A

Teğmen
11 Nisan 2013
Tarihinde Katıldı
Takip Ettikleri
3 üye
Görüntülenme
Toplam: 65 (Bu ay: 0)
Gönderileri

Forumda görüyorum, sürekli eskiye bi .ok atmalar falan, kendimden örnek vermek istedim.


Annem vasıfsız işçi, babamda devlet memuru idi. 195X doğumlular. Ben ve abim, 1980'lerde ilkokula başlayana kadar, annemin çalıştığı fabrikada, kreşte büyüdük. Annemin aldığı maaş, devlet memurundan fazla idi, ayrıca çok ciddi bir erzak yardımı yapılır, biz gelen erzakları bazen amcamlara falan verirdik. Ayrıca annemden kesilen maaş ile şirket ev yaptı ve anneme verdi.


Şu anda, herhangi bir özel sektörün, çocuklarınızı (sayı sınırlaması olmadan) kreşte büyüttüğünü. Çocuk başına en az 2.500 TL maliyeti var bu işin. Ayrıca fabrikanın hemen yanındaydı kreş, nasıl alıcam, nasıl bırakıcam derdi yok. Sabah annemle kalkar, işe gider gibi, fabrika servisine biner, o fabrikaya biz kreşe, akşam da birlikte dönerdik. Tekrar ediyorum, annem ilkokul mezunu, vasıfsız bir işçi. 1980'ler. Çalışanların çok ciddi hakları var.


İKİNCİ ÖRNEK KENDİMDEN: İş hayatına 2005'de atıldığımda, asgari ücretin 4 katı kadar maaşla işe başladım. Şehir dışında çalıştım, kira + faturalar + ev eşya taksitleri + kyk kredilerini ödedikten sonra, her hafta sonu şehrime gelip sosyaleşşiyordum, yine de para bitmiyordu ve biriktirdiğim para ile abimlere yardım ediyordum ve 4. senemde 3. yaşında bir Renault Clio aldım . (2009 yılında, 2006 model 14.000 TL'ye falan, ki o zaman maaşım 3-4bin TL idi, yani 4 aylık maaşımla 3 yaşında orta segment bir araba alıyordum. Bugün böyle bir araba 120-130 Bin TL, yani maaşım araba satın alma üzerinden bakarsak 30-40K TL imiş). Daha da önemlisi, çalışma hayatımın 5. yılında da, ev aldım. Şu anda o evi, sittin sene alamaz herhangi bir beyaz yaka çalışan. 2008-2009 yıllarında çeyrek altın sanırım 50 TL civarında idi, Maaşım 3-4Bin TL idi. Düşünün müdür falan değilim. Düz uzman/beyaz yaka. O zamanın parası ile ayda 50-70 tane çeyrek altın alıyordum sanırım.


Bunlar neden anlatıyorum? Benim iş hayatına başladığım zaman, çocuğuma şirketimin bakması hayal idi, ama kazandığınız para ile güzel hayat sağlıyordunuz. Ama şimdi iş hayatına başlayanlar için söylüyorum, bırakın çocuğuna bakması, evlenmesi hatta insanca yaşaması hayal. Ayda 10.000 TL'den az geliri olan bir insanın (bakın aile demiyorum), insanca yaşıyorum, istediğimi yapıyorum falan demesi (kusura bakmayın ama) ya yanlıştır ya da yalandır.


Bugün kaliteli ve sağlıklı gıda o kadar çok pahalı ki, normal bir insanın sğalıklı/kaliteli/güvenli bir gıdaya ulaşması ve her gün ihtiyacı olan kaloriyi alması, et, balık, süt, peynir v.s. istediğini tüketmesi herhalde kişi başı en az 1.500 - 2.000 TL. 4 kişilik bir ailenin gerçek gıda/mutfak masrafı en az 3-4K TL. Ha et-balık yemezseniz, ne idiği belirsiz yumurta alırsanız, her şeyin en kötüsünü, en bayatını, alırsanız 1.000 TL de tutar. Ama bugün gerçek peynir 60 TL, gerçek zeytinyağı 30 TL, gerçek yumurta 2 TL ise, düşünmemiz lazım.


Ben olayı siyasete çekmek istemiyorum. 2005 yılında da şu anki hükümet vardı. Ama anlayış farklı. 2010'lardan sonra ülkede, eğitime, kaliteye, vasıflı olana, yani liyakata önem verilmedi. Sonuç bu. Artık gençler iş bulsa da mutlu olamayacaklar. Sürekli borç içinde büyüyecekler. Bırakın en iyi okulları, en iyi arabaları , en iyi evleri, standart bir arabaya bile binemeyecekler 2000 model Fiat Uno ile mutlu olmaya çalışacaklar.


Eski Türkiye diye kötülüyorsunuz bazen ama samimi söylemek istiyorum. Bence 1990-2005 arası dönem , altın dönemmiş. O zamanki sorunlar, şu anki sorunların yanında hiç kalır. Bakın dediğim gibi, annem (vasıfsız işçi), özel sektörde, çocuklarına (bizlere) şirket bakmış. Şimdi bana bu şekilde bir şirket gösterin lütfen. Ya da kaç tane var?

Yaklaşık 10 senedir düzenli olarak hepsiburada'dan alışveriş yaparım ve çok da beğendiğim bir sitedir kendileri.

