yakasında oturanlar ise mecburen büyük marketlere veya bisikletçilere gitmek zorundalar.

Ben gezdiğim yerleri ve fiyatlarını size yazayım, bilginiz olsun.

En uygun bisikleti Maltepe'de minübüs yolu üzerinde İstanbul AVM'nin yanındaki alış-veriş mağazasında buldum. Orbis Voltage marka, 24 jant, 21 vitesli bisiklet 150 TL idi. Fakat 10 gün bekleme süresi var ve renk seçemiyorsunuz. Erkek için pembe filan gelmez ama siyah, lacivert, beyaz gelebiliyor dendi. Karnelerden önce sipariş verilse olabilirmiş ama bizim bekleme durumumuz yoktu. Mağazada örnek bisiklet mevcut. Fiyatına göre gayet iyi idi bence.

Kipa'da 24 jantlar 199 TL idi ama turuncu renk vardı ve hiç duymadığımız bir marka idi. İnternetten baktım markayı bulamadım. Görünüşü de çok beğenmedik.

Metro'da 270 tl idi sanırım. Güzel görünüyordu fakat renk seçeneği kalmamıştı burada da. Erkeler için lacivert, kızlar içinse beyaz renk kalmıştı 24 jantta.

Real'de ise 250 TL civarında idi ama modeli beğenmedik.

Carrefour'da ki model sanırım Ümit bisikletin Active modeli idi. 249 TL ile 299 TL arasında fiyatlar vardı. İki handikapı oldu bu modelin, birincisi frenleri uzak ve sert kaldı biraz çocuğa göre, ikincisi kadronun üst kısmının düz gelmesini ve yukarıda olmasını çocuk beğenmedi.

Migros'ta ise 239 TL idi ve vasat bir görüntü kalitesi vardı.

Büyük marketleri bitirip elimiz boş dönünce bir kaç büyük bisikletçiye baktık. Buralarda da 500 TL'den uygun kafamıza yatan bir bisiklet göremedik. Bunun üzerine belki baştan yapmamız gerekeni sonra yaptık ve bir marka seçip ondan gidelim dedik. Marka / model olarak internet üzerinden Salcano Hector'da karar kıldık. 24 jant, 21 mikroshift vites, çift amortisörlü. Bu bisikletin tek handikapı 15 kg oluşu. Muadillerine göre 2 kg daha ağır. Fakat bilinen bir marka, servis ağı, kadrosunun şekli, fiyat ve renk seçenekleri gibi etkenlerden dolayı bu marka modelde karar kıldık. Liste fiyatı 395 TL idi. Piyasa tam olarak serbest piyasa. İnternetteki Anadolu yakasındaki neredeyse tüm bayileri aradım ve neredeyse hepsi farklı fiyat verdi. Nakit olarak bana söylenen fiyatlar 300-395 TL arasında değişti. İlginçtir en pahalı fiyatı sadece bisiklet satan yerler verdi. En uygun fiyatları ise şu evkur tarzı alış veriş mağazaları verdi.

Biz de bize en yakın Pendik'teki bir alışveriş mağazasından 300 TL'ye aldık. Renk olarak siyah, kırmızı griyi seçtik.

Bu arada Volcano diye tamamı ile bu bisikletin çakması bir bisiklet daha gördük bi bisikletçide ve 300 TL fiyat çekti adam çakma markaya.

Bizim Astraya bisikleti sığdırmayı başardık. Araca sığdıramazsak adamlar ertesi gün ücretsiz getiriyorlardı.

Umarım tecrübelerim işinize yarar. Aldığım yerin ismi veya diğer özel konuları mesaj atarsanız seve seve yanıtlarım.
Hakkında
Konum: İstanbul,Pendik
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: geçen yıl
Son Mesaj Zamanı: 2 yıl
Mesaj Sayısı: 1.781
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 2.114
İkinci El Bölümü Mesajları: 20
Konularının görüntülenme sayısı: 135.662 (Bu ay: 503)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 531 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Motorlu Araçlar Dünyası
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.