Lakin, son dönemde alışverişlerimde sorun çıkmaya başladı.

Önce, bebek arabası aldım (siyah renk) fakat satıcı bana kırmızı renk yolladı. İade süreci baya zor ve sancılı geçti. Çok şükür iade ettik paramızı geri aldık ve başka bir siteden (n11) aynı ürünün siyahını aldık. Fakat, bebeğimizin doğumunda arabamız yoktu, bebeğimizi ana kucağında v.s. taşımak yerine, kucağımızda taşıdık çıktık. N11'den kolay ve basit bir alışveriş ile çözdük sorunu.

Geçen gün ise pişik kremi siparişi verdim. ( 3 adet). Kargo geldi. Faturasında, etiketinde pişik kremi yazıyor ama açtığımızda boğaz pastili olduğunu görüyoruz. Tamamen alakasız ürün. Cep telefonu siparişi verip, salatalık göndermek gibi bir şey.

Hepsiburada yeni süreçte baya bir sıkıntı yaşıyor bende. Aynı durum ile karşılaşan var mıdır?

*Amacım HB'yi gömmek değil, mesela 50 TL üzeri kargo yapması çok güzel. Bebek bezi v.s. alıyoruz kargo ücreti ödemeden geliyor. n11'de kargosuz olması için, aynı satıcıdan 150-200 TL alışveriş yapmak lazım. O da pek denk gelmiyor.
Direkt konuya gireyim.

Eşim ehliyeti kaybetti. Yenisini çıkaralım dedik. Randevulu artık dediler. Randevu almak istedik. En yakın 2 ay sonrasına gün veriyor. 7 aylık hamile eşim. O zamana da doğum var. Doğum - Lohusa v.s. derken Kasım ayını bulur herhalde.

Ne yapmamız gerekiyor? Yardımcı olur musunuz?
Merhaba arkadaşlar,

Elimde hiç kullanılmamış OPEL YENİ ASTRA OTO TEYP vardır.

2012 yılı Ekim ayında SIFIR OPEL YENİ ASTRA J KASA HB 1.6 EDITION ARACIMI ALIRKEN, araç bana gelmeden serviste 2.000-TL'ye navigasyon taktırmıştım. Aracımın ORJİNAL OTO TEYBİNİ bana kutusuyla birlikte verdiler. Bugüne kadar, kutuyu hiç açmadım/ellemedim. Uzunca bir süredir duruyor. Aracımı geçen sene satmıştım. Sattığım arkadaş da gelip almadı. Evde duruyor öyle.

Uygun bir fiyata vermeyi düşünüyorum. Tekrar söylüyorum hiç kullanılmadı. Mantıklı tüm tekliflerinize açığım.

İzmir'de yaşıyorum.
Merhaba, gold.com.tr'den I Phone 7 128GB telefon aldım. Ödemeyi peşin yaptım. 3 iş günü içinde gönderilmesi lazım iken, 15 gün oldu gönderilmedi. Ayrıca, her konuşmamda bugün gönderilecek dendi. Hatta, bugünkü konuşmamda, gönderildi dendi. Ama ne kargo takip numarası var? Ne de başka bir şey? Her gün, bugün kargolanacak diye diye 15 gün geçti. Ne yapmam lazım acaba?



Firma, ürün gönderildi diyor ama elimde kargo takip numarası falan da yok?



Yasal haklarım v.s. nedir?



Nasıl bir süreç izlemem lazım
Merhaba, gold.com.tr'den I Phone 7 128GB telefon aldım. Ödemeyi peşin yaptım. 3 iş günü içinde gönderilmesi lazım iken, 15 gün oldu gönderilmedi. Ayrıca, her konuşmamda bugün gönderilecek dendi. Hatta, bugünkü konuşmamda, gönderildi dendi. Ama ne kargo takip numarası var? Ne de başka bir şey? Her gün, bugün kargolanacak diye diye 15 gün geçti. Ne yapmam lazım acaba?

Firma, ürün gönderildi diyor ama elimde kargo takip numarası falan da yok?

Yasal haklarım v.s. nedir?

Nasıl bir süreç izlemem lazım
ALTAY Başkanı Özgür Ekmekçioğlu, Alsancak Stadı’nın yenileme çalışmalarında belirlenen takvimde her hangi bir sapma olmadığını ve tesisin 2018-19 sezonunda kapılarını futbolseverlere açacağını ifade etti.



http://www.alsancakstadi.org/alsancak-stadi-2018de-tamam/
[/link] [link=http://www.ofistehayat.com/varlik-fonu-nedir-ulusal-varlik-fonu-nedir/]

Varlık fonu, cari işlemler fazlası veren ülkelerin yabancı para rezervlerindeki artışın değerlendirilmesi için kurulan, devlet kontrolündeki fondur.

Varlık fonu, Ulusal varlık fonu olarak da adlandırılır. Ayrıca, Türkçe’de henüz tam kabul görmüş bir çevirisi olmayan bu kavram, çeşitli kaynaklarda Bağımsız varlık fonları, Ulusal yatırım fonları, Ülke yatırım fonları, Devlet refah fonları veya kısaca Ulusal fonlar olarak da karşımıza çıkabilmektedir.

Varlık fonu gelirini bütçe fazlalıklarından elde eden bir fondur. Eğer bir devlet bütçe fazlası veriyor ise, bu fazlayı bir kaç farklı yöntem ile yönetebilir.
* Kamu harcamalarını arttırır.
* Vergi oranlarını azaltır. (Kamu gelirlerini azaltır)
* Kamu borçlarını erkenden öder.
* Bir varlık fonu kurarak, fazlalıklarını bu fona aktarabilir.



İşte bu fona Varlık fonu veya ulusal varlık fonu denir. Genel olarak bütçe fazlası veren ülkelerin kurduğu bir fondur. Özellikle yüksek petrol geliri olan ülkeler varlık yönetim fonu kurmaktadır. Mevcut ulusal varlık fonları içerisinde en büyüğü, Norveç’in kaynağı petrol gelirleri olan GPF kısa isimli “Government Pension Fund – Global” fonudur.

Varlık fonunun amacı nedir?

Bir varlık fonu kurulmasının genel olarak iki temel amacı vardır: (1) Ülke ekonomisinin, konjonktürel etkilerden kurtarılarak istikrarlı biçimde işlemesini sağlamak. (2) Gelecek kuşaklara refah aktarabilmek. Bu çerçeveden bakınca fonun varlıkları ve getirilerinin karşılaşacağı risklerden yüksek olması gereklidir.

Varlık fonunun temel dayanağı nedir?

Bir varlık fonu kurulabilmesi için her şeyden önce bir varlık ya da kamu elinde oluşmuş bir gelir fazlalığı olması gerekir. Buna göre varlık fonları iki şekilde kurulabilmektedir: (1) Bir veya birden fazla emtiaya dayalı fonlar: Bunlar genellikle ihraç edilen emtianın gelirleri nedeniyle oluşan bütçe fazlalarından oluşur. Tipik örnekleri körfez ülkelerinin kurdukları fonlardır. Bu fonların çoğu ihraç edilen petrolden sağlanan gelirlerle oluşturulmuştur. Norveç’in kurduğu emeklilik fonu da benzer şekilde Kuzey Denizinden elde edilen petrol gelirlerinin yarattığı bütçe fazlasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlamaktadır. (2) Bir emtiaya dayalı olmayan fonlar: Bunlar ya Dış ticaret fazlaları ile ya da emeklilik fonlarında biriken paralarla oluşturulmaktadır. Bu tür fonların tipik örnekleri Çin, Kore ve Hong Kong gibi ülkelerin kurdukları varlık fonlarıdır. ABD’nin her iki örneğe de giren birden fazla varlık fonu bulunmaktadır.

Varlık fonu nereye yatırım yapar?

Varlık fonları, ağırlıklı olarak, devlet tahvillerine, hisse senetlerine, yatırım fonlarına, çeşitli projelere geçici ya da kalıcı ortaklıklar yoluyla girip yatırım yaparlar. Bazı ülkeler varlık fonlarının yatırımlarıyla ilgili bazı kısıtlamalar ve standartlar getirmişlerdir. Örneğin birçok ülkede varlık fonları için S&P ve Fitch’in BBB – ve Moodys’in Baa3 kredi notları yatırım yapılabilir en düşük not olarak kabul edilmekte, bu notun altında kredi notu olan ülke tahvillerine yatırım yapılamamaktadır.



2006 yılında yaşanan subprime mortgage ve 2008 yılında yaşanan Lehman Brothers krizlerinin ardından ABD başta olmak üzere bu fonların bir bölümünün finansal sektör kuruluşlarını kurtarmakta kullanılması bunların uluslararası tartışma ve eleştirilerin hedefi haline gelmelerine neden olmuştur.

Türkiye Varlık Fonu’nun temel nitelikleri

Türkiye Varlık Fonu kurulmasına ilişkin yasanın genel gerekçesi ve başlıca maddelerindeki hükümlerden hareketle bu fonun niteliklerini ve amaçlarını özetleyebiliriz.

(1) Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. adı altında 50 milyon TL sermayeli bir anonim şirket kuruluyor. Başbakanlığa bağlı olarak çalışacak olan şirketin sermayesi, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından konulacak. Şirketin yönetim kurulu en az 5 kişiden oluşacak ve başkan ve üyeleriyle şirket genel müdürü Başbakan tarafından atanacak. Bu anonim şirket özel hukuk hükümlerine tabi olacak. Şirket Türkiye Varlık Fonu İçtüzüğünü hazırlayacak ve bu iç tüzüğün tescili ile Türkiye Varlık Fonukurulacak. Ayrıca gerek görülmesi halinde Türkiye Varlık Fonuna bağlı alt fonlar kurulabilecek.

(2) Şirket tarafından Türkiye Varlık Fonu adına gerçekleştirilebilecek işlemler şöyle sıralanıyor: Yerli ve yabancı şirketlerin hisse senetleri, özelleştirme kapsam ve programına alınanlar dâhil olmak üzere Türkiye’de kurulan ihraççılara ait payların alınıp satılması. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar hükümleri çerçevesinde alım satımı yapılabilen yabancı kamu, özel sektör ve kamu borçlanma araçları ve ihraççı paylarının alınıp satılması. Vadeli mevduat ve katılma hesabı işlemlerinin yapılması. Hazine taşınmazları ve mevduat sertifikaları, altın ve diğer kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı olarak ihraç edilen sermaye piyasası araçlarının alım satım işlemlerinin yapılması. Fon katılma payları, repo ve ters repo işlemleri, kira sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, varantlar ve sertifikalar, Takasbank para piyasası işlemleri, türev araç işlemlerinin nakit teminatları ve primleri, özel tasarlanmış yabancı yatırım araçları ve ikraz iştirak senetleriyle ilgili işlemlerin yapılması. Ulusal yatırımlar ile uluslararası alanlarda diğer devletler ve/veya yabancı şirketler tarafından yapılacak yatırımlara iştirak ve bunlarla sınırlı olmamak üzere diğer yatırım araçları işlemlerine girilmesi.

(3) Türkiye Varlık Fonunun kaynakları şu şekilde sayılıyor: a) Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından; özelleştirme kapsam ve programında bulunan ve Türkiye Varlık Fonuna devrine karar verilen kuruluş ve varlıklar ile Özelleştirme Fonundan Türkiye Varlık Fonuna aktarılmasına karar verilen nakit fazlası. (b) Kamu kurum ve kuruluşlarının tasarrufu altında bulunan ihtiyaç fazlası gelir, kaynak ve varlıklardan; Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye Varlık Fonuna aktarılmasına veya Şirket tarafından yönetilmesine karar verilenler. (c) Türkiye Varlık Fonu tarafından yurtiçi ve yurtdışı sermaye ve para piyasalarından ilgili mevzuat kapsamında yer alan izin ve onaylar aranmaksızın sağlanan finansman ve kaynaklar. (d) Para ve sermaye piyasaları dışında diğer yöntemlerle sağlanan finansman ve kaynaklar.

(4) Şirket, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonlar Sayıştay denetimine tabi olmayacak. Şirket ve fonlar bağımsız denetime tabi olacaklar. Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak fonlar, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bağımsız denetime tabi olacak.



(5) Şirket, varlık Fonu ve bu yasaya göre kurulan şirketler, alt fonlar gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutuluyor, ayrıca yapacağı işlemlerin bir bölümü de KDV gibi vergilerden istisna ediliyor.

Türkiye Varlık Fonundan beklentiler

Türkiye Varlık Fonundan beklentiler yasanın genel gerekçesinde sıralanmış bulunuyor. Buna göre;

(a) Türkiye Varlık Fonunun kurulmasıyla büyüme oranında artış sağlanacak.

(b) Sermaye piyasalarında büyüme ve derinleşme hızlanacak.

(c) İslami finansman varlıklarının kullanılması yaygınlaşacak.

(d) Yapılacak yatırımlarla yüzbinlerce kişiye istihdam olanakları sağlanacak.

(e) Savunma, havacılık, yazılım gibi alanlardaki yerli şirketlerin sermaye ve proje bazında desteklenmesiyle küresel oyuncu konumuna geçmeleri sağlanacak.

(f) Otoyollar, Kanal İstanbul, Üçüncü Köprü ve Havalimanı, Nükleer Santral gibi büyük altyapı projelerine kamu kesimi borcu artırılmadan finansman bulunacak.

(g) Katılım finansmanı sektör payı artırılacak.

(h) Arz güvenliğini sağlamak üzere, Türkiye için önem taşıyan petrol, doğalgaz gibi yurtdışındaki stratejik sektörlere bürokratik kısıtlamalara bağlı olmadan doğrudan yatırım yapılabilmesi gerçekleştirilecek.

(i) Bu Fon, ekonominin yapısal sorunlarını aşmakta katkı sağlamanın yanı sıra dış politikanın önemli bir enstrümanı olarak Türkiye’nin uluslararası arenada daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

Kaynak: [link=http://www.ofistehayat.com/varlik-fonu-nedir-ulusal-varlik-fonu-nedir/ ][/link]
Yapılan referandum sonucunda, Britanya halkı Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmaya karar verdi.



Referandumun sonucu, Avrupa Birliği’ne ve dünyaya neler getirecek ve neler götürecek? Avrupa’daki ve dünyadaki ülkelerin sosyal ve ekonomik politikaları ne yönde şekillenecek? Türkiye bu durumun neresinde? İşte tüm bu sorularınıza cevap vermeye çalışacağız.



1- Brexit nedir?



Britanya ve İngilizce’de ‘çıkış’ anlamına gelen ‘exit’in birleştirilmesiyle oluşturulan kelime, ülkenin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını simgeliyor. Britanya’nın AB’ye dair geleceğine ilişkin referandum, Muhafazakar Parti’nin 2015 yılındaki genel seçimlere dair vaatlerinden biriydi.



2- Referandum nasıl sonuçlandı?



brexit 07



AB’den ayrılma yönünde oy kullananların oranı yüzde 51,9, kalmak isteyenlerin oranı ise 48,1 olarak açıklandı. Zafer “ayrılık” taraftarlarının oldu. Britanya seçim konseyi seçimi ayrılık taraftarlarının kazandığını resmen ilan etti.



3- Süreç nasıl devam edecek?



Referandum sonrasında, Lizbon Antlaşması’nın 50. Maddesi devreye girecek ve ayrılık için Avrupa Birliği ve Britanya arasında müzakere süreci başlayacak. Müzakere süreci, Britanya ile AB tarafından ortak uzatım kararı alınmaması durumunda en fazla iki yıl sürebilecek.



Daha önce hiçbir ülke Avrupa Birliği’nden ayrılmayı talep etmediği için müzakerelerin nasıl şekilleneceği ve ne yönde ilerleyeceği konusu ise belirsizliğini koruyor.



Müzakerelerdeki en önemli konulardan bir tanesi ise, Britanya’nın AB üyesi ülkelerin gümrük ve hukuk kısıtlamaları olmaksızın birbirleriyle ticaret yapabildikleri ‘tek pazar’a karşı yeni statüsü olacak.



4- Ayrılıkçılar neden AB’den ayrılmak istiyordu?



brexit 08



Ayrılıkçıların ayrılmak istemelerin en önemli nedeni “tamamen duygusal”. Ayrılık taraftarları, Avrupa Birliği’nin politik ve ekonomik yönden, Britanya için bir ayak bağı olduğunu vurguluyordu.



AB bölgesinin (Eurozone) 5-10 seneden bu yana, kuvvetli büyüme gösterememiş olması sebebiyle, ticaretin AB dışı bölgelerdeki Çin, Hindistan gibi büyümekte olan ekonomilere yönlendirilmeleri gerektiğini savunan ayrılıkçılar; AB üyelerinin dış ticarette AB adına yapılan anlaşmalara bağlı kalmak zorunda olduklarını, dolayısıyla önlerinde AB’den ayrılmak dışında bir çözüm olmadığını ortaya atıyordu.



Ayrıca, AB’nin dayattığı düzenlemelerin şirketlere yarattığı ek maliyetlerin de, AB üyesi olmanın getirilerinden daha fazla olduğu da ayrılıkçıların iddiaları arasındaydı.



Sterlinin durumu: Britanya’nın Avrupa Birliği’nBrexit nedir? Etkileri ne olacaktır? 9 soruda Brexitbrden ayrılması durumunda sterlinin değer kaybetmesi ise ayrılıkçılar tarafından Britanya’nın ihracat ürünlerini uluslararası piyasada daha ucuz ve dolayısıyla daha rekabetçi hale getirip ihracatı artıracağı ve bu da yüksek seyreden cari açığı azaltacağı için olumlu bir gelişme olarak görülüyordu.



Ayrılık taraftarları Britanya’nın, Avrupa Birliği’ne yaptığı ihracatın tek pazara girdikten sonra toplam ihracat içindeki oranının artış göstermemesinin ‘Tek Pazar’ın Britanya lehine çalışan yapı olmamasına bağlıyordu. Ek olarak, Doğu Avrupa’dan yoğun bir şekilde göç alan Britanya’nın bu sorunu da ancak Avrupa Birliği (AB) üyesi olmadığı bir senaryoda çözebileceğini düşünüyorlardı.



5- AB üyeliğinin Britanya’ya maliyeti ne?





Britanya AB bütçesine yılda 18 milyar sterlin tutarında ödeme yapıyor. Bu tutarın 8 milyarlık sterlinlik kısmı katkı ve indirim olarak Britanya bütçesine geri dönüyor. Kısacası, AB üyeliğinin ülkeye faturası yıllık yaklaşık 10 milyar sterlin.



10 milyar sterlin’lik bu bütçe, artık Britanya’nın kasasında kalacak, ancak bu noktada devreye AB tek pazarından çıkmanın maliyeti giriyor. AB ülkeleri ile yapılacak ticarete gümrük vergilerinin eklenmesinden kaynaklanan maliyetin boyutu, Avrupa Birliği ile yeni dönemde nasıl bir ticaret anlaşması yapılacağı belli olmadığı için henüz bilinmiyor.



Ayrılma yönünde oy kullananlar, ticaret anlaşmalarının koşulları ne olursa olsun ödenecek gümrük vergilerinin AB üyesi olarak bütçeye ödenen katkıları aşmayacağı görüşünde.



AB destekçileri ise AB bütçesine ödenen katkıların gelişmekte olan üyelerin alım gücünü arttırarak dolaylı yoldan Britanya ekonomisine katkı sağladığını öne sürüyordu.



Bunun dışında, Avrupa Birliği’nin karmaşık yapısı sebebiyle sonlandırılamayan ticaret anlaşmaları da ayrılıkçılar tarafından maddi karşılığı bulunamayan fırsat maliyetleri olarak görülüyordu.



6- Brexit’ten Britanya’nın Avrupa Birliği ile ekonomik ilişkileri nasıl etkilenir?



brexit 03



2015 yıl sonu rakamlarına göre Britanya’nın en büyük ticaret ortağı AB ile ticari ilişkileri ihracatının yüzde 43.7’sini (223 milyar sterlin), ithalatının da yüzde 53’ünü (291 milyar sterlin) kapsıyor. AB destekçileri, ayrılma gerçekleşirse, mevcut durumun bozulmasının Britanya ekonomisine zarar vereceğini düşünüyor.



Ancak, Britanya’nın en büyük ticaret ortağı AB ile dış ticaret dengesi açık veriyor, yani AB ile yapılan ticarette ithalat ihracattan daha fazla. Buna ek olarak krallık ekonomisine en büyük katkıyı yapan servis ve hizmet sektörleri de bu açığı kapatmaya yetmemesi, cari açığın git gide büyümesine neden oluyor.



Cari açık 2015 yılı sonunda, 96.2 milyar pound ile gayri safi milli hasılanın yüzde 5,2’sine ulaştı.



AB’den ayrılmanın ekonomiye etkilerinin olumsuz olacağını düşünenler arasında İngiltere Merkez Bankası da bulunmakta. Başkan Mark Carney AB’den ayrılmanın finansal istikrar için en büyük iç risk olduğunu açıklamıştı. Banka da en son enflasyon raporunda Brexit gerçekleşirse, enflasyonun tetikleneceğini, işsizliğin artacağını ve ülkenin durgunluğa sürüklenebileceği konusunda uyarılarda bulunmuştu.



Referandumdan ayrılık kararı çıkmasından en olumsuz etkilenecek sektörün finans sektörü olması bekleniyor.



AB’nin tek pazarına katıldıktan sonra Londra’da faaliyet gösteren finans kurumlarının herhangi bir ek düzenlemeye ihtiyaç duymadan tüm AB pazarına erişime olanak sağlaması, AB içindeki ve dışındaki finans kuruluşlarının Londra’ya toplanması, şehrin uluslararası finans pazarına pasaport sağlayan bir finans merkezine dönüşmesini sağlamıştı. Kısacası, Londra AB’nin finans merkezi konumunda idi.



Londra’nın mevcut durumu, AB üyesi olmadan sürdürüp sürdüremeyeceği de bilinmeyenler arasında.



7- Avrupa Birliği ile ekonomik ilişkiler nasıl yapılandırılacak?



brexit 10



Ayrılıkçıların hedeflerine ulaştıkları takdirde tam olarak nasıl bir model izleyeceğine dair bir ortak görüşü bulunmuyordu.



Britanya’nın takip edebileceği modellerden ilk akla gelenler şu şekilde:



Avrupa Ekonomik Bölgesi (EEA) üyeliği: Britanya, Avrupa Serbest Ticaret Topluluğu’na (EFTA) katılarak, ETFA’nın Avrupa Ekonomik Bölgesi (European Economic Area) ile olan anlaşmasına dahil olabilir . EEA anlaşması 28 Avrupa birliği üyesi ve EFTA’nın İsviçre hariç üç üyesi; Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn’ı kapsıyor.



Anlaşmaya taraf olan ETFA ülkeleri tarım ve balıkçılık sektörleri dışında Avrupa Birliği pazarının düzenlemelerine uyum sağlıyor. EEA sınırları içinde de AB tek pazarının ürün, hizmet, insan ve sermayenin serbest dolaşımı ilkeleri geçerli.



Britanya’nın bu seçeneği tercih etmesi durumunda ülkesine gelen AB göçmenlerine vize uygulayamayacak ve mevcutta ödediğinde daha az da olsa AB bütçesine katkı ödemeye devam edecek. Bütçeye olan katkılarına rağmen EFTA üyelerinin AB mevzuatının karar sürecinde herhangi bir söz hakkı bulunmuyor.



EEA seçeneği AB’nin politik yönü ve ekonomik yönünü birbirinden ayıran bir seçenek olarak gözükse de, sürekliliği için özellikle ticaret hukuku alanında EEA’nın dayatacağı düzenlemelere tam uyum gerekeceği için AB’den tamamen bağımsızlık anlamına gelmiyor.



İsviçre Modeli: EFTA üyesi olmasına rağmen, İsviçre kendini EEA anlaşmasının dışında tutuyor. AB ile ticari ilişkilerini sayısı 100’ü geçen ikili anlaşmalarla yürütüyor ve AB’ye EEA anlaşmasına taraf ülkelerden daha az da olsa katkı ödemeleri yapıyor. Ancak Britanya’nın bu kadar kapsamlı bir politik süreci ayrılık müzakerelerinin süresi olan iki yıl içinde tamamlayıp tamamlayamayacağı bilinmiyor.



Gümrük Birliği: Türkiye, Andorra, San Marino ve AB üyelerinden oluşan gümrük birliği üyelerinin sınırları tarım, hizmet ve kamu ihaleleri dışındaki ticari faaliyetlerinde kullanılmak üzere bir ekonomik bölge oluşturuyor.



Birlik üyeleri, birlik dışından gelecek ürünlere aynı gümrük tarifesini uyguluyor. Türkiye’nin 1996 yılından itibaren üyesi olduğu gümrük birliği, ülkemizin AB’ye katılım sürecinde bir adım olarak değerlendiriyordu. Bu sebeple anlaşma hükümlerinde Türkiye’nin aleyhine olan ve ancak tam AB üyeliği halinde etkisi sıfırlanacak koşullar mevcut.



Bu anlaşmanın en göze çarpan dezavantajı ise AB’nin diğer ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının AB üyesi olmayan ülkeleri kapsamaması. Gümrük Birliği koşullarına göre Türkiye, AB’nin anlaşma imzaladığı ülkeye gümrük birliği kapsamında ihracat yapamıyor, ancak anlaşma yapılan dış ülkeler bizim sınırlarımıza düşük gümrük vergisi ise mal ihraç edebiliyorlar.



Bu dezavantaj AB’nin ABD ile imzalayacağı Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’nda (TTIP) Türkiye’nin kapsam dışı bırakılması ihtimali üzerine tekrar gündeme gelmiş ve ekonomi bakanı Nihat Zeybekci tarafından bu durumda gümrük birliğinin sonlandırılabileceği dile getirilmişti.



Dünya Ticaret Örgütü: Britanya AB ile özel bir anlaşma yapmaması halinde üyesi olduğu Dünya Ticaret Örgütü’nün altyapısı ile AB ile ticari ilişkilerini sürdürebilir. DTÖ ticarette ülkeler arasında ayrımcılığı engellemek için MFN (Most Favoured Nation) uygulamasını dayatıyor.



Bu uygulamaya göre, bir ülkenin bir ticaret partnerine gümrük tariflerinde indirim yapılması durumunda tüm DTÖ üyeleri için de aynı vergi oranının geçerli olması esas. Bu senaryoda Britanya muhtemelen AB üyesiyken uyguladığı tarifeleri sürdürürken bir yandan stratejik gördüğü ülkeler ile serbest ticaret anlaşmaları yapmaya çalışacaktır.



8- Dünya Brexit’e nasıl reaksiyon veriyor?





Brexit text with British and Eu flags illustration



Reuters’a yaptığı açıklamada Froman, Britanya’nın elinin pazarlık masalarında ancak AB gibi büyük bir ekonominin üyesi olarak daha güçlü olabileceğini ve bir ticaret anlaşmasının yokluğunda Çin ve Brezilya’ya uyguladıkları gümrük tarifelerinin Britanya için de geçerli olacağını söylemişti.



ABD Başkanı Obama da Nisan ayında Brexit’i desteklemediğini belirterek, Britanya ile ticaret anlaşmasının yapılmasının on yıl sürebileceğini iddia etmişti.



Alman ekonomi bakanı Wolfgang Schauble da der Spiegel’e verdiği röportajda Britanya’nın AB dışına çıktığında tek pazara girme şansını kaybedeceğini belirtmişti.



Çin devlet başkanı Xi Jinping de Brexit hakkında görüşlerinin sorulması üzerine daha güçlü ve daha kenetlenmiş bir AB’yi tercih edeceklerini belirtmişti.



Geçtiğimiz mayıs ayında IMF direktörü Christian Lagarde da Brexit’in ekonomik sonuçlarının ‘çok ama çok kötü’ olacağını belirterek, ayrılıkçıları desteklemediğini açıklamıştı.



9) Brexit göç sorununu çözebilir mi?



brexit 13



Ayrılıkçıların ellerinin en güçlü olduğu konulardan başında göç sorunu geliyordu.



3.3 milyon göçmenin bulunduğu ülkede, 2.1 milyon ile AB vatandaşları bu grup içindeki en büyük blok olarak göze çarpıyor. 2004 yılında AB’ye yeni katılan üyelere de Britanya’da çalışma izni verilmesi ardından daha fazla göç almaya başlayan ülkede; göçmenler ayrılıkçılar tarafından iş piyasasında ücretleri düşürmekle suçlanıyorlar.



Bu konuda yapılan kamuoyu araştırmaları da ayrılıkçıları destekliyordu. 2015 yılında yapılan bir çalışmada, son on yılda ülkenin çok fazla göç aldığını düşünenlerin oranı %75’ti.



Yine bir ankete göre ise Britanya’nın AB’den çıkması durumunda göçün azalacağına inananların oranı yüzde 61’di.



Bu duruma çözüm olarak ayrılıkçılar; göçmenlerin bir puanlama sistemine tabi tutularak sadece ekonomiye fayda sağlayacakların çalışma izni alabilecekleri bir sisteme geçilmesini talep ediyordu.



Ayrılık sonrasında Britanya EEA’ya dahil olursa göç konusunda bir yaptırım uygulaması mümkün olmayacak, çünkü EEA’ye dahil olan ülkeler insanların hareketlerini kısıtlayamıyor.



Ek olarak Avrupa Birliği’nde yaşayan sayıları yaklaşık 1.2 milyon olan Britanya vatandaşının akıbeti ise ayrılık sürecinden sonra AB tarafından ayrılığı düşünebilecek diğer üyelere gözdağı vermek için bir pazarlık kozu olarak kullanılabilir.



Kaynak.www.ofistehayat.com
Üniversite/öğrencilik hayatınız bitti! Hoşgeldin “iş hayatı”? Peki, şimdi ne yapacaksınız?



Kaynak:http://www.ofistehayat.com/is-hayatina-yeni-baslayanlar-icin-tavsiyeler/



Kabul edelim ki, insan hayatındaki en eğlenceli dönemlerden birisidir, öğrencilik. Üniversiteden mezun olduğumuzda, hepimiz kendimize “Şimdi ne yapacağım?” diye sormuşuzdur. Ama hayatın cilvesi, bu soruları daha çok soracağız. İşe yeni başladınız, yarın iş hayatınızın ilk günü. Akşam yatmadan önce beyninizi kemiren o soru: “Peki, şimdi ne yapacağım?”



iş hayatı başlangıç



İş hayatı, aile ve okul hayatına benzemez. Daha önce hiç görmediğiniz ve iş hayatı olmasa, hiçbir zaman da göremeyeceğiniz insan figürleriyle karşılaşacaksınız.



Peki, ne yapmanız gerekiyor?



Bu soruya pek çok yanıt verilebilir. İş hayatı içerisinde yapılmaması ve yapılmaması gereken onlarca konu/davranış var. Biz burada yapmanız gereken ve bizce en önemli konuları belirteceğiz.



#1 Gözlemleyin: Yeni bir ortamdasınız ve bu ortamın kendine özgü kuralları var. Çok iyi bir gözlemci olun. Mesela, kim kimden çekiniyor. Kim kime iş veriyor. Kim kimden iş alıyor. Şirketin yapısı, kuralları ve düzeni nasıl? Bütün bunları gözlemleyin. Zihninizde ufak ufak notlar tutun.



#2 Giyiminize özen gösterin: Herkesin gözü sizin üzerinizde. Siz fark etmeseniz bile, insanlar “işte yeni personel” diye sizi gösteriyor. Ayrıca, şık ve temiz bir kıyafet seçimi, bir çok insanı ilk aşamada etkiler.



#3 Giriş – Çıkış saatlerine özen gösterin: Eğer servis kullanılmıyorsa, gidiş-geliş saatlerinize önem verin. Siz yeni olduğunuz için, gözler sizin üzerinizde olacaktır. İşe herkesten 3-5 dakika erken gelin. Fakat bu erken gelmeyi abartmayın. Giriş saati 08:30 ise, siz 08:00’de gitmeyin. Bu da size çömez imajı verecektir. Diğer çalışanlarla aynı anda çıkın.



#4 Ukalalık/gevezelik yapmayın: Bir konuyu çok iyi bilseniz bile, ilk aşamada çok ukalalık yapmayın. Yerinde ve zamanında konuşun. Boş konuşmayın.



#5 Saygı gösterin: Özellikle uzun süredir çalışan var ise, ya da bağlı bulunduğunuz amire/müdürünüze saygı gösterin. Onların deneyimlerinden faydalanmaya çalışın. Kısacası, “cin olmadan adam çarpmayın”



#6 İngilizcenizi geliştirin: Bir çoğumuz, üniversitede iyi derecede İngilizce öğrenemeden iş hayatına atılıyor. Bu konuda bir eksiğiniz var ise, iş hayatınızın ilk döneminde İngilizcenizi geliştirmeye zaman ayırın. İlerleyen dönemlerde, yoğun iş temposunda bunu yapmaya fırsatınız olmayabilir. Unutmayın! İngilizce, neredeyse bir diploma değerindedir.



#7 Kendi kararınızı kendiniz verin: Üstlerinize kızdığınız ya da yönetim ile sorun yaşadığınız konularda, başkalarının dolduruşuna gelmeyin. iş hayatı kurtlar sofrasıdır. Çevrenizde arkadaş olarak düşündükleriniz, sizi dolduruşa getirebilir ve istemeden de amirlerinize karşı saygısızlık yapabilirsiniz. Bir probleminiz var ise, amirleriniz ile saygı çerçevesinde kibarca konuşun. Derdinizi anlatın. Ama başkalarının sizi yönlendirmesine izin vermeyin.



#8 Networking’e önem verin: Son yıllarda çok önemli bir kavram olan “Networking”e önem verin. İş hayatınızdaki ilişkilerinizi hep sıcak ve samimi tutun. İş bağlantılarınızı sürekli olarak canlı tutun. iş hayatı içinde tanıştığınız insanlarla bağlantınızı koparmayın.



#9 Teknoloji ile aranız iyi olsun: Artık teknoloji çağındayız. Her türlü teknoloji ile aranız iyi olsun. Ofis ekipmanlarından faks, fotokopi kullanmaktan tutun da, MS Office programlarına kadar , teknolojiye hakim olun. Sizden yaşça büyük iş arkadaşlarınıza telefon tavsiyesinde de bulunabilirsiniz, çok iyi program kullandığınız için terfi de edebilirsiniz. Kim bilir?



#10 Maaş karşılaştırmasına girmeyin: iş hayatı daha yeni başladı. Bu yüzden kendinizi, çalışmaya başladığınız şirketteki kişilerin maaşları ile kıyaslamayın. Siz de aynı işi yapıyor olabilirsiniz, lakin onlar deneyimli. Deneyim, iş hayatında çok önemlidir.



Umarız, başarılı bir iş hayatı geçirirsiniz.



Kaynak:http://www.ofistehayat.com/is-hayatina-yeni-baslayanlar-icin-tavsiyeler/
Hakkında
Konum: İzmir,Bornova
Temel Bilgiler ve İstatistikler
Aktiflik: Şu anda DH'de değil
Son Giriş: 17 sa. önce
Son Mesaj Zamanı: geçen ay
Mesaj Sayısı: 132
Gerçek Toplam Mesaj Sayısı: 1.299
İkinci El Bölümü Mesajları: 76
Konularının görüntülenme sayısı: 22.525 (Bu ay: 395)
Toplam aldığı artı oy sayısı: 1.524 (Bu hafta: 0)
En çok mesaj yazdığı forum bölümü: Konu Dışı / Off Topic
Mesajları
İkinci El Referansları
- x
Bildirim
mesajınız kopyalandı (ctrl+v) yapıştırmak istediğiniz yere yapıştırabilirsiniz.